Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

JEAN P İ AGET VE B İ L İ ŞSEL GEL İ Ş İ M Arş. Gör. Ceyhun OZAN - EPÖ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "JEAN P İ AGET VE B İ L İ ŞSEL GEL İ Ş İ M Arş. Gör. Ceyhun OZAN - EPÖ."— Sunum transkripti:

1 JEAN P İ AGET VE B İ L İ ŞSEL GEL İ Ş İ M Arş. Gör. Ceyhun OZAN - EPÖ

2 B İ L İ ŞSEL GEL İ Ş İ M KURAMLARI - I  İ nsanları, di ğ er canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri düşünebilme yetisidir.  Bilişsel gelişim de insano ğ lunun bilgiyi edinme, bellekte işleme ve tutma, akıl yürütme, gerekti ğ inde bilgiyi bellekten bulup kullanma, kısaca düşünme eylemlerini ve bu eylemlerin gelişim sürecini ele almaktadır.  Bilişsel gelişim kuramları iki boyutta ele alınmaktadır: Genetik merkezli ve sosyal merkezli. Piaget, Bruner ve Gagne genetik, Vygotsky ise sosyal merkezli kuramcılardır.

3 JEAN P İ AGET ve B İ L İ ŞSEL GEL İ Ş İ M  Piaget, hep şu soruya cevap aramıştır:  Dünyaya geldi ğ inde hiçbir zihinsel yapıya sahip olmayan çocuk, acaba nasıl yetişkin gibi düşünebilmektedir?

4  İ şte bu noktada karşımıza bilişsel gelişim çıkar.  Piaget`ye göre gelişimin temelinde biyolojik etkenler yatmaktadır. Biyolojik etkenler, çevre ile etkileşim halindedir. Piaget, çevrenin etkisini yadsımamakla birlikte, düşüncesini büyük oranda olgunlaşmaya vurgu yapan genetik yapıyla açıklamıştır. Çevre Bilişsel Gelişim Kalıtım

5 1. Bilişsel Gelişimi Etkileyen Faktörler  a. Olgunlaşma  b. Yaşantı (Deneyim)  c. Kültürel (toplumsal) aktarım (Sosyal geçiş)  d. Dengeleme  e. Örgütleme

6 a. Olgunlaşma  Olgunlaşma, daha çok gelişimin fiziksel yanıyla ilgilidir. Kişinin bedensel açıdan gelişmesi ve zihinsel açıdan işi yapabilecek seviyeye gelmesi olgunlaşmayla ilgilidir.  Olgunlaşmanın zihin gelişimi üzerindeki etkisi daha çok yoksunluk durumunda ortaya çıkar. Yani, kişi olgunlaşmamış oldu ğ u zaman zihin gelişimi gecikir.

7 b. Yaşantı (Deneyim)  İ nsanların deneyimleri, yaşamın ilk yıllarında daha çok fiziksel etkinlik a ğ ırlıklı iken, ilerleyen yıllarda zihinsel etkinlik a ğ ırlıklı hale gelir.  Yaşantı zenginli ğ i kişinin zihinsel gelişimini de artırır. Çocu ğ una oyuncak alan ana baba, ona yaşantı zenginli ğ i sa ğ lamaya, böylece zihinsel gelişimine yardımcı olmaya çalışıyordur.

8 c. Kültürel (Toplumsal) Aktarım (Sosyal Geçiş)  İ nsanın di ğ er insanlarla olan etkileşimi, konuşması, oynaması, kültürel aktarımı ifade eder. Bireyin içinde yaşadı ğ ı toplum, zihin gelişimini etkilemektedir.  Piaget ilkel toplumlarda yaptı ğ ı araştırmalarda, bireylerin yeterli olgunlu ğ a erişse bile soyut düşünemediklerini ortaya koymuştur.

9 d. Dengeleme  Olgunlaşma, yaşantı ve kültürel aktarım süreçlerinin bir araya getirilmesiyle zihinsel yapıların inşa edilmesi, bozulması, tekrar inşa edilmesi dengeleme kavramıyla açıklanır.  İ nsan düşüncesinde kararlılık ve tutarlılık e ğ ilimi vardır. Do ğ al haliyle zihin karalı, tutarlı ve dengelidir.  Ö ğ renilen bilgiler önce dengesizlik do ğ urur, sonra dengeye kavuşurlar. Bazı kişiler kolayca dengeye ulaşabilirken, bazıları daha geç dengeye kavuşurlar.

10  Piaget`in bilişsel gelişiminin temel düşüncesini organizmanın çevreye uyum yetene ğ i oluşturur. Piaget, çevreye uyum sa ğ layabilmek için, denge – dengesizlik – yeniden denge yani dengeleme sürecini izledi ğ ini savunmuştur.

11 e. Örgütleme (Organizasyon)  Örgütleme, organizmanın içinde bulundu ğ u sistemi korur ve geliştirir. Ayrıca ilerleyen süreçte tekrar kullanılmak ya da yeni bilgi kazanımını sa ğ lamak üzere, bilgileri birbirleriyle olan ba ğ lantıları, farklılıkları ile bir bütün haline getirir.  Piaget`ye göre uyum ve organizasyon biyolojik fonksiyon için oldu ğ u kadar, bilişsel fonksiyon için de önemli iki ilkedir. Bu iki ilke “fonksiyonel de ğ işmezler” adını vermektedir. Yani organizmanın gerek biyolojik, gerek psikolojik, gerekse bilişsel fonksiyonlarını yerine getirmesinde, duruma uyum sa ğ laması ve bu uymu koordinasyon içinde gerçekleştirmesi yaşamsal bir öneme sahiptir.

12 2. Piaget`nin Kuramındaki Temel Kavramlar  a. Zeka  Piaget`ye göre zeka, organizmanın çevreye uyum yetene ğ idir. Bu uyum sayısal olarak test maddeleriyle ölçülemez. Bu nedenle Piaget zeka testlerine karşı çıkmıştır.  Piaget`den önce gelişim psikolojisinde hakim görüş çocukların yapabildiklerinin yetişkinlerle kıyaslanarak sonuca varılmasıyken, Piaget ile bu anlayış de ğ işmiştir. Piaget, çocukların yetişkinlerinin birer kopyası olmadıklarını ve çocuk düşüncesinin kendine özgü niteli ğ inin incelenmesi gerekti ğ ini belirtmiştir.

13 b. Şema  Organizmanın içinde bulundu ğ u çevreyi anlayabilmek, çevresinde varolan sorunları anlamak ve bu sorunlarla başa çıkabilmek için oluşturdu ğ u yapılardır. Şema yeni gelen ya da gelecek bilgilerin yerleştirilece ğ i bir çerçeveye benzetilebilir.  Piaget, nasıl ki vücudun yaşamını sürdürebilmesi için yapıları varsa, zihnin de içinde bulundu ğ u çevreye uyum sa ğ layabilmek için yapıları oldu ğ unu öne sürmüştür.

14  Farklı yaş aralıklarındaki çocukların şemaları birbirinden farklılık gösterir. Bu farklılı ğ ı görmenin en kolay yolu, çocu ğ a bir uyarıcı sunup çocu ğ un bu uyarıcıya nasıl tepki gösterece ğ ini izlemektir.  Babasıyla birlikte hayvanat bahçesine giden ve hayatında ilk defa at gören çocuk babasına atı göstererek, “Baba bu ne?” diye sorar. Babasından aldı ğ ı “O ğ lum, o bir at” cevabıyla yeni ve bir ilk ö ğ renme gerçekleştirir, ö ğ rendi ğ i bu bilgi için yeni bir şema oluşturur.

15  Çocu ğ un içinde bulundu ğ u çevrenin dinamik oluşu, oluşturulan şemaların da sürekli olarak organize edilmesine yol açar. Zamanla bireyin sahip oldu ğ u şemalar gelişir, zenginleşir. Şemadaki her gelişme, organizmanın bir dengesizlik yaşadı ğ ını ve tekrar dengeye geldi ğ ini gösterir.  3 yaşındaki bir çocuk için ay, masal kitaplarındaki “aydede” iken, bu çocuk 7 yaşına geldi ğ inde ay artık bir “gezegen” dir. 14 yaşına geldi ğ inde ise, ay dünyanın etrafında dönmekte, bir çekim gücü oluşturmaktadır.

16 c. Uyum (Adaptasyon)  Organizma gerek bilişsel gerekse fiziksel ve psikososyal gelişim açısından yaşam boyu devam eden bir uyum sürecindedir.  Uyum iki yönlü olarak incelenebilir  1. Özümleme (asimilasyon)  2. Düzenleme (uyma-uyumsama-akomodasyon)

17 1. Özümleme (Asimilasyon)  Bireyin karşılaştı ğ ı yeni bir durumu ya da nesneyi daha önceden oluşturdu ğ u mevcut şeması yani var olan bilgileri içerisinde de ğ erlendirerek uyum sa ğ lamaya çalışmasıdır.  Babasıyla birlikte ikinci kez hayvanat bahçesine giden çocuk babasına zebraları göstererek, “Baba, atlara bak” der. Bu durum açık bir şekilde çocu ğ un zebraları daha önceden oluşturdu ğ u at şeması içerisinde de ğ erlendirdi ğ inin ispatıdır.

18 2. Düzenleme (Uyumsama-Akomodasyon)  Birey yeni bir durumla karşılaştı ğ ında, bazen önceden oluşturdu ğ u mevcut şemalar açıklama için yeterli gelmez. Bu kez bireyin uyum sa ğ layabilmesi için mevcut şemalarını şekillendirmesi, de ğ iştirmesi hatta yeni bir şema oluşturması gerekir.

19  Babasıyla birlikte ikinci kez hayvanat bahçesine giden çocuk babasına zebraları göstererek, “Baba, atlara bak” demiş, bunun üzerine babası da, “Bana at diye gösterdiklerini dikkatlice incele o ğ lum, aynı atlar gibi mi yoksa onlardan biraz farklı mı?” demiştir. Babasının bu söylemi üzerine zebraların yanına yaklaşan çocuk onları dikkatle incelemiş ve atlardan farklı birçok yönünün oldu ğ unu görmüş ve babasına, “Evet, bunlar atlara benziyor ama at gibi de de ğ iller” demiştir. Babası da “Do ğ ru söylüyorsun, onlar at de ğ il, zebradır o ğ lum” demiştir. Bu durumun sonucu olarak, zebraları ata benzeterek, at şeması içerisinde de ğ erlendiren çocuk, artık yeni bir şemaya ihtiyaç duymaktadır.

20  Düzenleme olmaksızın tek başına özümleme ile ö ğ renme ve buna ba ğ lı olarak da gelişimin gerçekleşmesi mümkün de ğ ildir.  Bir konuyla ilgili çok az bilgiye sahip birey az sayıda özümleme, çok sayıda düzenleme yapar. Konuyla ilgili bilgi seviyesi arttıkça çok sayıda özümleme, az sayıda düzenleme yapmaya başlar.

21 d. Dengeleme  Birey yeni karşılaştı ğ ı bir durum ya da nesneyi ilk olarak daha önceden oluşturdu ğ u şeması içerisinde de ğ erlendirir (özümleme), ardından bu de ğ erlendirmenin yetersiz kalması halinde ise mevcut bilişsel dengesi bozulaca ğ ı için bu dengeyi düzenleme (uyumsama) aracılı ğ ıyla yeniden kurmaya çalışır.

22  Babasından ata benzetti ğ i hayvanların zebra oldu ğ unu duyan çocukta varolan denge hali bir anda bozulmuştur. Çünkü öncesinde zebrayı de ğ erlendirebilece ğ i bir at şemasına sahipken, artık zebranın attan farklı oldu ğ unu anlamış ve yeni bir şemaya ihtiyaç duymuştur. İ şte bu ihtiyaca ba ğ lı olarak, çocu ğ un yapacak oldu ğ u düzenleme sonucuna göre yeniden bir denge hali sa ğ lanmış olacaktır.

23 P İ AGET`N İ N B İ L İ ŞSEL GEL İ Ş İ M DÖNEMLER İ  1. Duyusal Motor Dönem (0-2 yaş)  a. Birinci Döngüsel (devresel) Tepkiler (0-4 ay)  b. İ kinci Döngüsel (devresel) Tepkiler (4-12 ay)  c. Üçüncü Döngüsel (devresel) Tepkiler (12-24 ay)  2. İ şlem Öncesi Dönem (2-7 yaş)  a. Sembolik (kavram öncesi) İ şlemler Dönemi (2-4 yaş)  b. Sezgisel Dönem (4-7 yaş)  3. Somut İ şlemler Dönemi (7-12 yaş)  4. Soyut İ şlemler Dönemi (12-18 yaş)

24 1. Duyusal (Sensori) Motor Dönem (0-2 yaş)  Do ğ um ile 2 yaş arasındaki süreci kapsayan bu dönemde bebek, yaparak yaşayarak, hissederek, deneme-yanılmalarla dünyayı ö ğ renmektedir.  Bebe ğ in do ğ uştan getirdi ğ i ilk şemaları olan refleksif davranışlar zamanla ortaya çıkacak daha karmaşık, amaçlı davranışların da temelini oluşturmaktadır.  Dönemin en önemli özelli ğ i, düşünmenin başlaması ve nesne süreklili ğ inin kazanılmasıdır.

25 a. Birinci Döngüsel (Devresel) Tepkiler (0-4 ay)  Döngüsellik, çocu ğ un belli türdeki hareketleri tekrarlamasıdır.  Birinci döngüsel tepkiler evresinde, döngüsel tepkiler henüz bir durumu ya da davranışı taklit etmeye ya da amaca yönelik de ğ il, do ğ uştan getirilen reflekslerin tekrar edilmesi şeklinde ortaya çıkar.  Örne ğ in, 3 aylık bir bebe ğ in parma ğ ını emmesi, birinci döngüsel tepkidir.

26  Bu evrede, bebe ğ in tüm tepkilerinin kendi bedenine dönük olmasının nedeni, kendi bedenini dış dünyadan ayırt edemiyor olmasıdır. Başka bir deyişle do ğ adan ayrışma henüz gerçekleşmemiştir.  Örne ğ in, bebek yata ğ ına uzandı ğ ında, yata ğ ın kendi bedeninden bir parça oldu ğ unu sanır.

27  Piaget`ye göre 0-4 ay arasında bellek kullanımı henüz tam olarak etkin de ğ ildir. Bu yüzden henüz nesnelerin süreklili ğ i kazanılmamıştır. Yani, bebekler, bir nesne görüş alanından çıktı ğ ı an onun yok oldu ğ unu sanırlar.

28 b. İ kinci Döngüsel (Devresel) Tepkiler (5-11 ay)  1. Devresel Tepki: Döngüsellik, bebe ğ in bedeni aracılı ğ ıyla, bedeni dışındaki nesnelere dönük hareketleri tekrarlaması şeklinde kendini gösterir. Yani ikinci döngüsel tepkiler artık amaçlıdır, tesadüfen keşfedilen bir şeyin tekrar edilmesine dönüktür.  Örne ğ in, yata ğ ında sa ğ a-sola dönerken çıkan gıcırtı sesini tesadüfen fark eden bebek, aynı sesi duymak için sürekli kendini sa ğ a sola sallamaya başlar.

29  2. Do ğ adan ayrışma: Bu evrede, bebe ğ in tepkilerinin çevreye dönük olması, do ğ adan ayrıştı ğ ını yani kendi bedenini dış dünyadan ayırt edebildi ğ ini gösterir.  3. Taklit: İ lk deneme yanılma ö ğ renmeleri ve taklit kökenli davranış örüntüleri ortaya çıkar. Bebek artık çevresindeki kişileri anlık olarak taklit edebilir.

30  4. Ses Buluşması: Bebe ğ in en basit taklit kökenli davranışlar sergilemesi ses buluşması ile başlar. Ses buluşması, a ğ lama sesi duyan bir bebe ğ in, kısa bir süre sonra kendisinin de a ğ lamaya başlamasıdır.  5. Nesnelerin Süreklili ğ i: Daha önce görüş alanından çıkan nesneyi yok sayan bebek, artık bu nesnenin yok olmadı ğ ının farkındadır.

31 c. Üçüncü Döngüsel (Devresel) Tepkiler (12-24 ay)  1. Davranışlarda Dışa Dönüklük: Önceki dönemlerde çocu ğ un gösterdi ğ i etkinlikler içe dönüktür. Yani gösterilen tepkiler, çocu ğ un ya salt reflekslerinden kaynaklanır ya da çocu ğ un dış dünyaya karşı sadece kendi bedeniyle ulaşabildi ğ i nesnelere dayalıdır. Oysa bu evrede durum de ğ işecek ve dışa dönüklük meydana gelecektir.  Döngüsellik, bebe ğ in bedeni dışındaki araçlarla davranışları tekrar etmesi şeklinde kendini gösterir.  Örne ğ in yata ğ ında uzanan bir çocuk, elindeki küçük sopayla, yerde duran oyunca ğ ı kendine çekmeye çalışabilir. Bu durum, düşünmenin başlangıcı olarak da de ğ erlendirilebilir.

32  2. Ertelenmiş Taklit: Çocu ğ un önceden gördü ğ ü bir modelin davranışlarını, o model ortamda olsun ya da olmasın, aradan bir süre geçtikten sonra taklit etmesidir.  Örne ğ in, 1,5 yaşındaki bir çocuk, bir gün önce kendisine el çırpan babası gibi el çırpmaya başlar.

33 2. İ şlem Öncesi Dönem (2-7 Yaş)  İ şlem öncesi dönem kendi içerisinde ikiye ayrılır:  a. Sembolik İ şlemler (Kavram Öncesi) Dönemi (2-4 yaş)  b. Sezgisel İ şlemler Dönemi (4-7 yaş)

34 a. Sembolik İ şlemler (Kavram Öncesi) Dönemi (2-4 yaş)  Bu dönem, sembollerin en basitten en karmaşı ğ a do ğ ru kullanımının ilk aşamasıdır.  Dilin gelişimi çok hızlıdır.  Dönem içerisinde çocukların geliştirdikleri kavram ve sembollerin anlamları ço ğ unlukla kendilerine aittir. Yani bir olayı ya da nesneyi ele alış biçimleri, genel kabul görmüş ifadelerin dışında, onların düş güçleri ve geçmiş yaşantılarıyla özdeştir.

35  Bu dönemdeki çocuklar karmaşık kavramları anlayamadıkları için duydukları kavramları kendilerine göre yorumlarlar.  Örne ğ in:  -O ğ lum dikkat et. Su çok fazla, dökeceksin!  -(Çok fazla kavramını anlayamaz ve…) Tamam anne (diyerek suyu döker)

36 1. Sihirli – Majik Düşünce  Az gelişmiş bilince karşın çok fazla gelişmiş hayal gücünün sonucunda ortaya çıkan düşünce şeklidir.  Çocuklar kavramları ve çevrelerinde gelişen olayları bu düşünce biçimine ba ğ lı olarak gerçek ötesi şekilde ele alırlar. Gerçek – hayal ayrımını yapamayabilirler.  Ço ğ unlukla rüyalarını gerçek sanan çocuklarla ebeveynleri arasında ilginç diyaloglar yaşanabilir.

37 2. Sembolik Oyun  Çocu ğ un gerçek bir nesne ya da kişi yerine bunları sembollerle ifade etme yetene ğ ine ba ğ lı olarak, bir şeyi başka bir şeyin yerine kullanması yoluyla gerçekleştirdi ğ i oyunlardır. Başka bir deyişle çocuk o anda ortamda var olmayan ya da hiç var olmamış bir nesne-kişi yerine farklı bir sembol kullanabilir.

38  Hayali arkadaş olarak tabir edilen durum da sembolik oyun kapsamında ele alınır. Hayali arkadaşlar bir insan olabilece ğ i gibi hayvan da olabilir.  Sembolik oyunlar sayesinde çocuklar bazen çevrelerindeki olayları, varlıkları taklit ederler, bazense tamamen kendilerine özgü semboller oluşturarak oynarlar.  Piaget`ye göre sembolik oyunlar çocukların bilişsel, duyuşsal ve sosyal açıdan gelişiminde oldukça faydalıdır.

39 3. Animizm (Canlandırmacılık)  Çocukların canlı ve cansız ayrımı yapamamasıdır.  Örne ğ in: Oyuncak bebe ğ ini yere düşüren Ayşe, onu hemen yerden kaldırır ve canını yaktı ğ ını düşünerek ondan defalarca özür diler.  4 yaşındaki Selim taşların yaşadı ğ ına ve a ğ açların düşündüklerine inanmaktadır.  3,5 yaşındaki Ahmet, bahçede buldu ğ u yavru kediyi kuyru ğ undan tutar, elinde sallar ve duvara çarpar.

40 4. Benmerkezcilik (Egosantrizm-Kendine Odaklanma)  Benmerkezcilik insan yaşamında işlem öncesi ve soyut işlemler dönemi olmak üzere iki farklı dönemde görülür.  Benmerkezcilik, çocukların olayları başkalarının bakış açısından ele alamaması, herkesin kendisi gibi düşündü ğ ünü kabul etmesidir.  Bu durum gündelik yaşamda farklı şekillerde ortaya çıkabilir:

41  1. Çocuk sadece kendisinin gördü ğ ü, duydu ğ u, bildi ğ i şeyleri, herkesin görüp duyup bildi ğ ini sanabilir.  2. Çocuk bir şeyden hoşlanıyorsa bundan herkesin hoşlandı ğ ını, bir şeyden hoşlanmıyorsa bundan hiç kimsenin hoşlanmadı ğ ını düşünebilir.  3. Çocuk çevresindeki herkesin ve her şeyin sadece kendisi için var oldu ğ unu sanabilir.  4. Çocuk, çevresinde gelişen her olaydan öncelikle kendisini sorumlu tutabilir.  5. Çocuk, her durumu sadece kendi bakış açısından ele alabilir.

42 5. Kolektif (Toplu) Monolog  Çocukların karşısındaki kişiyi dinlemeksizin, herkesin kendisini dinledi ğ ini sanarak konuşmasıdır. Bu dönemdeki çocuklar bir araya geldiklerinde hepsi aynı anda, farklı şeylerden bahsederek konuşurlar.  Örnek: Anaokulundaki 4 çocuk masa etrafında oturmuş bir şeyler konuşuyorlar:  Ali: Dün gece beni uzaylılar kaçırdı.  Ayşe: Annem bana ayakkabı alacak.  Zeynep: A ğ açlar, kollarını sallıyor, rüzgar oluyor.  Kenan: Hadi oyun oynayalım.

43 6. Monolog  Çocuklar tek başlarında kaldıklarında ise monolog tarzı konuşma görülür.  Monolog, çocu ğ un özellikle tek başına oyun oynarken, yapacaklarını kendi kendine mırıldanması şeklinde ortaya çıkar.

44 7. Paralel Oyun  Bu dönemdeki çocuklar dayanışmaya, işbirli ğ ine, takım ruhuna dayalı oyunları oynamada başarısız olurlar. Çünkü bir arada oynuyormuş gibi gözükseler de aslında hepsi kendi bireysel oyunlarını oynarlar. Hepsi kendisini takım kaptanı, başkan kabul eder.

45 8. İ şaretsel (Simgesel) İ şlev  Sembolleri kullanma yetene ğ ine işaretsel işlev denir.  İ şaretsel işlevi kazanan çocuk, şu anda görmedi ğ i ya da hiç var olmayan nesneleri kavramları kullanabilir.  Örne ğ in, 3 yaşındaki Ahmet gerçek bir portakal yerine “portakal” kelimesini kullanabilmekte ve şu anda görüş alanında bir portakal olmadı ğ ı halde resmini çizebilmektedir.

46 9. Kişilerin Süreklili ğ i ve Cinsiyet De ğ işmezli ğ i  Çocuk, dış görünümündeki de ğ işiklik ya da benzerlik ne olursa olsun, kişiyi di ğ er kişilerden ayırt edebilir. Böylece kişilerin süreklili ğ i kazanılmış olur.  Ayrıca cinsiyetin dış görünümden ba ğ ımsız ve kalıcı oldu ğ unu kavrar.

47 b. Sezgisel İ şlemler Dönemi (4-7 yaş)  Sezgiler ön plandadır. Çocuklar varlı ğ ını bildi ğ i ancak göremedi ğ i olayları anlamakta zorlanırlar.  Döneme sezgisel denmesinin nedeni ise çocukların birçok konuda kendilerinden emin gözükmelerine karşın, emin oldu ğ u konuları nasıl bildi ğ inin farkında olmayışlarıdır.  Örne ğ in, Ahmet balkondan sarkmaması gerekti ğ inin farkındadır, ancak balkondan sarkıp yere düşerse neyle karşı karşıya gelece ğ ini tam olarak bilmemektedir.

48  Dönemin en önemli özelliklerinden biri ilk kez akıl yürütmenin görülmesidir. Bu aklı yürütme yek yönlü yani özelden- özeledir.  Çocuk henüz odaktan uzaklaşamaz, tersine çeviremez, korunumu kazanamaz, sayı uygunlu ğ unu başaramaz ve fiziksel de ğ işimlerin sayısal eşitli ğ i etkilemedi ğ ini anlayamaz.  Tek yönlü sınıflama ve sıralama yapabilir.  Bu dönemde yapaycılık (artifikalizm) ortaya çıkar.  Sembolik dönemin özellikleri hale devam etmektedir.

49 1. Özelden Özele Akıl Yürütme (Ortaklık)  Özel bir durumdan başka bir özel duruma, genelleme yapmadan akıl yürütmektir. Yani, bir şeyle başka tek bir şeyi eşleştirebilmek, di ğ er durumları görememek, anlayamamaktır.  Örne ğ in: Her sabah kahvaltısında süt içen çocuk, bir gün kahvaltısında süt içmeyince, o gün kahvaltı yapmadı ğ ını iddia etmiştir. (Kahvaltı=Süt…Süt yoksa kahvaltı da yok)  Ö ğ retmeni Ahmet`ten bir sayfa “A” harfi yazmasını ister. Ahmet, bir sayfayı kaplayacak büyüklükte kocaman bir “A” harfi yazar.

50  Özelden özele akıl yürüten çocuklar bir şey ile başka tek bir şeyi eşleştirebildiklerinden sesteş kelimeleri anlayamazlar.  Anne: O ğ lum büyüklerini sevip sayar mısın?  Çocuk: Evet severim. Annem bir, babam iki, amcam üç…  Anne: O ğ lum, bak bu bir sprey.  Çocuk: Anneci ğ im ne yapıyorsun spreyle?  Anne: Koltuk altına sıkıyorum.  Çocuk: (Spreyi alır, evdeki tüm koltukların altına sıkar…) Anneci ğ im ben de koltukları altına sıktım.

51 2. Odaktan Uzaklaşamama (Odaklaşma – Merkeziyetçilik)  Çocuk, bir nesnenin ya da olayın anlık veya en çok ilgi çeken yönüne odaklanır. Bu nedenle,  Bir şeyin tek bir özelli ğ ine kendisine verir, di ğ er özelliklerini göremez.  Aynı anda birden fazla etkinli ğ i gerçekleştiremez.  Anne: O ğ lum, bugün babanla neler yaptınız?  Çocuk: (Gün içerisinde çok sayıda etkinlik gerçekleştirdi ğ i halde) Parka gittik, oyun oynadık.  Anne: Başka?  Çocuk: (U ğ raşır, hatırlayamaz ve tekrar eder.) Çok oyun oynadık.

52 Özelden özele akıl yürütme ve odaktan uzaklaşamamanın do ğ al bir sonucu olarak çocuklar,  1. Tersine Çeviremez: 3+5=8 diyebilir, ancak aynı soru 5+3 diye soruldu ğ unda cevaba ulaşamayabilir.  2. Korunumu Kazanamaz: 5 parçaya ayrılmış çikolatanın, 3 parçaya ayrılmış aynı çikolatadan daha fazla oldu ğ unu iddia edebilir.

53 Özelden özele akıl yürütme ve odaktan uzaklaşamamanın do ğ al bir sonucu olarak çocuklar,  1. Tersine Çeviremez: 3+5=8 diyebilir, ancak aynı soru 5+3 diye soruldu ğ unda cevaba ulaşamayabilir.  Araştırmacı: Ayşe, hiç kardeşin var mı?  Ayşe: Evet, Bir tane var, adı Ahmet.  Araştırmacı: Ayşe, Ahmet`in hiç kardeşi var mı?  Ayşe: Hayır, yok.

54 Özelden özele akıl yürütme ve odaktan uzaklaşamamanın do ğ al bir sonucu olarak çocuklar,  2. Korunumu Kazanamaz: 5 parçaya ayrılmış çikolatanın, 3 parçaya ayrılmış aynı çikolatadan daha fazla oldu ğ unu iddia edebilir.

55 Özelden özele akıl yürütme ve odaktan uzaklaşamamanın do ğ al bir sonucu olarak çocuklar,  3. Sayı Uygunlu ğ unu Başaramaz: Uzunlamasına yan yana dizilmiş 7 bilyenin, toparlanarak yan yana koyulmuş 7 bilyeden daha fazla oldu ğ unu söyleyebilir.  4. Fiziksel De ğ işimlerin Sayısal Eşitli ğ i Etkilemedi ğ ini Anlayamaz: “Bir kilo demir mi yoksa bir kilo pamuk mu daha a ğ ır?” diye soruldu ğ unda, “Bir kilo demir” cevabını verebilir.

56 3. Tek Yönlü Sınıflama  Tek yönlü sınıflama tek bir özelli ğ e göre gruplamaktır.  Ahmet`in önüne 12 lego parçası konur. Bu legoların 4`ü sarı, 4`ü mavi ve 4`ü kırmızıdır. Her renk kendi içerisinde 2 kare, 2 üçgen barındırmaktadır.  Ahmet legoları sadece renk ya da sadece şekline göre sınıflandırabilir, ancak hem renk hem de şekline göre sınıflandıramaz.

57 4. Tek Yönlü Sıralama  Bu dönemdeki çocuklardan sıralaması istendi ğ inde, en uzun – en kısa ya da en geniş – en dar gibi özellikleri anlar ve do ğ ru kullanabilirler; ancak arada kalanları do ğ ru kullanamazlar.

58 5. Yapaycılık (Artifikalizm)  Çocuk do ğ al olayların birileri tarafından –insan eliyle- yapıldı ğ ını sanır.  Ahmet, dedesinin her sabah erkenden kalkıp güneşin fitilini ateşledi ğ ini düşünmektedir.  Ayşe, birilerinin muslu ğ u açık unutunca buraların suyla dolup deniz oldu ğ unu ifade etmiştir.

59 3. Somut İ şlemler Dönemi (7-12 Yaş)  Çocuklar ilk kez olayları başkalarının gözünden görmeyi başarır.  Tümevarımsal düşünme gücüne erişen çocuk bu sayede tersine çevirebilir, korunumu kazanır.  Önceki dönemde oldu ğ u gibi bir şeyle başka tek bir şeyi eşleştirme durumu görülmez. Artık birden fazla durumdan yola çıkarak belli bir sonuca ulaşabilir.

60  Önceki dönemde sıralama ve sınıflamada yaşanan sıkıntı giderilir. Çocuklar artık birden fazla özelli ğ e dayanarak sıralama ve sınıflama yapabilir, gruplama, alt sınıf özelliklerini anlarlar ve odaktan uzaklaşabilirler.  Bu dönem soyut düşünmeye hazırlık evresi olsa da henüz soyut düşünme söz konusu de ğ ildir. Bu nedenle soyut kavramları, mecaz anlam barındıran atasözlerini anlama noktasında sıkıntı yaşarlar.  Önceki dönemde görülen sihirli-majik düşünce ve benmerkezcili ğ e dayalı yaşantılar büyük oranda ortadan kalkar. Benmerkezci özelli ğ inden kurtulan çocuk, Piaget`nin da ğ ılma olarak adlandırdı ğ ı durumla tanışır. Çocuk artık başkalarının da kendilerine özgü düşünceleri olabilece ğ ini anlamaya başlar. (Empatinin başlangıcı)

61 1. Tümevarımsal Düşünme  Tümevarım, özelden genele, ya da olaylardan, parçalardan, ayrıntılardan genel kurallara, kaidelere geçiş şeklinde akıl yürütmektir.  Ahmet abisine “Abi, hayalet uçak görülür mü?” diye sorar. Ahmet`in böyle bir soru yöneltmesinin altında iki farklı bilgi yatmaktadır:  1. Hayaletler görülmez.  2. Uçaklar görülür.  İ ki farklı bilgi bir araya getirilerek genel bir kurala gidiş yani tümevarımsal düşünme söz konusudur.

62 2. Tersine Çevirebilme (Tersinebilirlik – Geriye dönebilirlik)  Bir problemle karşılaşan çocu ğ un hem ileri hem de geriye do ğ ru düşünebilmesi, tersine çevirebildi ğ ini gösterir.  Tersine çevirebilme korunumun da başlangıç noktası kabul edilmektedir. Yani tersine çevirebilme kazanılmadan korunum kazanılamaz.  İ şlem öncesindeki bir çocuk, suyun buzlu ğ a konuldu ğ unda dondu ğ unu anlayabilir, ancak buzun tekrar suya dönüşebilece ğ ini anlayamaz.

63 3. Korunum  Korunum, bir madde ya da madde grubunun görüntüsel ya da konum olarak de ğ işse bile, di ğ er birçok özelli ğ inin de ğ işmeyece ğ i ilkesidir.  Temel Korunum Formları  a. Madde Korunumu  b. Uzunluk Korunumu  c. Nitelik De ğ işmezli ğ i  d. Sayıların Korunumu (Sayı Uygunlu ğ u)  e. Alan Korunumu  f. A ğ ırlık Korunumu  g. Hacim Korunumu

64 a. Madde Korunumu  Bir bütün parçalara ayrılsa bile, miktarı aynı kalır, de ğ işmez.

65 b. Uzunluk Korunumu  Bir tel parçası ne kadar kıvrılırsa kıvrılsın uzunlu ğ u aynı kalır, de ğ işmez.

66 c. Nitelik De ğ işmezli ğ i  Sıvı bir madde, bir kaptan di ğ erine boşaltılsa bile niteli ğ i de ğ işmez.

67 d. Sayıların Korunumu (Sayı Uygunlu ğ u)  Maddelerin birbirine yakınlaştırılması ya da uzaklaştırılması ile miktarda bir de ğ işme meydana gelmez.

68 e. Alan Korunumu  Bir ka ğ ıt parçasının kapladı ğ ı alan, bu ka ğ ıt parçası kesilip farklı şekiller oluştursa bile toplamda aynı kalır.

69 f. A ğ ırlık Korunumu  Bir maddenin şekli de ğ işse bile a ğ ırlı ğ ı de ğ işmez.

70 g. Hacim Korunumu  Farklı şekillere sokulan bir madde, içi su dolu bir kaba atıldı ğ ında, taşırdı ğ ı su miktarında bir de ğ işme görülmez.

71  Madde korunumu, uzunluk korunumu, nitelik de ğ işmezli ğ i, sayıların korunumu ve alan korunumu 6-7`li yaşlarda kazanılırken, a ğ ırlık korunumu 9-12 yaş arasında, hacim korunumu ise 11-12`li yaşlarda kazanılmaktadır. Korunumun bu sırayla kazanılmasına Piaget gelişimde ardışıklık adını vermiştir.

72 4. Soyut İ şlemler Dönemi (12-18 Yaş)  Tümdengelimsel düşünme gücüne ulaşan çocuk bu sayede varsayımsal akıl yürütebilir, soyut düşünebilir, de ğ işkenler arasındaki ilişkileri test eder, hipotezler geliştirebilir, hipotetik düşünebilir.  Böylece kişiye, zamana ve yere göre de ğ işen göreli kavramlar kazanılır. Analiz, sentez, de ğ erlendirme, üç boyutlu uzayı kavrama gibi üst düzey zihinsel faaliyetler görülür.

73  Daha önce işlem öncesi dönemde görülen benmerkezci düşünme yapısı tekrar ortaya çıkar. Bu durum ergen benmerkezcili ğ i (egosantrizm) olarak adlandırılır. Buna ba ğ lı olarak hayali seyirciler, aşırı idealizm, omnipotent düşünme şekli de bu dönemin önemli di ğ er kavramlarıdır.  Piaget`ye göre bütün insanlar soyut düşünemez. Çünkü bireyin soyut işlemleri geliştirebilmesi için içinde yaşadı ğ ı çevrenin niteli ğ inin, bireyin soyut düşünmesine uygun olması gerekir.

74 1. Tümdengelimsel Düşünme (Dedüksiyon)  Do ğ ru oldu ğ u kabul edilen genel prensiplerden yola çıkılarak özelin ortaya çıkarılmasıdır.  Genel prensip do ğ ru oldu ğ u sürece ortaya çıkan sonuç her koşulda do ğ rudur, kesin sonuç verir.  Ö ğ retmen: Mustafa Kemal Atatürk, kadınlara seçme ve seçilme hakkını vermiştir.  Ayşe: Evet, ö ğ retmenim, e ğ er öyle olmasaydı, ben sınıf başkanı olamazdım.

75  Tümdengelimsel düşünebilen bireyler, olaylara varsayımsal olarak da yaklaşabilir. Varsayımsal akıl yürütme, düşünce gelişim için oldukça faydalıdır ve bu dönemde ö ğ retmenlerin, ö ğ rencilerini varsayımsal olarak akıl yürütebilece ğ i etkinliklere yöneltmesi gerekir.  Örne ğ in,  Ö ğ retmen: E ğ er Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı, bugün için yaşantımızda ne gibi de ğ işiklikler olurdu?

76  Soyut düşünme sayesinde çocuk, bilimsel bilgiyi anlar ve oluşturabilir. Atasözlerini, mecaz anlam içeren sözleri rahatlıkla kavrar.  Hipotetik düşünme, bireyin içinde bulundu ğ u koşullara göre, bir düşünceyi uygun tezler üreterek savunabilme yetisidir.

77 2. De ğ işkenleri Birleştirme ve Ayırma (Birleştirici Düşünme)  Bu dönemdeki birey, de ğ işen birkaç nitelik veya de ğ işkeni içeren problemleri çözebilir. Bunu her bir de ğ işkeni tek tek ele alıp test ederek ve sonra da bunları birleştirerek yapar.

78 3. Göreli Kavramlar  Görelilik, kişiye, zamana, yere göre de ğ işen kavramlardır. “Bana göre – sana göre” ayrımı göreli kavramları açıklamaktadır.  Örne ğ in,  Bu taraftan baktı ğ ımda sa ğ da olan, di ğ er taraftan baktı ğ ımda soldadır.  Sen benim solumda isen, ben de senin sa ğ ındayım.

79 4. Ergen Benmerkezcili ğ i (Egosantrizm)  Varsayımsal düşünce gücüyle birlikte geniş bir düşünebilme olana ğ ına sahip olan ergen yine de kendi düşünceleri ile çevresindeki di ğ er kişilerin düşünceleri arasında karmaşa yaşar. Bunun temel nedeni aşırı idealizmdir. Bir düşünceye sahip oldu ğ u zaman, bunun mutlak do ğ rulu ğ una inanıp idealleri u ğ runa di ğ er görüşleri alamayabilir..  “Nükleer santrallere hayır.” düşüncesine sahip bir ergen, bu düşüncesini idealist bir şekilde savunur, aksi görüşlere ço ğ unlukla tahammülü yoktur.  Ergen benmerkezcili ğ i kendisini iki şekilde belli eder:  a. Hayali Seyirciler  b. Omnipotent Düşünce

80 a. Hayali Seyirciler  Ergenin çevresinde sürekli olarak kendisini izleyen bir seyirci toplulu ğ u oldu ğ una inanmasıdır. Bu nedenle çevresindeki insanların tepkilerine aşırı önem verir, herkesin kendisiyle ilgilendi ğ ini sanır.

81 b. Omnipotent Düşünce  Ergen, kendisini di ğ er insanlardan tamamen farklı görür. Yaradılışının di ğ er insanlardan farklı olarak özel bir nedeni oldu ğ una inanır.  Omnipotent düşünce genel olarak “benim gücüm her şeye yeter” olarak bilinmektedir. Bu düşünce şekli ergenin yaşamı basite almasına neden olur. Ergene göre anne ve baba “çok fazla abartıyorlar”dır. Evden kaçma olaylarının bu dönemde hat safhada olmasının altında da bu düşünce yapısı yatmaktadır.

82  Ergen benmerkezcili ğ ine ba ğ lı olarak ortaya çıkan bir di ğ er durum ise ergenlerin tutarsız, sahte acılı hayat hikayeleri oluşturmasıdır.  Ben çok erken yaşta ölece ğ im, bunu biliyorum  Hiç kimse beni sevmeyecek, ben hep yalnız kalaca ğ ım.


"JEAN P İ AGET VE B İ L İ ŞSEL GEL İ Ş İ M Arş. Gör. Ceyhun OZAN - EPÖ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları