Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

VİTAMİNLER Doç. Dr. Hikmet KOÇAK.  1601-James Lancaster tayfaların diyetlerine turunçgilleri eklemiş.  1882-Takari; günlük öğünlerine et, arpa ve meyve.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "VİTAMİNLER Doç. Dr. Hikmet KOÇAK.  1601-James Lancaster tayfaların diyetlerine turunçgilleri eklemiş.  1882-Takari; günlük öğünlerine et, arpa ve meyve."— Sunum transkripti:

1 VİTAMİNLER Doç. Dr. Hikmet KOÇAK

2  1601-James Lancaster tayfaların diyetlerine turunçgilleri eklemiş.  1882-Takari; günlük öğünlerine et, arpa ve meyve eklenmiş gemicilerde beriberinin tedavi edildiğini gözlemlemiş.  1905-Corneius Pekelharing deney hayvanlarında besinsel sütün gerekliliğini göstermiş.  1911-Casimir Funk pirinç kabuğu ekstratının güvercinlerde polinöriti tedavi ettiğini bulmuş. Vitaminler

3 Akut idiyopatik polinörit, Guillain- Barré sendromuGuillain- Barré sendromu • akut : ivegen • idiyopatik : nedeni bilinmeyen • poli~ : çoklu • nör~ : sinir • ~it : iltihap

4  Funk, elde ettiği ekstrata, yaşam için gerekli anlamına gelen “vital” kelimesi ile, ilk bulduğu yapı olan “amine” kelimelerinin birleşmesi ile ortaya çıkan “vitamine” ismini verdi.  1913 yılında besinlerde bulunan ve yağda çözünen, kimyasal yapısı bilinmediği için de A harfi ile tanımlanan bir madde keşfedildi.  1928’de “suda çözünen C” olarak bilinen bir faktör izole edildi. Daha sonra askorbik asit olarak isimlendirildi.

5 Vitamin kelimesi vücutta;  büyüme,  gelişme,  enerji kullanımı,  yeni hücre ve dokuların yapımı gibi metabolik olayların gerçekleşmesi ve  sağlıklı bir yaşam sürdürülebilmesi için gerekli olan,  endojen sentez edilemeyen veya yetersiz derecede sentez edilen,  besinlerle küçük miktarlarda alınması gereken organik maddeler olarak tanımlanır.

6  Vitaminlerin tümünü içeren bir besin maddesi bulunmadığından vitaminleri içeren çeşitli besinler yeterli ve dengeli bir diyetle düzenli olarak alınmalıdır.  Vitaminlerin bir kısmı besinlerde provitamin olarak bulunur ve vücutta aktif hale dönüştürülür Dehidrokolesterol Vit D  Bazı vitaminler vücutta sentez edilebilir. Triptofan Niasin Bağırsak bakterileri K Vitamini

7  Vitaminler ve türevleri, enzimler için kofaktör olarak işlev görürler.  B vitaminin tüm grupları enzim katalizli reaksiyonlarda kofaktörler olarak veya kofaktör öncüsü olarak rol alır.  Vitaminlerden herhangi birinin veya birkaçının vücuda gerekli miktarlarda sağlanamaması, ilgili vitaminin veya vitaminlerin katıldığı biyokimyasal ve fizyolojik olaylarda aksamaya ve yetersizlik belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açar.

8  Günlük alımın yetersizliği  Açlık, yoksulluk, alkolizm.  Emilim bozuklukları,  Safra kanalı tıkanması ile yağda çözünen vitaminlerin emilememesi  Pernisiöz anemi (İntrinsik faktör eksikliği)  Sprue sendromu  İnce bağırsak iltihabı Vitamin Eksikliğine Yol Açan Etkenler

9  Yetersiz kullanım  Serumda taşıyıcı protein eksikliği veya  inaktif öncü vitaminlerin aktif forma dönüşememesi  İhtiyacın artması  Büyüme, gebelik, laktasyon, yara iyileşmesi ve iyileşme dönemi  Atılımda artış,  Böbrek fonksiyon bozukluğu  İlaca bağlı gelişen eksiklik.  Antibiyotik alınımına bağlı barsaktaki mikrobiyal sentez bozukluğu  Tüberküloz tedavisinde izoniazide bağlı B 6 eksikliği

10  Vitaminlerin veya minerallerin eksikliğinde gelişebilecek patolojileri engellemek ve vücudu koruyabilmek amacı ile her biri için önerilen günlük alım miktarları (RDA) belirlenmiştir.  RDA değerleri topluma, yaşa, cinsiyete ve hamilelik gibi durumlara bağlı olarak değişmektedir.  Genellikle  g (mcg), mg, IU, RE (retinol eşdeğeri) birimleriyle ifade edilir.  1 RE = 1  g retinol = 3.33 IU A vitamini

11 Tablo 1: Vitaminlerin Yaşa ve Cinsiyete Göre Alınması Önerilen Günlük Değerleri

12 Tablo 2: İnsanlarda Günlük Alınması Gereken Vitaminlerin Alt, Ortalama ve Üst Sınırları

13  Vitaminler suda ve yağda çözünürlüklerine göre iki sınıfa ayrılırlar; ayrıca vitamin benzeri bileşikler de vardır.  Suda çözünen vitaminler: B vitaminleri ve C vitamini  Tiamin (B1 Vitamini, Anörin)  Riboflavin (B2 Vitamini, Laktoflavin)  Niyasin (Nikotinamid, PP Vitamini, B3)  Piridoksin (B6 Vitamini)  Biotin (H Vitamini)  Pantotenik asid (B5 vitamini)  Paraaminobenzoik asid  Folik asid (B9 vitamini)  Vitamin B12 (Siyanokobalamin)  Lipoik asid  C Vitamini (Askorbik asid) Vitaminlerin Sınıflandırılması

14  Yağda çözünen vitaminler  Vitamin A (ve türevleri) Akseroftol, Retinol  Vitamin D (ve türevleri) Kalsiferol  Vitamin E (ve türevleri) Tokoferol  Vitamin K (ve türevleri) Fillokinon  Vitamin benzeri bileşikler  Miyoinozitol-inozitol  Kolin  Flavonoidler (vitamin P)  Esansiyel yağ asitleri (Vitamin F)  Karnitin

15 Yağda Çözünen Vitaminlerin Ortak Özellikleri I  Yağda çözünen vitaminlerin hepsi izopren türevi apolar ve hidrofobiktir.  Yağlarla birlikte emilir ve taşınırlar.  Safra yoluyla atılırlar; idrarla atılmazlar.  Emildikten sonra kandaki taşınımları diğer apolar lipidler gibi lipoproteinler veya özel bağlayıcı proteinler ile olur.

16 Yağda Çözünen Vitaminlerin Ortak Özellikleri II  Vücutta depo edilebilirler ve en önemli depo yeri karaciğerdir(A, D ve K). E vitamini yağ dokusunda depolanır.  K vitamini hariç genellikle koenzim görevleri yoktur.  D vitamini, kalsiyum ve fosfor metabolizmasının düzenlenişinde etkili olduğundan hormon olarak ta kabul edilir.

17 Suda Çözünen Vitaminlerin Ortak Özellikleri  Suda çözünen vitaminler idrarla atılabildiklerinden toksik doz birikimi görülmez.  Organizmada depolanmaları az olduğu için sürekli olarak diyetle alınmaları gerekir.  Vücutta düzenleyici fonksiyonları vardır.  Bazıları membran bütünlüğü için, bazıları ise koenzim olarak görev yaparlar.  B 12 hariç bitkisel besinlerde bulunurlar.

18 Yağda Çözünen Vitaminler Vitamin A (retinol)  Her biri 5 karbondan oluşan 4 izopren biriminden meydana gelir. Siklohekzenil halkası içeren poliizopronoid bir bileşiktir.  Vitamin A genellikle çeşitli biyolojik aktif moleküllerin tümü için kullanılır.  Retinoidler ise vitamin A aktivitesi göstersin ya da göstermesin vitamin A’nın doğal ve yapay şekillerini içerir. 18

19 19  Retinol doymamış uzun zincirli b-iyonon halkasına sahip primer alkoldür.  Retinal retinolün oksidasyonundan oluşan aldehit.  Retinoik asit retinalin oksidasyon ürünüdür. Retinoik asit vücutta indirgenemez ve bu yüzden retinal ya da retinole dönüşemez.

20 Vitamin A’nın kaynağı  -karotendir. Vitamin A hayvansal gıdalardan en çok süt, yumurta sarısı ve balık yağında bulunur. Havuç ve havuç benzeri sarı- turuncu renkli sebzeler vitamin A’nın ön maddesi  -karoten içerirler.

21   -karoten: Bir provitamindir ve düşük parsiyel oksijen basıncında etkili olabilen bir antioksidandır.  Yapısında iki  -iyonon halkası bulunur. Simetrik olan bu yapı iki mol A vitamini sentezler.

22   -karoten, safra tuzları varlığında dioksijenaz enzimiyle molekülün ortasındaki çift bağ oksidasyonu ile 2 aldehit (Retinal) oluşturur.  Bağırsak mukozasında NADPH kullanan spesifik bir redüktaz ile primer alkole (retinol) indirgenir;  Küçük bir kısmı da retinoik aside okside olur.

23  Retinoik asit, albumine bağlanır, portal sistem yoluyla emilir; epoksitler gibi polar bileşiklere dönüşerek idrar ve safra içinde vücuttan atılır. KC ve diğer dokularda depolanmaz.

24  Retinol, bağırsak mukozasından emildikten sonra uzun zincirli doymuş yağ asitleriyle esterleşerek retinil ester olarak genel dolaşımla KC’e taşınır.  KC’de depolanır.  KC’de mobilize olduğunda aporetinol bağlayıcı protein, diğer dokulara transportunda ise retinol bağlayıcı protein rol oynar.  Retinol ve retinoik asit spesifik bağlayıcı proteinler ile nükleusa girer ve nükleer proteinlere bağlanarak büyüme ve farklılaşmada etkili gen ekspresyonunu uyarır.

25 Vitamin A’nin emilimi ve taşınması

26 Retina gibi özelleşmiş dokuların normal yapısını ve devamlılığını sağlar. Vitamin A’nın fonksiyonları Derinin ve mukoza membranlarının büyüme ve gelişmesine yardımcıdır. Diş, bağ ve destek dokusunun normal gelişimini destekler. Yetişkin RDA: 1000  g RE

27 Vitamin A’nın fonksiyonları Görme Siklusu  Vit A’nın en önemli etkisi Görme Biyokimyası üzerinedir.  Gözün retinasında iki tür fotoreseptör hücre vardır.  Retinada Rod ve Kon fotoreseptör hücreleri vardır ve aktiviteleri için A vitamine ihtiyaç duyarlar.  Rod hücreleri düşük düzeyde ışığı algılarken renkleri ayırt edemez (Gece görmesi)  Kon hücreleri ise renkleri ayırt etmeye yarar (Gün ışığında)

28  Görme iletimi rod hücresinin görme pigmenti olan Rodopsine ışık vurduğunda fotokimyasal izomerizasyon reaksiyonları ile başlar. Tüm-Trans retinal ve opsin ayrılır. Rodopsin = Opsin + 11-cis retinal. (Protein)  Rodlardaki görme pigmenti RODOPSİN  Konlardaki görme pigmenti İODOPSİN

29  Rod hücre membranındaki Ca 2+ iyon kanalında konformasyonel değişikliğe neden olur. Hücre içinde Ca 2+ iyonlarının hızlı akışı sonucu oluşan sinir uyarısı optik sinir vasıtasıyla beyne iletilir.

30  Oluşan tüm-trans retinal yeniden spesifik izomerazı ile 11-cis retinale dönüşür. Bu hemen opsine bağlanır ve siklüs tamamlanır.

31 Büyüme  Vit A’dan yoksun diyetle beslenen hayvanlarda önce iştah kaybı ve kemik büyüme hızında yavaşlama görülür. Kemikler, sinir sisteminin büyümesine ayak uyduramaz, bu durum merkezi sinir sisteminde hasara yol açar.  Retinoik asit glikoprotein sentezinde oligosakkarit taşıyıcısıdır (Karbonhidrat taşıyıcı formu –dolikol fosfat benzeri-retinil fosfattır). Özellikle gelişmenin düzenlenmesinde ve mukus sekresyonunda kullanılan glikoproteinleri sentezler.

32 Epitel hücrelerinin sağlamlığı  A vitamini epitel dokusunun normal farklılaşması ve mukus salgılanması için gereklidir. CRBP bağlanan Retinol hücrede  Proteinlere bağlanarak bazı genlerin ifadelerinin kontrolünde kullanılır. Bu etki steroid hormonların etkisine benzer.  Retinoik asit ve retinol epitel hücrelerinin büyümesini ve farklılaşmasını düzenler.

33 Üreme  Retinol ve retinal, normal üreme için gereklidir. Erkekte spermatogenezi hızlandırmakta, kadınlarda ise fetal rezorpsiyonu engellemektedir.  Retinoik asit görme ve üreme fonksiyonunda etkisizdir. Anti kanser ve anti oksidan özellikleri  Retinoik asit ve  -karotenler yapılarında bulunan konjuge çift bağlar yardımıyla bu etkiyi sağlarlar. Kanserojen etkisi olan oksijen radikallerini bağlayarak zararlı etkilerini önlerler.

34 34 Vitamin A eksikliği  Gece körlüğü, A vitamini eksikliğinin en erken belirtilerinden biridir.  Aşırı eksikliğinde, konjonktiva ve korneanın patolojik kuruluğu olan kseroftalmiye ve keratomalazi’ye yol açar. Bitot lekeleri Korneal ülser Keratomalazi  Eğer tedavi edilmezse kseroftalmi, kornea ülserleşmesi ve opak nedbe dokusunun oluşması ile körlükle sonuçlanır.

35  Akne ve Psöriazis gibi dermatolojik problem- ler diğer eksiklik belirtileridir. Retinoik asit ve türevlerinin eksikliğine bağlı. Daha ileri yetmezlikte  Solunum yolları enfeksiyonları  Böbrek taşı oluşumu  Ürogenital yollarda bozukluk  Diş, dişeti ve kemik gelişiminde bozukluk Retinol veya retinil esterleri olarak verilen A vitamini, vitamin eksikliği olan hastaların tedavisinde kullanılır. Keratinizasyon ve taş oluşumu Epitelial Metaplazi Orta derecede metaplaziArtmış kanser ? Geçiş Hücre farklılaşması

36 36 Vitamin A toksisitesi  A vitaminin yüksek dozlarda alınması, hipervitaminoz A olarak adlandırılan toksik bir sendroma yol açar.  Hipervitaminoz A, günlük dozun yaklaşık 10 misli kadar fazla alınması sonucu gelişir.  Özellikle gebelikte aşırı miktarda A vitamini alınması gelişmekte olan fetüste doğumsal sakatlıklar yaratma potansiyeline sahiptir (mikrotia, mikrogenati, timik aplazi, fasial kemik ve aortik ark anomalileri).

37 Hipervitaminozis A  Erken belirtileri ciltte kuruluk ve kaşıntı  İştah kaybı (Anoreksia), bulantı  Hiperostozis,  Karaciğerde büyüme ve sirotik gelişme,  Eklemlerde şişme, ağrı, dekalsifikasyon, epifizial büyüme plaklarının erken kapanması,  Büyüme geriliği,  Göz içi kanama, optik atrofi olabilir.  Sinir sisteminde, beyin tümörü belirtilerini taklit eden kafa içi basıncında artış şeklinde bulgular görülür. D vitamini vücutta güneş ışığı etkisi ile kolesterolden endojen olarak sentezlenir (D 3 ). Hayvansal kaynaklı D 3 vitamini balık yağı, ve yumurta sarısında, KC, az miktarda da sütte bulunur. Bitkisel kaynaklı D 2 vitamini bitkilerde en çok yosun ve mantarda bulunur.

38  D vitamini hormon ve benzeri etki gösteren bir sterol türevidir. Vücutta kolesterolden endojen olarak sentezlenen 1,25-dihidroksikolekalsiferol hormon olarak etkilidir.  2 önemli D Vitamini kaynağı var. 1-Dietle alınan D 2 ve D 3 2-Fotoliz olayı ile deri altı yağ dokusunda 7-dehidrokoleste- rolden oluşan D 3  Vitamin D 2 ve D 3 biyolojik olarak aktif değildir. Hidroksilasyon reaksiyonları ile in vivo olarak aktif şekline dönüşür. D Vitamini 38

39  Vitamin D 2 ve D 3 biyolojik olarak aktif değildir. Hidroksilasyon reaksiyonları ile in vivo olarak aktif şekline dönüşür. 39

40 D Vitamininin emilimi ve taşınması  Dietle alınan D 2 ve D 3 ince bağırsaktan emilir ve özel bir globulin ve vitamin D bağlayıcı protein ile bağlanarak KC’e taşınır.  Vitamin D 3 KC mikrozomlarında özgün bir enzim olan Vitamin D 3 –25 hidroksilaz tara- fından 25-hidroksi vitamin D 3 ’e dönüşür.  Plazmada bu şekilde bulunur ve bu şekilde birçok hücrenin lipit bileşenleri içinde depo edilir.

41 (inaktif)(aktif)

42  1,25-hidroksi vitamin D 3 ’ün düzenlenimi; 1- Parathormon 2- Serum fosfat düzeyi 3- 1,25-dihidroksi D 3 miktarı ile sağlanır.  1,25-dihidroksi kolekalsiferol (aktif vitamin kalsitriol)’un steroid hormon etki mekanizmasına benzer etki gösterdiği organlar: 1) İnce barsak 2) Kemik 3) Böbreklerdir.

43 Besin Besinsel vitamin D Aktif bileşik Deride 7-OH-kalsiferol Azalan P, Ca düzeyleri PTH salınışını arttırır. Işık 43 Artan P, Ca düzeyleri PTH salınışını azaltır. Ca düzeyleri normal ise düzeyleri eşittir.

44  Barsaktan kalsiyum emilimini arttırır. Emilen vitamin D nükleustaki reseptör kompleksine bağlanır ve hücresel DNA üzerine etki eder. Kalsiyum bağlayan proteinin sentezini arttırır.  Böbrekten kalsiyum atılımını azaltır.  Kemikten salınımı arttırır. Plazma kalsiyum ve fosfat düzeyleri artar.

45 45 D Vitamininin eksikliği  D vitamini eksikliğinde primer olarak kemik dokusu etkilenir. Oluşan klinik durum;  Çocuklarda Raşitizm,  Erişkinlerde Osteomalazi olarak adlandırılır.  Yaşlılarda 7-dehidrokolesterolun D 3 dönüşümü (derideki fotoliz) azalır.

46 Vitamin D eksikliğinin risk faktörleri

47 47 Vitamin D toksisitesi  Yüksek dozlarda alınması, iştah kaybına, bulantı, kusma ve ishale neden olur.  Uzun Süre Fazla Alınırsa: Özellikle kalpte, kalp damarlarında ve böbreklerde serum Ca 2+ ve fosfor artışına bağlı olarak kalsifikasyon oluşur. Örnek: Böbrek taşları Kaslarda güçsüzlük ve sertlik, kardivasküler semptomlar gelişir.

48  Doğal olarak bulunan tokoferol- den en aktifi  -tokoferoldur.  Tokoferoller, tokol çekirdeğinin farklı yerlerine farklı sayıda –CH 3 grupların eklenmesiyle oluşurlar.  E vitamininin en önemli görevi hücreleri enzimatik olmayan oksidasyondan koruyarak antioksidan etki göstermesidir. E Vitamini 48

49  Tokoferollerin tümünde 6-OH kroman halkasına bağlı izoprenoid yan zinciri vardır.   -tokoferol, en çok çimlenmekte olan tahıl tohumlarında bulunur.

50 Yeşil bitkiler, bitkisel yağlar, karaciğer ve yumurta E vitamini yönünden zengin besinlerdir. E Vitamini Pişirme ve derin dondurucuda etkisini kaybeder. 50

51 E Vitamininin emilimi ve taşınması  Tokoferol diette yağda çözünmüş olarak bulunur.  Lipid sindiriminde açığa çıkar ve ince bağırsaktan emilir.  Şilomikronlarla karaciğere gider.  VLDL ile karaciğerden uzaklaştırılır.  Çoğu yağ dokusu ve KC’de olmak üzere kalp, kas,testis,uterus, böbreküstü bezi, beyin ve kanda depo edilir.

52  Vitamin E’nin en önemli metabolik fonksiyonu antioksidan etkisidir.  Vitamin A’yı, karotenleri, doymamış yağ asitlerini ve tiyol gruplarını oksitlenmeye karşı korur ve serbest radikallerin etkisini azaltmaktır. Serbest radikallerin oluşumuna; 1-Normal metabolik olaylar 2-Dışardan alınan toksik maddeler sebep olur.

53  Yağ asitleri peroksidasyona uğrayınca peroksil serbest radikali oluşur (ROO  ).  Tokoferol bu moleküle etki ederek kendisi fenoksil radikaline dönüşür.

54 54 E Vitamini eksikliği  İnsanlarda E vitamini eksikliğinin belirtileri,  Kreatinüri  Kas güçsüzlüğü  Dayanıksız eritrosit  E Vitaminine olan ihtiyaç hamilelik ve laktasyon döneminde ve yeni doğanda fazladır. Özellikle prematüre bebeklerde eksikliği görülür.

55 55  Erişkinlerde eksikliği genellikle lipit emilimi ve taşınmasındaki bozukluklara bağlıdır.  Çok doymamış yağ asidli yağlarla beslenmek E Vitaminine olan ihtiyacı artırır.  Lipid emiliminin bozulmasına neden olan hastalıklar E Vitamini eksikliğine bağlı nörolojik bozukluklara neden olur.  Anemi, enfeksiyon, kanser, diş eti hastalıkları ve sinir- kas hastalığı olan kişilerde de E vitamini düzeyleri düşük bulunmuştur.

56 56  E vitamini eksikliği eritrositlerin oksidatif strese duyarlılığını arttırır; buna bağlı hemolitik anemi görülür.  Anemi hemoglobin sentezinin azalması ve eritrosit ömrünün kısalmasına bağlı olarak gelişir.  Yüksek dozda A Vit alınması Vit E absorpsiyonunu azaltır, C Vit alınması Vit E ihtiyacını artırır.  Demir E Vit tahrip eder.

57 57 Vitamin E toksisitesi  Yağda çözünen vitaminler içinde en az toksik olanıdır.  Yüksek dozda alındığı zaman bulantı ve ishal yapabilir.  Yüksek dozların büyümeyi durdurduğu, adaleleri zayıflattığı, eritrosit sayısını azalttığı ve kemikleşmeyi yavaşlattığı görülmüştür.  Yüksek dozda alındığı zaman K vitaminin absorbsiyonunu azaltır.

58 Koyu yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, domates, et, yumurta sarısı, balık yağı, karaciğer, patates, soya yağı, zeytin yağı

59 59 K Vitamini  K vitaminleri yapıda poliizopren yan zincirleri bulunan naftokinonlardır.  Bitkilerde 3. C’da fitil yan zinciri taşıyan fillokinon,  Bağırsak bakterileri tarafından sentez edilen 3.c’da farnesil yan zincir taşıyan farnokinon oalarak adlandırılır.  Menadion sentetik bir maddedir.

60  K Vitamini besinler içerisinde yaygın bulunduğundan ve barsakta sentez edilebildiğinden eksikliği lipid emilim bozukluklarında olabilir.  Safra tuzlarının yardımı ile emilerek şilomikronların içerisinde lenf sistemine katılırlar ve karaciğere giderler.  Menadion suda eridiğinden direkt emilir. K Vitamininin emilimi ve taşınması

61 Kan pıhtılaşması  Vitamin K’nın başlıca fonksiyonu kan pıhtılaşmasında görevli bazı pıhtılaşma faktörlerinin sentezinde kullanılır.  Vitamin K karaciğerde sentezlenen pıhtılaşma faktörleri II (protrombin) VII, IX ve X’un posttranslasyonel modifikasyonlarında koenzim olarak görev yapar. 61 K Vitamininin fonksiyonları

62  İnaktif pıhtılaşma faktörleri, yapılarında glutamik asit birimleri karboksillenerek  -karboksiglutamat içeren olgun pıhtılaşma faktörüne dönüşür.  K vitamini analogları olan warfarin ve dikumarol pıhtılaşma basamaklarını in- hibe ederek pıhtılaşmayı durdurur.

63 Kemik mineralizasyonu  Kemikte bulunan ve  -karboksiglutamat kalıntıları içeren bir protein olan osteokalsin sentezinde K vitamini gereklidir.

64  Besinlerle alınabildiği gibi barsak florasında da sentez- lenebildiği için eksikliği pek görülmez. Antibiyotik kullananlarda veya yağ emilimi bozukluğunda eksikliği görülebilir.  Kanama eğilimi artar. Yeni doğanda barsak florası yeterli gelişmediği için K vitamini sentezlenmez. Normal beslenen bebeklerde eksiklik kısa sürede giderilir; ancak bazı durumlarda tek doz kas içi vitamin K takviyesi yapılarak hemorajik sendrom önlenebilir. 64 Vitamin K’nın eksikliği

65  Vit K eksikliği, yetersiz osteokalsin oluşumuna bağlı kemik mineralizasyonunda bozukluğa neden olur.  Osteoporoza bağlı kemik kırığı oluşmuş kişilerde Vitamin K 1 eksikliği saptanmıştır. 65 Vitamin K toksisitesi  Vitamin K eritrosit membranlarına toksik etkilidir.  Yüksek dozda K Vitamin uzun süre alınırsa bebeklerde hemolitik anemi ve sarılık gelişebilir.


"VİTAMİNLER Doç. Dr. Hikmet KOÇAK.  1601-James Lancaster tayfaların diyetlerine turunçgilleri eklemiş.  1882-Takari; günlük öğünlerine et, arpa ve meyve." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları