Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

E ğ itim Bilimine Giriş Uz. Nüket GÜNDÜZ. E ğ itim biliminde temel kavramlar Öncelikle e ğ itim kavramıyla yakından ilişkisi olan; kültür, kültürleme,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "E ğ itim Bilimine Giriş Uz. Nüket GÜNDÜZ. E ğ itim biliminde temel kavramlar Öncelikle e ğ itim kavramıyla yakından ilişkisi olan; kültür, kültürleme,"— Sunum transkripti:

1 E ğ itim Bilimine Giriş Uz. Nüket GÜNDÜZ

2 E ğ itim biliminde temel kavramlar Öncelikle e ğ itim kavramıyla yakından ilişkisi olan; kültür, kültürleme, kültürlenme kültürleşme kavramları açıklanacaktır.

3 Kültür – e ğ itim ilişkisi Kültür Eğitim Kültürleşme Kültürleme Kültürlenme

4 Kültür Kültür: do ğ anın dışında insanın yarattı ğ ı her şeydir. Kültür; insanın ö ğ rendi ğ i, bilgi, sanat, gelenek, görenek ve benzeri yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütündür.

5 Kültür Kültür, do ğ umdan sonra kazanılır ve ö ğ renilir. Ö ğ rendi ğ i bilgileri ve kazandı ğ ı alışkanlıkları kendisinden gelen bireylere aktarır. Ö ğ retmenler ise toplumdaki en çok kültür aktarıcı kişilerdir.

6 Kültürleme Kültürel de ğ erlerin bireye kazandırılması sürecine kültürleme denir. Kültürleme, bireyin do ğ umdan ölüme kadar toplumun istek ve beklentilerine uyacak şekilde etkilenmesi ve de ğ iştirilmesi söz konusudur.

7 Kültürleme Kültürleme ile; bilinçli, bilinç dışı, yaygın kendili ğ inden rastlantısal bireysel ö ğ renmeler ile şartlanmalar söz konusudur.

8 Kültürleme Ör: çocu ğ a anadilini ö ğ retmek bir kültürlemedir.

9 Kültürlenme Belli bir toplumun alt kültürlerinden ya da farklı toplumlardan kopup gelen insan ve grupların buluşması ve bir etkileşim süreci sonunda asıl kültür ve alt kültürlerde bulunmayan yepyeni bir senteze varılmasına kültürlenme denir.

10 Kültürleşme Başka kültürden insan ve grupların belli bir kültüre girmesi ve karşılıklı etkileşim sonucu her ikisinin de de ğ işmesi kültürleşmedir. Ör: Almanya’ya işçi olarak giden insanlardaki kültürel de ğ işim.

11 E ğ itim E ğ itim yoluyla insanların; Amaçları, Bilgileri, Davranışları, Tutumları, Ahlaki de ğ erlerinin de ğ işmesi söz konusudur.

12 E ğ itim E ğ itimin genel ve kapsamlı çeşitli tanımları yapılmıştır. Bu tanımların bazıları şunlardır:

13 E ğ itim E ğ itim genel anlamda bireyde davranış de ğ iştirme sürecidir. E ğ itim, geniş anlamda bireyin toplum standartlarını, inançlarını ve yaşam yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir.

14 E ğ itim E ğ itim, kişinin yaşadı ğ ı toplum içinde de ğ eri olan, yetenek, tutum ve di ğ er davranış biçimlerini geliştirdi ğ i süreçlerin tümüdür. E ğ itim, bireyin yaşadı ğ ı toplumda uygulama de ğ eri olan yetenek yöneliş ve di ğ er davranış örüntülerini kazandı ğ ı süreçler toplamıdır.

15 E ğ itim E ğ itim bireyde kendi yaşantıları yoluyla davranış de ğ işikli ğ i meydana getirme sürecidir.

16 E ğ itim E ğ itim bir süreçtir. E ğ itim sonunda bireyde davranış de ğ işikli ğ i meydana gelir. Davranış de ğ işikli ğ i bireyin yaşantıları sonucu meydana gelir.

17 E ğ itim ö ğ eleri E ğ itimi oluşturan temel ö ğ eler: Birey Yaşantı Süreç Davranış

18 İ nsan (birey) İ nsanı, biyo-kültürel ve sosyal bir varlık olarak tanımlayabiliriz. İ nsan; Biyolojik Kültürel Sosyal boyutlardan oluşur.

19 İ nsan Bilişsel Duyuşsal Psikomotor Davranışlara sahiptir. Ve e ğ itimde bireye bu davranışlar kazandırılır.

20 Yaşantı Yaşantı, bireyin çevresiyle kurdu ğ u etkileşim sonucu bireyde kalan izler olarak tanımlanabilir. Her bireyin çevresiyle kurdu ğ u etkileşim farklı oldu ğ u için geçirdikleri yaşantılar ve kazandıkları davranışlar da birbirinden farklıdır.

21 Yaşantı Yaşantı, insanın di ğ er insanlarla ve çevresiyle etkileşiminin bireyde bıraktı ğ ı izdir. Yaşantı, e ğ itsel yönden kazanılmış yaşantı ve yaşanılmış yaşantı olmak üzere ikiye ayrılır.

22 Kazanılmış yaşantı Kazanılmış yaşantı, belirli bir etkileşim durumunda yer alan etkinliklerin tümünü içermektedir.

23 Yaşanılmış yaşantı Yaşanılmış yaşantı, söz konusu etkileşim durumunda yer alan etkinliklerden yalnızca bireyde kalıcı iz bırakan ve bireyin davranışında de ğ işim oluşturan etkinliklerdir.

24 Süreç E ğ itim kavramının tanımında yer alan bir di ğ er ö ğ e süreçtir. Bir ürünün oluşumunda yer alan etkinlikler bütünü ya da belirli bir hedefe yönelik işlemler dizisidir.

25 Davranış Davranış genel anlamda organizmanın her hareketi davranış olarak kabul edilir. Organizmanın etkiye karşı gösterdi ğ i tepki ve tepkiye karşı gösterdi ğ i etkiye davranış denir.

26 Davranış E ğ itim açısından davranış, Gözlenebilir, Ölçülebilir, İ stenilir Olması gerekir.

27 Davranış İ nsan davranışları; Do ğ uştan gelen davranışlar Geçici davranışlar Sonradan kazanılan davranışlar Olmak üzere başlıca üç grupta toplanır.

28 Do ğ uştan gelen davranışlar Ö ğ renmeyle de ğ iştirilemeyen davranışlardır. Ör: insanın gözbebe ğ inin aşırı ışıkta küçülmesi, az ışıkta büyümesi do ğ uştan gelen davranışlardır.

29 Geçici davranışlar Alkol, ilaç, uyuşturucu madde, hastalık gibi etkilerle ortaya çıkan ve bu etki ortadan kalktıktan sonra kaybolan davranışlardır. Ör: bir kişinin yüksek ateş, alkol gibi nedenlerden dolayı yaptıkları konuşmalar.

30 Sonradan kazanılmış davranışlar Do ğ uştan getirilmeyen, ö ğ renme ürünü olan davranışlardır. Ör: ö ğ renmenin tanımını söyleme, çevreyi temiz tutma, bir müzik aleti çalma. Bu davranışların istenilir olması beklenir.

31 Ö ğ renme Ö ğ renme bireyin çevresi ile etkileşim yoluyla oluşur. Bireyin davranışlarında de ğ işiklik meydana getirir. Do ğ du ğ u andan itibaren ö ğ renme sürecinin içerisinde yer alır.

32 Ö ğ renme Ö ğ renmenin sürekli olması ve ö ğ renilenlerin unutulmaması için tekrar ve pekiştireçler önemlidir.

33 Ö ğ renme Gerçek bir ö ğ renmenin olabilmesi için ö ğ renenin; Ö ğ renmeyi istemesi, Ö ğ renmek için çaba harcaması, Ö ğ renece ğ i konuyla ilgili hazırbulunuşlu ğ a sahip olması gerekir.

34 Ö ğ renme Ö ğ renme kişide oluşan kalıcı de ğ işmeler olarak tanımlanabilir.

35 Ö ğ retme Ö ğ retme en geniş anlamda ö ğ renmeyi sa ğ lama etkinli ğ idir. Ö ğ retme bilinçli ve amaçlı bir etkinliktir.

36 Ö ğ retim Ö ğ retim; önceden belirlenen amaçlar çerçevesinde; bir e ğ itim kurumu veya bir okulda planlı, programlı etkinlikler yoluyla, ö ğ retmenlerin rehberli ğ inde gerekli ölçme de ğ erlendirmeler yapılarak gerçekleşir.

37 Ö ğ retim Ö ğ retimin sa ğ lıklı bir şekilde gerçekleşmesi için; Ö ğ renci ve ö ğ retmen iletişiminin, Okulun sahip oldu ğ u olanaklar, donanım, Yönetim, Sınıf düzeni,

38 Ö ğ retim Ö ğ retmenin sınıf yönetimi becerileri Sınıfın psikolojik atmosferi Ö ğ retimin gerçekleşmesinde son derece önem taşımaktadır.

39 Okul Okul, e ğ itimin planlı ve programlı ö ğ retim şeklinde gerçekleştirildi ğ i özel bir mekan, bir sosyal kurumdur. İ nsano ğ lunun bilgileri artıp karmaşıklaştıkça, bu bilgileri genç kuşaklara aktaracak kişilere ihtiyaç duyulmuştur ve böylece okullar oluşmuştur.

40 Okul Okul, uygun iç ve dış fiziki mekana, mesle ğ inde uzman ve insan ilişkilerinde başarılı ö ğ retmenlere sahip, toplumla iyi ilişkileri olan ve ö ğ renme-ö ğ retmeyi içinde bulundu ğ u toplumun sa ğ ladı ğ ı tüm fırsatları kullanarak aile ile işbirli ğ ini en yüksek düzeyde gerçekleştiren bir kurumdur.

41 Okul e ğ itiminin ö ğ eleri E ğ itim programı Ö ğ renciler Ö ğ retmenler Yönetici Bina, araç ve gereçler Çevre

42 E ğ itim türleri EĞİTİM İNFORMAL EĞİTİM FORMAL EĞİTİM ÖRGÜN EĞİTİM YAYGIN EĞİTİM

43 İ nformal e ğ itim İ nformal e ğ itim yaşam içinde kendili ğ inden oluşan bir süreçtir. Belli bir plan ve program uygulanmadan, yaşam içinde kendili ğ inden gerçekleşmektedir.

44 İ nformal e ğ itim Amaçlı ve planlı de ğ ildir. Gelişigüzeldir. Bu e ğ itime bu sebeple “do ğ al e ğ itim” de denir. Birey çevresiyle etkileşimde oldu ğ u süreçte farkında olmadan yeni şeyler ö ğ renir.

45 İ nformal e ğ itim İ nformal e ğ itimdeki ö ğ renmeler; Ailede, Sokakta, İ şyerinde, Televizyondan, Yaşam içinde kendili ğ inden oluşur.

46 İ nformal e ğ itim İ nformal e ğ itimde iki önemli ö ğ renme yolu vardır. Gözlem Taklit İ nformal e ğ itim sürecinde bireyler istenmeyen ve zararlı alışkanlıkları da edinmektedirler.

47 İ nformal e ğ itim Ör: sigara içmek, alkol almak, kopya çekmek vb. istenmeyen ve zararlı alışkanlıklar da bu süreçte ö ğ renilmektedir. Toplumlar büyüyüp geliştikçe informal e ğ itim süreci insanların yetişmesinde yeterli olmamış ve formal e ğ itim uygulanmaya başlamıştır.

48 Formal e ğ itim Okullarda ya da kurumlarda bir plan ya da program uygulanarak gerçekleştirilen e ğ itime formal e ğ itim denir. Amaçlıdır. Önceden hazırlanmış bir program çerçevesinde planlı olarak yapılır.

49 Formal e ğ itim E ğ itim süreci ö ğ retmen tarafından planlanır, uygulanır ve izlenir. Sürecin belli aşamalarında ve sonunda de ğ erlendirme işlemi yer alır.

50 Formal e ğ itim İnformal eğitim kendiliğinden Formal eğitim Belli bir plan yapılarak

51 Formal e ğ itim Okul dışında yapılan ö ğ retim etkinlikler, kurslar da birer formal e ğ itim sayılmaktadır. Planlı, amaçlı ve programlıdırlar.

52 Formal e ğ itim Formal e ğ itim;, Örgün e ğ itim Yaygın e ğ itim Olmak üzere ikiye ayrılır.

53 Örgün e ğ itim Örgün e ğ itim, kişilerin yaşama atılmadan, meslek kollarında çalışmaya başlamadan önce okul ya da okul niteli ğ i taşıyan yerlerde genel ve özel bilgiler bakımından yetişmelerini sa ğ lamak amacıyla belli yasalara göre düzenlenen e ğ itimdir.

54 Örgün e ğ itim Örgün e ğ itim, okul öncesi e ğ itimden başlayıp üniversitenin sonuna kadar yapılan e ğ itim süresini kapsamaktadır. Bu e ğ itim, belirli yıllara ayrılmakta ve bu dönemleri başarıyla bitiren ö ğ rencilere diploma ya da akademik derece verilmektedir.

55 Örgün e ğ itim Örgün e ğ itim kurumları; Okulöncesi İ lkö ğ retim, Ortaö ğ retim Yüksekö ğ retim Kurumlarından oluşmaktadır.

56 Yaygın e ğ itim Yaygın e ğ itim; örgün e ğ itim olanaklarından hiç yararlanmamış durumda olanlara, Örgün e ğ itim okumakta olanlara, Meslek dallarında daha yeterli duruma gelmek isteyenlere uygulanan e ğ itimdir.

57 Yaygın e ğ itim Yaygın e ğ itim, örgün e ğ itim kurumlarının dışında e ğ itim görenler için uygulanan kısa ve uzun dönemli e ğ itimdir. Ör:halk e ğ itimi, hizmet içi e ğ itim semineri vb.

58 Halk e ğ itimi Genellikle 15 ya da daha ileri yaşta olup normal okul ve üniversite sisteminin dışında bulunan kimselerin yararına sunulan ve gereksinimlere göre düzenlenen e ğ itimdir.

59 Halk e ğ itimi Halk e ğ itiminin en önemli özelli ğ i; okul ça ğ ının dışında bulunan, Okulla ilişkisi bulunmayan, Gönüllü ö ğ rencilere verilmesidir.

60 Hizmet içi e ğ itim Özel kişilere ait iş yerlerinde, belirli bir maaş ya da ücret karşılı ğ ında işe alınmış ve çalışmakta olan bireylere görevleri ile ilgili bilgi, beceri ve tutum kazanmalarını sa ğ lamak üzere yapılan e ğ itimdir.

61 E ğ itim programı Örgün ve yaygın e ğ itim bir program uygulanarak gerçekleştirilir. Bu program e ğ itim programı olarak adlandırılır.

62 E ğ itim programı Ö ğ renene okulda ya da okul dışında planlanmış etkinlikler yoluyla sa ğ lanan ö ğ renme yaşantıları düzene ğ idir.

63 E ğ itim programı E ğ itim programını dört temel ö ğ e oluşturmaktadır. Bunlar: Hedef İ çerik Ö ğ retme-ö ğ renme süreci De ğ erlendirmedir.

64 Hedef Hedef; e ğ itim sürecine giren kişinin davranışlarında oluşması istenen farklılaşmaları belirler. Amaç anlamında kullanılır. E ğ itilecek kişinin kazanması gerekli davranış ölçütlerini ortaya koyar. Niçin sorusuna yanıt aranır.

65 İ çerik Programda yer alan üniteler ve konulardır. Hedefin yani amacın kazandırılmasına yönelik hedeflerle tutarlı konular seçilir. Ne sorusuna yanıt aranır.

66 Ö ğ renme ö ğ retme süreci Ö ğ renmelerin ö ğ retme yoluyla oluşturuldu ğ u süreçtir. Nasıl sorusuna yanıt aranır.

67 De ğ erlendirme Programın bu boyutunda kalite kontrolü yapılır. Süreç ve ürün de ğ erlendirilir. De ğ erlendirme ön test, ara test ve son test olmak üzere 3 boyutlu bir süreçtir.

68 E ğ itimin dayandı ğ ı temeller E ğ itimin tarihsel temelleri E ğ itimin felsefi temelleri E ğ itimin psikolojik temelleri E ğ itimin toplumsal temelleri E ğ itimin ekonomik temelleri E ğ itimin hukuksal temelleri

69 E ğ itimin Tarihi Temelleri E ğ itim;insanların yaşamaya başlamasıyla insanlar tarafından yaratılmış toplumsal bir olgudur. E ğ itim tarihi ile ilgili çalışmalar sonucu e ğ itimin 18. yüzyılda Avrupa’da başladı ğ ı kabul edilir.

70 E ğ itimin Tarihi Temelleri E ğ itimin tarihsel gelişimine antik ça ğ dan başlayarak günümüze de ğ in e ğ itim bilimlerinin hangi aşamadan geçerek gelişti ğ i üzerinde durulacaktır.

71 Antik Ça ğ da E ğ itim E ğ itimle ilgili düşünceler insanlık tarihiyle yaşıttır. Yazının bulunmasından önceki dönemde insanların e ğ itim ihtiyacı bütünüyle hayatta kalma mücadelesiyle ba ğ lantılıdır. Bu dönemde çocuklar yakınlarından yaşamak ve kendilerini korumak için gerekenleri ö ğ renmekteydiler.

72 Antik Ça ğ da E ğ itim Tamamıyla informal yollarla gerçekleşmekte ve belli bir plana dayanmamaktaydı. Yazının icadından sonra ise özellikle Mısır, Çin, Mezopotamya ve Küçük Asya’da planlı ve programlı e ğ itim anlayışına yönelik çabalar gelişerek e ğ itimin kurumsallaşması yönünde çalışmalar başlamıştır.

73 Antik Ça ğ da E ğ itim İ nsano ğ lunun topra ğ ı işlemeye başlaması zamanla üretimin gelişerek, işbölümünün artmasına ve insan topluluklarının üretmenin, işbölümünün ve bir arada yaşamanın gerektirdiklerini belirleyerek, yerleşik bir düzene geçmesine neden olmuştur.

74 Antik Ça ğ da E ğ itim Yerleşik düzene geçişle oluşan toplumlarda öncelikle ekonomik ilişkilere dayalı sınıflar oluşmaya başlanmıştır. Bu dönemdeki e ğ itim yönelimlerini farklı sınıflardan insanların farklı ihtiyaçları biçimlendirmiştir.

75 Antik Ça ğ da E ğ itim Ör: din adamları, askerler ve yöneticilerden oluşan aristokratlar/asiller ile köylü ve köleler farklı türde e ğ itim görmekteydi.

76 Antik Ça ğ da E ğ itim Aristokratların e ğ itiminde, savaş becerilerinin gelişmesine odaklanılır ve kahramanlık idealine uygun savaşçılar yetiştirilirdi. Köylülere yönelik ise formal bir e ğ itim verilmez, sadece erkek çocuklar babalarından topra ğ ı işleme ve aileyi çeşitli tehlikelerden korumayı, kız çocukları ise annelerinden evi ilgilendiren işleri ö ğ renirlerdi.

77 Antik Ça ğ da E ğ itim İ.Ö. 5. yy’da ise Yunan şehir devletleri kültürel üstünlük kazanmış ve e ğ itimin temelleri bu bölgede ve bu yıllarda atılmıştır. Yunan şehir devletlerinde demokratik bir yönetim anlayışı benimsenmiştir. Ancak bu demokrasi köleler, köylüler ve kadınlar için de ğ il, aristokrat erkekler için geçerli bir anlayışı simgelemekteydi.

78 Antik Ça ğ da E ğ itim Bu dönemde e ğ itimin temel amacı şehir devletlerinin yöneticisi durumunda olan aristokrat erkekleri pratik becerilere sahip kılacak şekilde e ğ itmekti. Isparta ve Atina şehir devletleri e ğ itim tarihi açısından en önemlileridir.

79 Antik Ça ğ da E ğ itim Isparta şehir devleti; o zamanın Arap toplumlarına benzer bir şekilde askeri bir niteli ğ e sahipti. E ğ itimde askerlik becerileri, fiziksel güç, dayanıklılık ve askeri erdem kavramları vurgulanırdı. Bu devlet çocukları do ğ umundan itibaren iyi bir asker olarak yetiştirmeye çalışırdı. Ayrıca kız çocuklarıda e ğ itirdi.

80 Antik Ça ğ da E ğ itim Atina şehir devletinde ise e ğ itimin askeri niteli ğ i giderek azalmaya başlamıştır. Ahlaki, fiziksel ve estetik e ğ itim arasında bir denge kurulmaya başlanmıştır.

81 Antik Ça ğ da E ğ itim İ.Ö. 5. yy sonunda Atina’da formal e ğ itim sistemi kurulmuştur. Ancak soyluların e ğ itimi söz konusuydu.

82 Ortaça ğ da e ğ itim Geçmişte gerçeklikten, bilimsellikten ve halkçılıktan uzak bir e ğ itim söz konusuydu. Bu e ğ itime günümüzde ortaça ğ e ğ itimi denilmektedir. Ortaça ğ ’da e ğ itim nasıldı?

83 Ortaça ğ da e ğ itim Ortaça ğ ’da e ğ itim yaygınlaşamamış ve sadece din kurumlarının dar çerçevesi içinde kalmış ve ölüm sonrası için insanları hazırlayan bir temel olarak kabul edilmiştir. E ğ itimin asıl yayıcısı ve uygulayıcısı Batı’da kiliseler, Do ğ u’da ise Müslüman ülkelerde dinsel kurum sayılan medreseler olmuştur.

84 Ortaça ğ da e ğ itim Ortaça ğ boyunca e ğ itimin ana hatlarını Batı dünyasına ait Hristiyanlık felsefesi şekillendirmiştir. Ortaça ğ kültürüne, toplumdaki en etkin kurum olan kiliseler ve din adamları damga vurmuştur. Bu sebeple e ğ itimde daha çok dini motifler hakimdi.

85 Ortaça ğ da e ğ itim Bu dönemde (ortaça ğ da) e ğ itimin temel amacı dindar bireyler yetiştirmek ve e ğ itimle ilgili konuların merkezinde de Tanrı vardı. Manastırlar birer e ğ itim kurumuna dönüşmüştür.

86 Ortaça ğ da e ğ itim Bu dönemde okuma-yazma ve basit hesaplamalar ö ğ retilmekteydi. Mesleki e ğ itim ise formal bir yapı taşımamaktaydı. Bireylerin bir ustanın yanında çıraklık yaparak meslek ö ğ renmesi söz konusuydu.

87 Ortaça ğ da e ğ itim Ortaça ğ Avrupa’sının e ğ itim tarihine en büyük katkısı ise e ğ itimin merkezine Tanrı’yı alarak tüm insanları Tanrı önünde eşit birer kul sayması ve e ğ itimin kitleselleştirilmesidir. Bu sebeple e ğ itim sadece seçkinlerin de ğ il bütün halk kesiminin yararlanabilece ğ i bir e ğ itim haline dönüşmüştür.

88 Avrupa’da E ğ itim Ortaça ğ da e ğ itim sarayların dışına çıkamamıştır. Sadece soyluların e ğ itimine önem verilmiştir. Okuma-yazma soyluların tekelinde kalmış daha çok bunlara yönelik eserler verilmiştir.

89 Avrupa’da E ğ itim Saraylarda verilen e ğ itimin uygulayıcısı olan ö ğ retmenler yetişmiş ve bu ö ğ retmenler soyluları küçük yaşlardan başlayarak teker teker e ğ itmişlerdir.

90 Avrupa’da E ğ itim Ortaça ğ da Batı’da gelişmiş üniversiteler olmasına karşın bunlara sadece soylular ve zenginler devam edebilmiştir. Bu üniversitelerde din bilgileri birinci planda tutulmuştur. Bazı ülkelerde ise orta sınıfın çocuklarına yönelik paralı özel okullar açılmış bu okullarda okuma,yazma ve aritmetik ö ğ retilmiştir.

91 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri Batı’da hümanizmin do ğ uşu ile birlikte e ğ itim konularında büyük de ğ işmeler görülmüştür. E ğ itim durmadan gelişen bir sanat ve bilim olmuştur. İ nsanlı ğ ın e ğ itim ve kültür de ğ işiminde Rönesansın da önemli etkileri vardır.

92 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri Rönesans 1350 yılı ile 16. yüzyılın başlangıcı arasındaki dönemi kapsamaktadır. Ça ğ daş anlamda insanın e ğ itilmesi ilk kez Rönesans hareketi ile ortaya çıkmıştır. E ğ itim için bazı hedefler ve amaçlar saptanmıştır. İ nsanların toplu halde e ğ itilmesi sorununa çözüm getirilmeye çalışılmıştır.

93 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri Rönesans, yeni tipte bir insanı yaratma, güzel ve gerçek olanı bulma çabası ile dolu hümanist tutumu ile eskinin yeni bir biçimde ele alınıp olumlu bir e ğ itim anlamını içermektedir.

94 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri Rönesans ça ğ ında Avrupa’da yeni devletlerin ortaya çıkması, bunların yönetiminin ve savunmasının, bilgili memurlar ve subaylar gerektirmesi, ortaça ğ okul sistemini derinden sarsmış ve gerçekçi istekleri yerine getiren “yeni tip okul” yaratılması zorunlu olmuştur. E ğ itimde ve kültürde bu yeni döneme aydınlanma denilmiştir.

95 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri Rönesan döneminde e ğ itimde ne tür de ğ işmeler olmuştur?

96 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri E ğ itim için bazı hedefler ve amaçlar saptandı. İ nsanların toplu halde e ğ itilmesi yoluna gidildi. ortaça ğ okul sistemi yerine yeni okul tipleri geliştirildi. Ortaça ğ da medreseler ve kiliseler e ğ itim veren kurumlardı ve daha çok din e ğ itimi vermekteydiler. Bu da rönesans ile de ğ işime gitmiştir.

97 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri Fransız devrimiyle birlikte yatılı okullar açılmıştır. Bu okullara çok az sayıda ö ğ renci, seçkin ö ğ retmenler tarafından yetiştirilmeye çalışılmıştır.

98 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri 1779 yılında Almanya’da ilk pedagoji enstitüsü kurulmuştur. Pedagojinin ise kurucusu sayılan “herbart” “didaktik” denilen ö ğ retim yönteminin incelenmesi için ilk pedagoji seminerini başlatmıştır.

99 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri 19. yüzyılın başlangıcına kadar ö ğ retmenlik mesle ğ i küçük görülmüş ve ö ğ retmenlerin yetiştirilmesine önem verilmemiştir. 19.yüzyıl boyunca bu alanda gelişmeler hız kazanmış ve ö ğ retmenlerin yetiştirilmesi ve e ğ itimi için yüksek okullar bile açılmıştır.

100 Ortaça ğ daki e ğ itimin temel özellikleri Bu süre içinde ilkö ğ retim çok gelişmiş, yeni bilgi alanları olan çevre, do ğ a, sanat, beden e ğ itimi gibi dersler verilmeye başlanmış ve ö ğ retim yöntemleri durmadan gelişmiştir yılından sonra psikoloji e ğ itim tarihini çok etkilemiş ve gelişmiştir.

101 Endüstri ça ğ ı Endüstri ça ğ ı, 15 ve 18. yy’lar arasında kilisenin insanlar üzerindeki baskısı azalmış ve bilimsel buluşlar ürünlere dönüşmesi sonucu ortaya çıkan yeni bir dönemdir. önceki ça ğ lardan farklı olarak bu ça ğ da ilim endüstriye yakınlaşmıştır.

102 Endüstri ça ğ ı Bu dönemde bireysel gelişmeyi pek dikkate almayan fabrika tipi okullar yaratılmıştır.

103 Endüstri ça ğ ı 19. yy’da İ ngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi sonucunda İ ngiliz ve Amerikan e ğ itim sistemlerinde yaşanan de ğ işiklikler, 20.yy’da e ğ itimin bilimsel dayanıklı bir u ğ raş alanı olarak ele alınmasını sa ğ lamıştır.

104 Endüstri ça ğ ı Siyasi ve sosyal olayların ça ğ lar boyunca etkilemiş oldu ğ u e ğ itim düşüncesi 20. ve 21. yy’larda da de ğ işmeye devam etmiştir. Yeni kuram ve teorilerle gelişen e ğ itim düşüncesi, ilkça ğ e ğ itim anlayışından çok farklı bir duruma gelmiştir.

105 Teknolojik gelişmeler ve insanın düşünce ufkunun genişlemesi bu gün e ğ itimde farklı yeni e ğ ilimlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

106 İ lkça ğ ’da insanın sosyalleştirilmesini amaçlayan e ğ itim düşünceleri, ortaça ğ ’da iki büyük dinin ö ğ retileriyle şekillenerek daha farklı bir anlayışa bürünmüştür. Ortaça ğ ’daki bu anlayış, iansanlık tarihini ve Batı toplumlarını etkisi altına alan Rönesans, reform, matbaanın kullanılması gibi olaylarla de ğ işmeye başlamıştır.

107 Endüstri ça ğ ında ise e ğ itim düşüncesi sanayi toplumlarına yönelik bireyler yetiştirmeyi amaçlamış ve e ğ itimin amaçları bu yönde yapılanmaya başlamıştır.

108 Türk e ğ itim sisteminin tarihsel temelleri İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim, İ slami Dönemde Türk E ğ itimi, Batı Etkisinde Türk E ğ itimi

109 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim Türkler İ slamiyete girmeye başlamadan önce (X. yy’dan önce) Avrasya’da pek çok devlet kurmuşlardı. En önemlileri; Hun, Göktürk, Uygur devletleridir.

110 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim Bu devletler (hun, göktürk ve uygur)in e ğ itim görüş ve uygulamaları şöyle özetlenebilir:

111 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim Bu devletler Avrasya bozkırlarında kurulmuştur. Burada yaşayan Türkler Uygurlar hariç genellikle konargöçer bir yaşam sürmekteydi. Konargöçer kültürü örgün e ğ itimin gelişmesini zorlaştırmıştır.

112 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim Konargöçer Türklerin çocuklarının sosyalleşmesi için güçlü bir töre e ğ itimi uygulamışlardır. Bu e ğ itim ruhani bir önder olan Şamanlar tarafından verilmekteydi.

113 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim Töre e ğ itiminin amacı ise cesur, mert, adil ve bilge kişiler yetiştirmekti. Ayrıca yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli olarak savaşmak ve avlanmak zorunda olan Türkler, çocuk yaştan itibaren at binme, ok, mızrak, kılıç kullanma gibi askeri e ğ itimler alarak hayata hazırlanıyordu.

114 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim Bozkır kültüründe dericilik, dokumacılık ve demircilik gibi bazı meslekler de çok gelişmişti. Bu meslekler usta-çırak ilişkisiyle yaparak yaşayarak ö ğ retiliyordu.

115 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim 552 yılında Bumin Ka ğ an’ın önderli ğ inde devletlerini kuran Göktürkler ise Göktürk Alfabesi denilen ilk Türk milli alfabesini geliştirdi. Göktürklerin Türk e ğ itim ve kültür tarihindeki bir di ğ er özellikleri ise ilk Türkçe yazılı belgeler olarak kabul edilen Orhun Anıtlarını dikmeleriydi.

116 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim İ slamiyet’e girmeden önce günümüzdeki gibi örgün e ğ itim kurumları açan ilk Türkler Uygurlardı.

117 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim Yerleşik hayata geçen ve tarihi İ pek Yolu üzerinde ticaret yapıp başka kültürlerle etkileşimde olan Uygurlar arasında okur yazar oranı bir hayli artmıştır.

118 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim Uygur devleti’nde üst düzey görevlere gelmenin yolu iyi bir ö ğ renim görmekten geçmekteydi. Uygur alfabesi adı verilen ikinci Türk alfabesini geliştiren Uygurlar, matbaacılı ğ ı da biliyordu.

119 İ slamiyet’e Girmeden Önce Türklerde E ğ itim İ slamiyet’ten önceki Türk e ğ itim kültürü, sonradan içinde yer alacakları İ slam toplumlarınınkine göre daha basitti. Bu sebeple İ slami örgün e ğ itim kurumları Türkler arasında hızla yayıldı ve İ slam öncesi kurumların yerini aldı.

120 İ slami Dönemde Türk E ğ itimi Türklerin X. yy’ da topluca İ slamiyet’e girmeye başlamalarından sonra Türk devletlerinde gelişen e ğ itimin özellikleri şöyledir:

121 İ slami Dönemde Türk E ğ itimi Türk toplumlarında ilk kez medrese adı verilen örgün e ğ itim kurumu ortaya çıkmıştır. Sıbyan mektebi adı verilen ana sınıf ve ilkokul düzeyindeki okulların üzerine kurulan farklı kademelerdeki medreseler, ilkö ğ retimin ikinci kademesi, ortaö ğ retim ve yüksekö ğ retim düzeylerinde e ğ itim ve ö ğ retim verilmiştir.

122 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Osmanlı imparatorlu ğ unda 19. yy’ın ortalarına kadar e ğ itim, dini kurumların etkisi altındaydı. Bu dönemde;

123 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Sıbyan okulları (mahalle mektepleri) Medreseler Olmak üzere iki çeşit okul vardı. E ğ itim faaliyetleri bu dönemde dini bir görev olarak kabul görmekteydi.

124 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Ço ğ unlukla camilerin yanında yer alan okullarda e ğ itim parasızdı. Okulların her türlü masrafları ba ğ lı oldukları vakıf tarafından karşılanırdı. Bunların denetlenmesi ise yetkili dini makamlar tarafından yapılırdı.

125 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Sıbyan okulları Osmanlı İ mparatorlu ğ undaki ilkö ğ retim kurumlarıydı. Mahalle mektebi olarak da adlandırılan bu okullar dört yaşından itibaren çocukları kabul ederdi.

126 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Genellikle bir odalı küçük yapılar olan bu okullarda sıra, yazı tahtası ve masa gibi araçlar bulunmamaktaydı. Çocuklar okula ait hasır, kilim ya da evlerinden getirdikleri yastık üzerine diz çökerek oturur, Kur’an ve dua kitaplarını okurlardı.

127 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Sıbyan okullarında okuma, yazma, Kur’an-ı Kerim ve hesap gibi konularda temel bilgiler ö ğ retilirdi. Ancak programın önemli bir kısmını temel din bilgileri oluştururdu.

128 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Bu okullarda sınıf sistemi yoktu. Ö ğ renciler kendi bireysel hızlarına göre ö ğ renirlerdi. Kur’anı ezberleyen ö ğ renciler okuldan mezun olurdu. Günümüz okullarında da ezbercilikten hala vazgeçilmemesinin nedeni Osmanlı dönemindeki bu yapıya ba ğ lanabilir.

129 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Medreseler ise ö ğ rencileri bir yandan yüksek ö ğ retime hazırlayan bir yandan da yüksek ö ğ retim veren okullardı. Kendi içlerinde ilk, orta ve yüksek kademelere ayrılmıştı. Yüksek kademede belirli bilim dallarına göre ihtisaslaşma söz konusuydu.

130 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Medreselerde ileri din bilgisinin yanı sıra mantık, metafizik, geometri, matematik dersleri de verilirdi. Osmanlı imparatorlu ğ unda sıbyan ve Medreselerin yanı sıra bir de Enderun mektepleri (Saray okulları) da vardı.

131 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan bu okulun amacı ise yönetici ve devlet adamı yetiştirmekti. Sıbyan okulları ve medreseler yalnız Müslüman çocuklar kabul edilirdi. Enderun okullarına ise devşirme kanunu gere ğ ince Hıristiyan çocukları alınırdı.

132 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda Geleneksel E ğ itim Enderun okullarına ö ğ renciler büyük bir titizlikle seçilir ve seçim sırasında modern zeka testlerine benzeyen testler kullanılırdı. Bu okullarda, medreselerde okutulan konuların yanı sıra beden e ğ itimi, Türk örf ve adetleri, nezaket kuralları, askeri sporlar gibi konulara da önem verilirdi. Enderun okulları 18. yy’dan itibaren özelliklerini yitirmiş ve 1908 yılında kapatılmıştır.

133 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda E ğ itimde Reform Dönemi 18. yy’da Avrupa ülkelerinde meydana gelen ekonomik ve politik de ğ işim Osmanlı İ mparatorlu ğ u’nu büyük ölçüde etkilemiştir.

134 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda E ğ itimde Reform Dönemi Bu dönemde batıda endüstri ve teknoloji hızla gelişmiş, kapitalist düzen kurulmuştur. Bu gelişmeye ayak uyduramayan Osmanlı İ mparatorlu ğ u ise giderek ekonomik ve askeri gücünü yitirmeye başlamış, batı ile rekabet edemez duruma gelmiştir. Böylece eski gücüne ulaşmak için bir çok reform hareketine girmiştir.

135 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda E ğ itimde Reform Dönemi Modernleşme olarak da adlandırılan bu hareketler ilk kez orduda başlatılmıştır. Sonra dış ve iç güçlerin etkisiyle Tanzimat ve Meşrutiyet ilan edilerek siyasal yapıda da de ğ işikli ğ e gidilmiştir.

136 Osmanlı İ mparatorlu ğ unda E ğ itimde Reform Dönemi Böylece toplumun ihtiyacı olan insan gücünün niteli ğ i de de ğ işmiştir. Okullarda ise ihtiyaca uygun insan yetiştirmek mümkün olmadı ğ ı için yeni ve modern okullar açılmaya başlanmıştır. E ğ itim sistemindeki bu ikilik Cumhuriyet dönemine kadar sürmüştür.

137 Orduda Yenileşme Hareketleri ve E ğ itim Osmanlı ordusunda başlatılan yenileşme hareketleri sırasında Batı ülkeleri, özellikle Fransa model alınmış ve ordunun yeniden düzenlenmesi için batıdan uzmanlar davet edilmiştir. Ordunun batının teknolojisine kapılarını açması sonucu, teknolojik bilgilerle donanık ordu personeline ihtiyaç duyuldu.

138 Orduda Yenileşme Hareketleri ve E ğ itim Bu ihtiyacın karşılanması amacıyla Batıdaki örneklerine uygun e ğ itim veren yeni asker okullar açılmıştır. İ lk kez yazı tahtası, sıra, harita gibi ö ğ retim araçları bu okullarda kullanılmaya başlanmıştır. Ezbere dayalı e ğ itim anlayışından uzaklaşılarak, uygulamaya ve işe dayalı e ğ itim anlayışı benimsenmiştir.

139 Orduda Yenileşme Hareketleri ve E ğ itim Ardından sivil okullar açılmıştır. Bu okullardan en önemlisi ise Rüşdiye mektepleridir. Rüşdiye mektepleri sıbyan mekteplerinden sonra, ö ğ rencileri askeri okullara hazırlayan bir ara okul olarak kurulmuştur. Bu okullar daha sonra dönemin ortaokullarına dönüşmütür.

140 Tanzimat ve E ğ itim 1839 yılında Abdülmecit tarafından imzalanan Tanzimat Fermanı ile Osmanlı İ mparatorlu ğ unda yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönem Abdülmecit’ten sonra Abdülaziz’in padişah olmasıyla sona erer.

141 Tanzimat ve E ğ itim Bu dönemde açılan sivil okulların ço ğ u parasız yatılıydı. bu okulların tüm masrafları halktan alınan vergilerle karşılanıyordu. Fransız e ğ itim sisteminin egemen oldu ğ u yeni okullar zamanla batı hayranı, halktan kopuk aydınlar yetiştiren kurumlar durumuna gelmiştir.

142 Mutlakiyet Dönemi II. Abdülhamit’in tahta çıkışından sonra, Osmanlı-Rus savaşının kaybedilmesi sonucu Parlemento kapatılmış ve mutlakiyet dönemi başlamıştır. Bu dönemde e ğ itimde önemli gelişmeler olmuş birçok sanat ve meslek okulu açılmıştır.

143 Mutlakiyet Dönemi Baskı ve sansürün yo ğ un oldu ğ u dönemde yeni düşünceler ve bilimsel gelişmeler engellenmeye çalışılmış ve okullarda gelişme sa ğ lanamamıştır. Programa yeni konan hayata dönük dersler programlardan çıkarılmış din ve ahlak derslerinin saatleri arttırılmıştır.

144 Meşrutiyet Dönemi 1908 yılında II. Meşrutiyet ilanı, e ğ itim alanında yeni fikir ve görüşlerin oluşması ve Cumhuriyet dönemi e ğ itimcilerin yetişmesi açısından önem taşımaktadır.

145 Meşrutiyet Dönemi Bu dönemde e ğ itim sisteminin millileştirilmesi, geleneksel ve modern okulların basitleştirilmesi, ilk ö ğ retim kurumlarının ülke çapında yaygınlaştırılarak zorunlu ve parasız olması, Latin harflerinin kabulü için bir çok çalışma yapılmıştır ancak bir sonuç alınamamıştır.

146 Meşrutiyet Dönemi Bu dönemde laik ilkö ğ retim kurumu olan idadiler açılmış, Ö ğ retmen yetiştirme konusunda yenilikler yapılmış, Ders programlarına sosyal ve politik içerikli ve hayata yönelik bazı dersler eklenmiştir.

147 Cumhuriyet Kuruluş Yıllarında E ğ itim 19. yy’dan itibaren gerilemeye başlayan Osmanlı İ mparatorlu ğ u Balkan savaşlarından ve 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’ndan tüm gücünü yitirerek çıkmıştır. Savaş sonunda imparatorluk büyük toprak kaybına u ğ ramış ve çökmüştür.

148 Cumhuriyet Kuruluş Yıllarında E ğ itim 1919 yılında ise Kurtuluş Savaşı kazanılmış, 1923 yılında yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu dönemde e ğ itim kurumlarının yaygınlaştırılması ve modernleştirilmesi devletin önemle üzerinde durdu ğ u bir konu olmuştur.

149 Cumhuriyet Kuruluş Yıllarında E ğ itim Bu dönemde e ğ itim kurumlarında gerçekleştirilen ilk önemli de ğ işiklik 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile dine dayalı e ğ itim veren kurumlar ile laik e ğ itim kurumları MEB’e devredilmiştir.

150 Cumhuriyet Kuruluş Yıllarında E ğ itim E ğ itim kurumları ile din kurumları birbirinden ayrılmıştır. Meb sorumlulu ğ unda laik bir e ğ itim sistemi kurulmuştur yılında Latin alfabesi kabul edilmiştir yılında millet mektepleri açılmış yaş arasındaki yurttaşlara bu okullara gitme zorunlulu ğ u getirilmiştir.

151 Türk Milli E ğ itiminin Amaçları Atatürk milliyetçili ğ ine ba ğ lı bireyler yetiştirmek, Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sa ğ lıklı şekilde gelişmiş kişili ğ e sahip, yapıcı ve yaratıcı bireyler yetiştirmek, Meslek sahibi olmalarını sa ğ lamak Vb. amaçları bulunmakatadır.

152 Türk Milli E ğ itiminin Temel İ lkeleri Eşitlik Ferdin ve toplumun ihtiyaçları E ğ itim hakkı Fırsat ve imkan eşitli ğ i Süreklilik Atatürk inkılap ve ilkeleri Demokrasi e ğ itimi Laiklik Bilimsellik Her yerde e ğ itim Vb. ilkelere sahiptir.

153 E ğ itimin Felsefi Temelleri Bu bölümde; Felsefenin anlamı, Felsefenin ilgi alanları, E ğ itim felsefe ilişkisi, Felsefi akımlar, E ğ itim felsefeleri Üzerinde durulacaktır.

154 Felsefenin anlamı Bu sözcü ğ ün kökü Yunanca olup philosophia teriminden gelmektedir. Bu terim ilkça ğ Yunan düşüncesinden alınmıştır. “Philla” sevgi, seven, “sophia” ise hikmet, bilgi, bilgelik anlamındadır.

155 Felsefenin anlamı Felsefe; genel anlamda gerçe ğ i tümüyle ele alıp inceleyen ve bunun sonucunda ulaşılan bilgileri yorumlayan ve sistemleştiren bir u ğ raş alanıdır.

156 Felsefenin anlamı Felsefe olayların temeline, varlı ğ ın özüne inmeyi amaçlar. Felsefe bilgisi en derin ifadelerini metafizikte bulmaktadır. Metafizik terimi Yunanca’dan gelmektedir. Fizikten sonra gelen, fizikötesi anlamına gelmektedir.

157 Metafizik Metafizik, “hayatın de ğ işen yanları bir kenara bırakıldı ğ ında de ğ işmeden kalan gerçek nedir?” sorusuna yanıt arar. Gerçe ğ in do ğ asını araştırır.

158 Felsefenin anlamı Rönesanstan sonra bilim alanlarında ortaya çıkan uzmanlaşma felsefeyi de etkilemiş her bilim alanının bir felsefesi oluşmuştur. Ayrıca bilimlerin konusu, yöntemi, ulaştı ğ ı sonuçlar da felsefenin konuları içine girmektedir.

159 Felsefenin anlamı Felsefe bir düşünme biçimi, yaşam biçimi, gelece ğ e bakış açısıdır. Bilim ile felsefe sürekli olarak birbirlerini etkilemektedir. Birbirleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Her bilimsel gelişme felsefeyi etkiler ve yeni felsefelerin do ğ masına neden olur.

160 Bilim ile felsefe Bilimde gerçeklikler birbirinden ayrı olarak incelenir (psikoloji, tarih, ekonomi, sosyoloji), felsefede tüm gerçeklikler hangi alana ait oldu ğ u düşünülmeden, bir arada ele alınır ve sistemleştirilmeye çalışılır.

161 Bilim ile felsefe Bilim ve felsefenin bilgiyi elde etme süreçleri de birbirinden farklıdır. Bilimde deney, gözlem ve araştırma gibi yöntemlerden yararlanılarak herkes tarafından kanıtlanabilir sonuçlara ulaşılmaya çalışılır. Felsefede ise tümdengelim, tümevarım gibi akıl yürütme yolları işe koşulur.

162 Bilim ile felsefe Felsefi görüşlerin bilimde oldu ğ u gibi kanıtlanabilir ve objektif olma zorunlulu ğ u yoktur. Bir bireyin felsefesi aynı zamanda onun dünyaya bakış açısı, yorumlayışı, de ğ erlendirişi, gösterdi ğ i inanç ve tutumlarını biçimlendirdi ğ inden, tamamen subjektif de olabilir.

163 Bilim ile felsefe Bilim gerçe ğ i parçalara ayırarak inceler. Ör: e ğ itim biliminde e ğ itim yönetimi, e ğ itim sosyolojisi, e ğ itim psikolojisi ayrı ayrı ele alınarak incelenir. Felsefe ise gerçe ğ i bir bütün olarak inceler.parçalar tek başına bir anlam taşımayabilir.

164 Bilim ile felsefe Bilimsel önermeler kanıtlanma yoluna gidilir. Deney, gözlem ve araştırma yoluyla kanıtlanılır. Felsefi önermeler kanıtlanacak nitelikte de ğ ildir. bütün bilimlerle felsefe arasındaki ortak nokta ise bilgidir. Bilginin ne oldu ğ unun ve kapsamının incelenmesi ise felsefenin işidir.

165 Felsefenin alanları Günümüzde felsefe tüm bilim dalları ile ilgilenmektedir. Her bilim dalının bir felsefesi vardır. Her felsefi akımın farklı ilgi alanlarında yo ğ unlaştı ğ ı görülmektedir.

166 Felsefenin alanları Ça ğ daş filozoflar, felsefenin konusunun dil ve dilin aydınlatılması çabası oldu ğ unu savunurken, Aristo felsefenin ilgi alanlarını ruh, do ğ a, metafizik, töre, politika, mantık olarak ele alıp incelemiştir. Eflatun ise devlet adlı eserinde felsefenin konularını bilgi, ruh, sanat, ahlak, devlet ve fizik olarak gruplandımıştır.

167 Felsefenin alanları Hegel, do ğ a, devlet, tarih, sanat, din, mantık ve bilgi olarak felsefenin konularını gruplarken, Mengüşo ğ lu ise varlık, bilgi, tarih, sanat, dil, do ğ a, hukuk, devlet, din ve metafizik olarak gruplara ayırmaktadır.

168 Felsefenin alanları Felsefenin ilgilendi ğ i alanlar; Ontoloji, Epistemoloji, Aksiyoloji dir.

169 Ontoloji Ontolojiye varlık felsefesi de denilmektedir. Varlık felsefesi evrende var olan her şeyi incelemektedir. Var olan şey, edebiyat, tarih, ahlak, güzel, çirkin, do ğ al olaylar, tabiat, hava, su, toprak gibi sıralanabilir.

170 Ontoloji Var olanı inceleyen felsefeye varlık felsefesi denilmektedir. Atomdan uzaya, allah’tan ruha kadar sosyal, kültürel, politik, siyasal, do ğ al, psikolojik olgu olay ve nesne “varlık felsefesinin” ilgi alanları içindedir.

171 Ontoloji Bu disiplinde odak noktası, var olanın ilk kayna ğ ının ya da başlangıcının ne oldu ğ unu anlama üzerinedir. Felsefeyle u ğ raşanlar bu soruya verdikleri yanıta göre kendi felsefelerini oluşturmaktadırlar.

172 Ontoloji Ontoloji canlı veya cansız bugüne veya yarına ait tüm varlıkların var oluşlarını açıklamaya çalışır. Varlık felsefesinin yanıt aradı ğ ı sorular ise şöyle sıralanabilir:

173 Ontoloji Gerçek, insan, ruh, Allah, varlık, yokluk nedir? Bütün bunlar var mıdır, yok mudur? Kainat belirli bir düzene göre mi işlemektedir? Yoksa rastlantısal mıdır? İ nsanın evrendeki rolü, önemi, yeri nedir?

174 Ontoloji Varlık felsefesi var olanın var olma biçimlerini 6 farklı şekilde açıklamaya çalışır. Bunlar: Zorunluluk:başka türlü olmamak, Gerçeklik:böyle olmak ve başka türlü olmamak

175 Ontoloji Olanak:böyle olabilmek veya böyle olamamak, Rastlantısallık:zorunlu olmamak, başka türlüde olabilmek, Gerçek olmama Olanaksızlık

176 Epistemoloji Bilgi felsefesi de denilmektedir. Bilgi sorunuyla ilgilenen bir felsefi disiplindir. Bilginin ne oldu ğ u, kayna ğ ı, do ğ ru, yanlış, bilinemez, mutlak ya da göreceli oluşu, türlerinin neler oldu ğ u gibi sorulara yanıt aramaktadır.

177 Epistemoloji Ayrıca bu disiplin bilme olayının nasıl gerçekleşti ğ i ile de ilgilenir. Bilmenin duyular aracılı ğ ıyla mı, zihnin algılarıyla mı yoksa do ğ uştan gelen bir takım yetilerimiz ya da ilahi sayılabilecek niteliklerimizle mi ilgili oldu ğ u gibi konular da bu disiplinin ilgi alanı içindedir.

178 Epistemoloji Epistemoloji üç tür bilgiden söz eder. bunlar: Genel, zorunlu ve kesin olan bilgi, Olabilen, olması olanaklı olan, Tek tek durumları saptayan bilgi. Epistemolojiye göre bilgi özne ile nesne arasındaki ilişkidir.

179 Aksiyoloji De ğ erler felsefesi de denilmektedir. Sanat ve ahlak konularını içerir.insani de ğ erler ve bu de ğ erlere dayalı olarak ortaya çıkan insan davranışlarını inceler. İ yi-kötü, güzel-çirkin, sevgi-nefret, ahlak- ahlaksızlık, özgürlük-esaret, saygı-saygısızlık gibi de ğ erleri inceler.

180 Aksiyoloji Bu de ğ erlerin varsa kayna ğ ının ne oldu ğ unu ortaya çıkarmaya çalışır. Sonradan mı kazanılıyor? Yoksa do ğ uştan mı geliyor? Toplumlar için her dönemde özellkilerini yitirmeyen ve de ğ işmeyen de ğ erler var mıdır?

181 Aksiyoloji Yoksa bu de ğ erler toplumdan topluma ve zamanla de ğ işmekte midir? Vb. Sorulara yanıt arar. İ nsan tarafından oluşturulan tüm de ğ erler, de ğ erler felsefesinin çalışma alanı içerisindedir.

182 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi Felsefe e ğ itimcilere, okul ve sınıfları yapılandırmada önemli bir çerçeve sunmaktadır. Özellikle okulların ne için var oldu ğ u, hangi amaçlara yönelik oldu ğ u, hangi konuların de ğ er taşıdı ğ ı, ö ğ rencilerin nasıl ö ğ rendi ğ i, hangi yöntem ve materyallerin kullanılması gerekti ğ i konularındaki kararlara felsefi yönelimler dayanak oluşturur.

183 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi E ğ itimin genel hedeflerini belirleme, içeri ğ i seçme, ö ğ renme ve ö ğ retme süreçleri ile okul ve sınıflarda ne tür yaşantı ve etkinliklerin vurgulanması gerekti ğ i konularındaki temel sorunlara felsefe aracılı ğ ıyla yanıt verilir.

184 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi E ğ itim programının hedefler, kapsam, e ğ itim durumları ve de ğ erlendirmeden oluşan ö ğ elerinin tümü felsefi görüşlere dayanmaktadır. Tüm bu ö ğ eler e ğ itim felsefesiyle oluşmaktadır.

185 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi E ğ itim felsefesi, e ğ itime yön veren, amaçları şekillendiren ve e ğ itim uygulamalarına yol gösteren bir disiplin ya da sistemli fikir ve kavramlar bütünüdür.

186 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi E ğ itim felsefesi e ğ itimi bir bütün olarak ele alan ve kültürün vazgeçilmez bir ögesi biçiminde düşünen, özenli eleştirici ve yöntemli çalışmaların tamamıdır.

187 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi Bilginin elde edilişi, bilginin aktarımı, ahlak e ğ itimi, sanat e ğ itimi, bireylerin toplumsallaştırılması vb. e ğ itim felsefesini ilgilendirmektedir. Ayrıca MEB’in izledi ğ i e ğ itim politikasının temelinde devletin e ğ itim felsefesi yatmaktadır.

188 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi Yöneticiler ve ö ğ retmenlerin felsefi görüşleri e ğ itim uygulamalarını biçimlendirmektedir. Bireyin e ğ itime ilişkin düşünceleri o insanın e ğ itim felsefesini ortaya koymaktadır.

189 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi E ğ itim felsefesi felsefenin alanı olan; Varlık, bilgi de ğ erler felsefesi ile yakından ilgilidir.

190 E ğ itim – Felsefe İ lişkisi Bir varlık olarak insanı e ğ itim açısından ele aldı ğ ı için varlık felsefesiyle, Bilgi aktarımı, bilginin elde edilmesi e ğ itimin ana görevlerinden birisi oldu ğ u için bilgi felsefesiyle, Bireylerin sosyalleşmesi, ilişkileri geliştirmek, kültür aktarımı e ğ itimin yine görevleri arasında oldu ğ u için de de ğ erler felsefesiyle yakından ilgilidir.

191 Felsefi Akımlar Her felsefi akım ---- bir felsefi akımdan etkilenmiş ya da bir felsefi akıma tepki olarak do ğ muştur. Başlıca felsefi akımlar ise: İ dealizm, Realizm, Natüralizm, Pragmatizm, Varoluşçuluk

192 İ dealizm Bu akım gerçekli ğ in temelde ruhsal ve düşünsel oldu ğ unu ileri sürer. Gerçek; tek, bölünmez, öncesiz, sonrasız, de ğ işmez, ölümsüz ve soyuttur. Gerçek ve de ğ erler mutlak, zamanla de ğ işmeyen ve evrensel olarak düşünülür ve insan zihninde bu gerçeklerin do ğ uştan geldi ğ i varsayılır.

193 İ dealizm Maddecili ğ in (materyalizm) karşıtı olan bir felsefedir. Eflatun babası sayılır. İ dealizme göre insan akıllı bir hayvandır. Bedeni ölümlü, ruhu ise ölümsüzdür. İ dealizmde bilme süreci, akılda önceden var olan biçimlenmiş ve sürekli kavramların hatırlanması veya tanımlanmasından başka bir şey de ğ ildir.

194 İ dealizm İ dealist felsefeye göre de ğ erler mutlak ve içsel olup de ğ iştirilemez ve evrenseldir. İ dealizmin e ğ itime bakış açısı ise; e ğ itimin amacının ö ğ rencileri do ğ ruyu aramaya özendirmek oldu ğ u savunulur.

195 İ dealizm Bu görüşe göre e ğ itim sürecinde bireylerin do ğ uştan getirdikleri yetenekleri farkına varmaları sa ğ lanmalıdır. İ dealist felsefede okul; kültürel mirası oluşturan de ğ erleri ö ğ retmelidir. Bu de ğ erler yer, zaman ve koşullara göre de ğ işmez ve evrenseldir.

196 İ dealizm İ dealist felsefede ö ğ retmen soru-yanıt tekni ğ ini kullanarak ö ğ retmek istedi ğ i şeyi ö ğ rencisine buldurur. Önemli olan ö ğ retmenin uygun sorularla ö ğ renciyi yanıta yöneltmesidir.

197 İ dealizm İ dealist felsefede iyi bir ö ğ retmenin nitelikleri şu şekilde sıralanmıştır: İ nsan kişili ğ i konusunda iyi yetişmiş olmalı, Kültürün yansıtıcısı olmalı, Ö ğ renme sürecini çok iyi bilmeli, Ö ğ rencilerle arkadaş olmayı becermeli, Ö ğ rencilerde ö ğ renme iste ğ i uyandırmalıdır.

198 İ dealizm İ dealist felsefenin kurucusu olan Eflatun’a göre e ğ itim her şeyden önemlidir. Devletin yaşaması ve halkın mutlu olması için e ğ itim ön plana geçmelidir. E ğ itim işleri yurttaşların en iyisine verilmelidir.

199 Realizm Bu felsefeyi savunan düşünürlerin başında Aristo gelir. Evreni, madde ve somut olarak açıklayan bir felsefi akımdır. İ nsanlar akıl ve muhakeme güçleriyle dünyayı bilirler. Var olan her şey do ğ adan gelir ve do ğ anın kanunlarınca idare edilir.

200 Realizm Evrendeki her şey insanın zihninden ba ğ ımsız olarak vardır ve gerçektir. Bu akıma göre e ğ itimin temel amacı bilgiyi keşfetmek, bilgiyi kullanmak ve onu başka alanlara transfer etmektir.

201 Realizm E ğ itim, yeni kuşa ğ a kültürel mirası aktararak onları topluma hazırlama, Bireyi toplumsallaştırma sürecidir. Okulun işlevleri, ö ğ rencilerin zihinsel gelişimini sa ğ lamak, Belli bir konuda bilgi ve beceri ö ğ retmektir.

202 Realizm Ö ğ retmen anlatma, tartışma, gözlem ve deney gibi yöntemleri kullanarak, Ö ğ rencilerin deneyimlerini göz önünde tutarak ders anlatmalıdır. Realistlerin e ğ itim görüşlerinin temelinde disiplinler ve kültürel birikimi aktaran ö ğ retmenler vardır.

203 Realizm Realistlerle idealistlerin e ğ itimde kullandıkları yöntemleri birbirine benzerlik göstermektedir. Ancak realist e ğ itimciler bu yöntemlere ek olarak ö ğ rencinin bizzat kendisinin yaptı ğ ı deney ve gözlem gibi yollarla yeni bilgiyi edinmesini de önemserler.

204 Natüralizm Realist felsefeden do ğ muştur. İ nsan ile do ğ a arasındaki ilişkiler üzerinde durur. Gerçe ğ in do ğ a oldu ğ unu ileri sürer. İ nsanı sadece bir do ğ a varlı ğ ı olarak görür.

205 Natüralizm Bu akıma göre e ğ itimin amacı, insanları do ğ asına uygun şekilde yetiştirmektir. Çocu ğ a büyüyene kadar hiçbir dini inanç ve ahlaki de ğ er yargısı verilmemeli, Çocuk kendi inanç ve de ğ er yargılarını kendi mantı ğ ıyla oluşturulmalıdır.

206 Natüralizm Rousseau ve Pestalozzi bu akımın e ğ itim ile ilgili görüşlerini savunmuştur. Bu görüşe göre; ö ğ retmen zorlayıcı olmamalı, Ö ğ rencisine seçenekler sunmalı, Ö ğ renci bunların içinden kendine uygun do ğ al bir ortamda ilgi ve yetene ğ ine göre seçmeli, Bilgiyi keşfederek ö ğ renmelidir. Buluş yoluyla ö ğ retim tekni ğ i kullanılmalıdır.

207 Pragmatizm 20. yy’da Amerika’da ortaya çıkan pragmatizm John Dewey’in deneyci düşünce sistemi üzerine kurulmuştur. Bu görüşe göre dünya sürekli de ğ işmektedir ve gerçe ğ in özü de ğ işmededir.

208 Pragmatizm Bu felsefe do ğ rulu ğ un ölçütünü bilginin uygulanmasında görür; yaşama ve insana yararlı olan şey iyidir. Bu akıma deneycilik de denir. Gerçe ğ in de ğ işken ve göreceli oldu ğ u görüşüne dayanır.

209 Pragmatizm Gerçe ğ in mutlak ya da evrensel oldu ğ unu da do ğ ru bulmaz. De ğ işmeyen tek şey do ğ anın kanunlarıdır. Bu kanunlar önünde herkes eşittir. Yönetimde de tüm insanların katılımı esastır. Buradan yola çıkarak bu akım demokratik bir toplum düzenini savunur.

210 Pragmatizm Konu alanı disiplinler ve düşünceleri vurgulayan idealist ve realistlere karşılık pragmatistler bilgiyi sürekli de ğ işim içinde olan bir süreç olarak kabul ederler. Ö ğ renme ise problem çözme esnasında gerçekleşir.

211 Pragmatizm Bu akıma göre de ğ erler ve ahlaki ilkeler görecedir, zaman, toplum ve kültürlere göre de ğ işir. E ğ itim, de ğ işen çevre ve koşullara ba ğ lı olarak insanı yeniden yetiştirme işidir. E ğ itimi sosyal bir süreç olarak gören bu akıma göre okul, deneysel ö ğ renme için en uygun çevredir.

212 Pragmatizm Bilim ve teknoloji sürekli de ğ işim içinde oldu ğ undan e ğ itimde bireylere de ğ işmez bilgiler yerine de ğ işime karşı uyumu ö ğ retmek hedef alınmalıdır. Bu görüşe göre okul ve okul dışı yaşam birbirinden kopuk ve ayrı şeyler de ğ ildir.

213 Pragmatizm E ğ itim yaşama hazırlık de ğ il, yaşamın kendisidir. Ö ğ renci merkezli bir ö ğ retim söz konusudur. Ö ğ retmen ö ğ renmeyi yönlendirmekten çok rehberlik eder, Sorun çözme yöntemini kullanarak dersi işler.

214 Varoluşçuluk Kökeni Sokrates ve Descartes’a kadar uzanan bu felsefi akım insan özgürlü ğ üne önem verir. Özgürlük; seçme, eylemde bulunma ve eylemin sonucundan sorumlu olmadır. Her insan kendi de ğ erlerini kendi oluşturmalıdır.

215 Varoluşçuluk Bu görüşe göre insana yol gösterecek herhangi bir ahlaki ilke ve otorite yoktur. Bu akıma göre e ğ itimin amacı;bireye insan özgürlü ğ ünün her şeyden üstün oldu ğ unu ö ğ reterek, Bireyin bireyselli ğ ini ve özgür gelişimini sa ğ lamalı, Kendini tamamlayabilece ğ i olanaklar sunmalıdır.

216 Varoluşçuluk E ğ itim daha çok bireylerin kişilik oluşumuna yöneliktir. E ğ itim insanlar arasındaki bireysel farklılıkları dikkate almalı, İ nsanları birbirine benzetmeye çalışmamalıdır. Uygun ö ğ retim tekni ğ i ise soru-cevaptır.

217 Akımlar İ dealizm: yetkinlik – soru –cevap Realizm: gerçekçilik- anlatım-gözlem- tartışma-deney Natüralizm: do ğ acılık-buluş yoluyla ö ğ retim Pragmatizm:deneycilik-sorun çözme Varoluşçuluk:insanın gerçekli ğ i-soru-yanıt tekni ğ i

218 Başlıca E ğ itim Felsefeleri Felsefi akımlardan yararlanarak e ğ itimcilerin geliştirdikleri bazı e ğ itim felsefeleri de vardır.

219 Daimicilik İ dealizm ve realizmi temel almaktadır. Bu akıma göre insan do ğ ası, ahlaki ilkeler ve de ğ erler her yerde her zaman aynıdır ve de ğ işmez. Bu akıma göre e ğ itim, de ğ işmez bazı gerçek, ilke ve de ğ erler üzerine kurulmalıdır.

220 Daimicilik E ğ itimin amacı, sa ğ lam ve kişilikli insan yetiştirmektir. E ğ itim, insan aklının ve zihninin geliştirilmesini sa ğ layacak entelektüel e ğ itime önem vermeli, İ nsanın do ğ asına ve bu do ğ aya ilişkin evrensel özelliklere dayanan bir e ğ itim programı tasarlanmalıdır.

221 Daimicilik Okulun gerçek yaşama hazırlık yeri oldu ğ unu savunan bu görüş, okulun görevinin toplumun kültürel mirasını yeni yetişen kuşaklara aktarmak oldu ğ unu vurgulamaktadır. Ö ğ retim yöntemleri olarak konferanslar, metin çözümlemeleri ve tartışma yöntemleri tercih edilmelidir.

222 İ lerlemecilik Kökeni pragmatizme dayanmaktadır. Daimicili ğ in savundu ğ u görüşlerin tersini savunur. Bu akıma göre e ğ itim sürekli de ğ işen bir olgudur. Toplumsal, kültürel, ekonomik ve teknolojik gelişmelere göre e ğ itimin amaçları da sürekli de ğ işmelidir.

223 İ lerlemecilik Geleneksel e ğ itimin katı disiplin ve biçimselli ğ ini temel alan ö ğ retmen merkezli anlayışa karşı çıkar. E ğ itim ortamı bireyin ilgi ve gereksinimlerine göre düzenlenmeli ve ö ğ renciler bu ortamda ö ğ renmeye etkin olarak katılabilmelidirler.

224 İ lerlemecilik Ö ğ renme çocu ğ un ilgileri ile do ğ rudan ilişkili olmalıdır. Ö ğ rencilerin sorun çözme becerilerinin geliştirilmesine önem verilmelidir. Gereksinimlerini karşılayacak, sorunlarını çözecek araştırma ve ö ğ renme yöntemleri ö ğ retilmelidir.

225 İ lerlemecilik Bu felsefeye göre ö ğ retmenin görevi yönlendirmek de ğ il, tavsiyede bulunmaktır.

226 Özcülük İ lerlemecilik akımına tepki olarak do ğ muştur. İ dealizm ve realizme dayanmaktadır. Bu felsefeye göre e ğ itimin amacı, geçmişte yararlı olan bilimlerin, sanatların ve temel yeteneklerin gelecek kuşaklara aktarılmasıdır.

227 Özcülük Okulun görevi ise toplumun kültürünü korumak ve aktarmaktır. Bu görüşe göre dünyada ve evrende olup biten tüm olaylar, olgular, de ğ işmeler, gelecekle ilgili sorunlar okulu ilgilendirmez, E ğ itim ortamında önemli olan konular ve derslerdir.

228 Özcülük Önemli olan konuların belirli bir süreç içerisinde işlenmesidir. Konuları ise kültür ve geçmişte edinilen deneyimler oluşturmaktadır. Ö ğ retmen bilgiyi aktarandır. Yani etkindir. Ö ğ renci ise pasif durumdadır. Ö ğ renci, ö ğ retmenin gösterdiklerini ezberlemek ve yapmak zorundadır.

229 Yeniden Yapılandırmacılık Temeli pragmatizme dayanmaktadır. E ğ itimin görevi, toplumu sürekli olarak yeniden şekillendirmek ve düzenlemektir. Bu felsefeye göre e ğ itimin hedefleri; insanlı ğ ın barış ve mutlulu ğ unu sa ğ lamak,

230 Yeniden Yapılandırmacılık Tutarlı de ğ erlere dayalı bir dünya uygarlı ğ ı kurma, Kişinin gizli yeteneklerini ortaya çıkarma, Sevgi ve işbirli ğ i gibi de ğ erleri bireylere kazandırma, Demokratik yaşam biçimi oluşturma, Kültürel de ğ erlerin süreklili ğ ini sa ğ lama, Yaşamı sürekli yeniden kurma, Bilimsel yöntemi kullanma, Eleştirel düşünceyi geliştirmedir.

231 Yeniden Yapılandırmacılık Bu felsefeye göre okul hem toplumsal de ğ işme sürecinin merkezi olmalı, Hem de halkı sosyal reformların gere ğ ine inandırmalı ve e ğ itmelidir. Ö ğ retmen de toplumsal de ğ işme sürecinde aktif rol almalıdır.

232 Yeniden Yapılandırmacılık Ö ğ retmen e ğ itim amaçlarını gerçekleştirebilmek için tüm ö ğ retim materyallerini, yöntem ve tekniklerini kullanmalı, demokratik bir ortam oluşturmalı, ceza yöntemini kullanmamalıdır.

233 E ğ itimin Psikolojik Temelleri E ğ itim ve psikoloji bilimleri insan davranışlarıyla ilgilenmektedir. E ğ itim bilimi insana davranış de ğ işikli ğ ini gerçekleştirmek için kuramlar ve ilkeler ortaya koymaya çalışır, Psikoloji bilimi de insan davranışlarını açıklamaya çalışır. Bu sebeple her ikisi de birbiriyle iç içedir.

234 İ nsanın gelişimi insan gelişimini bilmenin iki önemli yararı vardır. İ nsanın psikolojik yönden gelişmesinde etkisi olan temel etmenler hakkında bir anlayış kazanılmasıdır. İ nsanın büyümekte ve gelişmekte olan bir organizma olarak karşılaştı ğ ı psikolojik sorunlarının tanınmasıdır.

235 İ nsanın gelişimi İ nsanın gelişimi; Bedensel, Bilişsel, Ahlaki, Psiko-seksüel, Psiko-sosyal Yönlerden incelenmektedir.

236 İ nsanın gelişimi İ nsan gelişiminde bazı evrensel ilkeler vardır. Ve gelişim bu ilkelerle gerçekleşir. Bunlar:

237 İ nsanın gelişimi Gelişim, kalıtım ve çevre etkileşiminin bir ürünüdür, Gelişim süreklidir ve belli aşamalarda gerçekleşir, Gelişim nöbetleşe devam eder, Gelişim baştan aya ğ a, içten dışa do ğ rudur (do ğ um öncesinden başlar, önce baş daha sonra sırayla kol bacaklar gelişir).

238 İ nsanın gelişimi Gelişim genelden özele do ğ rudur (önce bedenin ana bölümleri, baş, gövde, kol, bacak daha sonra da bu organları kullanmaya yarayan ince kaslar oluşur). Gelişimde kritik dönemler vardır (psiko-seksüel, psiko- sosyal dönemlerde belirli gereksinimlerin karşılanmaması o dönemlere takılmaya neden olur). Gelişim bir bütündür. Gelişimde bireysel farklılıklar vardır.

239 İ nsanın gelişimi Bedensel, Bilişsel, Ahlak, Psiko-seksüel, Psiko-sosyal

240 Bedensel gelişim İ nsanın bedensel gelişimi farklı dönemlere ayrılmaktadır. Her dönemde insan bedensel yönden de ğ işikli ğ e u ğ ramaktadır. Bu dönemler:do ğ um öncesi, 0-2, 2-6, 6-12 ve yaşlarını kapsamaktadır.

241 Bedensel gelişim Do ğ um öncesi dönem: insan yaşamı annenin yumurtasının, babanın spermiyle döllenmesiyle başlanmaktadır. Gelişim döllenmeden başlayarak incelenmektedir. Döllenmiş yumurtaya ise zigot denilir. Döllenmenin ardından ortalama 280 gün sonra do ğ um gerçekleşir. Bu zamana kadar geçen zamana do ğ um öncesi dönem denilir.

242 Bedensel gelişim 0-2 yaş döneme bebeklik dönemi de denilir. Do ğ umdan sonraki ilk yılda a ğ ırlıkça artma söz konusudur. 2-6 yaş döneminde bedensel gelişim 0-2 yaş dönemine göre yavaştır. Çocuk daha çok bu dönemde denge etkinlikleriyle ilgilenir.

243 Bedensel gelişim 6-12 yaş döneminde çocuklar ilkö ğ retim döneminde bulunmaktadırlar.çocukların büyüme hızında önemli bir artış olmaz. Kız çocukları ergenlik dönemine girdikleri için erkeklerden daha hızlı gelişirler. Bu dönemin başlangıcında çocuklarda bilek ve parmak kemikleri ile kasları, hassas işleri yapabilecek olgunlu ğ a ulaşmaz. 11 yaşına gelinceye kadar kaslar gelişir ve beceri isteyen el işleri, müzik aleti çalma vb. yönelimler başlar.

244 Bedensel gelişim yaş dönemi ise ergenlik olarak da adlandırılmaktadır. Bu dönemin tüm aşamaları ve olayları bütün bireylerde aynı sırayı izlemez. Bu dönemde bedensel gelişim hızlıdır. Bedenin yapısında önemli farklılıklar görülür.önce eller ve ayaklar büyür, sonra kollar ve bacaklar daha sonra da beden büyür. İ skelet sisteminde hızlı de ğ işme, hızlı boy artışı, vücudun de ğ işik organlarında de ğ işme meydana gelir.

245 Bilişsel gelişim Bilişsel gelişim bir dizi dönem yolu ile gerçekleşir. Dünyayı anlamaya ve algılamaya dönük olan bu sürece bilişsel gelişim denir. Jean piaget bilişsel gelişimi açıklamak için de ğ işik dönemlere ayırmaktadır.

246 Bilişsel gelişim Duyusal motor dönem, İ şlem öncesi dönem, Somut işlemler dönemi, Soyut işlemler dönemi.

247 Bilişsel gelişim Duyusal motor dönem: 0-2 yaşlarını kapsar. Bebekler dış dünyaya refleksleri ile tepkide bulunur. Kendilerini ve dış dünyayı duyularını ve motor becerilerini kullanarak anlar. Bu dönemde çocuklar bedenlerinin sınırlarını keşfeder ve kendilerini varlıkların dünyasında bir varlık olarak görürler.

248 Bilişsel gelişim İ şlem öncesi dönem:2-7 yaş dönemini kapsar. Çocukta bu dönemde mantıklı düşünme işlemi gelişmemiştir. Bu nedenle nesnelerin görüntülerinin etkisi altında kalırlar. Ben merkezci konuşma e ğ ilimindedirler. Bilişsel yapıları korunumu kavrayacak düzeye erişmez.

249 Bilişsel gelişim Korunum: herhangi bir varlı ğ ın biçimi ya da konumu de ğ işti ğ inde miktarında, hacminde ve a ğ ırlı ğ ında de ğ işme olmadı ğ ı ilkesidir.

250 Bilişsel gelişim Somut işlem dönemi: 7-11 yaş dönemini kapsar. Çocuklar belli mantıksal yapılar edinirler. Bu dönemde çocuklar; sıralama, sınıflandırma, karşılaştırma işlemlerini yapabilecekleri şemalar geliştirirler. Korunum kavramını kazanırlar.

251 Bilişsel gelişim Soyut işlemler dönemi: 12 yaş ve sonrasını kapsar. Bu dönemde bilişsel işlemler sadece somut varlıklarla sınırlı de ğ ildir. Bu dönemde bir soruna de ğ işik açılardan yaklaşabilir. Genelleme, tümevarım, tümdengelim, soyut kavramlar kullanma becerisine sahip olurlar.

252 Ahlak gelişimi Piaget ahlaki yargının bir çok boyutunu incelemiştir. Ancak kolhberg ahlaki yargıların gelişimi kuramından hareket ederek daha ileride bir kuram ortaya koymuştur. Kolhberg ahlaki yargıların gelişimine ilişkin olarak üç düzey önermiştir.

253 Ahlak gelişimi Birinci düzey gelenek öncesi, İ kinci düzey geleneksel, Üçüncü düzey gelenek sonrası

254 Ahlak gelişimi Düzey I: Gelenek öncesi:bu dönemde birey cezadan kaçınma e ğ ilimindedir. Ödül sa ğ lama güdüsüyle dışsal güdülere göre yargılarda bulunur.yargıların niyete göre de ğ il sonuca ba ğ lı olarak yapılması söz konusudur. Ba ğ ımlı ahlak aşaması ve araçsal amaç aşaması olmak üzere ikiye ayrılır.

255 Ahlak gelişimi Ba ğ ımlı ahlak aşamasında çocuklar büyüklerin koydu ğ u kurallara uyulması gerekti ğ ine inanırlar. Cezalandırılmaktan çekinirler.varlıklara fiziksel zarar vermekten kaçınırlar. Araçsal amaç aşamasında ise çocuklar kuralların kesin ve de ğ işmez oldu ğ unu kabul etmeye ve göreceli düşünmeye başlarlar. Genelde ben merkezcidirler.

256 Ahlak gelişimi Düzey II: Geleneksel: kişi, geleneksel sosyal düzeni korumaya ve toplumsal beklentilere uygun davranmaya yönelir. Olayları di ğ er kişilerin açısından görebilmekte ve onların yargılarına saygı duymaktadırlar. Kişiler arası uyum, toplumsal sistem olmak üzere 2’ye aytılmaktadır.

257 Ahlak gelişimi Düzey III: Gelenek sonrası: kişi, içsel düşünme ve yargı süreçlerine ba ğ lı olarak evrensel geçerli ğ i olan ilkelere göre yargılama e ğ ilimi gösterir. Demokratik olarak kuralları kabul etme Evrensel ilkeler Olmak üzere iki aşaması vardır.

258 Psiko-seksüel Gelişim İ nsan gelişiminde psiko-seksüel gelişimin önemli bir yeri vardır. Sigmund Freud psiko-seksüel gelişimle ilgili bir kuram oluşturmuştur. Bu kurama göre birey, bütün gereksinimleri karşılanırsa ancak o zaman normal bir kişilik gelişimi gösterir.

259 Psiko-seksüel Gelişim Psiko-seksüel gelişim beş dönem ile açıklanır. Bunlar: Oral, Anal, Fallik, Gizil, Genital

260 Psiko-seksüel Gelişim Oral dönem: 0-1 yaşlarını kapsar.haz kayna ğ ı a ğ ızdan besin almaktır.dişlerin çıkmasıyla a ğ ız, ısırma ve çi ğ neme amacıyla da kullanılır. Bu dönem bebe ğ in annesine en ba ğ ımlı oldu ğ u ve onun bakımından en çok gereksinim duydu ğ u dönemdir. Daha ileri yaşlarda ba ğ ımlılık e ğ ilimi yaşam boyu sürer ve kişinin kaygılı oldu ğ u ya da güvenini yitirdi ğ i dönemlerde yeniden ön plana çıkar.

261 Psiko-seksüel Gelişim Anal dönem: 1-3 yaşlarını kapsar.tuvalet e ğ itimi bu dönemde yapılır ve annenin bu dönemdeki tutumu ve tuvalet e ğ itimine ilişkin kendi duyguları çocu ğ un ilerde sahip olaca ğ ı kişilik özelliklerinde önemli rol oynar. Anne katı ve baskılı bir yöntem uygularsa çocuk ilerde tutucu bir kişilik geliştirir.

262 Psiko-seksüel Gelişim Fallik dönem: 3-6 yaşlarını kapsar.bu dönemde cinsel organların işlevlerine ilişkin olarak cinsellik ve saldırganlıkla ilgili duygular önem kazanır. Bu dönemde farklı cinsten olan ebeveyne karşı cinsel duyguların, aynı cinsten olana karşı ise düşmanca duyguların oluşması belirgindir.

263 Psiko-seksüel Gelişim Gizil dönem: 6-12 yaşlarını kapsar. Bu dönemde sakinlik söz konusudur. Cinsel dürtüler bastırılmıştır. Bu dönemde ilgi okula, genellikle aynı cinsle oynanan oyunlara yönelmiştir. Bilişsel beceriler ve kültürel de ğ erler çocu ğ un dünyasına ö ğ retmenlerin, arkadaşların girmesiyle zenginleşir. Cinsel enerji, sosyal olaylara yönelir.

264 Psiko-seksüel Gelişim Genital dönem: 12 yaş ve sonrasını kapsar. Bu dönemde cinsel duygular farklı cinse yönelmeye başlar. Cinsel çekicilik, toplumsallaşma, grup etkinlikleri, meslek planlaması ve yuva kurma iste ğ i bu dönemde belirir.

265 Psiko-sosyal gelişim Erik Erikson, Freud’un psiko-seksüel gelişim kuramına sosyal boyutun da katılması gereklili ğ ine inanmıştır. Psiko-sosyal gelişimde kişinin ortadan kaldırması gereken 8 sorun ya da bunalı m vardır. Bu döenmler şunlardır:

266 Psiko-sosyal gelişim Güven ya da güvensizlik, Özerklik ya da utanç ve kuşku, Girişime karşı suçluluk, Beceriye karşılık aşa ğ ılık duygusu, Kimli ğ e karşı kimlik karmaşası, Yakın ilişkilere karşı soyutlanma, Üretkenli ğ e karşı duraklama, Benlik bütünleşmesine karşı umutsuzluk

267 Psiko-sosyal gelişim Güvene karşı güvensizlik: (0-1yaş), bebe ğ in anne ya da anne yerine geçen yetişkinle kurdu ğ u iletişimin sıcak ve güvenli olması, bebekte temel güven duygusunun oluşmasına neden olur.

268 Psiko-sosyal gelişim Ba ğ ımsızlı ğ a karşı utanma ve şüphecilik: (1-3 yaş): çocuk kendi yeme ğ ini yemek, giyinmek gibi başkalarından ba ğ ımsız davranışlarda bulunmak ister. Bu davranışları engellenen, aşırı korunana çocuklarda kendi hakkında şüphecilik ve utanma duyguları gelişebilir.

269 Psiko-sosyal gelişim Girişime karşı suçluluk: (3-6 yaş), büyüyen çocuk çevresinde daha girişken hale gelir. Merakı ve girişkenli ğ i engellenen çocukta suçluluk duygusu oluşur. Tek başına yapamama, bir işi becerememe duygusu bireyi yeteneklerinden şüpheye düşürebilir.

270 Psiko-sosyal gelişim Beceriye karşılık aşa ğ ılık duygusu (6- 12): çocukta bir işi yapma, ö ğ renme ve başarma önemlidir ve başaran çocukta çalışkanlık duygusu gelişir.

271 Psiko-sosyal gelişim Kimli ğ e karşı kimlik karmaşası (12-20): ergenlik dönemindeki genç kimlik arayışı içindedir. “ben kimim, ne yapaca ğ ım, ne olmak istiyorum” soruları gencin araştırdı ğ ı konulardır. Kimlik bunalımı yaşayan gencin üzerinde akranlarının etkisi vardır. Yetişkinler bu dönemde gence yardımcı olmalı ve rol modelleri sunabilmelidir.

272 Psiko-sosyal gelişim Yakın ilişkilere karşı soyutlanma ( yaş): kimli ğ ini bulan genç yetişkin bu dönemde başka yetişkinlerle sosyal ilişki kurabilir. Başkalarıyla olumlu ilişkiler kuramayan yetişkinler yalnızlık duyabilir, yalnız kalabilir.

273 Psiko-sosyal gelişim Üretkenli ğ e karşı duraklama (40-65 yaş): yetişkinin aile ve iş yaşamında üretken olması, kendini işe yaramaz hissetmesini ve duraklama geçirmesini önler.

274 Psiko-sosyal gelişim Benlik bütünleşmesine karşı umutsuzluk (65 yaş ve üstü): ileri yetişkinlik dönemindeki birey yaptı ğ ı yaşam muhasebesinde olumlu tarafların çok oldu ğ unu düşünüyorsa, umutsuzlu ğ a düşmez, yaşamını boşa geçirmedi ğ ini düşünür.

275 Gelişimi etkileyen temel etmenler Kalıtım, Aile, Çevre

276 İ nsanın ö ğ renmesi Ö ğ renme, yaşantılar sonucunda davranışta meydana gelen uzun süreli de ğ işiklikleri içerir. Ö ğ renme konusuyla ilgili kuramlar geliştirilmiştir.

277 Ö ğ renme kuramları Davranışçı kuramlara göre ö ğ renme Bilişsel kuramlara göre ö ğ renme Yapısalcı kuramlara göre ö ğ renme

278 Davranışçı kuramlara göre ö ğ renme Ö ğ renme kuramları içinde davranışçı kuramlar en büyük etkiye sahip olan kuramlardır. İ van Pavlov ve Klasik Koşullama Kuramı Frederic Skinner ve Edimsel Koşullama Kuramı

279 İ van Pavlov ve Klasik Koşullama Kuramı Pavlov’un fizyoloji deneyleri sırasında laboratuardaki köpeklerin yiyece ğ i veya yiyece ğ i getiren kişiyi gördüklerinde salya salgıladıklarını tesadüfen fark etmesiyle başlattı ğ ı deneyleri psikolojide klasik koşullama çalışmalarına öncülük etmiştir.

280 İ van Pavlov ve Klasik Koşullama Kuramı Pavlov laboratuarında köpe ğ e yiyecek vermeden hemen önce zil sesi vermiş, pek çok tekrar dan sonra, yiyecek vermeden zil sesi verdi ğ inde de köpe ğ in salya salgıladı ğ ını görmüştür. Yani köpek onun için do ğ al uyaran olan yiyece ğ i gördü ğ ünde salya salgıladı ğ ı gibi, onun için do ğ al bir uyaran olmayan zil sesini de aynı tepkiyi vermeyi ö ğ renmiştir.

281 İ van Pavlov ve Klasik Koşullama Kuramı Klasik koşullama organizmanın onun için do ğ al olan bir uyarıcıya verdi ğ i tepkiyi, onun için do ğ al olmayan bir uyarıcıya da pek çok kere vermeyi ö ğ renmesidir. Klasik koşullamanın en temel koşullarından biri, ö ğ renmenin oluşabilmesi için önce organizmanın do ğ al olarak tepki verdi ğ i bir uyarıcının olması gereklili ğ idir.

282 İ van Pavlov ve Klasik Koşullama Kuramı Klasik koşullama etkinin, tepki oluşturmak için organizmaya uygulanmasıyla ilgilidir. Bu kurama göre; bir etkinin di ğ er etkiye tepki oluşturması için etki denetimi ve transferi oldu ğ unda ö ğ renme oluşur. Bu kuram klasik koşullama ile tüm davranışların de ğ iştirilebilece ğ ini savunmaktadır.

283 Edimsel koşullanma Edimsel koşullanma klasik koşullanmadan farklı olarak bilinçli ve kasıtlı hareketlerimizle ilgilidir. Davranışların sonuna bakarak yeni davranışlar kazanma sürecidir.

284 Edimsel koşullanma Skinner’e göre organizmanın davranışları uyarıcılara otomatik bir yanıt olmaktan öte kasıtlı yapılan hareketlerdir. Bu kurama göre davranış de ğ iştirme işleminde davranışın sonuçlarının denetlenmesi ve şekillenmesi gerekmektedir. Bu denetimde en önemli yeri pekiştirme almaktadır. Davranıştan sonra pekiştireç gelmezse davranış devam etmez. Pekiştireçler davranış de ğ işikli ğ i meydana getirir.

285 Bilişsel alan kuramlarına göre ö ğ renme E ğ itim psikologları ve ö ğ renme kuramcıları, davranışçı yaklaşımdan uzaklaşmaya başlamış ve ö ğ retimde, ö ğ rencilerde bulunan iç süreçlere daha yakından bakılmasını savunmuşlardır.

286 Bilişsel alan kuramlarına göre ö ğ renme Davranışçılar ö ğ renme sırasında içsel olarak oluşan bilişsel de ğ işiklikleri göz ardı etmektedir. Ö ğ retimin beyinde neler oldu ğ una dayalı olarak tasarlanamayaca ğ ını, çünkü bunların gözlenir olmadı ğ ını belirtmektedirler.

287 Bilişsel alan kuramlarına göre ö ğ renme Bilişsel alan kuramcıları ö ğ renme sürecinin kendisine ilgi gösterir ve davranışçılara oranla ö ğ rencilere daha fazla özerklik tanırlar.

288 Bilişsel alan kuramlarına göre ö ğ renme Bruner ve di ğ er bilişsel alan kuramcıları bazı kavramlar üzerinde odaklaşmaktadırlar. 1. bilginin nasıl organize edildi ğ i ve yapılandırıldı ğ ı, 2. ö ğ renmeye hazır oluş 3. sezgidir (analitik adımlar yoluyla erişilemeyen geçici sonuçlara ulaşmada kullanılan bilişsel teknikler anlamına gelir) 4. güdü

289 Bilişsel alan kuramlarına göre ö ğ renme Bilişsel alan kuramcıları, ö ğ rencilerin ö ğ renmeye yönelik olumlu tutumları olmasının önemini kabul eder. Ö ğ renci, ö ğ renme sürecinde etkin katılımcı olarak görülür. Ö ğ renci ö ğ renme ortamını anlama ve yorumlamada etkin olarak yer aldı ğ ı için ö ğ renmenin oluştu ğ una inanırar.

290 Yapısalcı kuramlara göre ö ğ renme Yapısalcı kuramlar; yaşanan gerçek dünya vardır ve dünyanın anlamı ve kavranması, kişi tarafından empoze edilir, inancına dayalı olarak oluşturulmuştur.

291 Yapısalcı kuramlara göre ö ğ renme Ö ğ renciler, kendi anlamlarını ö ğ retim etkinlikleriyle oluşturur. Anlam, deneyimden kaynaklanır. Etkili ö ğ renme, ö ğ renciler için anlamı olan ö ğ renme ortamı oluşturulmasına olanak veren gerçek görevlere dayanmaktadır. Bu kurama göre ö ğ renciler bilgiyi keşfetmez, uygun ortamlarda bilgi oluştururlar.

292 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Ö ğ renenle ilgili etmenler Ö ğ renme yöntemleriyle ilgili etmenler Ö ğ renilecek olanla ilgili etmenler

293 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Ö ğ renenle ilgili etmenler:insanın ö ğ renmeyi gerçekleştirebilmesi için gerekli olan özelliklerini kapsamaktadır. İ nsanın bu özellikleri: türe özgü hazır oluş, olgunlaşma, genel uyarılmışlık düzeyi, kaygı, eski yaşantılar, güdü ve dikkattir.

294 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Türe özgü hazır oluş: insanın istenilen davranışı kazanabilmesi için gerekli biyolojik donanıma sahip olması anlamına gelmektedir. İ nsan ancak kendi türünün ö ğ renebileceklerini ö ğ renebilir.

295 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Olgunlaşma: genel olarak kalıtımın etkisi altında oluşan biyolojik gelişmeye işaret eder. İ nsanın ö ğ renmeyi gerçekleştirebilmesi için belli bir düzeyde olgunlaşmış olması gerekir. İ ki tür olgunlaşma vardır. Yaş ve zeka bakımından olgunlaşmak. (çocukların okumayı ö ğ renmedeki ilerleyişleri zeka bakımından olgunlaşma ile ilgilidir)

296 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Genel uyarılmışlık düzeyi ve kaygı: insanın ö ğ renebilmesi için belli bir düzeyde uyarılmış olması gerekir. Uyarılmışlık düzeyi dışarıdan gelen uyarıcıları alma derecesi anlamına gelmektedir. Kaygı da ö ğ renmeyi etkilemektedir. Çok düşük ya da çok yüksek kaygı düzeyi ö ğ renmeyi zorlaştırmaktadır. İ yi bir ö ğ renmenin olabilmesi için orta düzeyde kaygının olması gerekmektedir.

297 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Ö ğ renme yöntemleriyle ilgili etmenler: ö ğ renme zamanını ayarlama, Ö ğ renilecek olanın yapısı (parçalara ayırarak ö ğ renilmesi veya bütün olarak ö ğ renilmesi; ö ğ renilecek olanın kısa, anlamlı ve kolayca birbirine ba ğ lanır olması ve ö ğ rencinin yetene ğ ine uygun olması) Katılma, Geribildirim

298 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Ö ğ renilecek olanla ilgili etmenler: ö ğ renilecek olanlar kolay ya da zor olabilmektedir. Ö ğ renilecek olanın insana kolay ya da zor gelmesi ö ğ renilecek olanın özelliklerinden kaynaklanmaktadır.

299 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Bu özelliklerden başlıcaları, algısal ayırt edilebilirlik, anlamsal ça ğ rışım kavramsal gruplandırmadır.

300 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Algısal ayırt edilebilirlik:algısal olarak ayırt edilen bilgiler insanın dikkatini çekmektedir ve ö ğ renilecek olan daha kolay ö ğ renilmektedir. Ör: denizi seyrederken denizin mavi sularının üzerinde beyazımsı hava kabarcıklarından çok, daha ileride duran beyaz yelkenli tekne dikkatimizi çeker.

301 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Anlamsal ça ğ rışım: ö ğ renilirken neleri hatıra geldi ğ ine işaret eder. Ö ğ renilecek olanla ilgili çok ça ğ rışım oluyorsa, ö ğ renilecek olan çok anlamlı demektir. Bir sözcük söylendi ğ inde, aklımıza söylenen sözcükle ba ğ lantısı olan başka sözcükler de gelebilmelidir. E ğ er söylenen sözcükle ba ğ lantısı sözcükler aklımıza gelmezse, söylenilen sözcük kolay ö ğ renilemez ve kolayca unutulabilir.

302 Ö ğ renmeyi etkileyen temel etmenler Kavramsal gruplandırma: ö ğ renilecek olanın gruplar haline getirilip bütünleştirilmesi ö ğ renmeyi kolaylaştırmaktadır. Kavramsal gruplandırma, yapıldı ğ ında ve yapılan gruplandırma basamaklar haline getirildi ğ inde ö ğ renme kolaylaşabilmektedir.

303 E ğ itimin Toplumsal Temelleri Toplumu insanlar oluşturmaktadır. Toplum içinde yaşayan bireylerin toplumsallaştırılması ise son derece önemlidir. Bireyin toplumsallaştırılması ise toplumun görevidir. Her toplum bireylerini toplumsallaştırma ihtiyacı duymaktadır.

304 E ğ itimin Toplumsal Temelleri En genel anlamı ile toplumsallaşma, toplumun örf, adet ve geleneklerini, kısaca kültürünü benimseyerek bireyin toplumla uyumlu hale gelmesi demektir.

305 E ğ itimin Toplumsal Temelleri Toplumlar bireylerinin toplumsallaşmalarını ciddiye alırlar ve toplumsallaşmayı sa ğ lamak amacıyla kendi öz e ğ itim sistemlerini kurar ve kullanırlar. Toplumsallaşma ise formal ve informal yollarla gerçekleşmektedir.

306 E ğ itimin Toplumsal Temelleri E ğ itim ile toplum iç içedir ve birbirlerinden etkilenmektedirler. Toplumların nitelikleri toplumun bireylerinin nitelikleri ile eşde ğ erdir.

307 E ğ itimin Toplumsal Temelleri E ğ itimin toplumsal temellerini tanımak, e ğ itim ve ö ğ retimin bu temellere uygun olarak işlenmesini sa ğ lamak ise e ğ itimin ve e ğ itimcilerin en önemli görevidir.

308 Toplum ve Toplumsallaşma Başlangıçta bireysel ve günü birlik yaşayan, sadece karnını doyurmayı amaçlayan, gözlem yaparak ve gözlemlediklerini taklit ederek ö ğ renen, tamamen tüketici durumunda olan insanlar, göçebe kabileler ya da topluluklar halinde yaşamaktaydı.

309 Toplum ve Toplumsallaşma İ nsanlar avcılık, toplayıcılık, tarım yapma ve endüstri dönemi gibi uzun yıllar alan dönemlerden geçerek bugünkü toplum yaşayışına ulaşmışlardır. Bu dönemleri geçerken bilgi birikimine de sahip olmuşlar ve düşünsel yapılarında da önemli de ğ işmeler olmuştur.

310 Toplum ve Toplumsallaşma Tüketicilikten üreticili ğ e geçiş insanları topra ğ a ba ğ lamış ve yerleşik hale gelmişlerdir. Bu dönemde ürettiklerinin bir kısmını tüketmişler, ellerinde kalan üretim fazlasını ise depolamışlar ve pazarlamışlardır. Böylece basitte olsa insanlar arasında işbölümü oluşmuş ve insani ilişkiler ortaya çıkmıştır.

311 Toplum ve Toplumsallaşma İ nsanların yerleşik düzene geçip üretmeye başlamaları onların toplumsallaşma ve uygarlaşmalarında önemli bir aşama oluşturmuştur. Bir süre sonra insanlar gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kalmışlar ve işbirli ğ ine yönelmişlerdir. Birlikte gereksinimlerini karşılamaları için işbirli ğ i yapma gibi zorunluluklar ise toplumsal yaşayışın temelini atmıştır.

312 Toplum ve Toplumsallaşma Toplumsal gereksinimleri karşılamak için etkileşen, sınırları belli olan bir co ğ rafi ortamda yaşayan ve ortak bir kültürü paylaşan çok sayıdaki insanın oluştu ğ u birliktelik toplum olarak tanımlanmaktadır.

313 Toplum ve Toplumsallaşma İ nsanın toplumun bir üyesi olması için o toplumda ondan önce var olan kuralları ö ğ renmesi, de ğ er ve inançları benimsemesi, onaylaması ve bütün bunlara uygun olarak kendine düşen toplumsal rolleri en iyi şekilde gerçekleştirmesi ile olanaklıdır.

314 Toplum ve Toplumsallaşma İ nsanın toplumun bir üyesi olabilmek için geçirdi ğ i aşamalar toplumsallaşma denilen süreç ile gerçekleşmektedir. Toplumsallaşma olgusu toplum içerisinde meydana gelmektedir. İ nsanın toplumsallaşma süreci içinde aile, okul, yönetim birimleri, sivil örgütler, arkadaşlar vb. bir çok ö ğ e görev almaktadır.

315 Toplum ve Toplumsallaşma Toplumsallaşma süreci içerisinde en önemli görevi ise aile ö ğ esi almaktadır. Aile çocu ğ un davranış geliştirmesinde ilk görevi alan kurumdur. Ayrıca Toplumsallaşma toplumun kültürünü ö ğ renmesi sürecidir.

316 Toplum ve Toplumsallaşma Bireyin toplumsallaşmasında onlara aktarılan toplumsal alışkanlıklar, ilgiler, toplumsal yaşayış tarzı, bilgi birikimi, tecrübeler, toplumsal alışkanlıklar, kurallar, gelenek ve görenekler etkili olmaktadır.

317 Toplum ve Toplumsallaşma Bireyler sistemin yapısı, ö ğ eleri, ö ğ eler arası ilişkiler, sistemin işleyişi gibi konularda e ğ itilerek toplumsal sistemin etkin üyeli ğ ine hazırlanırlar.

318 E ğ itimin Toplumsal Kayna ğ ı E ğ itim toplumdan topluma de ğ işmektedir. Her toplumun ise kendine has bir ideal tip insanı, kahramanları, kahramanlık hikayeleri, tarihi, örf ve adetleri vardır.

319 E ğ itimin Toplumsal Kayna ğ ı Toplumlar öncelikle ilkel toplum, tarım toplumu, sanayi toplumu olarak aşamalardan geçerek günümüze kadar gelmiştir. Toplumlar bilim ve teknoloji alanında gelişmelere ulaşmıştır.

320 E ğ itimin Toplumsal Kayna ğ ı E ğ itim ise kişilerin davranışlarında istenilen yönde de ğ işiklikler yapma olarak tanımlanmaktadır. E ğ itimin özü olan kişiler arası ilişkiler ise e ğ itimin toplumsal ba ğ larını ortaya koymaktadır.

321 E ğ itimin Toplumsal Kayna ğ ı E ğ itim bireyin bireyselleşmesi kadar, toplumsallaşmasını da sa ğ lamaktadır. Bireyin bireyselleştirilmesi onun özgüven ve öz karar mekanizmalarının gelişmesi anlamına gelmektedir.

322 E ğ itimin Toplumsal Kayna ğ ı Bireyin toplumsallaşması ise e ğ itim yolu ile toplumsal birikimden yararlanması ve elde edilen yararın toplumsal işbölümü içinde tekrar topluma dönüştürülmesi demektir.

323 Toplumsal temel olarak e ğ itim toplum ilişkisi E ğ itim toplum ilişkilerine yönelik yaklaşımlardan söz edilebilir. Bu yaklaşımlardan bazıları şunlardır:

324 Toplumsal temel olarak e ğ itim toplum ilişkisi 1888 yılında Dithey tarafından ortaya atılan yaklaşıma göre, e ğ itimin hedefleri toplumun hedefleri ile aynıdır. Bu yaklaşım e ğ itim toplumun bir fonksiyonudur şeklinde formüle edilmiştir.

325 Toplumsal temel olarak e ğ itim toplum ilişkisi E ğ itim, toplumun belirledi ğ i de ğ erlerin, politik yapının istedi ğ i mevcut toplumsal düzeni aynen devam ettirmeyi sa ğ layacak bireyler yetiştirmeyi amaç edinen bir sistemdir.

326 Toplumsal temel olarak e ğ itim toplum ilişkisi Dithey’in görüşlerine zıt bir yaklaşım olarak ortaya çıkan di ğ er bir görüş ise, e ğ itimin toplumdan ba ğ ımsız bir de ğ işken oldu ğ unu ve toplumun e ğ itim tarafından şekillendirilip de ğ iştirilmekte oldu ğ unu savunmuştur. Savunucusu olan Fiche toplumu e ğ itiminbir fonksiyonu olarak görür. Dewey ise e ğ itim sistemini toplumsal de ğ işimin bir aracı olarak görür.

327 Toplumsal temel olarak e ğ itim toplum ilişkisi J.J. Rousseau ise, ferdin do ğ uştan getirdi ğ i saf tabiatını temele alan bir e ğ itim teorisi geliştirmiştir. Ona göre ferd do ğ uştan esas olarak temizdir. Ancak feodal toplum ve e ğ itim dahil bütün toplumsal kurumlar kişinin temizli ğ ini, ahlakını olumsuz yönde etkilemektedir.

328 Temel toplumsal kurumlar ve e ğ itim Toplumun bir temel gereksinimi etrafında toplanmış bir çok kişi tarafından paylaşılmış bulunan davranış örnekleri bileşimine toplumsal kurum denilmektedir.

329 Temel toplumsal kurumlar ve e ğ itim Toplumsal kurumlar kendi içlerinde çeşitli parçalardan oluşurlar. Bu parçalar bir bütün halinde bulunmak ve birbirlerini desteklemek zorundadır. Toplumsal kurumlar uzun süre yaşamak mal ve hizmet üretmek için kurulurlar.

330 Temel toplumsal kurumlar ve e ğ itim Ör: Aile kurumu E ğ itim kurumu Hukuk kurumu Ekonomi kurumu Politika kurumu Din kurumu güvenlik, sa ğ lık, ulaşım birer toplumsal kurumdur.

331 Temel toplumsal kurumlar ve e ğ itim Toplumun gereksinimlerini karşılamak için, bireyler tarafından kurulan bu kurumların her birinin görevleri birbirinden ayrıdır. Ancak tümünün yaptıkları işlerin toplamı toplumun amacına hizmet etmektedir.

332 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim E ğ itim ile ilgili toplumsal olgular vardır. E ğ itimi etkileyen temel olgular ise şunlardır:

333 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Sosyal denetim, Toplumsal hareketlilik, Demografik özellikler, Toplumsal de ğ işim, Toplumsal sorumluluktur.

334 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Sosyal denetim ve e ğ itim: toplumda sosyal denetimi sa ğ layan mekanizmalar bulunmaktadır. Bunlar. Töreler, toplumsan de ğ erler, normlar, yasalar ve denetim araçlarıdır.

335 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplum üyelerinin davranışları, toplumun di ğ er bireyleri ve yetkili kamu örgütleri tarafından denetlenir. Toplumda bireyler, toplumsal de ğ er ve normlara ilişkin içinde bulundu ğ u ya da hiç tanımadı ğ ı di ğ er bireylerin toplumsal baskısı sonucunda uymak zorunda kalırlar.

336 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumun bireyler üzerinde dışlama, ayıplama, küçük görme, tehdit, kovma gibi çok çeşitli yaptırımları olabilmektedir. Bu tür toplumsal denetime biçimsel olmayan denetim denilmektedir. Toplumsal yaptırımın etkisi kırsal alanlarda ise daha fazladır.

337 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumda bireylerin yapmaları yasaklanmış olan bazı davranışlar vardır. Bu davranışlar toplumun bütün bireylerine eşit olarak uygulanan hukuk kuralları tarafından denetlenirler. Bu denetim şekline biçimsel denetim denilmektedir.

338 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumsal hareketlilik ve e ğ itim: Toplumsal hareketlilik toplumsal statü de ğ işmelerini içermektedir. Co ğ rafi hareketlilik, daha iyi iş bulmak için, do ğ al afetler vb. yapılan göç olaylarına toplumsal hareketlilik denilir.

339 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim İ ki tür toplumsal hareketlilik vardır. Bunlar yatay ve dikey hareketliliktir. Yatay hareketlilikte statü de ğ işikli ğ i olmaz. Dikey hareketlilikte ise bir toplumsal kurumdan di ğ erine geçiş vardır. Ve toplumsal statü de ğ işikli ğ i vardır.

340 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim E ğ itimin gelişmesi ise statü gruplarının dikey hareketlili ğ ine yardımcı olur. E ğ itim sanayileşme ve teknolojik gelişmeyi sa ğ lar. Yaratılan yeni işler toplumda yukarı do ğ ru hareketlilik sa ğ lar. Herkese e ğ itim olana ğ ı tanındı ğ ı için bireyler statülerini yükseltme ve kendilerini daha iyi ifade etme ortamı bulur.

341 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Demografik özellikler ve e ğ itim: Nüfusun yaşa, cinsiyete ve bölgelere göre yapısına demografik yapı denilir. E ğ itim ile toplumların nüfus yapıları arasında yakın ilişki vardır. E ğ itim toplum nüfusunu etkilerken toplum nüfusundan da e ğ itim etkilenir.

342 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumun e ğ itim oranı yükseldikçe ölüm oranları azalır. Toplumun bireyleri do ğ urganlık konusunda bilinçlenir, sa ğ lıklı yaşam için önlemler alınır ve ölüm oranları düşer.

343 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Hızlı nüfus artışının; kaynak aktarımındaki sıkıntılar, derslik ve ö ğ retmen teminindeki güçlükler, kalabalık sınıflar, ailelerde çocuk sayısının çoklu ğ u, ailenin çocukla ilgili görevlerini yeterince yerine getirememesi nedeniyle okulun davranış kazandırma işinin zorlaşması vb. nedenlerle e ğ itimin niteli ğ i olumsuz yönde etkilenir.

344 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumsal de ğ işim ve e ğ itim: tüm toplumlar sürekli bir de ğ işim içindedir. De ğ işimin biçimi ve hızı ise toplumlara göre farklılık gösterir.

345 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Co ğ rafi koşullar, Demografik etmenler, Din, gelişen yeni düşünceler, Liderler, Ordu, İ catlar, Bilim ve teknoloji, E ğ itim Toplumda toplumsal de ğ işimi etkileyen önemli unsurlardır.

346 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumsal de ğ işim sonucunda bir toplumda, toplumsal roller ve statüler, ekonomik varlıklar, nüfus, üretim, aile, akrabalık ilişkileri, dini de ğ erler, gelenek ve görenekler, teknoloji, kültür ve sanat, e ğ itimde de ğ işmeler ortaya çıkar.

347 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumsal de ğ işimde o toplumda yaşayan bireylerin kurdukları kurumların ve ilişkilerin de ğ işimi söz konusudur. Bu nedenle toplumsal de ğ işimin bireylerin ortak yararına olması gereklidir.

348 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumlarda bunu sa ğ laması gereken kurum ise e ğ itim kurumudur. E ğ itim düzeyleri düşük olan toplumlarda toplumsal de ğ işmede azdır ve istenilen nitelikte de ğ ildir.

349 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim E ğ itim toplumun örf, adet ve geleneklerini, toplum kültürüne aktarırken toplumsal de ğ işime ve gelişmeye de yardımcı olmalıdır. E ğ itim kurumları hem toplumsal de ğ işimi başlatan hem de bundan etkilenen kurumlardır.

350 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumsal sorumluluk ve e ğ itim: Toplumsal sorumluluk bireyler tarafından sonradan kazanılan bir davranıştır. Sorumluluk duygusu toplumsallaşma süreci içerisinde kazanılmaktadır.

351 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim Toplumsal yardımlaşma, ahlak kurallarına uyma, kendine ve di ğ er bireylere karşı takındı ğ ı tavır, çevresine sahip çıkma, toplumsal de ğ erleri koruma sorumluluk duygusu içerisinde de ğ erlendirilir.

352 Toplumsal olgular bakımından e ğ itim E ğ itim ise bireylere toplumsal sorumluluk kazandırır. Aile içinde çocu ğ a bu sorumlulu ğ un kazandırılması ise e ğ itimin işini kolaylaştırmaktadır. E ğ itim ve ö ğ retim programları, araçlar ve yöntemler ise bireyin toplumsal sorumluluklarını gerçekleştirmeye uygun olmalıdır.

353 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim Kültür kavramı iki yy kadar önce filozoflar tarafından ortaya atılan 1793 yılı basımı bir alman sözlü ğ ünde ilk defa yer almıştır. Sıradan gündelik konuşmada kültür; sanat, edebiyat, müzik ve resim gibi de ğ erlerle eşde ğ er düşünülür.

354 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim Sosyologlara göre ise bu terim çok daha fazla bir anlam içermektedir. Kültür bir toplumun üyelerinin ya da toplumdaki grupların yaşam biçimleri ile ilişkileri ve etkileşimleri ile ilgilidir.

355 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim Sosyolojik bakımdan kültür; bir toplumun üyeleri arasında paylaşılan, devredilen ve bir de ğ işim süreci içinde bulunan ö ğ renilmiş davranış kalıplarıyla bu kalıpların (inanç, de ğ er, tavır, maddesel ö ğ eleri kapsayan)ürünlerin oluşturdu ğ u bir yaşam biçimidir.

356 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim Tylor ise kültürü; bilgi, inanç, ahlak, hukuk, gelenek gibi insanların toplumun bir üyesi olarak edindikleri her türlü alışkanlık ve yetene ğ i içeren karmaşık bir bütünlük olarak tanımlamaktadır.

357 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim Kültür kısmen e ğ itim yoluyla kısmen de sosyal çevreden kaynaklanmaktadır. Kültürü oluşturan temel birtakım ö ğ eler vardır. Bunlardan bazıları;

358 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim De ğ erler, İ nançlar, Semboller, Dil, Normlar

359 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim De ğ erler; toplumun bireylerini amaç ve davranışlarını belirlemelerinde onlara neyin do ğ ru neyin yanlış oldu ğ unu gösteren standartlardır. Bir toplumun de ğ erler sistemi o toplumun insanlarının deneyimlerinin birikimidir.

360 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim Semboller: belirli bir durum ya da olayı anlamlandıran şeylerdir. Ör:ülkelerin bayrakları onların sembolleridir. Her kültür kendilerine özgü semboller üretir. Anlamları sembollerle yaratırlar. Dilde böyledir.

361 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim İ nançlar: paylaşılan fikirlerdir. İ leri sürülen iddialar Dil: kültürün en önemli halkasıdır. Çekirdek bir oluşumdur. Semboller sitemidir. Kullanılış tarzı kültürü etkiler. Kültürün oluşturulmasında ve aktarımında önemlidir.

362 Toplumsal temel olarak kültür ve e ğ itim Normlar: belli durumlarda nasıl davranılması gerekti ğ i konusundaki beklentilerdir. Normlar genellikle yazılı de ğ ildir. Toplumsal tabular, yaptırımlar, örf ve adetler birer normdur.

363 E Ğİ T İ M İ N EKONOM İ K TEMELLER İ E ğ itim ve ekonomi ilişkisi? E ğ itim:bireyde istendik davranışlar oluşturma sürecidir. E ğ itim davranış oluşturma sürecini çeşitli yönleriyle (felsefi, psikolojik, sosyolojik, ekonomik vb.)inceleyen bir bilim alanı olarak nitelendirebilir.

364 E Ğİ T İ M İ N EKONOM İ K TEMELLER İ Ekonomi: aile, e ğ itim, din, siyaset gibi farklı toplumsal gereksinimleri karşılayan alt sistemlerden birisidir. “toplumdaki üretim ve da ğ ıtım etkinliklerini gerçekleştiren kurumlar ve bu kurumların işleyişini ifade eder.

365 E Ğİ T İ M İ N EKONOM İ K TEMELLER İ Ekonomi:sınırsız insan gereksinimlerini sınırlı kaynaklardan karşılamaya yönelik davranışlar inceleyen bir bilim dalıdır.

366 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi E ğ itimin toplumsal bir kurum olarak gelişmesi; Siyasal ve ekonomik gelişmelere, Bireyin toplumsal ve ekonomik etkinliklerinin ve insan gücünün niteliklerinin de ğ işmesi, E ğ itim kurumlarının gelişme ve de ğ işmesinde etkili olmuştur.

367 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi e ğ itimin ekonomik rolündeki gelişim?

368 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi İ lkel toplumlarda insanlar hayatlarını, temel ihtiyaçlarını avcılık ve toplayıcılık yaparak karşılamaya çalışmışlardır. Bu süreçte üretimin en temel ö ğ esi beden (kas) gücü oldu ğ u söylenebilir.

369 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi Bu toplumlarda insanların gereksinimlerini karşılayabilmesi ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli bilgi, beceri ve davranışların sınırlı oldu ğ u aile ve yakın çevre içerisinde kültürleme yoluyla kazanılmaktaydı.

370 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi Tarım toplumuna geçişle, üretimde beden gücüne ek olarak hayvan gücü de işe koşuldu. Do ğ adan daha iyi yararlanabilmek için teknolojik bazı araçlar geliştirilmiştir. Böylece farklı bilgi ve becerilere yönelik meslekler ortaya çıkmıştır.

371 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi Gelişen mesleklerin yeni kuşaklara aktarılması usta-çırak ilişkisi yoluyla sürdürülmüştür. Bazı alanlarda bu ilişki daha sonraları formal e ğ itim biçimine dönüşmüştür.

372 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi Tarımda teknolojiye dayalı üretim araçlarının gelişmesi ve kullanılması üretimde artışa ve gereksinim fazlasına yol açmıştır. Böylece tüccarlık, muhasebecilik gibi ticaretle ilgili yeni meslekler ortaya çıkmıştır.

373 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi Bu gelişmeler temel okur-yazarlık becerilerine olan gereksinimi artırmış ve bu gereksinimleri karşılayan okulların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

374 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi Sanayi devrimi ile ekonomik bir birim olan ailenin işlevinde de ğ işiklikler olmuştur. Aile dışındaki ekonomik yapılar geliştikçe (fabrikalar), çocuklar yeni mesleki roller edinerek ailenin dışında çalışmaya başlamışlar ve aileleri çocukları için ekonomik yetiştirme birimi olarak daha az yararlı hale gelmişlerdir.

375 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi Böylece bireyin ve ailenin dışında kendi işleyiş kuralları olan ve farklı ekonomik rolleri tanımlayan birimler ortaya çıkmış ve her ekonomik role (uzmanlaşma ve işbölümü) ilişkin bilgi ve becerileri ö ğ retecek kurumlara gereksinim duyulmaya başlanmıştır.

376 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi Ekonomik rollerin ö ğ renilmesi kültürleme süreciyle birlikte planlı bir ö ğ renme ö ğ retme sürecini gerekli kılmıştır. Yeni ortaya çıkan ekonomik rollerin ö ğ renilmesi kültürleme yoluyla ö ğ renmenin ötesinde bir içeri ğ e ulaşmış, aile içinde ya da usta-çırak ilişkisi kapsamında bu rollerin ö ğ renilmesi olanaksızlaşmıştır.

377 E ğ itimin ekonomik rolünün gelişimi İ şgücünün yapısı çeşitlenmiştir ve böylece e ğ itimin kurumlaşması ve kitleselleşmesini hızlandıran etkilere neden olmuştur.

378 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri E ğ itimin getirilerinin ne oldu ğ una geçilmeden önce getiri kavramı açıklanacaktır. Getiri:e ğ itim ve yetiştirme yatırımlarının sonunda elde edilen parasal ve parasal olmayan kazançlardır.

379 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri Getiri bir yatırımın sonunda elde edilmiş olmayı, kazanç ise bir çabanın ya da çalışmanın sonucunda elde edilmiş olmayı vurgulamaktadır. E ğ itimin getirileri kişisel ve toplumsal getiriler olarak ikiye ayrılır.

380 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri E ğ itimin kişisel getirisi: bireyin e ğ itim ve yetiştirme yatırımları sonucunda yaşam boyu sa ğ ladı ğ ı kazançlardır.

381 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri E ğ itimin toplumsal getirisi ise bireylerin e ğ itimindeki artış nedeniyle tüm ekonomide ortaya çıkan gelir artışının yol açtı ğ ı getirilerdir.

382 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri Ergen e ğ itimin getirileriyle ilgili araştırma sonuçlarını de ğ erlendirmiştir.bu sonuçlara göre; E ğ itilmiş bireyler, hiç e ğ itilmemiş, daha az e ğ itilmiş ya da düşük e ğ itimsel niteliklere sahip bireylerden daha fazla parasal kazanç sa ğ ladıklarını göstermektedir. Gelişmişlik düzeyleri ve ekonomik sistemleri ne olursa olsun tüm ülkelerde e ğ itimle kazanç arasında olumlu bir ilişki bulunmaktadır (e ğ itimin kişisel getirileri).

383 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri Kadınlar ve erkekler için e ğ itim düzeyi yükseldikçe elde edilen kazançlarda anlamlı bir artış olmaktadır. E ğ itimden yararlanan bireyler sadece ekonomik getirilere de ğ il bunun yanında ekonomik olmayan birçok getiriye de sahip olur.daha iyi çalışma koşullarına sahiptirler.daha sa ğ lıklıdırlar ve daha uzun yaşarlar daha düşük işsizlik oranına sahiptirler.

384 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri E ğ itimin bir başka yararı kişi teknolojik yeniliklere daha kolay uyar ve işini daha kolay yapabilir, bu de ğ işmelerden daha etkili biçimde yararlanabilir.

385 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri E ğ itimin toplumsal getirileri;e ğ itilmiş bir nüfusun toplumsal getirileri daha fazla iş olanakları ve daha fazla üretken bir işgücü yaratmanın ötesine geçer. E ğ itim düzeyi yükseldikçe suç oranları düşer, kamu giderleri ve sa ğ lık harcamaları azalma e ğ ilimi gösterir.istendik davranışlarda ço ğ alma, istenmedik davranışlarda azalma görülür.

386 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri E ğ itimin sa ğ ladı ğ ı toplumsal yararlar: E ğ itim etkin bir demokrasi ve demokratik kurumların işleyişini kolaylaştırır. E ğ itim etkin işleyen piyasalar ve elektronik de ğ işmelere uyum için önemlidir. Suç oranları ve ceza sisteminin giderlerini azaltır.

387 E ğ itimin bireysel ve toplumsal getirileri Sa ğ lık yardımı, işsizlik deste ğ i ve kamu sa ğ lık maliyetlerinde azalma görülür. Gizli yeteneklerin bulunup seçilmesi için etkin bir mekanizma oluşturur. Bilimsel araştırmayı özendiren kurumsal bir çerçeve oluşturur. Kültürel ve estetik de ğ erlerin daha yüksek oranda paylaşımını sa ğ lar. Bireylerin kazançlarındaki artış nedeniyle vergi ödeme kapasitesi artırır.

388 E ğ itimin finansmanı Finansman yaklaşımları üç grupta ele alınır: 1. kamusal kaynaklara dayalı finansman yaklaşımlar: E ğ itim hizmeti tam kamusal bir mal sayılmakta ve e ğ itim için gerekli kaynaklar büyük ölçüde vergiler yoluyla kamu kesimince karşılanmaktadır. Bir çok ülkede devlete ait e ğ itim kurumlarında zorunlu e ğ itim ve yüksek ö ğ retim de dahil ücretsiz sa ğ lanır.

389 E ğ itimin finansmanı 2. özel kaynaklara dayalı finansman yaklaşımlar: Bu yaklaşımda e ğ itim özel bir mal olarak de ğ erlendirilir. E ğ itimin özel kaynaklardan finansmanı, hizmetin bedelini yararlanana ödettirilmesi ilkesine dayanır. E ğ itimden yararlanan bedelini öder.bu yaklaşımda da devlet ö ğ rencilere durumlarına göre gelir transferinde bulunabilir.

390 E ğ itimin finansmanı 3. kamusal ve özel kaynaklara dayalı finansman yaklaşımları: E ğ itim karma (yarı-kamusal) bir mal olarak kabul edilmekte ve e ğ itimin maliyeti do ğ rudan ya da dolaylı olarak e ğ itim hizmetlerinden yararlananlar arasında paylaştırılması ilkesine dayanmaktadır. E ğ itimin maliyeti, devlet, ö ğ renci ve ailesi, firmalar vb. arasında paylaşılması gere ğ i ortaya çıkmaktadır.

391 E ğ itimin finansmanı Yaklaşım ne olursa olsun; E ğ itim hizmetlerinin yeterli düzeyde olması E ğ itimsel kaynakların da ğ ıtımının etkin biçimde sa ğ lanması E ğ itimsel kaynakların da ğ ılımının adil olması Finansman sistemini de ğ erlendirmede ölçüt olarak kullanılır.

392 E ğ itimin finansmanı 1. kastedilen; ülkenin gereksinim duydu ğ u nitelikli insan gücünün ve e ğ itim talebinin yeterince karşılanması.

393 E ğ itimin finansmanı 2. e ğ itime ayrılan kaynakların farklı e ğ itim tür ve düzeyleri arasında nasıl da ğ ıtılması gerekti ğ i ile ilgilidir.

394 E ğ itimin finansmanı 3. e ğ itimsel fırsat eşitli ğ i ile ilgilidir.

395 E ğ itimin Hukuksal Temelleri Hukuk ve e ğ itim ilişkisi? Hukuk nedir?

396 E ğ itimin Hukuksal Temelleri Hukuk düzen demektir. Hukuk: adalete yönelmiş bulunan bir toplumsal yaşam düzene ğ idir. Toplumu düzenleyen kurallardan en önde geleni ve en önemlisi hukuk kurallarıdır.

397 Devlet ve E ğ itim Milletin örgütlenmiş biçimidir. Devlet:belli bir siyasal sınır içinde, bir yönetim altında birleşen insanların koydu ğ u hukuk kurallarının uygulanmasını sa ğ layan erktir.

398 Devlet ve E ğ itim Soyuttur ancak devleti oluşturan ö ğ elerde ve bunların biçimlerinde somutlaşır. Siyasal sınır içinde en büyük olan ve hukuk kurallarını yürüten erktir.

399 Devlet ve E ğ itim Devlet ülke içinde kanunlar yapar, bunları yürütür ve yargısal bir işlev ifade eder. Soyut bir erk olan devlet Cumhurbaşkanının makamında somutlaşır. Ayrıca; Yasama, yürütme ve yargılama birimlerinde de devlet somutlaşır.

400 Devlet ve E ğ itim Devlet yasama, yürütme ve yargılama birimleri aracılı ğ ıyla e ğ itimi etkileyen, yönlendiren, düzenleyen en büyük erktir. Yasama:Anayasaya göre yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet meclisine aittir. Yürütme:cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. Yargı:Türk milleti adına ba ğ ımsız mahkemelerce kullanılır.

401 Devlet ve E ğ itim Bu sebeple e ğ itim devletin bir aracıdır. Hükümet: devlet işlerini ve e ğ itim işlerini yürüten ve yöneten hükümettir. Başbakan ve bakanlardan oluşan bakanlar kuruludur. E ğ itim üzerinde büyük bir etkisi vardır.

402 Devlet ve E ğ itim E ğ itimde hükümetin tutumu kadar, MEB’in tutumu da önemlidir. MEB, bakanlar kurulunun bir üyesi olarak hükümet adına e ğ itim işlerinden sorumludur. MEB e ğ itim sisteminin başıdır. E ğ itime ilişkin tüm kararlar MEB onayı ile yürürlü ğ e girer. E ğ itimi yöneten, denetleyen MEB’dir.

403 Devlet ve E ğ itim Yönetim biçimi olarak demokrasi seçilmiştir. demokrasi, halkın, halk için, halk tarafından yönetilmesidir. Milletin yönetiminde, millet iradesinin hakim olmasıdır. Halkın kendi kendini yönetmesidir.

404 Devlet ve E ğ itim Yönetim biçiminin demokratik olabilmesi için aşa ğ ıdaki ilkelerin uygulanması gerekmektedir: İ nsan kişili ğ ine saygı, İ nsanın özgür yaşaması gerekti ğ ine inanç, Eşitlik, Kuralların yasalarca düzenlenmesi, Kuralların adil uygulanması ve adil yargılama.

405 Devlet ve E ğ itim Demokrasinin bu temel ilkelerinin geçerli olabilmesi için aşa ğ ıdaki alanlarda uygulanmaya konulması gerekir:

406 Devlet ve E ğ itim Siyasal demokrasi (devlet yönetiminde verilecek kararlara vatandaşların katılması), Bireysel demokrasi (vatandaş kendine yapılan haksızlıklar veya suçlamalara karşı kendini savunabilmelidir).

407 Devlet ve E ğ itim Ekonomik demokrasi (vatandaş yasal kurallara uygun olarak yeterli oldu ğ u bir işte çalışabilmelidir). Toplumsal demokrasi (birey, siyasal, kişisel, ekonomik haklarını, renk, dil, din, inanç, cinsiyetine bakılmaksızın eşit olarak alabilmeli ve kullanabilmelidir).

408 Devlet ve E ğ itim Örgütsel demokrasi: her vatandaş yasal olmak koşuluyla örgütlere girebilmeli, örgüt içinde yeterli ğ ine uygun bir iş bulabilmeli, kendini yetiştirme, geliştirme olana ğ ı bulabilmelidir.

409 E ğ itim Hakkı Anayasaya göre tüm bireylerin e ğ itim ve ö ğ retim hakkı vardır ve bu haktan yoksun bırakılamaz. Anayasa’ya göre her vatandaşın e ğ itim ve ö ğ retim hakkı vardır.

410 E ğ itim Hakkı Anayasa’ya göre devlet okulları parasızdır. E ğ itim hakkı verilirken hiç kimseye ayrıcalık hakkı tanınmamıştır. Soy, cinsiyet, din, mezhep, inanç, dil, görüş farkına varılmaksızın tüm vatandaşlara aynı hakkı vermiştir. Özel e ğ itim gereksinimi olanlara da e ğ itim yapılması hakkı verilmiştir.

411 E ğ itim Hakkı E ğ itim hakkının kullanılması için e ğ itimde fırsat ve olanak eşitli ğ i zorunludur. Ancak e ğ itimde fırsat eşitli ğ inin sa ğ lanması henüz gerçekleşmemiştir. Fırsat eşitli ğ i ise maddi olanaklara ba ğ lıdır.

412 E ğ itimin Siyasi İ şlevi Genel olarak devletin e ğ itimden beklentileri vardır. E ğ itime yüklenen siyasal işlevler şöyledir:

413 E ğ itimin Siyasi İ şlevi İ yi vatandaş yetiştirmek: yasalara ve toplum kurallarına karşı gelmeden yaşayan insanlar yetiştirmek. Demokrasi e ğ itimi yapmak: demokrasi yaşanarak ö ğ renilmektedir.e ğ itimin görevi e ğ itilene demokrasiyi yaşatarak ö ğ retmektir. Her ülke kendi de ğ erlerini e ğ itim aracılı ğ ıyla yeni yetişen kuşaklara kazandırmak ister.

414 E ğ itimin Yasal Dayana ğ ı Devlet, e ğ itimle ilgisini yasalarla belirler. Yasal dayanaklar ise aşa ğ ıdaki şekilde verilebilir: E ğ itim hukuku: e ğ itimde devletin ve kişilerin uyması ve uygulaması gereken kurallara denir.

415 E ğ itimin Yasal Dayana ğ ı E ğ itim hukuku, e ğ itimde yapılacak etkinliklerin ve işlemlerin genel çerçevesini verir. E ğ itime ilişkin görevler bu çerçeve içinde yapılır. E ğ itim hukukunun kurallarını veren üç genel kaynak vardır.

416 E ğ itimin Yasal Dayana ğ ı Gelenek hukuku, İ çtihat hukuku, Yazılı hukuk

417 E ğ itimin Yasal Dayana ğ ı Gelenek hukuku: toplumda zamanla kendili ğ inden oluşan gelenekler, devlet tarafından yaptırımlandırılmak üzere hukuk kurallarına dönüşmesidir. Ör:Ö ğ rencilerin ö ğ retmenlerine karşı gösterece ğ i davranışlar. Saygısızlık vb. Bu kurallar yazılı de ğ ildir. Ancak gelenek kurallarında oldu ğ undan dolayı birey cezalanabilir.

418 E ğ itimin Yasal Dayana ğ ı İ çtihat hukuku: e ğ itim hukukunun önemli kaynaklarıdır. Danıştay ve Yargıtay dairelerinin aynı hukuk konusunda ayrı ayrı kararlar almaları sözkonusudur. Ayrı ayrı kararlar almaları yerine yargı organlarınca “içtihatı birleştirme” kararları alınır. Bu kararlar yönetimi ba ğ layıcı niteliktedir.

419 E ğ itimin Yasal Dayana ğ ı Yazılı Hukuk: yetkililerce kabul edilen hukuk kurallarını yazılı olarak duyuran belgelerdir. Yazılı hukukun kendi içinde önem sırası vardır. Anayasa, yasa, tüzük, yönetmenlik, kararname, yönerge ve genelgeler.

420 Anayasa Hukuki anlamıyla devletin örgütlenmesi ve işleyişiyle, devlet toplum ilişkilerini düzenleyen temel hukuk kuralları bütünüdür. Devletin temel yapısını, Kuruluşunu, Yönetim biçimini, Devletin temel organlarını, Bunların birbirleriyle ilişkilerini, Kişilerin temel hak ve özgürlüklerini düzenler.

421 Anayasa Anayasa hükümleri; Yasama, Yürütme, Yargı organlarını, İ dare makamlarını Kuruluş ve kişileri ba ğ layan temel hukuk kurallarıdır.

422 Anayasa E ğ itime ilişkin yasalar Anayasa’ya uygun olmak zorundadır. Yasaların uygun olup olmadı ğ ını Anayasa Mahkemesi denetler. Türk Anayasalarında önemli ve e ğ itimle ilgili yer alan maddeler???

423 Kanun-i Esasi (1876) Ö ğ retim etkinli ğ inin serbest oldu ğ u, Yasalara uymak şartı ile her Osmanlının genel ve özel ö ğ retim iznine sahip oldu ğ u, Tüm okulların devletin gözetimi altında oldu ğ u, İ lkö ğ retimin tüm bireyler için zorunlu oldu ğ u ileri sürülmüştür.

424 Kanun-i Esasi (1876) Böylece devletin kamusal e ğ itim işini üstüne almak istedi ğ i görülmektedir. Kanun-i Esaside ilkö ğ retimin zorunlu oldu ğ u belirtilmiştir. Ancak parasızlık hakkında bir hüküm konulmamıştır.

425 Kanun-i Esasi (1876) Yukarıdaki hükümler Abdülhamit devrinde 1908’e kadar uygulanmıştır. 1908’de başlayan Meşrutiyet devrinde ilkö ğ retim işi önemli ele alınmıştır. 1913’de Tedrisat-ı İ ptidaiye Kanun-u Muvakkati yayımlanmış ve parasızlık ilkesi de kanunlaştırılmıştır.

426 1924 Anayasası 20 Nisan 1924 TBMM tarafından kabul edilerek, 23 Nisan 1924’de yayımlandı. Bu Anayasa’da ilkö ğ retim bütün vatandaşlar için zorunlu sayılıyor ve devlet okullarında ö ğ retimin parasız oldu ğ u belirtilir.

427 1961 Anayasası tarihinde kabul edilmiştir. 20 Temmuz 1961’de Resmi Gazete ile ilan edilmiştir. Bu anayasa’da e ğ itimle ilgili hususlar üç madde de toplanmıştır.

428 1961 Anayasası Din e ğ itimi ve ö ğ renimi kişilerin kendi iste ğ ine, küçüklerin de velilerinin iste ğ ine ba ğ lıdır. Bilim ve sanatı serbestçe herkesin ö ğ renme, ö ğ retme, açıklama, yayma ve araştırma hakkı vardır.

429 1961 Anayasası İ lkö ğ retim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır. Devlet maddi olanaklardan yoksun olan başarılı ö ğ rencilere burslar verir. Üniversiteler devlet eliyle ve kanunlarla kurulur.

430 1982 Anayasası Bu Anayasa’da e ğ itimle ilgili olan bir çok hüküm bulunmaktadır. Bu Anayasa’ya göre e ğ itim hakkıyla do ğ rudan ilgili olan maddeler aşa ğ ıdadır:

431 1982 Anayasası Din ve ahlak e ğ itimi ve ö ğ retimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. İ lk ve ortaö ğ retim kurumlarında zorunlu okutulur.

432 1982 Anayasası Herkes bilim ve sanatı serbestçe ö ğ renme ve ö ğ retme, açıklama, yayma ve araştırma yapabilir. E ğ itim ve ö ğ retim Atatürk ilkeleri ve inkılapları do ğ rultusunda, ça ğ daş bilim ve e ğ itim esaslarına göre, devletin denetimi ve gözetimi altında yapılır. Zorunludur ve parasızdır. Burs olanakalrı vardır.

433 1982 Anayasası Üniversiteler devlet tarafından kanunla kurulur. Kanunda belirtilen esaslara göre kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla vakıflar tarafından devletin gözetim ve denetimi altında yüksek ö ğ retim kurumları kurulabilir.

434 E ğ itim Kurulları Milli E ğ itim Şurası, Yüksek Ö ğ retim Kurulu, Mesleki ve Teknik Ö ğ retim Yüksek Danışma Kurulu, Türk Dili Danışma Kurulu

435 Milli E ğ itim Şurası Şura Bakanın daveti üzerine 4 yılda bir toplanır. Bakan gerekti ğ inde Şurayı ola ğ anüstü toplantıya ça ğ ırır. Milli E ğ itim Şurası Bakanlı ğ ın en önemli danışma kuruludur. Türk Milli E ğ itim Sistemi’ni geliştirmek, niteli ğ ini yükseltmek için e ğ itim ve ö ğ retim ile ilgili konularda kararlar alır.

436 Milli E ğ itimin Temel Kanununa Göre E ğ itimin Amaçları ve Temel İ lkeleri Genel amaçlar (Atatürk ilke ve inkılaplarına uymak, dengeli ve sa ğ lıklı şekilde gelişmiş kişili ğ e ve karaktere sahip bireyler yetiştirmek, hayata hazırlamak, toplumun refah ve mutlulu ğ unu arttırmak) Özel amaçlar

437 Türk Milli E ğ itiminin Temel İ lkeleri Genellik ve eşitlik, Ferdin ve toplumun ihtiyaçları, Yöneltme, E ğ itim hakkı, Fırsat ve imkan eşitli ğ i, Süreklilik,

438 Türk Milli E ğ itiminin Temel İ lkeleri Atatürk İ nkılap ve İ lkeleri ve Atatürk Milliyetçili ğ i Demokrasi e ğ itimi Laiklik, Bilimsellik, Planlılık, Karma e ğ itim Okul aile işbirli ğ i Her yerde e ğ itim

439 Ö ğ retmenlik Ö ğ retmenlerin nitelikleri ve seçiminde: Genel kültür, Konu alanı bilgisi, Meslek bilgisi

440 Uluslar Arası Belgelerde E ğ itim İ nsan Hakları Evrensel Beyannamesinde E ğ itim, Çocuk Hakları Beyannamesinde E ğ itim,

441 İ nsan Hakları Evrensel Beyannamesinde E ğ itim 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilip ilan edilmiştir. Bu maddelere göre: Dil, din, renk, cinsiyet, inanç gözetmeksizin herkes e ğ itim hakkına sahiptir.

442 İ nsan Hakları Evrensel Beyannamesinde E ğ itim Herkes vicdan, din, düşünce özgürlü ğ üne sahiptir. Herkes e ğ itim hakkına sahiptir. En azından ilkö ğ retim kademesinde e ğ itim parasız olmalıdır. İ lkö ğ retim zorunludur.

443 İ nsan Hakları Evrensel Beyannamesinde E ğ itim Teknik ve mesleki e ğ itimden herkes yararlanabilmelidir. Yüksek ö ğ retim yeteneklerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır. Herkes toplulu ğ un kültürel faaliyetlerine serbestçe katılmak, güzel sanatardan faydalanmak hakkına sahiptir.

444 Çocuk Hakları Beyannamesinde E ğ itim Birleşmiş Milletler 20 kasım 1989’da Çoçuk Haklarına Dair Beyannameyi kabul etmiştir. Beyannamede çocu ğ un hakları, güvenli ğ i ve korunması detaylı olarak ele alınmıştır.

445 Çocuk Hakları Beyannamesinde E ğ itim Bedensel, zihinsel e sosyal bakımdan özürlü çocu ğ a durumunun gerektirdi ğ i tedavi, e ğ itim ve bakım sa ğ lanmalıdır. Ailesi ve yeterli maddi deste ğ i bulunmayan çocuklara özel bakım sa ğ lamak, toplumun ve kamu yönetiminin görevidir. Çok çocuklu ailelere devlet yardım etmelidir.

446 Çocuk Hakları Beyannamesinde E ğ itim Her çocuk e ğ itim görmelidir. E ğ itim ilkö ğ retim aşamasında zorunlu ve ücretsiz olmalıdır. Çocuk, ihmal, zulüm ve istismarın her türüne karşı korunmalıdır. Çocuk ırk, din, cinsiyet vb. ayrımcılık biçimlerini özendiren uygulamalardan korunmalıdır.

447 E ğ itimin işlevleri E ğ itim toplumsal bir kurumdur ve geleneksel olarak; Ekonomik, Sosyal, Politik, Kültürel Amaç ve de ğ erleri gerçekleştirmek amacıyla oluşturulur.

448 E ğ itimin işlevleri Toplumsal bir ihtiyaçtan do ğ an e ğ itim bireyin ö ğ renme ve gelişimini sa ğ larken, toplum bakımından da e ğ itim ihtiyacının karşılanmasını sa ğ layan bir kurumu ifade etmektedir.

449 E ğ itimin işlevleri E ğ itimin başlıca 2 işlevi vardır. Bunlar: ◦ E ğ itimin birey bakımından işlevleri, ◦ E ğ itimin toplumsal bakımdan işlevleri.

450 E ğ itimin işlevleri E ğ itimin birey bakımından işlevleri: bireyleri toplumsallaştırma, Yeteneklerini tanıma, Yeteneklerini geliştirmelerine yardım etme, Yaratıcılıklarını geliştirme, Bilimsel bilgiler ve beceriler kazandırma Kültürel de ğ erlerini ö ğ retme Kendilerine güven duymalarını sa ğ lama

451 E ğ itimin işlevleri Toplumsal açıdan e ğ itimin temel işlevleri ise: Ülkenin ekonomik, Sosyal, Kültürel alanda kalkınmış bir toplum yaratmak amacıyla ihtiyaç duyulan nitelikli insan gücünü yetiştirmek.

452 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itim Toplum: Toplumsal gereksinimleri karşılamak için etkileşen, sınırları belli olan belli bir co ğ rafi ortamda yaşayan ortak bir kültürü paylaşan çok sayıdaki insanın oluşturdu ğ u birliktelik toplum olarak tanımlanır.

453 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itim E ğ itim kurumu bireylerin ve toplumsal kurumların gereksinimlerini karşılamak amacı ile toplumun üyeleri tarafından kurulmuş toplumsal bir sistemdir. İ htiyaçtan do ğ muştur. E ğ itim ve toplum birbirlerinden etkilenirler. Birbirlerinin girdi ve çıktılarını kullanırlar.

454 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itim Girdi Çıktı Çıktı İ nsan Kaynakları Yönetim Öğretmen Eğitim-öğretim etkinlikleri Değerlendirme Davranış değ. Aile Ekonomi Hukuk Güvenlik Din

455 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itim Bireyler hayatta kalabilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için istendik yönde davranışlar kazanmaları gerekmektedir. Bu sebepten dolayı kişilere ve bu davranışları kazandıran kurumlara ihtiyaç vardır ve e ğ itim etkinlikleri de bu ihtiyaçlar sonucu ortaya çıkar.

456 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itim E ğ itim insana gereksinimlerini karşılayabilecek nitelikte yeni davranışlar kazandırır. E ğ itim, yeni kuşakların toplum yaşayışında yerlerini almak için hazırlayan, gerekli bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmelerine ve kişilik geliştirmelerine yardım etme etkinli ğ idir.

457 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itim İ yi e ğ itilmiş bireyler ise toplumun çıkarlarını etkileyece ğ inden dolayı e ğ itim oldukça önem kazanır. E ğ itim bireyin do ğ umundan ölümüne kadar süren, çok boyutlu ve sürekli bir süreçtir. Zaman ve yer bakımından sınırsız, etkinlikler bütünüdür ve kültürü oluşturur.

458 E ğ itim sisteminin en alt birimi okul Okul, ö ğ renciler için olumsuzluklardan arındırılmış onların ve toplumun gereksinimlerine en iyi bir şekilde hizmet veren kontrollü bir ortamdır.

459 E ğ itim sisteminin en alt birimi okul Okulun ö ğ eleri: E ğ itim programları, Yönetici, Ö ğ retmen, Ö ğ renci, Yardımcı personel (insan gücü) Bina, Araç-gereç Aile Bu unsurlar birbirleriyle ilişki ve işbirli ğ i içerisindedir. Okulun niteli ğ ini belirlerler.

460 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itimin açık işlevleri Bireyi ilk olarak e ğ iten kurum ailedir. Bireyi sosyalleştirip toplum hayatına hazırlayan ikinci toplumsal kurum ise okuldur. Kültür ise bireyi sosyalleştiren üçüncü ö ğ edir.

461 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itimin açık işlevleri E ğ itimin işlevleri: Toplumsallaştırma Kültürel mirası aktarma, Siyasal işlevler, Ekonomik işlevler, Toplumsal yenileşme, Bireye yardım.

462 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itimin açık işlevleri Toplumsal de ğ işimin işlevi: Toplumsal de ğ işme, temelinde teknolojik de ğ işmenin yattı ğ ı insanlar arasındaki ilişkilerin de ğ işmesidir. Tüm toplumlarda bir de ğ işme söz konusudur. De ğ işime etki eden pek çok neden vardır.

463 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itimin açık işlevleri Toplumsal kurumlardaki de ğ işme, Yönetimdeki de ğ işmeler, İ letişimdeki de ğ işmeler, İ nsan ilişkilerindeki de ğ işmeler, Bilimsel ve teknolojik de ğ işmeler, Co ğ rafi etmenlerdeki de ğ işmeler Demografik de ğ işmeler.

464 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itimin gizli işlevleri İ nsan toplumsal bir varlıktır. Di ğ er insanlarla bir arada yaşamak istek ve ihtiyacı içindedir. E ğ itimde gizli işlevler oluşur.

465 Toplumsal bir kurum olarak e ğ itimin gizli işlevleri Toplumsal denetim, Toplumsal siyasal bütünleşmeyi sa ğ lama, Eş seçme, Bireyin çevresini genişletme ve statü kazandırma, Erken yaşta çocuk çalıştırmayı engelleme.

466 Küreselleşme ve e ğ itim E ğ itimin geçmişine bakıldı ğ ında; ilkça ğ larda ilkel tarım toplumlarında geniş halk kitlelerine e ğ itim verilmesine gereksinim yoktu. Gündelik yaşamlarını sürdürecek kadar ö ğ renmelerini aile içinde informal yollarla ö ğ renmekteydiler.

467 Küreselleşme ve e ğ itim Yerleşik hayata geçildikten sonra toplumun gelişmesi, İ şbirli ğ inin artması, Uzmanlaşma gereksiniminin ortaya çıkmasıyla e ğ itim de gelişmiştir.

468 Küreselleşme ve e ğ itim Giderek dünya küreselleşmekte insanlar ise hızlı düşünen, yaratıcı, neyi ö ğ renmesi gerekti ğ ini bilen, nasıl daha kolay ö ğ rendi ğ inin bilincinde olan kendini tanıyan, bilgiye kolayca ulaşabilen ve teknolojiyi kullanabilen bireyler meydana gelmiştir.

469 Küreselleşme ve e ğ itim Ekonomik, siyasal ve toplumsal yapı de ğ iştikçe bu yapıya uygun ö ğ retmenlerde gelişmeli ve kendilerini de ğ iştirmelidir.

470 Küreselleşme ve e ğ itim Ö ğ retmenler, de ğ işik kültürel yapıya, kişilik özelliklerine sahip ö ğ rencilerin, birbirlerinin farklı bakış açılarına saygı duymalarına ve toplumsal sorumluluklarının farkında olmalarına yardım edebilecek özellikle bilgi, beceri ve de ğ erlerle donanmış olmaları gerekmektedir.

471 E ğ itimin işlevlerini yerine getirmesinde e ğ itim yönetimi Türk Milli E ğ itim sistemi e ğ itimi ikiye ayırmaktadır. Örgün e ğ itim Yaygın e ğ itim