Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GÜVENLİ OKUL GÜVENLİ AİLE SÜHEYLA ÖZGİRGİN ERDOĞAN.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GÜVENLİ OKUL GÜVENLİ AİLE SÜHEYLA ÖZGİRGİN ERDOĞAN."— Sunum transkripti:

1 GÜVENLİ OKUL GÜVENLİ AİLE SÜHEYLA ÖZGİRGİN ERDOĞAN

2 ÇOCUĞUN TEMEL İNANÇLARI- DEĞERLERİ  Dünya güvenli bir yerdir  Evim en güvenli yerdir  Dünya adildir  Benimle ilgilenirler  Bana bakan yetişkinler beni korurlar  Ben değerliyim

3 ÇOCUĞU ÇEVRELEYEN SİSTEMLER OKUL AİLE ÇEVRE ÇOCUK

4 ÇOCUĞU ÇEVRELEYEN SİSTEMLER  Bireyler sistemler içinde yaşar ve etkilenir. Bireyin yaşadığı sorunlar sistemlerin sağlıksız etkileşimlerinden kaynaklanır.

5 SİSTEM NEDİR?  Endüstri ve ticaret dünyasından alınmış bir kavramdır.  İnsanların grup halinde nasıl iş gördüklerini anlatır.  Her sistemin birçok deneysel parçası vardır.  Her parça gereklidir ve belli bir sonuç üretmek üzere birbirine bağlıdır; her biri diğerinin tetikleyicisi gibidir.

6  Sistemin bir düzeni, parçaların eylemleri, birbirlerine tepkileri ve katılımlarıyla bir sırası vardır.  Bu sürekli hareket, sistemin kendini var etme şeklidir. Bir sistem ancak parçaları var olduğu sürece vardır.  Her insan bir sistemin parçasıdır.  Bütün sistemler iyi ya da hepsi kötü değildir.

7  Üç ya da daha fazla insan ortak bir amaçla birleştiklerinde bir sistem oluştururlar.  Sistem bir kez kurulduğu zaman belirli bir kanıt olmasa bile sistem aktif hale gelir.

8 ÇOCUĞU ÇEVRELEYEN SİSTEMLER  Mikro düzey: Aile  Mezzo düzey: Okul, akran grubu, işyeri ve boş zaman değerlendirme  Makro düzey: Toplum sistemleri; sosyal, ekonomik politikalar-eğitim, sağlık, sosyal refah, adalet, medya, bilimsel araştırmalar

9 İŞLEYEN BİR SİSTEMİN GEREKLERİ  Bir amaç ya da hedef: Ailelerde bu amaç yeni insanları ortaya çıkarmak ve var olanları geliştirmektir.  Temel parçalar: Ailelerde bunun anlamı, yetişkinler ve çocuklar, erkekler ve kadınlardır  Parçaların işleyiş düzeni: Ailelerde bunun karşılığı aile bireylerinin özgüvenleri, aile kuralları ve iletişimidir.

10  Parçaların işleyebilmesi için sisteme enerji sağlayacak güç: Ailelerde bu güç yiyeceklerden, barınaktan, havadan, sudan, etkinliklerden, duygular hakkındaki inançlardan, aile bireylerinin kişisel, zihinsel, fiziksel, sosyal ve ruhsal yaşamlarından, birbirleriyle paylaşımlarından kaynaklanır.  Dışarıyla paylaşımlar: Ailelerde bunun anlamı değişen, yeni ve farklı konulara eğilmektir.

11 SİSTEM ÇEŞİTLERİ  Kapalı sistemler  Açık sistemler

12 KAPALI SİSTEM  Parçalar birbirine sıkıca bağlı ya da tamamen bağımsızdır. Her iki durumda da gerek parçalar arasında gerekse dışardan bilgi akışı olmaz. Parçalar ayrı olduğunda genellikle iş yapıyormuş gibi görünürler; bilgi içeri sızar ama hiçbir yönü ya da amacı yoktur. Aralarında iletişim yoktur.  Kapalı sistemler belli inanç yapılarına sahiptir. - İnsanlar kötüdür ve daima iyi olmaya teşvik edilmelidir. - İlişkiler güçle ya da cezalandırma korkusuyla yönetilmelidir. - Tek bir doğru vardır ve bunu da en güçlü olan belirler. - Senin için en iyiyi bilen biri daima vardır.

13 Kapalı bir sistemde;  Bu inançlar güçlüdür çünkü o sistemin gerçeklik görüşünü yansıtırlar. - Kuralları belirleyen inançlardır. - Güç ve verime göre özdeğer ikinci plandadır. - Eylemler patronun isteğine göre belirlenir. - Değişim kabul edilmez.

14 AÇIK SİSTEM  Özdeğer önceliklidir, güç ve verim ikinci plandadır.  Eylemler kişinin inançlarını yansıtır.  Değişime hoş gözle bakılır ve normal, istenen bir şey olarak algılanır.  İletişim, sistem ve kurallar birbirine bağlıdır.

15 KAPALI SİSTEMAÇIK SİSTEM ÖZGÜVENDüşükYüksek İLETİŞİMDolaylı, belirsiz, kapalı, uyumsuz, gelişimi engelleyici Doğrudan, açık, belirgin, uygun, gelişim sağlayıcı TARZYalvarıcı, suçlayıcı, hesapçı, dağınık Seviyeleyici KURALLARGizli, eski, insafsız, katı. Kurallara uyum için ihtiyaçlar değiştirilir. Kurallar hakkında yorum yapmaktan kaçınılır. Açık, güncel, insancıl, esnek, gerçekçi, uygun, yapıcı. Gerektiğinde kurallar değiştirilebilir, kurallar hakkında açıkça fikir yürütülebilir. SONUÇLARRastlantısal, kaotik, yıkıcı, uyumsuzdur. Özdeğer ve güven giderek yükselir, kişi gelişir, kendi ayakları üzerinde daha rahat durur.

16 SİSTEM OLARAK AİLE VE OKUL Aile ve Okul  Yaşamla ilgili zihinsel, sosyal, duygusal, bilgi ve becerilerin kazanıldığı,  İyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin gibi yaşam değerlerinin edinildiği  Kabul, saygı, statü, sevgi, yakınlık, ait olma, kendilik değeri, yaratıcılık, inançlar ve değerler gibi kendini gerçekleştirme ve gelişimsel ihtiyaçların karşılandığı,  Sorumluluk, işbirliği gibi yaşam becerilerinin deneyimlendiği,  Bireysel ve ortak amaçların oluşturulduğu ve gerçekleşmesi için gerekli desteğin verildiği kurumlardır.

17  Sistem içinde yer alan bireylerinden bir kişi olumlu ya da olumsuz bir deneyim yaşarsa, bu küçükten büyüğe herkesi etkiler ve dolaylı olarak her bireyin o sistem dışındaki yaşamına da etkisi olur.  Bireyler sistem açısından etkileşim zincirlerinin farkında olduğunda ve yaşamına bir sistem açısından bakabildiğinde, duyarlı ve yaşadıkları sorunlara çözüm bulabilen bireyler oluşmaya başlar.

18 EBEVEYN YETİŞKİN ÇOCUK

19 Öğrenilen Düşünülen Hissedilen YAPISAL ANALİZ EBEVEYN YETİŞKİN ÇOCUK DEĞERLER Normlar Prensipler Kurallar BİLGİNİN İŞLENİŞİ Mantık Öngörü Değerlendirme BİYOLOJİK İHTİYAÇLAR Duygular Tepkiler Yaratıcılık

20 FONKSİYONEL ANALİZ YETİŞKİN KURAL KOYAN EBEVEYN Yol gösteren Suçlayıcı Yardım eden Aşırı koruyan KORUYUCU EBEVEYN UYGUNCU ASİ UYGUNCU BOYUN EĞEN ÖZGÜR ÇOCUK

21 SUÇLULUĞU ETKİLEYEN FAKTÖRLER  Aile  Okul  Akran grubu  İşyeri  Boş zaman değerlendirme  Toplum sistemleri; sosyal, ekonomik politikalar  Kültürel değerler  Medya  Bilimsel araştırmalar  Sosyal refah ve çocuk adalet sistemi

22 AİLE SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİ VE ÇOCUĞUN GELİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ AİLE YAPISI: Ailenin tekrarlanan davranış örüntüleri sonucunda oluşan, aile üyelerinin etkileşimini sağlayan, bu etkileşimle ilgili düzenlemeler getiren yerleşmiş davranış örüntüleridir. Gözlenen etkileşim içinde bu yapı genel veya özel sınırlamalar ile şekillenir ve ailenin davranışlarını belirleyen kuralları içerir.

23 SİSTEM ve ALT SİSTEMLER  Bir yapısı olan aile ve okul, işlevlerini bireylerin oluşturduğu alt-sistemlerle yerine getirir.  Alt sistemler; *Kuşak, *Cinsiyet, *İlgi, *İşlev değişkenlerine göre her ailede farklı biçimde oluşabilir.

24 SINIRLAR VE KURALLAR  Var olan sistem ve alt sistemlerin bir sınırı vardır.  Sınırlar; bir alt sistemden diğerine ne kadar duygu ve bilginin aktarılacağını, kimin kiminle ve nasıl bir ilişkiye gireceğini belirler.  Sınırların işlevi; sistemlerin ve alt sistemlerin farklılığını korumaktır.

25 SINIR ÇEŞİTLERİ:  Katı sınır: Alt sistemler ya da sistemler arasında geçirgenlik olmadığı için bireyler bağımsızlık kazanmalarına rağmen birbirlerine yardımcı olamaz ve birbirinden öğrenemezler.  Belirsiz sınır: İç içe geçmişlik vardır ve alt sistemler veya sistemler birbirlerine yardım etmeleri ve birbirlerinden öğrenmelerine rağmen bireyselliklerini ve farklılıklarını koruyamazlar.  Belirgin sınır: Bireyler birbirinden kopmadan, bireyselliklerini de koruyabildikleri bir birlikteliği başarabilirler.

26 SUÇLULUĞU ETKİLEYEN AİLE FAKTÖRLERİ  Ailenin çocuğu reddetmesi  Disiplin biçimleri  Aileden öğrenme  Aile içi şiddet  Tek ebeveynle ilişkinin niteliği

27 OKUL Okul, çocuğun sosyalleşmesinde ailenin yanında en önemli kurumdur. Son yıllarda okulların, bu işlevlerinin tersine, suçun oluşmasına olanak tanıyan bir mekanizma haline geldiği de tartışılmaktadır.

28 EĞİTİM ÖĞRETİM  Eğitim-öğretimden söz edilen her ortamda gündemin temelini öğrencilerin disipline edilmesi oluşturur.  Genel anlamıyla disiplin, bir topluluğun düzen içinde yaşamasını sağlamak için konulan kurallara, yargılara ve bunların yerine getirilmesi için alınan önlemlere denir. Amacı, düzeni korumaktır.  Eğitimde ise disiplin, eğitim süreci içinde çocuğa kazandırılması gereken kurallar ve yetişkinlerin bu konudaki yaklaşımlarını içerir.  Eğitim sistemi içindeki disiplinin temel amacı, öğrenmenin mümkün olduğu bir ortam yaratmaktır.

29 DİSİPLİN PROBLEMİNİN ÜÇ DEĞİŞKENİ  Öğretmen  Problem yaratan öğrenci  Diğer öğrenciler ÖĞRENCİNİN DÖRT TÜR İLİŞKİSİ  Öğrencinin kendisi ile olan ilişkisi  Öğrencinin öğretmenle olan ilişkisi  Öğrencinin diğer öğrencilerle olan ilişkisi  Öğrencinin müfredatla olan ilişkisi

30 - Okula bağlılık ve sorumluluk, cinsiyet ve ekonomik statüden de ayrıca etkilenmektedir. - Bazı araştırmalar okulların, notları düşük, okulu sevmeyen, sıkıcı ve önemsiz bulan, düşük benlik saygısına sahip, kendilerini etiketlenmiş olarak algılayan ve suçlu olan ikinci sınıf öğrenci grubu yarattığını vurgulamaktadır. - Ayrıca okullardaki şiddet ve suçun varlığı, ciddi, kronik ve şiddet suçluları arasındaki suçluluğu arttırmaktadır. OKUL VE SUÇ

31 OKULUN ÇOCUK SUÇLULUĞUNDAKİ ETKİSİ  Okul iklimi ve yapısının suçluluğu arttırabildiği ya da azaltabildiğini göstermektedir.  Akademik başarı ve ergenin okula karşı olumlu tutumu suç davranışını azaltmaktadır. Okullarda hissedilen iklim ve disiplinin ve aşırı katılığın öğrencilerin, kurallar, polis ve topluma karşı saygının azalmasına katkıda bulunmaktadır.

32  Okul yapısı ve uygulamaları, çocukların daha az sorumluluk geliştirmelerine neden olabilmektedir.  Önemli eğitimsel plan ve kararların alınmasında öğrencileri dışarıda tutmak, öğrencileri okulun yönetiminin dışında tutmak, pasif bir öğrenmeyi getiren öğrenme biçimlerini kullanmak, okula karşı ilginin azalmasında etken olmaktadır.  Okul tarafından reddedildiğini algılama ve okul görevlilerine öfke duyma suçluluğu arttırmaktadır.

33 AKADEMİK BAŞARISIZLIĞA KATKIDA BULUNAN BAZI KOŞULLAR  Okul personelinin ekonomik olarak dezavantajlı durumda bulunan çocukların sınırlı bir potansiyele sahip olduğu inancı nedeniyle öğretmenler bu öğrencilere yardım etmemektedir.  Okul ders programının özellikle ekonomik olarak dezavantajlı çocuklar için olmak üzere ilgisiz oluşudur. Bu programlar, çeşitli sosyal sorunlarla yüz yüze olan çocukları göz ardı etmektedir.  Öğretim metotlarının sıklıkla uygun olmadığı, sağaltıma yönelik eğitimin yetersiz oluşu

34  Okulların ekonomik ve ırksal açıdan ayırt edilmiş olması  Okullar ve toplum arasında özellikle de alt sınıf bakımından büyük bir uzaklığın oluşu Okulda başarısız olan, kendini ifade edemeyen, gereksinimleri karşılanmayan çocuk okula yabancılaşır ve bu okuldan kaçma davranışı olarak kendini gösterir.

35 AKADEMİK BAŞARISIZLIĞIN OLUMSUZ SONUÇLARI  Okula karşı olumsuz tutum geliştirme  Öğretmenlerden uzak durma  Okulu sevmeme  Okulu sıkıcı görme  Okul çalışmaları ve okula karşı olumsuz tutum gösterme  Okulu olumsuz olarak algılama  Arkadaşlarla daha çok zaman geçirme  Okula yabancılaşma  Okuldan kaçma

36 AKRAN GRUBU  Ailenin çocuk üzerindeki etkisini yitirmesine bağlı olarak, akran grubunun çocuk üzerindeki olumsuz etkisi daha belirginleşmektedir.  Kimlik arayışının devam ettiği yerlerden biri olan akran grubu, kendine özgü norm ve değerlerin, özellikle de sadakatin önem kazandığı bir ortamdır.  Akranlara güven bağlılık 14 yaşından itibaren artmakta ve 17 yaşında en yüksek noktaya ulaşmaktadır. 17 yaşındakilerin, diğer yaş gruplarına göre sapan davranış gösteren arkadaşlara daha çok bağlılık gösterdiği ve erkek çocukların kızlara oranla daha çok etkilendiği ortaya konmuştur.

37 İŞYERİ  Düşük ekonomik düzey, çocukların ağır koşullar altında çalışmalarına, bu da onların özellikle bedenen istismarına neden olabilmektedir.  Çocukluklarını yaşayamayan bu çocuklar, yersiz beslenme ve bakım olmaksızın çalışmaktadır.  Küçük yaşlarda hayata atılma ve bir yetişkinin sorumluluğunu üstlenme çocuğun oyun gereksinimini karşılayamamasına neden olmaktadır.  Alt sosyoekonomik düzeyde bulunan ailelerde çocuğun ekonomik değeri varken, üst düzeylere çıkıldıkça psikolojik değerinin arttığı görülmektedir.

38 BOŞ ZAMAN DEĞERLENDİRME  Boş zamanlar, çocukların istediği şekilde hareket etme olanağı bulduğu zamanlardır. Bu zamanlarda daha az bir gözetim söz konusudur.  Burada önemli olan boş zamanın uzunluğu ile bu zamanı doldurma arasındaki dengedir.  Yeterli olanaklar yoksa, suça yönelmenin bir nedeni olarak görülebilen “can sıkıntısı” ortaya çıkabilmektedir.

39  Giderek yaygınlaşan internet ortamlarında çocuklar, baş edemedikleri gerçek dünya yerine sanal ortamda başarı duygusu yakalamakta giderek dünyaya yabancılaşmaktadırlar.  Cinselliğin şiddet içerikli yansıtıldığı, cinselliği yaşayan insanların da birer meta olarak gösterildiği porno siteleri cinsel ve ahlaki açıdan çocuklar için tehlike yaratmaktadır.

40 TOPLUM SİSTEMLERİ; SOSYAL, EKONOMİK POLİTİKALAR  Küreselleşmenin yoksulluğu arttırdığına, savaş ve şiddetin yoksul gruplar için toplumun diğer kesimlerinden daha tehdit edici olduğuna ve alt sınıfın yaşadığı bölgelerde umutsuzluk, öfke ve yabancılaşmadan söz edilmektedir.  Göçler, yeni geldiği toplulukla bütünleşmekte güçlük yaşayan yeni grupları ortaya çıkarmaktadır. Kendi sorunlarıyla baş edemeyen ailelerin, çocukları üzerinde daha az denetimine neden olabilmektedir. Sahte şehirleşme, göç nedeniyle yaşanan farklılık düşmanlık ve gerginlik yaratabilmektedir.

41 KÜLTÜREL DEĞERLER  İstismar edilen çocukların bunu öğrendiği ve rol modellerine bağlı olarak bu istismarı kendi yaşamlarına aktardığı bilinmektedir. Dayağın eğitim aracı olarak kullanılması da çocukların şiddeti öğrenmesine neden olmaktadır.

42 MEDYA  Televizyondaki şiddet sahneleri kadar seks sahneleri da çocuklar için model oluşturmaktadır. Cinsel içerikli sahneleri gören çocuklar bunu arkadaş grubunda deneyebilmekte, küçük yaşta cinsel ilişkiye girebilmekte ve televizyondan yansıyan toplumun kültürü ile kendi kültürünün farklılığını ayırt edememektedir.  Bireyleri cinsel meta olarak gösteren yayınların, çocukların zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki gelişimini engelleyici etkisi olmaktadır.

43 BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR  Yaşanan ülkeye özgü sorunların tespiti ve sorunlara yönelik hizmet ve programların belirlenmesinde önemli olan araştırmaların desteklenmesi önemlidir.

44 SOSYAL REFAH VE ÇOCUK ADALET SİSTEMİ  Çocuk suça yöneldiğinde kurum bakımı, toplumla bütünleştirmek yerine çocuğu ve ailesini cezalandırmayı öngören bir müdahale olmaktadır.  Kuruma kapatılan çocuk toplumdan uzaklaştırılmakta, damgalanmakta ve topluma yabancılaşmaktadır.  Ezilenlerin ezilmekten kurtularak özgürleşmeleri yerine kendilerinin de ezenler (astlarını ezenler) haline gelme eğiliminde oldukları görülmektedir. Ezen olmak bir insanlık modeli haline gelmektedir.  Cezaevi yaşamının kendine ilişkin kuralları ve yaşam tarzını içeren bir “erkek egemen alt kültür” yaratmakta ve ezen ve ezilen olmak üzere iki taraf ortaya çıkmaktadır. Güçlü olanın güçsüzü ezdiği, güçsüz olanın da bir süre sonra güçlü olduğunda güçsüz olanı ezebileceği bir kısır döngü vurgulanmaktadır.

45 GÜVENLİ OKUL  Güvenli okul, alt sistemleri arasında olumlu iletişim ve ilişki bağları bulunan okuldur.  Şiddeti önlemede en önemli etkenlerden biri okul çalışanlarıyla, öğrencilerin kurdukları güven verici, destekleyici bağlardır.  Bu sebeple öğrenciler ve okul çalışanları arasında pozitif ilişkileri geliştirmek gerekmektedir. Diğer gereklilikler tamamlanmadan, okulun havası pozitif yönde değiştirilmeden güvenlilik sağlanamayacağı gibi güvenli okul ortamı da oluşturulamaz.  Çocuklar bekledikleri desteği okullardan göremezlerse, sosyal olarak istenen davranışları da göstermezler bu da güvenli bir okul oluşturmanın önündeki önemli engellerden birisidir.

46 ERKEN UYARI BELİRTİLERİ Her olay biz farketmesek de “geliyorum” mesajını önceden verir.

47 OLUMSUZ BARIŞ  Erken uyarılar farkedildiğinde “bekle-gör” yaklaşımı olayda gerginlik artması ve patlamaları getirir.  Erken uyarılar farkedildiğinde “proje-önleyici yöntem- eylem” yaklaşımı olayda gerginlik azaltır ve olaylar yatışır.  “Kurumumuzda hiç bir olay yaşanmıyor” olsa da “olumsuz barış” işaretleri varsa, tehlikeleri belirlemenin ve erken müdahale etmenin zamanıdır.  Ancak duygular anlaşılır, çatışmalar karşılıklı çözülür ve gerginlikler ortadan kalkarsa “Olay yaşanmıyor” cümlesi “olumlu barış” niteliği taşır.

48 Erken uyarı Bekle-görDuygusal tırmanma Bekle-görPatlama- şiddet Acil durumlar Erken uyarı FarkındalıkDuygusal tırmanma Proje- Önleme yöntemi- Eylem Rahatlama Mutluluk Önlenen olaylar

49 AMAÇ: GÜVENLİ OKULLAR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BARIŞ ORTAMI YARATMAK  Kendimizde dışlanma ve ayrımcılık konusunda varolan duygularımızın farkına varmak,  Çocukları etkileyen uyaranları belirlemek, rahatsızlıkları farketmek, kurumda korku kültürü unsurlarını belirlemek,  Kurumda çalışan kişilerle işbirliği yapmak üzere eğitim programları düzenlemek  Ekipler oluşturarak çocuklarla etkinlikler yaparak çocukların birbirleriyle uyum içinde barışçıl bir ortamda bulunmalarını sağlamak

50 YÖNTEM  Önleyici çalışmalar, sosyal beceriler geliştirme, ortak etkinlikler düzenleme, çatışmalar sırasında diplomatik müdahale, arabuluculuk yöntemleri kullanma.  Yaşanan olaylar olsa da bunları fırsat bilerek, yeni olayların yaşanmaması için yine durum analizi yapma, geliştirici hedefler belirleme ve değişik gruplarla işbirliği içinde çözüm üretme.

51 BELİRTİLERİ DEĞERLENDİRMEK  Çocuğu cezalandırmak için kullanmamak - Etiketlemekten kaçınmak - Bulguları gizli tutmak - Ailelerle işbirliği yapmak (istismar ve tecavüz olayları hariç)

52  Bir bütün içinde değerlendirmek Saldırganlığa neden olan faktörleri çok boyutlu ele almak - Evde - Okulda - Geniş toplumsal çerçevede

53  Genellemelerden kaçınmak Teşhis ve yardım etmeye engel olabilecek yanlış verilerin farkında olmak, önyargıların veliler ve okul tarafından desteklenmesini önlemek - Irk - Ekonomik durum - Bilinç - Bilimsel/akademik yetenekler - Dış görünüş

54  Belirtileri gelişim düzeyi çerçevesinde değerlendirmek Gelişime uygun tipik davranışların ne olduğunu bilmek ve yanlış müdahaleden kaçınmak  Tek bir belirtiye bakarak yargıda bulunmamak Tek bir belirti ya da davranışa fazla tepki göstermemek

55 BELİRTİLER  Depresyon, baskı, değersizlik, güvensizlik duygularından kaynaklanan kısmen veya tamamen toplumdan çekilme  Aşırı soyutlanma, dışlanma ve reddedilme sonucu yalnız kalma, yalnızlık duygusu  Şiddet mağduru olmak, istismara uğramış olma  Seçilmiş veya eziyet edilmiş olma duygusu, evde ya da okulda gururuyla oynanmış susturulmuş, alay edilmiş olma

56  Zayıf okul ilgisi ve akademik başarısızlık  Yazı ve resimlerle şiddet bildirimi  Farklılıklara karşı önyargı, nefret gruplarına katılma, özürlü veya sorunlularla alay etme  Zorbaca davranışlar  Geçmişte disiplin sorunu bulunması  Geçmişte saldırgan davranışın olması

57  Kontrol edilmeyen kızgınlık  Hap ve alkol kullanımı  Çetelere katılma  Silah taşıma veya kullanma  Ciddi şiddet tehditleri (kendisine veya başkalarına)

58 YAKIN UYARI BELİRTİLERİ  Akranlarla veya aile bireyleriyle ciddi kavgalar  Ciddi oranda maddi zarar verme  Ayrıntılı öldürücü şiddet tehditleri  Ateşli ve diğer silahlara sahip olma veya kullanma  Başta kendini yaralayacak davranışlar veya intihar tehditleri

59 GÜVENLİ OKULUN ÖZELLİKLERİ  Güvenli okullarda öğrenciler, öğretmenler, okul çalışanları, okul idaresi arasında güvenli bir iletişim vardır. Bu iletişimin iyi ve güvenli olması okulun genel havasına yansır ve problemlerin çözümünü kolaylaştırır.  Güvenli okulların tutumu çocukların akademik başarılarını ve davranışlarını geliştirmek üzerine kuruludur fakat sadece akademik başarıya odaklanmamaktadırlar. Öğrencilerin sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını da karşılamaya önem verirler. Çocuğun okuldan, okulun da öğrencilerden bekledikleri arasında bir denge vardır.  Güvenli okullarda bütün çocuklara eşit şekilde davranılır ve eşit sorumluluk verilir. Sınıf içinde ya da okul içinde arkadaşları ile eşit sorumluluklar almayan, farklı davranılan çocuklar ileride şiddet davranışlarında bulunabilirler ya da şiddetin hedefi olabilirler. Okullarda yaşanan en belirgin sorun öğrencilere eşit davranılmamasıdır

60  Güvenli okullar velileri çocukları hakkında bilgilendirir. Yalnızca veli toplantıları için değil, veliler düzenli olarak okula davet edilir. Okul öncesi ve sonrası programların olması şiddet ile mücadelede önemli bir yere sahiptir.  Güvenli okullar öğrencilerini geleceğe ve yetişkinlik döneminde karşılaşabilecekleri zorluklara hazırlar. Güvenli bir okul olmanın temel özelliklerinden birisi öğrencilere mezun olduklarında öğrendiklerini uygulayabilecekleri ortamlar sağlamak ve bu ortamları hazırlamaktır.

61  Güvenli okullar öğrencileri ve çalışanları potansiyel tehlikelere karşı bilgilendirir ve çözüm yollarını paylaşırlar. Öğrenciler ve yetişkinler arasında güven ilişkisi vardır. Okulda şiddet duyurusu yapan öğrenciler mutlaka korunur. Güvenli okullar problemi iyi bilen ve bu problemi çözmek için bilgiler toplamış ve bunları değerlendirmiş okullardır.  Güvenli okullarda öğrencilere iyi bir vatandaş olmalarını sağlayacak eğitimler de verilir. Okullar akademik programlarının içerisine öğrencilerinin iyi birer vatandaş olmalarını sağlayacak temel değerleri öğrencilere kazandırırlar.

62  Çocuklar, okullara değişik özellikler ve düşüncelerle gelirler. Her birinin ölüm, şiddet ve silah kullanımı hakkında farklı düşünceleri vardır.  Güvenli okullar çocuklara ateşli silahların tehlikelerini anlatarak, kızgınlıklarını ifade edecekleri yöntemleri öğretirler. Bazı durumlarda şiddet mağdurlarının tepkilerini agresif şekillerde gösterebileceği dikkate alınarak onlara uygun psikososyal yaklaşımlarda bulunurlar.

63 PDR UZMANININ ROLÜ  Bir çocuk veya gençle güvene dayalı, yakın ve içten bir ilişki kurmayı başaran bir yetişkin, mutlaka onun gizlerine ulaşır. Donanımlı ve yetkin bir psikolojik danışman ise bu gizlere ulaşmakla kalmayıp onları doğru okumayı ve karşısındakine gerçek kendisini göstermeyi de başarır.

64 AİLE VE OKUL SİSTEMLERİNİN İŞLEYİŞİNDE VE SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE PDR PDR UZMANI ÖĞRETMEN AİLE ÖĞRENCİ RAM İlkeler MEB YÖNETİM YönetmeliklerTOPLUM

65 İŞLEVİ  Gelişim engellerini saptamak, ortadan kaldırılmaları için stratejiler oluşturmak ve çocuğun yararına işbirliği yapılmasını sağlamaktır.

66 SORUMLULUĞU  Çocuğun tüm alanlardaki gelişimini takip etmek  Çocukla birlikte onun ilgi, yetenek ve becerilerini ortaya çıkarmak  Çocuğun olanaklarını, sınırlılıklarını, engellerini ve seçeneklerini belirleyip olabilirliklerini araştırmak  Her alanda çocuğun kendisine ilişkin kararlar alma ve seçim yapma gücüne, sorun çözme ve ifade becerilerinin gelişmesine katkıda bulunmak  PDR uzmanının görevi ve sorumluluğu, çocuğun sorumluluk üstlenmesine yardımcı olarak onun kendi yaşamını oluşturmasına katkıda bulunmak; bir tür yaşam kılavuzu olmaktır.

67 GEREKLERİ  Başta çocuğun kendisi olmak üzere, çocukla ilişki-iletişim ve etkileşim halinde olan herkesle doğrudan veya dolaylı olarak iletişim kurması ve işbirliği yapması kaçınılmazdır.  Çocuk-aile-eğitim kurumunun tüm çalışanları, kısacası çocuğun içinde bulunduğu bütün çevrelerle ilgilenmek, iletişim ve ilişki kurmak zorundadır.  Çocukla ilgili ve ilişkili her durumun çocuğun yararına olabilmesi için çaba harcamak durumundadır.  Çocuk-aile-eğitim kurumu arasında çocuğun yararına işbirliğinin sağlanması, çocuğun ifade ve sorun çözme becerilerinin geliştirilmesi için gerekli politika ve yaklaşımların oluşturulmasında öncü olmak durumundadır.

68 BAŞKALARININ YAPTIKLARI VEYA YAPMADIKLARI, REHBERLİK ÇALIŞMALARININ HEM VARLIK NEDENİ HEM DE SONUCUDUR!


"GÜVENLİ OKUL GÜVENLİ AİLE SÜHEYLA ÖZGİRGİN ERDOĞAN." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları