Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

EKONOMİK BÖLÜŞÜMDE KADIN Doç.Dr.Asuman Altay DEÜ, İİBF.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "EKONOMİK BÖLÜŞÜMDE KADIN Doç.Dr.Asuman Altay DEÜ, İİBF."— Sunum transkripti:

1 EKONOMİK BÖLÜŞÜMDE KADIN Doç.Dr.Asuman Altay DEÜ, İİBF

2 Bölüşüm, insanlar tarafından doğada var olan kaynakların kullanılması, geliştirilmesi ve biçimlendirilmesi ile ortaya çıkan oluşumların yine toplumu oluşturan bireylerce paylaşılmasıdır.

3 Toplumu oluşturan bireyler arasındaki cinsiyet farklılığı kaynak ve gelirin dağılımında ve bölüşümünde de farklılıkları barındırmaktadır. Dünya genelinde baktığımızda kaynakların gerek mülkiyetinde ve gerekse kullanımında “erkek”lerin egemen bir güç olduğunu görüyoruz. Bu yapı büyük ölçüde, ilk çağdan itibaren kadın ve çocuklar için ev dışı sorumluluklar kapsamında yiyecek ve gelir temin eden, koruyan kollayan bir görevi erkeğin yerine getirmesinden kaynaklanmaktadır.

4 Günümüzde kadın toplam dünya mülkiyetinin ancak %1’ine sahiptir. Bunun yanında son yılların en önemli küresel konusu olan “yoksulluk” kapsamında yer alan ve dünyanın en yoksul bir milyar nüfusunun beşte üçü(600 bin) kadınlardan oluşmaktadır(UNDP, 2006). Kadınların farklı iş kollarındaki dağılımı ve statüleri de diğer göstergelerden çok farklı değildir.

5 Türkiye genelinde bakıldığında istihdama katılan kadınların %58.5’i tarım sektöründe, %12.9’u sanayi sektöründe, %28.6’sı ise hizmetler sektöründe faaliyet göstermektedirler. İşveren kadın olarak bakıldığında her 100 kadından yalnızca 13’ünün kendi hesabına ve işveren olarak çalıştığı görülmektedir. Bunun yanında %38’i ücretli ve yevmiyeli çalışırken, %49 gibi büyük oranda ücretsiz aile işçisi olarak çalıştıkları ortaya çıkmaktadır.

6 Ülkemizde yukarıda işaret edilen ekonomik istikrarsızlık kaynakları ve sıklıkla yaşanılan “kriz” süreçleri ne yazık ki “kayıt dışı” ekonomiyi artırmaktadır. Özellikle kadınlar açısından istihdam alanında önemli bir kayıt dışılık ve sosyal güvensizlik söz konusudur. Öyle ki %71 oranında çalışan kadınlar arasında sosyal güvenlik kapsamında yer almamış bir oran mevcuttur. Bu oranın büyük çoğunluğunu da aile işçisi kadınlar ile kendi hesabına (çoğunlukla evinde fason veya parça başı üretim yapan kitle)oluşturmaktadır.

7 Bir ülkede kaynakların dağılımı ve bölüşümü kamu ve özel sektör tarafından birlikte yapılmaktadır. Küreselleşme sürecinde bu yapı daha piyasa ağırlıklı olmakla birlikte kaynakların dağılımının düzenlenmesinde ve kontrolünde piyasa güçlerine yardımcı olacak şekilde devlet tarafından yerine getirilmektedir. Özellikle sosyal ve kültürel konularla riskli kesimlerin risklerinin azaltılmasında ve yardım ve yeniden kazandırma programları devlet tarafından üstlenilmektedir.

8 Ülkemizde de bu kapsamda faaliyet gösteren önemli kamusal kurumlar faaliyet göstermektedir. Türkiye’de Sosyal Hizmet üreten temel siyasi ve idari kurumlar arasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü, SSK ve Belediyeler gibi sosyal hizmet ve yardım sağlayan kurumlar sayılabilir. Özellikle SHÇEK ve SYD yerel düzeyde örgütlenmiş olduklarından halka doğrudan hizmet sunabilmektedirler.

9 Kamu kurumları içinde doğrudan kadına yönelik proje üreten Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü BM’ler ve Dünya Bankası ile birlikte yürüttüğü birçok proje ile kadının toplumsal gelişimine önemli katkılarda bulunmaktadır yılında kurulan Genel Müdürlük 6 Kasım 2004 tarihinde Teşkilat Yasasına kavuşmuştur. Kurum eşitlik içinde, sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi alanlarda hak ettikleri statüyü kazanmaları amacı ile çalışmalar yapmaktadır.

10 KADININ TOPLUMSAL BÖLÜŞÜM SORUNLARININ GİDERİLMESİNE YÖNELİK BAZI FAALİYETLER TOPLUMSAL CİNSİYETİ GÖZETEN BÜTÇELEME (GENDER BUDGETİNG)

11 Birleşmiş Milletler Kadın Kalkınma Fonu(UNİFEM) kadınların güçlendirilmesi ve cinsiyet ayrımcılığının azaltılması için çalışmalar yapmaktadır. UNİFEM 1996 yılında önce Güney Afrika’da daha sonra Doğu Afrika, Güney Doğu Asya ve Orta Amerika’da “Toplumsal Cinsiyeti Gözeten Bütçeleme (Gender Budgeting)” çalışmalarına başlamıştır.

12 TÜRKİYE’DE BÜTÇE İMKÂNLARININ KADINLAR LEHİNE DÜZENLENMESİ Türkiye’de bütçe imkânlarının kadınlar lehine düzenlenmesi çalışmaları henüz çok yeni bir düşünce olarak dile getirilmektedir. Bu konuda özellikle Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü çalışmalar yapmaktadır. Özellikle son yıllarda Sağlık Bakanlığı anne ve çocuk ölümlerini azaltmak üzere ve doğum kontrol yöntemlerine ilişkin önemli hizmetler üretmektedirler. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı ve Dünya Bankası’nın katkıları ile “Haydi Kızlar Okula” kampanyası Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesinde sürdürülmektedir. Yapılan yardım ailede kadına teslim edilmektedir. Sözü edilen sosyal kurumlar bünyesinde özellikle SHAÇEK “kadın konuk evleri”, “toplum merkezleri” ve “aile danışma merkezleri” ile çok önemli kadın ve gençlere yönelik faaliyetler sürdürmektedir.

13 Genel Bütçe kapsamındaki Kamu İdarelerinin Ödeneklerine bakıldığında “kadına yönelik kısmen hizmetler üreten “Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü; Sosyal Hizmetler ve Ç.E.K. Genel Müdürlüğü” ile kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal yaşamdaki konumlarını güçlendirmek, hak, fırsat ve imkânlardan eşit biçimde yararlanmalarını sağlamak üzere kurulmuş olan Başbakanlığa bağlı “Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü”ne ayrılan paylar çok yüksek değildir.

14 Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kampanyası Kadının Statüsü Genel müdürlüğü Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacı ile birçok Bakanlık ile işbirliğine gitmiştir. Bu kapsamda İç İşleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli savunma Bakanlığı sayılabilir. Ayrıca, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere birçok uluslar arası sosyal be kadın odaklı çalışmalar yürüten kurumlar ile özellikle ülkemizde önemli bir sorun alanı olan “kadına karşı şiddetin önlenmesi”ne yönelik ortak çalışmalar yürütülmektedir.

15 HAYDİ KIZLAR OKULA KAMPANYASI Her vatandaşın zorunlu eğitim hakkından yararlanması, eğitimde fırsat ve imkan eşitliğinin sağlanması, eğitime erişimdeki engellerin ortadan kaldırılması Milli Eğitim Bakanlığının temel görevidir.

16 Milli Eğitim Bakanlığı ile UNICEF arasında imzalanan protokol gereği 17 Haziran 2003 tarihinde okullaşma oranlarının en düşük olduğu 10 il’de (Ağrı, Batman, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Van İllerinde) başlatılmıştır. Kampanya ilk yılında kız çocuklarının okullulaşma oranlarının en düşük olduğu 10 doğu ve güneydoğu ilinde başlatılmıştır.

17 Tüm kampanya çalışmaları süresince Türkiye genelinde kız çocuğunun okullulaşmadığı tespit edilmiş, illerde yapılan çalışmalar sonucunda bunların %81’i ( kız çocuğu) okullulaştırılmıştır. Ancak tespit edilen (%19luk kısım) kız çocuğunun eğitim sistemine kazandırılma çabaları sürdürülmektedir.

18 Kampanya’nın finansmanı ağırlıklı olarak, “şartlı nakit transferi fonu”ndan sağlanmaktadır. Şartlı Nakit Transferi, temel sağlık ve eğitim hizmetlerine tam olarak erişmelerini teşvik etmek için nüfusun en yoksul %6’lık kesimini hedef alan temel bir sosyal güvenlik ağıdır. Kampanyaya ayrıca UNİCEF ile bazı özel şirketler destek vermektedirler.

19 YENİ BİR SOSYAL HİZMET YAKLAŞIMI OLARAK MİKRO KREDİ UYGULAMASI

20 1980’li yılların başlarında, devlet bankaları ve finans kuruluşlarının dışındaki, mikro finansman kuruluşları kırsal kesimdeki yoksul insanlara finansal hizmet sunmaya ve küçük miktarda kredi vermeye başlamışlardır.

21 Mikro finansman, resmi finans kuruluşlarına erişim olanağı bulunmayan (ya da resmi finans kuruluşlarının hizmet sunmadıkları veya eksik hizmet sundukları) yoksul ailelerin üretici faaliyetlere girişmelerine, çok küçük işletmelerini büyütmelerine, tüketimlerini stabilize etmelerine yardımcı olmak amacıyla, çok küçük meblağlarda kredi (mikro kredi) sağlanması ve tasarruf hesabı açılması gibi küçük ölçekli finansal hizmetler temin edilmesi olarak tarif edilir. Bu kredilerin hedef kitlesi özellikle yoksul kadınlardır.

22 Mikrofinansmanın müşterileri — hane halklarının kadın reisleri, emekliler, yerlerinden edilen insanlar, maaşları azaltılan işçiler, ve mikro girişimciler. Ayrıca; en yoksullar, çok yoksul, orta derecede yoksul ve risklere karşı hassas fakat yoksul olmayanlar olarak dört yoksulluk seviyesine indirgenebilir.

23 1970'lerde, Bangladeş, Brezilya ve diğer birkaç ülkede uygulanan deneysel programlar mikro işlere yatırım yapmalarını sağlamak üzere yoksul kadın gruplarına küçük krediler vermişlerdir. Bu tip mikro girişim tipi, bir grubun her bir üyesinin bütün üyelerin geri ödemelerini garanti altına aldığı bir yardımlaşma grubu esasına dayalıydı.

24 Dünya Bankası şu anda 7000'in üzerinde mikrofinans kuruluşunun, gelişmekte olan ülkelerde 16 milyonun üzerinde insana hizmet sunduğunu tahmin etmektedir. Bu kuruluşların tüm dünyada elde ettiği toplam nakit ciro 2.5 milyon Amerikan Doları olarak öngörülmekte ve potansiyel artış göze çarpmaktadır

25 –Programları diğer kurumlar tarafından yaygın bir biçimde örnek olarak alınan, Bangladeş'teki Grameen Bankası, aşırı yoksul kişilere kredi sağlamayı amaçlamaktadır. Bankanın kriterlerine uyan ve kredi hakkından yararlanan kişilerin yüzde 94'ü kadınlardan oluşmaktadır. Grameen Bankası'nın kredi kullanıcılarının yüzde 98'i ödemelerini muntazam biçimde yapmaktadırlar. Banka, her ay 30 milyon Amerika Doları'nı 1.8 milyon ihtiyaç sahibine ödünç Çalışmalar, Bangladeş'in en yoksul kesiminin sadece yüzde 4'ünün, herhangi bir kredi sisteminden faydalanmadan ekonomik olarak kendisini yoksulluk sınırının üstüne taşıyabildiğini göstermektedir.

26 Mikrokredi programlarının etkileri üzerine 24 ülkede yapılan araştırmalar, bu yolla hane halkının gelir seviyesinin önemli bir derecede arttığını göstermektedir. Bu artışlar, genellikle krediyi alan kişinin işinde ortaya çıkarak dolaylı yoldan hane halkının gelirini etkilemektedir.

27 TÜRKİYE’DE MİKRO KREDİ UYGULAMALARI

28 Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre Türkiye'de yaklaşık 16 milyon insan yoksulluk sınırının, yaklaşık 646 bin kişi de açlık sınırının altında yaşamaktadır. Bu insanların ticari bankalardan kredi alma imkanları bulunmamaktadır. Mikro kredi uygulaması kapsamında teminat, kefalet gösterme, icra ve mahkeme prosedürü olmadan kredi verilmesi söz konusu olmaktadır.

29 Türkiye'de ilk olarak 2 mikrokredi uygulaması söz konusudur. Projenin Türkiye’deki ilk uygulaması ise Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı tarafından Marmara deprem bölgesinde başlatılmıştır. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı-KEDV- tarafından Haziran 2002’de Maya adı ile Türkiye’nin ilk mikro kredi kurumu kurulmuştur. Şu an Kocaeli, İstanbul ve Sakarya Düzce’de üç Şubesi bulunmaktadır. Amacı evinde, tezgahında ya da dükkanında kendi işini yapan ya da bir iş kurmak isteyen dar gelirli kadınlara maddi destek vermektir

30 İkincisi ise, Diyarbakır Valiliği, İsrafı Önleme Vakfı ve Grameen Bank'la birlikte uygulanan Diyarbakır ve Bismil'deki mikrokredi uygulamasıdır. Ayrıca Urfa’da da benzer bir uygulama görülmektedir. Bu krediler ülkemizde de sadece kadınlara yönelik sunulmaktadır. Amaç gerçekten yoksulluk ve yoksunluk içine düşmüş kadınlara iş kazandırarak yardımcı olmaktır. Yörenin özelliklerine göre Diyarbakır'da en yüksek kredi miktarı 500 YTL, Marmara Bölgesi'nde 750 YTL dir. Her 2 uygulamada da kredi alan kadınların, yalnız çalıştıkları gözlenmektedir. İkinci bir kişiyi istihdam edebilenlerin sayısı çok düşü bir seviyededir.

31 Dünya Bankası'ndan sağlanan 6 milyon YTL kredi ile bugüne kadar 5 bin kişinin iş sahibi yapıldığı bilinmektedir.

32 . Mikrokredi 100 YTL ile 2 bin YTL arasında değişmektedir. Geri ödemeler krediyi aldıktan bir hafta sonra başlamakta ve 46 haftaya bölünerek ödenmektedir. Kredilerin geri ödenmemesine karşı bir yaptırım bulunmamaktadır. Kredi alan kadınlar gruplar oluşturup, her hafta bir evde toplanmakta ve aralarında bir paylaşım ile moral deneyim paylaşabilmektedirler. Ayrıca proje görevlileri bu toplantılarda geri ödemeleri toplamaktadırlar.

33 Son çıkarılan yasal düzenlemelerden biri olan tarih ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6. maddesinde; ‘sosyal hizmet ve yardımlar’, ‘yoksullara mikro kredi verilmesi’, ‘çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları’ konularının il özel idaresinin görev alanı içerisinde de yer aldığını görmekteyiz sayılı il özel idaresi kanununda sosyal hizmetlere ilişkin asıl dikkati çeken yenilik ise mikro kredi uygulamasıdır.

34 Türkiye’de “Fakirbank” ya da “Damlabank” olarak kurulması düşünülen mikro kredi uygulaması yapacak bankanın, hırsızlık, kapkaç, cinsel suçlar, çetecilik, gasp hatta terör suçlarının azaltılmasında da büyük rol oynaması beklenmektedir. Banka, sınırlı mevduat toplayarak sadece dargelirlilere 100 YTL’den 30 bin YTL’ye kadar, mini taksitlerle geri ödemeli mikrokredi vermeyi amaçlamaktadır.

35 Mikrokredinin en düşük başlangıç miktarının 100 YTL olması düşünülmektedir. Kredinin verilmeye başlandığı ilk yılda tahsis edilecek miktar 2 bin YTL’yi aşamayacaktır.

36 Yabancı para cinsinden kredi verilmesi düşünülmezken, teminatsız ve kefaletsiz de kredi verilebilecektir. Çalışamayacak durumda olan yaşlı, hasta ve özürlülere ise hibe yardım yapılması planlanmaktadır.

37 Yoksulluğun azaltılmasının hükümet stratejisi olması ve kamu yararını sağlayacak kararlar alınması için 11 üyeli yönetim kurulunun iki üyesini hükümetin ataması planlanırken bu üyelerden birinin özellikle fakirliğin azaltılmasında gayret gösteren bir kadın olması istenmektedir. Yönetim kurulunda mikrokredi uygulamalarını 110 ülkeye yaygınlaştıran Nobel Barış Ödülü sabihi Bangladeşli Muhammed Yunus’un da görev alacağı bu oluşum ile yoksulluğun azaltılmasında önemli bir stratejik adım atılmış olacaktır.

38 SONUÇ YERİNE Bir toplumda toplumu oluşturan bireyler arasında cinsler arası ayrımcılığın önlenmesine yönelik çabaların “kadın sorunlarına” indirgenmesi ve bu sorunların çözümünün de kadınlara bırakılması ne yazık ki konunun çok dar ve etkinsiz olarak ele alınmasına yol açmaktadır. Konunun geniş kitlelerce ve cinsiyet gözetmeksizin ele alınması gerekmektedir.

39 “kadın temelli” program ve politika uygulamalarını içeren faaliyetler yetersiz kalmaktadır. Özellikle kadının toplumdaki temel belirleyici rolünün çok önemli ve etkin olduğunun bilinci ile kadın cinsinin ekonomik ve sosyal statüsünü geliştirecek hedef politikaların uygulanması geciktirilmeden sağlanmalıdır.

40 Sosyal yardım ve sosyal hizmetler alanında özellikle kadınla ilgili karşılaşılan başlıca sorunlar; yoksulluk veri tabanının bulunmaması nedeniyle sosyal yardım ve hizmetlerin etkin uygulanamaması, kurumsal kapasitelerin yetersizliği, kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliği eksikliği, hizmet verilen gruplar için kurumlar arasında farklı tanımların belirlenmiş olması, kurumların görev alanlarının çakışması ve bütçe yetersizliği olarak özetlenebilir.

41 YAPILABİLİRLİK: Mikro kredi uygulaması bölgemizde de Valilikler kanalı ile etkinleştirilmelidir. Bunun için, muhtarlıklardan muhtaç ve yoksul kadınların envanterleri çıkartılıp, meslek edindirme ve girişimcilik destekleri sağlanmalıdır.


"EKONOMİK BÖLÜŞÜMDE KADIN Doç.Dr.Asuman Altay DEÜ, İİBF." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları