Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Halk Şiirinin Sosyalliği ve Bir Eğitim Aracı Olarak İşlevi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Halk Şiirinin Sosyalliği ve Bir Eğitim Aracı Olarak İşlevi."— Sunum transkripti:

1 Halk Şiirinin Sosyalliği ve Bir Eğitim Aracı Olarak İşlevi

2 Toplumların yaşam tarzları, dünya görüşleri, sosyal ve kültürel değerleri hakkında bilgi alabileceğimiz en sağlam kaynaklar o toplumun gelenek ve görenekleridir. Bu gelenek ve göreneklerin, sosyo - kültürel mirasın nesilden nesile aktarılmasında büyük pay ise sözlü geleneğe aittir.

3 Sözlü gelenek ürünlerinin kuşaktan kuşağa canlılığını koruyarak aktarılmasında, sosyo- kültürel yapının şekillenmesinde, insan hayatına ilişkin dönemlerin gelenek ve göreneklere göre ifade edilmesinde âşıkların ve âşıklık geleneğinin her dönem önemli fonksiyonları olmuştur. Âşıklar bu önemli görev ve işlevlerini şiirleriyle ve destanlarıyla yerine getirirler

4 Destanların kullanıldıkları işler veya gördükleri sosyo- kültürel işlevler askeri ve sivil amaçlarla propaganda yahut kamuoyu oluşturma ve bunun yanı sıra geleneksel kültürel kabulleri veya kültür kodlarını yeni olaylar etrafında güncelleştirerek tekrarlanmasını ve güçlenmesini sağlama esasına dayalı olarak toplumu törelerin istendik kıldığı değerler doğrultusunda eğitme gibi gizli işlevlere ve haber verme, reklâm yapma, eğlendirme gibi açık işlevlere sahiptir

5 Âşıklık geleneği ve âşık edebiyatı, bağımsız bir sosyo-kültürel kurum kimliğiyle ortaya çıktığı 16. yüzyıldan günümüze kadar, Türk kültür yaşamı içinde yer alan bütün ögeleri içine alan Türk kültürünün bütün katmanlarınca özümsenen ve çağlar süren toplumun ortak kültür kodlarını oluşturan önemli bir kurum olmuştur. Türk sosyo- kültürel yapısı içinde oluşan serbest ve zorunlu kültür değişmeleri toplumsal dokuyu şekillendirmiş, yapısal ve işlevsel yönden âşıklık geleneğine önemli kaynak olmuştur

6 Âşıklık ve âşıklık geleneği, değişen zaman süreci içerisinde Anadolu’nun yurt tutulması ve İslamiyet’in kabulü ile birlikte toplum hayatında yeni bir düşünce ve dünya görüşü oluşturmuştur. Böylece bu gelenek ve edebiyat Anadolu Türk coğrafyasında yeni bir kültürel kimlik kazanmıştır. Âşıklar bu yeni kültürel kimlikle 16 yüzyıldan itibaren bazıları sazla, bazıları sözle, bazıları ise hem sazla hem sözle yaşadıkları toplumun tüm sosyal olaylarını dile getirerek adeta o toplumun sözcüleri olmuştur

7 Toplumda yerleşik değerlerin güncelleştirilerek tekrarı ve bu yolla toplumun kendini tasdiki esastır. Âşık tarzı destan türü içinde yer alan ana motifler adeta Türk halk kültürünün veya halk felsefesinin indeksini meydana getirmektedirler.” Âşıklarımız aynı zamanda tarihe not düşerek sosyal hayattaki yerlerini almışlardır. Yaşadığı kültürel ortamla iç içe olan âşıklıklarımız, bulundukları sosyal çevrenin kültürü ile yoğrulmuş ve sosyal çevreleriyle anlam ve önem kazanmışlardır.

8 Âşıklar, halkın ortak duygu ve düşüncelerini dile getirmeleri bakımından Türk kültürünün korunmasında kültür taşıyıcıları olarak görev yapmaktadırlar. Âşıklar dışa dönüktür, siyasi ve toplumsal olaylara karşı duyarlıdırlar. Âşık tanık olduğu, yaşadığı ve duyduğu olumsuz durumları yargılar eleştirir

9 Âşıklar şiirlerinde ve destanlarında, yaşadıkları döneme ait sosyal olayları, duyduklarını ve gördüklerini kendi yorumları içerisinde bize anlatırlar. Âşıkların şiirlerinde ve destanlarında, yönetici ve idarecilerle ilgili şikâyetlerini, nasihatlerini, üzüntülerini, yaşadıkları yörenin fiziki ve coğrafik özelliklerini, halkının umut ve isteklerini, döneminin giyim ve kuşamını, toplum tarafından güzel karşılanmayan davranışları, halkın kabullerini, sanat ve estetik anlayışını, düğünlerini ve törenlerini, savaşlarını, kıtlıkları, doğal afetleri kısaca sosyal, kültürel ve tarihi birçok unsuru görebiliriz

10 Milli kültürümüzün en önemli ve en eski örneklerinden olan şiir çeşitli türleriyle her dönemde etkin ve yaygın olarak görülmektedir. Dilden dile, telden tele, gönülden gönüle aktarılarak zamanımıza kadar ulaştırılan halk şiirleri halkımızın en samimi söyleyişlerini barındıran önemli kültür hazinelerimizdendir. Türk sosyal hayatının özeti olan halk şiirinde aşk, tabiat, yiğitlik, sevinç, hüzün, vatan ve millet sevgisi, idealler vb. bütün duyguların yansımaları görülür. Başta dil öğretimi ve Türkçeyi güzel kullanma olmak üzere bir çok hedefe yönelik olarak yaygın etkisi olan aşık tarzı şiir örneklerinden yararlanılabilir

11 Vezin kafiye aliterasyon ve seciden faydalanarak hisleri, fikirleri, hayalleri tezata, mübalağaya, güldürmeye tuhaflıkla şaşırtmaya dayalı bir takım söz kalıplarının içinde ardarda ister açık ister kapalı şekilde ustalıkla sıralanmasından oluşan tekerlemeler kişilerin dünyasında önemli bir yere sahiptir. Tekerlemelere aşık şiirleri, halk şiirleri, masallar, Karagöz ve orta oyunu gibi farklı türlerde rastlamak mümkündür. Tekerleme halk anlatı sanatında farklı türlere en iyi uyarlanan biçimsel süstür. Nasihat destanlarının içersinde sıkça örneklerine rastlanan “Bir milletin hayat görüşüne ve kültür birikimine dayanan atasözleri, iç kuruluş ve dış yapı yönünden taşıdıkları özelliklerle edebi türler arasında ciddi bir yere sahiptir. Atasözleri sözlü gelenekte olduğu kadar kültür hareketini geliştiren zümreler tarafından da bilhassa olaylar karşısında, görüşlerine kuvvet kazandırmak için sıkça baş vurulan bir ifade vasıtası olmuştur

12 Yine nasihat destanlarının içinde sıklıkla kullanılan “Deyimler ulusal damga taşıyan dil varlıklarıdır. Ulusun söz yaratma gücünden doğar. Her deyim hoş bir buluştur. Bir küçük söz dağarcığına, koca bir anlam sığdırılmıştır. Yaygın ve örgün halk eğitimi kapsamında oluşturulacak eserlerde akışa uygun olarak atasözleri ve deyimlerimizin kullanılması metne hem bir anlatım zenginliği ve estetiği katacak, hem de çocuklara anlama ve ifade etme zenginliği kazandıracaktır. Mizah, edebi metni özellikle çocuklar için eğlenceli kılan bir unsurdur. Nasihat destanlarının oluşturduğu mizaha dayalı anlatımlardan oluşan kompozisyon eğlenceli ve eğitici bir malzeme olarak değerlendirilebilir

13 Halk kültürü doğumdan ölüme kadar insanların yaşantısında yer alan maddi ve manevi bütün kültür ögelerini kapsar. Halk kültürü araştırmaları halkın düşünce duygu ve sezgisinin temeldeki karakteristiklerini, halk yaşayışının temel dinamiklerini, töre ve geleneklerini tutum ve davranışlarını yaratı ve becerilerini, sevgi ve beğenilerini inceleyip araştırarak ulusal kültürün doğru bir biçimde işlenmesine, değerlendirilmesine ve yorumlanmasına katkılarda bulunur

14 Halk kültürünü en canlı şekilde yaşatan, işleyen ve geleceğe taşıyan unsurların başında halk edebiyatı gelmektedir. Halk edebiyatı içinde özellikle aşık tarzı şiir geleneği içersinde şairler fonksiyonel olarak çalışmakta, kültür ögelerini geleceğe taşımaktadırlar. Aşığın dinleyicisine kendi hayat tecrübesinden veya sözlü kültür ortamında yaygın olarak atasözü formunda yaşayan halk felsefesinden temaları ve onları içeren deyim ve atasözlerini kullanmak suretiyle öğüt vermeye yönelik olarak ele aşış tarzı veya anlatım tutumudur. “Nasihatname” veya “atasözü destanları ” olarak bilinen destanların tamamı başta olmak üzere pek çok destan öğüt vermeye yönelik bir işleyiş veya anlatım tutumuyla (eda) oluşturulmuşlardır

15 Yaygın halk eğitiminin önemli bir unsuru olan aşıklar toplumun her kesiminde kendini gösterir. Özellikle kahvehaneler içersinde mekan tutan aşıklar halkın da cazibe merkezini oluşturur. Kişilerin bilerek veya bilmeyerek yaptıkları hatalar karşısında, başkaları tavır alırlar. Bu tavır, genellikle nasihat verme şeklinde olur. Tecrübeli, yaşlı, bilgili, saygıdeğer kişiler tarafından verilen nasihatler toplum düzeninin sağlanmasında ve devamında önemli fonksiyon icra ederler. Nasihatler, hemen hemen her meslek grubu tarafından kişilerce söylenir. Bu zümreye mensup olanlardan biri de şairlerdir. Şairler nasihatin lüzumuna o derece inanmışlardır ki, bu alanda eserler dahi vücuda getirmişlerdir. Benzer şekilde Divan Edebiyatında da nasihatname tarzı eserler meydana getirilmiştir. Türk toplumunun sosyal hayatında kurumsallaşan bir yapı olan köy odalarında okunan eserler arasında nasihatname türü eserler de bulunmaktadır. (Geniş bilgi için bkz.: Mahmut KAPLAN, Divan Edebiyatında Manzum Nasihatname Yazan Şairler ve Eserleri

16 Aşıklar, gerek sağlığında gerekse öldükten sonra, fikirlerinin toplum üzerinde etkili olmasını düşünen âşıklar da şiirlerinde nasihat konusuna oldukça önem verirler. Şiirin gücünü kullanarak toplumu ikaz ve insanca yaşama fikrini dayatmak için, bir bakıma kendilerini vazifeli sayan âşıklar, Divan şairlerinde olduğu gibi başlı başına eser vücuda getirmemişlerse de nasihat konulu şiirler söylemişlerdir. Bu şiirler, Nasihat, Öğüt Destanı, Nasihat gibi adlarla başlıklandırılmıştır.

17 Destanlar, âşıkların bir kahramanlık hikâyesini veya bir olayı anlattığı koşma nazım biçiminde yazdığı şiirlerdir. Âşıklar, toplumsal konuları en çok destanlarda işlemişlerdir. Günlük hayatın küçük olaylarından büyük sosyal hareketlere kadar destanlar her türden olayı içine alır. Destanlarda genel temalar yerine belli bir olay veya bazıları kalıplaşmış toplumu derinden etkileyen çeşitli olaylar, hayat sahneleri, yankı uyandıran savaşlar, ayaklanmalar, kıtlık, deprem, yangın, salgın vd. gibi belli konular işlenir. 19. yüzyılın sonlarından itibaren güldürücü, taşlama, tenkit, öğüt ve hiciv ögelerinin hakim olduğu destanlara da rastlanmıştır. Bazı meslek erbabı da destanların konusu olmuştur. Halk gelenekleri ve sosyal düzenle ilgili konularda da destanlar yazılmağa başlanmıştır

18 Aşık Tarzı Türk şiirinde tavsiye, öğüt verme nitelikli şiirler nasihat destanlarını oluşturur. Bu metinler, başlangıçtan günümüze bir çok atasözü ve deyim, mahalli söyleyişler, konuyla ilgili dini referansları, ayet, hadis ve vecizeleri barındırır. Destan formunun yapısına uygun düşen nasihatlerde mizahi unsurlardan da yararlanılır. Nasihat destanlarının en etkin özelliği de muhataplarını bu yolla eğitmeyi hedeflemesidir.

19 Âşık destanları yüzyıllarca toplumun haberciliğini üstlenmiş, ezgiyle desteklenmiş şekil ve tür özellikleriyle günümüze taşınmıştır. Destanlar yeni yurt tutulan Osmanlı coğrafyasında oluşan kültürel değişim ve gelişimin toplumsal dokuya yansıma sürecini yapısal ve işlevsel bakımdan anlaşılmasında ve tahlilinde birinci derecede kaynaklardır. Destanlarda işlenen ne olursa olsun doğrudan doğruya insan ögesi üzerindeki etkilerine değinilir. Destanlar âşığın yaşadığı çağdaki sosyal yapıyı belirlemek açısından önemlidir. Destanlarda toplumun sosyal yapısını, psikolojisini görebiliriz. Bu yönüyle destanlar sosyal tarihe kaynaklık ederler. Destanların arka planında dönemin sosyal, ekonomik çarpıklıkları, yozlaşan değerler karşısında farklı davranış biçimleri sergileyen kişiler vardır

20 Destanların istisnasız tamamının yerine getirdiği yegane işlev halkın yaygın eğitiminin sağlanmasıdır. Bu eğitimin iki boyutundan sözedilebilir. Birincisi toplumda yerleşik durumda olan bilgi ve inançların destanlar tarafından güncelleştirilerek tekrar topluma döndürülmesidir. Aşıklar geleneksel değerleri güncelleştirerek tekrar edip güçlendirmeleri konusunda destanlarının dolayısıyla kendilerinin yaptıkları yaygın eğitimin farkındadırlar

21 Aşık tarzı destanlar içinde Türk ve Müslüman olmayan Ermeni ve Rum aşıkların ürettikleri de dahil olmak üzere Türk sosyo-kültürel yapısını oluşturan sosyal normlarla çatışan veya onları tahkir edip aşağılayan bir tane bile destana rastlanılmaması tamamının mevcut değerleri yeni örneklerle gündeme getiren muhtevaya sahip olmaları geniş kitlelerin eğitiminde oynadıkları rolü ve bu eğitimin mahiyetini göstermektedir.

22 Bu edebiyat anlayışı içinde şiir, en yaygın edebi verimdir. Bu edebiyatın şairleri ‘Hak aşığından mülhem olarak ‘aşık’ adını benimsemişlerdir. Milli veznimiz olan hece ile, sade dil kullanarak çoğunlukla irticali söyledikleri ezgili şiirlerde konular, sosyal hayatın her sahasından olabilmektedir. İçinde yaşadığı toplumun inancından ve değerlendiren beslenen şairler, muhataplarının ilgisine göre bu konuları şiirleştirmişlerdir. Aşık Tarzı şiir geleneği içinde de şairler Hz. Muhammed’e (s.a.s.) olan derin muhabbetlerini sade ve samimi bir şekilde dile getirmişlerdir.

23 Hz. Muhammed’in (s.a.s.) adı anıldığında salavat getirilmesi Kur’an’da “ Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat ederler. Ey iman edenler siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin” şeklinde emredilmektedir. Ayrıca bu durum Peygamberimiz tarafından da tavsiye edilmiştir. Hz. Muhammed’e (s.a.s.) salavat getirmenin faziletiyle ilgili bir çok hadis-i şerif bulunmaktadır.

24 Aşık Ruhsatî de Hz. Muhammed’in (s.a.s.) sünnetini terk etmeyen ve ona salavat getirenlere cennetin vacib olacağını dile getirmektedir: Sıdk u candan isen ümmet Terk etme daima sünnet Vacip olur sana cennet Muhammed’e salâvat ver Ruhsatî

25 Aşık edebiyatında “Badeli Aşık” olarak adlandırılan “şairlerin tamamı, daha önce hiç saz çalmadıkları, şiir söyleme yetenekleri olmadıkları halde gördükleri bir rüya neticesinde ve rüyadan uyanır uyanmaz saz çalmaya ve şiir söylemeye başlayan insanlardır. Rüya, istisnaları olmakla birlikte- on ile yirmi yaşları arası görülür. Genellikle, bir su kenarında, mezarlıkta ve büyük bir üzüntü veya korkudan sonra yatılan uykudan sonra gelir. Söz konusu kişiye rüyasına giren “nur yüzlü, beyaz sakallı” insanlar tarafından “bade” içirilir. Böylece saz çalma ve şiir söyleme yeteneği kazandırılmış olur. Bu esnada bir de kız resmi gösterilerek, evleneceği kişinin bu olduğu, isimi ve yaşadığı yer söylenir.” Bu bade bazen “İki cihan güneşi Muhammed (s.a.s.) peygamberin hatırına içilir

26 Aşık fasıllarında öğütleme (nasihat) bölümünde aşıklar birbirlerine düz ayakla atışarak yol gösterirler. Dinleyenleri bilgilendirmek, bilgi ve marifetleriyla halkı aydınlatmak, nasihat etmek gayesine uygun olarak aynı ölçü ve kafiyeden oluşan dörtlükler aşıklarca karşılıklı olarak söylenir. Bu fasıllarda da Hz. Muhammed (s.a.s.) zaman zaman telmih edilmektedir. Aşağıdaki örnekte Aşık İlhami ile Aşık Feymani’nin öğütleme bölümünde Hz. Muhammed’i (s.a.s.) telmih etmeleri görülmektedir

27 İstiyorsan cemal ile cenneti Daim eyle Yaradan’a minneti Hakk’ın farzı Habibin sünneti El bağla divanda dur güzel güzel Aşık Feymanî: Kur’an rehber olur yoldan şaşkına İlaç olur çaresize düşküne Yaratıldı tüm kainat aşkına Resulü Muhammed yâr güzel güzel

28 Aşık edebiyatı içinde kullanılan muammalar, kapalı bir şekilde söylenen içinde bir isim ya da nesnenin gizlendiği şiirlerden oluşmaktadır. Gelenek içinde aşıklar oluşturdukları muammalarını kahvehane duvarlarına asarak çözümünü kapalı bir zarf içinde güvenilir bir kişiye verirler. Askıdaki muammanın ziyaretçi aşıklarca çözümü beklenirdi. Bazen de aşıklar, bilgilerini bir yarışma şeklinde muammalarla sınarlardı. Muammalarda Hz. Muhammed’in (s.a.s.) isminin baş harfi olam ‘mim’ harfi, onun ismine izafeten kullanılır: Âşık oldum bir mime İnciler dizilmiştir cime O öyle bir cimdir ki Eliften kâf getirir mîme Âşık İmamî Burada mim Hz. Muhammed’i, (s.a.s.) Cim, Cebrâil’i, elif Allâhu Teâlâ’yı ve kâf, Kurân’ı Kerim’i sembolize etmektedir.

29 Aşık Hacı ile Aşık İmami arasında geçen bağlama muamma örneğinde aşık Hz. Muhammed’in (s.a.s.) alemlere rahmet olarak gönderilişine vurgu yaparak onun işinin ne olduğunu sormaktadır: Hacım insanların meyvesi ilim Kalbin arzusunu konuşur dilim Alemlere rahmet gelmiş Resulüm Ol nebi zîşânın işini söyle Aşık Hacı Aşık İmamî de bu soruya şu şekilde cevap verir: İmamî der yaradandır mabudum Ümmet deyi ağlayışın okudum Muhammed Mustafa makam Mahmud’um Şefaat eylemek işi değil mi

30 Aşık şairler bazen de Muhammed (s.a.s.) ismini oluşturan harfleri tek tek sayarak Hz. Muhammed’i (s.a.s.) telmih etmişlerdir: Etme ey Âşık Ömer sevdâ-yı dildâra heves Komadı bir dem elinden dâmen feryâd res İsm ü resmi dilberin gitmez dilimden bir nefes Mim i sâd u tâ vu fâ vü yâyı gözlerin Aşık Ömer

31 Hz. Muhammed (s.a.s.) sevgisi toplumumuzda o denli yaygındır ki Türk toplumu içinde yaşayan Ermeni şairler Hz. Muhammed (s.a.s.) ve dört halife hakkında nâ’tlar yazmışlardır. Bu şairlere Ermeni Aşık İzanî’nin şu dörtlüğü örnek olarak verilebilir: Kendi nurundan yarattı aleme kıldı nebi İki cihanın serveri ol bizim sultanımız Dört kitabın dördü haktır yalan diyen küfr olur İncil İsa Zebur Tevrat ol güzel Furkânımız

32 Hz. Muhammed (s.a.s.) hatırına yapılan dua ve taleplerin kabul olacağı düşüncesinden hareketle Aşık tarzı Türk şiirinin güçlü temsilcilerinde Karacaoğlan da sevgilisine seslenirken Hz. Muhammed’in(s.a.s.) aşkına taleplerinin yerine getirilmesini istemektedir: Önü öte giden güzel Dön Muhammed’i seversen Seni bana küskün derler Gel Muhammed’i seversen

33 Hz. Muhammed’in (s.a.s.) şefaati kulların cehennem azabından kurtulmalarına vesile olacaktır. Şiirlerde de şefaat beklentisi başka bir tarzda ifade edilmiştir. Şairler, genellikle günahkar olma, hallerinden memnun olmama, korkarak Hakk’a sığınma gibi hallerden sonra şefaat beklentisini işlemişlerdir. Onların “ şefaat- kânı ” kurtarıcıları Hz. Muhammed’(s.a.s) dir. Şenliğem hizmet etmedim daim bir tarikata Uup iblis yığvasına çoh ettim cürm ü hata Şefaat ya Resûlullah muhtacım mağfirete İsyanım hadden aşıptır çoh günâ günahkar olmuşam Aşık Şenlik

34 Şairler milletlerin duygu ve düşüncelerini yansıtmaktadırlar. Osmanlı toplumu içinde Hz. Muhammed (s.a.s.) sevgisi etrafında gelişen padişahların öncülüğünde Receb ayında İstanbul’dan Harameyn’e gönderilen hediyelerden oluşan, mahalle mahalle dolaşarak halkın da teveccühüne sunulan sürre alayları, Osmanlı Devletinde yaşayan Hz. Muhammed’in (s.a.s.) soyundan gelen seyyid ve şeriflerin kaydını tutan onları onure eden nakîb’ül- eşraflık kurumu, padişahların Hz. Muhammed’i (s.a.s.) öven şiirler yazması tabii olarak toplumda Hz. Muhammed (s.a.s.) sevgisinin oluşmasında önemli rol oynamıştır

35 Doğumdan, sünnet törenlerine, evlenmelerden ölümlere kadar uzanan bütün geçiş dönemlerinde okunan mevlidler, çocuklara verilen Hz. Muhammed’in (s.a.s.) isimleri ona duyulan sevginin açık delilleridir. Halkın duygularını en yalın şekilde yansıtan halk şairleri de bu samimi sevgiye tercüman olarak bu sevgiyi şiirleştirmişler, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) ismiyle şiirlerini güzelleştirmişlerdir.

36 Etkili ve önemli bir rehberlik kaynağı olan edebiyattan, eğitimcilerimiz yaygın eğitimde yeterince yararlanmalıdır. Nasihat destanları örneğinde görüldüğü gibi bir çok halk edebiyatı metinlerimiz okul öncesi, ilköğretim ve lise çağı ve halk eğitimi seviyelerine göre uyarlanabilir. Metin incelemeleri yoluyla eserde kullanılan atasözü, deyim vb. söyleyişler çocuklara kavratılarak metnin anlaşılırlığına katkı sağlanır ve metinlerdeki dil ve söyleyişler geleceğe taşınabilir. Dilbilgisi vb. Türk dili ve edebiyatı konularının öğretiminde kullanılan örnekler, özellikle halk edebiyatı metinlerinden seçilerek öğrencilerde asıl metne karşı bir ilgi uyandırılabilir. Özetle; zengin edebi kaynaklarımızın farkına varılmalı ve bunlardan alınacak ilham, gerek büyükler gerekse çocuklar için oluşturulacak her türden eğitim ve sanat alanına yansıtılmalıdır.


"Halk Şiirinin Sosyalliği ve Bir Eğitim Aracı Olarak İşlevi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları