Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Duyusal uyarımların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci. Bu deneyim, yani algı, uyarım ile sürecin ortak ürünüdür.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Duyusal uyarımların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci. Bu deneyim, yani algı, uyarım ile sürecin ortak ürünüdür."— Sunum transkripti:

1 Duyusal uyarımların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci. Bu deneyim, yani algı, uyarım ile sürecin ortak ürünüdür.

2 NESNE ALGILAMA 1)Şekil-zemin Algısı: En basit algılarımız, belirli bir zemin üzerindeki şekilden oluşur. Şekil ve zemin, algılanan çevre içinde duruma veya yere göre değişmez özelliklere sahiptir. Örneğin; bu sayfadaki yazıları okurken beyaz zemine değil, siyah şekillerden oluşan sözcüklere gözlerinizi odaklarsınız. Yani bu örnekte şekil sözcükler, zemin beyaz sayfadır.

3

4 2)Gruplama: Nesne algılamadaki bir diğer örgütleyici eğilim, uyarıcıların bir örüntüye gruplanmasıdır. Gruplamada, ilgili ortamdaki çeşitli ipuçlarından yararlanılır. Yakınlık:Birbirine yakın nesneleri gruplandırarak birlikte algılama eğilimimiz vardır. Örn: okulun bahçesindeki öğrencileri bir arada toplu halde görünce,grup olarak algılarız. Benzerlik:Birbirine benzer olan nesne ve olaylar da birlikte bütün olarak veya grup olarak algılanır. Devamlılık:Uyarının devamlılığı da algıların gruplaşmasına ve bütünleşmesine yol açar.Örn:Her gün aynı şapkayı giyen bir kişiyi uzakta da olsa tanırız. Tamamlama:Algılarımızda uyarıcının eksik kısımlarını tamamlayarak algılama eğilimimiz vardır.

5

6 Bir kez algılanan nesnelerin şekilleri, renkleri, büyüklükleri değiştiği halde, organizma o nesneleri hep aynı biçimde algılar. Nesneleri değişik ortam ve şartlarda yine aynı şekilde algılama eğilimine algıda değişmezlik denir. Biçim Değişmezliği: Felsefe öğretmenine hangi açıdan bakarsak bakalım hep Felsefe öğretmeni olarak algılarız. Renk Değişmezliği: Güneş ışığının yansıdığı yerler daha parlak ve açık gözükür. Ama biz o nesneyi aynı rengi ile algılarız. Portakalın rengini aydınlıkta da karanlıkta da hep turuncu olarak algılarız. Büyüklük Değişmezliği: nesneleri değişik uzaklıklarda yine aynı ebatta algılamamızdır. İnsanları TV ekranında ekran boyutunda değil gerçek boyutunda algılamamız gibi. Algıda Değişmezlik

7 Derinlik Algısı Nesnelerin üç boyutlu olarak algılanabilmesi için gözleyenle nesne arasındaki ya da nesnenin ön yüzü ile arka yüzü arasındaki uzaklığın bilinçte canlandırılması.

8 Algı Yanılsamaları Uyaranların yanlış yorumlanarak algılanmasına ya da hiçbir dış uyaran olmadığı hâlde tamamen zihnin ürettiği imgelerle ortaya çıkan algılamalara algı yanılması denir. Algı yanılmaları, yanılsama (illüzyon) ve halüsinasyon olmak üzere iki grupta ele alınabilir. Yanılsama, uyaranın olduğundan farklı biçimde yorumlanarak algılanmasıdır. Fiziksel yanılsama: Bazı yanılsamalar fiziksel nedenlere bağlıdır. Buna fiziksel yanılsama denir. Fiziksel yanılsamada duyu organlarının yanılmasının önemli rolü vardır. Buna bağlı olarak yanılsama her insanda aynı biçimde ortaya çıkar: bardaktaki suya batırılan bir kaşığın kırık görünmesinde olduğu gibi. Psikolojik yanılsama: ise açık seçik olarak algılanamayan uyaranların zihinsel olarak tamamlanmasına dayanır. Tamamlama yapılırken korkular, kaygılar, geçmiş yaşantılar uyaranın örgütlenmesinde rol oynar. Portmantoda asılı olan palto ve şapkayı alaca karanlıkta insana benzetmek, hortumu yılana benzetmek, arkadan gelen ayak sesini takip edilme kuşkusuyla yorumlamak gibi örnekler verilebilir.

9 Halüsinasyon: Algı yanılmasına benzese de gerçek algı yanılması değildir. Bunlar tamamıyla zihnin yarattığı imgelerdir. Örneğin, ortalık sessiz olmasına karşın, kişi kulağına sesler geldiğini bildirebilir. Sanrıyı yanılsamadan ayıran özelliklerden biri, sanrıda bir dış uyaranın olmaması, zihnin ürettiği imgelerle ortaya çıkmasıdır. Yanılsamada mutlaka bir dış uyaran vardır. Diğer ayırt edici özelliği ise her normal insanda, normal yaşantısı içinde yanılsamaların görülmesidir. Sanrılar ruhsal hastalıklar, alkol ve uyuşturucu etkisi, yüksek ateş, aşırı korku, kaygı vb. anormal durumlarda ortaya çıkar. İnsanlar arasında yanılsamalarda bir benzerlik olduğu hâlde sanrılarda böyle bir benzerlikten söz edilemez. Her zihnin ürettiği imge diğer insanların imgelerinden farklıdır.

10

11

12 Algıyı Etkileyen Faktörler Algının, çevredeki uyarıcı durum ve nesnelere anlam verilmesi olduğunu söylemiştik. Uyarıcı durumlara anlam verilmesini etkileyen faktörler algıyı etkileyen faktörleri anlatır. Dikkat, algıya hazır olma, güdü ve ihtiyaçlar, geçmiş yaşantılar, ortam, psikolojik durum vs. algılamayı etkiler. Buna göre beyaz önlüklü birinin hastanede doktor, okulda öğretmen, lokantada garson olarak algılanmasını etkileyen faktör ortamdır. Bireylerin iç veya dış çevreden gelen uyarıcıları farklı şekillerde algıladıklarını söylemiştik. Bu uyarıcıların algılanmasında bir çok faktör etkilidir. Bunlar ; Dikkat Geçmiş yaşantı ve öğrenme Güdü ve ihtiyaçlar Algıya hazır olma Psikolojik durum Çevre Kişisel özellikler Duygular

13 A10-F 825 Ebru YAVUZ 905 Sümeyye ERSOY


"Duyusal uyarımların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci. Bu deneyim, yani algı, uyarım ile sürecin ortak ürünüdür." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları