Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Türk Dünyası İşletme Fakültesi Ekonomik Büyüme ve Kalkınma Teorileri Ders 3 Dr. Fariz AHMADOV.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Türk Dünyası İşletme Fakültesi Ekonomik Büyüme ve Kalkınma Teorileri Ders 3 Dr. Fariz AHMADOV."— Sunum transkripti:

1 Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Türk Dünyası İşletme Fakültesi Ekonomik Büyüme ve Kalkınma Teorileri Ders 3 Dr. Fariz AHMADOV

2 Geleneksel büyüme modelleri, Adam Smith, Malthus, Ricardo. Modellerin eleştirisi

3 KLASİK BÜYÜME TEORİSİ Klasikler kapitalizmin içsel dinamizmi ile ekonominin kendiliğinden büyüyeceğini varsaymışlardır. Bu büyüme ise belli bir durgunluk noktasına kadar devam edecektir. Klasik teoriye göre büyüme kapital birikimindeki artış olarak görülmüştür. Bu nedenle iktisadi büyüme, ücret ve rant ödemelerinden sonra yeterli büyüklükte bir karlılığa izin veren üretim düzeyine bağlanmaktadır.

4 KLASİK BÜYÜME TEORİSİ Nüfus artışları verimliliği etkileyen en önemli etkendir. Sabit tabii kaynaklar karşısında artan nüfus azalan verimler kanununu işletir. Böylece emeğin marjinal ve ortalama verimliliği düşer. Klasikler evrensel kanunların mekanik bir işleyişle büyümeyi kendi kendine sağlayacağını fakat sonunda bir durgunluk dönemine mutlaka girileceğini söylemişlerdir.

5 Adam Smith ( ) İktisadi büyüme olgusunu inceleyen ilk iktisatçı 1776 Milletlerin Zenginliğinin Doğası ve Nedenleri Üzerine Bir İnceleme İşbölümünün iktisadi büyümdeki rolünü vurgulamış Adam Smith’in büyüme modeli işbölümü kavramı üzerine inşa edilmiş

6 Adam Smith ( ) Smith’e göre, emeğin üretkenliğini (Y/L) arttıran süreç işbölümüdür.  İşbölümü arttıkça emeğin verimliliği-işçi başına üretim artar. Smith, işbölümünü hem farklı firmaların farklı mallar üretmeleri, hem aynı firmada çalışan işçilerin bir malın farklı kısımlarını üretmeleri biçiminde tanımlamıştır.  Toplu iğne örneği (1 kişi 20 iğne, 10 kişi iğne) Smith işbölümünün gelişme düzeyi ile ülkelerin gelişme düzeyi arasındaki ilişkiyi vurgular. “Toplumun ilkel olduğu bir durumda, bir kişinin, işi olan şey geliştirilmiş bir toplumda, genellikle bir çok kişinin işidir” der.

7 İşbölümü İşbölümünün emeğin verimliliğini arttırmasının nedenleri:  İşçinin bireysel becerisini artırması (uzmanlaşma)  Bir işte emek zaman tasarrufu sağlaması  İşbölümü emeğin sorun çözme yeteneğini geliştirir: makine ve araç-gereç-alet tasarımı (teknolojik ilerleme) İşbölümü sanayiye kıyasla tarımda çok daha sınırlıdır

8 İşbölümü Toplumların zenginleşmesine yol açan işbölümünü harekete geçiren güç, mübadele etme gücüdür. Mübadele etme eğilimine yol açan şey kişisel çıkardır. Bu gücün etkinliğini sınırlayan da piyasa ölçeğidir.  Piyasa-pazar büyüdükçe işbölümü artar. Küçüldükçe işbölümü azalır. Smith’e göre piyasa ölçeğinin gelişmesine ve böylece işbölümüne katkıda bulunan faktörler;  Ulaşım: Limanlar, su kanalları, yollar ve köprüler  Para: Paranın mübadele aracı olarak kullanılması (Mal-Para- Mal) Trampa ekonomisi (Mal-Mal) piyasayı-pazarı küçültür.

9 Toplam Hasıla Artışı ve Sermaye Stoğunun Büyümesi Smith, sermayeyi hem bir insanın kendi adına başkalarını çalıştırmasına imkan veren bir stok ve satın alma gücü olarak içeriklendirmekte,  hem de bir ücret fonu öğesi,  bir malzeme yani ara malları stoku öğesi  ve araç-gereç makine ve benzeri şeyler stoku öğesini kapsayan bir biçimde ifade etmektedir. Aile, tarımsal üretim, dönemsel (1 yıl), artık-fazla, varsa başkalarının istihdamı, örgütleme, birikim şart Smith’e göre işbölümünün ortaya çıkması ve gelişmesi, bir sermaye stokunun ortaya çıkması ve büyümesine bağlıdır.

10 Toplam Hasıla Artışı ve Sermaye Stoğunun Büyümesi Smith, kitabında çoğunlukla İngiltere’de tarımda yaşanmış olan kapitalist gelişimi aktarmaktadır. Tarımda üretimin büyük bir bölümü, bir yanda işletmeci olmayan büyük arazi sahiplerinden arazi kiralayan, öte yandan kiraladıkları bu arazileri, işçi ailelere işlettiren işletmeci girişimcilerce organize edilmiştir. Smith’e göre, emek sonucu üretilen değer ücret, kar ve rant halinde paylaşılmaktadır. Bunun nedeni, kıt ve sınırlı olan tarıma elverişli arazilerin sahiplenilmiş, bu arazilerin üstündeki nüfusun artmış ve işletmeci-girişimcilerin sermaye (stok) biriktirmiş olmalarıdır.

11 11 Toplam Hasıla Artışı ve Sermaye Stoğunun Büyümesi Smith’in analizinde toplam hasıla (Y); toplam ücretler (W), toplam karlar (P) toplam rantların (R) toplamıyla özdeştir. Yani, Y  W + P + R’ dir. Smith’e göre bir ülkenin belirli bir andaki toplam iktisadi varlıklarının stoğu, i) tüketim malları, ii) sabit sermaye malları ve iii) dolaşan sermaye mallarından oluşur.  Tüketim malları stoğu, tüketicilerin elinde bulunan, işçilere ücret olarak ödenmiş gıda malları stoğu dışında kalan, belirli bir süre içinde tüketilecek ve böylece yok olacak malların stoğudur.  Sabit sermaye varlıkları gelir ya da kar getirmeleri için el değiştirilmeye gerek olmayan varlıklardır. (Üretimde kullanılan makine ve binalar gibi)  Dolaşan sermaye varlıkları ise gelir ya da kar getirmek için el değiştirmeleri, satılmaları gereken varlıklardır.

12 12 Toplam Hasıla Artışı ve Sermaye Stoğunun Büyümesi Smith’e göre tasarruflar otomatik olarak yatırıma dönüşecektir. Yani tasarrufların artması sermaye stokunun artması anlamına gelmektedir. Smith’e göre bir milletin üretim hacmi,  Sermaye stoğunun ve böylece üretken faaliyetlerde çalışan insan sayısının büyütülmesinden  İktisadi faaliyetlerin etkinliğinin ve çalışan insanların üretkenliğinin artmasından büyüyecektir. 12

13 13 İşbölümü ve Büyüme İşbölümüSermaye Birikimi (teknolojik ilerleme) Verimlilik Artışı Hasıla Artışı Ücret Haddi Artışı Pazarın Büyümesi *Etkin Ücret Teorisi

14 14 Büyüme ve Durgunluk Smith’e göre iktisadi büyüme sürekli-sınırsız bir olgu değildir. İktisadi büyümenin tam zenginlik aşaması denilen bir üst sınırı vardır. Bu sınıra ulaşılınca büyüme durur ve hasılanın-zenginliğin değişmediği durağan durum başlar Y t Y1Y1 Durağan Durum Büyüme

15 15 Kurumsal Unsurlar ve Büyüme Her kişinin kendi çıkarını gözeten bir biçimde davranması sonucu, toplumsal çıkar da gözetilmiş olur.  Görünmez el toplumsal çıkarı maksimize eder Kişisel çıkarların ön planda olduğu bir ortamda toplumsal çıkarların da maksimize olması için hükümetlerin piyasaya müdahale etmemesi gerekir. Büyümenin kurumsal unsurları;  İktisadi liberalizm (Savunma, adalet, eğitim, yollar, köprüler)  Dış ticaret (Pazarın büyümesine ve işbölümünün artmasını sağlayarak iktisadi büyümeye olumlu biçimde etkiler.) Serbest dış ticaret politikası

16 16 Kurumsal Unsurlar ve Büyüme Kurumsal yapının sürekli geliştiği bir ülkede durağan durumun önemi yoktur. Çünkü ülke durağan durumuna asla ulaşamaz. II nolu şekil kurumsal yapının sürekli geliştiğini göstermektedir. Y Y2Y2 Y1Y1 t Y F A t (I) (II)

17 17 Thomas Malthus ( ) Thomas Malthus Papaz, İngiltere 1798 Nüfusun Prensipleri Üzerine Bir Deneme Malthus, büyüme modelini nüfus ve hasıla-çıktı büyüme hızları arasındaki uyumsuzluk üzerine inşa etmiştir. Malthus’a göre  insanın biyolojik üreme kapasitesi, geometrik bir artışa (1,2,4,8,16,32,64,…. gibi)  insan nüfusunu besleyen gıda maddelerinin üretimi ise, aritmetik bir artışa imkan vermektedir. (1,2,3,4,5,6,…. gibi) Bu nedenle insanın biyolojik üreme hızının, gıda üretiminin hızını aşma eğilimi nüfus artışını sınırlayan eğilimleri doğurmaktadır.

18 18 Nüfus ve Çıktı Büyüme Hızlarının Uyumsuzluğu Malthus üretime daha çok arazinin sokulabilmesinin ancak giderek artan maliyetlerle gerçekleştirilebileceğini, bu nedenle iktisadi hayatın doğasında azalan getiriler kanunun yürürlükte olduğunu öne sürmüştür.

19 19 Nüfus Büyüme Fonksiyonu Nüfus büyüme hızı (p), doğum haddi (b) ile ölüm haddi (d) arasındaki farka eşittir. (p=b-d)  Doğum haddi (b) kişi başına çıktı miktarından (ortalama yaşam standardından) bağımsızdır.  Ölüm haddi (d) kişi başına çıktının negatif bir fonksiyonudur. Sonuç olarak Malthus’a göre nüfus artış hızı kişi başına hasılaya bağlıdır. b, d y1y1 ySyS y2y2 E b d y

20 20 David Ricardo ( ) Adama Smith’ten etkilenmiş, borsacı, Malthus’un arkadaşı 1817 Siyasi İktisat ve Vergilemenin İlkeleri Ricardo, analizinde iktisadi faaliyetlerin hacminin büyümesi sorunsalını dolaylı olarak ele almıştır.  Kapitalist piyasa ekonomisinin uzun dönemli büyüme sınırları?  Böyle bir ekonomi uzun dönemde büyümesini sürdürür mü?  Sürdüremez mi?  Sürdürürse nasıl sürdürür? Ekonomide yaratılan toplam gelir;  Arazi sahibi-arazi işletecek sermayedar-emek sınıfı arasında nasıl paylaşılacak? Corn Laws, vergi-ing. Durağanlığa sürükleniyor. Dinamik bölüşüm modeli

21 Ricardo’nun modelinin varsayımları 1)Malların nispi “mübadele edilebilir değerleri” (doğal fiyatları)  Her birinin üretiminde kullanılan karşılaştırmalı emek miktarına,  emek/sabit sermaye oranına,  sabit sermaye araçlarının dayanma sürelerine ve  emeğin kullanımını finanse eden dolaşan sermayenin dolaşım süresi ya da malı üretip pazara getirmek için gerekli olan süreye bağlıdır. 2)Üretimin hacmi büyürken, bir birimin üretiminde işgücü kullanımı değişmeyen malların birim fiyatları değişmez.  İşgücü kullanımı artan ya da azalan malların fiyatları, işgücü kullanımındaki oransal değişmeye eşit oranlarla artar ya da azalır: emek-değer

22 Ricardo’nun modelinin varsayımları 3)Para arzı 2 nolu varsayımın yerine gelmesiyle uyumlu bir şekilde artar. 4)Ricardo, sermayeyi sadece yıllık ücret fonu biçiminde ifade eder.  İşçiye ödenen ücret 5)Tarımsal üretimde sermaye (K) ve işgücü (L), sabit bir katsayı ile kullanılır (K/L=v/u).  K ve L birbirinin yerine ikame edilemez.  İşgücünün fiyatı (ücret oranı=w) sermayenin fiyatına (faiz oranı=r) göre artarsa, girişimci, üretimi daha az işgücü ve daha çok sermaye kullanarak yeniden organize edemez.

23 Ricardo’nun modelinin varsayımları Bir ülkede ekime elverişli arazi varlığı sınırlıdır. Arazi parçaları verimlilik bakımından farklıdır.  İlk önce en verimli araziler ekime sokulur.  Nüfus artışıyla birlikte, giderek daha az kaliteli arazilerde ekilmeye başlanır.  Belirli bir arazi ölçeği üstünde daha çok sermaye-işgücü (K-L) dozu kullanılarak üretimin arttırılması durumunda, ilave getiri artan getiriye göre azalır. Bu bildiğimiz azalan getiriler koşuludur. Nüfus, işgücü ve sermaye büyüdükçe, tarımsal üretim,  Hem daha verimli araziler üstünde daha çok sermaye-işgücü (K-L) dozları kullanılarak,  Hem de daha düşük verimliliğe sahip, yani belirli bir miktarda ürünü üretmek için daha çok emek gerektiren araziler ekilmeye başlanarak (toplam arazi alanı genişletilerek) artırılır.

24 Sosyalist Büyüme Modelleri

25 Bu model ; kapitalist sistemdeki çelişkilerin devamli bir büyüme sağlayacağını fakat büyüme süreci içerisinde iç çelişkilerin gittikçe şiddetlenerek sonunda sistemi çökerteceğini ileri sürmektedir. Klasik iktisatçılar nasıl sermaye birikimini iktisadi büyümenin temel faktörü saymışsa, sosyalist sistemde de sermaye birikimi ayni şekilde önem taşımaktadır. Sosyalist sisteme göre ; kapitalist sistemde üretim, yeniden üretimi de içermektedir. Yani, artık değer elde etmek için kullanılan sermaye tekrar aynı amaca dönük olarak kullanılmaktadır. Başka bir ifade ile ; kapitalist sistemde birikim, artık değerin kapitale dönüşmesinden ibarettir.

26 Karl Marx ( ) Teknolojik yeniliklere özel önem veren biri olarak ön plana çıkan Marx’ın büyüme modelinin içinde yatırımlar ve nüfüz artışı yanında teknolojik yeniliklerede vardı. Marx’ı daha çok ilgilendiren konu, teknoloji yeniliklerin büyümenin nasıl etkilediği değil, zenginliğin kaynağı olan emeğin artı-değerinin, yani emeyin sömürüsünü nasıl artırdığıydı.

27 Marx Modelinde Büyüme Hızının Belirleyicileri Artı değer oranı Kar oranı Sermayenin organik bileşimi

28 Marx'a göre bir malın değerini Marx'a göre bir malın değerini o malın üretimi için gerekli emek-zaman belirler. P=C+V+S p: yıl içerisinde işçi başına yaratılan değer. c: yıl içerisinde üretilen sabit sermaye v: yıl içerisinde üretilen değişir sermaye. (ücret) s: işçi başına artı değer. Burada ; sabit sermayeyi, emeğe fiziki bakımdan yardımı dokunan makineler, aletler, araçlar vb.. oluşturmaktadır. Marx'a göre ; değer yaratmak için sabit sermayeyi meydana getiren unsurlar gerekli olmakla birlikte, yeterli değildir. Değer yaratan sermaye değişir sermayedir. Artı değere gelince, bu, toplam değer ile toplam değeri yaratmak için yapılan harcamalar arasındaki farktan ibarettir.

29 Marx’ın Büyümeye Yaklaşımı Büyüme tarihsel bir role sahiptir. türetilmiş bir kavram olarak büyüme, malların daha ucuza üretilmesi savaşıdır. Büyüme sadece dengeye getiren güç değil, aynı zamanda dengesizlik, kaynakların optimal olmayan bölüşüşünü yaratan bir süreç olarak da değerlendirilmektedir. Üretim fiyatları, piyasa fiyatları için bir çekim merkezi oluşturacak, ancak bu nihai denge durumunu yansıtmayacak olup, doğal fiyatların yarattığı çekim merkezi hareketli olacaktır

30 30 Alexandrovich Feldman Alexandrovich Feldman Marksist büyüme modeli Karl Marx’tan etkilenmiş Sovyetler Birliği’nde uygulanan Genel Plan’ın teorik temellerini oluşturmak amacıyla geliştirdiği büyüme modelidir. Planlı kalkınma Yatırım 2 sektör arasında dağılır  Sermaye malları sektörü  Tüketim malları sektörü

31 Alexandrovich Feldman Sermaye stoku sektörler arasında kaymaz. Kapalı ekonomi  İhracat-ithalat yok Model, sermaye malları sektörüne öncelik verirken, tüketim malları sektörünü ihmal eder. Çünkü;  Sermaye malları sektörüne öncelik veren bir yatırım politikası, kısa bir süre sonra ulusal hasıla büyüme hızının daha yüksek olmasını sağlar.  Tüketim malları sektörüne öncelik veren bir yatırım politikası kısa bir süre sonra ulusal hasıla büyüme hızının daha düşük olmasına yol açar. Eski Sovyetler Birliği, Eski Doğu Avrupa ülkeleri, Çin (1980’lerde)

32 Joseph Schumpeter İnovasyon (Yenilik) Schumpeter İktisadi Büyüme Girişimci Schumpeter, yenilikleri üretim faktörlerinin miktarları ile üretim miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren üretim fonksiyonunun değiştirilmesi biçiminde tanımlar.  Yenilikler icatların ticari alandaki uygulamalarıdır. Schumpeter, yenilikleri uygulayan ve dolayısıyla da kapitalist sistemin sürekli değişmesini-mutasyonunu sağlayan, kapitalizmi dinamikleştiren kişileri girişimciler diye nitelendirir.

33 Joseph Schumpeter Schumpeter, girişimci ve inovasyon (yenilik) arasındaki mükemmel (benzersiz) ilişkiyi vurgulayarak daha önceki bir çok teorinin aksine ekonomik gelişme sürecinde girişimciye önemli bir rol yüklemiştir. Schumpeter girişimciyi ekonomik gelişmenin güç kaynağı olarak düşünür ve onun fonksiyonu yenilik yapmak veya yeni kombinasyonlar gerçekleştirmektir 33

34 Joseph Schumpeter Schumpeter, inovasyonu büyümenin bitmek tükenmek bilmeyen bir kaynağı olarak görür. Rekabete dayalı kapitalizm, bütün sosyal sınıflardan bireyleri girişimciliğe doğru teşvik ettiği için yeniliğin gücü bozulmadan olduğu gibi kalır. Schumpeter’e, göre yenilikler aşağıdaki beş durumu kapsar:  Yeni bir mal oluşturma veya bir malın kalitesini artırma,  Yeni bir üretim metodu oluşturma,  Yeni bir pazara açılma,  Yeni bir hammade veya yarı mamul kaynağının bulunması,  Bazı yeni organizasyonel endüstriler başarma,. 34

35 Joseph Schumpeter Yeniliklerin kümelenmesi;  Bir girişimcinin bir endüstride bir yeniliği başarı ile uygulaması, diğer girişimcilerin yeniliği taklit ederek kendisini izlemelerine, o endüstriye yatırım yapmalarına yol açar.  Bir yenilik taklitte olsa başka yeniliklere yol açar Schumpeter piyasayı dengeli bir sistem olarak kabul eder ve girişimciliği denge durumunu bozan bir süreç olarak ele alır. Schumpeter için piyasadaki yeni fırsatları değerlendirme kabiliyeti ekonomide dengesizlik yaratan merkezi bir girişimsel aktivitedir.  Girişimciler sayesinde, kapitalizm durağan olmayan evrimsel bir süreçtir.  Yenilikler sayesinde kapitalizm sürekli hareket/değişim halindedir. 35

36 Joseph Schumpeter Yaratıcı yıkım, bir yenilik ikame etkisi nedeniyle bir çok piyasanın daralmasına veya yok olmasına neden olmakta ve bu arada yeni piyasalar gelişip farklı firmaları bünyesine çekmekte, bir sektör yok olurken diğeri doğup gelişmektedir.  Örneğin elektrik ampulünün icat edilmesi evlerde ve sokak lambalarında gaz kullanımını ortadan kaldırmıştır.  Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, gaz lambaları ortadan kalkmasına rağmen, dünyada gaz kullanımına devam edilmesidir.  Yani gaz piyasadan tasfiye olmamış, aksine kendini farklı alanlara yöneltmiştir.  Yapılan başka yenilikler gazın farklı alanlarda kullanılması sürecini ortaya çıkarmıştır.  Örneğin gazla çalışan ısıtma sistemleri ortaya çıkmıştır ya da uçak yakıtı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 36

37 Joseph Schumpeter Schumpeter’e göre iktisadi büyümeyi etkileyen unsurlar;  Üretim faktörlerinin miktarındaki değişimler,  Yenilikler İktisadi büyüme;  Bir girişimcinin iktisadi ve psikolojik güdülerle bir yeniliği iktisadi hayata sokmasıyla ve böylece belirli bir alanda monopolcü konuma gelmesiyle ve kar geliri elde etmesiyle başlar.  Bir girişimcinin bir endüstride bir yeniliği başarı ile uygulayarak kar geliri elde etmesi, bir yandan diğer girişimcilerin yeniliği taklit ederek kendisini izlemelerine, öte yandan yeniliğin diğer endüstrilerde de yeniliklerin ortaya çıkmasına yol açmasına, kısaca yeniliklerin kümelenmesine yol açar.  Buna bağlı olarak ekonomideki otonom yatırım hacmi ciddi biçimde artar. Üretim faktörlerinin farklı biçimde kullanılmasını içeren ve kredilerle finanse edilen bu yatırımlar, ekonominin ekonomik yapıyı değiştiren yaratıcı yıkım sürecinde büyümesine yol açar. 37

38 Joseph Schumpeter Schumpeter’in büyüme konusundaki analizinin 3 önemli sonucu vardır:  Schumpeter’in büyüme analizi, iktisadi büyümenin yenilikleri-teknolojik rekabeti-teknolojik ilerlemeyi hesaba katmadan incelenemeyeceğini, yeniliklerin-teknolojik ilerlemenin iktisadi büyümenin motoru olduğunu içerir.  Schumpeter’in büyüme analizinde büyüme, yaratıcı yıkım ile gerçekleştiğinden ve yaratıcı yıkım da yeniliği ilk uygulayan girişimcinin geçici bir süre monopolcü konumda olmasını gerektirdiğinden, Schumpeter’in büyüme analizi monopolün, yeniliklerin-teknolojik gelişmenin ve dolayısıyla da büyümenin ayrılmaz bir parçası olduğunu içerir.  Schumpeter’in büyüme analizi, girişimci ile teknolojik gelişmenin ayrı unsurlar olmadığını, bu iki unsurun bir ve aynı şey olduğunu, birincisinin ikincisini ortaya çıkaran unsur olduğunu içerir. Bu ise yeniliklerin, teknolojik gelişmenin, kapitalist bir ekonomideki iktisadi büyümenin dışsal değil içsel bir değişkeni olduğu anlamına gelir. 38

39 Keynes Kurucusu John Maynard Keynes'dir. Keynes 1930 yılına kadar temel ekonomik karar birimleri (tüketici firma ve endüstri) seviyesinden bakılan ekonomi bilimine yeni bir boyut kazandırmış toplam talep kavramını gündeme getirerek işsizlik ve toplam üretim konularını bununla açıklamaya çalışmıştır.

40 Keynes Eksik istihdamdan --- Tam istihdama Dengeye ulaşma Efektif talebi artırmaya yönelik kamu müdahalesi Efektif talepteki her artış arzı da artıracaktır


"Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Türk Dünyası İşletme Fakültesi Ekonomik Büyüme ve Kalkınma Teorileri Ders 3 Dr. Fariz AHMADOV." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları