Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 CANLILARDA BESLENME VE BESLENME YETERSİZLİKLERİ BESLENME YETERSİZLİKLERİ Hazırlayan YILDIRAY KALKAN Veteriner Hekim Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 CANLILARDA BESLENME VE BESLENME YETERSİZLİKLERİ BESLENME YETERSİZLİKLERİ Hazırlayan YILDIRAY KALKAN Veteriner Hekim Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü."— Sunum transkripti:

1 1 CANLILARDA BESLENME VE BESLENME YETERSİZLİKLERİ BESLENME YETERSİZLİKLERİ Hazırlayan YILDIRAY KALKAN Veteriner Hekim Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ERZURUM B.A.V. TOPLANTISI

2 2 Beslenme nedir ve bölümleri? Beslenmede denge nedir? ve nasıl sağlanmalıdır? Beslenme; organizmanın büyümesi, yıpranan ve yaralanan dokuların tamiri için yiyecek maddelerinin alınmasından onların vücuda yararlı hale getirilmesine kadar geçen olaylar sürecidir. Diğer bir ifadeyle “canlının yiyecek maddelerini ve oksijeni alıp kullanmasından artık ürünlerin atılmasına kadar geçen (mekaniksel, fiziksel, kimyasal ve fizikokimyasal) olayların tümü”dür.

3 3 Beslenme bilimsel açıdan; canlının büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak hayatini sürdürmesi için gerekli besin öğelerinin yeterli ve dengeli bir biçimde vücuda alması olarak da tanımlanabilir. Unutulmamalıdır ki beslenme hiçbir zaman karın doyurmak veya doydurmak anlamına gelmemelidir.

4 4 Besinler çok çeşitlidir ve her çeşit besin bileşiminde değişik miktarlarda "besin öğesi" dediğimiz kimyasal molekülleri bulundurur. Besinler vücuda alındıktan sonra besin öğelerine parçalanır ve vücutta öyle kullanılırlar.

5 5 Canlıların gereksinim duyduğu bu besin öğeleri kimyasal yapılarına göre 6 ana başlıkta sıralanabilir. ; * Proteinler, Enerji Düzeyi: 4,8 Kkcal/gr *Karbonhidrat EnerjiDüzeyi: 4,0 Kkcal/gr *Yağlar, Enerji Düzeyi: 9,5 Kkcal/gr *Vitaminler, *Mineraller, *Su,

6 6 Kimyasal analiz metotlarına göre besin maddeleri; Organik besin maddeleri, İnorganik besin maddeleri, Organik besin maddeleri, Başlıca azotlu maddeler, lipitler ve karbonhidratlar olarak üç grupta toplanır. Suda eriyen vitaminler karbonhidratların bir bölümü olan azotsuz ekstrakt maddeler içinde, yağda eriyenler ise lipitlerin yalancı lipit bölümü içinde değerlendirilir.

7 7 İnorganik besin maddeleri; Besin içinde bulunup bulunmamasına göre; 1-Bulunması zorunlu elementler. Bunlarda kendi arasında ikiye ayrılır. Makro elementler = Ca, P, Cl, K, Mg, ve Mikro elementler = Fe, Cu, I, Co, Zn, Mn, Se, Mo, Cr 2- Muhtemel zorunlu elementler; Ba, Br, F, Sr. 3- Toksik Elementler; As, Cu, F, Mo, Se, 4-Zorunlu olmayan elementler; Al, Bo, Pb, Ni, Ru, Si

8 8 Dengeli beslenme; Sağlıklı bir yaşam için gerekli olan karbonhidrat, protein ve yağların bilinçli ve ölçülü bir şekilde tüketilmesi yada tükettirilmesidir. İnsan ve hayvanlarda beslenme içten gelen bir istekle başlar. Bu bazılarına göre sinirsel bir refleks bazılarına göre ise içgüdü olarak kabul edilir. Beslenme şekli hayvanlara sonradan öğretilebilir, (kaptan yeme, otomatik suluktan içme vb.) ama gıda olarak ot yiyene et, et yiyene ot yedirilmesi mümkün değildir.

9 9 Beslenme önceleri bir sanat halindeydi. Hangi yiyecek ne şekilde, ne zaman ve ne gibi hazırlıklar yapılarak yenmeli. İnsanlar için kahvaltı farklıdır, akşam ve öğlen yemekleri, fast food kültürü olarak ifade edilen ayakta-atıştırma farklıdır. Hayvan beslenmesinde ise bu sanat; çeşitli yemlerden hayvanın iştah ile yiyebileceği bir karışım yapma esasına dayanır (Rasyon). Örn; Saman direkt olarak verilince (bazı hayvanlar) yemezken içine melas katılınca severek yerler.

10 10 Beslenme Gıda Mühendislerinin ve Kimyagerlerin yiyeceklerin yapısıyla ilgilenmelerine kadar bir sanat olarak kalmıştır. Yiyecek maddelerinin kimyasal yapıları incelenip, bunlardaki miktarların açıklanmaya başlanmasından sonra beslenme artık bilimsel bir tabana oturmuş ve bilimsel niteliği olan bir olgu olmuştur. Bilim adamları çalışmalarında her yiyeceğin alınması gerekli besin maddelerinden oluşmadığını ve yenilen bu maddelerin besin öğeleri yönünden dengesiz ve yetersiz olduğu ortaya çıkartmıştır.

11 11 Beslenme bilimindeki bu hızlı ilerlemeden sonra sindirim, laktasyon, reprodüksiyon, dolaşım gibi fizyolojik olayların aydınlatılmasında daha hızlı ilerlemeler kat edilmiştir. Daha sonra Fizyolojistler besinlerle doku-organ-sistem işleyişini ilişkilendirerek incelemişlerdir. Endokronoloji bilimi bu dönemlerde besin maddeleri ve enerji metabolizmasını, bunlardaki etkin faktörleri (enzim-katalizör vb.) açığa çıkarmaya çalışmış, beslenme (Diyet- Rasyon ) bilimi kavramını ortaya atmışlardır. Besin maddelerinin sindiriminde (Rumende) ve yeniden yapılanmasında rol oynayan mikroorganizmalar Beslenme Mikrobiyolojisi’nin temelini oluşturmuştur.

12 12 Beslenmenin bölümleri Sindirim, Absorbsiyon, Sirkülasyon Respirasyon, Metabolizma, Boşaltım,

13 13 Yağların Sindirimi Yiyeceklerle alınan yağların önemli kısmını trigliseritler oluşturur. Yağların sindirimi ince bağırsaklarda olur. Karaciğerin salgısı olan ve safra kesesinde toplanan safra sıvısının on iki parmak bağırsağına salınması ile küçük parçalara ayrılan trigliseritler pankreastan gelen lipaz enzimi ile tek halka olan gliserol ve yağ asitlerine kadar parçalanır.

14 14 Emilim Besinlerin sindirimi sonucu oluşan glukoz, amino asitler, yağ asitleri ince bağırsak mukoza hücrelerinden emilirler. İnce bağırsak mukozası hücre zarlarında şekerler ve amino asitler için taşıyıcı proteinler bulunmaktadır. Sindirilen bileşikler ATP enerjisi de kullanılarak bağırsak boşluğundan önce hücre içine alınırlar, daha sonra hücrelerden de basit diffüzyonla dolaşım sistemine geçerek portal ven ile karaciğere, oradan da tüm vücuda dağılırlar.

15 15 Karbonhidratların Sindirimi Besin maddeleri içinde bulunan en önemli karbonhidratlar nişasta, glikojen polisakkaritleri ile laktoz ve sükroz gibi disakkaritlerdir. Nişasta ve glikojen halkaları glikoz olan uzun zincir yapısında moleküllerdir. Bu halkalar sindirim borusundaki enzimlerle zincirden koparılır.

16 16 Bitkisel besinlerde bulunan selüloz da glikoz halkalardan oluşur, ancak selülozu parçalayan enzimler insan sindirim sisteminde bulunmaz, otçul beslenen hayvanlarda bulunur. Nişasta ve glikojen önce tükürükte bulunan amilaz enzimi ile 5-6 halkalık oligosakkaritlere, daha sonra da ince bağırsak sıvısında bulunan amilaz ve oligosakkaridaz enzimleri ile zincirin tek halkası olan glikoza kadar parçalanır..

17 17 Proteinlerin Sindirimi Proteinlerin sindirimi midede başlar ve ince bağırsaklarda sonlanır. Proteinlerin sindirimine katılan enzimler midede pepsin, pankreasta tripsin, kimotripsin, elastaz ve peptidaz enzimleridir. Bu enzimlerin etkinliği ile uzun zincir oluşturan proteinler tek halka olan amino asitlere kadar parçalanırlar

18 18 Besin Öğelerinin Vücut İçin Önemi

19 19 Besin Öğelerinin Vücut İçin Önemi Suyun Vücut İçin Önemi; Eritici ve iyonize edici özelliği dolaysıyla hücredeki reaksiyonları kolaylaştırır ve hızlandırır. Bu reaksiyonlar sırasında oluşan sıcaklığı derhal absorbe ederek hücrelerde bir denatürasyonun oluşumunu önler. Aşırı soğuk ve sıcak havalarda hayvanlara fazla soğuk su içirmekten uzak durmalıyız. Çünkü; soğuk su içermek vücut sıcaklığını normalin altına çekebilir ve vücutta oksidasyonu hızlanabilir. Sıcak havalarda fazla miktarda içilen sular da ozmotik dengenin bozulmasına yol açar ve fazla terleme ve tuz kaybıyla “su zehirlenmesi” yapabilir.

20 20 Hayvan vücudunda bulunan su miktarı türe, besi durumuna ve yaşa bağlı olarak değişir. Örneğin; insan vücut bileşiminin % 59’i su, sığırın vücut bileşiminin % 54’i su, balığın vücut bileşiminin % 75’i su, tavuğun vücut bileşiminin % 56’i sudur. Embriyoda; insanda vücut bileşiminin % 93’u su, sığırda ise % 90’ı sudur. Vücutta yağ oranı arttıkça su azalmaktadır. İyi besi hayvanlarında su oranı % 41 yağ ve % 42 su şeklindedir. Günlük su gereksinmesi vücuttan idrar, dışkı, ter ve teneffüs edilen hava ile atılan su miktarına eşittir. Diyetlerin ve rasyonun tipi-bileşimi dışkı ile atılacak su miktarını etkiler.

21 21 Hayvanın verim yönü ve fizyolojik durumu da su gereksinimini etkileyen faktörlerdendir. Örneğin; ineklerde laktasyon dönemi ve tavuklarda yumurtlama dönemi, atların koşma ve yük çekin zamanları su ihtiyacı artar. Fazla ateşli hastalıklar yani enfeksiyoz hastalıklarda vücut ısısını regüle etmek için ve oluşan ishalle gelen su kaybının telafisi için suya ihtiyaç duyar.

22 22 Su kaybında (ishal) deri elastikiyetini kaybeder

23 23 Suyu kısıtlamanın etkileri Vücudun kaybettiği suyu tamamıyla yerine koyamayan metabolizma ve bireyde aşağıdaki haller görülür; 1-Nabız sayısı artar; 2-Rektal ısı yükselir; 3-Kanın konsantrasyonu artar; 4-Kanın hacmi azalır ve dolaşım zorluğu oluşur 5-İnsanda el ve ayaklarda-parmaklarda uyuşma ve karıncalanma oluşur. 6-Kanda meydana gelen değişikliklerle iştahsızlık, nefes almada güçlük, mide bağırsak bozuklukları, adale hareketlerinde tutukluk buna bağlı gezmede bozukluk ve huzursuzluk halleri depresif durumlar gözlenir.

24 24 Suyu kısıtlanmış hayvanda pratikte hangi belirtiler gözlenir 1- Yem tüketimi düşer; 2- Alınan besinlerin metabolizması bilhassa gençlerde azalır; Büyüme ve gelişim önemli oranda etkilenir. 3-Canlı ağırlık artışı yavaşlar, belli bir noktadan sonra sabit kalır sonradan ise düşebilir. 4-Hayvan çevreye karşı sinirli, duyarlı ve ürkek tavır içindedir. Sevdirmez, dokundurmaz ve en küçük bir sese karşı panik havasında çevreyi seyreder.

25 25 Su tüketimini etkileyen faktörler; tüketilen kuru madde miktarı, çevrenin sıcaklığı ve nemi, gebelik, günlük süt verimi, hayvanın gösterdiği aktivite, vücut ağırlığı, hayvanın ırkı, ve tükettiği yemdeki tuz ve protein miktarı. Yeterince su verilmeyen ineklerde süt verimi etkilenir ve düşüş gözlenir. Su hayvanın istediği zaman içebileceği yerde ne çok soğuk nede çok sıcak olmalı. Ad-libitum hayvanın isteğine bağlı yeme- içme- besleme önemsenmelidir.

26 26 Kullanılacak su patojen mikroorganizma, sağlığa zararlı kimyasal maddeler ve süte, ete geçip koku ve lezzetini bozacak, insan ve hayvan sağlığını olumsuz yönde etkileyecek maddeleri kapsamamalı. Gebeliğin son üç ayında su gereksinimi artacaktır. Bunlar özellikle rasyonlarda ve yeme tipinde göz önünde bulundurulmalıdır.

27 27 Proteinlerin Vücut İçin Önemi Proteinlerin Vücut İçin Önemi; Yapılarında karbonhidrat ve yağlarda bulunan üç esas element karbon, hidrojen ve oksijende başka nitrojen vardır. Genel olarak sülfür, bazılarında fosfor ve demir bulunur. Hücrenin yapı taşını oluşturur bundan dolayı yaşam aktivitelerinin her evresinde protein vardır. Bitkisel proteinler hayvansal proteinlerden farklı olduğu gibi her protein birbirinden farklıda olabilir.

28 28 Protein gereksinimi hayvanın dinlenme halinde ve protein almadığı süre içinde idrar ile çıkan endojen ve dışkı ile kaybettiği metabolik nitrojenin toplamına eşittir. İlk önce endojen idrar ve atılan nitrojenin tespiti önemlidir. Bu oranda yaklaşık hayvan türlerine göre karnivorda nitrojenin % 40’ı, herbivorlarda % 60’ı, ruminantlarda % 80 ‘dır.

29 29 Proteini kısıtlamanın etkileri Enzim ve hormonların sentezinde bozulmalar başlar canlıda hormonal fonksiyon bozulmalarına bağlı olarak sekonder hastalıklar oluşur. Matabolizmada önemli vazifeleri olan kreatin, kolin, niyasin vb. gibi moleküllerin sentezlerinde yavaşlama ve gerileme gözlenir. Bunlara bağlı olarak da hastalıklar şekillenir. Vücuttan zararsız hale getirip atılması gereken maddeleri atamayıp toksikasyonlara neden olur. Örneğin; Benzoik asitle glisin birleşerek toksik olmayan hipürik asit yapar. Enerji metabolizmasında aksaklıklar oluşur canlı kendini güçsüz hisseder.

30 30 Lipidlerin Vücut İçin Önemi Lipidler; bitki ve hayvan dokusunda bulunup suda erimeyen, fakat eter, kloroform ve benzen gibi organik eriticilerde eriyen organik bileşiklerdir. Lipidler yemlerde çoğunlukla trigliserid olarak bulunurlar. Safra asitlerinin ve Lipaz enziminin etkisiyle hidrolize olarak yağ asitlerine ve gliserole ayrılırlar. Yemlerde az miktarda da olsa steroller de vardır. Bunlarda yağ asidine dönüşürler.

31 31 Hayvanlarda rasyonlarda ham yağ oranı azdır. Bu yağlarda basit yağlardan oluşmaktadır. Bunda dolayı da sindirimde ve sindirilme oranının düşmesinde bozulmalar yapmazlar. Yağların, esansiyel yağ asidi ve kolin kaynağı olarak rasyonlarda bulunması gereklidir. Bundan başka yağda eriyen vitaminlerin ve özellikle A vitamini ve karotenin absorbsiyonunda da önemli rolü olan bir besin öğesidir.

32 32 Kapsadığı enerji karbonhidratinkinden 2,25 defa daha fazla olduğundan enerjili yeme gereksinmesi olan yumurta tavuklarını ve yüksek verimli süt ineklerinin rasyonlarında gerekli bir maddedir. Dokuların büyümesinde ve yenilenmesinde önemli yer tutar. Yoğun çalışma ve efor gerektiren koşu atlarında, damızlık boğalarda ve arazi ortamında çalışan insanların diyetinin ve hayvanların rasyonunun daha az hacimli olmasını da sağlar.

33 33 Karbonhidratların Vücut İçin Önemi Karbon ile sudaki oranlarında hidrojen ve oksijen kapsayan bileşiklerdir. Hayvan yiyeceğinin büyük bir kısmını karbonhidrat oluşturur. Hayvanların başlıca enerji kaynağıdır. Karbonhidrat metabolizması Nitrojensiz (Azotsuz) Ekstrakt maddeler ve ham sellülöz olmak üzere iki başlık altında incelenir. Birçok yem maddesinde Azotsuz ekstraktlar olarak nişasta ve şekerlerle beraber kullanılırlar. Bunların sindirimi ağızda başlar.

34 34 Yem maddelerinin kapsadığı çeşitli karbonhidratlar enzimlerin etkisi ile monosakaritlere çevrilir ve bunlar fosforlu bileşikler halinde bağırsak duvarındaki villuslardan absorbe olurlar. Karbonhidrat metabolizmasının son ürünü karbondioksit ile su; akciğerler, idrar ve deri yoluyla vücuttan atılırlar. Şeker hastalığında olduğu gibi ara metabolizmalarda meydana gelebilecek bir bozukluk son ürünlere kadar parçalanamadığından asidozise yol açabilir.

35 35 Asidoza bağlı tırnak bozuklukları

36 36 Vücutta oluşan birikimler zehirlenme nedeni olur. İdrarda normal olarak çok az bulunan şeker yükselirse buna da Glükozüri denir. Özellikte insan ve köpekte etkilidir. Diğer hayvanlarda az rastlanır bir durumdur. Ham sellülozun sindirilmesinde hayvansal enzimler aktif değildir. Bitkisel orijinli yemlerde bulunan mikroorganizmaların salgıladıkları enzimlerle parçalanırlar. Rumen’deki mikroorganizmalar bunlara güzel bir örnektir. Buzağılarda bu yapı zamanla gelişir ve 6 aylıkken başladığı söylenir.

37 37 Ham sellülozdan yararlanmayı etkileyen faktörler. 1-Tür,Tek mideliler Ruminantlardan daha az selülozdan istifade eder 2-Yaş, genç hayvanlar sellülozu yaşlı hayvanlardan daha az sindirir. 3-Beslenme alışkanlığı, yemin uzun süre değiştirilmeden verilmesi etkisini ve yararlanmayı düşürür. 4-Rasyonun kompozisyonu, içeriği zengin olmalı(vitamin mineral yönünden) 5-Yemlerin birbirlerine ve birlikte etkisi 6-Yemlerin fiziksel formu, yemler çok küçük ve parçalı olmamalı 7-Ham sellülozun yapısı, yemde Lignin az olmalı

38 38 Vitaminlerin Vücut İçin Önemi Vitaminler, hayvan yaşamının devamı ve normal büyüyüp gelişmesi için gerekli organik maddelerdir. Hayvanlar bu maddeyi sentezleyemedikleri için dışarıdan almak zorundadırlar. Enerji transferi yapmalarına karşın kendileri enerji vermezler. Bazı vitaminler yapısal ünitelerin metabolizmasının regülasyonu için gereklidir. Fakat kendileri vücudun yapısında kullanılmazlar. Çok küçük miktarda dahi olsalar etkindirler.

39 39 Yağ ne zaman depo edilirse yağda eriyen vitaminler de onunla depo edilirler. Yağda eriyen vitaminler bağırsakta yağ varsa emilirken suda eriyen vitaminler kolayca emilirler. Yağda eriyenler dışkı ile atılırlar, suda eriyenler ise dışkıda da bulunmakla beraber vücuttan idrarla atılırlar. Vücutta vitamin eksikliğine bağlı olarak birçok hastalık bulunur. Bunlar azlığında da çokluğunda da hastalık yapma özelliğine sahiptirler.

40 40 Vitaminler bir fizyolojik fonksiyon olan süt üretimi için gerekli olduğu gibi, bizzat sütün komplementlerinden oldukları için de rasyonlarda bulunması zorunlu besin maddelerindedir; Örneğin süt yağının sentezi için Biyotine (H Vitamini) gerek olduğu gibi. B vitaminleri ise rumende mikroorganizmalar tarafından yeterince sentezlendiğinden bunların rasyonda olmaları şart değildir.

41 41 A vitaminleri vücutta depo edilebildiğinden sütteki düzeyini devam ettirebilir. Fakat gebelik döneminde ve laktasyonun ilk aylarında A vitamini yönünden hayvan takviye edilmelidir. Suda eriyen başlıca vitaminler B ve C vitaminleridir. Bu vitaminler vücutta fazla depo edilmezler (B12 hariç).

42 42BESLENMEYETERSİZLİKLERİ

43 43 A Vitamini Eksikliğinde; Ergin sığırlarda kıllar kabalaşır. Deri pullu bir görünüm alır. Daha ileriki eksikliklerde gözde sulanma, yumuşama, korneada bulanıklık ve konjuktivanın kurumasına bağlı Kseroftalmi oluşur. Damızlıklarda fertilitede azalma, yavru atma, kör, tüysüz yavru yada ölü yavru doğumu gözlenir. Gençlerde büyüme durur. Kemik gelişiminde bozulma gözlenir. Yumurta verimi etkilenir. Civciv çıkma oranı düşer.

44 44 A vitamini yetersizliğinde İnsan ve tavukta gözlerde yapısal bozukluklar Genç bir çocukta görülen kerotomalasiz

45 45 D Vitamini Eksikliğinde; Genç hayvanlarda Rikets yani raşitizim gözlenmektedir. Kemikler zayıf ve kolayca kırılabilir. Bacaklarda kavisli bir görünüm vardır. Buzağıların tarsal ve karpal kemiklerinde genişleme sırtlarında kamburlaşma, tavuklarda gaga yumuşamış, bacaklar kavisleşmiş ve büyüme durmuştur. Yumurta verimi düşer, ergin hayvanlarda ise Osteomalasi görülür. D vitamininin fazlalığında ise kandaki kalsiyum ve fosfor düzeyi yükselir, organ ve arterlerde kalsiyum tuzları birikmeye başlar.

46 46 Raşitizimli genç bir buzağı ve domuzda ayak şekilleri

47 47 D Vitamin yetersizliklerinde görülen Riketsia semptomları

48 48 E Vitamin Eksikliğinde; Noksanlığında en belirgin özellik organ ve doku değişiklikleridir. Etkisini en fazla üreme sisteminde ve organlarında, sinir, dolaşım ve sindirim sistemlerinde, kas, karaciğer ve yağ dokularında gösterir. Karaciğer nekrozu, yağ dokuda kahverengi pigment, kas distrofisi ve kısırlık en belirgin semptomlardır. Bu kas distrofisine Beyaz kas hastalığı denilir. Civcivlerde yetersizliğe bağlı olarak Ensefalomalazinin (Deli Civciv hastalığı ) gözlenmiştir.

49 49 E vitamin yetersizliğinde kalp ve buzağı boyun kasları

50 50 E Vitamini yetersizliğine bağlı Beyin lezyonları

51 51 K Vitamini Yetersizliği; Karaciğer dışında hayvan vücudunda depo olmadığından önemlidir. Kanın pıhtılaşma süresi uzar. Buna bağlı olarak da derialtında intramüsküler hemorajiler şekillenir. Sentetik olarak alınan menakuvinon zamanla anemi ve büyüme hızında azalma yapar. Bu yan etkisinden dolayı kullanımı sınırlandırılmıştır.

52 52 İnsanda ve civcivde K vitamini yetersizliği İyileşmiş civciv KANAMA ODAKLARI

53 53 Tiyamin - (B 1 ) vitamini yetersizliği; Tiyamin diğer adıyla Aneurin Karbonhidrat mekanizması için ve bakteri, maya ve bitkilerde valin sentezi için önemlidir. Atlarda ve Geviş getirenlerde bu vitamin doğal olarak sentezlenir. Rumeni gelişmemiş buzağılarda ve körbağırsağın mikrofilorası oluşmamış taylarda B 1 eksikliği gözlenmektedir. Çiğ balık yiyen hayvanlarda ve eğreti otunun bir çeşidi olan Pteridium aquilina’la beslenen ruminantlarda tiyaminin antagonisti olan Tiyaminaz enzimi bulunduğundan bu hayvanlarda tiyamin eksikliği görülür. Beri-beri ve Wernicke-Korsakoff Syndrome B 1 eksikliğinde de gözlenir.

54 54 Wernicke-Korsakoff Syndromu

55 55 Riboflavin(B 2 ) Vitamini yetersizliği; Ektodermal dokuları etkilediğinden deri, göz ve sinir sisteminde bozukluklar gözlenir. Civcivlerde noksanlığında tarsal eklemler üzerinde görülür. Parmaklar içe kıvrılmış olarak yürüyüş şekillenir. Civcivlerde diyare vardır. Yumurtacı ırklarda yumurta verimi düşer. Civciv çıkma oranı azalır. İnsanlarda deri kalınlaşır ağız etrafında yarık ve çatlak oluşur, dermatitis ve korneada vaskülarizasyon şekillenir. At ve Ruminatlarda eksikliğine az rastlanır ve bu da bağırsaklarda bozukluklardan kaynaklanır.

56 56 İnsanda Riboflavin eksikliği

57 57 Nikotinamid-Niyasetin vitamini yetersizliği; İnsanlarda Pellagra beslenme ile ilgili önemli hastalıklardandır. Noksanlığında dermetitis, diyare ve dementia (sinirsel bozukluklar) gözlenmektedir. Civcivlerde yavaş büyüme köpeklerde ağız lezyonları, dil, ağız ve özefagusta yangı, tüyler normal görünümünü kaybeder. Dilde en önemli hastalığı siyah dil hastalığıdır. Rumenli canlılarda eksikliğine rastlanmazken, rasyonlarında fazla mısır olan civcivlerde noksanlığı çabuk ortaya çıkar.

58 58 Nikotinamid Eksikliğinde Siyah dil hastalığı

59 59 B 6 Vitamini yetersizliği; Özellikle deneysel beslenmelerde sıçanlarda dermatitis (Acrodynia) Bütün genç hayvanların protein metabolizması bozulduğunda, büyüme yavaşlar ve durur. Domuz ve köpek yavrularında mikrositik ve hipokromik anemi, civcilerde ve sıçanlarda epileptik konvüsyonlar gözlenir. Maymunlarda timusta atrofi şekillenir. İnsanlarda seborrheic dermatitis, hayvanlarda ise bunun formu Dandruff hastalığıdır. Hamilelerde aşırı kusma en önemli eksiklik belirtisidir.

60 60 Seborrheic dermatitis Dandruff

61 61 Dandruff hastalığının köpekte görünüşü

62 62 Biyotin Eksikliğinde; bütün hayvanlarda büyüme ve gelişim durur. Dermatitis, kıl dökülmesi ve sinirsel semptomlar ortaya çıkar. Tavuklarda ayaklarda nekrotik belirtiler. Manganez, kolin ve folik asit noksanlığında çıkan Perosis hastalığında bu vitamin verilerek sağıtım yapılır. İnsanlarda ise daha çok mental anomaliler gözlenir. Kolin eksikliğinde; civciv ve domuzlarda karaciğerde yağlanma ve yavaş büyüme şekillenir. Civcivlerde perosis ve tendo kaynaması da görülür.

63 63 Folik asit eksikliğinde; Büyümede yavaşlama ve anemi görülür. Bebeklerde ileri vakalarında Sprue hastalığı yapar ve bu hastalıktan dolayı çocuklar anemi, stomatitis, diyare ve kaşektik tablosu şekillenir. B 12 Vitamini eksikliğinde; Genç hayvanlarda büyüme durur, ölüm oranı artar, tavuklarda tüylenme bozulur, kuluçka oranı düşer, domuzlarda büyüme bozulur, arka ayaklarda kordinasyon bozukluğu oluşur. Yaşlı hayvanlarda ise dermatitis şekillenir. Kıllarda sertleşme belirgindir. C vitamini eksikliğinde; İnsanlarda diş etlerinde yumuşama, kanama ve ülserleşme gözlenir. Özellikle Scurvy yani scorbutus’a neden olur.

64 64 Minerallerin Vücut İçin Önemi Vücudumuzda doğada bulunan yaklaşık 100 elementin üçte biri tespit edilmiştir. Bu elementlerden vücutta metabolik bir fonksiyonu kanıtlanmış olanlara esansiyel mineral element denilir. Esansiyel elementte şunlar olmalıdırki beslenmede görevini yerine getirebilsin; 1-Rasyonda ve diyette bulunmadığı zaman noksanlığı ile ilgili belirtiler versin. 2-Rasyona ve diyete katıldığı zaman büyüme gözlenen bir şekilde belirginleşmiş olsun, 3-Elementin dokularda ve kandaki düzeylerinin normalin altında düşmesiyle noksanlığı ile ilgili hem belirti vermesi hem de hastalık şekillendirebilmesi,

65 65 Sodyum ve klor tuzları: Vücut fonksiyonlarını kontrol eden vücut sıvıları içinde en önemli bileşiklerdendir. Bu minerallerin nadiren eksikliği olur. Kalsiyum hayvan vücutları içinde en bol bulunan maddedir. Kemik ve dişin yapısında ve fonksiyonlarının devamında etkilidir.

66 66 İskelet yapısı için mineraller önemlidir. Bundan dolayı eksikliklerinde iskelet- kemik gelişimi hastalıkları oluşur. Vücut sıvılarının kolloidal durumunu sağlar ve bu sistemin viskozite, ozmotik basınç ve diffüzyon gibi bazı fiziksel özelliklerini düzenler. İnorganik elementler vücutta asit-baz dengesinin ayarlanmasında fonksiyon yaparlar.

67 67 Vücuttaki fiziksel olayların normal seyretmesi için, kan ve diğer vücut sıvılarındaki hidrojen iyon konsantrasyonunun (pH) çok dar sınırlar içinde bulunması, diğer bir deyimle hemen hemen hiç değişmemesi gereklidir. Örneğin; İnsanda kan (pH) 7,4-+0,1 yani 7,3- 7,5 arasında olmalıdır. (pH) 7 den aşağısı ve 7,8 den yukarısı ölümdür.

68 68 Mineral madde eksiklikleri ve hastalıklar

69 69 Mineral madde eksikliklerinde hastalıklar Kalsiyum yetersizliği; D vitamini alınımını etkiler, genç hayvanların kemik gelişimi bozulur. Topallık bacaklarda tutukluk, eklemlerde genişleme, tesbih tanesi benzeri şişlikler, raşitizim ve rikets’in semptomlarıdır. Ergin hayvanlarda ise osteomalasi şekillenir. Kan serumunda fosfor düzeyi düşer ve yumurta tavuklarının gagası yumuşar, kemikleri yumuşar, yumurta kabuğu incelir, yumurta üretimi düşer. D vitamini eksikliğindeki semptomlar bunda da gözükür. Süt humması şekillenir. Rasyonlarda kalsiyum fosfor oranı ruminantlarda :2/1, kanatlılarda 1.6/1 olmalıdır.

70 70 Fosfor yetersizliğinde; kemik ve diş dokusunda bozulma, karbonhidrat metabolizmasında bozulma, fosfolipidlerin yapısına katılarak önemli fonksiyon görür, bunlarda bozulma ve yetersizlik şekillenir. En önemli fosfor yetmezliği Pika hastalığındadır. Ayrıca fertiliteyi etkiler, süt verimini düşürür. Genç hayvanlarda büyüme yavaşlar erginlerde canlı ağırlık kazancı azalır. Koyunlarda fosfor noksanlığına bağlı olarak fazla bir semptom olmaz.

71 71 Klor yetersizliği; Mide sekresyonunda bozulmalar şekillerin. Vücut ozmotik basıncında düzensizlik gözlenir. Tuz Yetersizliği; Kanatlılar için önemlidir. Tüy çekilmesi ve kanibalizm gözlenir. Fazla verildiğinde ise toksikasyon oluşturur. Sülfür Yetersizliği; Protein noksanlığında görülür. Demir yetersizliği; hemoglobin yapılamayacağı için kansızlık, büyümede durma, yumurta veriminde azalma gözlenir Flor Yetersizliği; Dişlerde, özellikle kesicilerde küflü ve çürüktür.Yaşlı hayvanlarda kemik rengi değişir.

72 72 Flor yetersizliğine bağlı dişlerde çürüme

73 73 Bakır yetersizliği; Fazla miktarlarında toksikasyon oluşur. Kansızlık, mide bağırsak bozuklukları, sürgünler, kemiklerde anormal büyümeler şekillenir. Enzootik ataksi, pigmentasyonda bozulmalar, saç, kürk, kıl ve yapağılarda bozulmalar, renk değişimleri görülür. İyot Yetersizliğinde; Buzağı, kuzu ve oğlaklarda Guatr hastalığı şekillenir. Boyun bölgesinde şişkinlik, taylarda aşırı zayıflık, kuş ve balıklarda ise az da olsa guatr şekillenir.

74 74 Guatr hastalığında hipertiroidizm

75 75 Magnezyum eksikliği; Kan serum düzeyi düştüğü zaman hipomagneziemi şekillenir. Tetani, hıçkırık, kaslarda titreme, sallantılı yürüyüş ve konvüsyonlar görülür. Sodyum yetersizliğ; hayvan eşyaları çiğner ve yalar pika’da olduğu gibi. İştah ve verim azalır. Potasyum yetersizliği; kas ve sinir uyarımları için önemlidir. İnsanlarda eksikliğinde kas paralizi, civcivlerde büyümede yavaşlama, zayıflık, tetani, buzağı paralizi, ve bütün hayvanlarda kalp ve böbrek hipertrofisine neden olur.

76 76 Kobalt Yetersizliği; Piridoksin, niyasin ve riboflavin sentezinde bozulmalar olur.İştahda azalma olur. Zayıflık ve anemi oluşur. Fertilite, süt ve yapağı verimi azalır. Çinko Yetersizliği;Yapağı kolayca dökülür, tırnak ve göz etrafında şişlik ve lezyonlar oluşur. İştahsızlık, yapağı yeme, fazla salivasyon ve büyümede azalma gözlenir. Molibden Yetersizliği; Bakırın kullanımında etkilidir. Yemlerde olması sindirimi arttırır. Selenyum Yetersizliği; Eksikliğinde gençlerde kas distrofisi oluşur.Selenyum zehirlenmesi ise kronik seyirli olabilir.

77 77 KATILIMCILARA TEŞEKKÜR EDER SAYGILAR SUNARIM (KATKILARINIZI VE ELEŞTİRİLERİNİZİ MAİL’LE BEKLERİZ) Hazırlayan YILDIRAY KALKAN Veteriner Hekim (Histoloji-Embriyoloji Bilim Uzmanı) Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ERZURUM


"1 CANLILARDA BESLENME VE BESLENME YETERSİZLİKLERİ BESLENME YETERSİZLİKLERİ Hazırlayan YILDIRAY KALKAN Veteriner Hekim Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları