Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İTAAT Boyun eğme, uyma, dinleme, alınan emre göre hareket etme anlamında bir terim. Büyük Lügat Abdullah yeğin Bunun karşıtı, adem-i itaattir ki, itâatsizlik,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İTAAT Boyun eğme, uyma, dinleme, alınan emre göre hareket etme anlamında bir terim. Büyük Lügat Abdullah yeğin Bunun karşıtı, adem-i itaattir ki, itâatsizlik,"— Sunum transkripti:

1

2 İTAAT Boyun eğme, uyma, dinleme, alınan emre göre hareket etme anlamında bir terim. Büyük Lügat Abdullah yeğin Bunun karşıtı, adem-i itaattir ki, itâatsizlik, serkeşlik ve muhalefet anlamına gelir. İlişkilerinin sağlıklı yürüyebilmesi, huzur ve güven içinde yaşayabilmeleri, bir takım düzenlemelerin varlığına bağlıdır. Mevcut otoriteye itâat edilmediği sürece, ister yazılı kanunlar şeklinde olsun, ister yaşayan örf ve âdetler tarzında olsun, bu düzenlemelerin hiçbir yararı olmaz. O halde itâat mutlaka gereklidir.

3 Kime itaat etmek gerekir, ya da kimlere itaat edilmelidir, sorusuna gelince... Elbette itaate kim lâyıksa öncelikle ona itaat etmek, kime boyun eğmek gerekiyorsa ona boyun eğmek ve kimin emrini yerine getirmek gerekliyse onun emrini yerine getirmek icap eder. Buna göre; kendisine itaat edilmesi gereken en büyük otorite, şüphesiz ki, tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tır. O'na itaat her itâatten önce gelir, O'nun buyruğu tüm buyruklardan üstündür. Kendisinden başkasına itaat, ancak O'nun izniyle ve müsaade ettiği ölçüde caizdir.

4 Kur’an-ı Kerim Rahman Suresi Ayetler Ey ins ve cin..! Emirlerime itaat etmezseniz, haydi hudud-u mülkümden elinizden gelirse çıkınız.. Fakat Allah’ın vereceği bir kuvvet olmadan çıkamazsınız.. Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edersiniz..? "Ey hakareti içinde mağrur ve dik kafalı ve ey za'f ve fakrı içinde serkeş ve inatçı olan cin ve ins..! Nasıl cesaret edersiniz ki isyanınızla öyle bir Sultan-ı Zîşan'ın emirlerine karşı geliyorsunuz ki; yıldızlar, aylar, güneşler emirber neferleri gibi emirlerine itaat ederler.

5 Kur’an-ı Kerim Nisa Suresi 59. Ayet.. Ey iman edenler..! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre, idarecilere de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün, onların talimatına göre halledin.. Bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (Ülülemr; Ulema ve Ümeradır.)

6 Namaz bize itaati öğretir. Çünkü imam, “yat” der yatarız, “kalk” der kalkarız. Böylece bir askerin talim ve terbiye ile disipline edilişi gibi, namaz da temel hedefinin yanında bizi disipline eder. Esasen cemaatle namaz kılarken de söz dinlemeye alışırız. Bilhassa yüce bir davaya gönül vermiş olan müminler, Müslümanlığı alakadar eden mevzularda, katiyen kendi başlarına hareket edemezler. Görüşürler, konuşurlar, meşveret ederler; gerekirse, meşveret söz kesen birine götürülür, iş onun tespitiyle bağlanır ve ondan sonra ortaya konan her ne ise, herkes o hususta itaat ve inkıyat eder. Hadd-i zatında, meşveretle hareket eden bir ulu’l emrin arkasındaki müminler onu kabullenme içinde Hakk’a itaat etmiş olurlar. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları

7 Hülâsa, müminler, iman ve Kur’an hizmeti adına yapacakları her meseleyi meşveret edecek, neticede meseleyi bir hükme bağlayacaklar ve bir söz kesen de bu hükmü noktalayacaktır. Bundan sonra ise artık itaat ve inkıyat faslı başlar. Aksi takdirde herkes kendi kafasına göre hareket ederse, ondan anarşi doğar. Kalpler bir noktada ittihat ve ittifak edemediğinden dolayı da Cenab-ı Hak, cemaate lütfedeceği şeylerden onları mahrum bırakır. M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

8 Fert hususi meziyet ve faziletleriyle belli şeylere taliptir ve Allah onları verir. Ama cemaate Allah’ın vereceği bazı şeyler vardır ki, onlar ancak cemaat halinde istendiği zaman verilir. İnsanlar şayet cemaat yapısını bozmuş ve parçalamışlarsa, teker teker ve münferit hareket ediyorlarsa.. Allah’ın, cemaate terettüp eden lütuflarından mahrum kalırlar. İtaat, cemaat olmaya has bir hal ve keyfiyettir. İnsanlar cemaat halinde hareket etmeye başladıkları andan itibaren büyük veya küçük her dairede itaat ve inkıyat da önem kazanmıştır. Bir mümin, itaatin ne demek olduğunu bilmeli ve mutlaka etmelidir. Efendimiz, kemal-i hassasiyetle bu iş üzerinde durmuş ve bu duygunun gelişmesi için lazım gelen her şeyi yapmıştır. M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

9 Cenab-ı Hak meleklere Hz. Âdem’e (a.s.) kabul secdesi etmelerini ve onu üstün tanımalarını emretti. İblis’in de aralarında bulunduğu bütün melekler secde emrini itirazsız, tereddütsüz, kemal-i itaat ve tam iştiyakla yerine getirdiler. Fakat o zamana kadar binlerce sene abid ve zahid olarak görünen İblis, Hz. Adem (a.s.)’e secde etmeyi kibir ve gururuna yediremediğinden; daha doğrusu emre itaatteki inceliği kavrayamadığından ve gerçek kulluğun manasını idrak edip de onu bütün duygularıyla hazmedemediğinden.. Secde ve inkıyad emrini içine, özellikle aklına sindiremedi ve bu emre isyan etti. Cenab-ı Hak (c.c.) onu rahmet kapısından ebediyen kovdu ve o güne kadar yaptığı bütün hasenatını boşa çıkardı.%

10 İblis’in ibadet, mücahede ve riyazat olarak bunca meşakkatlere ve zorluklara katlanmasına rağmen.. Samimi olmadığından ötürü Yüce Allah’ın (c.c.) ilminde şaki olarak yerini aldığını ve yüce Rahmetten kovulduğunu duyan ve gören Hz. Cebrail ile Mikail (a.s.) uzun bir müddet ağlayıp durdular. Vakitleri hep ağlamakla geçiyordu. Yüce Allah her ikisine de bu kadar ağlayışlarının sebebini kendisi daha iyi bildiği halde sorunca; onlar şöyle dediler: - “Ey Rabbimiz! Sen’in mekrini, denemeni şimdi daha iyi anladık. Sen’in mekrin bize de ulaşıp, İblis’in başına gelenlerin bizim de başımıza gelmesi korkusundan ötürü ağlıyoruz. Ya biz de göründüğümüz gibi Sen’in ilminde de böyle değilsek; halimiz nice olur” Yüce Allah da onlara şöyle ferman etti: - “İşte hep böyle olun da, mekrimden hiçbir zaman emin olmayın” Bu hadise bizi ümitsizliğe sevk etmemeli. Aksine bir taraftan Mekr-i İlahiden korkmaya, diğer taraftan da Rahmet-i İlahiyeyi reca etmeye ve O’ndan ümitvar olmaya sevk etmeli… Düşün, Anla ve Ağla, s:114

11 İtaat ve inkiyad, umumun kabul ettiği, orada sevk ve idareyi yapan bir şahsa, ya da insanların her türlü konuyu orada istişare edebilecekleri değişik kimselerden meydana gelmiş bir meşveret meclisinin, içtihat, tesbit ve kararlarını yerine getirmekten ibarettir. Alınan kararlar bazen herkesin aklına yatmayabilir. ve herkes tarafından kabul edilmeyebilir. İnsanlar, alınan kararlara muhalefet şerhi düşebilirler. Ancak bazılarının muhalefetlerine rağmen, eğer ilgili mevzuda bir karar alınmışsa, artık o muhalif kişilerin bu karar aleyhinde tek bir kelime bile konuşmamaları ve karara uymaları gerekir. M.F. Gülen’in “Prizma 2” Kitabından Alınmıştır.

12 İtaat çok önemlidir. Ondan daha önemli olanı da, bedevi bir toplum içinde o itaat şuurunu geliştirmektir. Evet, o cahilî toplumda kimse kimseyi dinlemez ve kimse kimseyi kabullenemezdi. Ama O, deneye deneye onları öyle bir itaate alıştırdı ki, bir gün on sekiz yaşındaki bir çocuğu, içinde Ebû Bekirlerin Ömerlerin, Osmanların, Alilerin ve daha nicelerinin bulunduğu bir ordunun başına kumandan tayin ettiğinde, bir iki sesin dışında kimse sesini çıkarmamıştı... M.F. Gülen’in “Sonsuz Nur Cilt 2” Kitabından Alınmıştır.

13 Sahabe arasında itaat öylesine gelişmişti ki.. Hz. Ebû Bekir (ra), halîfe olmasına rağmen, Hz. Ömer (ra)’i vezir olarak yanına almak için, genç serdar Üsame’nin yanına sokularak ona şöyle demişti: “Ey Allah (cc)’ın Peygamberinin tayin ettiği kumandan, Serdar-ı A’zâm, müsaade edersen Ömer’i yanıma alıp devlet işlerinde çalıştırmak istiyorum.” Halîfe izin alıyordu. Niçin? Çünkü Allah Rasûlü onu kumandan tayin etmişti.. artık ona itaat edilirdi.. Hem de ölesiye.. M.F. Gülen’in “Sonsuz Nur Cilt 2” Kitabından Alınmıştır.

14 Silsile-i Sâdâttan SELMAN-I Farisî (r.a.) Hazretleri yanında bir misafir olduğu halde sahraya çıkmıştı. Dağda havada uçan kuşlar ve ovadan geçen ceylan sürüleri gördü: Hazreti Selman (r.a.) uçan kuşlara ve oradan geçen ceylan sürüsüne hitaben : —Yanımda bir misafirim var. içinizden biriniz buraya gelsin. Misafire ikram edeceğim, diye seslendi. Kuşlardan ve ceylan sürüsünden birer tane süratle hazreti Selman’ın huzuruna geldiler. Misafir bu işe, çok hayret etmişti : —Sübhanallah.' diyerek hayretini belirtti. Selman-ı Farisî Hazretleri : —Bunda hayret edecek ne var? Allah'a itaat edene mahlûk'atın isyan ettiğine bu zamana kadar hiç şahit oldun mu? buyurdular... Büyük Dini Hikayeler

15 Allah Rasûlü, hayatı boyunca itaat üzerinde durdu.. Söz dinlememeyi, kargaşaya, anarşiye açılan bir kapı kabul etti. Hiç kimseye nasip olmayacak şekilde bunda muvaffak da oldu.. Öyle ki bir gün, Abdullah b. Hüzâfetü’s- Sehmî’nin ordusunda, komutanın: “Kendinizi ateşe atın” direktifi duyulunca, kendini ateşe atmaya teşebbüs edenler oldu. Oysa ki bu bir intihardı. Neyse ki bunlardan bazıları: “Allah Rasûlü bize böyle bir emirde bulunmadı. Çünkü bu intihardır, dolayısıyla cehenneme girmektir. Oysa ki, biz cehenneme girmeyelim diye dine girdik. Bunu bir Resulullah’a soralım.. soralım ki, emre bu hususta da itaat edecek miyiz?” M.F. Gülen’in “Sonsuz Nur Cilt 2” Kitabından Alınmıştır.

16 Üç-beş kişiyi idare edenden, binlercesini, milyonlarcasını idare edenlere kadar, Allah’ın gösterdiği, Rasûl’ün elindeki meşalenin aydınlattığı yolda yürüyen ve o yoldan ayrılmamaya azimli, kararlı olan bütün önderlere, bütün liderlere tabi olunuz..! Yerinde ve belli ölçüler içinde. Öbürlerinin de sözü dinlense, onlara da baş kaldırılmasa hatta bir ölçüde dost kabul edilse ve birlikte doğru yol bulunsa bile.. Mutlak itaat edileceklerin peygamber çizgisinde olmaları şarttır. M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

17 Resül nasıl Allah hesabına hükmeder, karar verir ve itaat ister.. Aynen öyle de “Ulu’l emr” dediğimiz kimseler de evvelâ, Rasulullah’ın yolunda olacak, O’nu dinleyecek, O’na itaat edeceklerdir.. Çok büyük hizmetler yapsalar da Allah Rasulü’ne muhalefetleri nispetinde emirlerine uyulma haklarını kaybederler.%

18 Emir olma, mutlaka itaati gerektirmez. Emir, emirliğinin yanında eğer Rasulullah’a sımsıkı bağlı ise ona da itaat edilir. Hem de ibadet neşvesi içinde. Ancak, dine hizmet, ve “i’lâ-i kelimetullah.. Sulh olmayı, söz dinlemeyi ve müspet hareket etmeyi emrediyorsa.. Bütün dünya toplansa, onlara menfî hareketin en küçüğünü dahi yaptırtamaz. M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

19 İtaat dairesi, çok geniş ve iç içe girmiş daireler şeklindedir.. Efendimiz (s.a.v.) buyururlar ki: “Eğer bir yerde üç kişi bulunursa, bir tanesi onlara emîr olsun.” Üç kişinin birisi emîr olacak ve diğer iki kişi onu dinleyip ona itaat edecektir. Bir yolculuğa çıkarken, içlerinden biri emîr seçilecek; oturma-kalkma, yatma-oturma, kalma-gitme, hareket etme veya durma, hepsi ona sorulacaktır. İşte, itaat dairesi ta buradan başlar! M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

20 Evet, Hakk’ın hatırı için, Efendimiz’in beyanıyla “saçları kıvırcık, üzüm gibi siyahi bir köle dahi olsa, dinleyin ve itaat edin.” Tarihi gelenekleri itibariyle Kureyş’li bir efendi için, siyahi bir köleye itaat mümkün değildi. Ama Efendimiz bütün cahiliye adetlerini ortadan kaldırmak için gelmişti. “İmam mutlaka Kureyş’den mi olacak, yoksa Habeşli bir köle de imam olabilir mi?” meselesine de beraberinde getirmişti. Demek ki Habeşli bir köle imam olabilecekti... M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

21 Namaz Mekke’de farz kılınmış olmasına rağmen, Cuma namazı Medine’de farz kılınmıştır. Zira Mekke’de henüz bir cemaat teşekkül etmiş değildi. Ne zaman ki müminler hicretle cemaatleşti, işte o zaman Cuma namazının farziyeti söz konusu edildi. M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

22 Ammar b. Yasir ve Halid İbn-i Velid beraberce bir birlikte bulunuyorlardı. Bunların aralarında bir huzursuzluk çıktı. Halid, Ammar’a biraz sert konuştu. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) ikisinin de hakkını verdi: (Ammar ilk müslüman olanlardandı. Fakat Halid de o birliğin başında kumandandı.) Ammar’a “Kumandanınıza itaat edeceksiniz.” dedi. Fakat beri taraftan da Halid’e: “Sakın sakın Ashabıma ilişmeyin” dedi. Çünkü o daha önce iman etmişti. M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

23 Zülkarneyn Aleyhisselam ordusuyla gece yolda giderken ordusuna: - Ayağınıza takılan şeyleri toplayın, diye emir verir. Ordu bu emri duyunca; içlerinden bir grup: -Çok yürüdük, çok yorgunuz. Gece vakti bir de ayağımızı takılan şeyleri toplayarak boşuna ağırlık mı yapacağız. Hiçbir şey toplamayalım, diyerek hiçbir şey toplamıyorlar. İkinci grup ise; - Madem Komutanımız emretti, birazcık toplayalım, emre muhalefet etmeyelim. Zira ordun komutanına itaat etmek gerekir, diyerek az bir şey topluyorlar. Üçüncü grup ise; -Komutanımız bir şeyi boşuna emretmez. Muhakkak bildiği bir şey vardır. Bir hikmete vardır, diyerek bütün abalarını ağzına kadar doldururlar. Sabah olduğunda bir de bakıyorlar ki, meğer bir altın madeninden geçmişler de, ayaklarına değen şeylerin altın olduğunun farkına varamamışlar. Bunu anlayınca: %

24 Hiç almayan birinci grup; -Ah niçin almadık! Nasıl dinlemedik komutanımızın sözünü. Keşke alsaydık! Bir tane bari alsaydık diyerek pişman oluyorlar. Az alan ikinci grup ise; -Ah ne olaydı da biraz daha fazla alsaydık. Ceplerimizi, abalarımızı hınca hınç doldursaydık diye sitem ediyorlar kendilerine. Çok alan üçüncü grup ise: - Keşke gereksiz, lüzumu olmayan eşyalarımı atsaydım, daha çok toplasaydım. Her şeyimizi doldursaydık, daha fazla alsaydık diyerek, fazla almalarına rağmen üzülüyorlar. Mesel Denizi

25 İnsanda Allah Sevgisi, O’nun Peygamberinin sünnetine uymayı gerektirir. Çünkü Allah'ı sevmek, O’nun razı olacağı şeyleri yapmaktır. Onlar da, Hz. Peygamberin hayatında en mükemmel bir şekilde görünüyor. O halde en önemli yol gösterici hayat, Hz. Muhammed (A.S.M.)ın hayatıdır. İşte o hayat, sınırsız bir sevgiye lâyıktır. İnsan, sevdiği zâta eğer benzemek kabil ise, fıtraten benzemek ister. O yüzden her mümin, O’nun sünnetine uymaya çalışmalıdır. Bediüüzaman Said Nursi 11. Lem’a

26 De ki, Eğer Allah’ı seviyorsanız, Bana uyun ki, Allah ‘ta sizi sevsin. (Al-i İmran Suresi 31) "Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullah'a uyulacak. Uyulmazsa, demek ki: Allah'a muhabbetiniz yoktur." Elbette bu kainatın sahibi, insanlar içinde, en seçkin birisini kendine muhatap, tercüman haberci ve yol gösterici yapmış.. O halde, Habibullah'ın Sünnet-i Seniyesine itaat en önemli iştir. Ayrıca; itaat yoları içinde şüphesiz en kestirme yol, O’nun sünnetidir. Risale-i Nurlardan İktibas


"İTAAT Boyun eğme, uyma, dinleme, alınan emre göre hareket etme anlamında bir terim. Büyük Lügat Abdullah yeğin Bunun karşıtı, adem-i itaattir ki, itâatsizlik," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları