Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kıyı Kenar Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik: Gelişim Süreci – Uygulama Süreci- Sorunlar Hazırlayan ve Sunan : Mucahit AKDAG.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kıyı Kenar Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik: Gelişim Süreci – Uygulama Süreci- Sorunlar Hazırlayan ve Sunan : Mucahit AKDAG."— Sunum transkripti:

1 Kıyı Kenar Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik: Gelişim Süreci – Uygulama Süreci- Sorunlar Hazırlayan ve Sunan : Mucahit AKDAG

2 Bu çalışmada yararlanılan kaynaklar: • AKÇA, N. ‘‘ Kıyı Kenar Çizgisinin Tespiti ve Uygulama Sorunları’’ Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü, ANKARA • AKYOL, N. ‘‘ Türkiye’de Kıyı Alanları Konusunda Geçmişten Günümüze Ulusal Mevzuat’’ •

3 GİRİŞ PLN 4444 Mesleki Uygulama Esasları dersi kapsamında hazırlanan bu sunumda Kıyı Kenar Kanunu’ nun geçmişten günümüze gelişimi, uygulanmasına dair yönetmelik ve karşılaştığı sorunlar irdelenmiştir. Dört ayrı denize kıyısı bulunan ülkemiz, kıyılarının uzunluğu, doğal, ekolojik ve turistik zenginliği bakımından Dünya’nın sayılı ülkelerinden birisidir. Dolayısıyla Kıyı Kenar Kanunu’ da bu fiziki avantajı korumak ve bilinçli bir şekilde kullanabilmek adına büyük bir önem arz etmektedir.

4 KIYI MEVZUATININ GELİŞİMİ Kıyının kamu malı sayılması ve özel mülkiyete konu olmaması ufak değişikliklerle günümüze dek her yasal mevzuatta yer almıştır. Osmanlı Kanunlarında genel olarak kıyıların devlet malı olduğu bilinmektedir. Cumhuriyet döneminde ise 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanunda geçen “Sahipsiz şeyler ile menfaat-ı umuma ait mallar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.” ibaresi ile kıyıların herkesin kullanımına açık alanlar olduğu ilkesi benimsenmiştir 2290 sayılı Belediye Yapı Yollar Yasasında ( ) kıyı çizgisinden itibaren 10 m.lik bir alan kıyı şeridi olarak sayılmakta ve korunmakta idi yılına kadar yürürlükte olan 6785 sayılı İmar Yasasında yapıların su kenarlarına olan uzaklıklarının yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmış ve buna göre çıkartılan tüzükte, imar planı bulunmayan yerlerde özel yapıların su kenarlarına 30 m.den daha yakın olamayacağı belirtilmiştir.

5 MEVCUT KANUN 1990 TARİHLİ Ülkemizde kıyılara özgü ilk yasal düzenleme, 6785 sayılı Yasaya 1605 sayılı Yasa ile eklenen eklenen Ek. 7. madde ve buna bağlı olarak çıkartılan ek 7. ve 8. Madde Yönetmeliği ile yapılmıştır Anayasasının 43. maddesi ile kıyıların kamu yararına kullanımı ilkesi tescil edilmiştir. Bu madde ile; “Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.” Hükmü getirilmiştir. Daha sonra 17 Nisan 1990 tarihinde 3621 sayılı Kıyı Kanunu kabul edilerek yürürlüğe girmiş, ancak tarihinde Anayasa Mahkemesinin bu kanunun bazı maddelerini iptal etmesi üzerine, 11 Temmuz 1992 tarihinde kabul edilen 3830 sayılı kanunla 3621 sayılı Kıyı Kanununda bazı değişiklikler yapılarak son halini almıştır.

6 KIYI KANUNU VE UYGULAMA YÖNETMELİĞİNE GENEL BİR BAKIŞ Birinci Bölüm - Genel Hükümler Yasal Dayanak Madde 1 - (Değişik: /21374 R.G.) Bu Yönetmelik, tarih ve 3830 sayılı Kanun ile değişik tarih ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5 ve 16’ıncı maddeleri gereğince düzenlenmiştir. Amaç Madde 2 - Bu Yönetmeliğin amacı, deniz, tabii ve suni göller ve akarsularda kıyı kenar çizgisinin tespiti, kıyıların kullanılması ve korunması ile kıyılarda, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlarda, deniz ve göllerin kıyılarının devamı niteliğinde olan sahil şeritlerinde planlama ve uygulama esaslarını belirlemektir. Kapsam Madde 3 - Bu yönetmelik, deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile sahil şeritlerini, bu yerlerden kamu yararına yararlanma imkan ve şartlarını, kıyılırda ve sahil şeritlerinde planlama ve yapılanma esaslarını doldurma ve kurutma yolu ile arazi kazanma ve kullanma esaslarını, kıyı kenar çizgi i tespit komisyonunun teşekkülü, görev ve yetkileri, çalışma şekli ile Kanunun uygulanmasına açıklık getiren esasları kapsar.

7 TANIMLAR Kıyı Çizgisi: Deniz, göl ve akarsularda, suyun taşkın durumları dışında kara parçasına değdiği noktaların birleşmesinden oluşan meteorolojik olaylara göre değişen doğal çizgidir.Tabii ve suni göllerde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenen maksimum su kotu kıyı çizgisini belirler. Kıyı Kenar Çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsuların, alçak basık kıyı özelliği gösteren kesimlerinde kıyı çizgisinden sonra kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumsal ve kıyı kumullarından oluşan kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık ve benzeri alanların doğal sınırı; dar-yüksek kıyı özelliği gösteren yerlerde ise şev ya da falezin üst sınırıdır.

8 TANIMLAR Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alandır. Dar-Yüksek Kıyı: Plaj ya da abrozyon platformu olmayan veya çok dar olan şev veya falezle son bulan kıyılardır. Alçak-Basık Kıyı: Kıyı çizgisinden sonra da devam eden kıyı hareketlerinin oluşturduğu plaj, hareketli ve sabit kumulları da içeren kıyı kordonu lagün gölü, lagün alanları, sazlık, bataklık ile kumluk, çakıllık, taşlık ve kayalık alanları içeren kıyılardır.

9 TANIMLAR Sahil Şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alandır. Sahil Şeridinin Birinci Bölümü: KKÇ’nden itibaren kara yönünde 50 metre genişliğindeki alan olup, sadece açık alanlar, yeşil alan, gezinti alanları, çocuk bahçesi ve rekreaktif kullanımlar ve yaya yolu olarak kullanılabilecek alanlardır. Sahil Şeridinin ikinci Bölümü: Sahil şeridinin birinci bölümünden itibaren, kara yönünde en az 50 metre genişliğindeki alan olup, toplumun yararlanmasına açık, günübirlik turizm yapı ve tesisleri, taşıt yolları, açık otoparklar ve arıtma tesislerinin yapılabileceği alanlardır.

10 KIYILARDA YAPILAŞMA -Kıyı ve sahil şeridinden yararlanmada öncelikle kamu yayarı gözetilir. Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar olup, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyıda yapı yapılamaz, duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz, kum-çakıl vs. alınamaz. Kıyılara moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atıklar dökülemez. Kıyı bölgesinde ancak uygulama imar planı kararı ile; iskele, liman, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tuzla, tafsiye ve pompaj istasyonları gibi kıyının kamu yararına kullanımını sağlamaya ve kıyıyı korumaya yönelik altyapı ve tesisler ile kıyıda yapılması zorunlu olan tersane ve su ürünleri tesisleri gibi yapı ve tesisler yapılabilir ve bunlar amaçları dışında kullanılamazlar. Kıyılarda ayrıca sabit olmayan duş, gölgelik, soyunma kabini, aralarında en az 150 metre mesafe olmak kaydı ile 6 m2 'yi geçmeyen büfe ve kirletici etkisi olmayan fosseptik yapımını gerektirmeyen seyyar tuvalet ve ahşap iskeleler yapılabilir.

11 SAHİL KESİMİNDE YAPILAŞMA Uygulama imar planı ilk defa yapılacak alanlarda, köy yerleşik alanlarda ve iskan dışı alanlarda sahil şeridi, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğinde olmak üzere belirlenir. Bu alanlar kapsamında daha önce mevzii imar planı onaylanmış alanların kalması durumunda, mevzii imar planının kısmen veya tamamen yapılaşma bulunmayan imar adalarında da sahil şeridi en az 100 metre olarak belirlenir. Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış mevzi imar planı ve turizm merkez ve alanlarındaki turizm dışı kullanımları yönelik mevzu imar planı bulunan alanlarda; planda belirlenen sahil şeridinin başlangıcından itibaren ilk sırada yer alan imar adalarının kısmen veya tamamen yapılmış olması durumunda, gerisindeki imar adalarında kısmen veya tamamen yapılaşma olup olmadığına bakılmaksızın onaylı plandaki sahil şeridine uyulur. İlk sırada yer alan imar adalarında kısmen veya tamamen yapılaşma olmaması durumunda geriye doğru diğer imar adalarının durumu değerlendirilerek kısmen veya tamamen yapılaşma bulunanların kıyı yönündeki cephe hattı esas alınarak sahil şeridi belirlenir.

12 SAHİL KESİMİNDE YAPILAŞMA Sahil şeridinde uygulama imar planı yapılıp onaylanmadan uygulamaya geçilemez. Sahil şeritlerinin birinci bölümünü içeren uygulama imar planları, tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenlenir. Bu alanlarda sadece yaya yolları, gezinti ve dinlenme alanları, seyir teras alanları, rekreaktif amaçlı kullanımlar ile Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirlenen yapı ve tesisler yer alabilir. Bu alan içinde toplumun yararlanmasına açık yapılar da dahil olmak üzere başka hiç bir yapı ve tesis yapılamaz. Sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak planlar, Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü maddesinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ila konaklama hariç bu Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesislerini kapsayacak şekilde düzenlenir. Sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak günübirlik turizm yapı ve tesisleri için emsal 0.20' yi, bir (1) katı, H=4.50 metreyi, asma katlı yapılması halinde H=5.50 metreyi geçmemek üzere plan kararları getirilebilir.

13 SAHİL KESİMİNDE YAPILAŞMA Sahil şeridinde kıyıya geçici engelleyecek şekilde; duvar, çit parmaklık tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. moloz, toprak, curuf, çöp gibi çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıklar dökülemez, kazı yapılamaz. Sahil şeridinin birinci bölümünde yeni taşıt yolları açılamaz. Ancak 11 Temmuz 1992 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış planlara göre yapımına başlanmış veya kullanılmakta olan Devlet Karayolları ile yapımı gerçekleştirilmiş imar yollarındaki müktesep hakla saklıdır. İnşaatına başlanmış imar yollarında ise mümkün olan en kısa mesafede iç yollarla bağlantı sağlanmak üzere imar planı revizyonu yapılır. Sahil şeridi birinci bölümünde ancak iç yollarla dolgu alanlarındaki yapılmış veya yapılacak yolları bağlayan kısa geçişler için imar yolları planlanabilir.

14 DOLDURMA VE KURUTMA YOLUYLA ARAZİ KAZANMA Denizlerde, içme ve kullanma suyu kaynağı olmamak kaydı ile tabii ve suni göllerde ve akarsularda; sadece kamu yararının gerektirdiği hallerde daha uygun alternatifler bulunmaması veya kıyı alanının yetersizliği nedeniyle ve uygulama imar planı kararı ile Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirtilen yapı ve tesislerle, kara, deniz, hava ulaşımına yönelik altyapı tesisleri, yeşil alan düzenlemeleri kapsamında park, çocuk bahçesi, açık spor alanları ile açık alan ağırlıklı olmak üzere ve emsali aynı amaçla ayrılan alanın %3 ünü yüksekliği 5.50 m. yi aşmayan takılıp sökülebilir elemanlarla inşa edilen; lokanta, gazino, çay bahçesi, sergi üniteleri ve idare binalarını içeren fuar, piknik, eğlence alanları düzenlemek amacıyla doldurma ve kurutma işlemi yapılarak arazi kazanılabilir. Planların hazırlanması, incelenmesi ve doldurma ve kurutma işleminin gerçekleştirilmesi aşamalarında, ekolojik dengenin korunması, deniz, tabii ve suni göl ve akarsularla bunların çevrelerinin ve bu çevredeki canlı hayatın olumsuz etkilenmemesi esastır. Doldurma ve kurutma işleminin yapılabilmesi için; a) Uygulamayı yapacak olan ilgili idarece doldurma ve kurutma işlemine ilişkin talep valiliğe iletilir. b) Valilik, doldurma ve kurutma yapılmasında sakınca olup olmadığına dair gerekçeli görüşünü, teklifle birlikte Bakanlığa iletir. c) Bakanlık, konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü alarak teklifi inceler.

15 KIYI KENAR ÇİZGİSİNİN TESPİTİ -Deniz ve göl kıyıları ve sahil şeritleri ile Yönetmelikte belirtilen akarsulara ait kıyılarda planlama ve uygulama yapılmadan önce KKÇ’ nin tespit edilerek onaylanması zorunludur. -Valiliklerin KKÇ’ ni yıllık programlar dahilinde süratle tamamlamaları esastır. -Özel veya tüzel kişilerce talep edilmesi halinde KKÇ’ nin üç ay içinde tespit edilmesi gerekmektedir. -Valiliklerce oluşturulan KKÇ Tespit Komisyonlarının arazi ve büro çalışmaları sonucu belirledikleri KKÇ, 1/1000 ölçekli halihazır haritalara aktararak (Valilik programında ise 1/5000’lik haritalar kullanılabilir.) gerekli bilgi ve belgelerle birlikte Valilik uygun görüşü de alınarak onaylanmak üzere Bayındırlık ve İskan Bakanlığına gönderilir. Bakanlığın ilgili biriminde değerlendirilen tespitler, gerekirse komisyon üyeleri ile birlikte yerinde incelendikten sonra onaya sunulur veya varsa eksik ve yanlışlıkları tamamlanmak üzere ilgili Valiliğe iade edilir. -.KKÇ’ nin yeri, doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilmesi halinde değişmez.

16 TESPİT KOMİSYONU K.K.Ç. tespit komisyonları aşağıda belirtilen ve kamu görevlisi olması zorunlu olan beş meslek grubunun her birinden en az bir kişinin katılımı ve ilgili Valiliğin onayı ile oluşur. -Yer Bilimci (Jeoloji Mühendisi, Jeolog veya Jeomorfolog): Bölgenin ve incelenen arazinin jeolojik ve jeomorfolojik incelemesini yapar. Zeminin özelliklerini ve oluşum şartlarını ortaya koyarak su hareketlerinin kara yönündeki etkisinin sınırlarını tespit etmeye çalışır. -Ziraat Mühendisi: İncelenen arazinin genel olarak florasını belirler. Su hareketlerini etkin olduğu yerler ile diğer yerler arasındaki bitki örtüsü değişimi ve farkını, tatlı ve tuzlu su etkisinde yetişebilen bitki türlerini, zeminin tarımsal niteliğini ve topraklaşma sınırını tespit ederek bu zeminde yetişebilen bitki türlerini belirler ve su hareketlerinin etkisinin sınırlarını tespit etmeye çalışır.

17 TESPİT KOMİSYONU -Harita Mühendisi: KKÇ.’nin tespitinde kullanılacak halihazır haritanın arazinin güncel durumunu yansıtıp yansıtmadığını belirleyerek K.K.Ç. için arazide belirlenen kırık noktaların ölçümü ile harita üzerine aktarılması işleminin yapılmasını ve bunun kontrolünü sağlar. -Mimar veya Şehir Plancısı: Gerek arazi incelemelerinde gerekse büro çalışmalarında fiilen bulunarak, konuları ile ilgili görüşleri doğrultusunda KKÇ tespitlerine katılır. -İnşaat Mühendisi: Gerek arazi incelemelerinde gerekse büro çalışmalarında fiilen bulunarak, konuları ile ilgili görüşleri doğrultusunda KKÇ tespitlerine katılır.

18 TESPİTTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Dar-yüksek kıyılarda kıyı kenar çizgisi falez veya şevin üst sınırından geçirilebileceği için fazla bir tereddüt söz konusu değildir. Ancak şev ve falez duraysız ise hızlı gerileme söz konusu ise ya da gerisinde kumluk, sazlık, bataklık, lagün gibi oluşumlar varsa bu durumlar ve oluşumlar gözetilerek kıyı kenar çizgisi daha geriden tespit edilmelidir. Alçak-basık kıyılarda kıyı kenar çizgisi tespiti yapılırken denizel malzemenin dalga, akıntı ve ikincil olarak da rüzgarla taşınarak depolandığı bu çökelme ortamları kıyıda bırakılmalıdır. Bu ortamların kara yönünde bulunabilen lagün veya sazlık bataklık gibi oluşumlar da varsa bu oluşumlar da kıyıda bırakılmalıdır. Bu ortamların kara yönünde bulunan ırmak taşkın ovaları ya da alüvyal kıyı ovaları tamamen karasal alanlar olup kıyı kenar çizgisinin sahil yönünde kalması gereken çökelme ortamlarıdır.

19 Kıyı kenar çizgisi tespitine konu olmayan akarsuların, deniz, tabii ve suni göllerle birleştiği yerlerde, kıyı kenar çizgisi deniz, tabii ve suni göl kıyı kenar çizgisi olarak tespit edilir. Kıyı kenar çizgisi tespitine konu olmayan akarsuların, denizle birleştiği alanlarda oluşan tatlı tuzlu su karışımlı haliç benzeri alanlar da kıyıda bırakılmaktadır. Göllerde kıyı kenar çizgisi tespit edilirken, tespitten önce göle ait maksimum su seviyesinin bilinmesi ve bu seviye kıyı çizgisi olarak kabul edildikten sonra, bunun kara yönünde bulunabilecek kumluk, bataklık gibi alanlarda kıyıda bırakılacak şekilde kıyı kenar çizgisi tespiti yapılması gerekir. Akarsularda, her iki kıyıda bulunan doğal setleri içine alacak şekilde tespit yapılmalıdır.Menderesli akarsularda aşındırma ve yatak değiştirme çok olduğundan,kullanılan halihazır haritanın mevcut durumu yansıtmasına dikkat edilmelidir. TESPİTTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

20 -Birçok İl’de KKÇ Tespit Komisyonu üyelerinin yeterli bilgi ve donanıma sahip olmamaları nedeniyle KKÇ’nin yeri, yanlış olarak belirlenebilmekte, bazen mülkiyet sınırları da dikkate alınarak kıyıda kalması gereken oluşumlar kıyı dışında ya da kıyı dışında bırakılması gereken oluşumlar kıyıda bırakılacak şekilde tespitler yapılabilmektedir. -Değişik İllerin Tespit Komisyonları arasında veya aynı İlin farklı kişilerden oluşan komisyonları arasında bazen tespit bakımından bir davranış birliği görülmemekte, benzer jeolojik ve jeomorfolojik yapıdaki kıyılarda birbirinden çok farklı tespitler yapılabilmektedir. -Maddi olanaksızlıklardan dolayı halihazır haritaların temin edilememesi ve Valiliklerin yoğun iş yükü nedeniyle yıllık tespit programları yapılamamakta ya da uygulanamamaktadır. TESPİT VE UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

21 -Bazı alçak-basık karakterli kıyılarda, çok geniş hareketli ve sabit kumul alanlarını veya sazlık bataklık türü oluşumları mevzuat gereği kıyıda bırakacak biçimde tespit yapılması gerektiğinden, binlerce metre genişliğindeki alanların kıyıda bırakılması gerekmekte ve bu durum planlama, uygulama ve mülkiyetle ilgili birçok soruna yol açmaktadır. -Kıyıda kalan mülkiyetle ilgili olarak Maliye Bakanlığınca tapu iptali ve ka’l davaları açılmakta ve bu mülkiyetlerin kamulaştırılması veya herhangi bir şekilde tazmini söz konusu olamamaktadır. Bu durum ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve İdari Yargı nezdinde çok yoğun bir KKÇ değişikliği talebine yol açmaktadır. -İdari Yargının KKÇ iptalini parsel bazında yapması durumunda yapılan yeni tespitin mevcut onaylı KKÇ ile çakıştırılması doğal verilere göre zor olmaktadır. TESPİT SORUNLARI

22 -Adli Mahkemelerde kıyıda kalan taşınmazların tapu iptalleri ile ilgili davalar karara bağlanmadan önce mevcut onaylı KKÇ’ne göre değil, Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişinin görüşü olan KKÇ’ne göre hüküm verilmektedir. Bilirkişinin farklı bir KKÇ önermesi durumunda biri mülkiyet hukuku yönünden, diğeri ise imar uygulamaları yönünden geçerli olan iki farklı KKÇ’nin varlığı gündeme gelmektedir. -Adli Yargının tapu iptal istemini reddetmesi durumunda, ilgililerince KKÇ’nin yargı kararına esas olan bilirkişi görüşü doğrultusunda değiştirilmesi Bayındırlık ve İskan Bakanlığından talep edilmektedir. Bu durumda yargı kararının yerine getirilmesi bakımından tapunun iptal edilmemesinin yeterli olup olmadığı ve KKÇ’nin de yeniden tespitinin gerekip gerekmediği konusunda tereddütler oluşmaktadır. UYGULAMA SORUNLARI

23 -İdari ve Adli Mahkemelerce görev verilen bilirkişiler, çoğu zaman Kıyı Kanununda sayılan meslek gruplarından eksik olmakta, ayrıca bilgi ve deneyim eksikliklerinden dolayı tespitle ilgili olarak bilimsel kriterlere uygun olmayan görüşler verebilmektedirler. - Yargıtay, 3261 sayılı Kıyı Kanununun uygulanmaya başlanmasından öncekidönemlerde (17 Nisan 1990) onaylanan KKÇ’leri’nin 3621 sayılı kanun hükümlerine göre yeniden tespitinin gerektiği şeklindeki kararlar almıştır. Ülke genelinde 1990 öncesi onaylanan KKÇ. tespitleri %50’den fazla bir oran teşkil etmekte ve taşınmazları kıyıda kalan çok sayıda kişi bu kararları emsal göstererek yeniden KKÇ tespiti talep etmektedir. Bu taleplerin değerlendirilmesinde tereddütler oluşmaktadır. ADLİ SORUNLAR


"Kıyı Kenar Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik: Gelişim Süreci – Uygulama Süreci- Sorunlar Hazırlayan ve Sunan : Mucahit AKDAG." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları