Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Yönetim ve Denetim Yrd. Doç. Dr. Hale BİRİCİKOĞLU.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Yönetim ve Denetim Yrd. Doç. Dr. Hale BİRİCİKOĞLU."— Sunum transkripti:

1 Yönetim ve Denetim Yrd. Doç. Dr. Hale BİRİCİKOĞLU

2  Yönetim Kavramı ve Niteliği  Kamu Yönetimi Kavramı ve Niteliği  Denetim Kavramı  Hesap verebilirlik Kavramı ve Niteliği 1. Hafta : Kavramsal Çerçeve

3  Genel olarak yönetim, insanların birlikte yaşamalarının doğal bir sonucudur.  Yönetimle ilgili bu tanımları ve kullanışları, “faaliyet/işlev”, “ “örgüt” ve “idari personel” olarak gruplandırmak mümkündür. Yönetim Kavramı ve Niteliği

4  Yönetim kavramı öncelikli olarak belirli amaç veya amaçları gerçekleştirmek için işbirliği içinde yürütülen bir grup faaliyeti olarak tanımlanabilir.  Yönetim unsurları, insan-grup, etkileşim ve işbirliği, amaç.  Klasik yönetim kitaplarında “yönetim” kavramının bu tanımı, basit olarak şu örnekle açıklanır: Yönetim, bir kişinin tek başına yerinden kaldıramayacağı bir kayayı hareket ettirmek için iki veya daha fazla kişinin işbirliği yapması halidir. Faaliyet/İşlev Anlamında Yönetim

5  Yönetim kavramı ikinci olarak belli bir örgütü ya da kuruluşu/kurumu anlatmak için de kullanılmaktadır. Günümüzde yönetim faaliyetlerinin büyük bir kısmı, örgütler tarafından yürütüldüğü için “yönetim” ve “örgüt” kavramları âdeta eşitlenmiş gibidir. Örgüt Anlamında Yönetim

6  Yönetim kavramı, son olarak ise işleri yürüten ve yöneten idari personeli anlatmak için kullanılır. Kuralların ve politikaların uygulanması, hizmetlerin yürütülmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi, mali kaynakların sağlanması ve kullanımı ile yönetime ilişkin diğer konular, hep personelin entelektüel kapasitesine, beceri ve deneyimlerine dayanır. Personel Anlamında Yönetim

7  Yönetim, birden fazla kişinin yer aldığı bir grup içinde söz konusu olmaktadır.  Bir süreç olarak yönetim, yapılacak işleri belirleme ve planlama, örgütleme, gerekli kaynakları sağlama ve düzenleme, yönlendirme, koordinasyon ve denetim gibi faaliyet ya da öğelerden meydana gelir.  Yönetim, biçimsel örgütlerde hiyerarşik bir düzen içinde meydana gelir.  Yönetim, düzenli faaliyetlerden meydana gelen bir olgudur.  Yönetim faaliyetleri, belirli bir amacın veya amaçların gerçekleştirilmesine yöneliktir. Yönetimin Özellikleri

8  Kamu yönetiminin yapısal ve işlevsel olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Yapısal bir kavram olarak kamu yönetimi ise, devletin yürütmeye ilişkin kolunun örgütsel görünümünü yansıtır. Her devlet, yasalarla belirlenen görevlerini yerine getirmek için ulusal ve yerel düzeyde çeşitli örgütlenmelere gider. Bu kamu örgütleri, hükümetlerin yönetiminde yasaları, kamu politikası kararlarını uygulamak ve kamu hizmetlerini yürütmekle görevlidir.  İşlevsel bir kavram olarak kamu yönetimi; yasaların öngördüğü işler ile kamu politikası kararlarını uygulamakla ilgili süreçleri ve faaliyetleri anlatır. Kamu Yönetimi

9  Denetim, “bir faaliyetin sonuçlarının mümkün olduğu kadar planlara uygun olmasını sağlamak amacıyla standartlar konması, elde edilen sonuçların bu standartlarla karşılaştırılması ve uygulamaların plandan ayrıldığı noktalarda düzeltme önlemlerinin belirlenmesi” olarak tanımlanmaktadır  Bu tanımlama çerçevesinde denetimin temelde iki aşaması olduğunu söyleyebiliriz. Birinci aşama, örgütün amaç ve hedeflerini yerine getirebilmesi için belirli standartların oluşturulmasıdır.  Denetimin ikinci aşamasını, karşılaştırma ve düzeltmeler oluşturmaktadır.  Günümüzde hesap verebilirlik kavramının yaygın olarak kullanıldığını görüyoruz. Denetim

10  Hesap verebilirliğin tanımını yapmak aslında görüldüğü kadar kolay değil.  Kavramsal açıdan baktığımızda literatürde hesap verebilirlik, birinin (başkaları adına) yerine getirdiği faaliyetlerden dolayı, başka otoritelere açıklama yapması ya da cevap vermesidir. Hesap Verebilirlik

11  Birinci grup tanımlamalar: Örgütlerin kalitesini geliştirebilmek için bir takım standartlar belirlenmesi ve örgütlerin davranışlarının bu standartlar çerçevesinde değerlendirilmesi anlamını taşımaktadır (Normatif tanımlamalar)  Bu çerçevede hesap verebilirlik, ölçülebilir hedeflerin belirlenmesi, bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için nelere ihtiyaç duyulduğunun planlanması, işin yapılması ve gelişiminin izlenmesi, sonuçların raporlanması ve sonuçların bir değerlendirmeye tabi tutularak geri bildiriminin sağlanması öğelerinden meydana gelir Hesap verebilirliğin İçeriğine İlişkin Tanımlamalar

12  Sosyal Mekanizma: Bu açıdan hesap verebilirlik, tek taraflı olarak bilgi vermek ya da açıklama yapmak anlamının ötesinde, hesap veren ve hesap soran arasındaki karşılıklı bir ilişki ve etkileşime dayanmaktadır. Burada normatif yaklaşımın aksine yalnızca kamusal aktörlerin yerine getirmesi gerekli olan davranışlar üzerinde odaklanılmamakta, kamusal aktörlerin, yerine getirdikleri faaliyetlerin sonrasında sorgulanabilmesini (hesap soranlarca) içermektedir İkinci Yaklaşım

13  Bu yaklaşım çerçevesinde, herhangi bir gerçek ya da tüzel kişinin, yerine getirdiği faaliyetlere ilişkin olarak açıklama yapması ya da bilgi vermesi hesap verebilirlik için yeterli değildir. Hesap verebilirliğin sağlanabilmesi için “hesap verme” yanında “hesap sorulabilme” imkânlarının da mevcut olması gerekmektedir.

14  Hesap verebilirlik kavramını, sosyal bir ilişki ya da mekanizma olarak ele alan kişilerin başında Bovens gelmektedir. Bovens’a göre hesap verebilirlik, hesap veren (aktör) ile hesap soran (forum) arasındaki ilişkidir. Bu ilişkide aktör, yerine getirdiği faaliyetler için açıklama yapmak ve bu faaliyetleri gerekçelendirmek zorundadır. Forum ise, soru sorabilmeli ve aldığı cevaplar karşısında aktör için yargılamada bulunabilmelidir

15 Hesap Verebilirliğin Aşamaları

16  Dışsaldır.  Sosyal Etkileşim ve Karşılıklılık İçerir.  Hesap Soranın Hakları Kabul Edilmektedir. Hesap Verebilirliğin Özellikleri

17 İKİNCİ HAFTA

18  Hesap Verebilirliğin önemi  Hesap verebilirlik ve sorumluluk  Hesap verebilirlik ve duyarlılık  Hesap verebilirlik ve şeffaflık İkinci Hafta Ders İçeriği

19  Devletin herhangi bir kademesinde yer alan ve belirli bir yetki ve kaynağı kullanan bir kimse, aldığı kararlar ve yerine getirdiği faaliyetler açısından niçin hesap vermelidir? Hesap Verebilirliğin Önemi

20  Hesap verebilirlik ilişkisinin meşruluğunu sağlayan temel düşüncenin, İngilizcede principal-agent olarak kavramlaştırılan teoridir (asıl-vekil teorisi).  Asıl-vekil teorisinde, asıl (principal) kendi yetkisini, belirli bir sözleşmeye dayalı olarak vekile (agent) aktarmaktadır. Vekiller, asıllar adına hareket etmektedir ve bundan dolayı da yerine getirdikleri faaliyetler için asıllara karşı sorumlu olmaktadır.  Ceo-yönetim kurullarına, yönetim kurulları hisse sahipleri adına hareket etmektedir. Neden Hesap Vermeliyiz?

21  Ancak bu ilişkide en temel sorun şudur; vekil her zaman, asılların çıkarlarını gözetmemekte, çoğu zaman kendi çıkarlarını maksimize etme yönünde davranışlar sergileyebilmektedir.  Bu nedenle asıl adına hareket eden vekillerin asıllara hesap vermesi gerekmektedir. Neden Hesap Vermeliyiz?

22  Asıl vekil ilişkisi yanında, eğer biri(leri)nin yerine getirdiği bir faaliyet başka biri(leri)ni etkiliyorsa, o faaliyeti yerine getirenin de hesap vermesi gerektiğini belirtmektedir.  Örneğin, bir kişi gece geç saatte yaptığı gürültü için komşularına ya da bir fabrika çevreye verdiği zarardan dolayı o bölgede yaşayanlara hesap vermelidir.  Böylece yetkinin asıl sahibi olmanın yanında, birinin yerine getirdiği faaliyetlerin başkalarının hak ve çıkarlarını etkilemesi de hesap verebilirliğin temel gerekçelerinden birini oluşturmaktadır Neden Hesap Vermeliyiz?

23  Hesap verebilirlik ilkesi, kamu yönetiminde çok farklı açılardan önem taşımaktadır.  Birinci olarak, hesap verebilirlik, demokratik yönetim anlayışının gereğidir.  Temsili demokrasilerde, vatandaş—temsilciler--- hükümetlere---- bakanlıklar---kamu görevlileri  Yetkinin çeşitli şekillerde delege edilmesiyle, kamu görevlileri, vergi veren halkın parasını kullanma yetkisine sahip olmaktadır. Aslında bu zincirin en son halkasını halk oluşturmaktadır. Hesap Verebilirliğin Önemi

24  İkinci olarak, hesap verebilirlik kamu yönetiminin dürüstlüğünü sağlamak açısından önem taşımaktadır. Bu bakımdan hesap verebilirliğin bir diğer amacı, kamu gücünün kötüye kullanımını önlemektir.  Yolsuzluk şu şekilde formüle edilmiştir: C=M+D-A  Kamu görevlileri oldukça yeniş yetkilerle donatılmıştır. Bu yetkilerin kötüye kullanılmasını önlemek için gerekli hesap verebilirlik mekanizmalarının oluşturulması gerekir. Hesap Verebilirliğin Önemi

25  Hesap verebilirlik, adaletli bir yönetimi sağlamak açısından da önem taşımaktadır. Hesap verebilirlik, kamu hizmetlerinden ya da kamu kaynaklarından yararlanma sırasında ortaya çıkması muhtemel olan adaletsizlikleri önlemek açısından da önem taşımaktadır. Hesap Verebilirliğin Önemi

26  Son olarak ise, hesap verebilirlik ilkesini önemli kılan bir başka neden ise, yönetim faaliyetlerinin daha etkili ve verimli yürütülmesini sağlamaktır. Hizmetlerden yararlananların eleştirileri, kamu kurumlarının kendileri haklarında bilgi sahibi olmasına ve kendi eksikliklerini görerek hatalarını öğrenmelerine yardımcı olmaktadır. Hesap Verebilirliğin Önemi

27  Geniş anlamda ele aldığımızda hesap verebilirlik sorumluluğun bir boyutunu oluşturmaktadır. Ancak bu iki kavram aynı anlama gelmemektedir. Aralarında farklılıklar bulunmaktadır. Bunlar,  Sorumluluk, otorite kullanabilmek, özgür bir şekilde karar alabilmek ve tercihte bulunabilmek, doğru yanlış arasında ayırım yapabilmek anlamını taşımaktadır.  Herhangi bir kimse kendi yetki alanı içindeki davranışlardan dolayı sorumludur. Örneğin bir bakan kendi bakanlığında gerçekleştirilen faaliyetlerden dolayı sorumludur. Bu nedenle sorumluluk, hesap verebilirliğe göre sınırları daha geniş olan bir kavramdır. Çünkü bir kimsenin tamamen, açık olarak ne için, ne kadar sorumlu olduğunun sınırları net bir biçimde belli değildir Hesap Verebilirlik ve Sorumluluk

28  Sorumluluk takdir yetkisini serbest bırakırken, hesap verebilirlik takdir yetkisini sınırlandırmaktadır.  Aralarındaki ilişki: Hesap verebilirlik ile sorumluluk kavramlarının bir parçanın iki farklı yönü olduğunu belirtmektedir. Her kim bir takım kararların alınmasından ya da programların belirlenmesinden sorumlu ise, bu sorumluluk alanı içinde gerçekleştirilen faaliyetler sonucu elde edilen performans içinde hesap vermelidir.

29  Başkalarının isteklerini veya beklentilerini dikkate alarak hareket etmektir.  Hükümetler vatandaşların, özel şirketler de müşterilerinin tercihlerini dikkate alarak hareket etmelidir. Bu açıdan duyarlılık doğrudan hesap verebilirlik ile ilgili bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.  Çünkü asıl-vekil teorisine dayanan hesap verebilirlik ilişkisinde, vekiller asıllar adına hareket ettiklerinden dolayı, asılların beklentilerini göz önünde bulundurarak hareket etmek zorundadırlar. Bu bakımdan duyarlılık, asıl-vekil ilişkisinin öncelikli unsurlarından birini oluşturmaktadır Hesap Verebilirlik ve Duyarlılık

30  1980’lerden sonra yeni kamu yönetimi düşüncesinin gelişimi ile birlikte vatandaş-müşteri odaklılık olarak ifade edilen, vatandaşların beklentilerine karşı duyarlı olma düşüncesinin, hesap verebilirliğin gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.  Örneğin, 1980’lerden sonra vatandaş odaklılık anlayışına dayalı olarak, bir çok kamu kurum ve kuruluşu, yerine getirmekle yükümlü oldukları hizmetlerin standartlarını belirlemek için vatandaşlara yönelik olarak hizmet sözleşmeleri (citizen charter) yapmışlardır.

31  Yönetiminde şeffaflık (açıklık) en genel anlamıyla, kamu kurum ve kuruluşlarının yerine getirdiği faaliyetler hakkında güvenilir ve amaca uygun bilginin zamanında halka verilmesi anlamını taşımaktadır.  Yönetimde şeffaflığın sağlanabilmesi için, yönetimin bilgi verme zorunluluğunun yanında toplumun da yönetimden bilgi talep edebilme imkânlarının bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde yönetim, bilgi tekeli yine elinde bulunacak ve bilgiyi manipüle ederek, isteği bilgiyi verip istediği bilgiyi vermeyecektir. Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık

32  Hesap verebilirlik ve şeffaflık birbirlerine bağlı olan kavramlardır ve bunlar arasındaki ilişki karşılıklıdır. Biri olmadan diğerinin çok fazla bir anlam ifade ettiğini söyleyemeyiz.  Yönetimde şeffaflığı sağlayabilmek için etkili ve iyi işleyen hesap verme süreçlerine, hesap verme süreçlerinin etkili işleyebilmesi için de açık ve saydam politikaların bulunması gerekmektedir

33 ÜÇÜNCÜ HAFTA HESAP VEREBİLİRLİK TÜRLERİ

34  Hesap verebilirlik kavramı çok boyutlu bir kavramdır. Bu nedenle hesap verebilirlik türlerine ilişkin yapılacak sınıflandırma da çok boyutlu olacaktır.  Hesap Verebilirlik ilişkisinde cevaplanması gereken üç önemli soru bulunmaktadır.  Kim hesap verecek?  Kime hesap verecek?  Ne için hesap verecek? HESAP VEREBİLİRLİK TÜRLERİ

35  Kime hesap verecek? Hesap verilenler açısından  Kim hesap verecek? Hesap verenler açısından  Ne için hesap verecek? Hesap verebilirliğin konusu açısından HESAP VEREBİLİRLİK TÜRLERİ

36  Siyasi hesap verebilirlik  İdari hesap verebilirlik  Yargısal hesap verebilirlik  Profesyonel hesap verebilirlik  Toplumsal Hesap verebilirlik Kime hesap verecek? Hesap Verilenler Açısından

37  Yürütme organının iki temek kanadı bulunmaktadır. Siyasiler (politika oluşturur ve bu politikaların yürütülmesini sağlar) ve idariler (atanmış kamu görevlileri siyasilerin belirlediği politikaları uygular)  Siyasi kanada hükümet, idari kanada ise bürokrasi adını veriyoruz. Yürütme derken her ikisini de kastediyoruz. Siyasi Kişi ve Organlara Karşı Hesap Verebilirlik (Siyasi Hesap Verebilirlik)

38  Üç boyutu bulunmaktadır.  Birincisi, Hükümetlerin seçimler aracılığıyla halka hesap vermesi. Ancak seçimler kimi zaman halka karşı doğrudan hesap vermeyi sağlayamamaktadır.  İkincisi, hükümetlerin yasama organına hesap vermesidir. Parlamentonun üç temel görevi bulunmaktadır. Bunlar, kanun yapma, hükümeti denetleme ve devlet bütçesini kabul etmektir. Siyasi Hesap Verebilirlik

39  Ancak, hükümetlerin parlamentoya karşı hesap verme sistemi, parlamenter sistem ve başkanlık sistemine göre farklılaşmaktadır.  Sert kuvvetler ayrılığına dayalı olan başkanlık sisteminde, hükümet ile yasama organı arasında sürekli ve doğrudan bir ilişki söz konusu değildir. Ancak yine de yürütme organı kimi durumlarda yasama organına hesap vermektedir.  Kongrenin yürütme alanına giren faaliyetlere ilişkin araştırma yapması, başkanın cezai sorumluluğuna yol açabilecek yasama meclisi soruşturması, yürütme organının bütçesinin yasama organı tarafından onaylanması.

40  Parlamenter sistemlerde ise, hükümet ile yasama organı arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur. Hükümetin görevde kalması parlamentonun güvenine sahip olmasına bağlıdır.  Bakanların hem bireysel hem de kolektif olarak yasama organına hesap vermektedir.  Soru, gensoru, araştırma, soruşturma, genel görüşme, bütçe müzakereleri, yasa önerilerinin görüşülmesi esnasında ve seçmen hizmeti

41  Siyasi hesap verebilirliğin üçüncü boyutunu ise, kamu bürokrasisinin hükümete karşı hesap verebilir olması oluşturmaktadır.  Siyasi hesap verebilirliğin bu boyutu da hükümet sistemlerine göre farklılık göstermektedir. Bu farklılık, yürütme organının, kamu görevlilerini ataması, yerlerini değiştirmesi, görevden uzaklaştırması ve idari örgütlenmede yeniden düzenleme yapabilmesi ile ilgilidir

42  Peters, yürütme organının kamu görevlileri üzerindeki denetim yetkisinin gerçekte oldukça zor işlediğini ifade etmektedir. Bir organizasyonun başında bulunan bir yönetici, kendi sorumluluk alanı içinde bir problemin ortaya çıkmasını istemez. Bu açıdan değerlendirildiğinde, hükümetler de kendi sorumluluk alanı içinde yerine getirilen olumsuz faaliyetlerin ortaya çıkmasını ve bu faaliyetlerin sorgulanması için gerekli gayreti göstermeyebilir. Çünkü bu faaliyetlerden dolayı, hükümet hem halka hem de parlamentoya hesap vermektedir

43  İdari hesap verebilirlik, idarenin kendi içinde yer alan kişi, kurum ya da organlara hesap vermesi olarak ifade edilebilir.  İdari hesap verebilirliğin de iki boyutu bulunmaktadır. Birincisi hiyerarşik hesap verebilirliktir. Bu ilişkide her ast, üstün vermiş olduğu emirleri yerine getirmek zorundadır. Üst otorite tarafından verilen emirlere uymamak sonucunda, önce informel olarak uyarılarda bulunulur ve son aşamada ise, emirlere uymayanlar görevden uzaklaştırılabilirler. İDARİ HESAP VEREBİLİRLİK

44  İdari hesap verebilirliğin ikinci boyutunu bir kamu kurumu, organı ya da bir kurum içinde yer alan herhangi bir birimin diğer kamu kurumlarını ya da birimlerini denetlemesi oluşturmaktadır.  Burada hesap verilecek aktör, her zaman örgütün kendi içinde yer almayabilir. Bu, örgütten bağımsız dış kaynaklı da olabilir. Bu çerçevede, kurum dışındaki bağımsız denetim kurumları yanında, kurum içindeki kontrolör, denetçi, müfettiş vb. denetim birimleri de idari hesap verebilirlik içinde yer almaktadır

45  Hukuk devletinin en önemli gereklerinden biri, yönetim tarafından yerine getirilen karar eylem ve işlemlerin yargı organlarınca denetlenebilmesidir. Yargısal hesap verebilirliğin en temel amaçlarından biri, bireyi devlet karşısında koruyarak, kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır. Yargısal Hesap Verebilirlik

46  Yargı denetiminde uygulanan sistemler açısından ülkeler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Kimi ülkeler idari yargı sistemini benimserken, kimi ülkeler yargı birliği ilkesini kabul etmişlerdir.  İdari yargı sisteminde, idare mahkemeleri, adli mahkemelerden ayrılmaktadır. Yönetimin karar, eylem ve işlemlerinden zarar gören kişiler bu amaçla kurulmuş idari yargı organlarına başvurmaktadırlar.

47  Ancak gerek idari yargı gerekse de yargı birliği sistemi uygulansın, bu ülkelerin kendi aralarında da farklılaşmalar bulunmaktadır. Bunun yanında idari yargı ve yargı birliği arasındaki farklılaşma her zaman çok kesin ve net bir şekilde ortaya çıkmamaktadır.  Kamu yönetiminin yürüttüğü hizmetlerin çeşitliliği ve sayısal artışı karşısında özellikle vergi ve benzeri idari konular için ayrı mahkemeler oluşturmuşlardır

48  Yargısal hesap verebilirliğin etkin bir şekilde işlemesinin önünde bir takım engeller bulunmaktadır.  İdarenin haksız faaliyetlerinden zarar gören ortalama bir vatandaş için, yargı yollarına başvurmak bazı sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu davalar teknik nitelikli davalardır. Bu nedenle vatandaş mutlaka avukata başvurmalıdır. Bu da belirli bir maliyeti beraberinde getirmektedir.

49  Profesyonel hesap verebilirlik, kamu hizmetlerinin giderek büyümesi ve teknik hale gelmesi sonucu ortaya çıkan bir hesap verebilirlik türüdür.  Genel yöneticileri bir kenara bırakırsak, birçok kamu yöneticisi, doktor, mühendis, veteriner, öğretmen, polis vb. gibi teknik alanlarda uzman kişilerden oluşmaktadır. Profesyonel Hesap Verebilirlik

50  kamu sektöründe görev yapan sıradan görevlilerin aksine, yetkinin asıl sahibi olanlar, uzmanlardan oluşan vekiller tarafından yerine getirilen hizmetlerin kalitesi ve gerekliliği hakkında doğru bilgiye sahip olamadıkları için birçok zorlukla karşı karşıya kalabilmektedirler. Çünkü yerine getirilen bir hizmet teknik bilgi gerektirmektedir ve asıllar, vekilleri değerlendirebilecek teknik bilgiye sahip olamamaktadır.  Bu açıdan profesyonel hesap verebilirlik, belirli alanlarda uzmanlaşmış kamu örgütlerinin hesap verebilirliğini sağlama amacını taşımaktadır.

51  Profesyonel hesap verebilirliği sağlamak için, öncelikli olarak, söz konusu alana ilişkin olarak, ilgili uzmanlarca gerekli kural ve standartlar belirlenmektedir. Bu kural ve standartların hem normatif hem de etik ilke ve davranış yönü bulunmaktadır ve gerçekleştirilen bu düzenlemelere ne derecede uyulduğuna ilişkin gerekli denetim de konunun uzmanlarca gerçekleştirilmektedir.

52  Demokratik hesap verebilirlik, sosyal hesap verebilirlik (Dünya Bankası tarafından kullanılmaktadır).  Sosyal hesap verebilirlik mekanizmaları, kamu görevlilerinin ya da kamu hizmetlerini yerine getiren kişilerin vatandaşlara, topluluklara, sivil toplum örgütlerine ve medyaya hesap verebilir olmasını sağlayacak mekanizmalar içermektedir.  Geleneksel anlamda, vatandaşların hükümet politikalarını etkileme ya da belirlenen politikaları eleştirme yöntemleri, kamusal mitingler, protesto gösterileri, bir gazetecinin herhangi bir konuya ilişkin araştırması Toplumsal Hesap Verebilirlik

53  Günümüzde sosyal hesap verebilirliğin anlamının genişlediğini ve yeni araçların ortaya çıktığını görmekteyiz. Bu araçlar yeni aktörlerin hükümetlerle doğrudan ilişki kurmasına imkân sağlamaktadır. Örneğin, kamu politikalarının belirlenmesine doğrudan katılım, bütçelemeye katılım, kamu harcamalarının takip edilmesi gibi mekanizmalar doğrudan halka hesap vermeyi sağlayan mekanizmalardır.

54  Hiç şüphe yok ki vatandaşlara doğrudan hesap verebilirliği sağlanmasındaki en önemli unsurlardan biri, bireylerin ve örgütlü sivil toplumun, kamu kurumlarına ait her türlü bilgiye özellikle de kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin bilgilere ulaşabilme imkânlarının bulunmasıdır.

55  Örgütsel Hesap Verebilirlik  Hiyerarşik Hesap Verebilirlik  Kollektif Hesap Verebilirlik  Bireysel Hesap Verebilirlik Kim Hesap Verecek? Hesap Verenler Açısından Hesap Verebilirlik

56  Örgüt bir birim olarak hesap vermektedir. Bazı durumlarda ortaya çıkan sonuç için bireysel olarak aktörlerin belirlenmesi ya da soruşturmalarının yapılması sıkıntılı olduğu için örgüt bir tüzel kişilik olarak hesap vermektedir. Örgütsel Hesap Verebilirlik

57  Hiyerarşik hesap verebilirlik, organizasyonu bir piramit olarak tasavvur etmektedir. Buradaki hesap verme sistemi piramidin en tepe noktasından başlamaktadır. Bu sistemde örgüt dışındaki otoritelere piramidin en üstünde bulunan aktör açıklama yapmakta ve ortaya çıkan sonuçları üstlenmektedir. Daha alt kademede yer alanlar ise, iç hesap verme sistemi çerçevesinde hiyerarşik olarak kendi üstlerine karşı hesap verecektir. Hiyerarşik Hesap Verebilirlik (Amirlerin Hesap Verebilirliği)

58  Kollektif hesap verebilirlik, bakanlar kurulu ya da Avrupa Komisyonu veya yönetim kurulu gibi, küçük ve işbirliği halinde çalışan organlar için uygundur. Kollektif Hesap Verebilirlik

59  Bu hesap verebilirlik türünde, örgütün içinde yer alan her bir kişi sadece kendisinin yerine getirdiği faaliyetlerden dolayı hesap vermektedir. Kollektif ya da hiyerarşik hesap verebilirlikte her zaman kusur ile ceza arasında orantılı bir ilişki ortaya çıkmayabilir. Bireysel Hesap Verebilirlik

60 DÖRDÜNCÜ HAFTA HESAP VEREBİLİRLİK TÜRLERİ-KAMU YÖNETİMİNDE HESAP VEREBİLİRLİĞİN GELİŞİMİ

61  Hukuki Hesap Verebilirlik  Mali Hesap Verebilirlik  Performans İçin Hesap Verebilirlik  Etik İçin Hesap Verebilirlik Hesap Verebilirlik Türleri (Hesap Verebilirliğin Konusu Açısından)

62  Hukuk kurallarına uygunluk, hukuk devletinin en temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Kamu yöneticileri, kamu hizmetlerini yerine getirirken öncelikli olarak hukuki kurallara ve prosedürlere uygun hareket etmek zorundadırlar. Hukuki Hesap Verebilirlik

63  Ancak burada önemli bir soru ile karşı karşıya kalmaktayız. Yasalar genel mi düzenlenecek yoksa ayrıntılı mı düzenlenecek? Yasaların çok fazla ayrıntılı düzenlemesi, memurlar üzerinde çok fazla denetim kurma isteğinden kaynaklanmaktadır. Yasaların çok ayrıntılı bir şekilde düzenlenmesi, sorumluluktan kaçmak isteyen kamu görevlisi için bir gerekçe olabilir. Ayrıca ayrıntılı kurallar, işlerin gecikmesine ve kırtasiyeciliğin ortaya çıkmasına da sebep olabilir.  Öte yandan yasal düzenlemelerin genel ve esnek olması da kamu görevlilerinin geniş takdir yetkisi kullanmalarını gerektirmektedir.

64  Herhangi bir kamu örgütünde çalışan kamu yöneticisi veya kamu görevlisi, kamusal hizmetleri yerine getirirken halkın vermiş olduğu vergilerden oluşan kamu kaynağını kullanmaktadır.  İngilizcede accountability olarak ifade edilen kavramın kökünü oluşturan account hesaplama yapmak, saymak anlamına geldiği belirtilmişti. Mali Hesap Verebilirlik

65  Kamu görevlileri sadece faaliyetlerinin hukuki düzenlemelere uygun olarak yerine getirilmesi ve kullanmış oldukları mali kaynaklar için hesap vermezler.  Yerine getirilen faaliyetlerin, önceden belirlenen amaçlara ve hedeflere uygun olarak ne derece etkin ve verimli olduğunu da ortaya konulması gerekir. Performansa Dayalı Hesap Verebilirlik

66  Performans için hesap vermenin üç temel unsur üzerine kurulu olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar, İngilizcedeki kavramların baş harflerinden dolayı kullanımlarından dolayı üç E olarak ifade edilen etkinlik (efficiency), verimlilik (effectiveness) ve ekonomikliktir (economy). Etkinlik, önceden belirlenen amaçlara ulaşma düzeyini; verimlilik ise hedeflere ulaşmada kaynaklardan nasıl yararlanıldığını gösteren bir kavramdır. Ekonomiklik de, mevcut girdilerle elde edilebilecek en yüksek miktarda çıktıya ulaşmayı ifade etmektedir

67  Etik, kişinin davranışlarını temel alan ahlak ilkelerinin tümü olarak tanımlanmaktadır. Başka bir deyişle etik, insanlara işlerin nasıl yapılması gerektiğini belirlemede yardımcı olan kılavuz değerler, ilkeler ve standartlar olarak da ifade edilmektedir Etik İçin Hesap Verebilirlik

68  Kamu yönetiminde etik idarenin takdir yetkisi ile ilgili bir kavramdır. Kamu görevlileri, görevleriyle ilgili bir takım kararlar alırken ve faaliyetler yerine getirirken, her biri farklı değer taşıyan birçok alternatif arasında seçim yapmaktadır. Ancak bu seçimleri yaparken neyin ahlaklı neyin ahlak dışı olduğu konusunda bir takım tereddütler de ortaya çıkabilmekte ve söz konusu seçimi yapanlar açısından etik ikilemler oluşabilmektedir.

69  Kamu yönetiminde etkili bir etik sistemin kurulabilmesi için üç unsurun olması gerektiğini söyleyebiliriz. Bunlardan birincisi, açık ve kapsamlı etik davranış kodu, ikincisi beyan mekanizmaları, üçüncüsü ise etik sistemin yönetimidir.

70  Etik davranış kodu, en alt kademeden en üst kademeye kadar her bir kamu görevlisi için, uyulması gereken minimum standartları ortaya koymak ve kamu yönetimindeki etik standartlar konusunda yeknesaklığı sağlamayı amaçlamaktadır.

71  Beyan: Beyan mekanizmaları üç gruba ayrılmaktadır (İşlemsel beyan, müracaatçı beyan ve senelik beyandır).  İşlemsel Beyan, etik davranış kodlarını ihlal edecek bir durum ortaya çıktığında bu durumla ilgili olarak karar alma, faaliyette bulunma ya da oy kullanmadan men edilme anlamına gelmektedir.

72  Müracatçı Beyan, beyan özel kişi ya da özel sektör kuruluşlarınca yapılmaktadır. Teklif sahibi veya müracaatçı, ihalede veya başvuruda kendisinden kişisel menfaati olan herhangi bir kamu görevlisi varsa bunu beyan etmesi anlamına gelmektedir.  Senelik beyan ise, yüksek makamda bulunan kamu görevlilerinin senelik olarak malvarlıkları ve yükümlülükleri hakkında bilgi vermesi anlamına gelmektedir.

73  Etik sisteminin yönetilmesi ise etik davranış kurallarının ihlal edilmesi durumunda ortaya çıkacak yaptırım mekanizmalarını, etik dışı davranışın soruşturulması ve kovuşturulmasını ve bu konuda bağımsız denetim kurullarının oluşturulmasını kapsamaktadır

74  Kamu yönetiminde etik anlayışın yerleşmesinde benimsenmesi gereken temel ilkelerin şunlar olduğunu söyleyebiliriz: Adalet, eşitlik, dürüstlük, doğruluk, tarafsızlık, sorumluluk, insan haklarına saygı, hümanizm, sadakat, hukukun üstünlüğü, saygı, tutumluluk, olumlu insan ilişkileri, açıklık, yasa dışı emirlere direnmek vb.

75  Devlet iktidarının sınırsız olmadığı fikri, çok eski dönemlerden bu yana ileri sürülmüştür. Devletin keyfiliğini önlemek için kimi zaman adalet ilkeleri sınır olarak gösterilmiş, kimi zaman ahlak ve fazilet ölçülerinden bahsedilmiş, kimi zaman da iktidar, gökyüzü kuralları ve Tanrı iradesi ile bağlanmak istenmiştir.  Bu nedenle devletin gelişimiyle birlikte kamu gücünü kullanan kişilerin iktidarı belirli şekilde sınırlanmış ve bu kişiler kendilerini bir takım otoritelere karşı açıklama yapma sorumluluğu içinde bulmuşlardır. Kamu Yönetiminde Hesap Verebilirliğin Gelişimi

76  Modern Öncesi Dönem  Modern Dönem  1980 sonrası Dönem Hesap Verebilirliğin Gelişimi

77  Modern öncesi dönemdeki hesap verebilirliğin en önemli özelliği, finansal anlamda hesap verebilirliğin ya da kamusal yetkileri kullanan kişilerin denetiminin kurumsallaşmasının, politik hesap verebilirliğin gelişiminden bağımsız olmasıdır. Zorba bir yönetimde bile hizmetkârlar yöneticiye finansal açıdan açıklamada bulunmakla yükümlüydü.  Mezopotamya’da hüküm süren kralların, kraliyet tahıl ambarlarının sayımını yapmak ve buradaki görevlileri kontrol etmek için kâtiplerine yetki verdikleri ileri sürülmektedir. Modern Öncesi Dönem

78  İlk devletler şehir devleti olarak yapılanmışlardı.  Eski Yunan’da ise demokrasi kavramının gelişmesi ve şehir devletlerinin oluşturulması ile birlikte, kamu birimlerindeki görevliler yurttaşlara hesap vermekle yükümlü kılınmışlardır.  Demokratik yönetimin ilk olarak ortaya çıktığı eski Yunan şehir devletlerinde hesap verebilirlik, doğrudan ve basit bir sistemdi. Siyasi hesap verebilirlik, doğrudan vatandaşların oluşturduğu meclise karşıydı. Eski Yunan

79  Eski Yunan’da farklı hesap verebilirlik mekanizmaları bulunmaktaydı.  Denetçilerden oluşan bir komite, herhangi bir kamu faaliyetine ilişkin olarak yapılan faaliyetleri incelemekteydi.  Bir kamu görevlisinin yerine getirdiği bir faaliyetten dolayı haksızlığa uğradığını öne süren kimse, hangi yasa kuralına aykırı hareket edildiğini de belirterek, Areopagus adında bir meclise başvurarak dava açabilmesiydi.  vatana ihanet, darbe girişimleri ve rüşvet gibi siyasi konularda kamu görevlileri için soruşturma açılmaktaydı

80  Ortaçağın, sosyal, siyasal, ekonomik ve hukuki yapısını belirleyen temel sistem feodalitedir.  Feodal ekonomik düzende, toprak üzerinde oturan ve onu işleyen köylüler, onun mülkiyetine sahip değildi. Tarımsal mülkiyet feodal beylerin kontrolü altındaydı. Orta Çağ

81  Feodalitenin şekillendirdiği ortaçağ devlet anlayışında, tüm iktidarın kaynağı tanrıdır. Yeryüzünde tanrının temsilcisi olan kilise, tüm yetkileri kendisinde toplamıştır. Kral ya da imparator gücünü kiliseden almıştır ve bu nedenle de kiliseye bağımlıdır.  Bu açıdan siyasi anlamda kralın iktidarını sınırlandıran tek kuvvet tanrıdır. Siyasal anlamda, kral yerine getirdiği faaliyetlerden dolayı sadece Tanrıya hesap vermekte iken, 12. yy’dan itibaren hükümetlerin bürokratik yapılarının gelişmeye başlamasıyla birlikte, basit finansal hesap verme sisteminin de ortaya çıktığı görülmektedir.

82  yüzyıllar arası Batı’da mutlak monarşilerin hâkim olduğu dönemde ise egemenlik kişisel olarak krala bağlandı ve devlet kralın mülkiyetine geçti.  Monarşide, krallık eskiden olduğu gibi hala Tanrısallık ifade etmekteydi. Buna karşın önceki kuramlardan farklı olarak bu ilahi özelliği onun iktidarının sınırlandırılması olarak anlaşılmıyordu. Kendi vicdanı dışında yeryüzünde monarkı sınırlayan hiçbir güç bulunmamaktaydı. Mutlak Monarşi

83  Bu dönemde, özellikle Kıta Avrupası’nda her şeyin tek sorumlusu kraldı. Ancak, bu sorumluluklarını gerçekleştirmediği durumda, onu yargılayacak ve onun herhangi bir makama hesap vermesini sağlayacak bir mekanizma bulunmamaktaydı

84 5. HAFTA MODERN DÖNEMDE HESAP VEREBİLİRLİK

85  Modern Dönemde Kamu Yönetiminde Hesap Verebilirliğin Gelişimi  Kamusal Hesap verebilirliğin Ortaya Çıkışı ve Gelişimine Etki Eden Faktörler  Modern Dönemde Kamu Yönetiminin Gelişimi ve Temel Özellikleri  Modern Dönemde Hesap Verebilirlik Anlayışı: Geleneksel Hesap Verebilirlik 5. HAFTA DERS İÇERİĞİ

86  1) Sözleşme Teorisi: İktidarın tanrısal kökü teorisine göre, yönetici tanrının yeryüzündeki temsilcisidir ve bundan dolayı da yöneticinin emirlerine itaat tanrıya itaat anlamına gelmektedir.  17. ve 18. yüzyıllarda ortaya çıkan “sosyal sözleşme” teorisi modern siyasal düşüncede devletin temelini oluşturmuş ve dünyevi iktidarı ele alan bir yönetim anlayışının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kamusal Hesap Verebilirliğin Ortaya Çıkışı ve Gelişimini Etkileyen Faktörler

87  Locke’a göre siyasi iktidarı doğru anlamak ve onun kaynağını ortaya koyabilmek için bütün insanların doğada ne durumda olduklarına bakmak gerekmektedir.  Toplum içinde yaşamak için yaratılan insan, siyasal toplum olarak örgütlenmeden önce, barış, eşitlik ve özgürlük içinde yaşamaktaydı. Locke’a göre, doğa yasası, bütün insanlığa, eşit ve özgür olduklarından dolayı kimseye başkasının yaşamına, sağlığına, özgürlüğüne ve mallarına zarar vermemesi gerektiğini öğretmekteydi. Sosyal Sözleşme

88  Ancak bu dönemin iki sakıncası bulunmaktaydı. İlki insan hem davalı hem de davacı idi. İkincisi ise mülkiyet hakkının güvence altına alınmamasıydı.  Siyasal bir toplumun kurulması insanların kendi cezalandırma hakkını üstün bir kuvvete aktarmasıyla başlar.

89  Sözleşme teorisi, hesap verebilirlik düşüncesinin kaynağını ortaya koymak bakımından büyük önem taşımaktadır. Şöyle ki; iktidarın kaynağının halka dayandırılması, hesap verebilirlik ilişkisinin temelini oluşturan asıl-vekil teorisinin çıkış noktasını oluşturmaktadır.

90  17. ve 18. yüzyıl’da liberal hukuk ve siyaset düşünürleri tarafından geliştirilmeye başlanan anayasacılık düşüncesi, doğal hukuk ve özellikle de sosyal sözleşme teorilerine paralel olarak ortaya çıkmıştır.  Sınırlı iktidar düşüncesinin gerçekleşmesinde bir takım temel araçlar bulunmaktadır. Bunlardan ilki kuvvetler ayrılığı prensibidir. Anayasacılık başlangıçta bir kuvvetler ayrılığı teorisi olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü kuvvetler ayrılığının temel amacı ve ahlaki ilkesi ve sosyal amacı, özgürlüğü gerçekleştirmektir. 2) Sınırlı İktidar Düşüncesinin Gelişimi

91  19. yüzyılda gelişen “hukuk devleti” ilkesi de, sınırlı iktidar anlayışının gerçekleşmesini temel araçlardan bir diğerini oluşturmaktadır.  Devlet, bireysel özgürlükleri tehdit eden en büyük gücü oluşturmaktadır. Devlet iradesinin sınırlandırmanın en iyi yolu da, onu kişilerin iradesi ve iyi niyetine değil, kurallara tabi kılmak ve hukuk ile sınırlandırmaktır

92  Liberal demokrasi, özellikle siyasi hesap verebilirliğin gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Liberal demokrasi, temel siyasi kararların halk tarafından alındığı ama bu kararlar üzerinde de sınırlamaların olduğu bir siyasal sistemi ifade etmektedir.  liberal demokrasinin iki temel unsuru bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, önemli siyasal meselelerle ilgili, temel belirleyici kararları, pozitif veya negatif olarak halkın alması veya almaya yetkili kılınması, ikincisi ise, halkın bu kararları sınırlı bir alanda alması ya da almaya yetkili olmasıdır 3) Temsili Demokrasilerin Gelişimi

93  18.yy’ın ikinci yarısında İngiltere’de başlayan, 19.yy ve 20.yy’larda Avrupa ve Amerika’da ortaya çıkan sanayi devrimi, kamu yönetiminin gelişimi açısından önemli etkiler yaratmıştır.  Sanayi devrimi ile başlayan ve sanayi toplumu olarak ifade edilen yapılanma, ekonomik, sosyal, politik ve kültürel alanda köklü değişimler yaratmıştır. Bu sürecinin en önemli sonuçlarından birini de, devletin hem yapısal hem de işlevsel olarak büyümesi oluşturmuştur. Modern Dönemde Kamu Yönetiminin Gelişimi ve Genel Özellikleri

94  Sanayi öncesi toplumlarda, devletin görevleri oldukça sınırlıydı. Devlet, sadece, adalet ve savunma gibi temel hizmetleri yerine getirmekteydi. Bu nedenle de devlet, büyük bir örgüt yapısına da sahip değildi.  sanayileşme ile birlikte, fabrika sisteminin gelişmesi, teknolojik yenilikler, şehirlerin büyümesi; alt yapı, işsizlik, konut, sağlık, eğitim vb. birçok sosyo-ekonomik sorunun ortaya çıkması ve ortaya çıkan bu sorunların piyasa ekonomisi tarafından çözülememesi, devletlerin müdahalesini zorunlu kılmıştır.  Yönetimin profesyonellşemesi

95  Geleneksel kamu yönetimi anlayışının entelektüel temelleri büyük ölçüde, Woodrow Wilson, Frederick Taylor ve Max Weber’in düşüncelerine dayanmaktadır.  Wilson: Siyaset-kamu yönetiminin birbirinden ayrılacağını vurgulamaktadır.  Taylor: bilimsel yöntemler kullanarak, her iş için en iyi tek bir yöntemin bulunabileceğini vurgulamaktadır.

96  İdeal tip bürokrasi: En iyi en üstün örgüt anlamında kullanılmamış.  1) Otoritenin kaynağını yasalara dayandırmaktadır.  2) Hiyerarşi  3) Kamu ve özel yaşamın birbirinden ayrılması  4) İşbölümü  5) Uzmanlaşma: İşbölümünün bir sonucudur.  6) Yazılı belgelere dayanma:  7) Gayrişahsilik Max Weber

97  İdare ve siyaset arasındaki bu ayırım, geleneksel yönetim düşüncesinin “sorumluluk” anlayışını belirleyen temel unsurdur. Modern Dönemde Hesap Verebilirlik: Geleneksel Hesap Verebilirlik

98  Geleneksel hesap verme sisteminin temelini (parlamenter sistemler açısından) bakanların sorumluluğu oluşturmaktadır. Yürütme organı, yerine getirdiği faaliyetlerden dolayı, parlamentoya karşı sorumludur. Parlamento da halka karşı sorumludur ve hesap vermektedir. Kamu görevlileri bakana hesap vermektedir. Bu sistem içinde kamu görevlilerinin halka karşı sorumluluğu doğrudan değil, dolaylıdır. Geleneksel hesap verme anlayışında kamu görevlilerinin hesap verme sistemi yukarı doğru gerçekleşmektedir. Siyasi hesap verebilirlik sistemin temelini oluşturmaktadır.

99  Geleneksel yönetim anlayışındaki hesap verebilirlik sisteminin bir başka temel unsurunu, idari hesap verebilirlik oluşturmaktadır. Özellikle bürokratik örgütlenme modelinin temelini oluşturan hiyerarşi, idari hesap verebilirliğin en önemli mekanizmalarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

100  Geleneksel yönetim anlayışının temel dayanağını oluşturan biçimsellik ve kurallara bağlılık, aynı zamanda geleneksel hesap verebilirliğin içeriğini de belirlemektedir.  Geleneksel hesap verebilirlik sisteminde, kamu görevlilerinin hesap vermesi gereken bir başka alan mali konulardır. Tarihsel açıdan değerlendirdiğimizde, modern öncesi dönem de dahi, kamu görevlileri mali açıdan çeşitli otoritelere hesap vermekteydi. Ancak modern dönemde kurulan parlamento komisyonları ve Sayıştay gibi kurumlar, kamu görevlilerinin mali açıdan hesap vermelerini sağlamak amacıyla kurulmuşlardır.

101  1) kamusal hesap verebilirliğin temel aktörleri siyasilerdir. Bürokratlar, tarafsızlık ve anonimlik ilkeleri çerçevesinde hareket etmekte ve politikacılardan ayrılmaktadır. Bu da gerçekte, bürokratların hesap verebilirliğini ortadan kaldırabilen bir unsur olabilmektedir. Çünkü geleneksel yönetim anlayışının dayandığı temel varsayıma göre, eğer bazı şeyler yolunda gitmezse, bunun sebebi siyasilerdir. Bürokratlar tarafsızlığın arkasına sığınarak, sorumluluktan kurtulma yoluna gidebilmektedirler Geleneksel Hesap Verebilirliğin Eksiklikleri

102  2) Yönetim ve siyaset arasındaki ayırımın net olmamasıdır. Kamu yönetimi her zaman, siyasilerin almış olduğu kararları uygulayan bir mekanizma değildir. Kamu yöneticilerinin idari düzenleme yapabilme yetkisi, çoğu zaman onlara, politika belirleme görevi yüklemektedir.

103  3) Geleneksel hesap verme sisteminin temelini oluşturan “bakanların sorumluluğu” sisteminin gerçek hayatta tam olarak işlememesi, bir başka sorun alanını karşımıza çıkarmaktadır. Bakanların, kendi bakanlıklarında yerine getirilen faaliyetlerden dolayı sorumlu olması, pratik hayatta kusursuz işleyen bir ilişki biçimi değildir.

104  4) Geleneksel yönetim anlayışındaki, kurallara bağlılık ve biçimsellik süreç odaklı bir hesap verme sistemini ortaya çıkarmaktadır. Yöneticilerin sorumluluğu, hizmetlerin etkin ve verimli yürütülmesine göre değil, işlemlerin kurallara uygun olup olmamasına göre değerlendirilmektedir. Ancak kurallar çoğu zaman, sorumluluktan kaçmanın da bir aracı olabilmektedir.

105 6. HAFTA KAMU YÖNETİMİNDE HESAP VEREBİLİRLİĞİN GELİŞİMİ (1980 SONRASI)

106  1980’LERDEN SONRA HESAP VEREBİLİRLİĞİN GELİŞİMİ 1) Yeni Hesap Verme Anlayışının Ortaya Çıkmasına Etki Eden Faktörler  Bilgi Toplumunun Olanakları  Ekonomik Gelişmeler  Siyasal Gelişmeler  Kamu Yönetimi Alanında Ortaya Çıkan Gelişmeler  Yeni Kamu Yönetimi  Yönetişim 2) Yeni Hesap Verme Anlayışının Temel Özellikleri 6.HAFTA DERS İÇERİĞİ

107  Bilgi Toplumunun Olanakları  Buharlı makinenin bulunup, sanayi devriminin tohumlarının atıldığı 1760’lı yılların sonrasında 1789’da Fransız Devrimi ile modern değerler, rasyonel yapılar ve temsili kurumlar ortaya çıktığı gibi, bundan 200 yıl sonra bilgisayarın etkin kullanılmaya başlanması ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla, bilgi toplumu, küresel ekonomi, yönetişim kavramlarının doğduğu söylenebilir. Yeni Hesap Verme Anlayışının Ortaya Çıkmasına Etki Eden Faktörler

108  Bilgi toplumunun en temel niteliklerinden biri, teorik bilginin, üretim faktörleri açısından temel ekonomik kaynak olmasıdır.  Bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen değişmeler iki açıdan kamu yönetimini etkilemektedir.  bilgi tekelinin devletin elinden ferdin eline doğru kaymaya başlamasıdır.  Bilgi ve iletişim teknolojilerinden meydana gelen değişmelerin kamu yönetimi açısından ikinci önemli etkisi, kamu yönetiminin örgütlenme ve hizmet sunma yöntemleri açısından ortaya çıkmaktadır.

109  1930’larda devletin ekonomide aktif rol alması gerektiğine dayanmaktaydı.  İktisatçılar bu dönemde, sosyal koruma sistemlerinin krizi önleyici işlevinden bahsetmiş ve sosyal gelirlerin ekonomik konjöktürden bağımsız bir alım gücü kitlesi yaratacağını ifade etmişlerdir.  Keynesyen ekonomi politikalarının temel amacı, tam istihdamı, fiyat istikrarını ve ekonomik büyümeyi sağlamaktır. Ekonomik Gelişmeler

110  1970’li yılların sonlarında Amerika ve İngiltere’de iktidara gelen siyasi partiler, kamu sektörünün yapısını, devletin faaliyet alanını ve kamunun iş görme yöntemlerini masaya yatırmış ve “Yeni Sağ” olarak ifade edilen politikaları hayata geçirmeye başlamışlardır.  Yeni Sağ’ın temel ekonomi politikası neoliberalizme dayanmaktadır.  Kamu tercihi teorisi: Kamu tercihi teorisi, refah devletinde yapı ve faaliyet olarak büyüyen ve geleneksel hesap verme mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle, denetlenemeyen kamu bürokrasisinin, piyasanın gücünün artması ile birlikte hesap verebilirliğinin sağlanması için, daha iyi mekanizmalar yaratacağını ileri sürmektedir Ekonomik Gelişmeler

111  Temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçiş  Temsili demokrasilerin temel varsayımı, egemenliğin halktan kaynaklandığıdır. Yani halkın oyuyla belirlenen temsilcilerin, halkın istek ve beklentilerine uygun kararlar alacağı varsayılmaktadır.  Bu varsayımın büyük oranda problemli olduğunu, halkın beklenti ve istekleri arasında bir uzlaşma bulunmadığını ve buna bağlı olarak da kamu yararı, ortak iyi ya da ifade edilmektedir. Bu nedenle, kamu politikaları, halkın istek ve beklentilerinden çok, lobi ve çıkar gruplarının etkisinde oluşmaktadır. Siyasi Gelişmeler

112  Katılımcı demokrasi teorisyenleri, siyasetin sadece düzenli aralıklarla yapılan seçimlerle sınırlandırılmayıp, sürekli bir etkinlik içinde olması gerektiğini savunmaktadır. Eğer kararların alınması, bürokratik devletten daha küçük birimlere kaydırılabilirse, bireyler ve grupların doğrudan doğruya kendi ihtiyaç ve çıkarlarıyla kanunları ve politikaları üretebilir hale geleceklerini varsaymaktadırlar

113  Yeni Kamu Yönetimi:  Yöneticilerin kişisel sorumluluğunun sağlanması geliştirilmeli ve kamu yöneticileri, sonuçlar için hesap vermelidir.  Weberyan örgütlenme modelinden esnek örgütlenme modeline geçilmelidir.  Örgütsel ve bireysel amaçlar net bir biçimde tanımlanmalı, bu amaçlar ölçülebilir nitelikte olmalı ve performans göstergeleri aracılığıyla başarı ölçülmelidir.  Kamu hizmetleri piyasa koşulları çerçevesinde yerine getirilmelidir. Hizmet sunumunda hizmetin yönetimi ve sorumluluğu ile hizmetin üretimini birbirinden ayrılmalıdır.  Özelleştirme ve hizmetlerin piyasa koşulları çerçevesinde yerine getirilmesi yöntemleri aracılığıyla devlet küçültülmelidir. Kamu Yönetimi Alanında Ortaya Çıkan Gelişmeler

114  yeni kamu yönetimi anlayışı, geleneksel hesap verme anlayışının dayandığı iki temel varsayımı değiştirdiğini söyleyebiliriz. Bunlardan birincisi, özel yönetim ile kamu yönetiminin birbirinden farklı olduğu anlayışı; ikincisi ise, politik alan ile idari alanın birbirinden ayrılabileceği düşüncesidir

115  Kamu yönetiminin etkinliği, verimliliği ve ekonomikliğinin sağlanmasında, her şeyin ölçülebilir standartlara bağlanması ve standartlara ne ölçüde uyulduğunun belirlenerek kamu kurumlarının performansının ortaya koyulması yeni kamu yönetimi anlayışının temel özelliklerinden birini oluşturmaktadır.  Hesaplanabilir ölçülebilir hale getirmek (accountingization) yeni yönetim anlayışının temelini oluşturduğu ifade edilmektedir.

116  Ancak özel sektördeki yönetim tekniklerinin ve değerlerinin, sorgulanmadan kamu sektörüne aktarılması, yeni kamu yönetime anlayışına yöneltilen eleştirilerin başında gelmektedir

117  Hizmetin yerine getirilmesinde dümen tutmaktan ziyade hizmetin yerine getirilmesini sağlaması;  kamu yararının bir sonuç ya da bir ürün olarak algılanmaması;  kamusal ihtiyaçlara yönelik politikalar en etkili ve sorumlu bir şekilde, vatandaş ile ortak çabalar ve işbirliği süreçleri aracılığıyla gerçekleştirilmesi;  adalet ve eşitlik gibi değerlerden dolayı vatandaşın müşteri olarak algılanmaması;  üretim gelişimi ve performans ölçümünün bireylerin davranışlarını kontrol etmek ve değerlendirmek açısından tek başına yetersiz olması;  kamu yöneticilerinin sadece girişimci olarak görülmemesi;  kamu yönetiminde hesap verebilirlik sisteminin karmaşık bir niteliğe sahip olmasıdır.

118  Yönetişim, bir tarafın diğer tarafı yönettiği bir ilişkiden, karşılıklı etkileşimlerin öne çıktığı bir ilişkiler bütününe olan dönüşümü anlatmak için kullanılmaktadır. Yurttaşların, grupların ve toplulukların; ortak karar alma ve uygulamada, çıkarlarını ifade etmede, yükümlülüklerini karşılamada ve çatışma noktalarının çözümünü belirlemede kullandıkları mekanizmaları, süreçleri ve kurumları kapsamaktadır Yönetişim

119  Hesap Verebilirliğin Konusu Açısından  Geleneksel yönetim anlayışının dayandığı, girdi ve kural odaklı yönetim anlayışından, sonuçların ve performansın ön plana çıktığı yeni yönetim anlayışıyla birlikte, kamu yöneticileri sadece kurallar ve mali konular için değil, performans içinde hesap verebilir hale gelmektedir Yeni Hesap Verme Anlayışının Temel Özellikleri

120  Performans esaslı yönetime yönelik en önemli eleştiri, özel sektörde olduğu gibi kamu sektöründe, belirli ve ölçülebilir hedeflerin belirlenememesidir.  Sonuç odaklı yönetim anlayışına ilişkin bir diğer eleştiri, sadece performans ya da sonuçlar için açıklama yapmanın, iyi bir hesap verebilirlik mekanizması için yeterli olmadığına yöneliktir.  Bu eleştirilerin en temel gerekçesini kamu yönetiminin özel sektörden farklı olarak, kamu hizmetlerinin sunumunda “kamu yararını” dikkate alması

121  Bunun yanında yeni hesap verebilirlik anlayışının vurgu yaptığı alanlardan bir diğeri de etik ilke ve standartlardır. Günümüzde, devletlerin yönetim anlayışlarında üç E olarak tabir edilen Tutumluluk (Ekonomi), Etkinlik ve Etkililik önemlerini korumaya devam etmektedir. Etik standartların, toplumların refahıyla doğrudan ilgili olmasından dolayı bunlara dördüncü bir E olan e Etik de ilave edilmiştir

122  Hesap verilenler açısından ortaya çıkan en önemli gelişme, sadece iç forumlara karşı değil, dış forumlara da hesap vermektir.  Bu çerçevede ortaya çıkan değişimlerden ilki, klasik hiyerarşik hesap verebilirlik anlayışından bağımsız denetim organlarının giderek daha önemli hale geldiği bir anlayışa geçiştir.  Hesap verilenler açısından ortaya çıkan ikinci gelişme, kamu yönetiminin doğrudan vatandaşa karşı hesap verebilir olmasıdır.  Yönetimde açıklık, hizmet standartları, vatandaşa raporlar sunma.  Çoğulcu hesap verebilirlik. Herkes herkese karşı hesap verebilir olmalıdır. Hesap Verilenler Açısından

123  Geleneksel hesap verebilirlik, kollektif ve bireysel hesap verebilirliğe dayanırken, yeni hesap verme anlayışı bireysel ve örgütsel hesap verebilirlik üzerinde durmaktadır. Hesap Verenler Açısından

124 7. HAFTA SİYASİ HESAP VEREBİLİRLİK MEKANİZMALARI

125  Ülkemizdeki siyasi hesap verebilirlik mekanizmalarını ortaya koymaktır. DERSİN AMACI

126  I) SİYASİ HESAP VEREBİLİRLİK MEKANİZMALARI  A)Yasama Organının Bilgi Edinme ve Denetim Yolları  Soru  Meclis Araştırması  Genel Görüşme  Meclis Soruşturması  Gensoru  Bütçe  İdari Düzenlemelerin Yasama Organınca denetimi  Seçmen Hizmeti  B)Yürütme Organının Denetimi DERSİ İÇERİĞİ

127  Hükümet sistemleri ne olursa olsun, bütün temsili rejimlerde, yasama organının “kanun yapma”, “hükümeti denetleme” ve “devlet bütçesini kabul etme” gibi üç temel işlevi bulunmaktadır.  Ancak, yasama organının kamu yönetimi üzerindeki denetimi doğrudan değil, dolaylıdır. Parlamento, kamu yönetimini, hükümet vasıtasıyla denetlemeye çalışır.  Türkiye’de anayasa gereği Meclisin bilgi edinmesi ve hükümeti denetlemesi, “soru”, “meclis araştırması”, “genel görüşme”, “gensoru” ve “meclis soruşturması” yollarıyla gerçekleştirilmektedir. Yasama Organının Bilgi Edinme ve Denetim Yolları

128  Soru, Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bakanlardan bilgi istemesidir.  Soru, istenilen cevabın niteliğine göre, “sözlü” ve “yazılı” olmak üzere ikiye ayrılır.  Cevap ister sözlü, ister yazılı olsun, sorunun yazılı olarak bir önerge ile sorulması gerekmektedir. SORU

129  Yazılı soruların cevabı ise, Başbakanlık veya ait olduğu bakanlık eliyle Meclis Başkanlığı’na sunulmaktadır. Başkan bu cevabı derhal soru sahibine iletmek durumundadır.  Gerek sözlü, gerekse yazılı sorunun cevaplanmasından sonra Mecliste herhangi bir oylama yapılmaz.

130  Belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemedir.  Meclis araştırması, hükümet, siyasi parti grupları veya en az on milletvekili tarafından, Meclis Başkanlığı’na verilecek bir önerge ile istenebilir. Meclis araştırması açılıp açılmamasına Meclis Genel Kurulu karar verir.  Belli bir konuda bilgi edinmek üzere meclis araştırması açılmasına karar verilirse, söz konusu araştırmanın yürütülmesi için özel bir komisyon kurulur. Meclis Araştırması

131  Araştırma komisyonu, incelemelerini bir rapor halinde Meclis Başkanlığı’na sunar. Rapor hakkında, genel kurulda görüşme açılır. Görüşmelerin sonunda, Genel Kurulun bir karar alması söz konusu olamaz. Ancak, milletvekilleri veya hükümet, komisyon raporundaki bulguları değerlendirir.

132  Genel görüşme, Anayasa’ya göre, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren bir konunun, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülmesidir. Genel görüşme açılmasını, hükümet, siyasi parti grupları veya 20 milletvekili bir önerge ile isteyebilir. Genel görüşme açılıp açılmamasına Genel Kurul karar verir Genel Görüşme

133  Başbakan veya bakanlar hakkında, TBMM üye tam sayısının en az onda birinin vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir. Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve gizli oyla karara bağlar.  Yüce divana sevk üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla karara bağlanır. Meclis soruşturması sonucunda Yüce Divana sevk edilen bakan, bakanlıktan düşer. Başbakanın Yüce Divana sevki halinde Hükümet istifa etmiş sayılır. Meclis Soruşturması

134  Meclis soruşturması usulü, başbakan ve bakanların “siyasi” değil “cezai” sorumlulukları ile ilgilidir.  Bakanların görevleriyle ilgili değil, kişisel nitelikteki suçlarından dolayı da bakanlar hakkında meclis soruşturması usulü değil, yasama dokunulmazlığının kaldırılması usulünün uygulanması gerekir. Bu nitelikteki suçlardan dolayı yasama dokunulmazlığı kaldırılırsa, bakanlar Yüce Divanda değil, suç işledikleri yer mahkemesinde yargılanırlar. Bir bakanın yasama dokunulmazlığının kaldırılması onun bakanlıktan düşmesine yol açmaz

135  Parlamenter hükümet sistemlerinde, Bakanlar Kurulu’nun ve tek tek bakanların parlamento karşısında siyasal sorumluluğu vardır. Dolayısıyla parlamento, Bakanlar Kurulunun ve tek tek bakanların görevlerine son verebilir. Bakanlar Kurulunun bir bütün olarak parlamento karşısındaki siyasal sorumluluğuna “kollektif sorumluluk”, tek tek bakanların siyasal sorumluluğuna ise “bireysel sorumluluk” adı verilir. Gensoru

136  1982 Anayasası’na göre, gensoru önergesi bir siyasi parti grubu adına veya en az 20 milletvekilinin imzasıyla verilir. Gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına Meclis Genel Kurulu karar verir. Güven oylamasında Bakanlar Kurulunun veya bir bakanın düşürülebilmesi için üye tamsayısının salt çoğunluğu gerekir. Üye tam sayısı 550 olduğuna göre, bir bakanın veya Bakanlar Kurulunun düşürülebilmesi için 276 oy gerekir.

137  Bütçe yasama organının, hükümet ve kamu bürokrasisi üzerinde uyguladığı denetim araçlarından bir başkasıdır. Bilindiği gibi, ulusal bütçelerin yapılması ve onaylanması, yasama organının yetkisine bırakılmıştır. Yasama organı bu yetkisini kullanırken, gelir ve giderlerin tahsisi yoluyla bürokrasiyi de denetler. Bütçe Görüşmeleri

138  Yasama organının, kamu yönetimini denetleme yollarından biri de, milletvekillerinin, vatandaşların yönetimle ilgili sorunlarına yardımcı olmak amacıyla yürüttükleri hizmetlerdir. Seçmen Hizmeti

139  Yürütme organının kamu yönetimi üzerinde siyasi denetim yapmasının en yaygın yollarından biri, üst düzey bürokratları hükümete yakın adaylar arasından atamasıdır.  Kayırmacılık sistemi-liyakat sistemi Yürütme Organının Denetimi

140  Teftiş Kurulu Başkanlığı, bakanın emri ya da onayı üzerine, onun adına, bakanlık teşkilatı ile, bağlı ve ilgili kuruluşların her türlü faaliyet ve işlemlerini denetlemek, incelemek ve soruşturmakla görevlidir. Son zamanlarda yapılan düzenlemelerde Teftiş Kurulu Başkanlıklarının ismi, “Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı” biçiminde değiştirilmektedir.

141  2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, denetim ve hesap verme sorumluluğu bakımından farklı bir yaklaşım sergilemekte; mevcut geleneksel anlayışı değeştirmeyi hedeflemektedir.

142  Bu çerçevede denetimin içeriğinde, verimlilik, etkinlik tutumluluk gibi performansa yönelik unsurlar önem kazanmış, “teftiş” anlayışı yerine “denetim” kavramı öne çıkmış ve hesap verme sorumluluğunun kapsamı genişletilmiştir.

143  Bu çerçevede üst yöneticiler (bakanlıklarda müsteşar, diğerlerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali, belediyelerde başkan gibi), idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahalli idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar. Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini, harcama yetkilileri, mali hizmet birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler (md. 11).

144 8. Hafta İdari Hesap Verebilirlik

145  Bu dersin amacı, idari hesap verebilirlik mekanizmalarından olan hiyerarşik denetim, iç denetim ve idari vesayet denetimine ilişkin ülkemizdeki yasal ve kurumsal düzenlemeleri ortaya koymaktır. Dersin Amacı

146  İDARİ HESAP VEREBİLİRLİK MEKANİZMALARI  HİYERARŞİK DENETİM  İÇ DENETİM  İDARİ VESAYET DENETİMİ Dersin İçeriği

147  Her bir kamu kurumu, yetki ve görevler bakımından ast-üst biçiminde örgütlenmiştir. Ast-üst biçiminde örgütlenme hiyerarşik bir yapıyı ortaya çıkarır. Hiyerarşik yapı içerisinde yer alan sıralı üstlerin astlarını denetlemesine “hiyerarşik denetim” adı verilmektir.  Kanunsuz Emir (İstisna) Hiyerarşik Hesap Verebilirlik

148  İç Denetçiler Enstitüsü’nün belirlediği Uluslararası İç Denetim Standartlarına göre iç denetim, “bir kurumun faaliyetlerini geliştirmek ve onlara değer katmak amacını güden bağımsız ve objektif bir güvence ve danışmanlık faaliyetidir” İç Denetim

149  İç denetim çoğu zaman iç kontrol kavramıyla karıştırılmaktadır. “Kontrol” kavramı olaylara, faaliyetlere ve kişilere etki edebilme gücüne sahip olmayı ifade etmektedir. örgüt yöneticilerinin almış olduğu bütün önlemler ve uyguladığı yöntemler kontrol kavramı içinde değerlendirilmektedir.  İç denetim ise, örgüt içinde kurulmuş bir değerleme fonksiyonudur. İç denetimin amacı, örgüt içindeki yöneticilerin sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirmelerine yardımcı olmaktır

150  Kamu kurum ve kuruluşlarında kontrol sisteminin uygulanmasına ilişkin iki ana yaklaşım bulunmaktadır. Bunlar, geleneksel mali kontrollerin uygulandığı merkezden kontrol modeli ve iç kontrollerin uygulandığı yerinden kontrol modelidir. Geleneksel mali kontrol yaklaşımında, kontrollerin sorumluluğu, icracı kurum yerine Maliye Bakanlığı’na aittir.

151  Anglo-Sakson modeli olarak da ifade edilen yerinden kontrol modelinde ise, her kamu kuruluşu kendi oluşturduğu ve yönettiği kontrol dinamikleri aracılığıyla hesap verme sürecini işletmektedir. Bu modelde iç kontrol, mali kontrolden daha geniş bir yönetsel süreci ifade etmektedir. Söz konusu sistem, karar alma süreçlerinin ve yönetim kademesinin her aşamasında uygulanmaktadır.

152  İç denetçi, yönetim birimi içinde, üst yönetici ve harcama yetkilisine, sistemin nasıl işlediğini, harcamaların mevzuata uygun yapılıp yapılmadığını, birimin performans hedeflerine ne derecede ulaştığını, aksayan yönler varsa neler olduğunu ve harcama yönetiminin geliştirilmesi için neler yapılması gerektiği gibi konularda rapor hazırlayarak önerilerde bulunur

153  Türkiye’de iç denetim, ilk olarak 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nda düzenlenmiştir sayılı Kanun’un 63. Maddesine göre “İç denetim, kamu idaresininçalışmalarına değer katmak vegeliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik esaslarına göreyönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıylayapılan bağımsız, nesnel güvence sağlama ve danışmanlık faaliyetidir. Türkiye’de İç Denetim

154  İç Denetim Koordinasyon Kurulu, iç denetimde uluslararası standartlar ve Avrupa Birliği uygulamalarına uygun olarak, iç denetçilerin eğitimi ve iç denetim standartlarının belirlenmesi amacıyla Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak oluşturulmuştur. İç denetçi görevini, İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenen ve uluslararası kabul görmüş kontrol ve denetim standartlarına uygun şekilde yerine getirmelidir. İç Denetim Koordinasyon Kurulu

155  İç denetçiler, raporlarını doğrudan üst yöneticiye sunmaktadır. Bu raporlar üst yönetici tarafından değerlendirilmek suretiyle gereği için ilgili birimler ile malî hizmetler birimine verilmektedir. İç denetim raporları ile bunlar üzerine yapılan işlemler, üst yönetici tarafından en geç iki ay içinde İç Denetim Koordinasyon Kurulu’na gönderilmektedir. Kurul, yukarıda da belirtildiği gibi, idarelerinin iç denetim raporlarını değerlendirerek sonuçları yıllık rapor halinde Maliye Bakanlığı’na sunarak kamuoyuna açıklayacaktır.

156  Merkezden yönetim organlarının yerinden yönetim kuruluşlarını denetleme yetkisine idari vesayet denir.  Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerinde uyguladığı vesayet denetiminin en temel niteliklerinden birisi bu yetkinin kanunla düzenlenmesidir.  Vesayet denetiminin temel gerekçesi, üniter devlet sisteminde idarenin bütünlüğünü sağlamaktır.  Özerklik ve idari vesayet  Hukuka uygunluk denetimi-vesayet denetimi İdari Vesayet Denetimi

157  Merkezi yönetimin yerel yönetimlerin organları üzerinde uyguladığı en önemli vesayet yetkisi, yerel yönetimlerin organlarını geçici olarak görevden uzaklaştırabilmesidir.  Merkezi idarenin, yerel yönetimlerin işlemleri üzerinde kullandığı yetkilerden ilki iptal yetkisidir. İptal, yerel yönetimlerin işlemlerinin, vesayet makamı tarafından geriye dönük olarak ortadan kaldırılması anlamını taşımaktadır. Belediyeler ve il özel idaresi açısından bu yetkiye örnek olarak verilebilecek herhangi bir uygulama bulunmamaktadır.

158  Vesayet makamının sahip olabileceği ikinci yetki ise, onama yetkisidir. Onama yetkisi, yerel yönetim organlarının aldığı kararların yürürlüğe girebilmesi için, vesayet makamlarının onaylaması sonucu ortaya çıkan bir yetkidir (1580 sayılı kanun)  Merkezi idarenin yerel yönetimler üzerinde kullandığı bir başka vesayet yetkisi ise, ilgili yerel yönetim birimi tarafından alınan kararın yeniden görüşülmesinin istenmesidir.

159  “vali hukuka aykırı gördüğü kararları, yedi gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere il genel meclisine iade edebilir. Valiye gönderilmeyen meclis kararları yürürlüğe girmez. Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de il genel meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile ısrar edilen kararlar kesinleşir”. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 18/01/2007 tarihli kararıyla bu maddenin ikinci fıkrasında bulunan “…yeniden görüşülmesi istenip de il genel meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile ısrar edilen kararlar” ifadesi ile 15. maddenin üçüncü fıkrası iptal edilmiştir. Bu çerçevede ilgili madde yeniden değerlendirildiğinde, valinin yeniden görüşülmesini istemediği il genel meclisi kararları kesinleşecektir. Ancak valinin yeniden görüşülmesini isteği kararlar için il genel meclisi ısrar edemeyecektir. Bu durumda valinin il genel meclisi kararları üzerinde açık olarak belirtilmese de onama yetkisine sahip olduğu söylenebilir

160  Hizmetlerde aksama: Belediye Kanunu’nun 57. maddesine göre, belediye hizmetlerinde ciddi bir aksama ortaya çıkması ve bunun kanunda belirtilen ilgili şartlarla tespit edilmesi durumunda, İçişleri Bakanı öncelikli olarak makul bir süre çerçevesinde hizmetlerde meydana gelen aksamanın giderilmesini belediye başkanından ister. Eğer aksama giderilmezse, söz konusu hizmetin yerine getirilmesi o ilin valisinden istenir. Vali aksaklığı öncelikli olarak belediyenin araç, gereç, personel ve diğer kaynakları ile gidermeye çalışmalıdır. Bu mümkün olmazsa diğer kamu kurum ve kuruluşlarının imkânlarını da kullanabilir. Bu nedenle ortaya çıkacak maliyet vali tarafından İller Bankasına bildirilir ve İller Bankasınca o belediyenin bir sonraki ay genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamı üzerinden belediyeye ayrılan paydan valilik emrine gönderilir. Benzer bir düzenleme 5302

161  il özel idaresi ve belediyenin mali işlemler dışında kalan diğer işlemleri, il özel idareleri açısından İçişleri Bakanlığı, vali veya görevlendireceği elemenler tarafından, belediyeler açısından İçişleri Bakanlığı tarafından denetlenecektir.

162  Teftiş Kurulu’nda görevli mülkiye müfettişleri ile İçişleri Bakanlığı, il özel idareleri ve belediyeler üzerindeki denetim yetkisini, Bakanlığın bünyesinde bulunan Mahalli İdareler Kontrolörlüğü Denetim Biriminde görevli kontrolörler aracılığıyla kullanmaktadır  Mülkiye müfettişleri ve mahalli idareler kontrolörleri tarafından gerçekleştirilecek denetimde, denetime tabi birimlerin üç yılda bir denetlenmesi ilkesi esas alınmaktadır. Bu çerçevede her yıl Teftiş Kurulu Başkanlığı ve Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından, denetlenecek mahalli idari birimleri gösteren olağan denetim programı hazırlanmaktadır. Ancak olağan denetim programı dışında, İçişleri Bakanı’nın onayı ile özel teftiş, inceleme, soruşturma ve araştırma da yapılabilmektedir

163 9. Hafta İdari Hesap Verebilirlik

164  Ülkemizdeki Sayıştay denetimi hakkında bilgi vermektir Dersin amacı

165  Öncelikli olarak Yüksek denetimin varlık nedeni ve anlamını açıklamaya çalışalım. Bir demokraside bütçe yetkisi yasama organına ait bir yetkidir. “Kanunsuz harcama olmaz” ilkesi uyarınca yürütme organının harcama yapabilmesi için yasama organından izin alması gerekmektedir. İşte bu izin bütçe kanunu ile verilmektedir. Bütçe bir yıl için devletin ve öteki bazı tüzel kişilerinin gelir ve giderlerini tahmini olarak gösteren ve gelirlerin toplanmasına ve giderlerin yapılmasına izin veren bir kanundur. Bütçe kanunun kabul etme yetkisine sahip olan parlamento doğal olarak bu kanunun uygulanmasını denetleme yetkisini de sahiptir. Bu denetimi yüksek denetim organları gerçekleştirmektedir Yüksek Denetimin Varlık Nedeni

166  Yüksek denetim, kamu idarelerinin faaliyetlerinin, kaynağını anayasadan alan ve birçok ülkede yargısal yetkileri de bulunan, bağımsız kuruluşlarca parlamento adına yürütülen denetimi ifade etmektedir.  Bu denetim, uluslararası alanda da örgütlenmiş ve uluslararası standartlara bağlanmış olan bir denetimdir.

167  Uluslararası Sayıştaylar Birliği (INTOSAI), yüksek denetimin ilkelerini yöntem ve tekniklerini belirlemektedir. INTOSAI, 1977 tarihinde Lima Deklarasyonu’nu yayınlamakla başlattığı standart belirleme sürecini, 1987 yılında geliştirmiş ve 1991 yılında revize etmiştir Uluslararası Sayıştaylar Birliği

168  Dış denetim kurumlarının yapılandırılmasında Avrupa Birliği ülkelerinde, kuzey ve güney ülke uygulamaları olarak genel hatlarıyla iki modelin bulunduğu ifade edilmektedir. Güney model, mevzuata uygunluk denetiminin ve hesap yargılanmasının yapıldığı bir sistemi ortaya çıkarmaktadır. Kuzey model ise, kaynakların, önceden belirlenen hedeflere uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını parlamentoya periyodik olarak raporlayan ve kurul olarak örgütlenen bir denetim sistemidir. Bunun yanında, İngiltere, Danimarka, İrlanda ve Finlandiya gibi ülkelerde, yüksek denetim kurumları yargı yetkisi bulunmayan ofis tipi kurumlar iken, Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Türkiye’de bu kurumlar yargı yetkisine sahiptir

169  Uzmanlık içermesi: Bu kurumlarda yer alan denetçilerin hesap ve diğer kayıtları değerlendirme konusunda yüksek düzeyde bilgiye sahip olmaları dolayısıyla, herhangi bir anormal durum ya da standart prosedürlerden sapmanın tespit edilmesi açısından diğer organlara göre avantajları bulunmaktadır. Örneğin dışarıdan bir savcı için kamu hesapları anlaşılmaz bir nitelik taşımaktadır. Oysaki denetçiler bu konuda teknik bilgiye sahip olmalarından ötürü yolsuzlukların ortaya çıkarılmasında daha başarılı olabilmektedir  Bağımsız olması: Denetim parlamento adına gerçekleşmektedir. Yüksek Denetlemenin Önemi

170  1980’li yıllardan sonra daha da önem kazanması: 1980’li yıllardan sonra, kamu yönetimi alanında ortaya çıkan gelişmeler yüksek denetimi daha da önemli hale getirmiştir. Yüksek denetim kurumları düzenlilik denetimi yanında performans denetimi de yapmaya başlamışlardır.  yüksek denetim kurumları, kamu kurumlarının önceden belirlenen amaçlara ne derecede ulaştığı ve kamu kaynak kullanımının etkinlik, ekonomiklik ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde yerine getirilip getirilmediğini tespit etmeye yönelik görevler üstlenmiştir

171  INCOSAI’nın 1977’de Lima’da kabul ettiği ve devlet denetiminin Macna Carta’sı olarak kabul edilen Lima Deklarasyonuna göre, denetimin içeriği kanunilik, düzenlilik ve performans denetimidir.

172  Türkiye’deki bağımsız yüksek denetim organı olan Sayıştay, Fransız Sayıştay’ını örnek alarak kurulmuş, yargı yetkisine sahip ve kurul olarak yapılanmış anayasal bir kuruluştur. Ülkemizde Sayıştay

173  Anayasadaki bu düzenlemeden anlaşıldığı gibi, Sayıştay’ın iki görevi bulunmaktadır. Birinci görevi, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına incelemek ve denetlemektir. İkinci görevi ise, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamakla görevlidir. Ayrıca mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması da Sayıştay tarafından yapılır.

174  Sayıştay’ın ikinci görevi yani “kesin hükme bağlama” görevinin yargısal nitelikte olduğu düşünülebilir. Çünkü yapılan incelemeler ve denetlemeler sonucunda kanuna aykırılıklar varsa sorumlular tazmine mahkum edilir. Sayıştay’ın bu kararına karşı ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere yine Sayıştay’dan karar düzeltilmesi isteminde bulunabilir. Sayıştay’ın karar düzeltmesi isteminden sonra verdiği kararlar kesin hüküm taşımaktadır. Bu kararlara karşı başka bir başvuru yolu yoktur.  Sayıştay bir yargı organı değildir.

175  Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Anayasanın 160. maddesine göre

176  5018 sayılı Kanun’un 68. maddesine göre, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin; kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve sonuçlarının TBMM’ye raporlanması sürecinden oluşan dış denetim Sayıştay tarafından gerçekleştirilmektedir.  5018 sayılı Kanun, Sayıştay’a uluslararası alandaki gelişmelere paralel olarak yeni görevler yüklemiştir. Sayıştay’ın gerçekleştireceği dış denetimin konusunu, mali denetim, uygunluk denetimi ve performans denetimi oluşturmaktadır sayılı Kanun

177  Kamu mali yönetimini yeniden yapılandıran ve bu anlamda Sayıştay’a önemli görevler yükleyen 5018 sayılı Kanun 2003 yılında yürürlüğe girmesine karşın Sayıştay’ın yeniden yapılandırılmasına ilişkin 6085 sayılı Sayıştay Kanun’u 3/12/2010 tarihinde kabul edilmiştir sayılı Kanun, Sayıştay’ın görevlerinde ortaya çıkan bu değişimi, 5018 sayılı Kanun ile uyumlu hale getirmiştir.

178  Bu Kanunla Sayıştay’ın denetim alanı, tüm kamu idarelerini, kamu fonlarını, kamu kaynaklarını ve kamu faaliyetlerini içerecek biçimde düzenlenmiştir. Bu çerçevede merkezi yönetim (genel bütçeli idareler, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar), sosyal güvenlik kurumları ve yerel yönetimler Sayıştay’ın denetim alanındadır. Bunun yanında, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu kaldırılmış; personeli, araç, gereç ve her türlü taşınır ve taşınmaz malları ve bütçesi Sayıştay’a devredilmiştir. Böylece kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimini de Sayıştay’ın kapsamı içine girmiştir.

179  6085 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre, Sayıştay denetimi, düzenlilik ve performans denetiminden meydana gelmektedir. Düzenlilik denetimi de mali denetim uygunluk denetiminden oluşmaktadır.  6085 sayılı Kanun 2. maddesi performansı «kamu idarelerince belirlenen hedef ve göstergelere ulaşma seviyesi,  Performans denetimini «hesap verme sorumluluğu çerçevesinde idarelerce belirlenen hedef ve göstergelerle ilgili olarak faaliyet sonuçlarının ölçülmesi» olarak tanımlamıştır Sayılı Kanun ve Performans Denetimi

180  Oysaki Kanun’un ilk teklifinde «iyi yönetim ilkeleri esas alınarak kaynakların ekonomik ve verimli kullanımı ile faaliyetlerin kurum hedeflerine ulaşmadaki etkinliğinin değerlendirilmesi olarak tanımlanmıştır.

181  Bu durumda Sayıştay performans ölçümü mü yoksa performans değerlendirmesi mi yapacak?

182  832 sayılı Sayıştay Kanunu’na 1996 tarihinde «verimlilik ve etkinlik değerlendirmesi başlığı ile eklenen madde ile «Sayıştay denetimine tabi kurum ve kuruluşların kaynakları ne ölçüde verimli, etkin ve tutumlu kullandıklarını incelemeye yetkilidir»

183  Sistemin en temel unsurlarından biri stratejik plandır.  5018 sayılı Kanun’a göre kamu idareleri, kalkınma planları ile programlar ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak.. Amacıyla stratejik planlar hazırlar.  Sayıştay stratejik planları inceler. Stratejik planların kurumun kurumun performansına etkisi bakımından inceleyebilir. Performans ölçümü nasıl yapılır

184  Performans programları: Stratejik planların hayata geçirilmesi yıllar itibariyle hazırlanan performans programları yoluyla olur.  Performans programlarının denetimi kapsamında pek çok konu incelenebilir.  Belirlenen performans hedeflerinin belirlenen amaç ve hedeflerle ilgili olup olmadığı,  Performans hedeflerinin belirli, ulaşılabilir ve gerçekçi olup olmadığını,  Faaliyet raporlarındaki bilgilerin gerçekçi olup olmadığına

185 10. Hafta Ombudsman

186  Ombudsman denetiminin tanımı ve niteliklerini belirterek, Türkiye’deki ombudsman denetimine ilişkin kurumsal düzenlemeleri ortaya koymaktır. Dersin Amacı

187 Ombudsman denetimi nedir? Dünyada Ombudsman denetimi Türkiye’de ombudsman denetiminin ortaya çıkışı 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kanunu Dersin İçeriği

188  Ombudsman, halkın kamu yönetimine karşı olan şikâyetlerini inceleyen, yönetimin aksayan, işlemeyen ve kusurlu yanlarını ortaya çıkarmaya çalışan ve vardığı sonuçları parlamento ve kamuoyuna sunan bir kurumdur.  Ombudsman denetimi çeşitli ülkelerde farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Ombudsman Denetimi Nedir?

189  Ancak bu farklılıklara karşın bu denetim türünün 3 ortak özelliğinin olduğunu söyleyebiliriz.  1) yürütme organı karşısında bağımsız bir statüye sahiptir.  2) Şikâyetlerin kişiler tarafından yapılır.  3) Gelen konuları adil olarak değerlendirilmesi ve kötü yönetimin neden olduğu sonuçlara ilişkin önlemler önermesi. Ombudsman Denetiminin Özellikleri

190  Etkin hesap verebilirlik sisteminin temel unsurlarından biri “yönetimin vatandaşlar tarafından sorgulanabilirliğinin” sağlanmasıdır. Ombudsmanın en önemli özelliği, sıradan vatandaşların bile kolay olarak ulaşabilmesidir. Vatandaşlar, diğer yönetsel ya da yargısal denetim kurumlarında karşılaşacakları zorluklar, masraf ve bürokratik iş takibi zinciri olmadan ombudsmana sorununu iletebilmektedir. Bu anlamda ombudsman, sorgulanamaz “devlet baba” anlayışı yerine, halkın kamu kurumları ile olan problemlerini anlatabileceği ve haklarını çekinmeden arayabileceği bir “devlet baba” anlayışını yansıtmaktadır Neden önemli?

191  Günümüzde birçok ülkede farklı şekillerde uygulanmakta olan ombudsmanlık, ilk olarak İsveç’te ortaya çıkmıştır.  Ombudsman için Hollanda’da da “ulusal ombudsman”, Fransa’da “arabulucu”, Kanada’da “vatandaş koruyucusu”, İspanya’da “halk savunucusu”, Avustralya’da ve Romanya’da “halkın avukatı”, Portekiz’de “adalet temsilcisi”, İngiltere’de “yönetim için parlamento komiseri”, Polonya’da “sivil haklar savunucusu” ve İtalya’da “sivil savunucu” ifadeleri kullanılmaktadır Dünya’da Ombudsmanlık

192  Ombudsmanın statüsü, yetki ve görevleri ülkeden ülkeye değişmektedir. Ombudsmanı, İsveç’te parlamento seçerken; İngiltere’de başbakanın önerisi üzerine Kraliçe atamaktadır. Fransa’da ise ombudsmanın atanmasını bakanlar kurulu gerçekleştirmektedir. Ancak, bütün bu ülkelerde ombudsman görevini, özerk ve bağımsız bir statü içinde yürütmektedir.

193  İsveç ombudsmanı, idareden zarar gören, hakkı ihlal edilen bir vatandaşın başvurusu üzerine ya da kendiliğinden harekete geçerek “kamu yönetimi”ni ve “yargıyı” denetlemektedir. İsveç ve Finlandiya dışındaki ülkelerde, ombudsmanın yargıyı denetleme yetkisi bulunmamaktadır.

194  İngiltere ve Fransa’da, idarenin eylem ve işlemlerinden zarar gören kişiler, şikâyetlerini doğrudan ombudsmana yapamamaktadırlar. İngiltere’de şikâyet, bir Avam Kamarası üyesi; Fransa’da ise, bir milletvekili ya da senatör aracılığı ile ombudsmana ulaştırılmaktadır. İnceleme sonuçları, yine aynı kanalla ilgililere tebliğ edilmektedir. Bununla amaç, seçmenlerle parlamento arasında daha yakın ilişkiler kurmak ve şikâyetlerden siyasi temsilcileri de haberdar etmektir. İngiltere’de, ombudsmanın re’sen araştırma-soruşturma yapma yetkisi bulunmamaktadır.

195  Türkiye’de ombudsmanlık kurumunun kurulmasına ilişkin öneriler 2000’li yıllardan sonra ağırlık kazanmıştır.  Türkiye’de ombudsmanlık sisteminin kurulmasına ilişkin üç önemli gelişme yaşanmıştır. Türkiye’de Ombudsmanlık

196  1) Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı: Tasarının 42. maddesi, mahalli idareler için halk denetçisi oluşturulmasını düzenlemektedir. Ancak tasarı yürürlüğe girememiştir.

197  2) 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’dur (R.G ).: Anayasa Mahkemesi, tarihli ve E.2006/140 K.2005/15 sayılı kararı ile 5548 sayılı Kanun’un anayasanın 6, 87, ve 127. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, tamamını iptal etmiştir.

198  Kamu Denetçiliği Kurumu,  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı  kamu tüzel kişiliğine sahiptir.  Kurumun Görevi: Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. 3) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kanunu

199  a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler,  b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler,  c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar,  ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri,  Kurumun görev alanı dışındadır.

200  Kamu Denetçiliği Kurumu, Başdenetçilik ve Genel Sekreterlikten oluşmaktadır.  Başdenetçilik, baş denetçi ve denetçilerden oluşur.  Genel sekreterlik, Kurumun idari ve mali işleriyle sekretarya hizmetlerini yerine getirir. Kurumsal Yapısı

201  ) Türk vatandaşı olmak.  b) Seçimin yapıldığı tarihte Başdenetçi için elli, denetçi için kırk yaşını doldurmuş olmak.  c) Tercihen hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idarî bilimler, iktisat ve işletme fakültelerinden olmak üzere dört yıllık eğitim veren fakültelerden veya bunlara denkliği kabul edilmiş yurt içi veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.  ç) Kamu kurum ve kuruluşlarında, uluslararası kuruluşlarda, sivil toplum kuruluşlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında ya da özel sektörde toplamda en az on yıl çalışmış olmak.  d) Kamu haklarından yasaklı olmamak.  e) Başvuru sırasında herhangi bir siyasi partiye üye olmamak.  f) Bazı suçlardan mahkum olmamak Baş denetçi ya da denetçi olmak için hangi şartlar gerekir?

202  Başdenetçi TBMM tarafında seçilir.  Başdenetçi, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir. Birinci oylamada bu çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci oylamaya geçilir. İkinci oylamada da üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyu aranır. Bu oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamaya geçilir ve üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş sayılır. Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada karar yeter sayısı olmak şartıyla en fazla oy alan aday seçilmiş olur. Başdenetçi nasıl seçilir?

203  Başdenetçi bağımsız ve tarafsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Başdenetçiye ve denetçilere görevleriyle ilgili olarak emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.

204  Kuruma, gerçek ve tüzel kişiler başvurabilirler. Başvuru sahibinin talebi üzerine başvuru gizli tutulur.  Başvuru; başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, yerleşim yeri veya iş adresini ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vatandaşlık kimlik numarasını, yabancılar için pasaport numarasını, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve yerleşim yeri ile yetkili kişinin imzasını, varsa, merkezi tüzel kişilik numarasını ve yetki belgesini içeren Türkçe dilekçe ile yapılır. Bu başvuru, yönetmelikte belirlenen şartlara uyulmak kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir. Kurumu Yapılacak Başvurular

205  a) Belli bir konuyu içermeyenler,  b) Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin olanlar,  c) İkinci fıkrada belirtilen şartları taşımayanlar,  ç) Sebepleri, konusu ve tarafları aynı olanlar ile daha önce sonuçlandırılanlar,  incelenmez.

206  Kuruma başvuruda bulunulabilmesi için, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesi gereklidir. İdari başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvurular ilgili kuruma gönderilir. Ancak Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, idari başvuru yolları tüketilmese dahi başvuruları kabul edebilir.

207  Kuruma, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da başvurulabilir.  Başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.  Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.  İlgili merci, Kurumun önerileri doğrultusunda tesis ettiği işlemi veya Kurumun önerdiği çözümü uygulanabilir nitelikte görmediği takdirde bunun gerekçesini otuz gün içinde Kuruma bildirir.

208  “Cumhurbaşkanı’nın isteği üzerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü inceleme, araştırma ve denetlemeleri yapar. Silahlı kuvvetler ve yargı organları, Devlet Denetleme Kurulu’nun görev alanı dışındadır.” (Anayasa m. 108) Devlet Denetleme Kurulu

209  Devlet Denetleme Kurulu, kişilerin şikâyetleri ya da re’sen değil, Cumhurbaşkanı’nın isteği üzerine harekete geçmekte ve herhangi bir kurumda inceleme, araştırma ve denetleme yaptığı zaman hazırladığı raporu Cumhurbaşkanı’na sunmaktadır.

210  Kurul’un kararları, Cumhurbaşkanı’nın onayından sonra Başbakanlığa gönderilmektedir. Kurul’un raporlarında; incelenmesi, teftişi, tahkiki veya dava açılması istenilen konular, en geç kırk beş gün içinde gereği yapılmak üzere Başbakanlıkça yetkili mercilere intikal ettirilmektedir. Sonuçtan, Başbakanlık aracılığı ile Cumhurbaşkanlığı’na bilgi verilmektedir. Cumhurbaşkanı’nın gerekli gördüğünde önemli konularla ilgili raporları doğrudan adli ve idari mercilere gönderme yetkisi bulunmaktadır

211 11. Hafta Kamu Görevlileri Etik Kurulu

212  Kamu yönetiminde etik, kamu yöneticilerinin, karar alırken ve kamu hizmetlerini yürütürken uymaları gereken, tarafsızlık, dürüstlük, sosyal adalet, saydamlık, hesap verebilirlik, çıkar çatışmasından kaçınma, kamu yararını gözetme gibi bir takım ahlaki ilke ve değerler bütününe denir. Bu ilke ve değerleri benimseyen, karar ve işlemlerinde uygulayan yönetime “etik yönetim” adı verilir.

213  Dünyanın birçok ülkesinde, kamu görevlileri arasında etik ilke ve standartların geliştirilmesi amacıyla ulusal düzeyde örgütlenen etik kurulları oluşturulmuştur. Ülkemizde etik yönetime ilişkin temel düzenlemenin, tarih ve 5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkındaki Kanun’la başlamış olduğu söylenebilir. 

214  Hollanda Ulusal Etik Ofisi, Japonya Ulusal Etik Kurulu, Letonya Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, İrlanda Kamuda Standartlar Komitesi, ABD Kamu Etik Ofisi, Avustralya Yolsuzlukla Mücadele Bağımsız Komisyonu vb.

215  Kurul’un temel amacı, kamu görevlilerinin uymaları gereken, saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkelerini belirlemek ve uygulamayı gözetmektir. Kurul’un Amacı

216  Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun görev alanını, genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeli kuruluşlar ve mahalli idareler ve bunların birlikleri, kamu tüzel kişiliğine haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve diğer adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul başkan ve üyeleri dahil tüm personel girmektedir. Görev Alanı

217  Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve yargı mensupları ve üniversiteler 5176 sayılı Kanun’un kapsamı dışında bırakılmıştır. Ancak,

218  1) kamu görevlilerinin uymaları gereken etik davranış ilkelerini yönetmeliklerle belirlemek  2) etik davranış ilkelerinin ihlal edildiği iddiasıyla re’sen veya yapılacak başvurular üzerine incelemek  3) kamuda etik kültürünü geliştirmek için çalışmalar yapmak veya yaptırmak ve bu konuda yapılacak çalışmalara destek olmak biçiminde düzenlenmiştir Görev ve Yetkileri

219  kamu hizmet bilinci,  hizmet standartlarına uyma,  amaç ve misyona bağlılık,  dürüstlük ve tarafsızlık,  saygınlık ve güven,  nezaket ve saygı,  yetkili makamlara bildirim, Ülkemizde kamu görevlilerinin uyması gereken etik ilkeler

220  çıkar çatışmasından kaçınma,  görev ve yetkilerin menfaat sağlamak amacıyla kullanılmaması,  hediye alma ve menfaat sağlama yasağı,  kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarının kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri dışında kullanılmaması,  savurganlıktan kaçma,  bağlayıcı açıklamalar ve gerçek dışı beyan,

221  bilgi verme,  saydamlık ve katılımcılık,  hesap verme sorumluluğu,  eski kamu görevlilerinin kamu hizmetlerinden ayrıcalıklı bir şekilde faydalandırılmaması  mal bildiriminde bulunma

222  Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun gizli olan mal bildirimlerini gerektiğinde inceleme yetkisi de bulunmaktadır. Bunun yanında Kurul, hediye alma yasağının kapsamını belirlemek ve en az genel müdür ve eşiti seviyedeki kamu görevlilerince alınan hediyelerin listesini, gerektiğinde her takvim yılı sonunda kamu görevlilerinden istemeye yetkili kılınmıştır.

223  Kurul’a kamu kurum ve kuruluşlarında etik davranış ilkelerine aykırı davrandığı iddiasıyla en az genel müdür ve eşiti seviyesindeki kamu görevlileri için başvuru yapılabilmektedir.  Diğer kamu görevlilerinin etik davranış ilkelerine aykırı hareket ettiği iddiası ise, ilgili kurumların yetkili disiplin kurullarında değerlendirilmektedir. Kurul’a Yapılan Başvurular

224  Kurul’un yaptığı inceleme sonucunda, etik davranış ilkelerine aykırı işlem ya da eylemin tespit edilmesi sonucunda ortaya çıkan yaptırım, bu kararın başbakanlık tarafından resmi gazetede yayımlamak suretiyle kamuoyuna duyurması şeklinde ortaya çıkmaktaydı. Kararların Yaptırım Gücü

225  Anayasa Mahkemesi, tarihinde resmi gazetede yayınlanan E 2007/98 ve 2010/33 numaralı kararıyla, ilgili düzenlemenin anayasanın 2., 17. ve 38. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etti.  Bunun yanında, Kurul’un aldığı kararlar, Başbakanlığa ve ilgililere bildirilmek durumundadır. Burada ilgililerden kasıt, ilgili bakan ve kuruluşlardır.

226  Kamu yönetiminde etik alt yapının sağlanması amacıyla kurulan Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun yanında, kamu kurum ve kuruluşlarının etik kültürünü yerleştirmek ve geliştirmek, personelin etik davranış ilkeleri konusunda karşılaştıkları sorunlarla ilgili tavsiyeler ve yönlendirmede bulunmak ve etik uygulamaları değerlendirmek üzere kurum ve kuruluşun üst yöneticisi tarafından en az üç kişiden oluşan etik komisyonu oluşturulmaktadır Etik Komisyonları

227  İngiltere başbakanı John Major 1994 yılında Kamu Yaşamında Standartlar Komitesini kurmuştur.  Görevi, kamu görevlileri için standartlar belirlemek ve bu standartlara uyulmasını sağlamak için kurulmuştur.  Komite, oldukça önemli. Komite ülke içinde etkili olmakla kalmamış, uluslar arası alanda da ses getirmiştir.  1995 yılında çıkardığı 7 ilke OEDC gibi bir çok kuruluşça benimsenmiştir. Kamu Yaşamında Standartlar Komitesi

228  Bencil olmama  Doğruluk  Tarafsızlık  Hesap verebilirlik  Açıklık  Dürüstlük  Liderlik Bu ilkeler,

229  Bağımsız bir kuruldur.  Bütçesi ve sekreteryası Kabine tarafından karşılanmakta.  10 üyesi bulunmakta (7 üye siyasi olmayan kişiler arasından seçilir, 3 üye ise ülkedeki üç büyük partinin önerdiği adaylar arasından)  Komitenin inceleme alanı oldukça geniştir. Birleşik Krallıktaki kamu kuruluşu çalışanlarını, seçilmiş yerel yönetim çalışanlarını, siyasi partileri, bakanları, meclis üyelerini, seçim sistemini denetleme yetkisine sahiptir. Komite’nin Yapısı

230  Kurumun hazırladığı raporlar genel niteliktedir. Hazırladığı raporları önce başbakana iletmektedir. Ayrıca rapor meclise, bakanlıklara ve diğer kamu kurumlarını da sunulmaktadır. Ayrıca raporlar web sitesinde de yayınlanmaktadır. Şu ana kadar 9 rapor hazırlamıştır.  Hazırlanan raporlar kamuoyu baskısı yaratmaktadır. Örn. İlk raporda yer alan 20 öneri 1997’de yasalaşmıştır.

231 Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kamu Yaşamında Standartlar Komitesi Statü Bağımsız (başbakanlık bünyesinde) Başbakan amirliğinde Danışma kurulu Hiyerarşiye tabi değil Bağımsız Başbakan amirliğinde Danışma kurulu Hiyerarşiye tabi değil Görev Alanı Cumhurbaşkanı,TBMM üyeleri, bakanlar, TSK üyeleri, yargı mensupları, üniversiteler HARİÇ, genel müdür dengi ve üstü kamu görevlileri Bakanlar Meclis üyeleri Yerel yönetimlerin seçilmiş üyeleri Tüm kamu kurumu çalışanları ve danışmanları Raporların Niteliği Bireysel raporlar 2010 yılına kadar resmi gazete de ve websitesinde yayınlanmaktaydı. Genel raporlar Başbakana,meclislere,ilgili kuruluşlara gönderilir. Wesitesinde yayınlanır. Başvuru Şekli Bireysel başvuru: Yazılı dilekçe e-posta sözlü başvurular kullanılarak yapılabilir. Kurul resen araştırma yapabilir. Bireysel başvuru yok. Komite resen yada başbakanın isteğiyle araştırma yapabilir. Yaptırım Gücü Öneri niteliğinde kararlar. Hukuki yaptırım yok. Öneri niteliğinde kararlar. Hukuki yaptırımı yok. Kurul raporları sonucu, Kamuoyu baskısı yaptırım olarak kullanılıyor. Üye Sayısı11 üye Görev süresi 4 yıl 10 üye Görev süresi: 3siyasi üye: 3yıl 7siyasi olmayan üye:5yıl

232 ONİKİNCİ HAFTA YÖNETİMDE AÇIKLIK

233  Bu derste topluma karşı hesap verebilirliği sağlayacak mekanizmalara giriş yapılacaktır. Dersin amacı, bu mekanizmalardan yönetimde açıklık ilkesinin öneminden bahsedilerek, ülkemizdeki bilgi edinme hakkının işleyişini belirlemektir. Dersin Amacı

234  TOPLUMA KARŞI HESAP VEREBİLİRLİK  Yönetimde Açıklık  Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve Uygulaması  Kanun’un Amacı  Kanun Kapsamındaki Kurum ve Kuruluşlar  Kanun Kapsamındaki Bilgi ve Belgeler  Kanun Kapsamında Olmayan Bilgi ve Belgeler Dersin İçeriği

235  Kamu yönetimi, kendini korumak, rakiplerine karşı iktidarını ve konumunu güçlendirmek için, gizliliği önemli bir politika aracı olarak kullanmak eğilimindedir. Kamu yönetimi, kamu gücünü kullanma ve kamu yararını yorumlama ayrıcalığı sebebiyle, kendini toplumun üzerinde görür, ondan uzak ve kapalı bir politika izleme eğilimi içine girer. Böylece bürokratlar, kendilerini halkın ve politikacıların eleştirilerinden korumaya çalışırlar. Kamu Yönetimi Neden Gizli Olmak İster

236  Weber’e göre, “bütün bürokrasiler, bilgilerini ve niyetlerini gizli tutarak, meslekten yetişmiş olanların üstünlüğünü arttırmaya çalışırlar. Bürokratik yönetim, her zaman için ‘gizli oturumlar’ yönetimi olmak eğilimindedir; bilgisini ve eylemlerini eleştirel gözlerden alabildiğince saklamaya özen gösterir...”.  “ ‘resmi sır’ kavramı, bürokrasinin özgül buluşudur; başka hiçbir şey bunun kadar fanatik bir biçimde korunmaya çalışılmaz. Weber ve gizlilik

237  Gizlilik, tarihi olarak bütün ülkelerde egemen olan bir yönetim politikası olmuştur. Oysa günümüzde, demokratik düşüncenin gelişmesi ve yönetimde hesap verebilirlik gibi ihtiyaçlar, açıklığı ön plana çıkarmıştır.

238  Açıklık, kamu yönetiminin, yönetilenler eliyle denetlenmesinin etkili bir aracıdır.  Kişiler, bu mekanizma ile, itiraz etme, yönetime katılma ve denetleme; memurlar ise, hata yapmama ya da hatayı düzeltme imkânı elde ederler. Kamu hizmetleri, halk için yürütüldüğüne göre, işlemlerin ve kararların topluma açık olması ve duyurulması gerekir. Bu bir kamu görevidir. Açıklık Neden Önemli?

239  Kanun’un Amacı  “demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir”.  Bilgi edinme hakkının temel amacı, bilginin meşru olmayan amaçlarla kullanılmasını ve keyfiliği önlemek, ayrıca demokratik yollarla “hesap sorabilmeyi” sağlamaktır. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu

240  Kanun kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanır.  Köy yönetimleri bilgi edinme hakkı kapsamında bulunmamaktadır.  Yasama organının yasama faaliyetleri ile yargı organlarının yargılamaya ilişkin faaliyetleri bu kanun kapsamı dışındadır. Kanun Kapsamındaki Kurum ve Kuruluşlar

241  Kurum ve kuruluşların sahip oldukları yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, ha b er ve veri taşıyıcıları bilgi alma hakkı kapsamındadır.  Ancak bu bilgi ve belgeler, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kanun Kapsamındaki Bilgi ve Belgeler

242  Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerin ilke olarak bilgi edinme hakkı kapsamında olduğu ancak buna karar verme yetkisinin ilgili kamu kurum ve kuruluşuna ait olduğu vurgulanmaktadır. Bunlar bir kararın alınmasına esas teşkil etmiş ise zorunludur.  Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi, belge ve veriler bu düzenlemelerden etkilenen kendi personelinin bilgi edinme hakkı kapsamındadır. Bazı Koşullarda Erişime Açık Olanlar

243  Bilgi edinme hakkı dışında tutulan sivil ve askeri istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeler, kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise bilgi edinme hakkı kapsamındadır.  Anayasada yargı denetimi dışında bırakılanlar kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek nitelikte olanlar Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Kapsamındadır.

244  Yargı Denetimi dışında kalan işlemler  Devlet sırrına ilişkin bilgi ve belgeler: Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kanun Kapsamında Olmayan Bilgi ve Belgeler

245  Ülkenin ekonomik çıkarına ilişkin bilgi ve belgeler:  İstihbarata ilişkin bilgi ve belgeler:  İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler: açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;  a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,  b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,  c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,  d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, bilgi ve belgeler bu kanun kapsamı dışındadır.

246  Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler : Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;  a) Suç işlenmesine yol açacak,  b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,  c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,  d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek, nitelikte bilgi ve belgeler kanun kapsamı dışındadır.

247  Özel hayatın gizliliği  Haberleşmenin gizliliği  Ticarî sır  Fikir ve sanat eserleri  Kurum içi düzenlemeler  Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler  Tavsiye ve mütalaa talepleri

248  4982 sayılı Kanun, bilgi edinme başvuruları reddedilmesi durumunda, verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurul’unu oluşturmuştur Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu

249  Ancak uygulamada şeffaf bir yönetimin karşılaşabileceği bir takım sorular da bulunmaktadır. Bunlar, yöneticilerin davranışlarında geleneksel yapı ve anlayışını sürdürmek istemeleri, kaynak ve materyal eksikliği, memurların sorumluluk altına gireceklerinden dolayı bilgi vermekten kaçınmaları, toplumsal aktörlerin ilgisizliği, hakkın kötüye kullanımı ve yönetim üzerinde artan baskılar olarak belirtilmektedir Sorunlar

250 Onüçüncü Hafta Katılımcılık ve Duyarlılık

251  Dersin amacı, topluma karşı hesap vermeyi sağlayan araçlardan “katılımcılık” ile “duyarlılık” ilkelerini tanımlayarak Türkiye’de bu ilkelere ilişkin uygulamaları belirlemektir. Dersin Amacı

252  DERSİN İÇERİĞİ  Katılımcılık  Türkiye’de Yönetime Katılım Uygulamaları  İhtisas Komisyonlarına Katılım  Stratejik Planlama Sürecine Katılım  Kent Konseyleri  Yerel Hizmetlere Gönüllü Katılım  Duyarlılık  Türkiye’deki Uygulamalar  Şikayet İletme Yöntemleri  Hizmet Standartları  Kamuoyu Yoklamaları veya Araştırmaları Dersin İçeriği

253  Temsili Demokrasinin krizi ve yönetişim süreci  Katılım en genel anlamıyla, bireylerin kamu politikalarının belirlenmesi, uygulanması ve denetlenmesi süreçlerine dâhil olabilmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Katılımcı yönetim anlayışında vatandaş sadece yönetilen değil, paydaş olarak da görülmektedir. Katılımcılık

254  Türkiye’de yönetime katılım uygulamaları daha çok yerel düzeyde ortaya çıkmaktadır. Bu mekanizmalar  Kent konseyleri  İhtisas komisyonlarına katılım  Stratejik planlama sürecine katılım  Hizmetlere gönüllü katılım Türkiye’de Yönetime Katılım

255  5393 sayılı Kanun’a göre kent konseyleri, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirme amacıyla kurulmuşlardır.  Kent konseyinde oluşturulan görüşlerin belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Kararları bağlayıcı değildir. Kent Konseyleri

256  Kent Konseyi Yönetmeliği’ne göre, kent konseyi; mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi, belediye başkanı veya temsilcisi, sayısı 10'u geçmemek üzere illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar tarafından belirlenecek kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, mahalle muhtarları, beldede teşkilatını kurmuş olan siyasi partilerin temsilcileri, üniversitelerden en az bir temsilci, üniversite sayısının birden fazla olması durumunda her üniversiteden birer temsilci, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, baroların ve ilgili dernekler ile vakıfların temsilcilerinden oluşmaktadır

257  Kent konseyleri, yerel düzeyde katılımı gerçekleştirmek açısından oldukça önemli bir girişim olmasına karşın, konseylerin işlerliği konusunda bir takım eleştiriler bulunmaktadır. Bu eleştiriler, kent konseylerinin yasal olarak oluşumlarını tamamlamış olsalar bile işlevsellik açısından beklenilen düzeye ulaşılamaması noktasında toplanmaktadır.

258  5393 sayılı Belediye Kanun’u ile düzenlenen ihtisas komisyonları, kararların tartışılarak alınması ve kararların mecliste görüşülmeden önce komisyonlarda olgunlaştırılması ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin alınması gerekçesiyle oluşturulmuştur. İhtisas komisyonunun görev alanına giren işler öncelikle bu komisyonlarda görüşüldükten sonra belediye meclisinde karara bağlanmaktadır İhtisas Komisyonları

259  Yönetime katılım açısından ihtisas komisyonlarının önemi, mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar ve gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütleri temsilcilerinin, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılıp görüş bildirebilmelerinden ileri gelmektedir

260  belediyeler ve il özel idarelerinde stratejik planların, üniversiteler ve meslek odaları ile konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin alınarak hazırlanması da yönetime katılma uygulamaları olarak değerlendirilebilir. Stratejik Planlamaya Katılım

261  5393 sayılı Kanun’un “Gönüllü Katılım” başlığını taşıyan 77. maddesi, beldede dayanışma ve katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve verimliliği amacıyla belediyenin sağlık, eğitim, spor, çevre, sosyal hizmet ve yardım, kütüphane, park, trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara, kadın ve çocuklara, özürlülere, yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasına yönelik programları uygulayacağını belirtmektedir. Yerel Hizmetlere Gönüllü Katılım

262  Duyarlılık kavramının başkalarının isteklerini ve beklentilerini dikkate alarak hareket etmek anlamına geldiği daha önce ifade edilmişti. “Vatandaş odaklılık” anlayışını temel alan bu kavramın hesap verebilir bir yönetim düşüncesinin yerleşmesine katkı sağlayacağı şüphesizdir. Duyarlılık

263  Vatandaşa duyarlı bir şekilde hareket etmesini sağlayan uygulamalardan ilki, çözüm masası, beyaz masa, şikâyet hattı vb. kelimelerle ifade edilen ve halkın, hizmetlere yönelik şikayet ve önerilerini doğrudan ve bireysel olarak iletebilmelerini sağlayan imkanlardır.  Hizmet standartları  kamuoyu yoklaması ya da araştırmasıdır

264 Ondördüncü Hafta Topluma Karşı Hesap Verebilirlik (Baskı Grupları ve Kamuoyu Denetimi, Yargıya Karşı Hesap Verebilirlik

265  Dersin amacı, topluma karşı hesap vermeyi sağlayan araçlardan baskı grupları ve kamuoyu denetimini ile yargı organlarına karşı hesap vermeyi açıklamaktır. Dersin Amacı

266  Baskı Grupları ve Kamuoyu Denetimi  Yargıya Karşı Hesap Verebilirlik Dersin İçeriği

267  Baskı grupları, ortak çıkarları etrafında birleşen ve bunları gerçekleştirmek için siyasi ve idari otoriteler üzerinde etki yapmaya çalışan örgütlü ve bilinçli gruplardır. Baskı grupları, amaçları ve ilgi konuları bakımından, “maddi çıkarlar” etrafında toplanan ve ortak “fikirler-değerler” için çalışan gruplar olarak iki şekilde sınıflandırılabilir.  İşçi ve işveren kuruluşları ile çiftçi birlikleri, maddi çıkarlar etrafında toplanan baskı grupları kapsamındadır. İnsan haklarını koruma, ırk ayrımıyla mücadele etme ve çevreyi koruma gibi fikir ve değerler etrafında bütünleşen gruplar da ikinci kategoriyi meydana getirir. Baskı Grupları ve Kamuoyu Denetimi

268  Baskı grupları, amaçlarını gerçekleştirmek için çeşitli faaliyetler yaparlar ve bu amaçla değişik yöntemlere başvururlar. Baskı grupları, kamu yönetimi ile ilgili sorunları, önce, bakanlara, milletvekillerine ve üst düzey kamu yöneticilerine başvurarak görüşmeler yoluyla çözmeye çalışırlar.

269  Baskı grupları, yönetimi dışarıdan etkilemeye çalıştıkları gibi, bir de “idari komisyonlar”a katılmak suretiyle de idarenin içinde yer alırlar. Baskı gruplarının yöneticileri, kendileriyle ilgili konulardaki kararların, bürokratlardan ve kendi temsilcilerinden oluşan komisyon ya da kurullarda alınmasını isterler. Komisyon toplantılarına katılma, baskı gruplarının yöneticilerince yararlı bir yöntem olarak görülmektedir

270  Baskı grupları, doğrudan, yüz yüze yönetimi etkilemeye çalıştıkları gibi, dolaylı olarak da bu etkilemeyi yürütürler. Baskı gruplarının dolaylı etkileme çabaları, kamuoyunu hedef alır. Kamuoyu, bir konudaki egemen görüştür. Dolayısıyla her konu ile ilgili ayrı ayrı kamuoyu ortaya çıkar.

271

272  Baskı gruplarıyla kamu yönetimi arasındaki ilişkiler tek taraflı değildir. Modern kamu yönetimi, emretmek ve cezalandırmak gibi sert kumanda metotlarına göre işlememektedir. İşbirliği, görüşme, ikna ve uzlaşma temeline dayalı bir yönetim anlayışı giderek yaygınlık kazanmaktadır. Bu sebeple kamu yönetimi, danışma toplantıları ve komisyonlar vasıtasıyla ilgili çevrelerin görüşünü almak ve onlarla işbirliği yapmaktadır.

273  Baskı grupları, yeni fikirler ve hizmet projeleri üreterek, kamu yönetiminin hizmet yükünü belirli ölçüde paylaşmış olurlar. Bu bakımdan, giderek her alanda, kamu yönetimi ile baskı grupları arasındaki işbirliği kaçınılmaz hale gelmektedir.

274  Kamu yönetimi üzerinde bir başka kurumsal denetim aracı yargıdır. Bütün siyasi sistemler, hukuk devletinin bir gereği olarak, idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı denetimini kabul etmişlerdir. Yargı denetiminin temel amacı, yönetilenleri idare karşısında korumaktır. Yönetimin, yargı tarafından denetimi, hukuk devleti düşüncesinin yerleşmesine, kişi hak ve hürriyetlerinin gelişmesine paralel olarak ortaya çıkmıştır. Yargıya Karşı Hesap Verebilirlik

275  Yargı denetiminde uygulanan sistemler, ülkeler bakımından farklılık göstermektedir. Bazı ülkeler, “idari yargı” sistemini kabul ederlerken, diğer bazıları da, “yargı birliği” ilkesini benimsemişlerdir.

276  İdari yargı sisteminde, yönetimin faaliyet ve işlemlerinden zarar gören kişiler, bu amaçla oluşturulmuş idari yargı organlarına başvururlar. İdari davalar, sivil mahkemeler yerine, doğrudan idari mahkemelerde görülür. Başta Fransa olmak üzere, Almanya, İsveç, Belçika, İtalya ve Avusturya gibi ülkeler bu sistemi uygulamaktadır. Türkiye, 1868 yılında, Fransız modeli Danıştay’ı alarak idari yargı sistemine geçmiştir.

277  Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Danimarka ve Norveç gibi ülkelerde ise, yönetimin faaliyet ve işlemlerinin hukuka uygunluğunu adalet mahkemeleri denetlemektedir. Adalet mahkemeleri, hem vatandaşlar arasındaki anlaşmazlıkların, hem de bireylerin yönetimle ilgili sorunlarının çözüm merciidir. Bu sisteme, yargı birliği denilmektedir.

278  Ancak bu ayırım kesin değildir. Bu iki sistemden hiçbiri tek başına uygulanmamakta; genellikle karma bir sistem benimsenmektedir. Örneğin, idari anlaşmazlıkların çözümünde yargı birliği sistemini benimseyen ülkeler, kamu yönetiminin yürüttüğü hizmetlerin çeşitliliği ve sayısal artışı karşısında özel idari mahkemeler oluşturma yoluna gitmişlerdir. Anglo-sakson hukuk sisteminin tipik örneği İngiltere’de, sosyal güvenlik, vergi ve benzeri alanlarda kişilerle yönetim arasındaki ihtilaflara, idari yargı niteliğinde “idari kurullar” (administrative tribunals) bakmaktadır. Hemen hemen her konuda bu idari kurullara rastlanılmaktadır.


"Yönetim ve Denetim Yrd. Doç. Dr. Hale BİRİCİKOĞLU." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları