Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1.  Spor sözcüğünün kökeni Latinceden gelmektedir(Desportare ve İsportus= eğlenmek, hoşça vakit geçirmek, oyalanmak). 11. Yüzyılda Fransızcadan İngilizceye.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1.  Spor sözcüğünün kökeni Latinceden gelmektedir(Desportare ve İsportus= eğlenmek, hoşça vakit geçirmek, oyalanmak). 11. Yüzyılda Fransızcadan İngilizceye."— Sunum transkripti:

1 1

2  Spor sözcüğünün kökeni Latinceden gelmektedir(Desportare ve İsportus= eğlenmek, hoşça vakit geçirmek, oyalanmak). 11. Yüzyılda Fransızcadan İngilizceye ödünç sözcük olarak geçen desport (eğlendirme, oyalama, gevşeme) İngilizcede sport (zaman öldürme, oyalanma, hobi) anlamında kullanılmaya başlanmıştır 2

3  Alman Carl Diem’e göre spor; bireyin özgür istencine bağlı, belli değer ölçülerini içeren, kendisine özgü töresi olan, yarışma biçiminde, şenlik ve sevinç içerisinde yapılan; geliştirilmiş ve özgülleştirilmiş kuralları olan ve yetkinleşmeyi öngören bedensel egzersizlerdir. 3

4  Spor pedagogu H. Neusel’e göre ise spor boş zamanları değerlendirme, dinlenme, kendini iyilik halinde bulundurma ya da yarışma biçimleriyle düzenlenen her türlü aktiviteleri kapsayan bir eylem biçimidir 4

5  Spor; zamanla izleyicileri eğlendiren; yapanı fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak geliştiren, bir “oyun” olarak insanları oyalayan, işten uzaklaştıran; günümüzde de kitleselleşen, insan yaşamına yön verebilen kurumlardan biri haline gelmiştir. 5

6  Spor yaygınlaştıkça değişik alanlarda çalışan insanların ilgi duyduğu bir uğraş haline dönüşüp, önemli bir toplumsal olgu haline gelmiştir. 6

7  Çok çeşitli ve değişik spor aktiviteleri gazete ve televizyonlarda kendisine yer bulabilmektedir. Spor dallarının yapısı ve toplum tarafından algılanışı değişebilmektedir. Futbol, basketbol, masa tenisi, kriket, bisiklet ve hokey bazı ülke toplumlarında büyük ilgi görürken, diğer ülkelerde hiç ilgilenilmemektedir. 7

8  Yaşadığımız bilgi ve iletişim çağında, rakipler arasında ön plana çıkmak, farkındalık yaratmak, hedef kitleyle duygusal bir bağ kurmak ve az bütçelerle geniş kitlelere ulaşmak önemlidir.  Gelişen teknoloji, ulaşım ve haberleşme araçlarıyla birlikte boş zaman kavramının ortaya çıkması, sporun ve sportif faaliyetlerin popülaritesini arttırmış, sonucunda spor seyircisinin ve katılımcısının artmasıyla bu sektör büyük bir endüstri haline gelmiştir. 8

9  Yapılan bir araştırma sonuçlarına göre Amerika'da reklam endüstrisine 136 Milyar $, spor endüstrisine 194 Milyar $ harcanırken, Türkiye'de reklam endüstrisine 0,7 Milyar $, futbol endüstrisine ise 1,5 Milyar $ harcanmaktadır. 9

10 10

11  Halkla ilişkiler, bir kişiyi, kurumu veya kuruluşu; gerek kendi çalışanlarına, gerekse müşterilerine ve ilgili bulunduğu diğer kimselere sevdirmek, saydırmak için planlı olarak yapılan bir yöneticilik mesleği ve sanatıdır. veya  Halkla ilişkiler yönetimin izlemekte olduğu politikanın halka benimsetilmesi, çalışmaların devamlı ve tam olarak halka duyurulması, yönetime karşı olumlu bir hava yaratılmasıdır. 11

12  Aslında dış âlemin sempatisini ve iyi niyetini sağlamak amacı ile yönetici ve girişimcilerin başvurdukları usullerin tamamıdır halkla ilişkiler.  Öz olarak belirtirsek belirtirsek, halkla ilişkilerin planlı yönetim işlevi ve bir tür iletişim olduğunu söyleyebiliriz. 12

13  Halkla ilişkilerde amaç hedef kitleleri etkilemek, kitleleri belli bir inanış ve eyleme yöneltmektir.  Genel anlamda spor, özel olarakta futbol boş zamanları değerlendirmek amacıyla insanların yöneldiği, hatta yönlendirildiği bir faaliyet olduğundan halkla ilişkiler olmak üzere bütün iletişim araçları etkin bir şekilde kullanılmalıdır. 13

14  Spor iletişiminde halka ilişkilerin öne çıkmasının nedeni hiçbir ürün ya da hizmette olmayan, herhangi bir gelişmenin medyada haber olma özelliğine sahip olmasıdır.  Takımın aldığı bir oyuncu, yaptığı bir organizasyon, oyuncularının katıldığı bir toplantı, oynadıkları reklam vb her türlü olay medyada haber olabilmektedir. Bu sebeple halkla ilişkiler düşüncesiyle bunların planlanarak yürütülmesi takımın, sporcunun veya organizasyonun etkinliğini artıracaktır. 14

15 15

16  Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitlelerin en fazla rağbet ettiği spor branşı haline gelen ve endüstrileşen futbol, günümüzde profesyonel anlamda spor kavramı ile neredeyse özdeşleşir hale gelmiştir. Oynamasındaki pratiklik ve izlenmesindeki kolaylık nedeniyle çok sayıda insanı futbolsever yapan bu oyun, kendine özgü bir spor kültürü de yaratmıştır. 16

17  Futbol, medyada yansıma biçimleriyle postmodernizmin etkisiyle popüler kültür kapsamında sayılır hale gelmiştir. Medyanın sporu, özelliklede futbolu sunuş biçimi onu kitlelerin gözünde fenomen haline getirmekte ve kutsallaşmasına yardım etmektedir. 17

18  Her geçen gün futbol, kendi alanından uzaklaşarak, magazinleşmekte ve yıldız oyuncular, yaşantıları, giydikleri, satın aldıkları, evlilikleri medyada spor malzemesi olarak kullanılmaktadır. Buda popüler kültüre hizmet etmektedir. 18

19  Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün yaptığı araştırmaya göre spor programları, ülkemizde televizyonda sürekli izlenen program türleri arasında haberler, yerli diziler, haber programları, siyasi tartışma programları ve yabancı filmlerin ardından % 12 ile 6. sırada yer almaktadır 19

20  Spor programlarının izleyici gruplarına göre en fazla % 25 oranında çalışmayan erkekler tarafından izlendiği belirlenirken, diğer gruplar söyle sıralanmıştır: Çalışan erkekler (% 22), Çalışan kadınlar (%2), Ev kadınları (%2). 20

21  Spor magazin programlarının ise % 19 ile yine çalışmayan erkekler tarafından sürekli izlendiği ortaya çıkmıştır. Televizyonda en fazla beğenilen program türlerine göre yapılan değerlendirmede spor programlarını en fazla yasındaki izleyicilerin (%22), spor magazin programlarını ise yas aralığındaki izleyicilerin (%23) beğendiği belirlenmiştir. 21

22  Popüler kültürün basit, kolayca ulaşılabilir, zahmet gerektirmeden tüketilebilir olması ve sınıf, yaş, eğitim düzeyi gibi farklılıkları göz ardı etmesi sporun içinde futbolu daha da popülerleştirmektedir. 22

23  Örneğin bir futbol maçına bilet parasını denkleştirebilmek için o gün yemek yememeyi göze alan bir çırakla, ülkenin en zengin is adamları veya yöneticileri aynı heyecanı paylaşabilmektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı şartlar altında yine benzer özelliklerdeki insanlar bir başka futbol maçını izlerken aralarındaki sınıf farkına aldırmadan aynı heyecanı duymaktadır 23

24  Sporun kitleleri peşinde sürükleme gücü, kitle iletişim araçları tarafından sporun bütün dünyada sosyal bir olgu olarak benimsetilmesi, sporla ilgilenen herkesin ortak duygu, düşünce, zevk, inanç ve coşkuyu paylaşması ve toplumsal birlikteliğin simgesi olması medyanın ve spor endüstrisi içinde olan herkesin iştahını kabartmıştır. 24

25  Popüler kültür için yapılan eleştiriler ve tanımlar spor içinde, özellikle futbol için yapılmaktadır. Erdoğan’a göre popüler kültür yaşamın her alanını kaplar; yoğun biçimde yaşanılır ve tüketilir. Rahatsızlık veren yönleri her zaman herkes tarafından fark edilmez. Doğal karşılanarak, sorgulanmaz. 25

26  Kitleleri zihinsel faaliyetlerden uzaklaştıran dev gösterilerde seyirciler Ronaldinho’nun hızlı dönüşlerini ya da Zidane’ın bacak aralarını seyrederken toplumsal düzene karsı çıkmayı, onu eleştirmeyi düşünmez. Kitle kültürü ve popüler kültür varlığını kullanım ve tüketim yoluyla sürdüren, kitlelerin yaşam pratikleri ve ifadelerini çalan, gasp eden pazarda alınıp satılan bir mala dönüştüren ticari bir kültürdür 26

27  Birçok yazar, spor medyasını popüler kültür ürünü olarak görmektedir. Bu bakış açısıyla spor medyası, günlük olarak tüketilen, derinliği ve kalıcılığı olmayan ürünlerle halkı oyalamaktadır. 27

28  Kitle iletişim araçlarındaki gelişmeler serbest zaman aktivitesi olan sporu popülerleştirmiş ve herkes için bir faaliyet haline getirmiştir. Buda spor olgusunun zamanla dönüşümler geçirdiğini göstermektedir. Spor önceleri belli bir sosyal sınıfın boş vakitlerini geçirme faaliyeti iken bugün kitlelere yayılmıştır. 28

29  Futbol bir dünya sporudur  Simon Kuper’in kitabına baslık olan “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” sözü bu durumu net olarak ortaya koyar. 29

30  Bu tanım İspanyol devlet başkanı yılları arasında baskıyla yöneten Francisco Franco’nun Barnebau Stadı için söylediği “Bana 150 bin kişilik bir uyku tulumu yapın” sözü ve  1932’den 1968’e kadar ülkede dikta rejimi uygulayan Antonio Salazar’ın “Ben Portekiz’i kırk yıl süreyle 3 F ile –fiesta (şölen), fadima (örgütlü din) ve futbol- ile yönettim” görüşünün uzantısıdır 30

31  Futbolun kitlesel bir birliktelik sağlaması, bir maç sonucunun sadece “skor”dan öte farklı anlamlar taşıması futbolu farklı kılmaktadır. Örneğin uluslar arası bir karşılaşma, o ülke için bir savaş niteliğine bürünebilir. Alınan bir galibiyette ülkece milli coşku yaşanabilmektedir. İnsanlar dertlerini, tasalarını milli maç galibiyetiyle bir sürede olsa unutabilir ve sınıf farkı gözetmeksizin aynı amaç uğrunda bütünleşebilir 31

32 32

33  Günümüzde medyanın yadsınamaz bir güç olduğu çoğu kimse tarafından kabul edilmektedir. Yaygın anlayışa göre medya demokrasilerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü kuvvet olarak adlandırılmaktadır. 33

34  Kitle iletişim araçları günümüzde “medya” kavramıyla adlandırılmaktadır.  Türk Dil Kurumu medyayı “Büyük iletişim ve yayın organlarının tümü” ve “iletişim ortamı, iletişim araçları, kitle iletişim araçlarının tümü” olarak tanımlamaktadır 34

35  Kitle iletişim araçlarının etkisine bakıldığında televizyonun gazete ve diğer basılı medya araçlarından daha fazla bir etkiye sahip olduğu söylenebilir.  Noelle-Neumann’a göre bir olay medyada yayınlanmamışsa yok demektir. 35

36  Algılanan, tasavvur edilen “sahte gerçeklik” ile bilincimiz dışında var olan nesnel gerçeklik arasında fark “reel kültür” ve “medya kültürü” seklinde tanımlanabilir. Medya kültürü, medyanın dış dünyadan seçip bize sunduğudur 36

37  Hiç kimse, herhangi bir medyayı izleyinceye kadar bir mobil telefona sahip olmayı istemez ya da bungy jumping yapmaya ilgi duymaz. Kişi bir haber okuduğunda veya izlediğinde ya da bir program dinlediğinde bir şeyler isteyebilir ya da bir şeylere ilgi duyabilir. Medya, kendi ilgi ve istek dünyasını yaratmaktadır 37

38  Özellikle televizyon, kitle iletişim araçları içindeki tartışmasız üstünlüğünü spor üzerinde de göstermektedir. Sporun televizyonlardaki sunumu, kullanılan dil, bilhassa en çok kabul gören ve ilgi duyulan spor olan futbolun televizyondaki görüntüsü hep ticari bir kaygı ve reyting anlayışına göre şekillenmektedir. 38

39  Televizyon sayesinde futbolun medyatik olarak sahnelenişi söz konusudur, futbol televizyonla adeta yeniden üretilir ve ortaya yeni bir gerçeklik çıkar. Maçların canlı yayını, maçlar üzerine tartışmalar, magazin yönü, bahis oyunlarına ilişkin programlar, futbol belgeselleri ve hepsinin ötesinde ana haber bültenlerinin önemli bir parçası olarak futbol pek çok program formatında yeniden üretilmektedir 39

40  Genel olarak insanlar okuyabilecekleri pek çok haberden bazılarını okumaktadır. Eğlendirici sayfalar daha ilgi çekici bulunmaktadır. Sürükleyici bir anlatım, aktüaliteye dayanan bir anlatım haberden başka metinlerde de ilgi çekici gelmektedir. Buna karşılık soyut, zihinsel bir çaba gerektiren anlatım itici bulunmaktadır. 40

41  Gazete ve televizyonlarda hikâyeleştirilen olaylar, bambaşka şekillerde okuyucuya ve izleyiciye sunulmaktadır. “Büyük takımın büyük taraftarı” seklinde ifadeler ya da alınan galibiyetlerden sonra “destan yazdı”, “ezdi, geçti” gibi ifadeler çoğu kez spor sayfalarını süslemektedir. 41

42  Ya da Türk milli takımının Avusturya ile oynayacağı maçlarda “Türkler Viyana’yı kuşattı” gibi manşetler atılır. Burada aynı zamanda eski Osmanlı dönemlerine gönderme de vardır. Bu tip medyatik futbol söylemleri milli kimliğin yeniden kuruluşunda pay sahibi olur. Milli maçlar adeta bir ölüm-kalım meselesi gibi sunulur. 42

43  6 Eylül 1995 Macaristan maçı öncesi medyada teknik direktör Fatih Terim tam bir ‘Fatih’ olarak lanse edilmiş, futbolcular Avrupa’yı sarsmaya giden askerler gibi gösterilmiştir.  Maç kazanılınca ‘Tarih Yeniden Yazılmıştı’. 43

44 44

45  Takım tutmak medyada büyük bir haz, ayrıcalık gibi yansıtılmaktadır. İzleyicilere manevi tatmin olanağı sunulur. Güçlü bir takımdan yana olup güçlü bir kimlik edinme çabası, taraftarlık dengeleri üzerinde belirleyici bir rol oynayan etkendir. Türkiye’de de üç büyüklerden birinin saflarına katılmak belli ölçüde bir güç garantisi vermektedir. 45

46  Futbol ve televizyon arasında karşılıklı, birbirini besleyen bir ilişkiden söz edilebilir. Büyük kulüpler, büyük ve başarılı oyunculara, büyük oyuncularda büyük kulüplere bağlıdır. İki tarafta birbirinin peşindedir. Kulüp ünlü futbolcuları aracılığıyla ürünlerini satar, taraftarları stada çeker. TV ve medya da bu futbolcuları bir süper star gibi tanıtarak prim elde eder. 46

47  Medya araçları genelde sporu, özelde ise futbol ve diğer spor branşlarını tüketicilerin duymayı, görmeyi, okumayı istedikleri biçime sokmakta ve sporu medyadan tüketen kişilere yepyeni anlamlar kazandırmayı amaçlamaktadır. Sporcular, spor endüstrisi içerisinde yer alan kişiler ve izleyicilerde medyanın onlara sunduğu bu kültür olayını kendi iç dinamiklerine uygun olarak içselleştirmektedir. 47

48  Dünya üçüncüsü olan Türk Ulusal Futbol Takımının kaptanı Hakan Şükür’ün üçüncülük maçı sonrası “5 gün sonra doğacak kızımın uğuru vardı, ilk kızımla da UEFA Kupasını almıştık. Bu uğura inanarak çıktım ve kazandık” değerlendirmesini yapması bizim spora olan bakış açımızı ve medyanın üzerimizde ne kadar etki sahibi olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. 48

49 Kitle iletişim araçlarında özellikle profesyonel spor, gazetelerin spor sayfalarını ve televizyonların spor programlarını ele geçirmiş durumdadır. Şöyle ki; daha önceleri gazetelerin yalnızca arka sayfalarında yer alan spor haberleri zaman içerisinde önce sayfa sayısını arttırmış daha sonra da içinde sadece spor haberlerinin yer aldığı spora özgü gazeteler çıkmaya başlamıştır. 49

50  Televizyonlarda ise önceleri sadece pazar günleri yayınlanan spor programları ve naklen yayınlar hafta içine de taşınmış ve yayın sürelerinde önemli artışlar olmuştur. Bu noktadan hareketle kitle iletişim araçları ile sporun karşılıklı olarak etkileşim içinde oldukları söylenebilir. 50

51 51

52 Ülkemizde ve diğer ülkelerde de futbol en çok ilgi duyulan, takip edilen, seyredilen, okunan, uygulanan ve sevilen sosyal bir olgudur. Futbola aktif veya pasif olarak katılan insan sayısının milyarlarla ifade edilmesi futbolu, medya yöneticileri için cazip bir konuma getirmiştir. Bu nedenle medyanın ve futbolun iç içe olması doğaldır. 52

53  Medyanın sporu reyting aracı olarak kullandığı gibi sporda medyayı sporun yaygınlaştırılması, farklı spor branşlarının tanıtılması, önemli miktarda finans kaynağının sağlanması noktalarında araç olarak kullanmaktadır. Bu yüzden de medya ve spor birbirleri için vazgeçilmez birer unsur konumuna gelmiştir. 53

54  Spor kurallara uymayı,  Verilen sorumlulukları yerine getirmeyi,  Ekip ruhu ve işbirliği içinde çalışmayı,  Rakibe saygıyı ve kendine saygıyı öğretir.  Sosyal hareketlerin teröre dönüşmesini engeller  Kimliğin canlı tutulmasını ve sürdürülmesini sağlar  Kişiye haz ve eğlence ortamı sağlar.  Toplumda manevi bakımdan yalnızlığı önler. 54

55  Oysaki medya ve her türlü gücü elinde bulunduran egemen grupların ekranlara, gazete sayfalarına, sürmanşetlere taşıdıkları bir önceki slaytta sayılan sporun olumlu işlevlerinden hiç birini desteklememektedir.  Cinsiyet ayrımcılığı, şiddet ve holiganizm, ırkçılık, manevi tahribat, düşmanlık, rekabet, kötü hırs gibi kavramları medya sürekli olarak beslemektedir. 55

56  Birçok çalışma, NBA’ de oynayan ve aynı yetenek ve özelliklere sahip oyuncuların adaletsiz bir gelir ve transfer ücretlerine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin, NBA’ de oynayan bir siyahî oyuncu beyaz oyunculardan 17,000 ile 26,000 dolar arasında değişen bir fiyatla daha az ücret almaktadır 56

57  Bir kulübün alt yapısından yetişen oyuncularda bile bu durum göze çarpmaktadır. Yeni başlayan beyaz oyuncular siyahlardan %18 daha fazla kazanmakta ve daha sonraları profesyonelliğe geçiş sırasında beyaz oyuncuların daha fazla hayranı ve seyredeni olması dolayısıyla tercih edilmekte ve takım kadrosuna alınmaktadır. 57

58  Büyük beysbol liginde de bu ırk temelli ödeme farklarının analizi beyazların takım kadrosuna alındığı, siyahîlerin ise oyuncu havuzunda bekletildiği utancını ortaya koymaktadır 58

59  Yıllar geçtikçe Olimpiyatlara ve uluslararası yarışmalara katılan kadın sporcu sayısı ve elde edilen başarılar artmakta. Peki bu artışın medyada yansıması nasıl olmakta? Medyada, kadın sporcular eşit ve toplumsal cinsiyetten, cinsellikten bağımsız bir içerikte sunuluyor mu? Türkiye’de ve dünyada yapılan birçok araştırma sonuçlarının bu sorulara yanıtı HAYIR. Medyada kadınlar toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız olarak sunulmuyorlar. 59

60  Geçtiğimiz yıl antrenörü ile dünya evine giren başarılı atletimiz...(Zaman,4 Ağustos 2004)  Erkek kadar gözüpek ve cesaretliydi. (Cumhuriyet, 18 Ağustos 2004)  Tatyana’nın iş kazası: Göğüsleri ortaya çıktı (Hürriyet, 17 Ağustos 2004) 60

61  Medyada kadın sporcuların toplumsal cinsiyete dayalı sunum içeriğinden çok daha belirgin bir şey var: Kadın sporcular medyada yok denecek kadar az yer alabiliyorlar. Türkiye’de yapılan yakın tarihli bir araştırmada (2007), toplam spor haberlerinin % 8.56’sının kadın sporculardan, % 79.98’inin erkek sporculardan ve % 11.46’sının karma spor haberlerinden oluştuğu bulunmuştur. Yani kadın sporcular, spor haberlerinin Yüzde onu kadar bile haber niteliği taşımamakta. 61

62  Özellikle tenis, atletizm, voleybol gibi spor branşlarında bayanların gösterdikleri başarılardan çok magazinsel yönleri medyada sıklıkla yer almakta ve toplumda onlara yüklenen dişilik, annelik, ev kadını rolü devam etmektedir.  Bilhassa güzel olan tenisçi ve voleybolcu, bayanların erkek dergilerine verdikleri pozlar yada spor dahilinde bile olsa erkeklerin dikkatlerini çekmeleri onları hep başka gözle görmemize neden olmaktadır. 62

63 Tenisi Bıraktı, Kapak Oldu  Olga Barabanschikova sporu bırakır bırakmaz güzel vücudunu sergiledi ve dergilere kapak oldu. Barabanschikova, Shaparova ve Kournikova gibi mankenlik yapmak istediğini söyleyerek bir magazin dergisine pozlar verdi.. 30 yaşındaki tenisçinin XXL dergisindeki pozları oldukça iç gıcıklayıcı ve profesyonellere taş çıkartıyor. 63

64 64

65 Bu Reklam 'Buz'ları Eritir  İsviçreli buz patenci Sarah Meier, ünlü bir spor ayakkabı markasının reklamı için çırılçıplak kamera karşısına geçti! Bu reklam 'buz'ları eritir!.. İsviçreli buz patenci Sarah Meier, ünlü bir spor ayakkabı markasının reklamı için çırılçıplak kamera karşısına geçti. Buz pistinde gerçekleştirilen çekimlerde 26 yaşındaki güzel sporcu, birbirinden seksi pozlar verdi. 65

66 66

67 67

68  İki bine yakın ulusal, bölgesel ve yerel basını kapsayan analiz sonuçlarına göre; Milli Takımımızın Dünya Şampiyonası hazırlık maçlarına başladığı Ağustos ayının ilk gününden, Eylül ayındaki son maçını oynadığı “final” günü ertesine kadar geçen sürede, 3 bin 33 kez haber ve yazıya konu olarak basında yer aldığı saptandı. 68

69  Şampiyonada oynadıkları sekiz maçın tamamını kazanarak adını finale yazdıran Basketbol Milli Takımımız, son maçında kaybetmesine rağmen, dünya ikincisi olarak gümüş madalyayı kazandığı haberleri spor sayfalarından taşarak, yazılı basının birinci sayfalarında sürmanşet olarak da yer aldı. 69

70  Türkiye’nin ilk medya takip şirketi olan Interpress’in yazılı basındaki yansımaları dikkate alarak yaptığı araştırmaya göre; Ulusal basında tam 2 bin 107, yerel basında 600, bölgesel basın ise 326 adet haber ve yazı yayınlandı. 70

71  Yazılı basında Milli takım hakkında çıkan haberlerin 237 tanesi röportaj şeklinde kaleme alınarak sayfalarda yer bulurken, spor başta olmak üzere farklı alanlarda da yazı yazan 93 köşe yazarı ise, kendilerine ayrılan sütunlarda, ‘On İki Dev Adam’ın başarısını anlatan yazıları kaleme aldılar. 71

72  Interpress bünyesinde yer alan ve görsel medya takibi sektöründe yirmi beş yıldan bu yana hizmet veren Nar Ajans’ın kanallarının haber bültenlerini kapsayan araştırmasına göre; Türk Milli Basketbol Takımımızın son 1,5 ay içinde televizyondaki haberlerde toplam 10 saat 5 dakika 13 saniyelik bir süreyle yer aldığı ortaya çıktı. ‘On İki Dev Adam’ ulusal ve yerel yayın yapan 47 kanalın haber bültenlerinde 2 bin 220 defa gündeme geldi. 72

73  Milli Takım, Dünya Basketbol Şampiyonası’nda yayınlanan 372 haber ile en çok NTV’ye konu olurken, NTV Spor 201 haberle ikinci, SKY Türk 187 haber ile üçüncü sırayı oluşturdu.  Bu kanalları sırasıyla TGRT Haber -140, Kanal ve Sports TV - 85 haberle takip etti. 73

74  Ağustos 2008 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyeti'nde yapılmış olan 29. Olimpiyat oyunları ayrıca Pekin Olimpiyatları olarak da anılır. 28 spor dalında, 302 karşılaşmada, 204 ülkeden 10,500 sporcu yarışmıştır.  Ekonomik getirisi 3.4 milyar dolar olan Pekin Olimpiyatlarında Adidas, Schenker ve Volkswagen gibi 12 ana sponsor, sadece reklamlar için 900 milyon dolar harcadı. 74

75  4 milyar kişinin ekran başında, 91 bin kişininde stattan izlediği Pekin Olimpiyatlarına Amerikan Başkanı Bush, Rusya başkanı Vilademir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Sarkoszy’nin de aralarında bulunduğu 80'i aşkın ülkenin devlet başkanı katıldı. 75

76  45 bin ton çelik kullanılan 91 bin seyirci kapasiteli National Stadyumda 180 bin şişe içecek satıldı. Açılış için 60 bin adet bilet satıldı. Olimpiyatın açılış tarihi olan 8 rakamının uğuruna inanan 10 bin çift bugün dünya evine girdi. 76

77  Açılış seremonisinde 14 bin kişi sahada gösteri yaptı. Açılışta 9 bin Çin Halk Kurtuluş Ordusu askeri görev yaptı. 2 bin 583 adet özel ışığın kullanıldığı açılışta, havai fişek gösterisi için 600 itfaiyeci görev yaptı. National Stadyumun duvarlarına 2008 gülen çocuk resmi çizildi. 77

78 78

79 79

80  OLİMPİYAT Oyunları nedeniyle, 2000’den beri doğan yaklaşık 3 bin 500 çocuğa “Olimpiyat” anlamına gelen Aoyun ismi verildi.  Ulusal nüfus kayıtlarına göre bu çocukların sadece 6’sı Pekin’de yaşıyor ve çoğunluğu erkek. Doğan 4 bin çocuğa da Olimpiyatlardaki maskotların isimleri verildi. Oyunlar, 1.3 milyar nüfuslu ülkede gurur kaynağı oldu. 80

81  China Daily gazetesinin manşet haberinde, ikinci aşama satışların başladığı gün bilgisayardaki satış sistemi çöktü, telefonlar kilitlendi ve bilet satılan bankalarda uzun kuyruklar oluştu.  Resmi bilet satışı yapılan adresli web sitesi ikinci aşamanın başladığı 30 Ekim günü ilk bir saat içinde 8 milyon kez tıklandı ve telefon hattı 3 milyon 800 bin kez arandı. İlk 2 saat içinde 9 bin bilet satılabildi. 1 milyon 850 bin bilet satılması planlanan ikinci aşama yoğunluktan ötürü sonraya ertelendi 81

82  Hyundai’nin 2002 FIFA dünya kupası ve futbolla olan birlikteliği markanın tüketicilerine öncelikle iki ana mesajı iletmesini sağladı. 82

83 1- Dünyanın en geniş kapsamlı 3.5 milyarı aşan seyirciyi çeken bu spor olayıyla olan ilişkisiyle Hyundai gerçekte öyle olmadığı halde büyük küresel erişimi olan bir mega marka olduğu izlenimini yarattı Dünya FIFA kupasının resmi ortakları statüsünde yer alabilen 15 çok uluslu markadan biri olan Hyundai; Coca-Cola, Mc Donald’s, MasterCard, Philips ve Adidas gibi üstün nitelikli lider markalar arasında konumlandı ve buda Hyundai’nin ürün kategorisinin rekabetçi ve saygı gören oyuncusu olarak küresel konumunu yeniden geliştirmesine yardım etti. 83

84  Hyundai Goodwill Ball Roadshow: Hyundai iyi niyet topu gösterisi yüksek profilli medya organizasyonlarından ve takımları 2002 FIFA Dünya kupasına katılmaya hak kazanan 32 ülkenin her birine sağlanan interaktif Hyundai deneyimlerinden oluşmaktaydı. 84

85 Gösteri Kore’de müsabakalarda yer alan her ülkeyi temsil eden damgalanmış 32 tane 4.5 metre boyunda dev top ve 32 katılımcı ülkenin bayrağını taşıyan bütün uluslara ait bir top kullanılan bir medya lansmanıyla başladı. 85

86 Taraftarların hepsi topun üzerini kendi takımlarına iyi şans mesajlarıyla imzalamak için davet edildi ve turnuva boyunca toplar takımların müsabakaya çıktığı bütün stadyumların dışına yerleştirildi. Dünya çapında 150’den fazla iyi niyet topu organizasyonu gerçekleştirildi ve bu etkinliklerde 1.6 milyonun üstünde insana Hyundai markası tanıtıldı. 86

87  Topların üzeri den fazla iyi niyet mesajıyla imzalandı ve söz konusu organizasyonlara sadece açılışta dünyanın dört bir yanından 200’ü aşkın medya temsilcisinin bulunmasıyla ulusal ve uluslar arası medyada kapsamlı bir şekilde yer verildi. 87

88  Medyada ayrılan yer, Dünya Kupası finalinin SBS Korea’da ve 120 ülkede izlenebilen dünya çapında bir program olan “Western Union Football Show’da canlı yayınlanmasıyla oldukça geniş kapsamlıydı.  100 den fazla medya röportajında ve CNN, Eurosport, Sky Sports, SBS Korea ve China TV’de gösterilen 5 uluslar arası yayında bulunma olanağı elde etti. 88

89  Ayrıca Hyundai Hollandalı futbol efsanesi Johan Cruyff’la bir büyükelçi gibi hareket etmesi ve Hyundai markası ve hedef kitle arasında yakınlık kurarak 2002 FIFA dünya kupasıyla marka ilişkisini desteklemesi için anlaştı.  Johan Cruyff saygı duyulan bir futbol ikonudur. Liderliği ve dünya çapındaki nitelikleri Hyundai Motor Corporation’ın dünya çapında lider araba üreticisi olma ve itibar kazanma isteğiyle güçlü bir marka uyumu taşımaktaydı. 89

90  Johan Cruyff, 2002 FIFA Dünya Kupası hazırlık aşamasında ve süresince Hyundai tarafından pek çok tanıtım faaliyetinde kullanıldı. Varlığı her seferinde ek bir reklama ve haber değeri olan bir olaya dönüştü ve Hyundai markasını yüceltti. 90

91  Bu halkla ilişkiler ve medya faaliyetleri sonucunda dünyanın her yerinden tüketicilerin %62’sinin Hyundai ile ilgili pozitif görüş sahibi olduğunu, %72’sinin organizasyonlar sayesinde Hyundai’nin ürünleri hakkında daha çok şey öğrendiklerini, %84’ünün Hyundai’nin tüketicilerine karşı daha özenli olduğunu ve %52’sinin ise Hyundai’nin tanıtılmasından sonra markayı gelecekte satın almayı düşünebileceklerini söylediler. 91

92 Sabrınız için TEŞEKKÜRLER… Arş. Gör. Yıldırım YILDIRIM İşletme Bölümü 92


"1.  Spor sözcüğünün kökeni Latinceden gelmektedir(Desportare ve İsportus= eğlenmek, hoşça vakit geçirmek, oyalanmak). 11. Yüzyılda Fransızcadan İngilizceye." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları