Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ağustos 2010. ETKİLENECEĞİMİZ HER DAVRANIŞ, BİZİ İLGİLENDİRİR… ETKİLENECEĞİMİZ HER DAVRANIŞ, BİZİ İLGİLENDİRİR…

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ağustos 2010. ETKİLENECEĞİMİZ HER DAVRANIŞ, BİZİ İLGİLENDİRİR… ETKİLENECEĞİMİZ HER DAVRANIŞ, BİZİ İLGİLENDİRİR…"— Sunum transkripti:

1 Ağustos 2010

2 ETKİLENECEĞİMİZ HER DAVRANIŞ, BİZİ İLGİLENDİRİR… ETKİLENECEĞİMİZ HER DAVRANIŞ, BİZİ İLGİLENDİRİR…

3 DURULAN YER ÖNEMLİDİR NEREDEN BAKARAK CEVAP ARAYACAĞIZ? ● ● Erkek öğrenci oturmuş, kız öğrenci de kucağında… Kız kollarını oğlanın boynuna dolamış, vs. vs.… ● ● Her ikisi de ortaokul bilemedin lise öğrencisi, bazılarının okul formaları bile üstünde… ●flört ediyoruz ● Sorarsanız “flört ediyoruz” derler. CEVAP, NEREDEN BAKILDIĞINA GÖRE DEĞİŞİR BÖYLE GÖRÜR sol var yok yokvar “Karşımda bir ev ve sol tarafında bir ağaç var; kapısı yok, penceresi yok, bacası var ve karşımda” der. 1. Konumda 2. Konumda 3. Konumda BÖYLE GÖRÜR sağ varyok var yok “Karşımda bir ev ve sağ tarafında bir ağaç var; kapısı yok, penceresi var, bacası yok” der. BÖYLE GÖRÜR arka varvar yok var solda” “Karşımda bir ev ve arka tarafında bir ağaç var; kapısı var, penceresi yok, bacası var solda” der. Bir kişi bir eve farklı yönlerden baksa ve gördüklerini anlatsa…

4 ÇEVRE FAKTÖRÜ ● ● İnsan, etkilenmeye açık olarak yaratılmıştır. ● ● İnsan mantığı, çevresinden (bilhassa çocukluk döneminde) aldığı bilgilere ve gördüğü davranışlara göre çalışır. “Çevre / şartlar” aynı kaldıkça, mantık “yeni fikirler / kabuller” üretmez; bilakis körelir. ● ● Kişinin başka fikirlere kapalı kalması, onu “fikri sabit” yapar. Böyle bir kişi, fikirlerinin tek doğru olduğunu kabullendiğinden, daima ön yargılıdır. Değişmesi çok özel şartların (şok etkilerin) oluşmasına bağlıdır. DİĞERLERİNİNKİ ÖZENTİDİR Bir insanın fikirleri; kabullendiği dinin kurallarına veya beğendiği bir ideolojinin önerilerine veya yaşadığı çevrenin “YAŞAM TARZI”na göre oluşur.

5 Tanıma Birlikteliği: “Sizi beğeniyor ve evlenmek istiyorum. Birbirimizi tanımak için kalabalık ortamlarda (haram olan ten teması yapmadan) sadece yüz yüze görüşelim” demektir. Flört (Bazı bekar erkekler için): “Birlikte olalım, ilişkimizden (cinsellik dahil) ikimiz de memnun kalırsak sürdürelim, ilerde evlilikte söz konusu olabilir” demektir. TÜRKİYE’DE …… “TANIMA BİRLİKTELİĞİ” ve “FLÖRT” Flört (Bazı bekar kızlar için): “Herkes flört yapıyor. Bu zamanda koca bulmanın başka yolu da yok. Evlenme teklifinde belki de ciddidir, denemeden bilinmez” demektir. SÖZLÜKTE … Karşı cinsten biriyle duygusal ilişki kurmak, çıkmak. MECAZDA ….. Tam olarak bağlanmadan karşı cinse yaklaşma. UYGULAMADA.. Ucuz erkeklerin ucuz kızları tavlamak için uyguladığı operasyonun “kod” adı.

6 SEÇ Kanun..... Kanun..... İstediğinizi yapın, tek şikayet gelmesin. Muhafazakar... Muhafazakar... Terbiyesizlik yapmış olursun. GenelÖrf … Genel Örf … Bizde böyle şeyler yok, dışlanırsın. İslâm ….... İslâm ….... Günahtır, yapmamalısın. Nefis ……. Nefis ……. Yasakları boş ver, istediğini yapmalısın. Şeytan..... Şeytan..... Neyin eksik, bu fırsatı kaçırma. FLÖRT YAPABİLİR MİYİM? HANGİSİNEUYMALIYIM?

7 İnsan için; yemek, su, hava hayati değer taşır… İnsan, karşı cinse muhtaçtır… İnsan, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmaya muhtaçtır… İnsan, inanmaya muhtaçtır; dine inanmazsa, dinsizliğe inanır… ● İnsan organizmasına; “üremesi” ve “imtihanı” için cinsellik yerleştirilmiştir. Bu cinsellik; (ortamına bağlı olarak) kişiyi (az veya çok) BASKI ALTINDA tutar. ● İnsan; yemek, içmek gibi (doğal) ihtiyacı olan cinselliğini “tatmin etmelidir”. Aksi durum; (gizli – açık) “cinsel sapmayı” doğurur. CİNSELLİĞİ TATMİN BİR İHTİYAÇTIR, MEŞRU YOLU FLÖRT DEĞİLDİR.

8 Tatmin için seçilen yol, insan psikoloji üzerinde (olumlu / olumsuz) etki bırakır. Bu etki, zamanla insanın davranışlarını kalıcı hale getirir. CİNSELLİK Not: Cinsel dürtüleri (ruh hastalığı haline gelip) tamamen kontrol dışında kalanlar; tatmin için karşı cins yerine (hayvanla ilişki, alet kullanmak, porno seyretmek, homoluk, lezbiyenlik gibi) başka yollar arar. Bu sapkınlıklar, bir hastalığın sonucu olup, tedavi gerektirir. CİNSELLİĞİN BASKISI, AKLIN ÖNÜNE GEÇERSE AKIL, CİNSELLİĞİN BASKISININ ÖNÜNE GEÇERSE İnsan, cinselliğinin dürtüsünü “serbest bırakır”. Erkek: Flört, metres, fahişe vb. yollarla… Kadın: Flört, jigolo, koca yokken kaçamağı, çapkın arkadaş vb. yollarla “cinsel isteğini” giderir. İnsan, cinselliğin dürtüsünü “kontrol altına” alır. “Her ne şekilde olursa olsun” tatmin AMAÇ olmaktan çıkar. Yuva kurmak, anne / baba olmak, çocuk yetiştirmek, meşru tatmin vb. AMAÇ haline gelir.

9 Hedefte karşı cinsle gezmek, tozmak hatta daha ilerisine gitmek varsa, hedefe ulaşmak için her şey denenir; farklı görünmek ve yalan meşrulaşır. Kişi; kendi kusurlarını gizlemeye çalışırken, karşısındakinin kusurlarını da göremez; gördüklerini de (çeşitli sebeplerle) görmemezlikten gelir. FLÖRT, TARAFLAR ARASINDA GERÇEK MANADA BİR TANIŞIKLIK SAĞLAMAZ. ● ● İnsanı tanımak ve anlamak, flört gibi işin içine cinselliğin girdiği durumlarda, çok daha zorlaşır. ● ● Flört dönemi, tarafların gerçek yüzlerini gizleyerek karşısındakinin hoşlanacağını sandığı bir kişilik sergilediği dönemlerdir. Bir diğer ifade ile “maske taktıkları”, en fazla “yalan söyledikleri” dönemdir.

10 NAMUSLU BİR KIZ İÇİN BUNDAN BÜYÜK FELÂKET OLAMAZ. ● ● Flört sürecinin sonuna gelen erkekler için “tavlama (kandırma) işlemi” tamam olmuş olur. ● ● Artık ahlâksız teklif (ilişkiye davet) yapılabilir. ● ● Sonrası mı?... Bazısı evlilikle bitse de çoğunluğu ayrılıktır. Erkek biraz “hovarda”, kız ise aldatılıp ortada bırakılmış “mal” olur. BIRAKTIM OROSPUYU Flört olayında kız “nasılsa evleneceğiz” üzerine mantık kurar. Bu mantık, “erkeğin zorlamasına direncini azaltır” ve erkeğin bir süre sonra “tenhada buluşma teklifini kabullenmeye” kadar götürür. Artık bir sürü yanlışın kapısı aralanmıştır. VİCDANINI RAHATLATMAK İÇİN, HOVARDA MANTIĞI BÖYLE ÇALIŞIR.

11 AV Çoğunluğu ateist olan batı toplumunda kişiyi bağlayan hiçbir dini inanış yoktur. Onun hayatı “seküler”dir… O, tüm hayatını (yemek, içmek, giyinmek, barınmak gibi) bedeninin ihtiyaçları üzerine inşa eder ve en iyisini elde etmek için de ölesiye çalışır. “Cinselllik” ise onu “avlanmaya” zorlar. İş yeri avlanmak için ona pek çok fırsatlar sağlar. Çünkü avlanmayı bekleyenlerin bir kısmı oradadır… Batıda tarihi süreç içinde oluşan ekonomik ve sosyal şartlar, (kadın erkek ayırımı yapmadan) insanı çalışmak zorunda bıraktı... Bugün batıda kadın “dişi değil” üretim makinesinin bir parçasıdır. Hayatının büyük bölümünü iş yerinde erkeklerle birlikte geçiren kadın, ister istemez yeni samimiyetler kurar. Bu aşamadan sonra cinselliğin öne çıkmaması için hiçbir engel kalmaz. Önce niyet, sonra bakışlar, daha sonra da davranışlar değişir… SEKÜLERİZM Dinin, hayatın (özel hayat dahil) bütün alanlarından dışlanması. FLÖRTMİKROBU BİZE NEREDEN BULAŞTI?

12 BATI TOPLUMU Batı toplumları içinde (azınlıkta olsalar da) “insan fıtratına (yaradılışına) uygun” davrananların olması gayet normaldir. Bugün batının “akıllı adamları” ahlâk dışı davranışların toplumda yaptığı ağır hasarları görmekte ve kendilerince çözüm yolları aramaktalar. Batıda İslâm dinini seçip Müslüman olanların sayısının hızla artması, belki de bu sebepledir. Batı toplumunda kendini Hristiyan kabul edenlerin durumu, ateistlerden çok farklı değildir. Çünkü; “bugünkü Hristiyanlık anlayışı”nın vahiyle gelen “Allah’ın dini Hristiyanlık”la hiçbir ilgisi yoktur… Kurallarını insanların koyduğu (semavi din değil, dünyevi bir din haline gelen) Hristiyanlık adlı inanç, evliliği kutsasa da, nikahsız birlikteliği önleyememektedir. cinsel ahlâk aile Batıda ateistlerin çoğalması, Hristiyanlığın yetersiz kalması zaman içinde flörtün yaygınlaşmasına sebep oldu. Evet, batı toplumlarında “cinsel ahlâk” ve “aile” çökmüştür… Bu kokuşmuşluğun içinde büyüyen sıradan insanların flörtü doğal karşılaması ve yapması son derece normaldir. eşlerin birbirlerini aldatma oranının yüksekliği Batı toplumlarında evlenenlerin (kadın erkek fark etmiyor) bekârlardan pek farkı yok. Çünkü; evlilik anlayışlarında “bir yastıkta kocamak” anlayışı yerine “evliyiz; ancak, cinsel özgürlüğümüz devam ediyor” anlayışı hakim. Batıda “eşlerin birbirlerini aldatma oranının yüksekliği” bu görüşün delilidir. İnsan. içinde bulunduğu topluluğun ürünüdür. (Mustafa İslamoğlu)

13 SEKÜLARİZM LAİSİZM FLÖRT ÇIPLAKLIK FEMİNİZM ATEİZM BOĞULMAK

14

15 ÇOK GERİLERE GİTMEYE GEREK YOK Cumhuriyetle birlikte mevcudun atılıp, yerine yenisinin konulamamasının oluşturduğu büyük boşluk; bu boşluktan yararlananların milli ve manevi değerleri dışlaması; ahlâksızlığın her fırsatta günlük hayata sokulması; kadının çıplaklaştırılması ve gözlerin buna alıştırılması… Her sakallıyı deden sanma

16 AİLELER, ÇOCUKLARI ÜZERİNDEKİ YOĞUN BASKILARI (ahlâk dışı telkinleri) ÖNLEYECEK ÇÖZÜMLER ÜRETEMEYİNCE, BİZZAT ÇOCUKLARI TARAFINDAN SAHA DIŞINA İTİLDİLER. Medya, KENDİ KÜLTÜRÜNÜ ve KENDİ SINIFINI bir diğer ifade ile AHLÂKSIZLIK AHLÂKINI ve DÜNYACI’ları oluşturdu… Son yıllarda şahısların ve/veya grupların “alternatif medya” oluşturmaları; zararı azaltmak açısından çok önemlidir ve desteklenmelidir. S O N U Ç T A

17 YASAKLANMIŞ DAVRANIŞLAR BÖLGESİ YARADILIŞA UYGUN DAVRANIŞLAR BÖLGESİ Yüce Allah, vahiy yoluyla insana seslenerek; “sınırlarını Kur’ân’ın çizdiği alan içinde kalınmasını” (ahlâklı olunmasını) istemektedir. İnsan; içerden nefsinin, dışardan şeytanın telkini ile zaman zaman bu sınırı ihlal eder. İhlallerin sayısı zamanla artar ve alışkanlık haline dönüşür. Sınır direnci zayıflar, dış baskıya açık hale gelir. Çünkü; insan; nefsinin ve şeytanın esiri olduğunun farkında değildir. (İçinde bulunduğu çevre itibariyle kendisini uyaranda yoktur) Mantığı ona yaptıklarının doğru olduğunu söyler. Bu sebeple hatalarını “hata” olarak algılamaz. Doğru ve güzelden geriye sadece “kırıntılar” kalır. GRAFİK ANLATIM Günahlarla lekelenmiş hayat Yasaklanmış bölgenin “ahlâksız yaşam tarzı”, insanın “tüm davranışlarını” yavaş yavaş işgal eder.

18 Başkalarının başörtülerine bile tahammül edemeyecek kadar “çıplaklığa iman” ettiler; çıplaklığı putlaştırdılar… “Erkek adam içer” dediler, eşleri ve çocukları da alkol içer oldu. Yetmedi, sonraki adım uyuşturucuya geçtiler… “Para için her şey yapılır, parayla her şey alınır” mantığıyla kaynağına aldırmadan zengin olmanın peşine düştüler… “Helâlden, haramdan geleni, harama harcadılar.” Önce babalar sadakatsizliğe başladı. Onu gören çocuklar flört adı altında birileriyle oynaşırken, bazı eşlerde “sen yaparsın da ben yapamam mı” psikolojisine girdi… Bu kişinin mantığı, özdeşleştiği kitle içinde olup bitenleri normal karşılar. Çünkü kişinin mantığı, bu çevrenin ahlâkının ürettiği verilere göre çalışır ve davranışları ona normal gelir… Davranışları başkalarınca yadırganırsa, kabahati kendisinde aramaz. Böyle bir mantık; sorunun ta kendisidir… Ahlâksızlığı ahlâk haline getiren “dünyacı”lar, başkaları için “kötü örnek” olduklarını kabul etmezler… Sorunda buradadır. PARA ALKOL ÇIPLAKLIK SEKS Bu süreçte beyin, bu yeni ahlâkın (AHLÂKSIZLIĞIN) ilkeleri üzerinden mantık yürütür ve sahibini yönetir.

19 Sokaklarda, parklarda vb. yerlerde birbirine sarılan / öpüşen çok sayıda gencin görülmesi, evli olmadıkları halde aynı evi paylaşan üniversiteli gençlerin sayısının hızla artması; kısacası, flörtün / zinanın hızla yayılması ve toplum tarafından hoş görülmesi, beyinlerin “ahlâksızlığı kabullenme”sinin bir sonucudur. “Şu kadar kişiyle flört ettim” diyenlerin… “Gezdik, tozduk ve beraber olduk; sonra ayrıldık” diyen pişkinlerin… “Kızıma asılan yoksa, onun bir eksikliği var demektir” diyenlerin… Bu sınıfa mensup kişilerin; medyayı, sokağı ve toplantı yerlerini kullanarak kendilerini (yaşam biçimlerini) teşhir ettiklerini ve bundan zevk aldıklarını sayısız örnekleriyle görüyoruz. Bu kesimin “yaldızlanmış yaşam tarzı” kişiliği oturmamış olanların “hevesini” kabartabilmekte ve onlar gibi olmanın özlemini doğurmaktadır. Oysa bu kişiler, isteseler de onlar gibi olamazlar. Olsa olsa ikinci, üçüncü sınıf taklitçi olurlar. Bu da onları daha da yozlaştırır… Bulundukları noktadan daha da aşağılara sürükler… TESPİT YAPMAK

20 Fransız kadın şairlerden Madam Lara Mardirous diyor ki: BİR ALINTI: Kadınlarınıza söyleyiniz! Sahip oldukları aile hayatının kıymetini bilsinler!.. Yaşadıkları İslâmi hayat ne büyük nimet, ne büyük saadet. Bu yaşayış onları öyle sıkıntılardan korur ki... Ah, şu omzumda hıçkırarak ağlamış kızların adedini bilseler. Kulaklarım, böyle kızların çok feci ve kalpleri yakan şikâyetleri ile dolu. Evet, ışıklar ve çiçeklerle süslü balolar, konserler çok tatlı gibi görünür. Aslında buralar, kadınların sömürüldüğü, erkeklere sunulduğu, şehvetlerin tatmin edildiği yerler... Buralar, bir azap hücresi, bir cehennemdir… Türk erkeklerine sesleniyorum: Kadınlarınıza, kızlarınıza bunları iyice anlatın. Sakın bu yapılanların kadınlara iyilik olarak yapıldığını zannetmesinler. Bunların sadece ve sadece kadını istismar için yapıldığını bilsinler, sakın bunlara özenmesinler. VİRÜSLER

21 Karşı cinsle nikahsız cinsel birliktelikte bulunmak (zina yapmak); sadece sosyete dediğimiz çevrelerin hevesi değil, toplumun genelinin hevesi olduğu gerçeğiyle yüz yüzeyiz… Genelevlerin, telekızların, Nataşa’ların, sevgililerin, metreslerin, jigoloların, koca aldatanların varlığı, bu görüşümüzün delilidir… Unutulmasın! TALEP VARSA, ARZ DA VARDIR… METRES TUTMALIYIM HOVARDALIK YAPMALIYIM ÇOK YAKIŞIKLI ANLADIK SEKÜLERSİNİZ… Kocacığım!.. Geliyor musun? Sizinle tanışmak İstiyordum. Hanım! bakkala uğrayacağım, geç gelebilirim. Hanım! Geç kaldım. Bakkal beni lafa tuttu da… Sıkılmadın ya? Geç geleceğini bildiğimden, sıkılmadım.

22 Niçin aynı fiili işleyen iki cinsten biri (erkek) masum, diğeri (kadın) suçlu olsun? HER İKİSİ DE DİNEN SUÇLUDUR. Not: Kanunlar belirli bir yaşın üstündeki erkek ve kadının (gönüllü veya bir menfaat karşılığı) nikahsız cinsel birlikteliğini (zinayı) suç kabul etmeyebilir. KANUNLARIN ZİNAYI SUÇ KABUL ETMEMESİ ZİNAYI MEŞRULAŞTIRMAZ. HAYIR… ADAM GİBİ ADAM OLMALI. Bu sözün dayandığı mantık; aynı fiili yapan iki ayrı cinsten birini (erkeği) masum gösterme çabasından başka bir şey değildir. HOVARDA MANTIĞI Allah korkusu ve insanlık terbiyesi olmayan biri için karşı cins; duyguları ve değerleri olan bir insan değil, “seks yapmaya yarayan bir araç”tır. Yani; temin edilir, kullanılır ve atılır. Böyle bir mantığa sahip kişide hormonların baskısı, aklı bastırır ve cinsellik gündeminin ilk sırasına oturur. Gözü daima karşı cinstedir; birini bulmalı ve ihtiyacını gidermelidir; tıpkı, (hiçbir sorumluluk taşımayan) hayvan gibi… O, hangi çevrede dolaşacağını, avını nasıl yakalayacağını bilir. Kimi önceden kullanılmış (kaşarlanmış), kimi de kur yapılmasından zevk alır hale gelmişler varken boş kalmaz… O, satılanı satın alır, eşini aldatacak olanı hisseder, ona yanaşır ve onunla çıkar, gözü açılmamış olanıda flört taktikleriyle kaçırmaz… ÇÜNKÜ ONUN HİÇBİR AHLÂKİ DEĞERİ YOKTUR.

23 Yıllar önceydi; şehirlerarası yolculukta yanımda oturan ile çay molasında sohbet yaparken, konu bir şekilde “evlilik ve aldatma” ya geldi. Onun anlattıklarından aklımda kalanları sizlerle paylaşayım. KONUYLA İLGİLİ BİR ANI - Bizim gençlik dönemlerimizde bir erkeğin hovardalık yapması yadırganmaz ve hatta bir başarı olarak algılanırdı. Ben ve arkadaş grubum pek çok kaçamaklar yaptık. Diyebilirim ki içlerinde en hızlısı da bendim. Öyle ki, hovardalık yapabilmek için başka şehirlere bile gittiğim olurdu… Paralı - parasız, şucu - bucu, şuralı - buralı çok kadınla birlikte oldum. Görsem çoğunu tanıyamam... Şimdiki aklımla diyorum ki; onca emek, onca masraf, onca risk boşaymış… Şimdi geçmişte yaptıklarımı daha iyi yorumluyorum. Maalesef çok yanlışlıklar yapmışım… Telafisi de yok… Ben bir aptalım “Ben bir aptalım.” - Esas adam oymuş. - Benim kaçamaklarımı eşimin bilmemesi, hissetmemesi mümkün değildi; ama, hiçbir gün yüzüme vurmadı. Beni terk etmedi, beni aldatmadı, benim ıslah olmamı sabırla bekledi… Onun kıymetini şimdi daha iyi anlıyorum… “Esas adam oymuş.” - Dünyanın en güzel, en cilveli nikahsız kadını, seni seven nikahlı hanımının (çirkin bile olsa) eline su dahi dökemez. Çünkü, biri çıkar için, diğeri nikah için yanında… - Geldiğim noktayı sana özetleyeyim mi? Dünyanın en güzel, en cilveli nikahsız kadını, seni seven nikahlı hanımının (çirkin bile olsa) eline su dahi dökemez. Çünkü, biri çıkar için, diğeri nikah için yanında… KEŞKE BU NOKTAYA DAHA ÖNCE GELEBİLSEYDİ. YORUM BURAYA KADAR DURUM TESPİTİ YAPTIK ŞİMDİ DE OLMASI GEREKENLERİ KONUŞALIM

24 BAKIŞ YERİ Birilerini ayartmak (kullanmak) sonra onları bırakıp bir başkasının peşine düşmek, nefse hoş gelse de sorumsuz bir davranıştır. İnsan, diğer insanlara karşı sorumluluk taşıdığı oranda insandır. O, bir hayvan gibi davranamaz. İNSAN OLMANIN GEREĞİ BUDUR. “CİNSELLİK” BİR PARÇAMIZ OLDUĞUNA GÖRE; DİĞER PARÇALARIMIZLA ONU “KONTROL ALTINDA” TUTABİLİR MİYİZ? İnsanı hayvandan ayıran özelliklerden biri de “insanın ahlâki değerleri” olmasıdır. (Her gün iğrenç örneklerini gördüğümüz flörtün, toplumun çoğunluğu tarafından kabul edilmemesi bu sebepledir.) Bir insanın toplum içindeki statüsü, sahip olduğu veya olmadığı ahlâki değerlere göre belirlenir. Bu açıdan “namus” bir insanın en önemli özelliğidir ve onunla oynanamaz. AHLÂKLI OLMANIN GEREĞİ BUDUR. ●niçin yaratıldığımızı, neleri yapmamız, neleri yapmamamız yol haritası ● Yüce Allah(cc), biz kullarına “niçin yaratıldığımızı, neleri yapmamız, neleri yapmamamız” gerektiğini vahiy yoluyla bildirmiş ve rehber (yol gösterici) olarak da Hz. Muhammed’i (sav) Peygamber olarak görevlendirmiştir… Kur’ân, insanın dünya hayatında izlemesi gereken yolun bir tür “yol haritası”dır. Bu haritaya uyarak yol almak, insanı doğru hedefe götürecektir. Kur’ân’ı yok sayan bir hayat, insanın yanlış yollarda kaybolması, günahlar içinde boğulmasıdır. ● ● İnsan; ruhu, nefsi ve bedeni ile bir bütündür. İnsan (ruh), sonunda hesap vereceğine göre, bedenin ve nefsin isteklerini (meşru yoldan) nasıl karşılasın ki, hata en aza insin? Cevap; Kur’ân’ı rehber ve Peygamberi örnek alarak. Aksi tutum, ruha “kısa devre” yaptırır. Yani; ruh, nefsin ve şeytanın emrine girerek bedeni yanlış işlerde kullanır. Böyle biri şeklen insandır; ancak, hayatı bir hayvandan farklı değildir. Çünkü, her ikisi de kuralsız yaşar. Müslüman (İslâm’ı kabullenmekle), sorumluluk taşımayı (davranışlarını kontrol etmeyi) kabullenmiş kişidir. MÜSLÜMAN OLMANIN GEREĞİ BUDUR.

25 VAHİY’DEN ÖZDE MÜSLÜMAN Zina: “Aralarında nikâh bağı olmayan, karşı cinslerin cinsel ilişkide bulunması”. Zinaya Götüren Yollar: “Aralarında nikâh bağı olmayan karşı cinslerin; dokunma, öpüşme, kucaklama, okşama, sevişme vb.” şeklindeki temasları. VAHYİN YASAKLARINA UYAR. Flört, arkadaş, sevgili, nişanlı adı ne olursa olsun nikâhlı olmadığı biriyle cinsi temas yapmadığı gibi öpüşmek, okşamak, tutmak gibi ten teması da yapmaz.

26 ● ● Şeytan, cennetten kovulma sebebini Hz. Adem’e (as) bağladığından; (onun soyu) insanlık alemini kendine açıkça düşman ilân etmiştir. ●cennete cehenneme ● Şeytan, kendisine yasaklanan cennete Adem’in soyunun da girmemesi; kendisinin ebedi kalacağı cehenneme Adem’in soyunun da dolması için (insanın günah işlemesi gerektiğini bildiğinden) her yolu ve yöntemi kullanarak insana yaklaşmakta; (yasakları cazip hale getirerek) hata yapması için telkinlerde bulunmaktadır. ● ● Cinsellik, şeytanın yollarından “otoban” olanıdır. Çünkü, şeytan insanı en kolay karşı cinsle kandırır. ● ● Şeytan, (yapısı gereği) insan vücuduna girebilir; ancak, ona tesir edip edememesi, insanın “iman derecesi”ne bağlıdır. İman sahipleri, Yüce Allah’ın emirlerine uydukları oranda korunurlar. Bir benzetme: Bir virüs, antivirüs programı olan bilgisayara zarar veremez. İNSANIN VİRÜSÜ ŞEYTAN İSE, ANTİVİRÜSÜ İMANIDIR. Şeytanın tuzağına bir örnek: Komşu kızı çok güzel değil mi; sevgilin olsun istemez misin? Bak gidiyor, ona yaklaş, konuş… Görenler ne mi der?.. Boş ver o beceriksizleri. Kızı ikna ettiğin gün yaşadın… El ele gezmek, öpüşmek, onu okşamak hayali bile güzel değil mi?… Haydi utanma! Hem sen olmazsan başkası olacak… Yöneticisi nefis olan bir insanın cinselliğine yönelik bu sesleniş, nefisce olumlu karşılanır ve eyleme geçilir. Bu da şeytanın zaferi demektir. Allah korkusu olan, bu seslenişe “hayır” der. Bu da imanın zaferidir.

27 VAHİY’DEN

28 ● ● Evlilik (meşru birliktelik); yuva kurarak dayanışma içine girmek, cinselliğin meşru yoldan tatmini ve çocuk sahibi olmak gibi dünyevi yönleri yanında; haramlardan korunarak cenneti ummak gibi ahirete yönelik bir niyet üzerine yapılırsa; insanı zinadan korur. ● ● İslâm, eş adaylarının birbirine yakın özellikte ve güzel ahlâk sahibi olmasını ararken, zinanın da önünü kesmeyi hedefler. ● ● Hedefinde; güzel kız, yakışıklı erkek, zengin aile gibi sebepler bulunan (yani, et ve para üzerine yapılan) evlilikler, sadece evcilik oyunudur ve insanı zinadan koruyamaz. ● ● Son zamanda bir moda başladı. Taraflar “hele bir evlenelim, sürerse ne âla; olmazsa, boşanırız” mantığı üzerine evlilik yapıyor… Evlilik oyuncak değildir… ● ● İnsan dünyaya geldiğinde beyaz bir sayfa gibidir. Beyni, çocukluk döneminde çevresinden aldıkları ile programlanır. (Küçükken öğrenilenler taş üstüne yazmak gibidir, kalıcıdır.) İnsanın aklı doğru olarak beslenmezse; bilgice cahil kalır. Ruhu doğru olarak beslenmezse (değerleri olmayacağından) “içgüdüleriyle hareket eden bir hayvan”a dönüşür. ● ● Toplumun geneline baktığımızda çok şeyin yanlış gittiğini görürüz. Bu yanlışın temeline inildiğinde, insanın ailede eğitilmediği gerçeğiyle karşılaşılır. Bu sebeple davranışları hoşumuza gitmeyen birine “aile terbiyesi almamış” deriz. Deriz de, aile terbiyesinin ne olduğunu çoğu zaman bilmeyiz. ● ● Aile var, aile var. Hepsinin ahlâki değerleri birbirinden farklı. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor; kim haklı? (Bilgi için: Konular içinden “Eğitim” konusuna bakılabilir.)

29 SEBEPLER; AİLENİN ÇOCUĞUNA VERDİĞİ Veya VERMEDİĞİ İLE İLGİLİDİR. Olayı hatırlayalım: Bir genç kız cesedi çöpte bulunmuş ve (kimliği belli) katil zanlısı aranıyordu… Aranan genç teslim olunca, medya günlerce yayın yaptı… ● ● Yapılan yayınların hemen hemen hepsinde; “Nerede saklandı? Arkasında kim vardı? Nasıl teslim oldu? Niçin 200 gün yakalanamadı?” gibi “olayın polisiye tarafı” ve kızla oğlanın birlikte samimi resimlerinin gösterildiği “olayın magazin tarafı” ele alındı. Ağzı olan konuştu… ● ● (Basından alıntı) Katil zanlısı genç, cinayet günü annesini arayıp “kız arkadaşımla geleceğim, evi boşalt” demiş ve anne evi boşaltmış. ● ● Bu nasıl anne ki; “oğlum boş evde kızla ne yapacaksın ki, yalnız gel konuşalım” demeden; oğlunun (….) işi için evi boşaltıyor... ● ● Kızın ailesi ise; ekran ekran gezip zanlının peşine düşüyor da, kızının zanlıyla arkadaşlığının nasıl oluştuğu ve sürdüğü (kendi ihmalleri) üzerinde durmuyor? “Bizim hatalarımıza sizler düşmeyin” demiyor. BİR OLAY Aile eğitiminin önemini bu olayla örnekleyelim SONUÇLARI SEBEPLER DOĞURUR.

30 ● ● İnsan fiziki yapısıyla pek çok hayvandan daha güçsüz ve doğaya karşı daha donanımsızdır. (Örnek: İnsan fil kadar güçlü ve derisi hayvan derisi kadar soğuğa dayanıklı değildir.) ● ● İnsan fiziki yapısının eksikliklerini (aklını kullanarak) ürettikleriyle giderebilir. (Örnek: İnsan kamyon yaparak filden daha çok yük taşır, elbise ve ısıtıcı yaparak soğuğa karşı koyabilir.) ● ● İnsan, doğanın ve hayvanların olumsuzluklarına çözüm üretebilirken insan - insan ilişkilerinde aynı başarıyı gösteremez. Çünkü; ikisinin de aklı vardır ve farklı şekilde çalışabilir. (Örnek; birinin silahı varsa, diğeri de bir başka silah üretebilir.) ● ● İnsan ilişkilerinin bireylere ve topluma (insanlığa) zarar vermemesi için “kurallara dayandırılması” gerekir. ● ● Kurallar, insanın mutluluğu için konulacağına göre; kuralların, fıtrata (yaradılışına) uygun olması gerekir. Aksi halde; kuralların kendisi çatışma sebebi olur. KURALLARIN KAYNAĞI

31 SEÇ İNSANI NEFSİ Mİ YÖNETMELİ? İNSANI FELSEFİ GÖRÜŞLER Mİ YÖNETMELİ? İNSANI DİN (vahiy) Mİ YÖNETMELİ? Her nefis, doğrularla beslenmiş bir aklın / kalbin kontrolünde değildir. Bu durumdaki nefsi, hormonlar ve şeytan yönlendirir. Hormonlar tetikler, nefis ister, beyin bedenin uzuvlarını çalıştırır ve hiçbir kural gözetmeksizin ihtiyaç giderilir. Şeytan ise, insanın ebedi düşmanı olduğundan onu yanıltmaya çalışır. Nefis, şeytanın telkinlerini çoğu zaman benimser ve sonuçlarını önemsemeden uygular… Nefsi insana yönetici yapmak, devamlı hata yapmak demektir. Felsefi görüşler, sadece mantığın değil, nefsin de etkisiyle oluşur. Nefsin insanı nasıl yönlendirdiğini biliyoruz. Mantığa gelince; insan aklı sınırlıdır ve çevreden etkilenir. Etki altında kalan akıl, zamana ve zemine göre karar değiştirir. Bu sebeple temel konularda akıl “kural koymamalıdır”. Felsefi görüşlerin insana yöneticilik yapmasına izin verilmemelidir. İnsan “kural” koyarsa (işine gelmediği anlarda) önce kendisi uymaz; ilk fırsatta değiştirir… İnsanlığın içine düştüğü sorunların (tarih boyunca) ana kaynağı; insanın haddini aşarak kendini “kural koyan ilâh” ilan etmesidir… İnsanı yaratan; insan için neyin doğru, neyin yanlış olduğunu en iyi bilendir. Yaratıcının yerini almak istemek; insanlık için yeni problemler üretmek demektir. İnsan, yaratıcı Yüce Allah’ın “kural koymaya tek yetkili” makam olduğunu kabul etmelidir.

32 BUNUN BİR DİĞER İFADESİ HAYATIMI VAHYİN (İslâm’ın) ESASLARINA GÖRE TANZİM EDECEĞİM DEMEKTİR. MÜSLÜMANIM DEMEK İSLÂM’IN HÜKÜMLERİNİ KABUL EDİYORUM DEMEKTİR. Nefis, cinselliğin tatmininde hiçbir kural tanımaz. Onun için “kiminle - nasıl olmasına bakılmaksızın” hormonların baskısının giderilmesi önemlidir. Tatmin için flört (ten teması/sevişme veya cinsel temas) yapılması gerekiyorsa (kurallar önemsenmeden) yapılmalıdır. Felsefi görüşlerin (Ateizm, Laisizm, Marksizm vb.) hiç biri cinsellik konusunda “insanı koruyucu kural” koymaz. Bu sebeple; felsefi görüş mensupları, flört yapmakta sakınca görmezler. Bazıları daha da ileri giderek “ahlâki değerleri yıkmak” adına teşvik de eder. Vahiy (İslâm dini), insanı bir bütün olarak ele alır ve onun dünya hayatında “kural boşluğu” bırakmaz. Bıraksa idi, vahyin bıraktığı boşluğu insan doldurur ve kurallar arasında çelişki doğardı. Kısacası insan (güzellik/doğruluk adına da olsa) nasıl davranacağını şaşırır ve saptırırdı. (Vahyin kurallarına aykırı yaşayanlar buna örnektir.) Vahiy; bireyi, karşı cinsi ve toplumu korumak adına; evliliği teşvik ederken, nikahsız birlikteliği (flörtü, zinayı vb.) yasaklar.

33 ● ● O, yabancı erkeklerin ilgisini çekmek için süslenmez, ilgi çekici kokular sürünmez, vücudunu teşhir etmez. ● ● O, vakur davranışıyla, aklıyla, fikirleriyle, başarılarıyla, namuslu yaşantısıyla ilgi çeker. ● ● O, günah işlemekten korkmayan, kendisiyle sadece cinselliği için ilgilenen kimselerle bir arada bulunmaz, kendini kullandırmaz. ● ● O, toplum hoş görse de flörte sıcak bakmaz, namusunu lekeleyecek ilişkilere girmez, kişilik haklarını harcatmaz. ● ● O, kuracağı yuvanın işleyişinde ve çocuğunun eğitiminde çok önemli görevler yükleneceğini bilir; bu bilinçle kendini eğiterek evliliğe hazırlanır. BBB CENNET HEDEFLENİRKEN GEÇİCİ DÜNYA ZEVKLERİNE TESLİM OLUNMAZ. ● ● O, “sevgili olunmadan, evlilik olmaz” (flört) anlayışını reddeder. Eş adayını bulduğunda “evleneceklerin birbirini görmesi sünnettir” hakkını kullanırken ileri gidip günah işlemez. ● ● O, çevresinde yanlışlık yapan kadın – kız varsa onlara (nefsinin çağrısına uyup) “tavlanacak piliç” gözüyle bakmaz; aksine, onları uygun bir şekilde ahlâklı olmaya davet eder. ● ● O, cinselliğin meşru yoldan giderilmesinin yolunun “nikahlı birliktelik” olduğunu bilir ve evliliğe sıcak bakar. ● ● O, aile içi fedakârlığı, hoşgörüyü, empatiyi, kıymet bilmeyi, hayatın zorluklarını omuzlamayı bilir… Eşini aldatmaz… Adam gibi “koca” olur. MÜSLÜMAN

34 FLÖRTÜN EŞİĞİNDE CENNET Flört (ten teması veya zina) yapma fırsatı olmasına rağmen (Allah’ın emirlerine karşı gelmemek için) bu fiili işlemeyen kişi; günah işlememiş (bu açıdan cehennemin kapısını kapatmış) olur. Cenneti istemek ne demektir? Yasaklanmış fiilleri terk etmek (yapmamak); “içinde sonsuz sayıda nimetler bulunan” ebedi cenneti talep etmek demektir. Hangi “terkler” bu nimete değmez? Bir Müslüman, dünya hayatının geçici olduğunu (eninde sonunda) öleceğini, dünyadaki yaşantısının hesabını vereceğini, sonrasında cennette veya cehennemde ebedi yaşatılacağını, bilir. CEHENNEM İman zayıflığı, insanı nefsin ve şeytanın esiri yapar. Böyle biri için “flört-zina” yapmak normal bir fiil haline gelir. Bu fiilin (yasaklandığı bilindiği halde) yapılması bir tür isyandır ve günahtır. Cehennemi istemek ne demektir? Yasaklanmış fiilleri yapmak (günah işlemek); “ayak altındaki en hafif ateşin beyni patlattığı” ebedi cehennemi talep etmek demektir. Hangi “hazlar” ateşte yanmaya değer? BU HAYATIN DEVAMI DA VAR

35 Bu seminerin asıl muhatabı; kendini Müslüman olarak tanımlayanlardır. BİTİRİRKEN

36 Faydalandıklarıma teşekkürlerimle... Ağustos 2010


"Ağustos 2010. ETKİLENECEĞİMİZ HER DAVRANIŞ, BİZİ İLGİLENDİRİR… ETKİLENECEĞİMİZ HER DAVRANIŞ, BİZİ İLGİLENDİRİR…" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları