Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

NAZIM, MANZUME, MANZUM ESER Ruhumda gizli bir emel mi arar Gözlerime bakıp dalan gözlerin? Aklıma gelmedik bilmece sorar Beni hülyalara salan gözlerin!

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "NAZIM, MANZUME, MANZUM ESER Ruhumda gizli bir emel mi arar Gözlerime bakıp dalan gözlerin? Aklıma gelmedik bilmece sorar Beni hülyalara salan gözlerin!"— Sunum transkripti:

1

2 NAZIM, MANZUME, MANZUM ESER

3 Ruhumda gizli bir emel mi arar Gözlerime bakıp dalan gözlerin? Aklıma gelmedik bilmece sorar Beni hülyalara salan gözlerin! Nigâhın gönlüme, ey peri peyker! Leyâl-i hasretin hüznünü döker; Karanlıklar gibi yığılır çöker İçime yer edip kalan gözlerin! GÖZLERİN

4 Huzûrunda bazen benliğim erir, Tavrın hulûsumdan şüphe gösterir, Bazen de ne olmaz ümitler verir Sabr u karârımı alan gözlerin! Gamzende zahir, ey ömrümün vârı! füsûn-ı hüsnünün bütün esrârı, Neşr eder âleme reng-i bahârı Koyu menekşeye çalan gözlerin !

5 Sihirdir, şüphesiz,bütün bu şeyler; Bakışın zihnimi perişan eyler, Bana aşık elinden efsâne söyler, Aşka inanmayan yalan gözlerin. Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI KELİMELER Füsûn-ı hüsn:Güzellik büyüsü. Nigâh:Bakış Hulûs:Gönül temizliği Peyker:Yüz Leyâl-i hasret:Hasret geceleri Zâhir:Var olan

6 NAZIM: ‘ Gözlerin’ başlıklı metin kuruluşu, üslubu ve şekil özellikleri bakımından nesirden farklı bir yapıya sahiptir. Buna nazım diyoruz. Nazım, sıra, düzen, dizmek anlamlarına gelmektedir. Bu kelimenin edebiyattaki anlamı ise ‘vezinli, kafiyeli anlatım şekli’ demektir. Şu halde mısralardan meydana gelen vezinli ve kafiyeli anlatım şekline nazım denir.

7 MANZUM ESER : Nazım tarzının özelliklerini taşıyan genellikle uzun sayılabilecek eserlere manzum eser denir.Klasik edebiyatımızda önemli yer tutan mesneviler,terkîb-i bent ve tercî-i bent gibi uzun nazım şekilleri birer manzum eserdir. Günümüzde ölçüsü ve kafiyesi olmayan manzum eserler de yazılmaktadır.Böylece ölçünün ve kafiyenin Nazma vereceği ahenk,kelimelerin yan yana getiriliş şekli ve mısraların birbirine bağlanmasındaki akılcılıkla sağlanacaktır.

8 MANZUME: Vezin ve kafiye gibi kurallara uyularak yazılmış kısa eserlere manzume denir. ‘Gözlerin’ adlı metin,şekil yönüyle bir manzumedir.Metin dörder mısralık bentlerden oluşmuş ve mısra sonlarındaki seslerin benzerlik göstermesine dikkat edilmiştir.Uzun olsun kısa olsun bu eserlerin sanat değeri taşıyanlarına şiir diyoruz.Şu hâlde her şiir bir manzumedir; ama her manzume şiir değildir.Şiiriyet bir manzumenin insan ruhu üzerinde etkili olma hâlidir.Bu etkileme gücü,dilin imkânlarını iyi kullanma ve nazım sanatlarından faydalanmayı bilmekle kendini gösterir.

9 ŞİİR VE UNSURLARI

10 a)ŞİİRİN ŞEKİL ÖZELLİKLERİ NAZIM BİRİMİ: Bir manzumede anlam bütünlüğü taşıyan en küçük parçaya nazım birimi denir. Nazım birimi,en az iki mısra olmak üzere üç,dört,beş veya daha fazla mısradan oluşabilir. MISRA(Dize):Bir nazımın her satırına mısra denir.Bazı mısralar dilbilgisi açısından da tamamlanmış bir cümle niteliğinde olur.Klâsik edebiyat şairleri,mısraya çok önem vermiştir.Şiir

11 içerisindeki en güçlü mısraya mısra-ı berceste adı verilmiştir.Şairler bütün mısraların bu nitelikte olmasına çalışmışlardır. (Eğer maksat eser vermekse güzel bir mısra yeterlidir) Bu anlayışa bağlı olarak bazı şairler tek mısradan ibaret olan şiirler de yazılmıştır.bu tür mısralara âzâde denmiştir. BEYİT:Aynı ölçüyle söylenmiş ve anlamı birbirini tamamlayan iki mısra beyit adını alır.Klâsik edebiyata ait birçok nazım şeklinde nazım birimi beyittir.Yahya Kemâl Beyatlı, Klasik türk şiirini günümüze uyarlamaya çalışan bir şairimiz olduğu için,şiirinin çoğunu beyitlerle oluşturmuştur.

12 Klasik edebiyatta,mısra gibi beyite de önem verilmiş ve az da olsa tek beyitten oluşan şiirler yazılmıştır.Bu beyitlere müfret denir. KIT’A ve BENT:Bir manzumenin her bir bölümüne kıt’a veya bent denir.:Beyit ve dörtlükte mısra sayısı belli olduğu hâlde bendin mısra sayısı değişebilir.Bazen birkaç beyitten oluşan bölüme de bent denir.Esasen bent,nesir türündeki paragrafın nazımdaki karşılığıdır.

13 MUHTEVA UNSURLARI: KONU:Edebiyatta, üzerinde söz söylenen,fikir yürütülen yazı yazılan herhangi bir olay;düşünce veya duruma konu denir. Bir eser tek konuyla sınırlı kalmayabilir.Ama işlenen konulardan biri ağırlık noktasını teşkil eder. TEMA:Şiirde dile getirilen duygu,düşünce hayallere tema denir.Şiir bir düşünce yazısı olmadığı için tema sözünden daha çok eserde dile getirilen duygu ve hayali anlamalıyız.

14 Şu halde şiirde muhtevayı şu unsurlar oluşturur. a)Konu, b)Konuyla birlikte ele alınan ve onu tamamlayan diğer konular, c)Tema ŞİİR VE UNSURLARI Şiir; müzik gibi güzel sanatların bir kolu sayılabilir. Bütün güzel sanatlar,din törenlerinden doğmuştur. Eski toplumlardaki din törenlerinde,müzik,raks ve şiir birbirinden ayrılmazdı.Türklerde ozan,hem

15 müzisyen hem oyuncu hem de şairdi.Bugünkü saz şairlerinin sazlarıyla birlikte söylemeleri;bazı toplumlarda şiirin şarkı gibi okunması,bu başlangıcın doğruluğuna birer kanıttır. Dar anlamda şiir,manzum eserlere verilen addır.Gerçek şiir öbür sanatlarda olduğu gibi bir güzelliğe ulaşmak ister;onda estetik biçim ve söyleyiş uyumu aranır.Her manzume şiir olamaz.Şiir,’zengin imge ve simgelerle,ritimli sözlerle,seslerin uyûmlu kullanımıyla ortaya çıkan yazısal anlatım biçimi’ diye tanımlanır. Şiirin en önemli öğesi sözcüktür.Sözcüklerin dizilişi yani söyleyiş,şiirin temel öğesidir.Ölçü,uyak,düşünce,

16 duygu... şiirin kuruluşunda yerine göre önemli olan öğelerdir.Şiirde bunların bazen biri,bazen öbürü üstün bir durum olabilir;ama hiçbiri tek başına şiiri oluşturamaz. Şiiri oluşturan dizelerde,düz yazının aksine uyumlu ya da sanatlı sözler,söyleyişler yer alır.Bu tür söz ve söyleyişlere edebî sanatlar denir.Bu söz ve edebiyat sanatlarından başlıcaları şunlardır: Benzetmeler (teşbih),mecaz,mecaz-ı mürsel,tenasüp, kinaye,hüsnütalil,tecahülüarif,teşhis,tezat,mübalağâ... Her toplumun,her akımın,her şairin,dahası her okurun aradığı bir şiir görüşü,şiir anlayışı vardır.

17 Şiir,yazıldıkları dildeki özü ve tadı yansıttığı için ulusal bir nitelik taşır.Şiir,öteden beri belirli niteliklere göre;didaktik,lirik,pastoral,epik,dramatik adlarıyla beş türe ayrılmaktadır. Didaktik (öğretici) şiir:Öğreticilik ve düşünce öğesi üstün olan şiir ve manzumelerdir.Fabl,yergi,manzum öykü,manzum fıkra bu türe girer. Lirik şiir:Şiirler,eski Yunan’da Lyra adı verilen bir sazla söylenirdi.Lirik sözü buradan gelir.Bunlar aşk şiirleri ve özellikle duygulu şiirlerdi.Bugün daha çok duygulu nitelik taşıyan şiirlere denir.

18 Pastoral şiir:Eski Yunan ve Latin edebiyatlarında idil ve eglog adı verilen iki çeşit pastoral şiir vardır.İdil,kır ve doğa sevgisini;eglog ise karşılıklı konuşmalarla çoban yaşamını dile getirir.Bugün daha çok idil niteliğini gösteren pastoral şiir örnekleri vardır. Epik şiir:Epik,Yunanca epos sözcüğünden gelir.Yurt sevgisi,inanç ve insanlık gibi temaların yiğitlik duygusuyla birleştiği şiirlere denir.Lirik şiirden sonra gelişen bir türdür. Başlangıçta bütün toplumlarda gözükür.İçinde yiğitlik teması bulunan kısa şiirler de genel olarak epik şiir sayılabilir.

19 Dramatik şiir: Manzum tiyatro eserlerindeki şiire dramatik şiir adı verilir.Eski Yunan’da klâsik edebiyatlarda yazılmış trajedilerde bu şiirin en güzel örnekleri görülür. ŞİİR Şiir kalpten geçen bir hâdisenin lisan (dil) hâlinde tecelli edişidir (görünüşüdür);hissin birden bire lisan oluşu ve lisan hâlinde kalışıdır. Düşündüklerimizi vezinle ve lisanla ifâde edişimiz şiir değildir.Bir mısranın şiir olup olmadığı âşikâr (açık) dır.Derûnî (iç) ahenk ile ifade edilmişse şiirdir.Fakat duyulmaksızın yalnız vezin ve lisan mümâresesiyle (alışkanlık,yatkınlık) söylenen söz şiir olamaz.

20 Şiir bir nağme (ahenk,ezgi) dir.Lâkin Frenklerin (Avrupalıların) kuğu namesi dedikleri çok nadir ve hâlis (saf ) bir cevherdir.Bu nağmeyi ifade etmek için vezin ve lisân ancak ve ancak bir alettir. Şiirde nefes ve ses iki unsurdur.Mısranın ayakları yerden kopmazsa yahut en hafif bir kulağı bir ses gibi doldurmazsa hâlis bir şiir değildir. Benim için mısra için günlerce,haftalarca durmak zarûreti hâlis olmuştur.Bu tarz uğraşış,bana gittikçe şiirin keşfedilmesi güç bir cevher olduğu duygusunu verdi. Şiir duygusunu lisan hâline getirinceye kadar yoğurmak ve en çok toplu bir madde hâline sokmak,o kadar mısra güya (sanki) hissin ta kendisi imiş gibi

21 karie (okuyucu) bir vehim vermek... İşte bunu özlüyorum. Yahya Kemal BEYATLI (Edebiyata dâir,İst.Fetih cemiyeti Yay.İst.1984) ŞİİR Şiir, kelimelerde güzel biçimler kurmak sanatıdır, başka bir çağrışımı,bir gölgesi,hattâ bir rengi ve tadı olan nesnedir.Kelime insanoğlundan haber verir.Kelime boş bir kalıp değil ki,ozanın duyguları,düşünceleri,hayalleri,dünya görüşü,felsefesi,kişiliği her şeyi şiirde belli olur.Şu var ki,kelimeleri tanımak,sevmek,okşamasını bilmek gerek.Hangi kelime hangisiyle yanyana geldiğinde nasıl bir ışık ortaya çıkar?Bunu bilmek gerek.

22 Şiir, böylece hür ve marifet işi oluyor.Öyledir de.Ata binmek,ok atmak,elbise dikmek,kundura yapmak hatta boyamak ne ise,şiir de odur;yani ustalık ve uzmanlık işi.En zengin malzeme kötü bir şairin elinde berbat olup gider.Tıpkı çok iyi bir İngiliz kumaşının kötü bir terzi elinde çarçur olup gitmesi gibi.Sanat,terzilikte olduğu gibi,makas kullanmayı bilmektir.Makasdar olmak gerek. Cahit Sıtkı TARANCI (Ziya’ya mektuplar,İst. 1957)

23 ŞİİR Şiir,ne bir hakikat habercisi,ne güzel konuşan bir insan,ne de bir kanun koruyucusudur.Şairin dili nesir gibi anlaşılmak için değil,hissedilmek için vücut bulmuş musiki ile söz arasında ama sözden çok musikiye yakın ortalama bir dildir.Nesirde üslûbun oluşması için kaçınılmaz olan unsurların hiçbiri şiirde yoktur.Nesir ile şiir bu bakımından birbiriyle ilgili olmayan iki ayrı yapıdır.Nesrin kaynağı akıl ve mantık,şiirin ise idrak sınırları dışında gizliliği ve meçhulün geceleri içine gömülmüş aydınlık sularının ışıkları,arada bir his ufuklarına yansıyan kutsî ve isimsiz bir membadır. Ahmet HAŞİM

24 AHENK:Bir sözün kulağa hoş gelmesi,dinleyici üzerinde musiki etkisi yapmasıdır. ÖLÇÜ (vezin):Bütün mısraların aynı ses değerine sahip olması ve aynı uzunlukta olması için uyulan kurala edebiyatta ölçü veya vezin denir. Bizim edebiyatımızda,hem hece ölçüsü,hem de aruz ölçüsü kullanılmıştır.Hece ölçüsü,her mısradaki hece sayısının denk olması esasına dayanır.Aruz ölçüsü ise seslerin uzunluğuna ve kısalığına dayanan bir ölçü sistemidir.

25 KAFİYE (UYAK): Dörtlüklerde görüldüğü gibi,mısra sonlarındaki birbirinden farklı kelimelerde görülen ses benzerliğine kafiye denir.Mısra sonlarında bulunan aynı görevdeki ses,ek ve kelime tekrarına ise redif denir.Kafiye,görevleri birbirinden farklı ses ve eklerle yapılır.Aynı görevdeki sesler ve ekler ise redifi oluşturur. Kafiye Türk şiirinin en eski örneklerde bile bir ahenk unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.Ancak 1940’lı yıllarda ‘ölçü ve kafiye kuralların şaire duygularını anlatmakta ayak bağı olduğu’ görüşü ortaya atılmış ve başta Garipçiler (Orhan Veli Kanık,Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu) olmak üzere birçok şair,şiirde

26 Ahengi başka yollarla sağlamayı tercih etmişlerdir.Bu görüş günümüzde de birçok şair tarafından benimsenmektedir. KAFİYE ÇEŞİTLERİ:Kafiyeler, birbirine benzeyen seslerin sayısına göre dört çeşittir: a)Yarım Kafiye:Oluşma yerleri birbirine yakın olan ünsüzlerde yarım kafiye sayılır. b)Tam Kafiye:Biri ünlü diğeri ünsüz olmak üzere iki sesin benzerliği ile oluşan kafiyelerdir. c)Zengin Kafiye:En az üç sesin benzerliği ile oluşan kafiyeye zengin kafiye denir. d)Cinaslı (Cinas) Kafiye:Aynı seslerden oluşan fakat farklı anlamları karşılayan kelimelerle yapılan kafiyeye cinaslı kafiye denir.

27 DİZİLİŞİ BAKIMINDAN KAFİYE ÇEŞİTLERİ: Kafiye çeşitleri kelimelerin dizilişi bakımından üçe ayrılır: a)Düz Kafiye:Kafiyeli kelimeler aaxa veya aaab şeklinde sıralanmışsa buna düz kafiye denir. b)Çapraz Kafiye:Kafiyeli kelimeler abab şeklinde sıralanmışsa bu çapraz kafiye denir. c)Sarma kafiye:Kafiyeli kelimeler abba şeklinde sıralanmışsa bu sarma kafiye denir.


"NAZIM, MANZUME, MANZUM ESER Ruhumda gizli bir emel mi arar Gözlerime bakıp dalan gözlerin? Aklıma gelmedik bilmece sorar Beni hülyalara salan gözlerin!" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları