Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SOSYAL SİGORTA RİSKLERİ VE AİLE YÜKLERİ ULUSAL VE ULUSLARARASI DÜZENLEMELERDE SOSYAL SİGORTA RİSKLERİ VE AİLE YÜKLERİ ARŞ. GÖR. YUSUF GÜLEŞCI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SOSYAL SİGORTA RİSKLERİ VE AİLE YÜKLERİ ULUSAL VE ULUSLARARASI DÜZENLEMELERDE SOSYAL SİGORTA RİSKLERİ VE AİLE YÜKLERİ ARŞ. GÖR. YUSUF GÜLEŞCI."— Sunum transkripti:

1 SOSYAL SİGORTA RİSKLERİ VE AİLE YÜKLERİ ULUSAL VE ULUSLARARASI DÜZENLEMELERDE SOSYAL SİGORTA RİSKLERİ VE AİLE YÜKLERİ ARŞ. GÖR. YUSUF GÜLEŞCI

2  SOSYAL GÜVENLİK VE SOSYAL RİSK KAVRAMLARININ ORTAYA ÇIKIŞI VE TANIMLARI  İnsanoğlu var olduğundan beri karşılaşabileceği hastalık, kaza, yaşlılık gibi risklere karşı kendini korumak ve güvence altına almak ihtiyacı hissetmiştir. 19. yüzyılda sanayileşmenin artması ve endüstrinin gelişmesi ile çalışanların karşı karşıya bulunduğu mesleki, fizyolojik ve sosyo-ekonomik nitelikteki risklerin çeşitleri, niteliği ve şiddeti de artmıştır. Bu risklere karşı korunmak için ve risk gerçekleştiğinde zararlarının giderilebilmesi için önlem alma zarureti doğmuştur.  Bu önlemler başlangıçta bireysel ve toplumsal olarak alınmaya çalışılmış, fakat organize olmuş bir yapıdan uzak bu faaliyetlerin yetersiz olduğu görülmüştür.

3  TANIM  Sosyal güvenlik, kişilerin istek ve iradeleri dışında uğrayacakları, tehlike meydana gelmeden önce sahip oldukları zararlardan kurtulma garantisine dayanan soyut tatmin duygusunu, tehlike ortaya çıktıktan sonra ise, tehlikenin zararlarını ortadan kaldırmaya yönelik somut tedbirler bütünü olarak kabul edilmektedir.  Bu anlamda sosyal güvenlik, toplumsal yaşamdan kaynaklanan riskler karşısında bireyi korumayı hedef alır.

4  Genel olarak sosyal güvenlik, belirli sosyal ve ekonomik risklerin (tehlikelerin) vereceği ekonomik kayıplara karşı kişilerin güvenliklerinin sağlanmasını, toplumu oluşturan bireylerin karşılaşacakları tehlikelerin zararlarından kurtarılmalarının güvence altına alınmasını amaç edinen bir sosyal politika yöntemidir.  Milletlerarası Çalışma Örgütü’nün 1944 Philadelphia Konferansında da ifade edildiği üzere sosyal güvenlik, halkın hastalık, işsizlik, yaşlılık, ölüm sebebiyle geçici veya sürekli olarak kazançtan yoksun kalması durumunda düşeceği yoksulluğa karşı, çocuk sayısının artması ve analık halinde korunmasına ilişkin alınması gereken önlemler sistemidir.

5  Sosyal güvenlik ihtiyacı olarak adlandırdığımız koruma insanlık var olduğundan beri bir ihtiyaç olmasına rağmen sosyal güvenlik sistemi dediğimiz sisteminin ortaya çıkışı tarihsel bir süreçte gerçekleşmiştir.  Sanayileşme sürecinin yarattığı sıkıntılar geleneksel tedbirler olarak ifade edilen dayanışma ve yardım gibi sosyal güvenlik müesseselerinin yetersizliğini göstermiştir. Bu sebeple de uluslararası belgelerde sosyal güvenlik hakkının bir insan hakkı olduğu fikri çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılmıştır.  Sosyal güvenlik alanında yapılan düzenlemeleri tarihsel süreçte incelediğimizde 19. yüzyıl sonlarında öncelikle İş kazası ve meslek hastalığı alanında yasal düzenlemeler yapıldığı görülmektedir.  Ancak sosyal güvenlik sisteminin tarihçesinde mutlaka değinmemiz gereken temel Bismarck Sistemidir. Alman sosyal güvenlik sistemi tarihleri arasında yürürlüğe konulan yasalarla oluşturulmuştur. Bismarck bir devlet sigortası kurulması fikrinden hareketle bir sistem inşa etmiştir. Bu hareketin temelinde devletin işçilerin refahını sağlayan bir kurum olduğu düşüncesi yatmaktadır. Bismarck tarafından kurulmaya çalışılan sisteme göre işveren primlerinin yanında devletin de sigortanın finansmanına katılması gerekmektedir.  Öncelikle belirtmek gerekir ki, ülkemizdeki sosyal sigorta modelinin temelinde Bismarck modeli yer almaktadır.

6  Sosyal Güvenlik terimi ise ilk olarak 1935 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde kabul edilen “Social Security Act” adlı yasada kullanılmıştır.  Sosyal güvenliğin şekillenmesinde önemli aşamalardan biri de şüphesiz Beveridge Raporudur. Bu raporun temel düşüncesi modern toplumun yüzkarası olan fakirliğin sistematik ve kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemiyle çözülmesidir. Muhtaçlık durumunun ortadan kaldırılması raporun temel prensibidir.  Sir William Beveridge başkanlığında hazırlanan komisyon tarafından hazırlanan ve 20 kasım 1942 tarihinde açıklanana rapor ile; sosyal güvenlik alanında bir takım ilkeler benimsemiştir.  Bunlar; genellik, sigorta yardımlarında teklik, yönetimde birlik primlerde teklik ilkeleri olup, ayrıca; sosyal güvenlik politikalarının etkinliği için istihdam ve sağlık politikaları ile desteklenmesi gereği benimsenmiştir.

7  İnsan Hakları Evrensel Bildirisi  Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarihinde kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, “Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, sosyal güvenliğe hakkı vardır. Ulusal çabalarla ve uluslararası işbirliği yoluyla ve her devletin örgütlenmesine ve kaynaklarına göre, herkes onur ve kişiliğinin serbestçe gelişim için gerekli olan ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.” (m. 22) denilerek sosyal güvenliğin temel bir insan hakkı olduğu kabul edilmiştir.

8 23.  Bildirinin 23. maddesinde insanın sahip olduğu ekonomik, sosyal ve kültürel hakların neler olduğu belirtilerek sosyal güvenliğe daha geniş bir bakış açısı kazandırılmıştır. Böylece sosyal güvenlik kişiye sadece ekonomik güvence sağlamakla yetinmeyip, insan onurunun korunması ve kişiliğinin geliştirilmesi fonksiyonunu da üstlenmiştir.

9  Bildirinin 25. maddesi sosyal güvenlik hakkının özlü bir ifadesini vermektedir:  “1. Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir. /  2. Anaların ve çocukların özel bakım ve yardım görme hakları vardır. Bütün çocuklar, evlilik içi veya evlilik dışı doğmuş olsunlar, aynı sosyal güvenceden yararlanırlar”.  Aynı zamanda Bildirinin bu maddesi, kişiye hem yeterli bir yaşam düzeyine sahip olma hakkını, hem de bazı risklere karşı özel bir koruma isteme hakkını tanımaktadır.

10 Atlantik Paktı  II. Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin Roosevelt ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill'in 14 Ağustos 1941'de yayınladıkları ve savaş sonrası şartları belirledikleri "Atlantik Paktı", herkese daha işi çalışma şartları ve daha fazla sosyal güvenlik sağlamak için, ekonomik alanda tam bir işbirliği kurulması gerektiği açıklanıyordu. Filedelfiya Bildirgesi  Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 1944 yılında toplanan 26. Uluslararası Çalışma Konferansı'nda kabul edilen "Filedelfiya Bildirgesi" beş bölümden oluşmaktadır.  Bu bildirge ile ILO, aşağıda yer alan ilkeleri benimseyerek, hedef ve amaçlarını yeniden tanımlamıştır.  * Emek bir ticari mal değildir.  * Sürdürülebilir bir gelişme için ifade ve örgütlenme özgürlüğü esastır.  * Dünyanın herhangi bir yerindeki yoksulluk, dünyanın her yerindeki refahı tehdit etmektedir.  * Bütün insanlar, ırk, inanç ya da cinsiyet farkı gözetmeksizin özgürlük ve saygınlık, ekonomik güvenlik ve eşit fırsat koşullarında maddi ve manevi gelişimlerini sürdürme hakkına sahiptirler.

11 Avrupa Konseyi Çerçevesinde Yapılan Düzenlemeler  Avrupa Konseyi, 5 Mayıs 1949 tarihinde Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İsveç, İtalya, Lüksemburg ve Norveç, kurucu üye sıfatıyla Avrupa Konseyi'ni oluşturan anlaşmayı imzalamışlardır. Aynı yıl içerisinde Türkiye de yine kurucu üye sıfatıyla Avrupa Konseyi'ne katılmıştır.  Sosyal güvenlik düzenlemelerinin en önemlileri; Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Sosyal Güvenlik Kodu ve Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi'dir.

12 Sosyal Güvenliğin Asgari Normlarına İlişkin 102 Sayılı Çalışma Sözleşmesi  1944 tarihli Filedelfiya Bildirgesi'nin tavsiyeleri 1952 tarihli 102 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi ile gerçekleştirilmiştir.  Bu sözleşme, ileri veya geri kalmış zengin ya da yoksul tüm ülkelerin uygulayabilecekleri en önemli ortak sosyal politika belgesidir.  Türkiye bu sözleşmeyi tarih ve 1451 sayılı Kanunla onaylamış, Bakanlar Kurulu da tarih ve 7/7964 numaralı Kararname ile kabul etmiştir.  Ancak sözleşmede yer alan bütün riskler dahil edilmemiş aile yardımlarına ilişkin mükellefiyetler Türkiye tarafından kabul edilmemiştir.

13  Sosyal güvenliğin asgari esaslarını belirleyen bu sözleşme, sosyal sigortalarla sosyal yardımlardan oluşur.  Sözleşmede 9 risk sayılmıştır. Bunlar;  (1) Hastalık halinde sağlık yardımı,  (2) Hastalık halinde tazminat,  (3) İşsizlik,  (4) Yaşlılık,  (5) İş kazası ve meslek hastalığı,  (6) Analık,  (7) Sakatlık,  (8) Ölüm,  (9) Aile yardımları  Sözleşmeyi onaylamak isteyen ülke bunlardan en az üçüncü kabul etmelidir. Ancak kabul edilecek üç riskten birinin işsizlik, yaşlılık, iş kazası ve meslek hastalığı, sakatlık veya ölüm sigortalarından biri olması zorunludur.  Bununla birlikte sosyal güvence altına alınacak kişilerin oranı da önemli bir konu olarak görülmüş, işçilerin genel olarak %50’si veya aktif nüfusun %20’si zorunlu olarak sosyal sigorta kapsamına alınması aranmıştır

14 NİTELİKLERİNE GÖRE SOSYAL RİSK SINIFLARI  Mesleki Riskler  Mesleki riskler, kişilerin mesleklerini ifa ederken doğrudan veya dolaylı olarak, kısa bir zaman zarfında aniden veya daha geniş bir zaman aralığında maruz kaldıkları iş kazaları ve meslek hastalıklarını ifade etmektedir.  Bu türlü risklerin ortaya çıkmasındaki temel etken, kişinin sürdürmekte olduğu mesleki faaliyetidir. Kişiler bu faaliyetlerde bulunmaları sonucu iş kazasına veya meslek hastalığına maruz kalır ve bu suretle risk altına girerler.  Mesleki riskler geçici gelir kayıplarına yol açabileceği gibi sürekli gelir kayıplarına da yol açabilmektedir. İş kazası ve meslek hastalığı sonucu kişi, çalışma gücünü tamamen veya kısmen, sürekli veya geçici olarak kaybedebilir.  Yine meslek hastalıkları da, iş kazaları kadar yoğun olarak yaşanmamasına karşın; meslek hastalığına maruz kalan çalışanların büyük bir bölümünün iş yaşamının dışında kalması ve hayati tehlikelere yol açması nedeniyle diğer önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.  Sosyal güvenlik sistemleri, bu tehlikeye maruz kalanların çalışma gücünü yeniden kazandırmak için tedavi edici sağlık hizmetlerini sağlar. Çalışma gücünün kaybına bağlı olarak ortaya çıkan gelir kesilmesini telafi için ise geçici veya sürekli işgöremezlik geliri verilir. is kazası ve meslek hastalığı ölümle sonuçlanmışsa, kişinin sağlığında bakmakla yükümlü olduğu kişilere gelir bağlanır.

15  Fizyolojik Riskler  Fizyolojik riskler, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölümdür.  Ancak hastalık, sakatlık ve ölümün iş kazası ve meslek hastalığından dolayı değil, kişinin kendi bünyesinden kaynaklanması gerekmektedir.  Bu riskler bireylerin sahip oldukları fizyolojik durum ile ilgilidir ve mesleki yaşantılarına bağlı olmaksızın ortaya çıkarlar. Ayrıca sağlık riskleri bireylerden bağımsız ve tamamıyla istem dışı olarak ortaya çıkması nedeniyle, önceden tahmin edilemeyen ve bireylerin yaşam standartlarında önemli ölçüde düşüşe yol açan risklerdir.

16  Sosyo-Ekonomik Riskler  Sosyo-ekonomik riskleri kısaca işsizlik, aile sahibi olma, evlat sahibi olma ve barınma riski olarak dört grupta inceleyebilmek mümkündür.  Esasen Sosyo-Ekonomik Riskler: “Toplum, aile ve işletme hayatında meydana gelen risklerdir” ve dolayısı ile bireylerin toplum içerisinde yaşamlarını sürdürürken hayatlarının çeşitli evrelerinde karşılaşma ihtimali bulunan risklerdir.

17  Ortaya Çıkış Sürelerine (Vadelerine) Göre Sosyal Risk Sınıfları  vadelerine göre sosyal riskleri genel olarak kısa vadeli sosyal riskler ve uzun vadeli sosyal riskler olarak ikiye ayırabilmek mümkündür. Esasen kısa vadeli risklerin de uzun vadeli etkileri olduğu gibi, uzun vadeli risklerin de bazı istisnai durumlarda kısa vadeli durumlarda ortaya çıkması mümkündür.  Kısa vadeli sosyal riskler; iş kazaları, meslek hastalıkları, hastalık ve analık halleri olarak dört ana unsurdan oluşmaktadır. Söz konusu unsurlar hayatın her anında ortaya çıkabilmesi muhtemel risklerdir.  Uzun vadeli riskler ise malullük, yaşlılık ve ölüm riskleridir. Bu risklerden özellikle yaşlılık ve ölüm, esasen bir riskten çok kişilerin belirli bir süre sonrasında kesin olarak karşılaşacakları durumu ifade etmektedir.

18  SOSYAL GÜVENLİĞİN ASGARİ NORMLARI HAKKINDA 102 SAYILI ILO SÖZLEŞMESİ  Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı’nın 28 Haziran 1952 tarihinde Cenevre’de kabul ettiği 102 sayılı “Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında Sözleşme”, sosyal güvenlik sistemlerinin temel norm ve standartlarını belirleyen teknik bir sözleşmedir.  ILO’nun sosyal güvenlik alanında kabul ettiği ilk ve en kapsamlı sözleşme olma özelliğini haizdir.  Bunlar içerisinde en eski onay tarihi ile İsveç’e, en yeni onay tarihi ise ile Çad’a aittir.

19  102 sy. Sözleşme, sosyal sigortalarla sosyal yardımların genel esaslarını düzenlemiş ve sosyal güvenlik sisteminin kapsamına alınacak riskleri;  iş kazaları ve meslek hastalıkları (mesleki riskler),  hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm (fizyolojik riskler),  İşsizlik ve ailevi yükler (sosyo–ekonomik riskler) olup dokuz grup altında belirlemiştir.  Bu riskleri uzun dönemli riskler (malullük, yaşlılık ve ölüm) ve kısa dönemli riskler (diğerleri) olarak da sınıflandırmak mümkündür.  Sosyal güvence altına alınacak kişilerin oranı da önemli bir konu olarak görülmüş, işçilerin genel olarak %50’si veya aktif nüfusun %20’si zorunlu olarak sosyal sigorta kapsamına alınması aranmıştır.

20 102 SY. ILO SÖZLEŞMESİ’NDE BELİRLENEN RİSKLERE SAĞLANAN GÜVENCELER

21 BÖLÜM II / SAĞLIK YARDIMLARI  MADDE 7  Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye, korunan kimselere sağlık durumları gerektirdiği zaman, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, koruyucu mahiyette veya tedavi şeklinde sağlık yardımları yapılmasını teminat altına alır.  MADDE 8  Yardım yapılacak hal, sebebi ne olursa olsun hastalık hali ile gebelik, doğum ve bunların doğurduğu neticelerdir.

22 BÖLÜM III / HASTALIK ÖDENEKLERİ  MADDE 13  Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her üye, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak hastalık ödeneği verilmesini teminat altına alır.  MADDE 14  Yardım yapılacak hal, hastalıktan ileri gelen ve milli mevzuatta belirtildiği şekilde, kazancın muvakkaten durmasını mucip olan iş göremezlik halidir.

23 BÖLÜM IV / İŞSİZLİK YARDIMLARI  MADDE 19  Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak işsizlik yardımları yapılmasını teminat altına alır  MADDE 20  Yardım yapılacak hal, çalışmaya muktedir ve iş almaya hazır bulunan bir kimsenin, uygun bir iş bulma imkansızlığı sebebiyle ve milli mevzuatta tarif olunduğu şekilde, kazancın muvakkaten durması halidir.

24 BÖLÜM V / İHTİYARLIK YARDIMLARI  MADDE Yardım yapılacak hal, mevzuatla tayin olunan bir yaşın üstündeki ihtiyarlık halidir. 2. Mevzuatla tayin olunan yaş haddi 65'den yukarı olmamalıdır. Bununla beraber, memleketteki yaşlı kimselerin çalışma güçleri göz önünde bulundurulmak suretiyle, selahiyetli merciler tarafından daha yüksek bir yaş haddi de tespit olunabilir.

25 BÖLÜM VI / İŞ KAZALARIYLA MESLEK HASTALIKLARI HALİNDE YAPILACAK YARDIMLAR  MADDE Yardım yapılacak haller, iş kazalarından veya mevzuatla kabul edilen meslek hastalıklarından ileri gelen aşağıda yazılı hallerdir: a. Hastalık hali ; b. Hastalıktan ileri gelen ve milli mevzuatta tarif edildiği şekilde, kazancın muvakkaten durmasını mucip olan iş göremezlik hali ; c. Kazanma gücünün tamamının veya mevzuatla tayin olunan bir derecenin üstünde olmak üzere bir kısmının muhtemelen devamlı olarak kaybı veya bu kayba tekabül eden bir beden noksanlığı meydana gelmesi; d. Aile reisinin ölümü sebebiyle dul kadının ve çocukların geçim imkanlarının kayıp olması; dul kadının yardıma hak kazanması, kendi geçimini temine muktedir olamayacağının milli mevzuat hükümlerine göre kabul edilmesi şartına bağlanabilir.

26 BÖLÜM IX / MALULİYET YARDIMLARI  MADDE 54  Yardım yapılacak hal, mesleki bir faaliyet icra edebilme gücünün, mevzuatla tayin olunan bir derecede ve muhtemelen daimi olarak kaybedilmesi veya hastalık ödeneğinin kesildiği tarihte iş göremezliğin devam etmesi halleridir.  MADDE 55  Korunan kimseleri, a. Bütün işçi ve hizmetlilerin %50 sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmeti kategorileri; b. Veya, bütün mukimlerin %20 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus kategorileri; c. Veya maluliyet devresindeki geçim kaynakları; 67 nci madde hükümlerine uygun olarak mevzuatla tayin edilen hadleri aşmayan bütün mukimler; d. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde, en az 20 kişi çalıştıran sınai iş yerlerindeki bütün işçi ve hizmetlilerin %50 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi ve hizmetlileri; teşkil eder.

27 BÖLÜM X / ÖLÜM YARDIMLARI  MADDE Yardım yapılacak hal, aile reisinin ölümü ile dul kadının veya çocuklarının geçinme imkanlarının kaybolması halidir. Dul kadının yardıma hak kazanması, milli mevzuat hükümlerine göre kendi geçimini temine muktedir olmayacağının kabul edilmesi şartına bağlanabilir. 2. Milli mevzuat, yardıma hak kazanan kimsenin mevzuatla belirtilen ücretli işlerde çalışması halinde yardımın durdurulacağına dair hükümleri ihtiva edebilir veya, primli sosyal güvenlik sistemlerinde, hak sahibinin kazancının mevzuatla tayin edilen bir haddi aşması halinde, primsiz sosyal güvenlik sistemlerinde ise, hak sahibinin kazancının veya diğer geçim kaynaklarının veya bunların toplamının mevzuatla tayin edilen bir haddi aşması halinde, yardımlardan indirim yapılabilir.

28 BÖLÜM VII / AİLE YARDIMLARI MADDE 40  Yardım yapılacak hal, mevzuatla tayin olunacağı şekilde, çocukların geçimini sağlama mükellefiyetidir. MADDE 41  Korunan kimseleri, 1. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri; 2. Veya, bütün mukimlerin yüzde yirmisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus kategorileri; 3. Veya, çocuk geçindirmekle mükellef olduğu süre içinde geçim kaynakları mevzuatla tayin olunan hadleri aşmayan bütün mukimler; 4. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri; teşkil eder.

29 BÖLÜM VII / AİLE YARDIMLARI MADDE 42  Yapılacak yardımlar; 1. Mevzuatla tayin edilmiş bir staj süresini tamamlayan her korunan kimseye periyodik ödemeler yapılması; 2. Veya, çocuklara yiyecek, giyecek, mesken, tatil geçirme yerleri veya ev idaresinde yardım sağlanması; 3. Yahut, (a) ve (b) fıkralarında yazılı yardımların mezcedilerek (karışık) temini; şeklindedir. MADDE 43  42 nci maddede belirtilen yardımlar en az mevzuatla tayin edilen şekle göre, muayyen bir süre içinde 3 aylık prim ödeme veya çalışma, yahut bir senelik ikamet şartlarından birini yerine getiren korunan kimseler için teminat altına alınır.

30 BÖLÜM VII / AİLE YARDIMLARI  MADDE 44  42 nci maddeye göre yapılacak yardımların tutarı, a. 66 ncı maddede belirtilen esaslara uygun olarak tespit edilecek bir erkek işçinin ücretinin % 3 ü ile korunan kimselerin çocukları sayısının çarpımına; b. Veya bu ücretin % 1.5 u ile bütün mukimlerin çocukları sayısının çarpımına; eşit olmalıdır.  MADDE 45  Periyodik ödemeler şeklinde yapılacak yardımlar, yardımı gerektiren halin devamı süresince sağlanır.

31 BÖLÜM VIII / ANALIK YARDIMLARI  MADDE 47  Yardım yapılacak hal, gebelik, doğum ve bunların doğurduğu neticelerle, mevzuatta belirtildiği şekilde, bu sebeplerden dolayı kazancın muvakkaten durması halleridir.  MADDE 48  Korunan kimseleri, a. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri içindeki kadınlarla, analık sağlık yardımlarına taallük eden hususlarda, bu kategorilere dahil erkeklerin karıları; b. Veya, bütün mukimlerin %20 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus kategorileri içindeki kadınlarla, analık sağlık yardımlarına taallük eden hususlarda, bu kategorilere dahil erkeklerin karıları; c. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorilerine dahil kadınlar ile, analık sağlık yardımlarına taallük eden hususlarda, bu kategorilere dahil erkeklerin karıları; teşkil eder.

32 AİLEVİ RİSKLER KABUL EDİLMELİ MİDİR?

33 TÜRKİYE’DE AİLE YARDIMLARININ YERİ  ILO’nun 102 sayılı Sözleşmesi ile Avrupa Sosyal Güvenlik Kodu’nun VII. Bölümü tarafından düzenlenen “Aile Yardımları” sigortası, Türkiye tarafından henüz kabul edilmemiştir.  Bununla birlikte, Avrupa Sosyal Şartı’nın 16 ıncı maddesi de aile yardımlarını öngörmekte olup, Türkiye söz konusu maddeyi onaylamıştır.  Aile yardımlarına ilişkin Türkiye’de herhangi bir yasal düzenleme yapılmamış olmasına rağmen, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamındaki aktif sigortalılara (memurlara) çalıştıkları kurumları tarafından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca aile yardımı ödeneği verilmektedir.  Diğer taraftan, çok kapsamlı olmasa da iş akdiyle çalışanlara da bazı haklar sağlanmaktadır; örneğin, asgari geçim indirimi uygulaması veya toplu sözleşmelere tabi olanlara yapılan düzenli nakdi veya ayni yardımlar gibi.

34  Türkiye’de bazı teşvik, yardım ve muafiyetlerle aileler kısmen desteklenmektedir. İşçilere, toplu iş sözleşmelerinde (öngörülmesi halinde) çocuk yardımı işveren tarafından ücrete eklenerek verilmekte olup, özellikle toplu iş sözleşmelerinde çocuk yardımları sözleşmenin önemli unsurları arasında yer almaktadır. Doğrudan çocuk yardımlarına ek, emzirme odası ve çocuk bakım yurtları olmayan işverenlerce sosyal ödeme, kreş parası, emzirme, öğrenim parası adı altında çeşitli yardımlarda bulunulmaktadır.  Ancak tüm bu yardımlara rağmen, Türkiye’de halen primli sosyal güvenlik sistemi içerisinde bir sigorta kolu olarak aile yardımlarının ihdas edilmemesi, uluslararası kuruluşların denetim organları tarafından olumsuz yönde eleştirilerin yöneltilmesine neden olmaktadır.

35  Diğer taraftan, kamu hizmeti bakımından, yani Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü…), Vakıflar Genel Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve belediyeler tarafından da sağlanan aile yardımları mevcut olmakla birlikte, genel bir sistem ve rejimin olmayışı olumsuz değerlendirmelerin yapılmasını engelleyememektedir.  Türkiye’de gerek çalışmaya bağlı (memur, işçi), gerek kamu hizmeti olarak aile yardımları sağlanmakta olsa da, esasen yardımların seviyesi oldukça yetersizdir.  Türkiye’de aile yardımları sigortası, hükümetlerin bazı dönemler uygulamak için üzerinde çalıştığı konular arasında yer almış ancak, yapılan tahmini hesaplamalarda ortaya çıkan maliyetin büyüklüğü ve bu maliyeti karşılayacak finansman sorunu nedeniyle, bu uygulamalardan hep vazgeçilmiştir.

36  657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU’NDA AİLE YARDIMLARI  Memurların sosyal tesis ihtiyaçları:  Madde 191 –Devlet Memurları için lüzum ve ihtiyaç görülen yerlerde çocuk bakımevi ve sosyal tesisler kurulabilir.  Bunların kuruluş ve işletme esas ve usulleri Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye ve Gümrük Bakanlığınca birlikte hazırlanacak genel yönetmelikle belirlenir.

37  Devlet memurları için konut kredisi:  Madde 192 –Devlet Memurlarından T. C. Emekli Sandığına tabi hizmeti 10 yıl ve daha fazla olanlara, istekleri üzerine Toplu Konut Fonundan özel şartlarla ve öncelikle konut kredisi verilebilir.  Bu krediden faydalanma şartları ile kredi borcunun memurlardan tahsili ve her yıl ödenecek toplam kredi tutarı gibi diğer hususlar Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.  Devlet memurları için konut:  Madde 193 –Devlet memurlarının lüzum ve zaruret görülen yerlerle kiralık konut ihtiyaçları, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit edilerek Bakanlar Kurulunca onanacak programlar gereğince, genel ve katma bütçelere her yıl konulacak ödeneklerle tesis edilecek fondan karşılanır.  Bu madde hükmü özel kanunlarla düzenlenir

38  Öğrenim bursları ve yurtları:  Madde 199 – Mahrumiyet yerlerinde çalışan Devlet memurları görev yerlerinde çocuğunun girmesi gereken orta dereceli okul bulunmadığı takdirde, bu dereceli okullarda okuma hakkını kazanmış bulunan çocuklarını yatılı okullarda okutmak isterlerse, pansiyon ücret indiriminden faydalanırlar.  Mahrumiyet yerinden başka yere atanan, ölen, emekliye ayrılanların burs haklarının devamı:  Madde 201 – Öğrenim yılı içinde mahrumiyet yeri ödeneğine tabi olmayan yerlerdeki bir göreve atanan veya ölen veyahut emekliye ayrılan memurların çocukları için yapılan indirim, bulundukları ders yılı sonuna kadarı kendi isteğiyle atananlar için de, atandıkları tarihteki taksit dönemi sonuna kadar devam eder.

39  Aile yardımı ödeneği:  Madde 202 – Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir.  Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500, çocuklarından herbiri için de 250 gösterge rakamının (72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir.  Eşlerden birine iş akdi veya toplu sözleşme gereği çocukları için yapılan aile yardımı ödeneği daha düşük ise, yalnız aradaki fark ödenir. Bu fıkrada yer alan gösterge rakamlarını 3 katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir

40  Dul memurların çocukları için yukarıdaki fıkralar hükmü uygulanır.  Boşanma veya ayrılık vukuunda mahkeme bu yardımın hangi tarafa ve ne oranda verileceğini de kararında belirtir.  Devlet memurunun, geçimini sağladığı üvey çocukları için de bu ödenek verilir.

41  Aile yardımı ödeneğinin ödeme usulü:  Madde 203 – Aile yardımı ödeneği Devlet memurlarına her ay aylıklariyle birlikte ödenir.  Karı ve kocanın her ikisi de memur iseler bu ödenek yalnız kocaya verilir.  Aile yardımı ödenekleri hiç bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenir ve borç için haczedilemez.  Aile yardımı ödeneğine hak kazanma:  Madde 204 – Memur, eş için ödenen aile yardımı ödeneğine evlendiği; çocuk için ödenen yardıma da çocuğunun doğduğu tarihi takip eden ay başından itibaren hak kazanır.  Aile yardımı ödeneği hakkını kaybetme:  Madde 205 – Memur, eş için ödenen aile yardımı ödeneği hakkını eşinden boşanma veya eşinin ölümü, çocuk için ödenen yardım ödeneği hakkını da çocuğun ölümü veya 206 ncı maddedeki hallerin vukuunu takip eden ay başından itibaren kaybeder

42 Çocuk için aile yardımı ödeneği verilmiyecek haller: Çocuk için aile yardımı ödeneği verilmiyecek haller: Madde 206 –  Aşağıdaki hallerde çocuklar için aile yardımı ödeneği verilmez:  1. Evlenen çocuklar,  yaşını dolduran çocuklar (25 yaşını bitirdiği halde evlenmemiş kız çocukları ile çalışamayacak derecede malûllükleri resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilenler için süresiz olarak ödeneğin verilmesine devam olunur.),  3. Kendileri hesabına ticaret yapan veya gerçek veya tüzel kişiler yanında her ne şekilde olursa olsun menfeat karşılığı çalışan çocuklar (Öğrenim yapmakta iken tatil devresinde çalışanlar hariç),  4. Burs alan veya Devletçe okutulan çocuklar

43  Ölüm yardımı ödeneği: Madde 208  Cenaze giderleri: Madde 210  Giyecek yardımı: Madde 211  Yiyecek yardımı: Madde 212

44 DÖNEMAylık Katsayısı Eş İçin Aile Yardımı Çocuk İçin Aile yardımı 72 aylık ve daha küçük72 aydan büyük yılı ikinci altı ay0, ,30 TL41,54 TL20,77 TL yılı ilk altı ay0, ,94 TL44,03 TL22,02 TL yılı ikinci altı ay0, ,34 TL46,24 TL23,12 TL yılı ilk altı ay0, ,26 TL47,62 TL23,81 TL

45

46


"SOSYAL SİGORTA RİSKLERİ VE AİLE YÜKLERİ ULUSAL VE ULUSLARARASI DÜZENLEMELERDE SOSYAL SİGORTA RİSKLERİ VE AİLE YÜKLERİ ARŞ. GÖR. YUSUF GÜLEŞCI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları