Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 BİLİŞSEL GELİŞİM VE YARDIMCI TEKNOLOJİLERDE BİLGİ İŞLEME MODELİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 BİLİŞSEL GELİŞİM VE YARDIMCI TEKNOLOJİLERDE BİLGİ İŞLEME MODELİ."— Sunum transkripti:

1 1 BİLİŞSEL GELİŞİM VE YARDIMCI TEKNOLOJİLERDE BİLGİ İŞLEME MODELİ

2 BİLGİ İŞLEME MODELİ Günümüzde kendisinden önceki modellerin eksikliklerini tamamlayarak öğrenmeyi en kapsamlı şekilde açıklayan öğrenme yaklaşımı bilgiyi işleme modelidir. Bu model bilgisayarın işleme şeklini insan zihninin işleme şekline benzetilerek oluşturulur. Buna göre, hem insanlar hem de bilgisayarlar 1- bilgiyi alırlar 2-depolarlar 3-geri getirirler ve bu bilgilere dayanarak karar verirler. 2

3 Bilgiyi işleme modeli şu sorulara yanıt verir; İnsan zihni bilgiyi nasıl kazanır ? Ne için bir takım bilgiler uzun süre hatırlanırken diğerleri unutulur? Daha fazla bilginin kazanılması ve hatırlanması için ne yapılmalıdır? 3

4 Bilgi işleme fonksiyonu yerine getirilirken kullandıkları süreç bakımından şöyle sınıflandırılabilirler; Bilgi depoları Bilişsel süreçler Yürütücü süreçler 4

5 Bilgi Depoları Bilgi depoları, bilginin tutulduğu ve bilgiyi işlemenin gerçekleştiği depolardır. Dış çevreden gelen uyarıcılar, bu depolarda bilgi formuna dönüştürülür, anlamlı yapılar halinde işlenir ve daha sonra kullanılmak üzere örgütlü bir yapıda depolanır. Üç ana bellek deposu vardır: Duyusal bellek Kısa süreli bellek Uzun süreli bellek Bilgi duyusal bellekten kısa süreli belleğe aktarıldıktan sonra artık duyusal belleğe geri dönmez. Oysa kısa süreli bellekle uzun süreli bellek arasın sürekli bilgi akışı vardır. Bellek, bilgiyi depolama, kodlama ve geri getirme sürecidir. 5

6 Duyu organları sürekli olarak çevreden gelen bir uyarıcı bombardımanına maruz kalırlar. Bireyler sürekli olarak çevrelerinden  görsel,  işitsel,  koku,  tat,  dokunma olarak karşılaştıkları uyarıcılardan etkilenirler ve onları alırlar. Duyu organları yoluyla alınan uyarıcılar bilişsel işleme sisteminin ilk öğesi olarak duyusal belleğe ulaşır. Duyusal bellek, Çevreden alınan bilginin işleme sistemine girmeden önce kısa bir süre tutulduğu bilgi deposudur. Herhangi bir nesneye baktıktan bir süre sonra, kafamızı döndürdüğümüzde o nesneleri çok kısa süre görmeye devam ederiz veya parmağımızı bir süre gözümüzün önünde tuttuktan sonra, hızlı çektiğimizde gölgesini bir süre hissederiz. Bunlar, bilgi işlenmeden önce duyusal kayıtta bir süre tutulmasının sonucu olarak meydana gelmektedir. 6

7 Duyusal belleğin çevresel uyarıcıları alma kapasitesi sınırsızdır. Duyu organlarının ulaşabildiği bütün uyarıları alabilir ve kısa süreli depolayabilir. Duyusal bellekte bilgi dış uyarıcıların tam bir kopyasıdır. Duyu organlarının aldığı şekilde depolar: görsel bilgi görsel şekilde, işitsel bilgi işitsel şekilde v.b bir süre içinde depolanır. Anlamlı hale getirilmek istenen bilgi işleme sistemi olan kısa süreli belleğe aktarılır. Bu aktarma işlevini sağlayan mekanizma dikkattir. Duyusal belleğe alınan bilgi kısa bir sürede işleme sistemine aktarılmaz ise kaybolur ve tekrar geri getirilemez. Bilginin depolama süresi alındığı duyu organına göre farklılık gösterir. Görsel bilgi yarım saniye ile 1 saniye, işitsel bilgi 2-4 saniye arasında tutulabilmektedir. Duyusal bellek, bilginin etkin bir biçimde işlenmesi için oldukça önemlidir. Eğer duyusal bellekte kısa süreli bir depolama gerçekleşmemiş olursa cümlenin sonuna gelindiğinde başındaki kelimeler unutulmuş olur. 7

8 YARDIMCI TEKNOLOJİ KULLANIMI İLE İLGİLİ DUYUSAL FONKSİYON  Görme fonksiyonu  İşitme fonksiyonu 8

9 Görme fonksiyonu Görme işlevi, özellikle bilgi erişim sistemleri ile ilgili yardımcı teknoloji sistemlerinin etkin kullanımı için önemlidir. Örneğin, akülü bir tekerlekli sandalye kullanmak için, görsel çevre taramasının bulunması gerekir ve keskinliği yeterli olmalıdır ve sandalye çevresindeki engelleri görüş alanı etkili ve verimli olmalıdır. Görme engelli Bireyler için, basılmış materyalleri okuma, bilgisayar ekranını görme zor ve imkansız olabilir ve yardımcı teknolojiler yardım için kullanılabilir. Bireyin temel engeli görsel olduğunda bu açıktır ki yardımcı teknolojiler bu alandaki ihtiyaçları karşılamalıdırlar. 9

10 Görme işlevi serebral palsli her çocuk popülasyonununda görme fonksiyonundaki çalışmalarda. çocukların %92 ‘sinde bir çok çeşit oküler motor fonksiyon bozukluğu, %40’ında önemli kırma kusurları, %56’sında şaşılık, %100’ünde akomodatif yetmezlik, %100’ünde düşük yönlü kavramlar, %78’inde görsel algı fonksiyon bozukluğu tespit etti.( Duckman (1979), ) Ağır engelli bireyler için değişik iletişim sistemlerini kullanmak zordur ama bir çok denemeden sonra kullanılabilmektedir. Bu sitemler göz bakışları ile istenen işlemi yapmaktadır. 10

11 Padula (1988), benzer bir durumu travmatik beyin hasarı için tanımlar. O, ekzotropya, akomodatif disfonksiyon,yakınsama sorunu,düşük blink oranı(dikkat seviyesi ile ilgili),mekansal disorien ve denge ve duruş zorlukları özellikleri, ile bir travma sonrası görme sendromunu açıklar. Genellikle bu sendromlu (çift görme) kişilerde, periferde bulunan nesne hareketi, görsel hafıza sorunları, eksik izleme yeteneği,kötü konsantrasyon ve dikkat eksikliği vardır. Ancak Padula prizma lens gözlüğün bu bireyler tarafından kullanıldığında, fonksiyonel yetenekte kayda değer bir gelişme olduğunu belirtir. Duckman (1979) tarafından, bu karakteristik ve semptomlar serebral palsi için tanımlanır. 11

12 Görme işlevi Ekran okuma makinası Ekran büyütücü (zoomtext) Yolda beyid Dijital Fare 12 Türkçe Konuşan Renk Tanıma Cihazı Türkçe Konuşan Metre Kabartma saatler Kitap okuma makinası Farview Kabartma ekran (braille)

13 ALTERNATİF İŞARETLEME ARAÇLARI Bu araçlar, vücutlarının bir bölümünün (ayak, baş, el, göz) hareketlerini kontrol edebilen kullanıcılar için geliştirilmiştir (Özürlü…,2000). 13 Diş hareketlerini ve çene kaslarını kullanarak, şakaklardaki kaslarının harekete geçirilmesiyle oluşan enerjinin elektrik sinyallerine dönüşerek özel bir cihaz vasıtası ile akülü tekerlekli sandalyemize kumanda etmemizi sağlayan bir sistemdir.

14 İŞİTSEL İŞLEV İşitsel işlevlerin çeşitli tipleri yardımcı teknoloji sisteminin kullanımı için önemlidir. işitme eşikleri,genlik ve duyulabilir ses frekansı içerir. Ses frekansı desibel (dB) ile ölçülür. Bu birim,kulak tarafından tespit edilerek duyulan en küçük ses basıncının logaritmasıdır (20 micropascal). 14

15 KISA SÜRELİ BELLEK Duyusal bellekten aktarılan sınırlı miktardaki bilgiyi kısa süreli depolama görevini üstlenmektedir. Bu olay dikkat ve algı tarafından gerçekleşmektedir. Duyusal belleğin tersine, kısa süreli bellek sınırlı miktarda bilgiyi alma kapasitesine sahiptir. Kısa süreli bellek kapasitesi 7 birim olarak kabul edilmiştir. Bu bellek kapasitesinin sınırları 7+2 veya 7-2 olarak değiştirilebilmektedir. 15

16 Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlarını artırmak için iki temel yol kullanılır. Gruplandırarak birimleri genişletme: Bilginin daha geniş birimler içinde örgütlenmesi bellek yükünü azalttığı için kısa süreli bellek daha fazla bilgiyi kullanabilmektedir. Örneğin 7 birim olan bir numarayı ( ) kısa süreli belleğe almakla, yine 7 birim ( ) gruplandırılmış numarayı almak aynı olmaktadır. İşleme sürecini kısaltma: duyusal bellekten gelen bir bilginin işleme sistemine girebilmesi için sistemin boş olması gerekir. Yani, daha önce alınan bilginin işlenerek depolanmak üzere uzun süreli belleğe gönderilmiş olması gerekir. Zihnin bir işlemle meşgul olması durumunda sunulan bir başka işlemi bilinçli olarak alması mümkün değildir. 16

17 Kısa süreli bellekte bilgiler çoğunlukla görsel olarak depolanır. Kodlama şekli bireyin özelliklerine ve durumuna göre farklılık gösterir. Örneğin, işitme engelli bireyler bilgiyi görsel biçimde depolarlar. Ayrıca, küçük çocuklar işitsel kodlamayı yetişkinlerden daha az kullanır. Bilginin kısa süreli bellekte tutulma süresi yaklaşık olarak saniyedir. Bu süre içinde bilgi işlenerek uzun süreli belleğe gönderilmezse unutulur ve unutulan bilgi geri getirilemez. Bu süreyi artırmanın yolu zihinsel tekrarlardır. Kısa süreli bellek bilgiyi işleme merkezi olarak kabul edilir. Kısa süreli bellek de işlenen bilgi uzun süreli belleğe gönderilir. 17

18 Kısa süreli bellek de, bilgi işleme ve depoya gönderme sürecinde iki temel form kullanılır 1. Bilgiyi duyusal bellekten aldığı şekliyle aynen işleme ve depolama (ezber) 2. uzun süreli bellek deki ilişkili bilgi ile bütünleştirilerek ilişkili şemaları içerisine depolama (anlamlandırma) Ezberleme yoluyla öğrenmede kullanılan temel bilişsel süreç tekrardır. Ezberlenen bilgi, depolanırken başka bir şema ile bağlantı kurulmadığı için hatırlama zorluğu yaşanır. Anlamlandırma uzun süreli bellekteki bilginin, yeni gelen bilgi ile Kısa süreli bellek de ilişkilendirme yoluyla yeni bilgiye anlam verilerek gerçekleştirilir. Anlamlı bilgi, ilişkili şemaların çağrışımı yoluyla geri getirileceği için, hatırlaması daha kolay olur. 18

19 Kısa süreli belleğin yardımcı teknolojilerde kullanımı Kısa süreli bellek çalışma belleği olarak da adlandırılır (Bailey,1989). İşlem süresi genellikle yaklaşık saniye kadardır ve bir görevi tamamlamak için gerekli bilgilerin geçici olarak depolanması için kullanırız. Bu bize yardımcı teknolojiler ile ilgili bir çok görevi gerçekleştirmek için izin verir. Kısa süreli bellek kapasitesi yaklaşık öğeleri görür, kısa süreli bellekte gerekli bilginin saklanması için bilgi miktarının kısıtlanması önemlidir. Eğer uzun süreli belleğe bilgiler aktarılmıyorsa ve tekrar yapılmıyorsa, İnsanlar yediden fazla öğeyi zorlukla hatırlarlar. Kısa süreli bellekte saklanan bilgiler iç ve dış kaynaklardan sağlanır. Örneğin, cümle okunduğunda harfler ile ilgili bilgi depolanarak ve kelimelerin bunlarla olan kombinasyonunu görsel girdi ile birlikte kullanılır. Kısa süreli bellekteki bilgiler genellikle kodlama tekniği ile saklanabilmektedir. Kod uzun süreli depolanan bilgileri kullanan bir form olabilir ya da bilginin orijinal halinden daha kolay hatırlanabileceği şekilde olabilir.bazı görsel bilgilerin işitsel biçimde görüntü yerine sesleri hatırlayarak saklandığına dair kanıtlar vardır. Sözlü dili kullanamayan bireylerde ve ya duymayan bireylerde etkisi vardır çünkü, doğuştan işitme kaybı nedeniyle ve onlar için yapılan yardımcı teknoloji tasarımında biz bunu dikkate almalıyız. Genel olarak kodlamaların kullanılmasına hem iç hem de dış verinin bu avantajı çok etkilidir. 19

20 UZUN SÜRELİ BELLEK Uzun süreli bellek, sürekli bellek deposu olarak kabul edilir. Kısa süreli bellekte işlenmiş olan bilgiler uzun süreli belleğe gönderilerek depolanır. Bir bilginin öğrenilmiş kabul edilmesi için mutlaka uzun süreli belleğe depolanmış olması gerekir. Çünkü uzun süreli belleğe girmeyen bilgiler tepki üretilmiş olsa dahi kısa sürede kaybolur. Örneğin, telefon rehberinde bir numaraya bakıldıktan sonra telefon tuşlarına basılarak arama sağlanır. Yani bilgi uzun süreli belleğe gönderilmeden doğrudan tepki üreticisine gönderilerek tepkide bulunulmuş olur. Ancak bu öğrenmenin gerçekleştiğini göstermez. Çünkü daha sonraki bir zaman diliminde aynı numara aranmak istendiğinde numara hatırlanmaz bilgi kaybolmuştur. Uzun süreli bellek bir kütüphaneye benzetilebilir. Bir bilgi birimi depolanırken, içinde bulunduğu ana şema ve ilişkili diğer bilgi birimlerle ne kadar iyi bağlantılar kurularak depolanırsa, hatırlama o kadar kolay ve etkili olur. Uzun süreli bellek kapasitesi sınırsız olarak kabul edilmektedir. Çok miktarda farklı bilgiyi kapsayabilir. Bir bilgi biriminin depolanabilmesi için bazı bilgilerin kaybolması ve yeni gelenlere yer açması gerekmez. Bilgi uzun süreli belleğe bir kez depolandıktan sonra artık kaybolmaz. Sadece geri getirilme zorluğu yaşanabilir. 20

21 Yardımcı teknoloji sistem tasarımcıları, hatırlama ve unutmayla ilgili çeşitli bellek süreçlerinin farkında olmaları gerek: (1) kodlama (2) depolama (3) geri çağırma. Yardımcı teknoloji sistemleri kullanımı ve bunlar her tasarımda önemli bir rol oynamaktadır. 21

22 Kimi kuramcılar Uzun süreli belleği üçe ayırmaktadır. 1. Anısal bellek: yaşantılarla ilgili bir bölümdür. Belirli bir zaman, yer ve olaylarla ilgilidir. Örneğin yemekte yedikleriniz, özel bir günde giydiğimiz giysi, yaptığımız gezi anısal bellektedir. Yaşamamızda başımızdan geçen tüm olaylar, şakalar, dedikodular anısal bellekte tutulur. Anısal belleği öz yaşamsal bellek olarak da adlandırılmaktadır. Örneğin, büyüklerimize evlilik törenlerini sorduğumuzda bize en ince ayrıntısına kadar anlatabileceklerdir. 22

23 Kimi kuramcılar Uzun süreli belleği üçe ayırmaktadır. 2. Anlamsal bellek: Uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, sorun çözme becerileri gibi bilgilerin yer aldığı bölümüdür. Görsel ve sözel kodlamanın karmaşık ağlar şeklinde bulunduğu anlamsal bellekte, görsel kodlamalar imgesel biçimde bulunur. İmgeler, olay yada bir objenin bir bilişsel resmidir. Anlamsal bellekte bilgi, önerme ağları ve şemalar şeklinde depolanır. Önerme ağı, bilgi birimleri setidir. Başka bir deyişle birbirine bağlı düşünceler, kavramlar, ilişkiler setidir. Örneğin, “Pluto en küçük gezegendir” tümcesi iki önerme içermektedir. 1- pluto bir gezegendir. 2- pluto gezegenlerin en küçüğüdür. Bilgilerin çoğu bu şekilde depolanır ve birey bir bilgi birimini anımsamak istediğinde, bilgi ilişkili olduğu diğer bilgi birimlerini uyararak, anlamlı bilgi bütün olarak hatırlanır. Önermeler anlam birliğinin küçük göstergeleri olması nedeniyle karmaşık durumlarda yetersizdirler. 23

24 Kimi kuramcılar Uzun süreli belleği üçe ayırmaktadır. 3. İşlemsel bellek: belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek bölümüdür. İşlemsel bellekte işlemlerin basamaklarının oluşması uzun zaman alır, ancak oluştuktan sonra hatırlanması çok kolaydır. Örneğin, yüzmenin öğrenilmesi çok zaman alır ancak öğrenildikten sonra unutulmaz. 24

25 Bilgilerin organize şeklinde saklanması kodlamadır ve saklanan bilgilere erişim önemlidir. Sistem tasarımcıları, Bilginin kişinin yaşamında hatırlanmasında veya görevlerin yayılışı ve ilişkilendirilmesi ile ilgili işlemlerde yardımcı olunabilir. Örneğin, hızlı arama ile, bir rakam bir telefon numarasının kodu olarak kullanılır, bu kolaylık sağlar, eğer bazı insanlar için telefon numaraları rakamla değil de bir harfle çevrilir. Annenin numarası M’de, kızkaardeşi Tammy’nin numarası T’de ve iş yeri numarası W harfi ile kodlanarak saklanır. Bu yöntem ile kodlama hatırlamaya yardımcı olur, çünkü depolanan numara ve kodlamalar arasında ilişki vardır. 25

26 Unutmanın nedeni, nasılı hakkında bir çok teori vardır. Sistemlerin tasarımı açısından bakıldığında, yardımcı teknoloji kullanımında bireysel eğitim ilişkisi özellikle önemlidir. Etkili en önemli faktörlerden biri, kişinin bilgiyi öğrendiği zaman ve kullandığı zaman arasında unutmamasıdır (Bailey,1989). Süreli etkileşim unutma sürecini tanımlamak için kullanılır. Bailey iki tür etkileşim tanımlamaktadır: 1. Proaktif ve 2. geriye dönük. 26

27 PROAKTİF ETKİLEŞİM Performans uyumlu kullanımla yeni malzeme engelini öğrenmeden önce bilginin edinilmesiyle oluşur. Genellikle etkileşim türü yardımcı teknoloji sistemlerinin kullanılmasıdır. Örneğin, Tom mekanik bir kol kullanımını öğrenmiş, sağa geçiş hareketi için itmesi gerekir ve yemek için kaşığı ağzına götürmesi gerekir. Kaşıklama hareketi, geçiş eylem gerçekleştirildiğinde otomatikleşir. Tom’un motor kontrolünü sağladığı yeni bir besleyici sunulmuştur, çünkü ikinci geçiş yemek kaşığının yükseltilmesi, nerede durulacağını tespit etmek ve yeniden başlama hareketlerinin tekrarının sürekli olmasıdır. Bu yemeği daha verimli hale getirir, eğer yemek kaşıktan dökülürse yiyeceği tekrar almayı denemeden önce, bütün bir döngünün geçmesi gerekmektedir. Tom proaktif etkileşimi gerçekleştirmek için sadece bir kez ikinci geçişi gerçekleştirmesi gerekmektedir, yiyecek ağza ulaşana kadar geçiş etkinleştirmelerinin yerine daha önceden öğrenilen bir stratejiydi. Hatta Tom yeni stratejiye adapte olabilir o yorgun ve stresli olsa bile eski stratejisine geri döner. 27

28 Geriye dönük Geriye dönük girişimler, bir kişi görev A yı öğrendikten sonra görev B öğrenilir ve nihayet performans görevi A nın yapılmasının istenmesiyle oluşur. Anın nasıl yapıldığı unutulabilir çünkü B üzerinde yoğunlaşılır. Bu durum, yardımcı teknoloji sistemlerini kullanması için birden fazla işlev veya görevler için bir kişi eğitildiğinde oluşabilir. Yeterince pratik yapılırsa ve B görevinin tanıtmadan önce A görevi için yeterince kullanım süresi verilirse bu durum önlenir. Örneğin, varsayalım görme bozukluğu olan bir kişiye ekran okuyucuyu kullanmak için eğitim veriliyor. Bu cihaz görsel çıktının yerine konuşma çıktısı sağlar. Klavye (işlem A) ok tuşlarını kullanarak nasıl metinleri tarayacağı kişi tarafından öğrenildi. Şimdi yeni işlem (işlem B) bir dosyayı kaydetmek ve onu geri çağırmak.eğer geriye dönük etkileşimi sağlarsak A işlemine geri dönüldüğünde bu görevin detayları ve ya nasıl yapıldığı unutulmuş olabilir. 28

29 Hatırlama ve tanıma bizim için önemlidir. Bilgi hatırlama işlemi sistemin hiçbir yardımı olmadan sadece kişinin yeteneklerine dayanır. Tanıma kişinin uygun tespitini gerektirir veya sunulan bir listeden cihaz tarafında öğe seçilmesidir. Tek tip ara yüze komut satırı ara yüzü (CLI) denir. sadece bilgisayar ekranında “istemi” gösterir ve dosyanın adı veya çalıştırılacak program gibi bilgiler yazılmalıdır. İkinci tip arabirim grafik kullanıcı arayüzü (GUI) olarak adlandırılır. Bu yaklaşımda kullanıcı ekrandaki bir dizi simgeye imleci hareket ettirerek ulaşmayı veya bir düğmeye basarak ulaşmayı sunmaktadır. Daha sonra bu, kullanıcının istenen öğeyi işaretlemesi ve butona basmasıyla bir öğe listesi üretir. CLI yaklaşımı hatırlamaya bağlıdır ve GUI tanımada kullanılır. Çünkü tanımak hatırlamadan kolaydır, mümkün olduğunca buna yardımcı teknoloji sistemleri tasarımı dahil edilmelidir. 29

30 Bireyin bellek sorunları varsa, yardımcı teknoloji sistemleri tasarımında bize yol göstermek için gereklidir. Batt ve Lounsbury ‘in bir vaka çalışması mevcut, onlar bir serebral vasküler olay (SVO) sonucu bellek kusuru geçirmiş kişilerin bireysel bilgisayar kullanım gelişimini tanımlar (CVA). Kendisi ve eşinin televizyon izlemekten başka ilgilendiği her hangi bir etkinlikleri yoktu ve onlar yazmak ve yazışmak için kişisel bilgisayar kullanmak istediler. Bu etkinlikler sınırlıdır, çünkü onlar sözlü komutları hatırlayamıyorlardı ve onun bilişsel açıkları onun bilgisayarı manuel kullanmasını engelledi. Sekiz seçenekli bir menü yaklaşım özelliği olan Kelime işlemci program kullanmak istedi kafası karışmıştı çünkü belleği engelliydi. Renk kodlu basit bir akış şeması karmaşık listeleri kolaylaştırmak için seçeneklerden aşağı doğru yönetilebilir formlar tasarlanmıştır (şekil 3-7). Bu tablo onun önceki seçimleri hatırlamak zorunda olan ya da bir sonraki seçim için birden fazla seçeneği olmayan seçimler yoluyla kullanıcıya ilerlemek için izin verir. Akış şemasını ve bir eğitim yazılımı kullanarak kullanıcı kendi hafızasındakileri ve harfleri yazmayı başardı. Hafızasındakileri yazmaya onun özrünü duygusal olarak kabul etmesi yardım etti ve bu özgüven artışını sağladı ve bellek ve bilgi işleme bölümünde gelişme oldu. 30

31 31 BAŞLA tv veya bilgisayarı aç Disk sürücüsünü aç Disk etiketini ekle DOS çalıştır ENTER bas ANA MENÜ metini yükle “A” bas Yaz 2 bas +enter bas Enter (kursörü bir alt satıra indir) Spacebar : kursörü spacebarla hareket ettir. Yazman bittiğinde break tuşuna basılı tutun “A” karakterini sil A kelimesini sil Kelime ve ya harf ekle Şekil 3-7 bir kelime işlemci program kullanımında bellek kusuru olan bir kişiye yardımcı olmak için kullanılan bir akış şeması.

32 YARDIMCI TEKNOLOJİ SİSTEM KULLANICILARI İÇİN BİLGİ İŞLEME MODELİ Mühendis ve psikologlar, insan–makine etkileşiminin, insan bileşeninin tanımı ile ilgili modeli geliştirdiler (Bailey,1989). Bu model yardımcı teknoloji sistemlerinin insan operatörlerini tanımlamak için kullanılır. 32 HAFIZ A ALGILAYICILAR ALGILAMABİLİŞPSİKOSOSYALMOTOR KONTROL EFEKTÖR MERKEZİ İŞLEME ŞEKİL 3-1 yardımcı teknolojilerde insan operatörünün bilgi işleme modeli. Her blok teknoloji kullanımı ile ilgili bir grubu temsil eder. Birlikte ele alındığında, bu bileşenler insanın içsel etkinleştiricilerini temsil eder.

33 Bailey (1989) kullanıcı tarafından bilinmesi gereken sistem tasarımındaki üç maddeyi şu şekilde sıralamaktadır. 1. Ne yapılabilir (yetenekler) 2. Ne yapılamaz (sınırlar) 3. Ne yapılacak (motivasyon). 33

34 Yardımcı teknoloji sistemlerinin kullanımı kabul edildiği zaman, işitsel, dokunsal, proprioseptif(eklemlerin boşluktaki pozisyonunu, konumunu, hareketini algılama duyusudur), kinestetik görsel duyusal vestibüler (kulakta dengeyi sağlayan sıvı dolu bölüm) sistemler önemli rol oynar. Bu sistemlerin her biri tarafından üretilen duyusal veriler Yardımcı teknolojilerinin başarılı bir şekilde kullanımı için önemlidir. Bazı yardımcı teknolojiler özellikle duyu kaybına hitap eder. Örneğin,okuma ve mobiliti sistemleri görme engelli ve işitme engelli bireyler için duyuşsal engeller gibi özel kayıpları telafi etmek için tasarlanmıştır 34

35 Efektör insan vücuduna hareket ya da motor çıktısı sağlayan kas, sinir ve iskelet sistemini tanımlamak için kullanılır Efektörlerin hareketinin sonucuna motor çıktılar elde edilir. Duyusal girdilere yanıt vermek ve merkezi işlemin kontrolü altındaki hareketlere izin vermek için çalışırlar. 35

36 Efektörler, yardımcı teknoloji sistemlerini kontrol etmek için kullanılan motor çıktıları sağlarlar. Sıklıkla, yardımcı teknoloji sistemleri, el hareketleri tarafından kontrol edilirler. Örnek olarak, akülü tekerlekli sandalyeler, genellikle, el hareketleri tarafından yerleştirilmiş bir joistik kontrolü ile aktif hale gelirler ve bilgisayarlar ile anlam üreten iletişim sistemleri klavye kullanımı için el ve parmak hareketlerinden yararlanırlar. 36

37 Duyular ve efektörler arasındaki aracılar, algının merkezi işlem görevleri ve sinir-kas kontrolü(motor planlamayı içerir) psikolojik faktörlerdir. 37

38 Biliş (Cognition) dikkat hafızası, problem çözme, karar verme, öğrenme, dil, ve diğer alakalı görevleri adlandırmak için kullanırız. Örnek olarak akülü bir tekerlekli sandalye kullanımı, çeşitli bilişsel fonksiyonlar gerektirir. İnsan operatörü çevreyi görsel olarak taramalıdır, duyusal verileri işlemeli, istenilen hareketin yönüne karar vermeli, istenilen yöne doğru tekerlekli sandalyeyi hareket ettiren ilgili efektörü aktif hale getirmelidir. Hareket eder etmez,kullanıcı engelleri ve tehlikeleri önlemek için çevreye dikkat etmeli ve hızı ve yönü ile ilgili, anlık kararlar vermelidir. Kullanıcı hatadan kurtarmak ve zor bir alanı görüşmek için problem çözme girişiminde bulunma gereksinimi hissedebilir. Bu örnekte yer alan bilişsel süreç; dikkat, karar verme, problem çözme, dil(örnek:sağ-sol,ileri-geri gibi mekansal kavramlar) ve belleği içerir. Bu yetenekler olmaksızın akülü bir tekerlekli sandalyeyi etkin bir şekilde kontrol etmek zor olacaktır. 38

39 Motor kontrol Motor kontrol alıcının algısal birleşmesinin ve efektör tarafından çalıştırılan bir motor modelinin içindeki bilişsel bileşenlerin sonucudur. Bu işlem, geri besleme ve ileri beslemeli kontrollerin bir çok derecesini içerir ve ilgili kusursuz mekanizmalar yönelik bir çok güncel teoriler vardır(Burgess örneğinde görülmektedir,1989). Motor kontrol teriminin kullanımına, efektör regülasyonunun merkezi işlem bileşenlerinde başvururuz. Bu bileşenler beyin ve ya omurilikte olabilir ve düzgün kusursuz hareketler, algılayıcılar,diğer merkezi sinir sistemi (CNS)bileşenleri (örneğin,algılama,karar verme) ve geri bildirim efektörlerinden bilgi entegrasyonu yolu ile gerçekleşmektedir. 39

40 Motor planlama, işlemi(süreci); bir amaçlı görevi yapmak için uygun hareketi çalıştırması için tanımlamada kullanılır(Warren,1991). Bu merkezi işlem etkinliği en üst düzey motor kontrol gerektirir. Örneğin, yazma,yeme, el aracı kullanma davranışları ve motor planlamasının başarılı bir şekilde tamamlanması için gerekli yazımlar. 40

41 Motor öğrenmeler, görevleri tekrarladıkça gerçekleşir ve çok fazla görevler pratiklerle otomatikleşir (görev içindeki bireysel adımın farkında değiliz). Böylece motor çıktısı duyusal veri toplama(iç ve dış algılayıcılardan), bu verilerin yorumlanması ve entegrasyonu (algılama), hareketlerin bilinçli planlanması(zorunlu değil), bu plana cevap veren ve alınan verilerle tutarlı bir hareket modeli gelişimi (motor kontrol), hareketleri uygulamayı (efektör) içerir. 41

42 Psikososyal işlev Psikososyal işlev, kimlik, kendine güven ve motivasyondan oluşur. sakatlık, teknolojinin kişi için etkisinin ne kadar olacağı ve bir kişinin teknolojiye yaklaşımının kabulü gibi faktörlerle ilişkilidir. Özürlü bir kişi yardımcı teknolojilerle nasıl etkileşim kurar ve bunları kullanarak ne kadar başarılı olabileceği kendi benliği ve kendi güveni gibi kavramları tanımlamak için kullanılır. Yardımcı teknoloji kullanımda beceri geliştirmek için bireysel çalışmanın ne kadar olacağı ve onların başarılı kullanılma derecesi motivasyonu büyük ölçüde etkiler. Travma, hastalık yada doğuştan gelen bir durum sonucunda bu alanların her hangi birinde işlevsel sınırlılıkları oluşabilir. yardımcı sistemlerinin tasarlanmasının, duyusal işlevin; merkezi işlem,motor kontrol ve çıkış alanlarında engelli kişinin yeteneklerini belirlemek amacı için, değerlendirme önemli bir hedeftir. 42

43 Algı, duyulardan gelen verilere anlam atama ve yorumlamadır, geçmiş duyusal tecrübeler temeline dayanan hafızada depolanan bilgi ve duyusal verilerden türetilmiş bilgi arasındaki etkileşimi içerir (Bailey,1989). Dun’ın(1991) belirttiği gibi, duyusal ve algısal fonksiyonlar, çevreyle etkileşim vasıtasıyla mekanik işleyişler sağlarlar. Bu, çevreyle ve bizim onunla etkileşimimizin anlamsal resmini sağlayan duyusal sistemimizden gelen bilgilerin yorumlanması ve kombinasyonudur. 43

44 Algı Algının incelenmesi, bellek, düşünme gibi bilişsel süreçler üzerine yapılan incelemelerle yakından ilgilidir. Uzaklık algısı Hareket algısı Bütünlük algısı Algıda seçicilik Şekil – zemin ilişkisi 44

45 Uzaklık algısı Zamanla görsel bir uyaranın, gözleyen kişiye uzaklığıyla orantılı bazı özellikleri de olduğu bulundu. 45

46 Hareket algısı Çevreden kaynaklıdır. Bir nesne hareket ettikçe hareketsiz bir zeminin bazı kısımlarını ard arda kapatıp açıkta bıraktığından bu nesneyi hareket halinde görürüz (Gibson 1968). Ayrıca hareket halindeki nesnelerin uzayda değişiyor olarak görürüz; nesnenin bir kısmı görüşümüzden kaybolurken yeni kısımlarını görürüz. 46

47 Bütün halinde algı XX. yy.’ın başında Almanya’da gelişen bir psikoloji okulu olan Gestalt Psikolojisinin savunucuları, uyaranların organizasyonunu algının gerçekleşmesinde önemli bir kuramsal değeri olduğunu farketmişlerdir. En meşhur ilkeleri “Bütün, kendini oluşturan parçaların toplamından farklıdır” olmuştur. Algı organizasyonu arasında şekil ve zemin değişmezliğiyle ilişkili olarak verilecek örnek şöyledir. Ayın doğduğu gecede ufka yakın olduğu sürede daha büyük fakat gökyüzüne yükselmiş durumdayken daha küçük görülmesidir (Coren ve Arks 1990). Bunlara ek olarak renk ve yer ayrıca şekil değişmezliği algı fenomenini açıklayan temel yasalar olmuştur. 47

48 Algıda seçicilik Dikkatimizi bir nesneye veya olaya yönelterek sadece onunla ilgili uyarıcıları algılamamıza algıda seçicilik denir. 48

49 Algıda seçiciliği etkileyen faktörler Dış faktöreler 1. Uyarıcının büyüklüğü 2. Uyarıcıların kuvvetliliği 3. Tekrar 4. Değişiklik 5. Hareket 6. Zıtlık İç faktörler 1. İlgi 2. Meslek 3. Güdü ve ihtiyaçlar 4. Beklenti 5. Tutum 6. Geçmiş yaşantı 49

50 DIŞ FAKTÖRLER 1. Uyarıcının büyüklüğü : Normalden daha büyük olan uyarıcılar daha önce algılanır. Örnek : Bir gazetede büyük puntolarla yazı-lan yazı diğerlerinden önce algılanır. 2. Uyarıcıların kuvvetliliği : Şiddetli uyarıcıların diğerlerine göre daha önce algılanmasıdır. Örnek : Kuvvetli bir patlama daha çok dikkati çeker. 3. Tekrar : Tekrar eden uyarıcıların diğerlerinden önce algılanmasıdır. 4. Değişiklik : Aynı özellikteki uyarıcılar için-deki farklı uyarıcı daha önce algılanır. 5. Hareket : Hareket eden uyarıcılar, sabit olanlara göre daha önce algılanır. 6. Zıtlık (kontrast) : Aynı ortamda birbirine zıt olan uyarıcılar algıda seçiciliğe neden olur. Örnek: Kendi aralarında konuşan kişilerden tartışan kişilerin dikkati çekmesi. 50

51 İÇ FAKTÖRLER İlgi: Bireyler ilgi duydukları alanlara ilişkin uyarıcıları öncelikle algılama eğilimindedir. Örnek : Haberleri izleyen bir öğrencinin üniversite sınavlarıyla ilgili haberleri daha dikkatli bir şekilde dinlemesi. b. Meslek: Kişilerin meslekleri algıda seçiciliğe neden olur. Örnek: Sosyoloğun bireyin toplum içindeki davranışlarına diğer kişilerden daha çok dikkat etmesi. c. Güdü ve ihtiyaçlar: Kişilerin güdü ve ihtiyaçları algıda seçiciliğe neden olur. Örnek: Acıkan birisinin caddeden geçerken lokantadaki yemeklere dikkat etmesi. d. Beklenti: Kişinin beklentileri algıda seçiciliğe neden olur. Örnek: Üniversite sınavının sonucunu bekleyen öğrencinin gelen mektuplara herkesten çok önce bakması. e. Tutum: Kişinin tutumları algıda seçiciliğe neden olabilir. Örnek: Belirli markadaki elbiselerden hoşlanan bireylerin o elbiseleri öncelikle algılaması. f. Geçmiş yaşantı: Deneyim ve tecrübelerin birey hayatında bıraktığı olumlu ya da olumsuz etkiler algıda seçiciliğin gerçekleşmesinde etkili olabilmektedir. Örnek : Daha önceleri trafik kazası geçirdiği bölgeden geçen bireyin bu bölgeyi her seferinde algılaması gibi. 51

52 Şekil-zemin ilişkisi: Bütün algılamalarda bir şekil ve zemin vardır. Şekil- zemin ilişkisi bütün duyu organlarını kapsar. Herhangi bir zamanda çevremizdeki uyaranlardan, dikkat ettiğimiz ve gruplandırdığımız uyaranları şekil ve bunun dışında kalanları da zemin olarak algılıyoruz. Görsel alanda şekil bize daha yakındır ve bir nesne izlenimini verir, bir biçimi vardır, zemin ise tanımlanması zor bir madde izlenimi taşır. Şekil ve zeminin birbiriyle yer değiştirdiği algılamalarımız vardır. Bir biçimi önce şekil olarak görürken, biraz sonra zemin olarak görebiliriz. Ancak bir biçimi, aynı anda hem şekil hem de zemin olarak göremeyiz. Şekil-zemin algılaması doğuştan gelen bir özelliktir. 52

53 ALGILAMA BİÇİMLERİ Görme algısı İşitme algısı Dokunma algısı Tat koku algısı Uzay algısı Zaman algısı 53

54 Görme Algısı Bir saate baktığımızda onun parçalarını görmeyiz, onu bir bütün olarak algılar, bir zaman dilimi olarak tanırız. Algılama karışık ve karmaşık bir olaydır. Kısacası, bireyin bir olayı neden o biçimde algıladığını etkileyen birbiriyle ilişkili bir çok olaylar ve nedenler vardır. Bir resme baktığımızda gözlerimiz sabit durmaz. Bir tarama işlemi yapar. Göz belirli bir süre hareketsiz kalır. Sonra başka yere sıçrar. Algılama gözün hareket ettiği sürede değil durakladığı dönemlerde meydana gelir. Duraklamaların, dikkat çekici alanlara yönelir. Algılamanın, bu duraklama sırasında yapılan kayıtların bütünü olduğu anlaşılmaktadır. 54

55 İşitme Algısı Bir saz topluluğundan gelen sesi, ayrı ayrı müzik aletlerinden çıkan sesler gibi değil, ahenkli ve bütün bir ses olarak kavrarız. Bunun yanında kalabalık bir ortamda iken, işitmek istemediğimiz sesleri eleyip, duymak istediğimiz sesleri algıladığımız olur. Bunun nedeni, müziği toplu olarak, gürültüyü ayırt ederek algılama isteğimizdir. 55

56 Dokunma Algısı Dokunduğumuz eşyanın biçimi, yüzey durumundaki özellikleri bize eşya ile ilgili bilgiler verir. Bu bilgileri birleştirerek eşyayı algılarız. Örneğin, pürüzlü ve dört köşe, pürüzsüz ve yuvarlak özellikler taşıyan bir eşyanın biçimlenmesinde, görme ve dokunma birbirine yardım eder. 56

57 Tat ve Koku Algıları Bir çikolatalı pastanın tadına baktığımızda, içindeki besin maddelerini ayrı ayrı değil de bir çikolatalı pasta tadı olarak algılarız. Hoşa giden bir yemek kokusunun algılanmasında, bu kokunun hangi yemeğe ait oluşunu bilmemizde, sebzenin, salçanın, soğanın ve diğer yemek malzemelerinin meydana getirdiği bir bütünlük vardır. 57

58 Uzay Algısı Çevremizdeki eşya ve uyarıcıları kendimize göre örgütler, onları bir "yön" içinde algılarız. Duyu organlarımız uyarıcıların kendimize göre hangi yönden geldiğini anlamamıza yardımcı olur. Eşyalarını bir boşluk içindeki yerini belirtmeye "yerleştirme" denir ve bu faaliyet çeşitli duyu organlarının ortaklaşa çalışmasıyla meydana gelir. Uzay duygusu, önce görmede sonra dokunmada en son da işitme duyumlarında vardır. Demek ki uzay algısının meydana gelmesinde tüm duyu organlarımızın rolü büyüktür. Uzay algılarımız izafiyet noktaları yardımıyla kolaylaşır. Uzaklıkların anlaşılmasında izafiyet noktaları yardımcı olur. Örneğin elimizde ölçecek bir alet bulunmasa bile ne kadar, kaç kilometre yol yürüdüğümüzü böyle belirli noktalara göre ayarlayabiliriz. 58

59 Zaman Algısı Uzaydaki eşya ve olayların algılanması belirli bir sürenin geçmesini gerektirir. Uzayda meydana gelen her şeyi süre ifadesi olan "zaman"la göstermeye çalışırız. Örneğin sınav olurken, kitap okurken, film seyrederken, gece-gündüzlerin art arda gelmesinden zamanın geçtiğini anlarız. 59

60 YARDIMCI TEKNOLOJİNİN KULLANIMIYLA İLGİLİ ALGISAL FONKSİYON Tüm duyu sistemleri hem fiziksel hem de algısal eşiklere sahiptirler. Girdileri minimal düzeyde tanımlamak için eşik kavramını duyusal sistemdeki çıktıların sonucu olarak kullanırız. Örneğin, işitme sisteminde girdi bilgileri genlik ve frekans kavramlarıyla tanımlanır. Bunlar duyusal fonksiyon ile ilişkili eşikler bakımından tanımlanan terimlerin fiziksel parametreleridir. İşitsel algı eşikleri ses şiddeti (genlikle ilgili) ve pitch (frekansla ilgili) olarak tanımlanmıştır. algılanan ses yüksekliği ve pitch kişiden kişiye farklıdır ve algılanan ses yüksekliği ve pitch tipik algısal eşikleridir genellikle psikofiziksel parametreler olarak adlandırılır. Sese duyarlılık kişiden kişiye değişir ve biri (gençler rock müzik dinlerler) için kabul edilebilir bir ses yüksekliği başka birisini (gencin babası ) rahatsız edebilir. 60

61 BİLİŞSEL GELİŞİMİN YARDIMCI TEKNOLOJİLERE ETKİSİ CNS’nin fiziksel gelişimiyle oluşan değişikliklere büyüme denir. Oluşan değişikliklere başvurmak için öğrenme terimi kullanılır. Çünkü çevresel etkilerle temasta bulunulur. Öğrenme ve büyümenin her ikisinin işlevlerine gelişim denir. 61

62 Tablo da gösterilen dört temel aşama, yardımcı teknolojilerin uygulanmasında özürlü çocukların problemleri çözmesi için yararlı bir çerçeve oluşturmasını sağlar. TABLO 3-1Piaget’in Gelişim Dönemleri DönemYaş aralığıBaşlıkÖzellikleri I0-2Duyusal motor Dış dünyayı keşfetmede duyularını ve motor becerilerini kullanır. II2-7İşlem öncesi Çocuk sembolleri ve resimleri kullanır, III7-11Somut işlemler Mantıklı düşünmeye başlar, IV11 –yetişkinSoyut işlemlerDüşünme sistemlerinin kapasiteleri gelişir ve soyut problemleri çözer 62

63 Goldenberg (1979) motor yeteneklerinde ciddi sınırlılıkları olan çocukların durumunda gözlemsel öğrenme fikrini uygular. İki varsayımsal hipotezin önermesi: (1) sadece göz hareketi ile motor tepkisi olan bir çocuk (2) sadece kaş yükselterek motor tepki gösteren bir çocuk. İlk çocuk bir resmi retina üzerine düşürmek için göz hareketleriyle çevresini takip edebilir. Bu motor etkinliği etkileşimde öncü olur veya olmaz, çocuğun çevresindeki birisinin göz hareketlerini anlamlı bir şekilde yorumlamasına bağlıdır ve iletişim için bu temel olarak kullanılır. İkinci durumda, çocuğun eylemi, çocuk için çevreyi işlemez, ama yine diğer insanlar tarafından kendi yorumlarıyla çevresiyle etkileşimini sağlar. Diğer durumlarda, yardımcı cihaz temini o çocuğun motor eylemlerini geliştirmesinin sağlanması için duyarlıdır. Ancak, diğer bir durumun ehemmiyeti, gözlemsel öğrenme gelişmeyi meydana getirmez. 63

64 GELİŞİMSEL YETERSİZLİK VE BİLİŞSEL AÇIKLAR Doğuştan veya beklenmedik bilişsel bozukluklara sahip bireyler dikkat güçlüğü, hafıza, problem çözme, dil diğer alanlarda zorluklara sahiptirler. Bu bireyler için yardımcı teknoloji sistemleri tasarlandığında, bu bilişsel taleplere kişinin cihazı kullanım yerleri ve öğrenme dahil ve toplam sistem içindeki operasyonel yardımcılara dikkat etmek önemlidir. Örneğin, Öğrenme özürü olan kişilerin bilgi sunumunun alternatif modlarından yararlanabilir. Genellikle işitsel bilgiler görsel bilgilerden daha kolay asimile olur. 64

65 Dil Bir dil rastgele semboller sistemi değildir, konuşmacı ve dinleyici tarafından bir dizi kuralın organize edilmesiyle oluşturulmuştur. Semboller kümesi bilindik alfabetik yazılı dil olabilir (geleneksel yazım) ve ya bu anlam taşıyan bir dizi pictographic semboller (hiyeroglif veya diğer özel semboller gibi) veya el hareketleri (işaret dili) ve mimikler olabilir. Konuşma dili sözlü ifadedir. 65

66 Morfoloji, dilin anlamlı en küçük birimlerini eklerle düzenleyen kurallarına denir. Serbest tek başına ekler tam kelimelerdir (run); bağlı ekler (ing) tam bir sözcük oluşturmak için sırayla başka eklerle birleştiril olmalıdır. Kelimelere sesler veya seslerin serileri eklemlenirler dil ve semboller iletişim birimi olarak kullanıldığında anlamları vardır. Sözdizimi anlamalı sözleri oluşturmak için kelimeleri belli kurallara göre düzenlemektir. konuşma ve dili yazma için kurallar kümesi olan dilbilgisinde Birlikte ele alınan sözdizimi ve morfolojidir. Çeşitli dilbilgisi kuralları dil kullanımını tanımlamak için dilbilimciler (Miller,1981) tarafından kullanılır ve tasarımcı tarafından anlam üreten iletişim sistemlerinin iletişim yeteneklerini geliştirmek için kullanılır. Semantik(anlambilim), kelime ve diğer anlamlar arsındaki ilişki olarak tanımlanır. Bir kelimenin tanımlanmasıdır. Bir dilin sözlüğü o dildeki tüm kelimelerin bir listesidir. Anlambilim kelimelerin anlamı olarak tanımlanır. Her dildeki bir kelimeye karşılık yaklaşık 100 kavram vardır (Miller,1981). Kelimeler ve kelimelerin karmaşık anlamları arasındaki ilişkidir. Örneğin, altın kelimesi renk, metal,servet anlamına gelmektedir. Bu esneklik doğal dilde gerçekleşir(bilgisayar dili, müzik ). hassas tanımlar olmaksızın hiçbir şey hakkında konuşamayız. Edimbilim, dil ve dil kullanıcıları arasındaki ilişkidir. Edimbilim kurallarının anlaşılması, bir dilin kullanımının toplumsal geleneklerini gözlemleyerek mümkün olur. Bir kişinin kaç kelime bildiği çok öneli değildir başkaları da aynı şeyi bilmiyorsa fikirlerini aktaramazlar. Dilin bu kullanımı etkili iletişim için esastır, ama kuralları da çok kolay değildir. Bir kişi ilk defa bir kelime üreten bir iletişim sistemi edindiğinde, bu özellik önemlidir. Kişi etkili bir şekilde dilin nasıl kullanıldığını anlamayabilir ve kapsamlı eğitimde sadece yeterli stratejileri geliştirmek için kullanmak gerekebilir. Yardımcı teknoloji sistemleri uygulamasında mühim olan hem pragmatik hemde semantiktir. Barnes (1991) bir güçlü tekerlekli sandalye sürmek için gerekli dil açıklamaları için motorik dili kullanılır. Kelimeler iki kategoride açıklanır: bu durum tekerlekli sandalye kullanımı için geçerlidir: ilişkisel ve maddi. İlişkisel kelimeler kavramları ifade eder; içinde, üstünde,arasında, altında veya üzerinde; bağımsız kelimeler isimlerin em uygun şekilde kullanılmasını ifade eder filer ve sıfatlar gibi. İlginçtir ki, Barnes ve arkadaşları bağımsız kelimelerin güçlü hareketlilikten daha başarılı olduğunu buldular. Çünkü hareketlilik, mekansal kavramların kullanımını gerektirir, ilişkisel kavramlar daha önemli olması beklenmektedir. Ancak, ilişkisel kavramlar genellikle daha karmaşıktır ve anlamak zordur bundan dolayı sonradan gelişebilir. 66

67 DİL Dil beş unsurdan oluşur: (1) fonoloji (sesbilim), (2)morfoloji, (3) sözdizimi, (4)anlam bilim, (5) edim bilimdir. 67

68 Dil gelişimi Dil gelişimi çocukluk yaşamının çok erken dönemlerinde başlar. 1 ve 2 aylık bebekler konuşmayı ve konuşmamayı ayırt edebilirler ve iletişimde ilgiye içsel bir yatkınlık vardır (Milleri1981). Genellikle dil kullanım becerisinin öncelikle uygulama yoluyla geliştirildiğine inanılmaktadır. Çocukların konuşması mümkün değildir çünkü dil gelişimi hala eksiktir. İlk kelimeler göz bakışlarının yönü gibi jest çeşitleridir. Göz bakışlarının yönü nesne yönünde kol hareketlerine yol açar ve bu nesne ona verilinceye kadar devam eder,o nesneyi değiştirebilir. İstenen dilsel işlevler ve sözlü dil tarafından daha sonra oluşturulan jestlerin bu yaşta yapıldığı iddia edilir. Tablo 3-4 gösterilen listelerde erken dil gelişimindeki önemli aşamalar vardır (Chapman,1981;Santrock,1997). 68 TABLO 3-4Dilin erken gelişimi Yaklaşık yaş(ay)Dil kullanımı 8-10İletişim niyeti ile jestler kullanılır 3-6Bebek sesleri (agu) 9-15İletişim için sözleri ifade eder 16-22Söylem işlevi ile sözleri ifade eder 24+Sembolik işlevler ile sözleri ifade eder

69 PROBLEM ÇÖZÜMÜ VE Problem çözme yardımcı teknoloji kullanım görüşlerinde önemlidir. Bailey (1989) problem çözmeyi, “mevcut fikirlerin birleşimi ile yeni fikir kombinasyonunun oluşturulması olarak ”tanımlar. Problem çözme,yeni bir durumda doğru bir çözümün keşfidir. Önerimiz ve yardımcı teknoloji sistemlerinin tasarımında potansiyel kullanıcının becerilerini dikkate almak gerekir. İyi düşünülmüş ve iyi icra edilmiş eğitim programları problem çözme ve kullanıcının karar verme yeteneklerinin her ikisinin gelişimini kolaylaştırır. Geçmiş olaylarda problem çözme ve karar vermenin her ikisi hafıza becerileri üzerinde bir bağımlılık anlamına gelir 69

70 Problem çözme adımları (1) problemi kabul etme (2) problemi tanımlama (3) hedefleri belirleme (4) strateji seçimi (5) alternatifler oluşturma (6) alternatifleri değerlendirme (7) alternatif seçimi ve bunların icrası 70

71 KARAR VERME Karar verme öte yandan zaten tanımlı alternatifler arasında ki seçimdir. Yardımcı teknoloji sistemleri karar verme, problem çözme veya her ikisinide kullanmak zorundadır., karar verme; istenirlik açısından alternatif cevapların ağırlığı ve birinin seçimidir.. Ancak, bilirkişi günlük yaşamda sistemleri kullandığında, karar verme problem çözmeden daha geçerlidir 71


"1 BİLİŞSEL GELİŞİM VE YARDIMCI TEKNOLOJİLERDE BİLGİ İŞLEME MODELİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları