Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÖZELLİKLERİ Kırıkkale Rehberlik ve Araştırma Merkezi Yeşim AYYILDIZ Psikolojik Danışman 2014.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÖZELLİKLERİ Kırıkkale Rehberlik ve Araştırma Merkezi Yeşim AYYILDIZ Psikolojik Danışman 2014."— Sunum transkripti:

1 OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÖZELLİKLERİ Kırıkkale Rehberlik ve Araştırma Merkezi Yeşim AYYILDIZ Psikolojik Danışman 2014

2 1 YAŞ ÇOCUĞUNUN ÖZELLİKLERİ 1 yaş; çocuğun kendini ve dünyasını keşfetmeye başladığı yaştır. 1 yaş çocuğunun en karakteristik özelliği, tam bir benmerkezcilik örneği sergilemesidir. O, hep alır. Hiç vermez. Kendi bildiğini yapmakta ısrar eder. Objeleri yakalar. Her şeyin sadece kendisine ait olmasını ister. Yine bu evrede çocuk, ebeveynin dışında çevreyi keşfetmeye başlar. Ancak ebeveynine fiziki yakınlığını sürdürerek, güven ve rahatlık aramaya devam eder.

3 2 YAŞ ÇOCUĞUNUN ÖZELLİKLERİ 2 yaş dönemi çocukların kendi yeterliklerini sergilemekte ısrar ettikleri dönemdir. *Çocuk yetişkin davranışlarını taklit eder. *Çocuğun yetişkinlerce onay görmesi, onun tatminkâr bir yeterlik düzeyine ulaştığının göstergesidir. *Çocuklar yetişkinler tarafından onaylanmak ister ve buna giderek artan bir ölçüde bağımlıdırlar. *Sindirim ve boşaltım sistemi kasları (dışkılama, idrarını tutabilme) istemli denetim geliştirebilir, ancak toplam ve sürekli denetime henüz bir süre daha ulaşılmaz.

4 *Hayal ile gerçeği ayırmada sorunu vardır. *Rüyalar gerçek görünmektedir. *Çocuk istediğini ısrarla almaya çalışır. Her şeyi ağlayarak, vurarak, tekmeleyerek elde etmeye çalışır. Bu, gerçek anlamda bir saldırganlık değildir. O, güçlü arzularına ulaşmak, dürtülerini tatmin etmek üzere sadece oynamaktadır. *Onun emredici ve talepkar görüntüsü, kötülük olsun diye değil kendine olan güvensizlikten kaynaklanmaktadır. *Dünya ona büyük ve tehlikeli görünür. Eğer o, dünyanın ana- babasından oluşan küçük bir kısmının bile kontrol edebilir ya da yönetebilirse kendisini daha güvenli hissedebileceğine inanır. *Bu dönem aynı zamanda sorgu çağının başlama dönemidir.

5 3 YAŞ ÇOCUĞUNUN ÖZELLİKLERİ *3 yaş çocuğu artık daha az bencil ve annesine daha az bağımlıdır. *Bu yaş çocuğun yaşıtlarıyla oynamaya başladığı yaştır. *Annesine ev işlerinde yardım etmeyi sever. Alışverişe gider, birlikte oyundan mutlu olur. *Bu dönem ayrıca bitmek tükenmek bilmeyen soruların yöneltildiği dönemdir. *2 yaşında başlayan sorgu çağı, bu dönemde artarak devam eder. *3 yaşında çocuk öfkesini hala fiziki olarak yansıtır. *Hayalle gerçeği birbirinden ayırmaya başladığı bu dönemde, hayal gücüne bağlı deneyimler yaşar. *Kendi kontrolünde hayali bir arkadaş edinir. Bazen kendisi olmak yerine, başkası rolünde olmayı yeğler. *Bu yaşta çocuklar kurallara uymayı sever ve itaat etmeyi yeğler. Bunda beğendiğiniz hareketlerini övmenizin, onu cesaretlendirmeniz önemlidir.

6 *Bu dönemdeki tuvalet alışkanlığını tam anlamıyla kazanması da önemlidir. *3,5 yaşına doğru artık daha kolay karar verebilir ve daha atılgandır. Ancak kendi kendini yönetme yönündeki bu gelişmenin başkalarından bağımsız olarak gerçekleştiğini anlamaya başlaması nedeniyle, hala duygusal anlamda kendini güvensiz hisseder. *Çocuk bu dönemde zaman zaman kekeleyebilir, ya da parmak emebilir. *Çeşitli korkularından söz edebilir. Bunda müdahaleci ya da baskıcı aile ortamının etkisi de büyüktür. *Bu dönem çocukların bir kısmında utangaçlık da görülebilir. Özellikle anaokuluna başlama döneminde ortaya çıkabilir. Bu aynı zamanda yeni durumla baş etme yöntemidir. Utangaçlık bu yaşta duyguların bir karışımıdır. Korkuyu, ilgiyi, gerginliği ve memnuniyeti içerebilir. Bu durum da çocuğun sosyal ortama uyumunun ve öğrenmesinin önünde engel teşkil eder.

7 4 YAŞ ÇOCUĞUNUN ÖZELLİKLERİ *Dört yaş karşı gelme yaşıdır. Çocuk, isteklerine karşı gelindiğinde yetişkinlerle uygunsuzca ve kaba bir üslupla konuşabilir. *Yaşıtlarıyla kavga edebilir. Tahrik edildiği takdirde vurur, tekme atar. *Genellikle duygularında uç noktalarda dolaşır. *4 yaş çocuğu, fantezilerden hoşlanmayı ve düzenli şekilde masal anlatmayı ya da anlatılmasını sever. *Zaman zaman yalan söyleyebilir. Özellikle yaptığının kötü bir şey olduğunu düşündüğü zaman, cezadan kaçmak amacıyla da yalan söyleyebilir.

8 *4 yaş çocuğu, elinde olanın kendi mülkiyetinde olduğuna inanır. Ama hırsız değildir. *Bu çağlarda ebeveynlerine adeta meydan okumakta ve bağımsızlık sınırlarını zorlamaktadır. *Bu yaşta doğru ve yanlış kavramları verilmeye başlanmalıdır. *Gerektiğinde TV seyretmeme ya da odasına gönderme yaptırımı uygulanabilir. Ancak neden verildiği açıklanmalıdır. *Hayal dünyası geniştir. *Küfürlü ve argo kelimeler hemen dikkatini çeker ve sık kullanabilir.

9 5 YAŞ ÇOCUĞUNUN ÖZELLİKLERİ *5 yaş çocuğunun mücadelesi “Nasıl iyi olunur” sorusu üzerine kuruludur. O bunu gerçekleştirmek için çok çalışır. Ve çoğunlukla başarılı olur. *Bu yaşta çocuk uyumsuzluk ve huysuzluk dönemini geride bırakmıştır. *Kas hâkimiyeti gelişmiştir. Daha çabuk karar verebilir. Konuşması gelişmiştir. Düzenli cümleler kurar ve sosyalleşmesi gelişmiştir. Rahat ve ciddidir. *Anne 5 yaş çocuğu için dünyanın merkezidir. *Beni seviyor musunuz sorusunu sıkça sorar.

10 *Kendini yönetebilme yine ana gündemi oluşturur. Ancak bu kez saldırgan ve açık bir başkaldırı şeklinde ortaya çıkmaz. *Bu dönemde diğer bir özellik ise yeni ve heyecanlı arayışlar yerine aşina olduğu konulara ilgi duymasıdır. *5 yaşından itibaren çocuk zorlu, dikkat gerektiren ve duygu patlamaları içeren deneyimler yaşar. Bu dönemde, öfke nöbetlerine sıklıkla rastlanır.

11 6 YAŞ ÇOCUĞUNUN ÖZELLİKLERİ *Tembel ve kararsızdır. Küçücük şeyler için daima fikir değiştirir. *5 yaşındaki uyumlu kişilik yerine 4 yaş ve 2,5 yaştaki gibi uyumsuzluklar tekrar ortaya çıkar. *Çok sayıda arkadaşla ilişki kurmakta ve grup oyunlarını tercih etmektedir. *6 yaş çocuğu değişmekte olan bir çocuktur. Anneyle daha bütünleşmiştir. Hem anneden ayrılıp bağımsız olmak hem de ona yakın olmak ikilemini yaşar. *Bağımsızlığın ortaya çıkması zaman zaman kaygıyı ortaya çıkarır. En iyi olmak, her zaman sevilmek, birinci olmak ve övülmek ister. *Yarışma ortamlarında başarısızlığa tahammülü yoktur. Eleştiriler karşısında çok duyarlıdır. Hemen ağlar. Her zaman doğruyu söylemeyebilir. *Güvensizdir. Arkadaşları arasında bazen emreden, vuran ve tartışan bir kişi olarak dikkati çeker.

12 2-3 YAŞ SENDROMU Bebeklik gerginliğini atlattıktan sonra ebeveynlerin en ürktüğü dönem, 2 yaş dönemidir. 2 Yaş Sendromu olarak bilinen ve bu yaştaki çocukların, ebeveynler arasında talepkar, inatçı, agresif olarak tanımlandığı bu durum, aslında genel olarak 18 aylıkken başlar, 2 yaş civarı hafifler, sonra tekrar 2,5 yaş civarında iyice artar ve üç yaşa doğru yine hafiflemeye başlar.

13 Bağımsızlığını Destekleyin Bağımsızlığını, mümkün olduğunca çok kendi başına bir şeyler yapmasını destekleyin ve temel becerilerini geliştirmesine yardımcı olun. “Daha küçüksün, yapamazsın” demek yerine yapabileceği bir şeyler bulun. Ona bol bol zaman verin. Aslında onu ne kadar acele ettirirseniz, iş o kadar uzun sürecektir. Eğer sabırsızlığınızı ve onu hızlandırmaya çalıştığınızı hissederse, daha da ağırdan almaya başlayacaktır. Çocuğa kendi becerilerini geliştirme zamanını ve pratik şansını vermek aslında hem onun kendini daha özgüvenli hissederek daha uyumlu olmasına, hem de büyüdükçe birçok şeyi tamamıyla kendi yaparak hayatınızın kolaylaşmasına neden olur. Özellikle kendi kendine yemek yemeyi öğrenmesi bu dönemin en önemli becerilerinden biridir.

14 Rutin ve Düzenli Bir Hayat Rutin ve düzenli bir hayat, her yaşta çocuk için önemli ama özellikle bu dönemde daha da kritiktir, çünkü bu yaş dönemindeki çocuk tekrarı, her şeyin aynı zamanda ve aynı yerde olmasını çok sever. Bu ona güven verir ve birçok potansiyel öfke nöbetini engeller. Mümkün olduğunca her gün aynı yemek, oyun ve uyku saatleri ve örneğin uyku öncesi rutininde aynı sırada aynı şeylerin yapılması, sabah uyanınca yuvaya hazırlanırken yine aynı sıranın takip edilmesi, onun daha fazla işbirliği yapmasını, sizin de işinizin kolaylaşmasını sağlar. Ayrıca düzenli bir hayatı olan çocuğun uykusuzluk, yorgunluk ve açlık gibi fiziksel nedenlerle öfke krizleri yaşama ihtimali daha düşüktür.

15 Duygularını İfade Etmeyi Öğretin Bu yaş dönemi hala kendisini ifade etmekte zorlandığı bir dönemdir, bu da öfke krizlerinin en temel nedenlerinden biridir. Bunu engellemek için ona yapabileceğiniz en büyük iyilik, duygularını ifade etmeyi öğretmek ve duygularını görmezden gelmek yerine onaylamak olacaktır. Ama bunun için önce sizin çocuğunuzu sadece pozitif değil bütün duygularıyla kabul ediyor olmanız gerekir. Yani “Bunda üzülecek, kızacak ne var! Bebek gibi davranıyorsun! Erkek adam ağlamaz!” gibi yaklaşımlardan mümkün olduğunca kaçının. Bunun yerine “Kızgın görünüyorsun, şu an parka gidemediğimiz için kızdın değil mi?” veya “En sevdiğin elbisen leke olduğu için şu an onu giyemiyorsun, üzgün olduğunu biliyorum.” gibi yönlendirmelerle, zaman içinde o da duygularını ve kendini daha iyi ifade edebilecek duruma gelecektir. Bu da duygularını daha rahat kontrol etmesini ve size güvenmesini sağlayacaktır.

16 Az Televizyon, Bol Bol Oyun ve Hareket Televizyon, ipad ve bilgisayar oyunları özellikle üç yaşından küçük çocukların sadece beyin gelişim potansiyelini engellemekle kalmayıp, davranışları üzerinde de olumsuz etki yaratıyor. Ekran önünde uzun zaman geçirildiğinde çocuğun mantık ve düşünme becerilerini kontrol eden korteks tembelleşirken, reaksiyonel alt beyin hiperaktif hale geliyor. Ayrıca çocuk ekran önünde uzun süre hareket etmeden durduğu zaman, sonrasında bir enerji patlaması yaşıyor, hareket etme ihtiyacı duyuyor, ama aile “dur, yapma, otur” gibi komutlarla hareketini engellediği zaman enerjisini atamamış olan çocuk hassas ve tepkisel hale geliyor. Çocuğun ekran önünde geçirdiği uzun zamanlar, oyun zamanını, dil gelişimini, dolayısıyla kendini ifade becerisini ve yaratıcılığının gelişmesini engelliyor. Bu dönemde çocuğa ne kadar çok hareket etme, oyun oynama, keşfetme, deneme, konuşma, üç boyutlu dünya ve doğa ile iç içe olma fırsatı yaratırsanız, davranışlarında o kadar fazla uyum gösterir.

17 Sık Sık Bağlantı Kurun Çocukların günlük hayattaki sorumlukları bazen aranızdaki bağın zayıflamasına, eğlendiğiniz ve birbirinizin keyfini çıkardığınız zamanların azalmasına sebep olur. İlişkiniz siz fark etmeden çoğunlukla “şunu yap, bunu yapma” şeklinde komut ve isteklerden ibaret hale gelir. İşte çocukların en olumsuz davranışları da bu kopukluklarla beraber tetiklenir. Tüm günlük sorumluluklarınızla beraber, bu özel sevgi bağını da güçlü tutmak için onlarla özel ve kaliteli zaman geçirmek çok önemlidir. Kaliteli zaman illa da çok uzun saatler geçirmek anlamına gelmiyor, o beraber geçirdiğiniz süre içinde ilginizi tamamen ona vermek anlamına geliyor. Ya da bazen bir saniyelik sevgi dolu bir bakış, bir dakika sıkı sıkı sarılmak, 10 dakika beraber kitap okumak veya sevdiğiniz bir şarkıda beraber dans etmek kadar kısa ve basit eğlenceler bile çocuğunuzla olan bağınızın güçlü kalmasını sağlar ve onun da sizden bu özel ilgiyi almak için farklı tepkisel davranışlara girmesine gerek kalmaz. Ondan bir şey yapmasını istemeden önce onunla bağlantı kurarsanız, yani göz hizasına inmek, gözlerine bakmak, belki bir öpücük veya sevgi sözcüğü ile ilgisini çekerseniz, ardından talebinize uyum sağlama ihtimali daha yüksek olur.

18 Seçim Hakkı Verin Seçim hakkı olan çocuk kendini güçlü hisseder. Ama bu yaş döneminde kararsızlık had safhada olduğu için en fazla iki seçenek verin. Ayrıca seçenek vererek, o farkında bile olmadan, ona daha fazla istediğiniz şeyleri yaptırmanız mümkün. “Mavi pantolonu mu istiyorsun, kırmızıyı mı?”, “Önce çorabını mı giymek istiyorsun, pantolonunu mu?”, “Brokoli mi istiyorsun, havuç mu?” Genelde en son söylendiği için, ikinci seçeneği seçme şansları daha fazla olur, o yüzden tercih ettiğinizi ikinci seçenek olarak sorabilirsiniz.

19 Sınır Çizin Çocuğunuzun kendini güvende hissetmesi için belli sınırlar içinde büyümeye ve yeri geldiğinde “hayır” kelimesini duymaya ihtiyacı var. Ama sınır çizmenin de bazı taktikleri var. Sınır koymadan önce, isteğini anladığınızı ifade edin ve duygularını onaylayın. “Biliyorum şu anda o çikolatayı yemeyi çok istiyorsun, ama şu an yemek zamanı, yemekten sonra yiyebilirsin.” Veya kırılabilecek bir eşyaya dokunmak istiyor “hayır dokunma” demek yerine oynayacağı başka bir şey bulup “Bu oynamak için değil, ama şununla oynayabilirsin” diye yerine başka bir alternatif vermek daha az tepki vermesini sağlayabilir. En önemlisi, bunların da işe yaramadığı, ağlama ve öfke krizine girdiği durumlarda (ki bol bol olacak), sakinliğinizi koruyup, ona sarılın, ya da başını okşayın, yanında olun, sevgi gösterin, duygularını ona geri yansıtın.

20 Sakinleşene kadar buna devam edin. Ama kesinlikle istediğine boyun eğmeyin. Çocuğunuzun bundan alacağı mesaj, ailenizde belli kurallar ve sınırlar olduğu, bunlardan ödün vermeyeceğiniz, ama çocuğunuz bu yüzden hayal kırıklığı yaşarken de, bu zor anında onun yanında olacağınızdır. Duygusal zekası yüksek bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız çocuğunuzun hiç bir duygusunu görmezlikten gelmeyin. Öfke nöbeti, ağlama ve kriz anında ondan mantık beklemek, ona mantıklı açıklamalar yapmak, disiplin vermek ve bir ders öğretmeye çalışmak ancak durumu daha kötü yapar. Yanında olarak sabırla ağlamasının bitmesini ve sakinleşmesini bekleyin.

21 Takdir Edin Ebeveynler olarak çocuklarınıza en çok ilgiyi olumsuz davranışlarda bulunduklarında veriyorsunuz aslında. Çocukların aksi davranışlarının en büyük nedeni de bu. Mesela sessiz sakin oturmuş oynayan bir çocuğu “Aferin sana, ne güzel tek başına oynuyorsun, benim de bu arada yemeği pişirmeye zamanım oldu, teşekkür ederim kızım” demek pek aklımıza gelmez. Sonra çocuk bakar ki, pozitif davranış ona pek ilgi alaka getirmiyor, başlar bir bahane ile sorun çıkarmaya ve işte o zaman negatif de olsa bir çeşit ilgi görmüş olur. Uzmanlar, çocuğun bir şeyi yapamadığı, beceremediği zamanlarda hemen olumsuz eleştiride bulunup olumsuz tepki vermek yerine, onun yapabildiği her davranışı ve her çabasını desteklemek gerektiğini söylüyor.

22 Takım Olun Bu dönemde çocuk, anne babayı birbirine düşürerek hedefine ulaşmak için onları manipule eder. O anda kim müsait değilse, ondan ilgi ister. Mesela baba yardım ederken, anne yapsın diyebilir, bu da babanın duygularının incinmesine neden olabilir (veya tersi). Ama bunu kişisel almayın, çünkü o anda kim müsait değilse özellikle ondan yardım ister. Herkes müsaitse de, kendisi yapmak ister. Ama en zorlu zamanlarında genelde yine de anneyi tercih eder. Anne ve baba olarak, çocuğun hangi davranışlarına karşı nasıl yaklaşacağınız konusunda önceden konuşup ortak bir noktaya varırsanız ve ortak hareket ederseniz, çocuk sizi bir takım olarak görecek, hem size olan güveni artacak, hem de manipulasyon çabaları zamanla azalacaktır.

23 Örnek Olun Çocukta görmek istediğiniz davranışları kendiniz sergiledikçe, bu davranışları onda daha çok göreceksiniz. Öfke nöbetlerinde sakin kalmayı başardığınız zaman sakinliğinizi, bağırdığınız zaman bunu örnek alacaktır. Sakin ve sabırlı ebeveyn olmanın temelinde de, hem bireysel hem de çift olarak kendi ihtiyaçlarınızı karşılamak için kendinize zaman ayırmak yatıyor. Arada sırada da olsa çocuğunuzdan ayrı zaman geçirmek, kendi ihtiyaçlarınıza odaklanmak ve deşarj olmak, zor anlarda çocuğunuza karşı sabrınızı yüksek tutmanıza yardımcı olur.

24 SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

25 Çocuğunuz Bazı Besinleri Yemek İstemiyor Mu? Süt… *Bazı çocuklar sütü soğuk bazıları ise sıcak ya da ılık sever. Çocuğunuzun sütü nasıl sevdiğini deneyerek bulun. *Sütü renkli ve desenli bardağın içine koyun ve bardağına renkli ve şekilli bir pipet yerleştirin. Ya da sütü renkli ve sevimli hale getirin. (Kakao kullanabilirsiniz) *Sütlaç ve muhallebi gibi tatlılar yapın. *İçmemekte direniyorsa siz de ısrar etmeyin, çünkü yoğurt, peynir, et ve yumurta ile de çocuğunuzun protein ihtiyacını karşılayabilirsiniz.

26 Et… * Köfte sert geliyorsa, dolmalara kıyma ekleyin. *Kırmızı et sevmiyorsa, balık ya da tavuk eti yedirmeyi deneyin. *Makarna seviyorsa üzerine kıymalı sos yapın. *Çok sık olmamak kaydıyla kıymalı börek yedirin. *Yumurta sarısı, yoğurt, süt ve peynir de et yerine geçebilir.

27 Sebze… *Salatalık ve havuç gibi sebzeleri çiğ olarak, çubuk biçiminde hazırlayın. Bu şekilde sunum çocuğunuzun hoşuna gidebilir. *Sevdiği yemeklere, örneğin çorbalara, köftelere ya da soslara rendelenmiş olarak sebze ekleyin, çocuğunuz bunu fark etmeden yer. *Evde siz de sebze yemekleri yiyin, böylelikle sizden görerek zamanla sebze yemeye alışır. *Yememekte ısrar ediyorsa, meyveler de sebze yerine geçer. *İstediği meyveleri ya da meyve sularını verin.

28 Hep Şekerli Şeyler Yemek İstiyor... *Evde fazla şekerli besin bulundurmayın. Böylece kolayca bulup yiyemez. *Meyveleri çocuğunuzun ulaşabileceği bir yere koyun. *Çikolata ve şekeri ödül olarak kullanmayın. *Kurabiye ve kekleri meyveli yapın, böylece daha az şeker kullanmış olursunuz. *Şekerli gıdaları yemek sonrası verin. Kesinlikle öğün aralarında atıştırma niyetine vermeyin.

29 Çocuklara yemek yemesi için baskı yapmadan onlara yemek yedirmenin başka yolları da vardır. Öncelikle yemek yemeyi çocuğunuz için eğlenceli hale getirmeniz gerekmektedir. Her şeyden önce yemek zamanında neşeli ve mutlu bir atmosfer yaratarak, bu saatlerin çocuğu mutlu yapan saatler olması sağlanmalıdır.

30 *Çocuğunuzun yemek hazırlanırken size yardımcı olmasına izin verin. *Çocuğunuzun sevdiği yemeklerden en azından bir tanesini pişirin. *Masanızı renklendirin. *Yemek yemesini kolaylaştırın. Bazı yiyecekler çocukların yemesini zorlaştırabilir. Bu yüzden çocuklarınızın yemesini kolaylaştırmak için yiyecekleri küçük parçalara bölün. *Çocuğunuzun masada göstereceği çocukça tavırlara tolerans gösterin. Çocukların yemek sırasında hiç hareket etmeden durmalarını beklemeyin. *Yemek yerken rahatlık önemlidir. Okul öncesi çocuğunuza uygun ebatlarda masa, sandalye, tabaklar kullanmaya özen gösterin. Dolayısıyla çocuğun kullanacağı kaşık ve çatal çocuğun eline ve ağzına uygun büyüklükte olmalı, oturuş yüksekliği masaya göre ayarlanmalıdır. *Yemekleri belli bir program dahilinde verin. Çocuğunuz çok acıkmadan, yorulmadan ya da huysuzlaşmadan yemekleri bir programa koyun. *Birden fazla yemek çeşidi sunun. İhtiyacı olanı yiyecektir.

31 *Porsiyonların küçük olmasına özen gösterin. Okul öncesi çocuklara uygun porsiyon miktarı genellikle yetişkin porsiyonunun yaklaşık dörtte biri kadardır. Büyük porsiyonlar çocuğu sıkabilir ve böylece daha az yemesine neden olabilir. En iyisi küçük miktarlarda sunmak ve bitirdiğinde, daha fazla isteyip istemediğini sormaktır. *Yiyeceği yemeğe ve miktarına çocuğunuzun karar vermesini sağlayın. *Hiçbir şey yemezse, sorun etmeyin. Bir sonraki öğün de acıkacaktır. *Yemeğini kendisinin yemesi gerekmektedir. Fakat yemek yerken yetişkinler kadar becerikli olması beklenmemelidir. Dolayısıyla üstüne ve etrafına dökmesi durumunda çocuğa olumsuz bir tepki verilmemelidir. *Sofraya birlikte oturun ve beraber yemek yiyin.

32 *Çocuğun her istediğini yaparak ona yemek yedirmeye çalışmayın. Çocuğa aşırı ilgi göstermek, sonsuz hoşgörü, onun isteklerine boyun eğmek, ne istiyorsa yapmak, vermek gibi davranışlar çocuğa iyilik değil kötülüktür. Sınırsız hoşgörü ile, ölçülü, dengeli bir kişilik yapısı gelişemez. *Çocuğu eğlendirerek yedirmeye çalışmayın. Şarkı söyleyerek, dans ederek, televizyon seyrettirerek, peşinde dolaşarak ya da benzeri hareketlerle ilgisini başka yönlere kaydırma yoluyla çocuğa yemek yedirmeğe çalışmak doğru değildir. *Yemeği çabuk bitirmesi için acele etmeyin ya da oyalanmasına izin vermeyin. *Çocuk yemek yerken onu bir yarış içine sokmayın ve başka çocuklarla kıyas yapmayın.

33 *Yemek yerken onunla pazarlık yapmayın. Yemek yemesi için ona yalvarmayın ya da yemek yediği için onu ödüllendirmeyin. *Israr etmeyin ve baskı yapmayın. Bu davranışlar beklenenin aksine çocuğun daha da az yemesine neden olur. Çocuğunuz yemeğinin bittiğini söylediğinde masadan kalkmasına izin verin. Zamanında ve yeterli miktarda yemediği, etrafı kirlettiği, çok yediği için ya da başka nedenlerle çocuğa maddi ve manevi baskı yapmak, bağırmak, korkutmak, zorla yedirmeye çalışmak, cezalandırmak gibi davranışlar çocuk üzerinde sonradan düzeltilemeyecek zararlı izler bırakır ve bu yollarla iyi sonuç alınmaz. *Sofrada yemek yemeyen çocuklara ara öğün vermeyin. *Evde tek yönlü beslenmeyin.

34 Uyku Problemi Uyku sorunlarının büyük kısmı ikinci yıldan itibaren görülmeye başlar. Çocuklar uykuya dalmakta sıklıkla zorlanırlar. Sonraki dönemlerde de korkular, çocuğun anksiyetesinin yüksek olması, uyurgezerlik ve diş gıcırdatma görülmeye başlar. Çocuklar davranış diliyle konuşurlar. Eğer bir sorun yaşıyorlarsa bunu, davranış sorunlarıyla ifade ederler. Uyku da bu davranış sorunlarından biridir. Uykuya dalmakta zorluk, uyku bölünmeleri, uykuda alt ıslatma, genellikle çocukta bir sorun olduğunun habercisidir. Çocuk, anne-babadan ayrılıp odasına geçmek istemeyebilir. Çünkü ayrılacağı odada bir hareket veya dinamizm vardır. Ya da çocuğun anne ve babasıyla aralarında yeterli iletişim yoktur. Anne-baba işten geç geliyordur veya çocuk, onlarla doyurucu bir ilişki yakalayamıyordur. Tüm bu nedenlerle iletişimi devam ettirme peşinde olan çocuk, yatağına gitmek istemez.

35 Anne-baba arasında yaşanan sorunlar varsa, çocukla iyi ve güven veren bir ilişki tarzı oluşmamışsa, çocuk kardeş kıskançlığı yaşıyorsa, okulda öğrenme ve uyum sorunları varsa çocuğun anksiyetesi yükselir. Bu huzursuzluk, uyku kalitesine yansır. Çocuk “Gece korkuyorum!” diyebilir, anne-babaya yakın olmak isteyebilir. Hele ki küçük kardeş anne-babanın odasında yatıyorsa, çocuk da onların yanında yatmak isteme girişiminde bulunabilir.

36 Çocuğun anneden ayrılmaya tahammül edemediği dönemde, her çocukta değişken olmakla birlikte 2-3 yaş arası dönemde, çocuk bir geçiş nesnesine ihtiyaç duyar ve ona bağlanabilir. Bu bir battaniye, annenin bir eşyası veya yumuşak bir oyuncak olabilir. Bundan dolayı çocuk yargılanmamalı ve o eşya yok edilmemelidir. Çünkü bu tür nesnelerin çocuğun gelişiminde bir anlamı vardır. Bir sonraki döneme geçebilmesi için çocuk kendisine bir yol bulmuştur.

37 *Çocuk sık sık uyandırılmamalıdır. Çocukla güven veren bir ilişki kurulmalıdır. Bireyselleşmesi için destek olunmalı, kendisine güvenildiği hissettirilmeli, fazla korumacı olunmamalı ve ihmal edilmemelidir. *Uyumadan önce çocuğun yatacağı ortam sakin tutulmalıdır. Gürültülü, hareketli ve eğlenceli bir ortam varsa, çocuk uyumak istemeyebilir. *Çocuğa düzenli zaman ayrılmalı ve onunla kaliteli, keyifli ve etkileşim içeren paylaşımlarda bulunulmalıdır. *Çocuk yargılanmamalı, cezalandırılmamalıdır. Korkuları ve anksiyetesi nedeniyle uyuyamıyorsa, onu anlamaktan uzak bir yaklaşım sergilenmemelidir. Bu hem ilişkiyi bozar hem de sorunu daha da büyütür. *Söylediklerini iyice anlamalı, onu dinlemeli ve rahatlaması sağlanmalıdır.

38 MASTÜRBASYON Çoğunlukla cinsel organı ile oynama şeklinde görülen mastürbasyon, ailede endişe, heyecan hatta panik yaratan bir davranıştır. Küçük çocuk tesadüfen keşfettiği bu davranıştan zevk aldığını görünce, bunu sürdürür. Eğer çocuk aileden tepki görmezse, bu davranış zaman içinde kaybolur veya azalma gösterir. Eğer ailenin tepkisi büyük olursa, çocuk bu davranışı gizlice sürdürme yoluna gider. Gizli yaptığı bu davranış bir yandan ona zevk verirken, öte yandan onda korku ve suçluluk duygusunun doğmasına neden olur. Mastürbasyon hiçbir sorunu olmayan çocuklarda görülebildiği gibi, sıkıntılı, ürkek, güvensiz ve endişeli çocuklarda da sıklıkla görülebilir. Bazı çocuklarda da yalnızlık, üzüntü hallerinde tekrarlanan bir davranış olarak görülebilir. Araştırma bulguları mastürbasyonun, yalnız büyüyen çocuklarda, sevgi ve ilgiden yoksun büyüyenlerde, aşırı disiplinin egemen olduğu evlerde, ailenin cinsel konulara aşırı duyarlı olduğu evlerde daha çok görüldüğünü ortaya koymuştur. Bazı çocuklarda sadece uykuya dalmadan önce mastürbasyon yaparken, bazıları masal dinlerken veya televizyon seyrederken, bu davranışı yaparlar, bazıları da özellikle sıkıntılı oldukları anlarda ve gerilimlerini gidermek için bu davranışa başvururlar.

39 Erkek çocuklarda kızlardan daha çok görülen bu davranışı yok etmek amacıyla çocuğu azarlamak veya dövmek, onunla alay etmek, cinsel organının kopacağını söyleyerek korkutmak, hastalanacağını anlatarak ürkütmek, cinsel organını kesmekle tehdit etmek, kaçınılması gereken hatalarıdır. Bu hatalar zaten endişeli olan çocuğun daha huzursuz olmasına yol açar ve kendisinde var olan suçluluk duygusunu pekiştirir.

40 Kırıkkale Rehberlik ve Araştırma Merkezi Yeşim AYYILDIZ Psikolojik Danışman 2014


"OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÖZELLİKLERİ Kırıkkale Rehberlik ve Araştırma Merkezi Yeşim AYYILDIZ Psikolojik Danışman 2014." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları