Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ZÜBEYDE HANIM ANAOKULU Okul Psikolojik Danışmanı Mehmet Turgut.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ZÜBEYDE HANIM ANAOKULU Okul Psikolojik Danışmanı Mehmet Turgut."— Sunum transkripti:

1 ZÜBEYDE HANIM ANAOKULU Okul Psikolojik Danışmanı Mehmet Turgut

2 ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

3 İÇİNDEKİLER 1.DEHB……………………………. 2.SALDIRGANLIK………………. 3.KORKULAR-FOBİLER……….

4 4.KISKANÇLIK………………….. 5.ÇEKİNGENLİK………………… 6.KEKEMELİK…………………...

5 7.TİKLER…………………………... 8.OTİZM……………………… TIRNAK YEME……………......

6 10.PARMAK EMME……………… 11.ALT ISLATMA……………… DIŞKI KAÇIRMA…………….

7 13.TELEVİZYON……………

8

9 1.DEHB “ Başladığı işi bitirmiyor. ” “ Söylediklerim bir kulağından girip diğerinden çıkıyor. ” “ Eli dursa ayağı oynar. “ “ Sürekli hareket halinde, yürümez koşar. “ “ Ya konuşur ya sesler çıkarır. “ “ TV izlerken bile hareket eder. “ “ Sabırsızdır, istekleri hemen olsun ister. ” “ Asla sırasını bekleyemez. ” “ Aklına geleni hemen yapıyor. “

10  Aşırı hareketlilik,  Dikkat sorunları,  Düşündüğünü hemen yapma (dürtüsellik), belirtileriyle kendini gösteren psikiyatrik bir bozukluktur.

11 Çocukta DEHB olduğunu söyleyebilmek için; Dikkat Eksikliği, Aşırı hareketlilik ve Dürtüsellik belirtilerinin 7 yaşından önce ve birden fazla ortamda (okul-ev) görülmesi, sürekli olması ve kişinin yaşamını ciddi anlamda etkilemesi gerekir.

12 DEHB;  Tüm çocukların %3’ünde görülür.  Erkeklerde daha sık rastlanır.  Ergenlik döneminde belirtilerde azalma olur fakat tamamen yok olmaz

13 BİRLEŞİK TİP DİKKAT EKSİKLİĞİ ÖNDE OLAN TİP AŞIRI HAREKETLİLİK ÖNDE OLAN TİP AŞIRI HAREKETLİLİK ÖNDE OLAN TİP ALT TİPLERİ

14 Dikkat eksikliği belirtileri;  Dikkatin kolayca dağılması,  Dikkatsizlikten kaynaklı ufak hatalar yapma,  Başlanan işi sürekli yarım bırakma,  Kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş gibi görünme,  Görev ve etkinlikleri yerine getirmede zorlanma,  Eşya kaybetme,  Günlük faaliyetlerde unutkanlık.

15 Hiperaktivite belirtileri;  Oturduğu yerde kıpırdanma,ellerin ayakların oynatılması,  Belli bir süre bir yerde oturamama,  Sağa sola koşma,bir yerlere tırmanma,  Sakin bir şekilde bir etkinliği sürdürememe,  Sürekli hareket etme,  Çok konuşma.

16 Dürtüsellik belirtileri;  Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme,  Sırasını beklemede ve kurallara uymada güçlük çekme,  Başkalarının sözünü,etkinliğini bölme ve araya girme.

17 Nedenleri; Nedenleri tam olarak tespit edilemese de;  Aileden birinde hiperaktivite olması,  Çocuğun beynindeki (mesaj alış verişini gerçekleştiren) kimyasallarındaki sorunlar,  Doğum sırasında veya doğum sonrası beyin dokusunda olan zedelenmeler,  Çocuklarda görülen çocukluk çağı rahatsızlıkları ve gelişimsel problemler,  Annenin gebelik sırasında sigara,alkol kullanması.

18 DEHB Seyri Nasıldır? DEHB’lilerin;  %30’unda genç erişkinlik döneminde belirtiler kendiliğinden kaybolur.  %40’ında belirtiler erişkin dönemde de sürer.  %30’unda ise DEHB devam etmekle birlikte alkolizm, madde kullanımı ve antisosyal kişilik bozukluğu gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

19 Olumlu Özellikleri; Enerjik olma, Yaratıcılık, Sıcak kanlı ve cana yakın olma, Esneklik, Hoşgörülü olma, İyi bir espri yeteneğine sahip olma, Risk alabilme (bazen gerekenden fazla oranda), İnsanlara kolaylıkla güvenebilme ( bazen gerekenden fazla oranda)

20 Ne yapılmalı; Sorunun tam olarak DEHB mi değil mi olduğu tespit edilmeli ve sorun kabul edilmeli, Çocuğun enerjisini boşaltabileceği uğraşlar yapmasına imkan sağlanmalı, Çocuğa sorumluluk verilmeli, Çocuğun uyumunu kolaylaştırmak için yemek yeme,yatma,oyun saatleri düzenli olmalıdır, Çocuğa uygun kurallar konulup, kesinlikle uygulanmalı ve taviz verilmemelidir,

21 Çocuğun ilgi çekmek için yaptığı davranışlara izin verilmemeli ve uygun davranışları hemen ödüllendirilip,teşvik edilmelidir, Çocuğun dikkat süresini artıracak ve onu eğlendirecek faaliyetler yapılmalıdır.Yap- bozlar,resim eşleştirme,bul-tak vb… İlaç ile belirtilerin kontrol altına alınması da sağlanabilir.Genellikle ilkokul yıllarından önce ilaç verilmez.

22 2.SALDIRGANLIK Saldırganlık;çocuğun, genellikle kendi akranlarına ve başkalarına vurması, ısırması, tekmelemesi, eşyaları fırlatması ve tükürmesi gibi zarar vermeyi hedefleyen davranışlarda bulunmasıdır.

23 Okul öncesi dönemde, çocuklarda saldırganlık çok sık görülen bir olaydır.

24 Saldırgan çocuğun özellikleri;  Parlamaya hazırdır. Hemen tepki verir.  Öfkesini yenemez,aşırı geçimsizdir.  Sürekli kavga çıkarır,saldırıp etrafa zarar verir.  Kuralları bilmez ve hep çiğner.  Aldığı cezalardan pek etkilenmez.  Çevresiyle sağlıklı ilişki kuramaz.

25 Nedenleri;  Çocuğun saldırganlık ve şiddet içeren TV programları izlemesi,  Tutarsız anne-baba tutumu,  Aile içi kavgaların çok olması,  Çocuğun kendine örnek aldığı kişinin saldırganlığı bir problem çözme yöntemi olarak benimsemiş olması,  Çocuğun sürekli cezalandırılması ve çocuğa şiddet uygulanması,

26  Çocuğun yeterince ilgi ve sevgi almaması,  Çocuğun arkadaş grubunun saldırganca davranışlarının onu da etkilemesi,  İlk çocukluk döneminde çocuğun yaptığı ufak saldırganlık ve uygunsuz davranışların ödüllendirilmesi,  Çocuğun özgüven eksikliği,  Çocuğun dürtülerine engel olamaması…

27 Ne yapılmalı; Anne-baba çocuğa saldırganlık modeli olmamalı, Saldırgan davranışlara tolerans gösterilmemeli, Saldırgan davranışlar kesinlikle dayakla cezalandırılmamalı. Çocuk gergin ve sinirliyken onunla tartışmamalı, sakinleşmesi beklenmeli, daha sonra davranışı ile ilgili konuşulmalı, Çocuğa sosyal olgunluğuna uygun çeşitli sorumluluklar verilmeli, başarma duygusunu yaşaması sağlanmalı,

28 Çocuk saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini, görmeli ve yaşamalıdır, Olumlu davranış pekiştirilmeli, olumsuz davranış görmezlikten gelinmeli, Çocuğun dışarıda oynamasına izin verilmeli. Bu çocuğun gerilimini azaltır ve enerjisini boşaltır. Saldırgan davranış diğer çocukların güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmedikçe, davranışın üstünde durulmamalı,

29 Kızgınlıktan kurtulmak için alternatifler bulunmalı, Her yaş ve dönemde çocuğun temel ihtiyaçları zamanında yerine getirilmeli.İletişim kurarken ben dili kullanılmalı, Çocuğa şiddet içeren televizyon programları seyrettirilmemeli, Çocukla mümkün olduğunca daha çok ve kaliteli zaman geçirilmeli.

30 3.KORKULAR-FOBİLER Korku;canlı varlıkların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri doğal bir tepkidir.Korku, aslında canlıyı uyaran ve kendini savunmasını sağlayan yararlı bir düzenektir.Canlı kaçarak, saklanarak, zorda kalınca da savaşı göze alarak kendini korumaya çalışır. Örneğin; bir aslanla karşı karşıya geldiğimizde korkup kaçmaya çalışırız…

31

32 Fobi; Gerçek anlamda korkulacak bir nesne veya durum yokken duyulan gerçekdışı ve gereksiz bir korkudur. Fobiler sonradan dolaylı veya doğrudan yaşantılar sonucu oluşan gereksiz korkulardır. Örneğin; kediden korkma, asansörden korkma gibi…

33 Çocuklarda yaşlara göre korkular:  1-2 yaş arası;banyo yapmak, anne-babadan ayrı kalma korkuları…  3-5 yaş arası; karanlık-yalnızlık korkuları, hayvanlardan,canavarlardan, hayali yaratıklardan korkma, anne-babanın onu terk etmesinden korkma, ölümden korkma…  7-8 yaş arası; yabancı korkusu, başarısız olma korkusu, kazalardan korkma, anne-babadan ayrı kalma korkusu…

34

35 Ne yapılmalı; Öncelikle çocuğun korkuları hangi düzeyde ve gerçekçi mi değil mi diye tespit edilmelidir. Çocuğun korkularına anlayış gösterilmeli, çocuk ‘korkak’ olmakla asla suçlanmamalıdır. Korkularından dolayı çocuğu ayıplamak, utandırmak, alay etmek ve korkunun üstüne gitmekten kaçınılmalıdır. Çocuğu disipline etmek için onun korktuğu durumlar kullanılmamalıdır.

36 Çocuğa destek verilmeli ve korkularını yenmesi konusunda cesaretlendirilmelidir. Çocuğun duygularını ifade etmesi sağlanmalı ve çocuk anlamaya çalışılmalıdır. Çocuğun korkuları ile yüzleşmesi sağlanmalıdır.Korkusunun temelsiz olduğunu gören çocukta korku azalmaya ve zamanla kaybolmaya başlar.

37 Aşırı koruyucu olmak çocuğun karşılaştığı durumlarla başa çıkma becerisini geliştirmez ve çocuğu ürkek yapar. Tüm korkuların gelişiminde modelin önemli olduğunu bilelim.Özellikle ana-babasından birinin karanlık korkusu yaşadığını bilen, bu korkuya şahit olan çocuklar, ister istemez karanlığın korkutucu bir şey olduğunu düşünürler ve benzer tepkiler gösterebilirler.

38 4.KISKANÇLIK Kıskançlık;çocuğun kendisine yönelmesini beklediği sevginin,ilginin bir başkasına yönelmesi durumunda duyduğu üzüntü ve kızgınlık halidir. Çocuk ana-babasının sadece kendisinin olmasını ister.Çocuklarda kıskançlık duygusu ana-baba ve kardeşlere yöneliktir.

39 Nedenleri;  Küçük kardeşin dünyaya gelişi:  Tek çocuk olma özelliğini yitirmesi,  Kendisine haksızlık yapıldığını,sevgisiz-ilgisiz kaldığını düşünmesi,  İlk çocuk 2 yaşından küçükse kardeşine karşı fazla kıskançlık göstermez.  Kardeşler arasında kıyaslamalara gidilmesi.  Çocuğa takılıp ‘Pabucun dama atıldı’ demek veya denilen yapılmadığında ‘Ben de kardeşini severim’ gibi sözler söylemek.

40 Çocukta kıskançlık sonucu neler gelişebilir?  Çocukta emekleme,bebekçe konuşma,biberonla beslenmeye dönme,altını ıslatma,tırnak yeme,parmak emme gibi davranışlar gelişebilir.  Küçük kardeşe karşı saldırma davranışı oluşabilir.  Küçük kardeşi sevme,koruma, uslu durma gibi durumlar da oluşabilir.

41 Ne yapılmalı; Çocuğu yeni kardeşi konusunda hazırlamak gerekir.Yakında abla veya ağabey olacağını, kendine ilerde bir oyun arkadaşı geleceğini telkin ederek psikolojisini uydurmak gerekir. Büyük çocuğa kardeşinin bakımı konusunda sorumluluklar verilmelidir. Anne ve baba ona olan sevginin azalmadığını,onu eskisi gibi sevdiklerini,ilgilendiklerini göstermelidir.

42 Küçüğe bir hediye alındığında veya geldiğinde büyüğe de hediye alınmalıdır. Ebeveyn büyük çocukla da oyun oynamalı,zaman geçirmelidir.Eğer çocuk,ana babası tarafından hala sevildiğine inanırsa,kıskançlık duygusunu önemli ölçüde yener. Anne-baba bebeği çocuğun önünde gösterişli bir şekilde sevmekten sakınmalıdırlar.

43 5.ÇEKİNGENLİK Çekingenlik;çocuğun sosyal durumlardan kaçınması,etkinliklere,oyunl ara uzak durması,dışardan çok uslu görülmesi olarak ifade edilebilir. Aslında bu durum çocuğun kendisine güvensizliğinin bir belirtisidir.

44 Çekingen Çocukların Özellikleri;  Güvensiz,değersiz,karamsar,korku taşıyan,iletişimden uzak duran,yetersiz hisseden bir yapıya sahiptirler.  Uslu olurlar,pek birşeye karışmazlar.  Anne-babaya bir problem çıkarmazlar.  Uyumludurlar.  Sorumluluk almak istemezler ve cesaretleri yok denecek kadar azdır.

45 Nedenleri;  Çocuğun sürekli aşağılanması,kıyaslanması,şiddet görmesi, onu içine kapanık hale getirir.  Çocuğun sosyal arkadaşının olmaması ve aile içi iletişimin yetersiz olması.  Ailenin tutarsız davranışları.  Aşırı titiz ve otoriter bir aile tutumuna maruz kalma.  Ailede çekingen birisin olması çocuğu da öğrenme yoluyla çekingen bir duruma getirebilir.  Anne-babanın aşırı koruyucu tavrı.

46 Ne yapılmalı; Çekingenliğin nedenleri iyice araştırılmalıdır. Çocuğa sorumluluklar verilmeli. Çocuğun arkadaş edinip sosyalleşmesi sağlanmalıdır. Çocuğun girişken çabaları övülmeli ve cesaretlendirilmeli. Anne-baba çekingen ise kendileri de bu durumu düzeltme yoluna giderek çocuğa model olmalılar. Çocuk başkaları ile kıyaslanmamalı.

47 6.KEKEMELİK Kekemelik; ses,hece ve kelimelerin tekrarı, uzatılması veya konuşmanın akışını kesen duraklamalar şeklinde kendini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Kekemelik;  Psikolojik stresin yoğun olduğu hallerde artar.(korku ve endişe ortamları vb.)  Konuşma çok yavaş veya çok hızlı olabilir.  Genellikle şiir okurken ve şarkı söylerken kekeleme olmaz.  Kekemelik erkeklerde daha fazla görülür.(1/4 şeklinde)

48

49 Nedenleri;  Kekemeliğin en yaygın nedeni ‘korku’ dur. Kekemelik başladığında fiziksel bir bulgu yoksa ilk önce ‘korkular’ araştırılmalıdır.  Kaygı, korku ve stres yaratan durumlar çocukta kekemeliğe neden olabilir.  Genetik nedenler olabilir.Ailede kekemelik varsa çocukta kekemelik görülme riski artar.  Çocuk, aşırı baskı altına alınıp bir konuda zorlanırsa ve sürekli eleştirilip aşağılanırsa yaşadığı stres kekemelik geliştirmesine neden olabilir.

50  Travmatik bir olay çocukta kekemelik oluşturabilir.Örneğin;çocuğun anne-babasının boşanması veya birisinin ölümü,yangın, deprem gibi durumların olması…  Çocuğun düzgün konuşması konusunda baskı görmesi de kekemelik oluşturabilir.  Çocuğa yapamayacağı sorumluluklar yüklemek ve yerine getiremeyeceği işler vermek kekemeliğe neden olabilir.

51 Anne-babalara tavsiyeler; Aile içi sıkıntıları gidermeye, en azından çocuğa yansıtmamaya gayret gösterilmelidir. Bağırmamalı, cezalandırmamalı ve düzgün konuşan çocuklarla kıyaslanmamalıdır. Çocuk dikkatle ve sabırla dinlenmeli ve onunla yavaş konuşulmalıdır. Çocuğun konuşması alay konusu edilmemeli ve çevredekiler tarafından taklit edilmesinin önüne geçilmelidir.

52

53 Hatırlayamadığı kelime hatırlatılabilir, ama kekelediği cümleyi onun yerine bitirmek çocuğun kendini ifade etmesine engel olabilir. Telaffuz edemediği kelimeleri söylemesi için zorlanmamalıdır. Onun seviyesine uygun bir dil kullanılmalıdır. Konuşurken onu sakinleştirmeli,güven telkin etmeli, heyecanlı ve yorgun olduğu zaman konuşmaya zorlanmamalıdır.

54 Ne yapılmalı; Çocuğun dikkati kekemeliği üzerinde olursa bu durum artar; bunun önüne geçmek için çocuğun dikkati olumlu özellikleri üzerinde toplanmalıdır. Çocuğun kendini yetersiz hissetmesine neden olacak tutumlardan kaçınılmalıdır.(alay etme,utandırma,,zorlama gibi) Diğer çocuklarla kıyaslayarak ‘Bak o ne kadar güzel konuşuyor’ gibi sözler söylenmemelidir. Çocuğun yüksek sesle şarkı söylemesi veya okumayı biliyorsa şiir ve gazete okuması kekemeliği azalttığı gibi çocuğun kendini yeterli hissetmesini sağlayabilir.

55 Sonuç olarak; Çocuk kekelemeye başladığında asla azarlanmamalı ve alay edilmemelidir. Onu sabırla dinlemeli ve anlamak için gerekli her türlü çaba gösterilmelidir. Kekemelikte hafif vakaların yüzde 50-80’ini kendiliğinden geçmekle birlikte ciddi düzeyde olanlarda bir uzmandan(konuşma terapisti) yardım alma yoluna gidilebilir.

56 7.TİKLER Tikler; bir kas grubunda yinelenen, istemsiz hareketlerle belirtilen bir bozukluktur. Özellikleri:  İstemsiz otomatik hareketlerdir.  Birden başlar.  Süresi,şiddeti,şekli hep aynıdır.  Başlayınca kısa bir süre baskılanabilir; ama durdurulamaz.  Sıkıntı,hoşnutsuzluk yaratır.

57

58 Tikler;  Gırtlak temizlemek için yapılan hareketler,  Ağız ve dudak hareketleri,  Göz kırpmak, kaş oynatmak,  Burun çekmek,  Hızlı hızlı nefes almak,  Ses çıkarmak,  Boyun adalelerini kasmak,  Burun kanatlarını oynatmak,  Parmak çıtlatmak, kolları germek, omuz silkmek,  Baş oynatmak, baş sallamak,  Atlamak, sıçramak,tekme atmak,  Karın adalelerini gerip bırakmak...

59 Nedenleri;  Çocuğun yeterli ilgi ve sevgi görmemesi,  Çocuktan bulunduğu dönemin üzerinde davranışlar beklenmesi,  Çocuğun anne-baba tarafından sürekli horlanması ve aşağılanması,  Aile içi iletişimin bozuk olması,  Çocuğun başkasını taklit etmesi,  Çocuğun küçük yaşlardan itibaren yoğun korku, kaygı, tedirginlik yaşaması.

60 Ne yapılmalı; İlk önce fiziksel nedenler araştırmalı, tikin nedeni belirlenmelidir. Tiklerin büyük kısmı psikolojik nedenlerden kaynaklanır; bu yüzden ilk önce çocuğu tedirgin eden faktörler bulunup çıkarılmalı ve düzeltici değişikliklere gidilmelidir. Üzerinde duruldukça, dikkat çekildikçe artış gösterdiği için görmezden gelmek en doğru yoldur. Çocuğun tik davranışını yapmaması konusunda baskı altına alınması ondaki gerginliği daha fazla artıracaktır.

61 Anne-baba çocuğa güven vermeli, çocuğu tikleri yüzünden cezalandırmamalıdır. Çocuğa gerekli ilgi ve sevgi verilmeli, çocuk ile ebeveyn arasında güçlü bir iletişim kurulmalıdır. Çocuğun tik davranışı ile alay edilmemeli ve çevredekiler tarafından taklit edilmesinin önüne geçilmelidir.

62 Sonuç olarak; Tiklerin çoğu geçicidir. Okul çağında başlayan birçok tik ergenlik döneminden önce kendiliğinden ortadan kaybolur. Ancak yetişkin yaşlara kadar uzayanlar da vardır. Gerekirse bir uzmandan yardım alınmalıdır.

63 8.OTİZM Otizm; kelime olarak içedönük,dışa kapalı,yalnızlığı seven anlamına gelir.Bebeklik döneminden itibaren farkedilen bir rahatsızlıktır.

64 Belirtiler-Özellikler;  Dış dünya ile pek ilgi kurmazlar.  Bebekken bile annelerinin veya çevresindeki diğer kişilerin gözlerine,yüzüne bakmazlar.  Nesneleri eline alıp döndürmekten hoşlanırlar.  Kucağa alınmaktan,öpülmekten hoşlanmazlar.  En çok konuşma gecikmesi ile 4 yaş civarında belirtiler göstermeye başlarlar.  Bedensel gelişimleri yaşlarına uygundur.

65  Onunla konuşulduğunda sanki ‘duymuyormuş’ gibi bir durum olur.  Gülümse yok veya çok azdır.  Kendisine bakan kişilere ilgisiz kalma ve tanıyamama.  Uygunsuz şekilde kıkırdar.  Aynılığı tercih eder.  Anlamsız,saçma davranışlar gösterir.

66 Otistik Bebek;  Göz göze gelmemeye çalışır.  Sağır gibi davranır.  Dil becerisi gelişmeye başlamışken konuşma aniden durur.  Diğer insanların farkında değilmiş gibi davranır.  Sebep olmaksızın başkalarına saldırıp zarar verebilirler.  Tek bir eyleme veya nesneye saplanıp kalırlar.

67  Fiziki olarak çoğu sempatik,güzel görünümlü ve sağlıklı çocuklardır.  Zamanında konuşanlar da vardır;ama daha çok söylenenleri tekrarlama şeklinde olur.  Bazı otistik çocuklar çok güzel şarkı söyleyebilirler ve müzikten hoşlanabilirler.  Sorulan sorulara cevap vermez veya soruyu aynen tekrar edebilirler.

68  Oyuncakları koklar veya yalar.  Vücudundaki yaralara duyarlılık göstermez,kendisine zarar vermeye çalışır.

69 Nedenleri; Bütün araştırmalara rağmen kesin nedeni tespit edilememiştir.Genetik faktörlerin önemli bir etken olduğu düşünülmektedir. Yaklaşık çocuktan 4’ünde görülür.Erkek çocuklarda kızlara oranla 4-5 kat daha sıktır.

70 Ne yapılmalı; Aile otizm konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Çocuğun sosyal dünyaya dönmesi için uğraş verilmeli,yalnızlık dünyasında kalmasına izin verilmemelidir. Hastalığa özgü bir ilaç yoktur;ama kendisine ve çevresine zarar verenler için çeşitli ilaçlar verilebilmektdir. Otizm genelde gidişatı kötü olan ve hayat boyu süren bir bozukluktur.

71 9.TIRNAK YEME Ruhsal gerilim, sıkıntı veya saldırganlık duygularının açığa vurulmadığı durumlarda, çocuğun kendi kendine yönelik saldırganlık dürtüsünün bir belirtisi olarak kabul edilir. Huzursuz çocuklarda sıklıkla rastlanır

72 Nedenleri;  Çocuğun kendisini güvende hissetmemesi,  Baskıcı, cezalandırıcı anne-baba tutumları,  Ailede başka birinin tırnak yemesi,

73  Ev veya okul ortamındaki gerilimler,  Çocuğun ihtiyacı olan güven ve sevgiyi alamaması,  Çocuğun başa çıkamadığı korku, stres, öfke ve heyecan durumlarına maruz kalması,

74 Ne yapılmalı; 3-4 yaşına kadar tırnak yiyen çocuklarda bu durumun görmezden gelinmesi en uygun yoldur. Çocuğun bu alışkanlığının nedenleri araştırılmalıdır. Çocuk bundan dolayı korkutulmamalı, cezalandırılmamalı ve alay konusu yapılmamalıdır. Küçük çocuklar endişe,korku verecek TV programlarından ve kavgalı olaylardan uzak tutulmalıdır.

75 Telkin ile çocuğa tırnak yemenin zararları anlatılmalıdır. Çocuğun ellerini kullanabileceği oyunlar oynaması, etkinlikler yapması sağlanmalı ve çocuğa sorumluluklar vererek ilgisi başka yöne çekilmelidir. Tırnaklar derin kesilerek yenmesi zorlaştırılmalıdır. Tırnaklara zarar vermeyen şeyler;örneğin acı oje sürülebilir. Çocuğun kendine güven duyması sağlanmalıdır.

76 10.PARMAK EMME Normal çocuklarda herhangi bir sebep olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir davranıştır. Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen hemen bebeklerin tümünde rastlamak mümkündür.

77 Nedenleri;  Öncelikle yeni doğan bebek yaşamını sürdürebilmek için emer.6 yaşına kadar parmak emme doğal sayılmalıdır.  Bebeklikte ayrıca kendini ve çevresini tanıma ihtiyacından dolayı emer.  Kardeş kıskançlığı sonucu gerileme davranışı olarak ortaya çıkabilir.  Bazı durumlarda sıkılgan ve utangaç çocuklar zor durumlarda karşılaştıklarında parmaklarını emerler.  Diş çıkarma döneminde parmak emerler.  Bazı çocuklar ise uykuya dalarken parmak emerler.

78 Ne yapılmalı; Çocuğa eldiven giydirmek veya parmaklarına acı biber sürmek yarasızdır.Bunun yerine çocuğa,’haydi, oyuncakların ile oynayalım’ gibi teklifler yaparak ilgisi başka yöne çekilmeye çalışılmalıdır. Çocuğa karşı sakin, sabırlı ve anlayışlı yaklaşılmalı. Asla sözel ya da fiziksel şiddet uygulanmamalıdır.

79 Çocuğa yaptığı davranışın bulunduğu yaş grubuna ait olmadığı ve bebeksi bir davranış olduğu anlatılmalıdır. Küçük yaşlardaki çocuklar için bu durumun zararsız bir faaliyet olduğu unutulmamalıdır. Çocuğa, ellerini meşgul edecek uğraşlar verilmeli ve ilgisi başka yönlere çekilmelidir. Çocuğun bu davranışı üzerinde fazla durulmamalı ve çocuk sık sık uyarılmamalıdır !

80 11.ALT ISLATMA Alt ıslatma; 5 yaşından büyük çocuklarda uyku esnasında, tekrarlayıcı nitelikte ve istem dışı idrar yapılması olarak tanımlanır… Çocukta alt ıslatma sorunu var demek için;  Bu durumun 5 yaşından sonra görülmesi,  Gece yatağını haftada en az 2 kez ıslatması, gerekir….

81

82 Nedenleri;  Böbrek ve idrar yollarında sorunlar,  Aşırı baskı ve korku altında yaşama,  Kalıtımsal nedenler(%75 oranında kalıtsaldır),  Sevgi, şefkat yoksunluğu,  Yeni kardeşin doğumu/Kardeş kıskançlığı,  Aşırı baskıcı tuvalet eğitimi,  Ağır cezalar verildiği durumlar,

83  Gece geçirilen sara nöbeti,  Kaygının bilinçdışı ifade edilmesi,  Travmatik yaşantılar,  Çocuğun sık sık üşütmesi,

84 Ne yapmalı; Anne-baba öncelikle anlayışlı davranmalı ve sorunun nedenini anlamaya çalışmalıdır. Sorunun nedeninin biyolojik mi psikolojik mi olduğunu ortaya çıkarmak için öncelikle doktora başvurulmalıdır. Çocuğa karşı baskıcı ve cezalandırıcı davranılmamalıdır. Onunla alay edilmemeli ve başkasına anlatmakla tehdit edilmemelidir.

85 Diğer çocuklarla kıyaslanmamalıdır. Önlem amacıyla da olsa çocuğa bez bağlanmamalı veya altına naylon serilmemelidir. Çocuğa sorun ne olduğu anlatılmalı ve gereksiz yere büyütülmesinin önüne geçilmelidir. Gece işemelerini kontrol altına almak amacıyla sıvı kısıtlaması yapılabilir.

86 Yatmadan önce muhakkak tuvalete gitmesi sağlanmalıdır. Çocuk uyuduktan saat sonra uyandırılıp tuvalete gitmesi sağlanabilir.Gerek görülürse gecede iki kez kaldırılabilir. Çizelge yöntemi kullanılıp çocuk ödüllendirilebilir.

87 İdrar kesesinin tonusunu ve kapasitesini artırmak için çocuğun gün içinde çişi geldiği zaman bir süre tutması ve bu süreyi giderek artırmaya çalışması sağlanmalıdır. Alarm cihazı kullanılabilir. Doktorun tavsiyesi ile ilaç tedavisi etkili olabilir. Aile danışmanlığı hizmetinden yararlanılabilir. Çocuğun sıkıntı ve endişeleri ile ilgilenilmelidir.

88 12.DIŞKI KAÇIRMA Dışkı kaçırma;çocuğun büyük çişini tutma ve bırakma fonksiyonunu kontrol edebileceği yaşa gelmiş olmasına rağmen tutamaması olarak ifade edilebilir. Dışkı kaçırma ;istemli veya istemdışı olabilir.5 yaşına kadar olağan sayılır, bu yaştan sonra bir hastalık olarak değerlendirilir.Genellikle gündüz çocuk uyanıkken olur

89

90 Özellikleri;  İstemli veya istemdışı olabilir.  Daha çok erkek çocuklarda görülür.  5 yaşından sonra sorun olarak değerlendirilir.  Genellikle gündüz çocuk uyanıkken olur.  Ortamlara göre değişkenlik gösterebilir.Örneğin; çocuk okulda tuvaletini tutarken, eve geldiğinde kaçırabilir.  Bir kısım çocuk sanki tuvalete yetişemiyormuş izlenimi verir.

91 Nedenleri;  Bağırsak işlevlerinde bozukluklar,  Otizm ve diğer ağır davranış bozukluklarına eşlik olarak ortaya çıkabilir,  Yeni bir kardeşin doğumu,anneden süreli veya süresiz ayrılık,korkutucu olaylar, tacize uğrama,anaokuluna gidiş gibi durumlar sonucu gelişebilir,  Aşırı baskıcı ve otoriter tutuma tepki olarak oluşabilir,

92 Ne yapılmalı; Anne-baba bu durumu gördüklerinde çocukla ilgili ‘bilerek yapıyor’ veya ‘bizi cezalandırmak için yapıyor’ gibi düşünmemeli, bunun bir hastalık olduğunu kabul etmelidirler. Sorunun nedeninin biyolojik mi psikolojik mi olduğunu ortaya çıkarmak için öncelikle doktora başvurulmalıdır. Çocuğun üzerindeki baskılar kaldırılmalı,aşırı titiz tutumdan vazgeçilmelidir.

93 Hergün belli saatlerde, kakası olmasa da çocuğun düzenli olarak tuvalete girmesi sağlanmalıdır. Anne-baba daha çok sevgi ve ilgi gösterip çocuğun yaşadığı endişeleri anlamaya çalışmalıdırlar. Çocuğun her günkü durumunu not edip dışkı kaçırmadığı günler arttıkça ödüllendirilmesi yoluna gidilebilir. Eğer kabız ise, bol bol meyve ve lifli gıdalar yedirilmeli,bol su içirilmeli,sık sık tuvalete gitmesi sağlanmalıdır.

94 13.ELEKTRONİK ÇOCUK BAKICISI:TELEVİZYON ‘İtiraf etmeliyim ki, eğer evlerimizde televizyon olmasaydı çocuklarımız büyük ihtimalle farklı olacaklardı. İlk birkaç haftadan sonra farklılaşacaklardı. Daha mutlu, daha konuşkan,üretken,olumlu, rahat, sorumluluk taşıyan ve toplumsal yönden kabul gören insanlar olacaklardı.’ (Ziglar)

95

96 Sizce TV’nin faydaları neler olabilir?  ……………………………………………..?  ………………………………………………?  ……………………………………………..?

97 Peki TV’nin zararları neler olabilir?  2-6 yaş arasındaki çocuk TV’de gördüğü herşeyi taklit etme yoluna gidebilir. Çocuklar TV de gördükleri görüntüleri tamamen somut olarak yorumlarlar yani çocuklarda tam olarak soyut düşünce gelişmediği için gerek çizgi filmler gerek filmler de görülen görüntüler olduğu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduğu gibi uygulamaya çalışabilir.  Çocukta uyku bozuklukları ortaya çıkabilir.  Çocuk şiddet ve korku içeren programlar izlediğinde ‘korkular’ geliştirebilir.

98  0-3 yaşları arasında çok aşırı miktarda TV karşısında kalan çocuklarda, başka nedenler de eklenerek bazı psikiyatrik tablolar gelişebilir. Bu tür çocuklarda etrafa karşı ilgisizlik, seslenince bakmama, göz kontağı kurmama, insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik, onlarla duygusal ve sosyal iletişime geçmeme, kendi halinde olmaya çalışma, kendi etrafında dönme, sallanma, aşırı derecede cansız nesneler ile ilgilenme, konuşmama, cümle kurmama, iletişim ve etkileşimde problemler, duygusal olarak karşılık verememe vb. bir çok belirti görülebilir.

99  TV önünde fazla zaman geçiren çocuk hareketsiz ve pasif bir yaşam tarzına sahip olur ve kilo sorunları oluşabilir.  Çocuk için şiddet, saldırganlık olağan hale gelip acımasız ve güvenilmez bir dünyada yaşadığını düşünmeye başlar.  Dünyanın olduğundan daha değersiz ve korkutucu bir yer olduğunu düşünürler.

100  Çocuğun sosyalleşmesi, yakınları ile diyalog kurması, sosyal adaptasyonu, dil gelişimi ve buna benzer konular eksi kalabilir.  Okul başarısı düşer.  Dikkat toplama süresi kısalır.

101 Ne Yapılmalı: Büyükler TV’yi fazla izlemeyerek çocuklara örnek olmalıdırlar. Yemek yeme ve TV izleme aynı anda olmamalıdır. TV odanın en çekici yerine konmamalıdır. Çocuk TV’yi günde 1 saatten fazla izlememeli, seyredeceği programlar konusundan ebeveyn söz sahibi olmalıdır. TV, çocuk bakıcısı ve susturucusu olarak kullanılmamalıdır.

102 Eğitici programlar dışında çocuğun TV izlemesine izin verilmemelidir. Özellikle anne-babalar, aile olarak birlikte izledikleri programlar konusunda oldukça seçici davranmalıdırlar. Anne-babalar çocukla daha fazla zaman geçirmeli, onunla oynamalı, gezi yapmalı, olumlu diyalog kurmalı, yakın ve güven verici ilişki kurmalı, onu sevdiğini belli etmeli, ona masal anlatmalı, bakımını ihmal etmemeli

103

104

105


"ZÜBEYDE HANIM ANAOKULU Okul Psikolojik Danışmanı Mehmet Turgut." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları