Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Mk GENÇLİK BULUŞMALARI: HADİS KONFERANSLARI-2 SÜNNET KAVRAMI VE MAHİYETİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Mk GENÇLİK BULUŞMALARI: HADİS KONFERANSLARI-2 SÜNNET KAVRAMI VE MAHİYETİ."— Sunum transkripti:

1 mk GENÇLİK BULUŞMALARI: HADİS KONFERANSLARI-2 SÜNNET KAVRAMI VE MAHİYETİ

2 SÜNNET ? -Bu kavram ya da kelime sizde ne anlam ifade ediyor? -Gündelik hayatta sünnet kelimesini en çok hangi konularda duydunuz? -Sünnet konusunda her hangi bir kitap ya da makale okudunuz mu?

3 GÜNLÜK HAYATIMIZDA KULLANDIĞIMIZ YA DA DUYDUĞUMUZ SÜNNET İFADELERİ 1. Erkek çocukların sünnet olması: Bunun orijinal adı HITÂN’dır. 2. Farz ve vaciplerin dışında kıldığımız namazlar. Bunların adı: NAFİLE’dir. 3. Güzel işleri sağ elle ve kötü işleri sol elle yapmak, sofradan daima midenin üçte birini boş bırakarak kalkmak, misvak kullanmak, elbise-ayakkabıları giyerken sağdan başlamak vs…… 4. Dînimizin emirlerinden ve yasaklarından sorumlu olan kimselerin yerine getirecekleri ödevleri ifade eden Ef'âl-i mükellefînin (farz, vâcib, sünnet, müstehab, mubâh, harâm, mekrûh ve müfsid) üçüncüsüdür. Bir kimsenin her türlü davranışı bunlardan birine dahil olur. Buradaki sünnet; Hz. Peygamberin yapın dediği veya yapılmasını övdüğü (kavlî), sürekli kendisinin yaptığı (fiilî) veya yapılırken görüp de mâni olmadığı (takrîrî=onay) şeylere denir.

4 Kavli sünnete örnek: “Deniz suyuyla abdest alabilir miyim?” diye soran birisine Allah Resûlü şu karşılığı verir: “Onun suyu temiz ölüsü de helâldir.” Fiili sünnete örnek: Bir defasında iki sahâbi sahrada su bulamadılar ve teyemmümle namaz kıldılar. Bunlardan biri daha sonra aynı namaz vakti içinde su buldu ve abdest alıp yeniden namaz kıldı.. diğeri namazını iade etmedi. Sonra ikisi de gelip durumu Rasûlullah (sav)’a anlattılar. Allah Rasûlü: “Suyu bulduğum halde ben namazı iade etmedim” diyene: … “Tam sünnete göre hareket ettin”; “suyu bulunca abdest alıp namazı iade ettim” diyene de: “Sana da iki mükafat var” buyurdular. İşte bu takrirî sünnete girmektedir. Takriri/Onaysal sünnete örnek: “Resülullah (s.a.v.) Aşûre günü oruç tutunca kendisine; “Ey Allah’ın Resulü, bu gün, Yahudilerin ve Hıristiyanların hürmet gösterdikleri bir gündür” dediler. Bunun üzerine Resülullah “Gelecek yıl inşallah muharremin dokuzunca gününde de oruç tutacağız” dedi. Ertesi yıla ulaşmadan Resulullah vefat etti.” 5. Allah Resulünün sürekli yaptığı ve çok nadir terk ettiklerine MÜEKKED/KUVVETLİ SÜNNET, bazen yapıp bazen terk ettiklerine de GAYR-İ MÜEKKED/kuvvetli olmayan sünnet denir. 6. Sünnet-i hüdâ: Peygamberimizin peygamberlik sıfatıyla yaptığı ve yapılmasını istediği güzel ahlak, hak ve adalet tütünden tavsiyeleridir.) Sünnet-i zevaid ise Peygamberimizin bir beşer olarak yaptığı işlerdir. Yemek kabını bir lokma ekmek ile iyice temizlemeye de SÜNNETLEMEK deni

5 KAVRAM KARIŞIKLIĞI - İstanbul’u tarif eder misiniz?. Osmanlının payitahtıdır.. Süleymaniye camisi vardır.. Ayasofya ve Topkapı vardır. BUNLARIN HEPSİ DOĞRUDUR. LAKİN TEK TEK BU CEVAPLAR İSTANBUL’U ANLATAMAZ - Sünnet olmak, - Beş vakit farz namazların önünde ve/veya arkasında sünnet namaz kılmak, - Misvak, sakal, sürme, sağ –sol el-ayak meselesi vs., - Müekked ve gayr-i müekked ya da zevaid-Hüdâ, BUNLARIN HEPSİ SÜNNET KAVRAMININ İÇERİSİNDEDİR, FAKAT BUNLARIN HİÇ BİRİSİ TEK BAŞINA, İSLAM’IN İKİ ANA KAYNAĞINDAN BİRİSİ OLAN SÜNNET KAVRAMINI İFADE ETMEZ.

6 HER İLMİ DİSİPLİN KENDİ SÜNNET TARİFİNİ YAPMIŞTIR FIKIH /HUKUK İLMİ: SÜNNET; Dinen yapılması kesin ve bağlayıcı olmaksızın istenen fiilleri belirten, geniş anlamıyla mendubun /yapılması arzu edilenlerin en önemli bölümünü oluşturan fiillerdir. Fıkıh ilmi sünnet kavramını, fiillerin dinî açıdan değerlendirilmesi sırasında kullanır. KELAM/İnanç Bilimi: SÜNNET; Hz. Peygamber ve ashabının itikad ve amelde takip ettikleri yoldur.. HADİS İLMİ: SÜNNET; Resûlullah’ın söz, fiil veya tasvipleri/takrirleridir.

7 KUR’AN İLE BİRLİKTE İSLAM’IN TEMEL REFERANSI OLAN SÜNNET’E GELİNCE السنة )سن- يسن- سنة( Sözlükte “iyice çiğnenen ve izlenen yol, yöntem, örnek alınan uygulama, örf ve gelenek” anlamlarına gelir. Kısaca Sünnet: MODEL VE ÖRNEK DAVRANIŞ ortaya koymaktır. O halde Hz. Peygamberin Sünneti demek: Hz. Peygamberin izlediği yol, ortaya koyduğu davranış modeli, yöntemi, yaşam biçimi demektir. Sünnet kelimesi yol ve gidişatın hem iyisini hem de kötüsünü ifade etmesine karşın semantik yapı zamanla değişerek sadece yolun iyisi için kullanılmıştır.

8 KUR’AN İLE BİRLİKTE İSLAM’IN TEMEL REFERANSI OLAN SÜNNET’E GELİNCE Kavram/Istılah olarak Sünnet: “Hz. Peygamberin, toplumu her alanda yönlendirip yönetmede Kur’an başta olmak üzere esas aldığı prensipler bütününün oluşturduğu bir zihniyet ve dünya görüşüdür” Bu tarife göre ağız temizliği ve tırnak kesmek gibi vücut bakımından namaz ve oruç gibi ruh bakımına, kamu malını haksız yere ele geçirmekten kaçınmaktan ekolojik dengenin korunmasına, ruh ve beden sağlığını ortadan kaldıran uyuşturucu ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmaktan insanların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermeye varıncaya kadar hayatın her alanına dair HZ. MUHAMMED’İN ORTAYA KOYDUĞU DAVRANIŞ MODELİNE SÜNNET DİYORUZ.

9 KUR’AN’DA SÜNNET KELİMESİ Kur’ân-ı Kerîm’de sünnet kelimesi, ikisi çoğul (sünen) olmak üzere on altı yerde geçer. Bunların bir kısmında “geçmiş ümmetlerin başına gelen ders alınacak olaylar” ve “geçmiş ümmetlerin takip ettiği doğru yollar” anlamında kullanılmıştır. { قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ (137)} [ آل عمران : 137] { وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا (22) سُنَّةَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا (23) } [ الفتح : 22 ، 23] Çoğunda ise SÜNNETULLAH şeklinde “Allah’ın muamelesinde içkin olan kurallılık / kanunîlik” mânasında kullanılır. { وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا (22) سُنَّةَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا (23)} [ الفتح : 22 ، 23]

10 HADİSLERDE SÜNNET KELİMESİ صحيح مسلم (2/ 705): فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : « مَنْ سَنَّ فِي الْإِسْلَامِ سُنَّةً حَسَنَةً، فَلَهُ أَجْرُهَا، وَأَجْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا بَعْدَهُ، مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أُجُورِهِمْ شَيْءٌ، وَمَنْ سَنَّ فِي الْإِسْلَامِ سُنَّةً سَيِّئَةً، كَانَ عَلَيْهِ وِزْرُهَا وَوِزْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا مِنْ بَعْدِهِ، مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أَوْزَارِهِمْ شَيْءٌ » “Kim güzel bir âdet (sünnet-i hasene) başlatırsa kendisine hem o güzel davranışın karşılığı hem de kıyamete kadar onu örnek alan kimselerin sevabı verilir; yine kim kötü bir âdet başlatırsa kendisine hem o davranışın hem de kıyamete kadar onu örnek alan kimselerin günahı yüklenir” صحيح مسلم (3/ 1475): قَالَ : « قَوْمٌ يَسْتَنُّونَ بِغَيْرِ سُنَّتِي، وَيَهْدُونَ بِغَيْرِ هَدْيِي، تَعْرِفُ مِنْهُمْ وَتُنْكِرُ » «Bir takım toplumlar, benim sünnetim dışında başka sünnetler edinecekler ve benim gösterdiğim yoldan saparak başka yollar edinecekler. Sen onları tanır ve reddedersin.»

11 HADİSLERDE SÜNNET KELİMESİ سنن أبي داود (4/ 201) فَقَالَ الْعِرْبَاضُ بن سارية : صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَاتَ يَوْمٍ، ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا فَوَعَظَنَا مَوْعِظَةً بَلِيغَةً ذَرَفَتْ مِنْهَا الْعُيُونُ وَوَجِلَتْ مِنْهَا الْقُلُوبُ، فَقَالَ قَائِلٌ : يَا رَسُولَ اللَّهِ كَأَنَّ هَذِهِ مَوْعِظَةُ مُوَدِّعٍ، فَمَاذَا تَعْهَدُ إِلَيْنَا؟ فَقَالَ « أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ، وَإِنْ عَبْدًا حَبَشِيًّا، فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ بَعْدِي فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا، فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ، تَمَسَّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ، وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الْأُمُورِ، فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ » “Benim ve benden sonraki râşid halifelerin sünnetine uyun….” صحيح البخاري (7/ 2): فَمَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي «Sünnetimden yüz çeviren benden değildir» (Buhârî, “Nikâĥ”, 1; Müslim, “Nikâĥ”, 5) موطأ مالك ت عبد الباقي (2/ 899): أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : " تَرَكْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ، لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا : كِتَابَ اللَّهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّهِ “Size iki şey bıraktım, onlara tutunduğunuz sürece asla sapmazsınız: Allah’ın kitabı ve peygamberinin sünneti” (el-Muvatta, Kader 3)

12 SÜNNETİN MEŞRUİYETİ/KAYNAK DEĞERİ Sünnet, meşruiyetini bizzat Kur’an’dan alır. Yani Allah-u Teala Kur’an’da Hz. Muhammed’in yolundan gitmeyi ve ona tabi olmayı emretmektedir: { وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ (132) } [ آل عمران : 132] (3/132) “Allah’a ve Resulüne itaat edin (uyun) ki merhamet olunasınız.” { قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ (31) قُلْ أَطِيعُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِرِينَ (32)} [ آل عمران : 31 ، 32] “De ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir. De ki: Allah’a ve Resulüne itaat edin eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kafirleri sevmez.” (3/31-32) Kur’an, Resulullah’ı “Üsvetun hasenetun / En güzel örnek” olarak sunar. (33/24) Alemlere rahmet olarak gönderilen (21/107) ve “Hayat verecek şeylere çağıran” (8/24) rehber olarak takdim eder.

13 SÜNNETİN MEŞRUİYETİ/KAYNAK DEĞERİ Ayetlerde geçen «Allah’a uyun» ifadesinden, Kur’an’dan başka bir şey anlaşılmaz. Yani Allah’a uymanın yolu, Kur’an’a uymaktır. Peki ayetlerdeki «Peygamberine uyun» cümlesinden ne anlayacağız? Hz. Muhammed şu an aramızda olmadığına göre ona nasıl uyacağız? İşte Kur’an’ın «Peygamber’e uyun» emri, SÜNNET’i ortaya koyar. Yani Hz. Muhammed’in açıklamalarına, eylemlerine ve onayladığı davranışlara tabi olun, YANİ SÜNNETE UYUN demektir. BİR ANLAMDA SÜNNET, - KUR’AN’IN ETE-KEMİĞE BÜRÜNMÜŞ ŞEKLİDİR. - KUR’AN’IN PRATİK HAYATA AKTARILMIŞ HALİDİR. - KUR’AN ANAYASA, SÜNNET KANUNLAR HÜVİYETİNDEDİR.

14 28 KASIM 2014 CUMA GÜNÜ KUR’AN – SÜNNET BÜTÜNLÜĞÜ KONULU 3. KONFERANSIMIZDA BULUŞMAK ÜMİDİ VE DUASIYLA ALLAH’A EMANET OLUNUZ. وآخر دعوانا ان الحمد لله رب العالمين (Son ve nihâî maksadımız; Âlemlerin Rabbi olan Allah’a, her türlü övgü, sevgi ve hürmetle teşekkür etmektir.) SABIRLA DİNLEDİĞİNİZ İÇİN SAMİMİ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM…..


"Mk GENÇLİK BULUŞMALARI: HADİS KONFERANSLARI-2 SÜNNET KAVRAMI VE MAHİYETİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları