Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SINIF YÖNETİMİ VE DİSİPLİN MODELLERİ. NEDEN SINIF YÖNETİMİ? Bir öğretmen olarak niçin sınıf yönetimi bilgi, beceri ve hünerine sahip olmalıyız? Öğretmenlik.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SINIF YÖNETİMİ VE DİSİPLİN MODELLERİ. NEDEN SINIF YÖNETİMİ? Bir öğretmen olarak niçin sınıf yönetimi bilgi, beceri ve hünerine sahip olmalıyız? Öğretmenlik."— Sunum transkripti:

1 SINIF YÖNETİMİ VE DİSİPLİN MODELLERİ

2 NEDEN SINIF YÖNETİMİ? Bir öğretmen olarak niçin sınıf yönetimi bilgi, beceri ve hünerine sahip olmalıyız? Öğretmenlik rolünden beklentilerin değişmesi Öğretmenlik rolünden beklentilerin değişmesi Dün:Öğretmen=Her şeyi bilen kişi Bugün: Öğretmen=Öğrenmeyi yönlendiren, öğrenmeyi öğreten kişi

3 NEDEN SINIF YÖNETİMİ? Öğretmenler öğretime ilk başladıklarında çaba ve enerjilerinin çoğunu sınıfı kontrol etmeye harcamaktadırlar. Deneyimsiz öğretmenlerin meslekle ilişkili olarak algıladıkları en ciddi problem Sınıf Disiplinidir. Deneyimsiz öğretmenler öğretimin kalitesi ve çocukların ihtiyaçlarındaki farklılıkları dikkate alma yerine kendilerini güvenceye almaya çalışmaktadırlar.

4 SINIF NEDİR? Sınıf, öğrencinin yaşamında ailesinden sonra gelen ikinci derecede önemli ilişkiler sistemidir. Sınıf, eğitim-öğretim etkinliklerinin gerçekleştiği ortak bir yaşama alanıdır. Eğitim öğretim etkinliklerinin üretim yerleri sınıflardır.

5 SINIF YÖNETİMİ NEDİR? Sınıf yönetimi, sınıf yaşamının bir orkestra gibi yönetilmesidir, içinde öğrenmenin gerçekleştiği bir çevrenin oluşturulabilmesi için gerekli imkan ve süreçlerin, öğrenme düzeninin, ortamının kurallarının sağlanması ve sürdürülmesidir. Sınıf yönetimi, eğitim programı ve planı, öğretim yöntemi, eğitim etkinliği, teknoloji, zaman, mekan, öğretici ve öğrenci arasında etkili bir eşgüdümleme gerçekleştirerek, öğrenmeye elverişli bir ortam ve düzenin sağlanması ve sürdürülmesi olarak tanımlanabilir.

6 SINIF YÖNETİMİ NEDİR? Sınıf yönetimi, sınıfta etkili bir öğretme-öğrenme sürecinin gerçekleşebilmesi ve sonuçta beklenen eğitsel başarıya ulaşılabilmesi için öğretmen tarafından gerekli ortam ve koşulların hazırlanması ve sürdürülmesini ifade eder. *Sınıf yönetimi; öğretmenin öğrencilerde istenen davranış değişikliğini oluşturma, uygun olmayan davranışları düzeltme, iyi bir iletişim ağı kurma ve geliştirme, sınıfta olumlu bir psikososyal iletişim yaratma, etkili ve verimli bir organizasyon oluşturma ve zamanı etkili kullanma etkinliklerinin toplamı, sınıfta iletişimin ve ilişkilerin düzenlenmesi, öğrencilerin motive edilmesi olarak da tanımlanabilir.

7 DİSİPLİN OLUŞTURMA Sınıflar, öğrenme-öğretme etkinliklerinin gerçekleştirilmesi amacıyla oluşturulmuş özel alanlardır. Bu alanlarda eğitimsel amaçlar gerçekleştirilir. Eğitimsel amaçların gerçekleşebilmesi için öğrenme sürecinde bir düzene gereksinim vardır. Bu düzeni tehdit eden her türlü değişken, sınıf içerisinde öğrenme sürecini olumsuz etkilemekte, kayıplara yol açmaktadır. Öğrenme düzeninin sağlıklı bir şekilde oluşturulması disiplin kavramı ve buna bağlı olarak kural kavramını karşımıza çıkarmaktadır.

8 Disiplin ve Önemi Disiplin, en kısa şekilde davranış denetimi olarak tanımlanmaktadır Disiplin kavramı, en çok kabul gören anlamı ile mevcut yasa, kural, ilke ve düzenlemelere uygun davranma olarak tanımlanabilir. Disiplinin amacı Disiplinin amacı, belirli amaçlarla bir araya gelmiş insanların, söz konusu amaçları daha iyi gerçekleştirebilmek için konulmuş kurallara uyumunu sağlamaktır.

9 Disiplin Disiplinin temel amacı Disiplin; öğrenmeyi sağlayıcı bir sınıf ortamının yaratılması amacıyla, kural koyma ve istenmeyen davranışların önlenmesini de içeren daha genel bir kavramdır. Disiplinin temel amacı, öğrenmeyi kolaylaştırmaktır.

10 Disiplin nedir ne değildir? Disiplin kontrol etmek değildir. Disiplin kavramı çoğu kez ceza kavramı ile eş tutulmaktadır. Oysa disiplin ceza ile karıştırılmamalıdır. Disiplin başkaları tarafından işbirliğine kapalı, saldırgan ya da diğer engelleyici tepkilere maruz bırakılmış insanların haklarını korumaya yöneliktir.

11 Disiplin problemlerini etkileyen olgular (son 30–40 yıl) Bilgi patlaması ve otoriteye saygının azalması, Şiddetin medyatikleşmesi, Aile yapısının değişmesi Öğretmenlerin bilgilerinin yetersiz kalması Farklı ailelerden, toplumsal statülerden gelen ve bireysel özellikleri farklılıklar gösteren çok sayıda öğrencinin uzun bir süre bir arada bulunması

12 Okullarda Disiplin Sorunlarına Kaynaklık Eden Durumlar Yaşantıya yönelik olmayan öğretim Düşünme becerilerini öğretmede yetersizlik Gerçek olmayan yüksek başarı beklentisi Yarışmacı sınıf ilişkiler dokusu Yanlış disiplin süreçleri kullanma

13 Sınıftaki Disiplin Sorunlarının Olası Sonuçları Sınıf düzeninin engellenmesi Failin kendi öğreniminin engellenmesi Diğer öğrencilerin öğreniminin engellenmesi Diğer öğrencilerde fiziksel, duygusal huzursuzluk Öğretmende ilerlemiş gerginlik düzeyleri Öğretmenin ya da öğrencinin kontrolsüz tepkisine kulak misafiri olan öteki sınıfların karışması Öğretmenin ya da öğrencinin malının zarar görmesi

14 Sınıfta Disipline İlişkin Yaygın Yanlış İnanışlar Öğrenciler kısa süre içerisinde nasıl davranması gerektiğini bilmelidir. Kurallar üzerinde duracak fazla zamanım yok, çünkü kuralları yerleştirmek mücadele gerektirir. Kuralları ilk günden bildirmeme rağmen öğrencilerin kurallara neden uymadıklarını anlayamıyorum.

15 Sınıfta Disipline İlişkin Yaygın Yanlış İnanışlar Kural öğretimi kesin olarak bir sorundur. Öğrenciler sınıf kurallarını sevmezler ve uymazlar. Eğer kural koyarsam öğrenciler benden hoşlanmazlar.

16 DİSİPLİN MODELLERİ Disiplin anlayışları bakımından öğretmenler arasında farklılıklar vardır. Bir öğretmene göre disiplinsizlik olarak tanımlanan bir davranış, diğer bir öğretmene göre disiplinsizlik sayılmamaktadır. Her öğretmen disipline ilişkin olarak kendi tolerans düzeyini belirler ve kendi tarzını geliştirir. Acaba sizin disiplin tarzınız nedir?

17 CANTER MODELİ “Etkin disiplin” olarak da bilinen Canter modeli, öğretmenin öğrenciler üzerinde açık ve sağlam bir otorite kurmasının gerektiğini savunmaktadır. Modelin amacı, öğretmenlere sınıf içinde görev almayı ve öğrencilere karşı sakin fakat güçlü olmayı önermektedir. Bu model, bütün öğrencilere benzer biçimde davranma, aynı ölçütleri uygulama ve bütün öğrencilerden aynı başarıları bekleme düşüncesine dayanmaktadır. Etkin öğretmen, öğrencilerden nezaketli ve sorumlu davranışlar talep etmede ısrarlıdır. İstediklerinde bütün öğrencilerin bunu yapabileceği kabul edilir. Etkin öğretmen kuralları zorla kabul ettirmeye çalışmaz, kurallara uyulmadığında ortaya çıkacak sonuçları tehdit unsuru olarak kullanmaz, sadece açıklar.

18 CANTER MODELİ Canter Modelinin Dayandığı Varsayımlar: Öğrenciler kurala uymaya zorlanmalıdır. Öğrencilerden uygun sınıf kurallarını belirleme ve izleme davranışı beklenilmemelidir. Cezalandırma, öğrencilerin kötü davranıştan kaçınmasını, iyi sınıf davranışını üstlenmesini sağlamalıdır. İyi davranış olumlu özendirmelerle kuvvetlendirilmelidir. İyi bir sınıf yönetimi için aileler ve yöneticiler kuralları yerleştirmeye yardımcı olmalıdır.

19 CANTER MODELİ Modele göre etkin bir öğretmen, hatalı davranışa tolerans göstermeyi reddeder. Uygunsuz bir davranış görüldüğünde davranışın kaynağı önemli değildir. Böyle durumlarda davranışı uygun hale getirmek ve kuralları kabul ettirmek önemlidir. Öğrencinin duygusal problemleri, kalıtsal sorunları, bedensel özürleri, olumsuz şartlarda yetişme gibi özel durumlardan kaynaklanan uygunsuz davranışları bile hoş karşılanmaz. Kurallara uyan öğrencilere ödül, uymayan öğrencilere cezalar verilir.

20 GLASSER MODELİ Glasser’in yaklaşımında temel ilke, istenmeyen davranış gösteren bir öğrencinin bunun sorumluluğunu üstlenmesidir. Bu modelde, öğrencilerin mantıklı varlıklar olduklarına, isterlerse davranışlarını kontrol edebileceklerine inanılır. Öğrenciler kötü seçenekler yerine iyi seçeneklere yönelmede desteklenmelidir. Öğrencinin uygun tercih yapmasında rehberlik görevi öğretmenindir. Öğrencinin uygun tercih yapmasında rehberlik görevi öğretmenindir. Kurallar esastır ve öğrenci kurallara uymaya zorlanmalıdır. Her öğrenci davranışını, daima uygun bir karşılık izlemeli, hatalı davranış için hiçbir özür kabul edilmemelidir. Fakat bu, istenmeyen davranışları gösteren öğrencilerin cezalandırılmaları veya tersi durumda övülmeleri anlamına gelmemelidir.

21 GLASSER MODELİ Bu model, öğrencilerin istenmeyen davranışlarının temelinde giderilemeyen bir gereksinim olduğunu kabul etmektedir. Aile bu gereksinimleri karşılayamıyorsa okul karşılamaya çalışmalıdır. Okul ve öğretmenler, çocukların öğrenme çabalarına ve onların kendilerine değer vermeyi başarmalarına yardımcı olmalıdır. Glasser, disiplin problemlerinin ortaya çıkarılmasında ve çözülmesinde sınıf toplantılarının kullanılmasını önermektedir.

22 KOUNİN MODELİ Kounin modeli, grup yönetimini ve “dalga etkisi”ni vurgular. Kounin, öğretmenin sınıfta hatalı bir davranışta bulunan öğrencinin davranışını düzelttiğinde bu durumun diğer öğrencileri de etkilediğini bulmuştur ve buna “dalga etkisi” adını vermiştir. Kounin, hatalı davranışların caydırıcısı olarak, gruba odaklanma ve grup yönetiminin önemine dikkat çekmektedir. Öğretmen, istenmeyen davranışta bulunan öğrenciyi ve davranışı belirlemeli, istenmeyen davranış yerine hangi davranışın olması gerektiğini belirtmelidir. Uygunsuz davranışta bulunana öğrenciye sert fiziksel müdahalelerde ve tehditlerde bulunmaktan, sınıfı rahatsız etmesi ve korku yaratması nedeniyle kaçınmalıdır. Bu modelde, bir problem karşısında gereksiz uğraşlardan çok, dersle ilgilenmek ve öğrencilerin dikkatini derse çekmek önerilmektedir.

23 DAVRANIŞÇI MODEL Davranışçı model, davranışların çevre tarafından ödül ve ceza yoluyla öğrenildiğini ifade eden Skinner’in savı üerine temellendirilmiştir. Temel varsayımı, davranışların sonuçlarını ve getirilerini ya da davranışı izleyen ödüllendirmeleri değiştirerek davranışın kontrol altına alınabileceği ve değiştirilebileceğidir. Kurallara uyan ve istenen performansı gösteren öğrencilere pekiştireçler ve ödüller verilir. Uygunsuz davranan ya da istenen performansı göstermeyen öğrenciler ilgiden ve ödülden yoksun bırakılır veya cezalandırılır. Kurallara uyan ve istenen performansı gösteren öğrencilere pekiştireçler ve ödüller verilir. Uygunsuz davranan ya da istenen performansı göstermeyen öğrenciler ilgiden ve ödülden yoksun bırakılır veya cezalandırılır.

24 ETKİLİ ÖĞRETMENLİK EĞİTİMİ MODELİ Gordon, tarafından geliştirilen bu model, öğretmenlere, öğrencilerle nasıl olumlu ilişki kuracaklarını öğretmeyi amaçlamaktadır. Modelde öğretmenlerin, hatalı öğrenci davranışlarının açık ve kışkırtıcı olmayan iletişimler yoluyla azaltılabileceğine inanılmaktadır. Model sınıftaki sorunların çözümü için öncelikle problemin kaynağının bulunması gerekliliğini belirtir. Sınıfta ortaya çıkan problemlerle ilgilenmeye “problem kime aittir” sorusuyla başlanır. Problem öğrenciye ait ise öğretmene bir danışman ve yardım edici olarak empatik dinleme önerilir. Problemin öğrencinin kendisince çözülmesine inanılır.

25 ETKİLİ ÖĞRETMENLİK EĞİTİMİ MODELİ Gordon, öğretmenlerin genellikle problem gerçekte kendilerinden kaynaklanıyor olmasına rağmen “sen” mesajını kullanarak öğrencilere yöneldiklerini ortaya koymuştur. Gordon, “hatalısınız”, “zayıfsınız”, “dalgınsınız” gibi ifadeler yerine “ben” mesajının kullanılmasını ve doğru davranış olarak ne istenildiğinin belirtilmesini önermektedir.

26 ETKİLİ ÖĞRETMENLİK EĞİTİMİ MODELİ Modelin temel varsayımları: Öğretmen, öğrencinin kendi sorunlarını çözebileceğine inanmalıdır.Öğretmen, öğrencinin kendi sorunlarını çözebileceğine inanmalıdır. Öğretmen, duyguların genelde geçici ve anlık olduğunu bilmelidir. Etkin dinleme, öğrencilerin duygularını anlatmalarına yardımcı olur.Öğretmen, duyguların genelde geçici ve anlık olduğunu bilmelidir. Etkin dinleme, öğrencilerin duygularını anlatmalarına yardımcı olur. Öğretmen, öğrencilerin sorunlarını çözmelerine yardımcı olmalarını istemeli ve buna zaman ayırmalıdır.Öğretmen, öğrencilerin sorunlarını çözmelerine yardımcı olmalarını istemeli ve buna zaman ayırmalıdır. Öğretmen, sorunu olan her öğrenci ile birlikte olmalı ama kendi kimliğini korumalıdır.Öğretmen, sorunu olan her öğrenci ile birlikte olmalı ama kendi kimliğini korumalıdır. Öğretmenler, öğrencilerin sorunlarını paylaşmak ve konuşmaya başlamak için zorlanabileceklerini bilmelidir.Öğretmenler, öğrencilerin sorunlarını paylaşmak ve konuşmaya başlamak için zorlanabileceklerini bilmelidir. Öğretmenler, öğrencilerin sorunlarının gizliliğine saygı duymalıdır.Öğretmenler, öğrencilerin sorunlarının gizliliğine saygı duymalıdır.

27 MANTIKSAL SONUÇLAR MODELİ Rudolf Dreikurs, tarafından geliştirilen ve öğrencide öz disiplini geliştirmeyi amaçlayan bir modeldir. Yaklaşımın özünü, öğrenciye, kendi davranışlarından kendisinin sorumlu olduğunun öğretilmesi oluşturur. Model, öğrencilere durumları değerlendirme, yaşayarak öğrenme ve uygun tercihler yapmayı öğretir. Dreikurs, öğrencilerin kabul edilme, onaylanma isteğinde olduğunu ve davranışlarının bu isteği gerçekleştirmeye yönelik olduğunu belirtir. Model, öğrencilere, insan haklarına ve bütün insanların değerlerine önem vermeleri gerektiğini, ait olma, eşitlik ve karşılıklı saygı duygularını öğretmeyi ve bunu engelleyen herhangi bir disiplin modeline karşı olmayı içerir.

28 MANTIKSAL SONUÇLAR MODELİ Modelin dayandığı varsayımlar: *Öğrencinin sorun davranışı; dikkat çekme, öç alma, yetersizlik gösterme ve güç gösterisinde bulunma gereksiniminden kaynaklanır. *Öğrencinin dikkat çekme gereksinimi karşılandığında, uygun olmayan davranış reddedilecektir. *Öğrencinin sorun davranış göstermesi yasal yollarla (sınıf kuralları) sınırlandırılabilir. *Öğrenciler, davranışlarının yasal sonuçlarının gerektirdiği cezaları çektiğinde, sınıfta daha uygun davranış gösterirler. *Öğrenciye iki farklı davranış arasında seçim hakkı vermek, öğrencilerin sorumluluk üstlenmeyi öğrenmelerine destek olur.

29 MANTIKSAL SONUÇLAR MODELİ Modelin üstün yönleri: *Öğrenci özerkliğini artırır. *Önleyici bir disiplin yaklaşımı içermez *Öğrencilerin yaptıkları şeyin nedenini anlamalarına olanak sağlar. *Öğrencilerin doğru davranışı öğrenmelerine yardım eder. *Keyfi cezalandırma ve sistematik pekiştirme yerine, ussal sonuçlara güvenilir. *Öğretmenler, öğrencinin gösterdiği davranış konusunda eyleme geçmeden önce, davranışın nedenleri üzerinde odaklaşır.

30 MANTIKSAL SONUÇLAR MODELİ Modelin zayıf yönleri: *Öğretmenler öğrencilerin günlük hareketlerini belirlemede zorlanırlar. *Öğrencinin davranışının altında yatan nedeni belirlemek zordur. *Sınıf toplantıları, duygusal olgunluğa erişmemiş öğrenciler üzerinde stres yaratı. *Yapılan etkinlik karmaşık olup öğrencilerce anlaşılmayınca, ortaya çıkan istenmeyen davranışa haksız yere ceza uygulanabilir. *Cezanın etkisinde küçükten büyüğe doğru tırmanışa yol açabilir.

31 SINIF YÖNETİMİ İLE İLGİLİ KURALLAR GELİŞTİRME VE UYGULAMA Kural; davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke olarak tanımlanmaktadır. Sınıf açısından bakıldığında kural, öğrencilere sınıfta hangi davranışın kabul edilebilir hangi davranışın kabul edilemez olduğunu açıklayan yargı olarak açıklanmaktadır. Bir başka tanıma göre de kural, davranışa yönelik genel beklentiler ya da standartlardır.

32 SINIF YÖNETİMİ İLE İLGİLİ KURALLAR GELİŞTİRME VE UYGULAMA Okullarda öğretmenlerden bir takım kuralları uygulamaları beklenir. Bu beklentiler, öğretmenler için sınıf içi kuralları oluşturmada büyük bir avantaj sağlar. İlköğretim okullarında hangi davranışların kabul edilemez olduğu İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 109. maddesinde ayrıntılı olarak belirtilmektedir. Sınıf içi kurallar oluşturulmadan önce bu kuralların bilinmesi ve kuralların bunlara dayalı hazırlanması gerekmektedir. Aksi halde öğretmenin kendi sınıf içi oluşturacağı kurallarla genel kurallar arasında farklılıklar olabilir. Bu farklılıklar da hem öğretmen hem de öğrenciler açısından olumsuz sonuçlara neden olabilir.

33 Kuralların Belirlenmesinde Dikkat Edilecek Noktalar: 1. Sınıf kuralları okul kuralları ile uyumlu olmalıdır. 2. Kurallar öğrencilerle birlikte belirlenmelidir. 3. Sınıfta beklenen olumlu davranışlar tanımlanmalı, olumlu ifadelerle kural cümlesi haline getirilmelidir. 4. Kurallar önemli davranışları kapsamalıdır. 5. Kural sayısı az olmalıdır. İdeal kural sayısı 4-6 arasındır. 6. Kural ifadeleri, kısa ve açık olmalıdır. 7. Kurallar gözlenebilir davranışları belirtmelidir. 8. Kurallara uyma ya da uymama davranışının sonucu belirlenmelidir.

34 Kuralların Uygulanması ve İzlenmesi Kuralların etkililiğini artırmak için kuralların tutarlı bir şekilde uygulanması ve izlenmesi gerekir. Öğrencilerin kuralları yeterince öğrenmemesi, kuralların anlaşılmaması, kurallara uyulup uyulmadığının denetlenmemesi, öğretmenin tutarsız olması, ara tatiller vb. nedenler kuralları işlevsiz hale getirebilir. Kurallara uyma düzeyini artırmak için şu noktalara dikkat etmek gerekir: 1. Tutarlı olmak 2. Model olmak 3. Kuralları hatırlatmak 4. Yaptırım uygulamak.

35 Kuralların Uygulanması ve İzlenmesi Sınıfta daha sağlıklı ve güvenli bir ortamın yaratılması amacıyla oluşturulan kurallardan okul yönetimini haberdar etmek önemlidir. Ayrıca sınıf kurallarından okul yönetiminin haberli olması öğretmen ve okul yönetimi arasında öğrencilere karşı daha tutarlı ve kararlı davranışların sergilenmesini sağlar. Kuralların etkililiğini artırmak için öğrenci velilerinin de mutlaka kurallardan haberdar edilmesi gerekir.

36 İSTENMEYEN DAVRANIŞLARIN ÖNLENMESİ VE DEĞİŞTİRİLMESİ Sorun olarak görülen davranışlar sınıf içinde diğer öğrencileri rahatsız eden, sınıf etkinliklerini bozan, okulun ve öğretmenin beklenti ve kuralları ile ters düşen ya da sınıfta karışıklık yaratan türdeki davranışlardır. Öğrencilerde görülen istenmeyen davranışlar; * Bireysel davranışlar, * Öğrencilerin arkadaşlarıyla olan ilişkisi ve * Öğrencinin öğretmeni ile ilişkisi adı altında üç başlıkta incelenebilir.

37 Bireysel Davranışlar 1. Derse hazırlıksız gelmek 2. Dersle ilgilenmemek 3. Derste söz almadan konuşmak 4. Derste başka derslere çalışmak 5. Derse geç gelmek 6. Gerçek olmayan konuşmalar 7. Başarısızlıkları için sürekli mazeret ileri sürmek 8. Sınıfta gereksiz konuşmak 9. Nezaket kurallarına uymamak 10. Sıralara yazıp çizmek 11. Argo konuşmak 12. Kişisel temizliğine dikkat etmemek 13. Kılık kıyafetine özen göstermemek

38 Arkadaşlarla İlişkiler 1. Arkadaşlarının başarısını kıskanmak 2. Arkadaşlarını öğretmenine şikayet etmek 3. Arkadaşlarına lakap takmak 4. Arkadaşlarını küçük görmek 5. Arkadaşlarını rahatsız etmek 6. El şakası yapmak 7. Başkalarının eşyasını izinsiz almak 8. Arkadaşlarıyla sağlıklı iletişim kuramamak

39 Öğretmenle İlişkiler 1. Verilen görevi yapmamak 2. Verilen ev ödevini yapmamak 3. Öğretmenine karşı gelmek 4. Öğretmenini ailesine şikayet etmek 5. Sınıfta oturma biçimine dikkat etmemek 6. Öğretmenle sağlıklı iletişim kuramamak.

40 Kontrolsüzlükten Kaynaklanan Olumsuz Davranışlar: Hiperaktiflik, düşünmeden hareket etme, başkalarına zarar verme, ödevlerde özensizlik, kontrolsüz gülme ya da kıkırdama, ilginin kolayca başka yöne kayması, aşırı hızlı koşma, kendi ya da diğerlerinin malına zarar verme, kaba ya da müstehcen dil kullanma, dinlememe, okuldan nefret etme, yanlışlar ya da başarısızlıklarda dolayı başkalarını suçlama, diğerlerini kıyasıya eleştirme, kibirlilik, gösteriş, ilgi görme merakı, tartışmacılık, haşin tavırlar, makul eleştiriye düşmanca tepkiler, huysuzluk nöbetleri, saldırganlık gösterme, kavga etme, arkadaşlarına hükmetme ve onları kontrolü altına alma.

41 Aşırı Kontrolden Kaynaklanan Olumsuz Davranışlar: Uç noktada utangaçlık, özgüven zayıflığı ya da eksikliği, yalnız kalma eğilimi, okul fobisi, ürkeklik, mücadeleden korkma, konuşmama, oyunlardan uzak durma, hayallere dalma, yersiz kaygılanma, öğrenmeye karşı zayıf güdü, onay ve övgüye zayıf tepki verme.

42 Olumsuz Davranışların Nedenleri 1. Sınıfın Yapısından Kaynaklanan Problemler: Sınıfta öğretmen ve öğrenci dışındaki tüm özellikler sınıfın yapısı altında toplanabilir. Bunlar sınıfın fiziksel özellikleri ve sınıfın kalabalığı olarak kabul edilebilir. Sınıfın fiziksel yapısı denildiğinde, sınıfın görüntüsü, sıraların düzeni ve oturmaya uygunluğu, ısı ve ışık durumu anlaşılmaktadır. Bu ögelerin istenilen nitelikte olmaması sınıf etkileşimini olumsuz yönde etkiler ve problem davranışların meydana gelmesine yol açar. Kalabalık sınıflarda öğretmenin sınıfın bütününü kontrol altında tutması mümkün değildir. Yeterli kontrol sağlanamadığı zaman öğrenme faaliyetlerinden uzaklaşmalar ortaya çıkabilir.

43 Olumsuz Davranışların Nedenleri 2. Öğrenciden Kaynaklanan Problemler: Bireylerin disiplin sorunlarına dair kişisel nedenleri onların yaşantılarıyla doğrudan ilişkilidir. Öğrencilerin kendi içinde gelişen disiplin sorunlarının en yaygın nedeni kendileriyle ilgili geliştirdikleri tutumdur. Öğrenciler kendilerini sevgisiz ya da yetersiz gördüklerinde, bu hislere uygun hareket edeceklerdir. Bazı öğrencilerde gelişim özelliklerinden kaynaklanan dikkati çekme ve karşı gelme isteği olabilir.

44 Olumsuz Davranışların Nedenleri a) Öğrencinin kişilik özelliklerinden kaynaklanan problemler: Sınıf ortamında bulunan bütün öğrenciler diğerlerinden farklı kişilik özelliklerine sahiptir ve sınıf içerisinde gösterdikleri davranışların büyük bir kısmı bu özelliklerden etkilenir. Kendisine güveni zayıf olan ve kendi yeterliliğini düşük algılayan bireyler, sorumluluk yüklenmekten korkar, kendini sınıf içerisinde önemli bir birey olarak algılamaz. Başarısız olmaktan ve alay edilmekten korktuğu için faaliyetlere katılmaktan kaçınır. Hatta öğretmen sınıfta kendisine bir rol verdiği zaman heyecanlanır, rolü üstlenmemeye çabalar ve bunun için çeşitli mazeretler ileri sürer. Öğretmenler bu çocukları anlamak yerine, çoğunlukla sorumsuzlukla ve görevden kaçmakla suçlar. Bazı öğrenciler ise bunun tam tersi, aşırı aktif, kendini lider olarak gören ve sınıfı kendi hakimiyeti altına almaya çabalayan bir kişilik özelliği göstermektedirler. Bunlar, sınıf faaliyetlerinde hep kendinin merkez olarak görme ve kendi görüşlerinin etkin olmasını arzulama eğilimindedirler. Öğretmen bazı ek çalışmalarla, kendi yeteneklerini sergilemesini sağlayacak faaliyetlere yönlendirmek ve başarısını takdir etmek yoluyla bu çocukları kazanabilir. Ancak bunu yaparken diğer çocukları ihmal etmemek ve onların çabalarından ödün vermemek zorundadır.

45 Olumsuz Davranışların Nedenleri b) Bireyin geçmiş yaşantısından edindiği değer ve davranış kalıplarından kaynaklanan problemler: Birey, aile ve sosyal çevresiyle sürekli etkileşim halindedir. Aile ve sosyal çevrenin kendine ait olan değerleri bireyde bir davranış kültürü oluşmasını sağlar. Özellikle geleneksel yapı içerisindeki gruplarda bu davranış kalıplarının dışına çıkmak dışlanmaya ve aşağılanmaya yol açar. Sınıfta en fazla karşılaşılan problemlerden biri, bireyin aile ve sosyal çevresinden edindiği değerler ve davranış kalıplarının öğrenme-öğretme ortamında kazandırılanlarla uyuşmaması ve çatışmasıdır. Okul yaşantısının ilk dönemlerine ailede kazanılan davranışlar daha etkin olur ve öğrenci bir süre okul yaşantısında bocalamalar gösterir. Daha sonra okul baskın kültür oluşturur ve çocuk en iyi öğretmen bilir yargısına dayanarak davranışlarını düzenlemeye başlar.

46 Olumsuz Davranışların Nedenleri c) Başarı durumundan kaynaklanan problemler: Başarı ve başarısızlık öğrencinin kişisel niteliklerini ve sınıf içi davranışlarını önemli derecede etkilemektedir. Başarılı çocuklar sınıf içinde zamanlarının çoğunu öğrenme etkinliklerine ayırmayı ve dikkatlerini öğrenme faaliyetleri üzerinde uzun süre sürdürmeyi başarabilmektedir. Bundan dolayı olumsuz davranışlara yönelme eğilimi göstermezler. Başarılı çocuklar genelde ön sıralarda veya öğretmene yakın merkezi yerlerde oturmayı tercih etmektedirler. Ancak bu çocuklar daha fazla yeni bilgi ve becerilerle karşılaşma ve kendilerini yenileme ve geliştirme eğilimi içindedirler. Eğer faaliyetler öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına cevap vermez, kazandırılan davranışların önemine inanmazlar ve uygun ödüllendirme sağlanmazsa öğrenme faaliyetlerine katılma ve öğrenme çabalarında bir düşme gözlenir. Bunun sonucunda olumsuz davranışlara yönelme, okula ve öğretmene karşı olumsuz bir tutum geliştirme başlar.

47 Olumsuz Davranışların Nedenleri d) Gelişim döneminin özelliğinden kaynaklanan problemler: Bireyin davranışları gelişim dönemlerinden etkilenmektedir. Bunun en açık ve net görüldüğü dönem ilköğretim II. kademede başlayan ergenliktir. Bu dönemde bireyler çok hızlı değişebilen duygular içinde bulunurlar. Dengesiz duygular, farklı kişilere farklı şekillerde yansır. Bu yansıma hayranlık biçiminde olabileceği gibi öfke, isyan, şiddet biçiminde de olabilir. Aynı zamanda, öğrencilerde kimlik arayışı ve kişilik geliştirmeye yönelik davranışlar ortaya çıkar ve bunlara yönelik eylemler öğrencilerde rol karmaşasına yol açar. Çetelere üye olma, tehdit, fiziksel zarar verme vb. davranışlar çoğunlukla bu dönemde görülür. Bu dönemde birey öğretmeni bir otorite olarak algılar ve otoriteyi yıkmayı bir üstünlük olarak görür. Öğretmen-öğrenci arasındaki en önemli problemler bu dönemde görülür. Öğretmen oldukça duyarlı davranmalı ve öğrencinin üzerine sertlikle gitmemelidir. Öğrencilerin olumlu üstün yönleri vurgulanarak dikkatlerinin bu yöne çekilmesi sağlanmalı ve olumlu bir iletişim içerisinde olumsuz davranışlar önlenmeye çalışılmalıdır.

48 Olumsuz Davranışların Nedenleri 3. Öğretmenden Kaynaklanan Problemler: a)Program ve öğretim stratejileri: Sorun olan davranışların belki de en önemli nedeni öğretmenin planlama ve uygulamalarla ilgili yetersiz hazırlığıdır. Öğretmenin derse ve konuya uygun olmayan öğretim stratejilerini izlemesi, öğrencilerde istenmeyen davranışların oluşmasına katkıda bulunur. Örneğin; derse zamanında başlamama, öğrencilere farklı davranma, öğretim materyallerini zamanında hazırlamama, dersi erken bitirme gibi durumlar disiplin sorunlarının kaynakları olabilir. Sınıf ortamında öğrencinin istenmeyen davranışlara yönelmesini engellemek için yapılması gereken en önemli çaba bireyin öğrenme verimliliğini, motivasyonunu ve öğrenmeye yoğun olarak ayırdığı zaman miktarını artırma üzerinde odaklaşmadır. Bunları gerçekleştirmenin en etkin yolu etkin bir öğretim tarzını kullanmaktır.

49 Olumsuz Davranışların Nedenleri b) Düşük beklenti geliştirme: Öğretmenler çoğunlukla sınıflardaki öğrencileri çeşitli etkenlerin etkisiyle düşük ve yüksek beklentili öğrenciler olarak algılar ve onlara farklı davranışlar gösterir. Çoğunlukla yüksek beklentili öğrencilere olumlu yönde davranırken, düşük beklentili öğrencilere olumsuz yönde davranırlar. Sınıfta istenmeyen davranışlar çoğunlukla düşük beklentili öğrenciler tarafından gösterilir. Düşük beklentili öğrenciler sınıfta genel olarak pasif kalmayı tercih ederler ve akademik faaliyetlere çok az katılırlar. Bu öğrenciler, sorulan sorulara yanlış cevap vermeleri durumunda öğretmen tarafından azarlanacaklarını ve aşağılanacaklarını düşünmektedirler, çünkü öğretmenin daha önceki davranışları bunu göstermektedir. Bununla birlikte, öğretmenlerin düşük beklentili öğrencilere sorulan sorulara cevap verirken daha az zaman tanımaları, cevaplar yetersiz olduğunda daha az ipucu vermeleri ve doğru cevabı söylemeleri, daha az ödül verirken, başarısızlıklarını daha fazla eleştirmeleri onları sınıfta pasifliğe itmektedir.

50 Olumsuz Davranışların Nedenleri b) Düşük beklenti geliştirme: Öğrenciye yönelik öğretmen beklentileri çok yüksekse, öğrenci yoğun bir baskı altında kaldığını hissedebilir ve bunun doğal sonucu olarak oldukça fazla başarısızlık yaşayabilir. Çok düşük beklenti düzeyi de öğrencilerde derslerden sıkılma, ödev yapmama rahatsızlık ve huzursuzluk davranışları gözlenmesine neden olabilir. Bu nedenle istek ve beklentilerin öğrencinin düzeyine uygun olması gerekir.

51 Olumsuz Davranışların Nedenleri c) Öğretmen Özellikleri: Öğretmenin neşeli, mutlu, kendine güvenli, sınıftaki rahatlığı, duygusal durumu öğrencilerle iletişimde ve olumlu sınıf atmosferi oluşturmada önemlidir. Bu özelliklere sahip öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerin istenilen davranışlara yönelmesi veya istenilmeyen davranışlardan kaçınmaları daha yüksek olmaktadır. Küçümseme, alay etme, sabırsızlık, hoşgörüsüzlük, sinirlilik, fiziksel veya sözel saldırı, öğrencilerde saldırganlık veya sessizce içerleme yaratabilir.

52 Olumsuz Davranışların Nedenleri 4. Evden kaynaklanan Problemler: Anne babaların çocuklarına birey olarak tepkileri farklılık gösterebilir. Ev içindeki ve genellikle okula da taşınan nedenlerden bir kısmı şunlardır: Anne baba arasındaki zayıf ilişkiler, anne baba ve çocuk arasındaki zayıf ilişkiler, aile bireylerinden birinin ölümü, ayrılık, terk etme, boşanma, anne babanın istenmeyen davranışları, kardeşler arasındaki rekabet ve düşmanlıktır.

53 EĞİTİMDE CEZA Ceza, öğrenci davranışlarını yönlendirme sürecinde en fazla tartışılan ve kötüye kullanılan bir uygulamadır. Cezanın öğrenci davranışlarını değiştirme konusunda uzun sürede etkisiz olduğu bilinmekle birlikte davranışlar üzerindeki geçici etkisi, bazı eğitimcileri ceza kullanmaya yöneltmektedir. Birçok araştırma, öğrenci davranışlarının iyileştirilmesi çalışmalarında daha başarılı olması için öğretmenlere, cezadan daha fazla övgü ve ödül kullanmalarını önermektedir. Ancak, övgünün de etkili bir biçimde kullanılmaması, öğrenciler üzerinde bazı olumsuz etkiler yaratmaktadır.

54 EĞİTİMDE CEZA Ceza bireyin hoş olmayan bir durumla karşılaşması sonucu meydana gelir. İki türlü ceza vardır: 1. Bireye hoş olmayan, onu rahatsız edici bir uyarıcının verilmesi sonucu oluşan ceza. Fiziksel cezalar, azarlama vb. 2. Bireyin bulunduğu ortamdan bireyin hoşuna giden bir uyarıcının çekilmesi ile oluşan ceza. Çocuğun teneffüse çıkmasına izin vermeme, notunu kırma, arkadaşlarından ayırma vb. Olumsuz etkileri nedeniyle, eğitimde mümkün olduğunca cezadan kaçınmak gerekir. Ancak çok zor durumda kalınca ceza uygulanmalıdır. Fiziksel ve çocuğun kişiliğini zedeleyici ceza asla kullanılmamalıdır.

55 Cezanın Olumsuz Yönleri Şunlardır: 1. Ceza öğrenci davranışını baskı ile durdurur, ancak olumsuz davranışın değişmesini sağlamaz. Olumsuz davranış ceza ortamdan çekilince tekrar ortaya çıkar. 2. Ceza öğrenciye doğru davranışın ne olduğunu öğretmez. 3. Ceza kaçınma davranışının gelişmesine neden olur. Ceza almaktan korkan öğrenci yalan söyler, okula gelmez, saklanır, derse katılmaz vb. 4. Öğretmen ceza verirken öğrenciler için olumsuz davranış örneği gösterir. Ceza eylemi verme sırasında saldırganlık vardır. 5. Ceza, öğrencilerin kaygı düzeyini yükselterek öğrenmeyi engeller. 6. Ceza öğrenci üzerinde kızgınlık yaratır. Okula, öğretmene ve derse karşı olumsuz tutum geliştirmesine yol açar. 7. Ceza alan öğrenci yaptığı davranışın karşılığını ödediğini düşünür ve davranışın sorumluluğunu taşımaz.

56 Ceza Verilirken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Şunlardır: 1. Ceza mümkün olduğunca az kullanılmalıdır. 2. Öğrenci uygulanmaması mümkün olmayan şeylerle tehdit edilmemelidir. 3. Öğrenciye karşı kızgınlık duyarken ceza verilmemelidir. 4. Öğrenci için olumsuz ancak öğretim için gerekli olan davranışlar ceza olarak verilmemelidir. 5. Ceza yapılan davranışa uygun olmalıdır. 6. Ceza geciktirilmemelidir. 7. Ceza verilen kişi ya da olay hakkında şüphe bulunmamalıdır. 8. Ceza öğrencinin kişiliğine yönelik olmamalıdır. 9. Ceza verilirken çifte standart uygulanmamalıdır. 10. Cezaya karar verilmişse geri dönülmemelidir

57 FİZİKSEL ORTAMIN DÜZENLENMESİ Eğitim ve öğretim ortamlarının, öğrencilerin her yönden kendilerini rahat ve huzur içinde hissedecekleri yerler olması gerekir. Fiziksel ve psikolojik yönlerden öğrencilerin kendilerini rahat hissetmedikleri ortamlarda etkili eğitim ve öğretim gerçekleştirilemez. Öğretim ortamlarının uygun bir fiziksel düzene sahip olmasının üç genel fonksiyonu söz konusudur. 1. Öğrencilerin daha kolay öğrenmesini sağlamak 2. Öğrencileri fiziksel olarak daha rahat hissettirmek 3. Öğrencileri derslere karşı motive etmektir

58 Sınıf Ortamının Özellikleri Şu Şekilde Sıralanabilir: 1. Çok boyutluluk: Öğrencilerin, farklı yaşama biçimleri olarak sınıfa getirdiği, kökleri sınıf dışında olan bir olgudur. Öğrencilerin çokluğu ve farklılığı nedeniyle, bir tek olay bile, öğrencilerin özelliklerine göre değişen çok sonuca yol açar. 2. Eşzamanlılık: Sınıfta aynı anda birden çok şey olur. Öğretmen bir öğrenciyi dinlerken öbürünü izler, yeni bir soru düşünür, zamanı kontrol eder. 3. Anındalık-çabukluk özelliği: Kısa sürede çok sayıda olayla karşılaşmak, sınıf ortamının anındalık-çabukluk özelliğidir. Sınıftaki olaylar beklemez, anında yanıt ister. 4. Kestirilemezlik: Olayların en beklenmedik zamanlarda ortaya çıkması, sınıf ortamının kestirilemezlik özelliğidir. 5. Açıklık: Sınıf olaylarına öğrencilerin çoğu, bazen hepsi tanık olur. Gizli saklının yer alamayacağı bir ortam olması, sınıfın açıklık özelliğini oluşturur. Yanlışlar, beceriksizlikler, ortamda oluşan her şey sınıftakiler tarafından görülür. 6. Uzun sürelilik: Bütün bir dönem boyunca, her gün sınıf içinde bulunulur. Bu özellik, davranışları yönlendirici normlar ve deneyimler oluşturmak için öğretmene fırsat sağlar. Bu oluşumlar gelecekteki eylemleri etkiler.

59 Fiziksel Ortamın Değişkenleri 1.Öğrenci Sayısı: Bir sınıfta şu kadar öğrenci olmalıdır demek gerçekçi olmaz. Bu sayının belirleyicilerinden biri sınıfın düzeyidir. İlk yıllarda öğrenciler öğretmenin yardımına daha çok gereksinim duyarlar, ilgi çevreleri dardır. Bu nedenlerle ilk sınıflarda öğrenci sayısı az tutulmalı, gerekiyorsa sınıf düzeyi ile birlikte yükseltilmelidir. Öğrenci sayısının on altının altında olan sınıflara küçük, on altı ile yirmi beş arasındakilere orta, daha fazla sayıda öğrencinin bulunduğu sınıflara büyük sınıf denebilir. Sınıftaki öğrenci sayısının azlığı ile öğretmen ve öğrenci başarısı arasında ilişki bulunmuştur.

60 Fiziksel Ortamın Değişkenleri 2. Isı: Sınıf ısısının normal oda sıcaklığında olması gerekir. Sıcak ve soğuk sınıf ortamları öğrencileri olumsuz yönden etkiler. İdeal sınıf ısısının 19 C ile 21.5 C arasında olduğu kabul edilmektedir. Isının aşırı yükselmesi, fiziksel rahatsızlıklara, ilginin dağılmasına, zihnin gevşemesine yol açar. Düşük ısı, çabaları ısınmaya yöneltmekte, zihnin odaklaşmasını güçleştirmektedir.

61 Fiziksel Ortamın Değişkenleri 3. Işık: Işıktaki değişmelerin öğrencilerin psikolojik yapılarını etkilediği belirlenmiştir. Öğrenci sınıf ortamında tahtayı rahatça görebilmeli ve yazılanları okuyabilmelidir. Bunun için sınıftaki ışıklandırmanın uygun düzeyde olması gerekir. Işığın az veya çok olması öğretmen ve öğrencinin çalışmasını güçleştirir. Yetersiz ya da aşırı aydınlatma, gözü yorar, dikkatsizlik ve sinirliliğe yol açar.

62 Fiziksel Ortamın Değişkenleri 4. Renkler : Renkler öğrencilerin psikolojisini etkilemektedir. Sınıf duvarlarının rengi ve sınıftaki araç gereçlerin rengi, öğrenci davranışları üzerinde etkide bulunmaktadır. Her rengin kendine özgü bir dili vardır. Siyah gücü ve tutkuyu ifade eder. Mavi sakinliği ifade eder ve dinlendirici bir renktir. Yeşil güven veren bir renktir. Lacivert otoriteyi ve verimliliği simgeler. Pembe rahatlatıcı bir renktir. Sarı, geçiciliği ve dikkat çekiciliği ifade eder. Kırmızı uyarıcı bir renktir. Kırmızı rengin kan akışını ve tansiyonu yükselttiği düşünülmektedir. Sınıf duvarları boyanırken açık renkler tercih edilmelidir. Liseye kadar olan sınıflarda açık renklerden sarı, pembe ve turuncu renkleri; daha sonraki sınıflarda mavi ve mavi yeşil karışımı renk tonları kullanılmalıdır.

63 Fiziksel Ortamın Değişkenleri 5. Temizlik: Sınıfta yerlerin, duvarların, pencerelerin, sıra ve masaların, eşyaların, havanın temiz olması, sağlık, kullanım isteği, fiziksel ve düşünsel rahatlık açısından gereklidir. Öğrenciler sınıfı temiz bulmalı, temiz terk etmeyi öğrenmelidir.

64 Fiziksel Ortamın Değişkenleri 6. Gürültü: Gürültü, rahatsız edici, işitmeyi engelleyici, dikkati dağıtıcı, fiziksel ve ruhsal sağlığı bozucu bir değişkendir. Sınıf dışından gelen gürültünün engellenmesi daha güçtür, bu iş okul yapım sürecinde düşünülmelidir. Sınıf içinde gürültüyü azaltmanın temel yolu sınıf kurallarına özenle uyulmasıdır. Gürültülü bir sınıfta öğrenci söyleneni yanlış ya da eksik anlayabilir. Öğretmenin söylenenleri yinelemesi zamanı iyi kullanmasını engeller. Gürültü var diye öğretmen sesinin yükseltmemelidir. Bu gürültüyü daha da artırır. Kısa bir süre sessiz kalmak, varlığını hissettirici bir davranış yapmak veya söz söylemek yararlı olabilir.

65 Fiziksel Ortamın Değişkenleri 7. Görünüm: Sınıf ölçülerinin uyumu, tavanın basık olmaması, duvarların boyalı, badanalı, eşya ve duvar renklerinin uyumu, pencerelerin geniş, perde, çiçek, masa örtüleri albenili bir sınıf ortamı yaratmalıdır. Öğrenci sınıfta rahat bir ev ortamı bulabilmeli, sınıfa-okula isteyerek gelmelidir. Sınıf görünümünde güzellik ve uyum öğrencinin moral ve enerjisini artırır.

66 Sınıf Yerleşim Düzeni 1. Geleneksel (sıralı) yerleşim düzeni: Eğitim sistemimizde en çok kullanılan yerleşim düzenidir. Öğrenci sıralarının dikey ve yatay bir düzene göre oluşturulduğu ve öğrencilerin birbirlerinin ensesini gördüğü bir oturma düzenidir. Bu oturma düzeninde, öğrencilerin yüzleri aynı yöne dönüktür. Sıralı yerleşim düzeninde, öğrenciler arası etkileşim çok düşük düzeyde kalmaktadır. Öğretmen merkezli öğretim yöntemlerinin uygulandığı sınıflarda kullanılır. Kalabalık sınıfların yapısına uygun bir yerleşim düzeni biçimidir. Bu düzen dinleme-not alma türü etkinlikler için uygundur. Ön sıralara doğru gidildikçe öğrencilerin birbirlerinden haberli olma düzeyi düşer, ders dışı ve bozucu davranışlara eğilimleri artar.

67 Sınıf Yerleşim Düzeni 2. Bireysel yerleşim düzeni: Öğrencilerin sıralara ve masalara bağımlı olmadan, kendi başlarına kullanabilecekleri tek kişilik masa ve sandalyelerle sağlanabilen oturma düzenidir. Bilgisayar ve yabancı dil laboratuarları bu düzene uygun olarak oluşturulur. Bu oturma düzeninde, öğrenciler değişik şekillerde oturabilirler. Bireysel öğretim düzeni, her öğrencinin kendi hızında öğrenmesine imkan hazırlar. Bireysel öğrenmeyi ön planda tutan bir yerleşim düzenidir.

68 Sınıf Yerleşim Düzeni 3. Çok gruplu yerleşim düzeni: Sınıf ortamında, birden fazla küçük çalışma grupları oluşturularak gerçekleştirilen sınıf yerleşim düzenidir. Öğrencinin ve dersin özelliklerine göre sınıfta değişik gruplar oluşturulabilir. Çok gruplu yerleşim düzeni, öğrencilerin yardımlaşarak öğrenmesine, liderlik özelliklerini geliştirmesine, işbirliğini, yardımlaşmayı, katılmayı, yaparak ve yaşarak eğitilmesine imkan sağlar. Kalabalık olmayan sınıflarda daha rahat uygulanabilir.

69 Sınıf Yerleşim Düzeni 4. Tek grup yerleşim düzeni: Bu düzende sınıfın tamamı bir grup olarak ele alınır. Öğrenciler, daire, kare, köşeli U ya da V şeklinde oturabilir. Öğrenciler, öğrenme sürecine aktif olarak katılır. Öğrenci herkesi görebildiği için beden diliyle iletişim kurma dahil olmak üzere çok yönlü bir etkileşim içinde bulunur. Öğrenciler birbirinin yüzünü görür. Bu düzende istenmeyen davranışlara yönelen öğrenciler kolay belirlenir.

70 Sıraların düzenlenmesinde dikkat edilmesi gereken özellikler: 1. Sıraların etrafında öğrencinin kolaylıkla hareket edebileceği, yanındaki arkadaşını rahatsız etmeden çalışabileceği bir boş alan bulunmalıdır. Bu boş alan aynı zamanda öğretmenin öğrencilere yakınlaşmasını ve onların çalışmalarını kontrol etmesine de yardımcı olur. 2. Sıralar sınıfta kullanılan öğretim yöntem ve tekniklerine uygun olarak düzenlenmelidir. Küçük grup çalışmaları ve işbirliğine dayalı öğretim yöntemleri kullanılacağı zaman sıralar gruplar halinde birleştirilmeli, anlatım, demostrasyon gibi tüm gruba yönelik yöntemlerde, sıra, daire ve U biçimi tercih edilmelidir. 3. Sıralar öğretmenin eylem sınırları içinde olmalıdır. 4. Sıralar, öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci etkileşimi göz önünde bulundurularak düzenlenmelidir. 5. Sıralar öğrencilerin sınıfta sunulan uyarıcıları görebilecekleri biçimde düzenlenmelidir. Öğrenci ile sunulan uyarıcı arasında hiçbir engel olmamalıdır. 6. Sıralar öğrencilerin tahta, kütüphane, çöp kutusu gibi sık kullandıkları eşyalara kimseyi rahatsız etmeden ulaşabilecekleri bir biçimde düzenlenmelidir.

71 ZAMAN YÖNETİMİ Hayatımızın büyük bir bölümünü yapmak zorunda olduğumuz işlere ayırırız. Bu nedenle kendimize, ailemize ve dostlarımıza yeterince zaman kalmaz. Etkinliklerimiz arttıkça yapacak işlerimizin sayısı daha da artar ancak buna paralel olarak zamanımız da azalır. Önemli olan çok çalışmak değil, sınırlı zamanı etkili kullanmaktır. Zamanı etkili kullanmanın yolu ve formülü zaman yönetimidir. Zaman, soyut bir kavramdır. Belli bir işi yapabilmek için ihtiyaç duyulan süre; arka arkaya meydana gelen olayların algılanması olarak tanımlanmaktadır.

72 ZAMAN YÖNETİMİ Zamanın algılanış biçimi, kültürlere ve toplumlara göre değişebilir. Geleneksel toplumlarda zaman, oldukça esnek, bitimsiz bir kaynak olarak algılanır. Oysa gelişmiş toplumlarda zaman, en ayrıntılı bir biçimde dilimlere ayrılmış, gündelik ve örgütsel yaşam buna göre düzenlenmiştir. Zamanla ilgili bazı belirlemeler şöyle özetlenebilir: 1. Zaman tasarruf edilemez 2. Zaman kiralanamaz, satın ve ödünç alınamaz 3. Zaman çoğaltılamaz 4. Zaman geri döndürülemez 5. Zaman yalnızca kullanılır.

73 ZAMAN YÖNETİMİ Zaman Yönetimi; Zamanı olabildiğince etkili olarak kullanma ve denetleme sistemi olarak tanımlanır. Bir başka tanıma göre zaman yönetimi, işlerin tamamlanması ve sonuçların zamanında alınması için çok fazla ve iyi çalışmaktır.

74 Covey’in Zaman Yönetimi: Covey, zaman yönetimine ilişkin görüşlerini sunmaya şu soru ile başlar. “Daha sıkı, daha hızlı ve daha çok çalışmak da sorunu çözmüyorsa, ne çözebilir?” Bu sorunun cevabını verirken, yeni bir soru soruyor. “Kaç kişi ölüm döşeğinde yatarken, işyerinde daha fazla zaman geçirmeyi isterdi?” Bu sorunun cevabı, zaman yönetimine ilişkin yeni ve oldukça farklı bir anlayış getirmiştir.

75 Covey’in Zaman Yönetimi: Şimdi birkaç saniyenizi ayırarak, yaşamınızda en çok değer verdiğiniz 3 veya 4 şeyin ne olduğunu düşününüz. Bu sorunun cevabını verdikten sonra, bir de sizin için gerçekten önemli gördüğünüz bu şeylere istediğiniz kadar özen gösterip göstermediğinizi, önem verip vermediğinizi ve zaman ayırıp ayırmadığınızı düşününüz. Burada zaman yönetimi kavramının ne olduğunu anlatan iki şeye dikkat çekilmiştir. Öncelikli olana önem verme. Bu beklentileri ifade eder ve insanı önceliklerin peşinden koşmaya doğru yöneltir. Önemli olana öncelik verme. Bu ise amaçları ifade eder ve yaşamı amaçlar doğrultusunda sürdürmeyi sağlar.

76 Covey’in Zaman Yönetimi: Şu halde yaşadığımız hayat, bizi bazı tercihler yapmaya zorlamaktadır. Yaşantımızı bu yaptığımız tercihlere göre sürdürmemiz gerekmektedir. Yukarıdaki iki durum arasındaki tercih, yaşamın önünde yatan temel sorundur. Bu sorunun cevabı, Covey tarafından saat ve pusula karşıtlığı ile açıklanmıştır. saat, randevuları, programları, etkinlikleri vb. temsil eder. Pusula ise, vizyonumuzu, misyonumuzu, değerlerimizi, ilkelerimizi, vicdanımızı, yönümüzü temsil eder. Yani, önemli olduğunu hissettiklerimizi, yaşamımıza nasıl yön verdiğimizi simgeler.

77 Covey’in Zaman Yönetimi: Zaman yönetimi ile ilgili temel sorun, saat ile pusula arasında bir boşluk oluştuğunu hissetmekle başlar. Daha açık bir ifade ile yaptıklarımız, yaşamımızdaki en önemli şeylere katkıda bulunmadığında, zaman ve zaman yönetiminin ne olduğu daha iyi anlaşılır. Bu boşluğu hissettiğimizde eyvah deriz. İnsan hayatında eyvahlar ve keşkeler ne kadar çok ise zaman da o kadar kötü kullanılmış ve yönetilmiştir. Bu acıyı Covey şöyle açıklamıştır. Hayatta başarı merdivenlerini tek tek çıkarız. Ancak en üst basamağa çıktığımızda aniden merdivenin yanlış duvara dayalı olduğunu görürseniz ne hissedersiniz?

78 Covey’in Zaman Yönetimi: Covey, temel insan ihtiyaçlarını fiziksel ihtiyaçlar, toplumsal ihtiyaçlar, ruhsal ihtiyaçlar, zihinsel ihtiyaçlar olarak sıralamaktadır. Bu temel ihtiyaçların karşılanması, işimizdeki ateşi alevlendirir. Böylece, insan temel ihtiyaçların karşılanması için yaşamaya çalışan varlık olmaktan kurtulup, içindeki alevi, özü ortaya çıkaracak işlere yönelir ve bu öze yakışan amaçlara ulaşabilmek için temel ihtiyaçlarını karşılayan varlıklar olarak zamanını yönetir.

79 Covey’in Zaman Yönetimi: Zaman yönetiminin bu şekilde algılanması, insanın içindeki ateşi alevlendirir ve alevlenen bu ateş ona sinerji sağlar. Sinerji, bir gücü oluşturan güçler toplamından çok daha fazla güç elde etmek olarak tanımlanır. Zamanı yönetmek, yaşam kalitesini artırmak demektir.

80 Yaşam kalitesini artıran dört temel yeti (gizilgüç) vardır. Öz-bilinç: Kendimize dışardan bakarak düşünce tarzımızı, hareket nedenlerimizi, geçmişimizi, alışkanlıklarımızı, eğilimlerimizi inceleme yetisidir. Bir başka deyişle öz-bilinç, aynaya bakabilmek ve kendini burada tanıyabilmektir. Vicdan: İç yönlendirme sistemimiz olarak bilinir. İlkelere aykırı hareket edip etmediğimizi, etmeyi düşünüp düşünmediğimizi anlamamıza yardım eder. Vicdan, sosyal yaşamda ahlaki değerlerin doğru-yanlış sorularıyla ilgilenir. Özgür irade: Harekete geçme yetimizdir. Akıntıya karşı yüzme, senaryolarımızı yeniden yazma, duygu ve koşullara göre değil ilkelere göre davranma gücü veren yeti olarak tanımlanır. Yaratıcı hayal gücü: Gelecekteki bir durumu gözümüzde canlandırma, zihnimizde şekillendirme ve çözebilme yetisidir.

81 Zaman Yönetiminde Temel Yaklaşımlar 1. Düzen Yaklaşımı: Bu yaklaşıma göre zaman yönetimi ile ilgili sorunlar hayatımızdaki düzensizlikten kaynaklanır. Bu düzensizlik aradığımız şeyi bulamamak ve karışıklığı getirir. Bu konuda üç alan üzerinde odaklaşmak gerekir. Nesneleri düzenlemek, görevleri düzenlemek, insanları düzenlemek.

82 Zaman Yönetiminde Temel Yaklaşımlar 2. Zamana sahip çıkma yaklaşımı: Bu yaklaşım, iş ortamının yoğun temposu ve baskısı içinde bulunan insanın kendini korumak, yeterince verimli ve bağımsız çalışabilmek amacıyla zamanına sahip çıkması üzerine odaklanmıştır. Bu konuda çeşitli teknikler vardır. Bunlar: Kendini yalıtmak, yalnız kalmak ve yetki devretmek olarak sıralanır.

83 Zaman Yönetiminde Temel Yaklaşımlar 3. Başarı yaklaşımı: Bu yaklaşımda ne istediğini bilmek ve başarmak için çaba harcamak esastır. Kısa, orta ve uzun vadeli planlama, hedef belirleme, kendinin motive etme ve olumlu bir düşünce tarzı yaratma gibi teknikleri içerir.

84 Zaman Yönetiminde Temel Yaklaşımlar 4. ABC yaklaşımı: Bu yaklaşım, başarı (hedef) yaklaşımından yola çıkarak çabaların öncelikle en önemli işler üzerine yoğunlaşması esasını getirmektedir. Eğer neye ulaşılmak istenildiği bilinirse ve çabalar öncelikle o işlere yönelirse sonuç mutluluk getirir. ABC yaklaşımında bizi önceliklerden uzaklaştıran birçok tuzak vardır. Bunlara örnek olarak acil işler, krizler, panikler, rahat ve kolay işler verilebilir. A grubuna giren işler, birinci derece önemli ve vazgeçilemeyecek işlerdir. B grubu işler, orta derecede önemlidir. Belli bir süre ertelenebilir. Ancak yerine getirilmesi gereken işlerdir. C grubu işler ise sona bırakılabilir. Yapılmaması belli bir zarar doğurmayabilir.

85 Zaman Yönetiminde Temel Yaklaşımlar 5. Teknoloji yaklaşımı: Doğru planlama, doğru takvim ve doğru bilgisayar programı gibi araçları bize yaşam kalitesi vereceği düşüncesine dayanmaktadır. Bu araçlar günlük yaşantımızda işleri planlama, öncelikleri izleme ve temel bilgilere ulaşmayı sağlar.

86 Zaman Yönetiminde Temel Yaklaşımlar 6. Beceri Yaklaşımı: Bu yaklaşım zaman yönetiminin bir beceri olduğu görüşüne dayanır. Zaman yönetiminde etkili olabilmek için şu becerilerde uzman olmamızı zorunlu kılar. Bir planlayıcı veya randevu defteri kullanma, yapılacak işler listesi oluşturma, hedef belirleme, yetki devretme, planlama ve öncelikleri sıralama

87 Sınıfta Zaman Kazandırıcı Yollar: Etkili okullar üzerine yapılan bazı araştırmalar, söz konusu okullarda zamanın iyi örgütlenip kullanıldığını göstermektedir. Etkili öğretmenlerde sınıfta geçen süre içinde derse hazırlık, sıraların düzenlenmesi, dersle ilgili hazırlıkların yapılması, istenmeyen öğrenci davranışlarının önlenmesi, disiplinin sağlanması gibi konularda daha az, öğrenme ve öğretme etkinliklerine ise daha fazla zaman ayırmaktadır.

88 Sınıfta Zaman Kazandırıcı Yollar: Ders öncesinde bazı hazırlıkların gerçekleştirilmiş olması, gerek öğretmene, gerekse öğrencilere zaman kazandırabilir. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir: 1. Öğrencilerin dersle ilgili hazırlıklarını önceden yapması 2. Öğretmen ve öğrencilerin derse zamanında girmesi 3. Öğretmenin kendisinin zaman kullanımı konusunda öğrencilere iyi bir model oluşturması 4. Öğretmenin derse öğrenci dikkatini toplayıcı etkili bir giriş yapması 5. Derse isim okuyarak yoklama yerine başka yolların kullanılması 6. Sınıf defterinin dersin başında değil de ders sonunda imzalanması 7. Tahtaya yazılacak bazı yazıların dersten önce yazılması 8. Derste gerekli olacak araç, gereç ve eğitim teknolojilerinin dersten önce hazırlanması 9. Öğrencilerin kendi kendini denetleme alışkanlığı kazanması 10. Okul yönetimi tarafından ders zamanının kesintiye uğratılmaması

89 Sınıfta Zaman Tuzakları Sınıfta zaman yönetimi açısından zaman tuzaklarından bazıları şunlar olabilir: 1. Sınıf dışı ortamlardaki gürültüler 2. Sınıfa ve derse geç gelen öğrenciler 3. Ders başladıktan sonra sınıftan dışarı çıkmak isteyen öğrenciler 4. Ders başladıktan sonra sınıftan dışarı çağırılan öğrenciler 5. Sınıflarda okul yönetimi tarafından okutulan duyular 6. Çeşitli nedenlere bağlı olarak sınıfta istenmeyen öğrenci davranışlarının meydana gelmesi 7. Derslerin zamanında başlayıp bitirilememesi, teneffüs ve diğer derslerden zaman çalınması 8. Derse başlangıçta, ders sırasında ve sonunda öğretmenden kaynaklanan bazı durumlar

90 SABRINIZ VE KATKINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER


"SINIF YÖNETİMİ VE DİSİPLİN MODELLERİ. NEDEN SINIF YÖNETİMİ? Bir öğretmen olarak niçin sınıf yönetimi bilgi, beceri ve hünerine sahip olmalıyız? Öğretmenlik." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları