Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

YETİŞKİNLİK DÖNEMLERİ VE YETİŞKİN ÖĞRENMESİ. YETİŞKİN: Zihinsel, bedensel gelişimini tamamlamış, psikolojik olgunluğa erişmiş, ekonomik bağımsızlığını.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "YETİŞKİNLİK DÖNEMLERİ VE YETİŞKİN ÖĞRENMESİ. YETİŞKİN: Zihinsel, bedensel gelişimini tamamlamış, psikolojik olgunluğa erişmiş, ekonomik bağımsızlığını."— Sunum transkripti:

1 YETİŞKİNLİK DÖNEMLERİ VE YETİŞKİN ÖĞRENMESİ

2 YETİŞKİN: Zihinsel, bedensel gelişimini tamamlamış, psikolojik olgunluğa erişmiş, ekonomik bağımsızlığını kazanmış ve toplumda bir sorumluluk üstlenmiş bireylere denir.

3 Olgunluk ise; bireylerin yaşamın gereklerine ve zorunluluklarına başarılı bir şekilde uyum sağlamaları, bunun içinde sürekli değişim gösterebilme yeteneğidir.

4 Genellikle toplumlar için yetişkinliğin başlangıcı; öğrenim hayatını bitirmiş, iş hayatına atılmış, ekonomik özgürlüğünü kazanmış veya evlenmiş olmakla aynı anlama gelir.

5 Kimi zaman yetişkinlik yaşlılıkla ya da biyolojik ve toplumsal değişimle bir tutulmaktadır. “Biyolojik yaşlanma”, insan organizmasının yapı ve işleyişinde zamanla ortaya çıkan değişmelerdir.

6 “Toplumsal yaşlanma” ise, bireyin rolleri üstlenmesi ve terk etmesinde zamanla oluşan değişimleri içerir. Bir birey doğumundan ölümüne kadar hem toplumsal hem de biyolojik birçok evreden geçmektedir.

7 Neugarten ve Moore Yetişkinlik dönemi evrelerini 3 döneme ayırmıştır. 1. İlk yetişkinlik (20-30’lu yaşlar) 2. Orta yetişkinlik (40-60’lı yaşlar) 3. Yaşlılık (65 ve üzeri)

8 Erikson’un Psikososyal Kuramı Erikson'un kuramı genelde çocukluk gelişimine ağırlık vermektedir fakat bu gelişim kuramları içinde; Yakınlığa karşı yalıtılmışlık Üretkenliğe karşı verimsizlik Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk, yetişkinlik dönemlerini kapsamaktadır.

9 Yakınlığa karşı Yalıtılmışlık Ergenlik döneminde kimliğini bulan kişi, artık kimliğini kaybetme korkusunu yaşamadan, evinde eşiyle ve işyerinde mesai arkadaşlarıyla yakınlıklar dostluklar kurabilir. Bu dönemdeki krizi sağlıklı olarak atlatan kişi güvenli bir şekilde sevgi alışverişinde bulunur.

10 Birey bu krizi sağlıklı bir şekilde atlatamazsa, başkaları ile yakın dostluklar kuramayan, yalıtılmış, yalnız bırakılmış ve terk edilmiş bir kişi olur. Bu dönemin uç noktası, ilişkilerinde ilkesiz davranmak ve önüne gelenle fazla samimi olmaktır. Diğer uçta ise kişinin kendini arkadaşlıktan ve toplumdan dışlaması vardır.

11 Bağlanma korkusu bu dönemde en sık yaşanan duygudur. Bazı insanların, “işlerim bitince evleneceğim”, “henüz erken, 30 yaşından sonra evlenirim” gibi sözler söylemesi bağlanma korkusunu gizlemeye çalışması olabilir.

12 Üretkenliğe karşı Verimsizlik Bu dönem orta yetişkinlik yıllarını kapsar. Kişi önceki evreleri başarılı atlatmışsa, bu dönemde üretken, verimli ve yaratıcıdır. Bu dönemde kişi çocuklarını iyi bir şekilde yetiştirerek, işinde ilerleyerek ve topluma faydalı işler yaparak üretken ve verimli olmaya çalışır.

13 Bunları yapamayan bireyler, verimsiz olurlar ve bir işe yaramama duygusuna kapılırlar. Çevrelerinde olup bitenlere duyarsızdırlar. Bu dönemin aşırı uçlarından biri çok çalışmadır. Kişi o kadar çok çalışır ki, kendine zaman ayıramaz.

14 Diğer uçta ise, reddedicilik vardır. Bu durumdaki kişi nerdeyse hiç verimli değildir, ailesine ve topluma katkıda bulunmaya çalışmaz. Deyim yerindeyse, “40 yaşına gelmiş halen bir baltaya sap olamamıştır”. Başkaları (ya da hanım) çalışır, o yer!

15 Benlik Bütünlüğüne karşı Umutsuzluk Kişi artık hayatın son dönemine, yaşlılık dönemine gelmiştir. Kişi hayatını gözden geçirme gereği duyar. Kendi kendine “Şimdiye kadar neler yaptım?”, “Çevreme faydalı olabildim mi?”, “Amaçlarıma ulaşabildim mi?”, “Hayatımı iyi yaşayabildim mi?” gibi sorular sorar.

16 Eğer bu sorulara olumlu ve kendini ikna edici cevaplar verirse, yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla yaşamını olduğu gibi kabul ederse, benlik bütünlüğüne ulaşır. Eğer bu sorulara olumsuz ve “keşke” ile başlayan cevaplar veriyorsa ve pişmanlıklarla dolu, mutsuz bir hayat geçirdiğini düşünüyorsa, umutsuzluk yaşayacaktır.

17 Çünkü, artık geri dönüp düzeltme ya da yeniden yaşama şansına sahip değildir. Ulaşamadığı amaçlarına ulaşmak için artık ne zamanı kalmıştır, ne de gücü. Bu dönemde insanlar daha dindarlaşır. Çevresinde ölümler fazlalaşır. Artık bir gün sıranın kendine geleceğini daha sık düşünür.

18 İLK YETİŞKİNLİK DÖNEMİ Ergenlik döneminin bitmesi ve ilk yetişkinlik döneminin başlaması 21 yaşlarında başlar ve yaşlarında biter. Bu, en büyük enerji ve bolluğun olduğu, aynı zamanda en büyük stres ve çelişkilerin yaşandığı dönemdir. Biyolojik açıdan 20’li ve 30’lu yaşlar hayatın doruk noktalarıdır.

19 Bu çağ, aşk, cinsellik, aile yaşamı, mesleki ilerleme ve hayatın büyük hedeflerinin gerçekleştirilmesi yolunda zengin bir doyum zamanı olabilir. Buna karşılık, ağır stresler de bu dönemde yer alabilir. Bir iş bulamama, kendine uygun bir eş bulamama, yeni ortama uyum sağlayamama gibi.

20 Genç yetişkinlikte gelişim görevleri Eş seçimi Eşle birlikte yaşamayı öğrenme Bir aile kurma Çocuk yetiştirme Ev idare etme Bir uğraş başlatma Vatandaşlık sorumluluklarını yerine getirme Uygun bir toplumsal gruba katılma

21 Fiziksel gelişim Genç yetişkinler fiziksel gelişimlerinin doruğundadır. Bir erkek 21 yaşına geldiğinde en yüksek boyuna ulaşır yaşlarında yetişkinler en üst düzeyde kas gücüne sahiptirler yaşları arasında da güçlerinin %10’unu kaybederler. Fiziksel dayanma ve uzun süre çalışma gücü yaşla birlikte azalmaktadır.

22 Görme gücü 20 yaşında en üst düzeydedir, ilk yetişkinlikte çok az bir azalma görülür. Genç yetişkinlikte işitmede de çok az değişiklikler olur. Bu değişiklikler daha çok erkeklerde görülmektedir. Çoğu zaman şiddetli bir gürültü gibi çevresel faktörler nedeniyle işitmede yitimler görülebilir.

23 Zihinsel değişim Yetişkinlerin zekalarını, öğrenme yeteneklerini değerlendirmek pek kolay olmamaktadır. Çünkü mevcut zeka testlerinin çoğu çocuklar ve ergenler için hazırlanmıştır. Yetişkinin düşüncesi ergenin düşüncesinden bir çok açıdan farklıdır. Yetişkin düşüncesi, daha az kendine dönük, daha akılcı ve daha pratiktir. Soyut düşünme iyice gelişmiştir.

24 Toplumsal Gelişim Genç yetişkin, çocukluk ve ergenlik bağlarından kurtulmuş özerk bir bireydir. Bu özerklik, bireyin yaşamının önceki yıllarında kazandığı fiziksel, zihinsel, toplumsal gelişiminin ve birikimlerinin bir sonucudur. Bütün bu kazanımlar bireyi dış dünyaya yöneltir.

25 Genç yetişkin aile içinde, iş dünyasında ve arkadaş grubunda yeni ilişkiler kurmaktadır. Genç yetişkin artık bağımsız bir birey olarak kişiler arası ilişkilere girer; toplumsal, kültürel, siyasal etkinliklere katılım gösterir.

26 Bir diğer önemli konu da ahlak gelişimidir. Yetişkinlikteki ahlak gelişimi daha önce kazanılmış ahlak yapılarının bir bütünlük içerisinde kullanımını ve yaşama uygulanabilmesi olarak nitelenebilir.

27 Dolayısıyla, yetişkinlikte oluşan değişimler, kişinin daha önceleri oluşturdukları kalıpları daha tutarlı bir biçimde kullanmaları sonucu oluşur. Yani daha önce ulaşılan en yüksek evrenin tutarlılık kazanmasıdır.

28 ORTA YETİŞKİNLİK Orta yaşlı yetişkinler gelişimin tepe noktasına ulaşmış kişilerdir. Ancak, gelişimde orta yılların ne zaman başladığını saptamak çok zordur, çünkü bunu saptamayı sağlayacak özel biyolojik değişimler yoktur; bu nedenle genellikle toplumsal ölçütlerin kullanılması yeğlenmektedir.

29 İnsanların kişisel, toplumsal ve ekonomik yönden en üst düzeye eriştikleri 35 yaşlarından başlayarak birçok görevlerinden emekliye ayrıldıkları 65 yaşına kadar olan dönem gelişimde “Orta Yıllar” olarak kabul edilebilir.

30 Orta Yetişkinlik Gelişim Görevleri Yetişkin vatandaşlık ve toplumsal sorumluluğa ulaşmak Ekonomik bir yaşam standardı vermek ve sürdürmek Çocukların sorumlu bir yetişkin olmalarına yardım etmek

31 Yetişkinlere özgü boş zaman etkinlikleri geliştirmek Birey olarak eşiyle özdeşleşmek Orta yaşın fizyolojik değişikliklerini kabul etmek ve buna uyum sağlamak Yaşlı anne babaya uyum sağlamak

32 Orta Yetişkinlikte Bedensel Değişmeler Bedensel açıdan orta yıllar gelişimde inişe geçişin belirtilerini taşıyan yıllardır. Orta yıllar, derinin kırışmaya, saçların aklaşmaya, cinsel gücün azalmaya başladığı, iç organların çalışmasında aksamanın görüldüğü yıllardır.

33 Bu yıllar, damar sertliği ve buna bağlı yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarının kişiyi her an alt edebildiği, kilo almanın süreklilik kazandığı bir dönemdir. Bu dönem ikinci bir “oral bağımlılık” dönemi olarak da nitelendirilir.

34 Duyu işlevleri içinde görme yaşa bağlı değişimleri en çok belli eden alandır. 40 yaş dolaylarında yetişkinler görmede aniden ortaya çıkan değişimlerin (göz bebeğinin küçülmesi, ışığa uyum, göz merceği uyumu,vb.) farkına varırlar.

35 65 yaşından önce yetişkinlerin yaklaşık yarısı gözlük kullanmak zorunda kalır, 65’ten sonra on yetişkinden dokuzu gözlük takar. İşitme alanında 25 yaşından önce kayıp çok enderdir. 45 yaşından sonra bu oran yükselmeye başlar. İşitme yitiminin çoğu yüksek ses frekansında olur.

36 Erkekler düşük frekansı kadınlardan, kadınlarda yüksek frekansı erkeklerden daha iyi duyarlar. Elli yaşından sonraki işitme yitimi erkeklerde kadınlardan daha fazladır.

37 Tat duyusundaki azalma özellikle 50 yaşından sonra belirginleşir. Önce yanaklardaki, sonra dil kökündeki tat duyusu alıcıları azalmaya başlar. Tatlılara karşı duyarlılık yaşlılıkta genç yetişkinliğe oranla üç kez daha azdır.

38 40 yaşından sonra koku duyarlılığı önemli ölçüde azalmaktadır. 60 yaşındaki kişinin kokuları ayırt etme yeteneği 20 yaşındakinden %50 daha azdır. Acı duyarlılığı ise yaklaşık 45 yaşlarında artmakta ve artışını 60 yaşın ötesine kadar sürdürmektedir.

39 Tepki hızında düşme görülür. Yaşlı kişiler gençler kadar hızlı tepki veremezler. Orta yaşların sonlarına doğru çabuk yapılması gereken işlerde hız azalması artar.

40 Ancak, hareket becerilerindeki düşüş açık olmakla birlikte, bu düşüşün meslek başarısında da düşüşe yol açacağı söylenemez. Başka bir deyişle, yaşlı kişilerin birikmiş deneyim ve bilgileri hareketteki yavaşlamayı ödünleyici niteliktedir.

41 Sağlık Sorunları Bazı kronik hastalıklar orta yetişkinlik yıllarında ortaya çıkmaya başlar yaş arasında özellikle erkeklerde şeker hastalığı artar. 40 yaşlarından sonra mafsal iltihabı daha sık görülmeye başlar. Kalp ve dolaşım sistemiyle ilgili sorunlar da orta yaşlarda artar.

42 Menopoz: Kadında yaş dönümünün en kolay tanınan belirtilerinden biri menopozdur. Aylık kanamaların durması genellikle 2-3 yılda tamamlanır. Kadınların sadece dörtte biri menopozun geleneksel belirtilerini göstermekte ve sadece % 10-15’i bu dönemde doktor yardımına gereksinme duymaktadır.

43 En belirgin belirtiler sıcak basması ve aşırı terlemedir; yüz kızarması, yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, uykusuzluk, sinirlilik, ağlama ve depresyon da görülebilir. Bu belirtiler genellikle menopozun sonuna kadar sürer. Bu dönemde kadınlarda bazı ruhsal değişikliklerde görülür.

44 Erkeklerde yaş dönümü: Erkek yaş dönümü ise erkek üretkenliğinin derece derece azalmasını dile getirir. Yaşlanan bedende hem sperm üretimi, hem de erkeklik hormonu(testosteron) üretimi azalmaktadır. Ancak bu azalma derece derece olur.

45 Kadının menopozundan farklı olarak, erkeğin üretim işlevi sona ermez ve genellikle testosteron ve spermin azalmasına karşın ileri yaşlara dek sürer.

46 Orta yetişkinlikte görülen bir diğer rahatsızlık da “osteoporoz”dur. Osteoporoz kemik kırılganlığındaki artış olarak tanımlanabilir. 40’lı yaşlardan itibaren kemik dokusundaki sürekli yapım-yıkım döngüsü yıkım yönünde değişmeye başlar. Kadınlarda menapoz sonrası bu yıkım daha hızlanır.

47 Aşırı egzersiz, Düşük kalsiyum alımı, Yeterince güneş ışığı almamak, Alkol, sigara ve aşırı kafein tüketimi osteoporozu etkiler.

48 Zihinler Değişimler Yetişkinlikte zeka azalmaz, değişmez Akıl yürütme ve sözel beceriler gelişir Yeterli zaman verildiğinde her türlü bilgiyi öğrenebilir Yeni öğrenmelerinde geçmişteki bilgi ve deneyimlerini kullanır İşine yarayan bilgileri öğrenmek ister

49 Orta Yetişkinlikte Toplumsal Yaşam Aile Yaşamı: Aileyi geçindiren kişi kazancının en yüksek düzeyine ancak yaşları arası ulaşabilmektedir. Ancak, çocukların yetiştirildiği bu dönem ailenin aynı zamanda en çok uğraş verdiği dönemdir.Yetişen çocukların aileye yüklediği ekonomik yük oldukça büyüktür.

50 Ana-babalık sonrası aile “boş yuva” çocukların yerleştirilmelerinden emekliliğe kadar geçen sürede yaşanır ve aşağı yukarı 15 yıl sürer. Karı-koca sonunda baş başa kalmış, ailenin durumu rahatlamıştır. Kimileri için bu dönem evliliğin ilk yıllarına dönüş gibidir, kimileri için ise bir sıkıntı ve çöküntü dönemi olabilir.

51 Bu döneme ulaşmış aile iki yükle sorumludur: Kendi yaşlı ana babalarına bakmak ve kendi çocuklarının çocuklarına büyükbaba, büyükanne olmak.

52 İş ve Meslek Yaşamı: Orta yıllarda insanlar yaşam çizgileri ile meslek çizgileri arasında sıkı bir ilişki olduğunu algılarlar. Meslek beklentileri ile meslek başarıları arasındaki farklılık yaşın, yaşlanmanın farkına varılmasına neden olur.

53 Orta yıllarda meslek amaçlarının değerlendirilmesinin yanı sıra, başarı, yeterlilik, denetim altına alabilme duygusu da söz konusudur. Orta yıllarda başarılı olanlar geçmiş deneyimlerinden kaynaklanan çok gelişmiş bir karar verme yeteneğine de sahiptirler.

54 Emeklilik: Emeklilik her şeyden önce bir geçiş noktasını gösteren bir olaydır. Emeklilik orta yıllardan yaşlılığa geçişi belirleyen toplumsal bir dönüm noktası olduğu için yetişkin gelişiminde önemli bir aşamadır.

55 Emeklilik olayının ardından birey, kendine özgü rolleri, beklentileri ve sorumlulukları olan yeni bir toplumsal konuma geçer. Bu değişim üstlenilen rollerde ve yaşam şartlarında da bir düşüşü içerir. Emeklilik ayrıca, çalışmanın sona ermesiyle boş zaman döneminin başlamasını da belirler.

56 Orta yetişkinliğin gelişim görevlerinden biri de “arkadaşlık” sanatına ulaşmaktır. Orta yetişkinlikte kişi arkadaşlık konusunda daha seçici olmakta, ama arkadaşlıktan beklentilerini daha çok gerçekleştirmektedir. Özellikle streslerle dolu dönemlerde yetişkinler için yakın arkadaşlar çok önemli olmaktadır.

57 Orta Yetişkinlikte Uyum Sorunları Akla karşı fiziksel güce değer verme: 40 yaş dolayları bir dönüm noktasıdır. Bir tarafta fiziksel güçlerine sıkıca bağlanan ve bu güçleri azaldıkça çöküntüye uğrayan bireyler bulunurken; Diğer tarafta zihinsel güçlerini ön plana çıkarıp başarıyla yaşlanan bireyler vardır.

58 İnsan ilişkilerinde cinselliğe karşı toplumsallaşma: Eşlerini cinsel partner olmanın ötesinde, daha çok arkadaş olarak gören evli çiftlerin ilişkileri derinlik kazanmaktadır. Eşler arasında bütünleşme oluşmaktadır. Bu durum evliliğe yeni bir boyut katmaktadır.

59 Duygusal esnekliğe karşı duygusal yoksullaşma: Bu evrede bireyin ana- babanın ölmesi, çocukların evden ayrılması gibi durumlara uyum sağlaması, yeni yaşama ve çevreye alışması beklenir. Diğer taraftan, çocuklarının aileleriyle yeni duygusal bağlar oluşturabilirler.

60 Zihinsel esnekliğe karşı zihinsel katılık: Bu evrenin bir ucundaki birey yeni deneyim ve yorumlara açıktır, olayların farklı yönlerini görebilir. Diğer uçtaki birey ise geçmiş yaşantılarından dolayı güncel sorunlara farklı bakmayı başaramaz.

61 YAŞLILIK DÖNEMİ Yaşlılık, önüne geçilmesi mümkün olmayan, biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri ile karmaşık bir süreçtir. Yaşlılık bir yandan yaşlı bireylerin gelişiminin devam ettiği, diğer yandan da gerileme belirtilerinin ve ölümün yaklaşmakta olduğu bir gelişim dönemidir.

62 Yaşlılık, zamana bağlı olarak, kişinin değişen çevreye uyum sağlama yetisi ve organizmanın iç- dış etkenler arasında denge sağlama potansiyelinin azalması, ölüm olasılığının yükselmesi şeklindedir.

63 Dünya Sağlık Örgütü`nün 1998 yılı Dünya Sağlık Raporunda yaşlılık, özürlülüklerin artması ve başkalarına daha fazla bağımlılaşma şeklinde tanımlanmaktadır. Kısaca yaşlılık her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süreğen ve evrensel bir süreçtir.

64 Dünya Sağlık Örgütüne göre yaşlılık dönemi 65 yaşında başlamaktadır. Fakat bu yaş sınırı toplumdan topluma farklı olabilmektedir. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada 60 yaş üstü yaşlı nüfusu 1950’de 205 milyon, % ’de 606 milyon, % 10

65 Nüfus projeksiyonları ile yapılan hesaba göre dünyadaki yaşlı nüfusu 2050 yılında 2 milyar (%21) olacaktır. Şu an dünyada en genç nüfus ortalaması 15 yaş ile Yemen’de, en yaşlı 41 yaş ile Japonya’da. 2050’de en genç 20 yaş ile Niger’de, en yaşlı 55 yaş ile İspanya’da olacaktır.

66 Türkiye`de TÜİK verilerine göre, 65 yaş ve üstü nüfus 1990`da %4.3, 2000 yılında ise %5.7 olarak saptanmıştır. Bu oranın 2012 yılında %7.5 olmuştur. Bu verilerden hareketle yapılan TÜİK projeksiyonlarına göre 2023 yılında 65 yaş üstü nüfus oranı 10.2, 2050 yılında 20.8 olması beklenmektedir.

67 Yaşlılıkta Bedensel Değişmeler Hemen hemen bütün duyularda yaşla birlikte bir düşüş görülür. Görme yeteneğindeki bozulma diğer duyulardan önce başlar. Bunu işitme duyusundaki azalma takip eder. Koku ve tat alma duyuları da giderek azalır. Hareket ve motor becerilerde yavaşlama görülür. Kas boyu azalır, kas gücü düşer. Bunun sonucunda refleksler ve tepkiler daha yavaş hale gelir.

68 İleri yaşlarda kemik yapısında da büyük bir düşüş vardır ve bu da kırılma ihtimalini arttırır. Buna ek olarak, bir çok yaşlıda kıkırdak ve eklemlerde kireçlenme görülür, esneklik azalır.

69 Bunlara ek olarak, yaşlılıkta dolaşım ve sindirim fonksiyonlarında azalma, üreme yeteneği kaybı, derinin esnekliğini yitirmesi ve buruşması, hastalıklara karşı direncin düşmesi ve karaciğer, kalp-damar ve iç salgı bezlerinde değişme gibi durumlar ortaya çıkmaktadır.

70 Yaşlılıkta Bilişsel Değişmeler Gelişim psikolojisinde önceleri zekanın yaşlılıkta azaldığı görüşü benimsemiştir. Ancak bugün bu görüşün tümüyle doğru olmadığı ortaya çıkmaktadır. Çünkü, örn. tepki hızı yaşla azalır. Bunun sonucu olarak yaşlı kişi hız gerektiren bir testte düşük başarı gösterir.

71 Ayrıca, hastalıklar, çok yakın akrabaların yitirilmesi, huzursuzluk, endişe, gelecek korkusu yaşlılıkta zekayı olumsuz etkileyen faktörlerdir. Yaşlılarda bellek yitimi üzerine yapılan araştırmalarda, yalnızca bazı kişilerin bellek yitimine uğradığı ve bazı yaşlıların öğrenmeyi gençler kadar sürdürebildiği saptanmıştır.

72 Yaşlılardaki bellek yitiminin pek çok nedenleri vardır. Bazıları yeni bilgi edinmeye, bazıları bilgilerin korunmasına, bazıları da bilgilerin anımsanmasına ilişkindir. Örneğin yaşlı kişiler yeni bilgiyi gençliklerinde yaptıkları kadar iyi ve tam olarak örgütleyemezler.

73 Bellek yitimini açıklayan “bozulma kuramına göre, unutma beyindeki bellek izlerindeki bozulmaya bağlıdır. Sinaptik bağlar zamanla zayıflar. Karışma kuramına göre ise geri getirici işaret gitgide daha az etkili olmaktadır. Çağrışım zincirleri giderek ortadan kalkmaktadır.

74 Yaşlılıkta Kişilik Özellikleri Yaşlı kişileri inceleyen gerontologlar belirli kişilik tipleri saptamışlardır. Reichard, Livson ve Peterson yaşları arasındaki 87 kişiyi inceleyerek belli başlı kişilik tiplerini ortaya çıkarmışlardır. Bu tipler, 1)olgun, 2)salıncaklı sandalyeli, 3)zırhlı, 4)kızgın ve 5)kendinden nefret eden tipler.

75 Olgun tipler, hayata iyi uyum sağlamışlardır. Yaşamdan zevk alırlar. Kendilerini kabul ederler, etkinlikte bulunmaktan ve başkalarıyla iletişimde bulunmaktan hoşlanırlar. Bunlar değişmeyi kabul etmiş ve olgunluktan bilgeliğe geçmiş tiplerdir.

76 Salıncaklı sandalyeli tipler, başarılı bir yaşlılık dönemi geçirirler. Ancak, olgun tiplerden farklı olarak hayata daha edilgin bir biçimde yaklaşırlar ve emekli olduğuna ve sorumluluktan kurtulduğuna sevinirler.

77 Zırhlı tipler, yaşlanmanın sonuçlarından korkarlar ve bu konuyla yüzleşmekten kaçar. Duygularını denetim altında tutar; mutlu göründüğü için kısmen başarılı bir yaşlı görüntüsü verir.

78 Kızgın tipler, kendi kendileriyle barışık olmayan, yaşlandığına kızan ve ölümden korkan tiplerdir. Kendinden nefret eden tipler, yaşlanmanın sonuçlarına bozulan, gündelik sorunlardan dolayı kendilerini kınayan, ölümü kendi sefilliklerinden kurtuluş olarak gören tiplerdir.

79 Yaşlılıkta Toplumsal Gelişim Yaşlılık dönemi, gelirin azalması ve sağlığın bozulması nedeniyle başta çocukları olmak üzere diğerlerine muhtaçlığın arttığı dönemdir. Yine de bazı yaşlılar, kendi başlarına ayrı bir yaşamı tercih etmektedirler. Bazı yaşlılar da yalnızlıktan, evde tek başına kalmaktan ve yalnız sokağa çıkmaktan çok korkarlar.

80 Yaşlıların yaşamında arkadaşlık ilişkileri de çok önemlidir. Bazı yaşlılar uzun süreli arkadaşlıklarını korurken, bazılarının da yaşla birlikte ilişkileri zayıflamaktadır. Yaşlı erkeklerin daha geniş bir arkadaş çevresine sahip olduğu görülürken, yaşlı kadınların daha derin ve anlamlı dostluklar kurdukları belirlenmiştir.

81 Yaşlı erkekler eşlerine her yönden daha bağımlılar ve bunun sonucu eşin kaybına zor alışıyorlar. Kadınlar ise, bu gibi durumlarda arkadaşlarına dönüyorlar.

82 Yaşlının Psikolojisi Yaşlının psikolojisini genel olarak; 1)eskiye olan aşırı bağlılık, 2)yenilikten korkma ve 3)egoizm olmak üzere üç temel noktada toplamak mümkündür. Yaşlılığın ilk belirtisi, eskiye olan özlemin gittikçe artması ve yaşlanmaya başlayan bireyle genç nesiller arasındaki mesafenin devamlı olarak açılmasıdır.

83 Gün geçtikçe yaşama dair her yeni şey, yaşlı bireyi ürküttüğü için alışkanlıklarını terk edememeye, yeni durumlara bir türlü uyum sağlayamamaya başlar. Ona göre, dünyada ahlaki bir çöküntü başlamıştır. Artık küçüğün büyüğe hürmeti kalmamıştır.

84 Yaşlılıkta duygulanım durumu da derin bir şekilde bozulur. Yaşlılık egoizmi, kendisinden başkasına önem vermeme, yalnız kendini sevme tarzında bir duygulanım durumudur. Artık kendi çocukları için bile sıkıntıya girmek, kendini yormak istemez.

85 Bunun yanında, olmadık şeylere aşırı bağlılık da, bu durumu tamamlar. Bu bağlamda yaşlıların en ufak hadiseler karşısında bile aşırı derecede hiddet ve üzüntü belirtileri gösterdikleri, ağlayıp çırpındıkları görülür.

86 Yaşlılıkta Ruhsal Sorunlar Bu dönemde en sık görülen ruhsal sorunlar; yeni durumlarda uyumsuzluk, sorunlar karşısında gösterilen agresif, sinirli davranışlar, kavgacılık, kendini işe yaramaz hissetme, depresyon, demans ve alzheimer gibi hastalıklar. Aslında bu dönemin en önemli sorunu eşin ölümüne uyum göstermedir.

87 Demans (Bunama): yaşlarında, öncelikle bilişsel fonksiyonlarda durgunluk, egoizm, neo-fobi, kavgacılık, huzursuzluk gibi durumlarla başlar. Yeni yaşananların unutulmasıyla başlayan hafıza bozukluğu gittikçe artar.

88 Hiç tanınmayan kimselerin tanındığının zannedilmesi, tanınan kimselerin ise tanınmaması ve masal uydurulması gibi hafıza yanılmaları kendini gösterir. Örn. Kendi oğlunu veya kızını tanımayıp, “Kim bu adam, ne işi var bu yabancının bizim evimizde?” diye sorarlar.

89 Öte yandan, uykusuzluk, etrafını en çok rahatsız eden belirtilerdendir. Gündüzü uyuklayarak geçiren bunamış yaşlı, gece sabaha kadar uyuyamaz, ayakta dolaşabiliyorsa gezer, yatalak halde ise sürekli bağırarak yakınlarının etrafında oturmalarını ve kendisine hizmet etmelerini ister.

90 Alzheimer Hastalığı: Ortalama yaşlarında görülmeye başlanan bir hastalıktır.Yaşlı kadınlarda, yaşlı erkeklere oranla daha fazla rastlanır. İlk olarak hafıza kusurları ortaya çıkar ve bozukluk gittikçe ilerlediği için hafıza kusurlarına, hafıza yanılmaları da eklenir.

91 1 ile 3 yıllık bir başlangıç devresinden sonra yaşlıda yaygın bir bunama hali yerleşir. Tüm psikolojik fonksiyonlarda bir yıkılma gözlenir. Hastalık ilerledikçe epilepsi nöbetlerinde ve konuşma bozukluklarında artışlar da başlar. Zamanla öz bakım becerilerini yitirir, başkalarına bağımlı hale gelir.

92 Yetişkin öğrenme özellikleri Yetişkin öğrenmesinin en temel özelliği seçici olması ve bireyin kendisi tarafından yönlendirilmesi isteğidir. Yetişkinler ne öğreneceklerine kendileri karar vermek isterler. Sadece işine yarayacak bilgileri öğrenmek isterler. Gereksiz bilgilerle belleklerini doldurmak istemezler.

93 Yetişkinler, hayatın diğer alanlarında olduğu gibi, öğrenme konusunda da sorumluluk almaya isteklidirler. Yetişkin bilinçli bir öğrenendir. Yetişkinler öğrenme konusunda daha isteklidirler. Yetişkin başarısız olmaktan korkmaz.

94 Yetişkinin geçmiş deneyimleri öğrenmesini yönlendirir. Yetişkin eğitimi somut, gerçekçi ve doğrudan çözüm odaklı olmalıdır. Yetişkin eğitimi güncel görev ve problemler üzerinde temellendirilmelidir.

95 Yetişkinin duyu organlarında oluşan zayıflamalar (görme, işitme, tat duyusu kaybı gibi), artan hastalıklar, stresler yetişkinin konsantrasyonunu ve öğrenmesini zorlaştırır.

96 Dolayısıyla, yetişkin eğitiminde fiziki ve psikolojik çevrenin yetişkinin duyusal ve fiziksel özelliklerine göre düzenlenmesi gerekir. Yetişkinlikte öğrenme kabiliyetinin gerilediği doğru değildir. Yeterli zaman verildiğinde bir çok şeyi öğrenebilir.

97 Yaş ilerledikçe yetişkinler arasındaki bireysel farklılıklar artar. Yetişkin eğitiminde ihtiyaçların teşhisi, planlanması ve değerlendirme işi yetişkinlerin kendilerine bırakılmalıdır. Yetişkin eğitiminde öğretmenin görevi sadece rehberlik etmektir.

98 Yetişkin öğrenmesini zorlaştıran engeller Konunun bireyin ilgisini çekmemesi, güdülenmemiş olma, zamanın boşa harcandığını düşünme, Sürekli dinlemek zorunda kalma, Anlatılanı anlamama; öğrenilen konuları kafasında düzenleyememe ve birbirleri ile ilişkisini kuramama,

99 Olumsuz eğitim ortamı nedeniyle görme, işitme ve dikkatini toplama zorluğu yaşama, Eğitimcinin hoş olmayan tavırları, Katılımcıların ya da öğrencilerin kendi aralarındaki çatışmaları, Katılımcıların yönetimle yaşadıkları problemler,

100 Katılımcının aile yaşantısıyla ilgili engeller; aileden birinin hastalığı, problemli yaşantı, maddi sıkıntılar, Günlük hayatın meşgaleleri, yorgunluk, ulaşım zorlukları, gibi nedenler yetişkinin öğrenmesini zorlaştırabilir.


"YETİŞKİNLİK DÖNEMLERİ VE YETİŞKİN ÖĞRENMESİ. YETİŞKİN: Zihinsel, bedensel gelişimini tamamlamış, psikolojik olgunluğa erişmiş, ekonomik bağımsızlığını." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları