Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Rasulullah (S.A.V) buyurdular ki.. "Dikkatli olunuz hepiniz çobansınız ve hepiniz idareniz altındakilerden sorumludur. Halkın başında bulunan yönetici.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Rasulullah (S.A.V) buyurdular ki.. "Dikkatli olunuz hepiniz çobansınız ve hepiniz idareniz altındakilerden sorumludur. Halkın başında bulunan yönetici."— Sunum transkripti:

1

2 Rasulullah (S.A.V) buyurdular ki.. "Dikkatli olunuz hepiniz çobansınız ve hepiniz idareniz altındakilerden sorumludur. Halkın başında bulunan yönetici emri altındakilerden sorumludur. Erkek, ev halkından sorumludur. Kadın evinden ve çocuklarından sorumludur. İşçi patronun malından sorumludur. Hepiniz çobansınız. Hepiniz idaresi altındakilerden sorumlusunuz." Buhari, Ahkam 1, Cum'a 11, İstikraz 20, Itk 17, 19, Vesaya 9, Nikah 81, 90; Müslim, İmaret 20, (1829); Tirmizi, Cihad 27, 1705 Adil kişi, elinin altında olanların iyi halde olmasına dikkat eden kimsedir. Eğer insan adaletle muamele ederse pek çok mükafata nail olur. Aksi takdirde idaresi altında bulunanların herbiri ondan hakkını isteyecektir.

3 “Allah size, emanetleri ehline vermenizi.. İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.” Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 58. Ayet..

4 Resulullah S.A.V. buyurdu ki: “Allah Teala kıyamet gününde üç kişiyle konuşmaz, onları temize çıkarmaz, suratlarına bile bakmaz; üstelik onlar korkunç bir azaba uğrarlar. Bunlar; zina eden ihtiyar, yalan söyleyen hükümdar, kibirlenen fakirdir.” Müslim, İman 172. Ayrıca bk. Tirmizi, Cennet 25; Nesai, Zekat 75, 77 Resulullah S.A.V. buyurdular ki: “Bir saat adalet ile idarecilik yapmak, altmış sene nafile ibadet yapmaktan daha iyidir.” Hadis-i şerif-İslam Ahlakı Adil insanın en meşhur tarifi: "Hasenatı seyyiatından fazla olan kişidir." Adalet Allah'ın sevdiği haslet, adil de Allah'ın rızasına nail olmuş kişidir.

5 Peygamberimiz (A.S.V.), Allah'ın gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmayacağı haşr gününde, Cenab-ı Hakk'ın himayesinde gölgelenecek yedi sınıftan birinci olarak; 1) Adil idareciyi saymıştır. Diğer sınıf insanlar ise şunlardır.. 2) Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç, 3) Kalbi mescitlere bağlı Müslüman, 4) Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, 5) Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit, 6) Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, 7) Tenhada Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.” Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudud 19; Müslim 91, (1031); Muvatta 14, (952, 953); Tirmizi, Zühd 53, (2392)

6 Cenab-ı Hakk’ın kâinatta câri bazı kanunları vardır. Bunlar asla değişmezler. Rum suresi 30. ayette; “Allah’ın yarattığında değiştirmek yoktur..” buyrulmaktadır.. Bu kanunlardan biri de, zalimin Allah’ın kılıcı olma keyfiyetidir. Efendimiz bu durumu bildirirken: “Zalim Allah’ın adaletidir. Onunla intikam alır, sonra da o zalimden intikam alınır” buyurmaktadırlar. Zalim seyfullah’tır. Haddini bilmezlere Allah, zalimle haddini bildirir. Sonra da zalimden bir intikam alır ki, siz de şaşar kalırsınız. Allah imhal etse bile ihmal etmez.. M.F. Gülen’in “Sonsuz Nur Cilt 1” Kitabından Alınmıştır.

7 Adalet üç kısımdır: a)Allahü tealaya kulluk etmek. Bunda sahibinin hakkını gözetmek vardır. Her insanın Yaratanına karşı borçlu olduğu bu kulluk vazifesini yerine getirmesi vaciptir. b) İnsanların hakkını gözetmek. c) Vefat eden geçmişlerin hakkını gözetmek yani onların borçlarını ödemek ve vasiyetlerini yerine getirmek. Dini Terimler Sözlüğünden Kınalızade Ali Efendi

8 Cemel Vak'ası denilen Hazret-i Ali ile Hazret-i Âişe-i Sıddıka (Radıyallahü Teâlâ anhüm ecmaîn) arasında olan muharebe; adalet-i mahza ile, adalet-i izafiyenin (cemaatin selameti için ferdin hakkını feda eden adaletin) mücadelesidir. Şöyle ki: Hazret-i Ali, adalet-i mahzayı esas edip, Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer r.a. zamanındaki gibi o esas üzerine gitmek için içtihat etmiş. Muarızları ise: o zamanındaki safvet-i İslâmiye adalet-i mahzaya müsait idi, fakat mürur-u zamanla İslâmiyetleri zayıf muhtelif kavimler sosyal hayatın içine girdikleri için, adalet-i mahzanın tatbikatı çok zor olduğundan, "ehvenüşşerri ihtiyar " denilen adalet-i nisbiye (kıyasa göre yapılan adaletin) esası üzerine içtihat ettiler.

9 Sahabelerin muharebesinde dedikodu edilmemelidir. Çünkü hem ölen hem de öldürülen ehl-i Cennet'tirler. Adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin izahı şudur ki: Kim bir cana kıymamış ve yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. (Maide suresi 32 ) Bu âyetin işaret ettiği şekliyle: Bir masumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenab-ı Hakk'ın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan hayatı ve hakkı feda edilmez. Mukaddesatı ve milletin haklarını koruma namına rızasıyla olsa, o başka meseledir. Adalet-i izafiye ise: Umumun selâmeti için, kişiyi feda eder. Cemaat için, ferdin hakkını nazara almaz. Ehvenüşşer diye bir nevi adalet-i izafiyeyi yapmağa çalışır. Fakat adalet-i mahza kabil-i tatbik ise, adalet-i izafiyeye gidilmez, gidilse zulümdür.

10 Eshab-ı kirama dil uzatmak, Allahü tealanın Peygamberine dil uzatmak olur. Onların kötülenmesi, efendilerinin “S.A.V”in kötülenmesi olur. Onlardan herhangi birine dil uzatılınca, din-i İslam kötülenmiş olur. Hz. Ali R.A. diğer üç halifeyi büyük biliyor, onlara hürmet ediyordu. onların hilafetlerini kabul etmişti. Allahü tealanın aslanı Hz. Ali R.A. için, onları idare ediyordu, yüzlerine gülüyordu demek, cahilce, ahmakça söz olur. Allahın aslanının, o kadar ilim ve kahramanlığı ile, tam otuz sene, üç halifeye karşı düşmanlığını saklayıp, dost göründüğünü ve onlarla yalandan arkadaşlık ettiğini hangi akıl kabul eder? Bediüzzaman Said Nursi “Mektubat” İsimli Kitabından Alınmıştır.

11 *Adalet, adedi bilinmeyen mekanize birliklerden daha güçlüdür. *Hak, tepene inen bir kılıç da olsa, boynunu uzatmaktan çekinme..! *Hak, anlatanla anlayanı, temsil edenle alâka duyanı bulunca kanatlanır. *Adâlet, heryerde geçerli olan bir sermayedir. *Hakla çarpışan er-geç yenik düşer. *Başkalarını ezerken, seni ezebilecek bir gücün bulunduğunu da kat’iyyen hatırdan çıkarma! M.F. Gülen’in “Ölçü 4” Kitabından Alınmıştır.

12 Efendimizin beyanı: “Allah, zalime mehil verir. Bir de onu yakaladı mı, artık iflah etmez.” Sonra da Allah Rasûlü sözlerine şu âyetle devam ettiler: “İşte Rabbinin yakalaması böyledir. O zalim ahaliyi böyle yakalar. Zira O’nun yakalaması çok can yakıcı, çok şiddetlidir.” (Hûd 102) Allah, zalime mehil üstüne mehil verir. Zulmedeni, kendine baş kaldıranı ve kendisine isyan edeni, hep mehillerle karşılar. Ama bir kere de yakaladı mı gayri onu iflah etmez. Demek ki, yapılan şeyler artık gayrete dokunmuş ve bir son damla gibi bardağı taşırmıştır.. M.F. Gülen’in “Örnekleri Kendinden Cemaat Kitabından Alınmıştır.

13 Zalim bir diktatör, şehirde gezerken bir evin bahçesinde gördüğü kadına göz koymuş, adamlarına onu sarayına getirmelerini emretmiş. Adamları: - Efendimiz, o göz koyduğunuz kadın, şehirde bir marangozun karışıdır. Kendisi ve kocası çok dindar, çevrede oldukça sayılıp sevilen kimselerdir. Düşmanlarınız sizin bu arzunuzu duyup, aleyhinize işi büyütebilirler. Siz marangoza altından kalkamayacağı bir iş verin, emrinizi yapamayınca da, o bahaneyle marangozun size karşı geldiğini söyleyerek ortadan kaldırın. O zaman göz koyduğunuz karısı dul kalır, sizde istediğinizi gerçekleştirirken herhangi bir dedikoduya da sebebiyet verilmemiş olursunuz. Diktatör bu aklı pek beğenerek, marangozu çağırtır, “bu gece on tane süslü sandık yapacaksın, şafak vakti göndereceğim adamlarıma teslim edeceksin haberin olsun!” Der. Marangoz buna imkânı olmadığını, verdiği süreyi uzatmasını istemişse de, diktatörü kararından döndürememiş. - Şafak vakti göndereceğim adamlarıma, ya on sandığı teslim edersin, yahut da buna mukabil kendi kelleni verirsin.

14 Marangoz telâş içinde evine gelerek, göz yaşları içinde ailesine başına geleni anlatır.. Helallik dilemeye başlar.. Kadın kocasına: - Dur bakalım, acele etme.. - Sen hiç kimseye bu günlerde zulmettin mi? - Hayır, kendi halimde yaşayıp duruyordum işte! Kadın: - Öyleyse, boşuna telâş etme! Zulmetmediysen zulüm görmezsin.. der. Fakat adamda iyice telaşa kapılarak hayıflanmaya başlar.. Kadın ise: - Hiç telâş etme! Zulmetmediysen zulme uğramazsın. Bakalım Mevlâ neyler? diyerek serinkanlılığını muhafaza etmeye çalışır.. Sabaha doğru kapı güm güm vurulur. Marangoz, heyecandan elleri, ayaklan titreyerek kapıyı açar, hızla içeri giren hükümdarın adamları: - Çabuk marangozhaneye.. Adam hanımına: - Görüşmek artık mahşere kaldı, haydi Allah'a ısmarladık!. Deyip vedalaşırken. Hükümdarın adamları: telaş etme yapacağın, sadece bir tabuttan ibaret, derler. Şaşıran Marangoza derler ki, - Bu gece yansı, hükümdar anî bir kalb krizi neticesinde öldü. Onun cenazesi için bir tabut yapmanı, yeni hükümdar emretti. Yapacağın bundan ibarettir!.. Mehmet Dikmen “Esrarengiz Olaylar” s:92

15 Adalet: Her işte hakkı gözetme ve orta yolu tutmadır. Haklıya hakkını vermedir. Haksızlıktan sakınmadır. Zulmün zıddı, kanun önünde eşitliktir. Dini Terimler Sözlüğünden Adaletin bulunmadığı bir ülkede her kez suçludur. Allah Resulü (S.A.V.) Buyurdular ki; Hak ve adalet üzere bir gün hakimlik yapmayı, bir sene devamlı gaza etmekten daha çok severim. Hadis-i şerif-Taberani Her Cuma hutbelerde okuduğumuz, dinlediğimiz Nahl suresinin 90. ayetinde ilk önce adalet emrediliyor, sonra ihsan geliyor. Yani kulluğu yerine getirirken Allah'ı görüyor gibi yerine getirme, yapacağı her şeyi Allah tarafından görülüyor mülahazasıyla yapma. Sonra yakınlardan başlayarak yardımda bulunma. M.F. Gülen’in “Sonsuz Nur Cilt 1” Kitabından Alınmıştır.

16 İfrata ve tefrite girmeden, yani aşırılıklara sapmadan din-i mübinin emirlerini yerine getirmeye adalet denir. Ya da Allah tarafından ortaya konmuş, vaz' edilmiş, insan ve toplumdaki umumi ahenk ve dengeyi sağlayacak değerler bütünüdür adalet. Bir başka değişle, Allah'a kul, Peygamber'e ümmet olan bir insanın, ferdi, ailevi, içtimai alanlarda üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesine denir.. Adalet sırat-ı müstakimde, doğru yolda olma demektir. herkul.org,

17 Maide suresi 8. Ayet.. - Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Maide suresi 42. Ayet.. - …Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.

18 "Resûlullah (A.S.V.) buyurdular ki: Kim bir hadd cürmü işler de, cezası dünyada verilirse, Allah'ın adaleti kuluna âhirette ikinci sefer ceza vermeye müsaade etmez. Kim de bir hadd cürmü işlemiş, Allah da onun günahını örtmüş ve affetmiş ise, Allàh'ın keremi affettiği şeyden dolayı ona dönüp ceza vermeye müsaade etmez." Tirmizî, İmân 11, (2628)

19 Resûlullah A.S.V. buyurdular ki: "Kadı üçtür: Biri cennetlik, ikisi cehennemliktir. Cennetlik olan, hakkı bilip öyle hükmedendir. Hakkı bilip hükmünde bile bile adaletsiz davranan cehennemliktir. Halka câhilâne hükümde bulunan da cehennemliktir. Ebu Dâvud, Akdiye 2, (3573) Resûlullah A.S.V. buyurdular ki: "Kim Müslümanların kadılık hizmetini talep edip elde etse, sonra adaleti zulmüne galebe çalsa cennete girer. Zulmü adaletine galebe çalsa, ateş onundur." Ebu Dâvud, Akdiye 2, (3575)

20 SÜNEN-İ EBU DAVUD’ta Hadis-i Şeriflerin tercüme ve şerhine göre: Şu kimselerin şahitliği kabul edilmez: 1. Amalar. 2. Anne ve babaların çocukları ve torunları lehine yapacakları şahitlikleri kabul edilmez. Çocukların da anne-babaları, dede nineleri lehine yapacakları şahitlikler kabul edilmez. 3. Bir kimseye zina iftirasında bulunan ve bu yüzden hadd cezasına çarptırılan kimseler. 4. Karı kocanın birbirleri lehine yaptıkları şahitlikler. 5. Ortaklıkları ile ilgili, ortağı lehine şahitlik yapan ortaklar. 6. Kendilerini kadınlara benzeterek adi işler yapanlar. 7. Hafif meşrep insanlar. 8. Alkolikler. 9. Hadd cezasını gerektiren günahlardan birini işleyenler. 10. Faiz yiyenler. 11. Kumar oynayanlar. 12. Giyiminde edebe riayet etmeyenler. 13. Geçmişe ve atalarına şovenler. Sünen-i Ebu Davud

21 Günümüzde adalet derken biz hep sosyal adaleti anlıyoruz. İçtimai adaletin gerçekleşmesi sağlam iman ve Müslümanlığın doğru yaşanmasına bağlıdır. Bu olursa devletin kanunlarla tepenize binmesine, dayatma ve baskı yapmasına gerek kalmadan siz yapılması gerekli şeyleri içinizden gelerek yaparsınız. Bir başka tabirle adil olursunuz. Adaletin alt yapısını kurmadan, insanları inanç değerlerine uyan durumuna getirmeden, kanuni zorlamalarla adaleti gerçekleştiremezsiniz. Kanunlar ancak arızi durumlarda gereklidir, o da caydırıcı olmak şartıyla.. herkul.org,

22 Akla gelebilir ki niçin gavurların memleketlerinde bu semavî tokat başlarına gelmiyor? Bu bîçare Müslümanlara iniyor? (Pakistan depremi gibi..) Unutulmasın ki, büyük hatalar ve cinayetler tehir ile büyük merkezlerde ve küçücük cinayetler ise hızlandırılarak küçük merkezlerde verildiği gibi.. Ehl-i küfrün cinayetlerinin büyük bir kısmı, Mahkeme-i Kübra-yı Haşre tehir edilerek ehl-i imanın hataları, kısmen bu dünyada cezası verilir. Bazen de insanların yaşayışları çok uygun olmadığından onlara karşı yapılan bir zulüm gayretullaha dokunmaz.. Bediüzzaman Said Nursi “Ondördüncü Söz 14. Sözün Zeyli” inden alınmıştır.

23 Hz. Peygamber {s.a.s) şöyle dedi.. "Bu ümmet, söylediğinde doğru söylediği, hükmettiğinde adaletle hükmettiği ve merhamet istendiğinde merhamet ettiği müddetçe, hayırlı olmaya devam eder.“ Adaletsizlik eden, adaletsizliğe uğrayandan daha mutsuzdur.

24 Bu alemde çoklukla görüyoruz ki: Zalim, kötü, gaddar insanlar gayet refah ve rahatla ve mazlum ve mütedeyyin adamlar gayet zahmet ve zillet ile ömür geçiriyorlar. Sonra ölüm gelir, ikisini de aynı muameleyi yapar. Eğer bu eşitlik nihayetsiz ise, bir nihayeti yoksa, zulüm görünür. Halbuki Allah’ın hikmeti ve adaleti bu zulmü hiçbir cihetle kabul etmeyeceğinden; bir başka toplanılacak yer gerektirir ki; birinci, cezasını; ikinci, mükâfatını görsün. Tâ şu intizamsız, perişan beşer, istidadına münasip ceza ve mükâfat görüp adalet-i mahzaya (tam adalete) sahip olabilsin.. Bediüzzaman Said Nursi “Yirmidokuzuncu Söz’den” alınmıştır.

25 "Her ne doğranan aşına, o çıkar karşına," Hiçte sevmediği tipsiz dilencinin sık sık evinin kapısını çalıp bir şeyler istemesinden oldukça rahatsız olan kadın, dilenciyle bir oyun oynamaya karar verir. Bir gün yine aynı dilenci kapısını çaldığında.. Dilenciye biraz beklemesini söyleyip mutfaktan bir ekmek alır ve ortasından yararak arasına peynir, zeytin yerleştirir. Ayrıca yediğinde fark edip korksun ve bir daha gelmesin diye, ekmeğin içine bir miktar haşarat ilacı koyar. Dışarıya çıkıp ekmeği dilenciye uzattığında, dilenci "Allah razı olsun." deyip ekmeği alır. Dilenci, şehrin girişindeki caminin avlusunda, biraz önce kendisine verilen ekmeği çıkarıp tam yiyeceği esnada elini yüzünü yıkamakta olan bir askerin kendisine baktığını görür. Dilenci, askerin bakışlarından onun aç olduğunu ve sanki "Biraz da bana ver." mânâsını çıkarmıştır. Gencin haline acıyan kadın ekmeğin hepsini askere buyur eder ve oradan uzaklaşır.%

26 Dilenci kadının verdiği ekmeği iştahla yiyen asker, çok geçmeden acıyla kıvranmaya başlar. Bir müddet sonra camiye gelen cemaat yerde kıvranan gencin kimin nesi olduğunu sorup öğrendikten sonra alıp evine götürürler. Evin hanımı, aylardır binbir ümitle terhisini beklediği, yeni terhis olmuş oğlunu perişan vaziyette karşısında görünce çırpınmaya, dövünmeye başlar. Biraz zaman geçip de sakinleşen kadın, oğluna ne olduğunu, niçin kıvrandığını sorup öğrenmeye çalışır. Delikanlı biraz önce, cami avlusunda bir dilenci kadının kendisine ekmek verdiğini, onu yedikten sonra bu hale geldiğini söyleyince.. Kadın dilenciye verdiği ekmeği düşünür ve başından aşağıya kaynar sular dökülür. "Ben ne yaptım?" diye dövünmeye başlar ama iş işten geçmiştir, Aslan gibi delikanlı oracıkta hayata gözlerini yumar. Hadiselerin İbretli Dili, s:96


"Rasulullah (S.A.V) buyurdular ki.. "Dikkatli olunuz hepiniz çobansınız ve hepiniz idareniz altındakilerden sorumludur. Halkın başında bulunan yönetici." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları