Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kültürler arası araştırmalar bütün dünyada çocuk ve ergenlerin yaşamlarının ¾’ünü başka insanlarla birlikte geçirdiklerini göstermektedir. Ancak birlikte.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kültürler arası araştırmalar bütün dünyada çocuk ve ergenlerin yaşamlarının ¾’ünü başka insanlarla birlikte geçirdiklerini göstermektedir. Ancak birlikte."— Sunum transkripti:

1

2 Kültürler arası araştırmalar bütün dünyada çocuk ve ergenlerin yaşamlarının ¾’ünü başka insanlarla birlikte geçirdiklerini göstermektedir. Ancak birlikte olunan bu kişilerin doğası kültürel farklılıklar gösterir. İnsanların birliktelik arayışları ve eğilimlerinin nedenleri nelerdir?

3 Toplumsal Gereksinimler İnsan bebekleri yüzlere bakma eğilimiyle doğarlar. Yalnızca başkalarının varlığı yeterli değildir. Bizi seven insanlarla yakın bağlarımızın olmasını isteriz. Yaşam boyunca insanlar birlikte vakit geçirecekleri insanlar, arkadaşlar ve sevgililer ararlar.

4 Bebeklerde Bağlanma Bebekler en sık ve en severek etkileştikleri insanlara duygusal olarak bağlanırlar. Çocuklarda bağlanmanın iki ana işlevi vardır. 1) Çocuklar bağlandıkları kişiyle birlikte olmaktan bir güvenlik duygusu türetirler. 2) Bağlanma çevre hakkında bilgi edinmeye yardımcı olur.

5 Bebeklerde Bağlanma Bebeklerle ana-babaları arasında 3 temel bağlanma stili vardır. 1) Güvenli bağlanma; Ana-baba çocuk için ulaşılabilir ve gereksinimlerine karşılık verici olduklarında gelişen bir bağlanma stilidir. 2) Kaçınmacı bağlanma; Ana-baba genellikle tepkisiz, hatta reddedici olduklarında gelişen bağlanma stilidir. 3) Kaygılı/kararsız bağlanma; Asıl bakıcı kararsız olduğunda ve bebeğin gereksinimlerine tutarlı tepki vermediğinde gelişen bağlanma stilidir.

6 Toplumsal İlişkilerin Yararları Robert Weiss toplumsal ilişkilerin “beş temel yararını”, yani ilişkilerin insanlar için sağladığı beş ana çeşit ödül belirlemiştir. 1) Bağlanma 2) Toplumsal kaynaşma (bütünleşme) 3) Değer doğrulaması 4) Güvenilebilir bir birlik duygusu 5) Rehberlik 6) Bakım fırsatı Tek başına hiçbir toplumsal ilişki toplumsal gereksinimlerimizin tümünü doyuramaz. Sonuç olarak zengin ve sağlıklı bir toplumsal yaşam değişik bir dizi insan gereksinimini karşılayabilecek bir toplumsal ilişkiler ağı gerektirir.

7 Yalnızlık Toplumsal ilişkilerimizin önemli bir yönü eksik olduğunda yaşadığımız öznel rahatsızlık duygusudur. Bu eksiklik nitel veya nicel olabilir. Yalnızlık ve yalnız olma aynı şeyler değildir. Yalnızlık bir kişinin içinde olur ve yalnızca kişinin yüzüne bakmakla görülemez. Yalnız olma ise öteki insanlardan ayrı olmayı anlatan nesnel bir durumdur.

8 Yalnızlık Yalnızlık yaşantısı; bazı insanlar yaşamlarındaki değişikliklerden bağımsız bir biçimde bir çok yıl yalnızlık yaşarlar. Bu kronik yalnızlıktır. Israrlı yalnızlığın genetik bir bileşeninin olabileceğine işaret eden kanıtlar vardır. Yalnızlık değişik bir dizi kişisel problemle ilişkilendirilmiştir. - Depresyon - Alkol ve uyuşturucu kullanımı - Okulda düşük notlar - Fiziksel hastalık - Daha yaşlı yetişkinlerde huzurevinde kalma zorunluluğu ve ölüm korkusu

9 Yalnızlık Bir kişide eksik olan toplumsal gereklilikler zemininde iki çeşit yalnızlık arasında bir ayırım yapılmaktadır. 1) Toplumsal yalnızlık; Toplumsal kaynaşma ya da toplulukla bütünleşme duygusu eksik olduğunda yaşanır. 2) Duygusal yalnızlık; Yakın bir bağlanma kişisi yokluğundan kaynaklanır.

10 Kimler yalnızlık riski altındadır? Boşanmış ana-babaların çocukları Kendine güveni eksik kişiler Evlenmemişler Yoksullar Ergenler ve genç yetişkinler yaşlılara göre daha fazla risk altındadır.

11 Kişilerarası İlişkilerde Temel İlkeler Bizi ödüllendiren ve gereksinimlerimizi doyurmamıza yardım eden insanları severiz. Kendileri ile etkileşimlerimizi yararlı bulduğumuz insanları severiz (kendileriyle olan ilişkiden elde ettiğimiz ödüller, o ilişki için ödediğimiz bedellerden daha fazla olan kişileri severiz)

12 Kişilerarası Sevgi ve Çekiciliği Etkileyen Özgül Etmenler Sevgi ve çekiciliğin dört temel belirleyicisi vardır 1) Fiziksel Yakınlık 2) Tanışıklık (aşinalık) 3) Benzerlik 4) Diğer kişinin kişisel özellikleri

13 1) Yakınlık İki insanın arkadaş olup olmadıklarının en iyi kestiricisi birbirlerinden ne kadar uzakta yaşadıklarıdır. İnsanlar fiziksel ya da işlevsel olarak, yakın oldukları ölçüde birbirleri ile arkadaşça ilişkiler gerçekleştirmektedir. Yakınlardaki insanların daha kolay ulaşılabilir olması, ayrıca etkileşmenin ödül ve bedel dengesini de etkiler. Bilişsel çelişki kuramına göre insanlar tutumları arasında bir uyum ya da tutarlılık sağlamaya çalışırlar. Diğer bir deyişle, sevgi, hoşnutsuzluk, ve nefretlerini dengeli ya da tutarlı bir biçimde örgütlemek eğilimindedirler. Çalışmalar yalnızca etkileşim beklentisinin sevgiyi artırdığını göstermektedir. Bilişsel tutarlılık arzusu bizi komşularımızı, oda arkadaşlarımızı ve yakınımızdakileri sevmeye güdülemektedir. Fiziksel yakınlık, sevgi ve çekiciliği en çok tarafların tutum ve amaçları benzer olduğunda artırır.

14 2) Tanışıklık (Aşinalık) Bir kişiyi sık sık görme ona yönelik sevgimizi artırır. Görme sıklığı etkisi Robert Zajonc ve ark. tarafından gösterilmiştir. Görme sıklığı ilkesine göre, arkadaşlarımız yüzümüzü alıştıkları bakış açısından görmeyi, biz kendimiz ise aynadan görmeyi tercih ederiz. Yabancı ve tanımadık şeyler tehlikeli olabilir, tersine tanıdık insan ve nesneler bir rahatlama duygusuna yol açar. İnsanlar birbirini tanıdıkça birbirleri için daha kestirilebilir hale gelirler. Görme sıklığı sevgiyi en çok, başlangıçta olumlu ya da nötr olarak algılanan kişilere yönelik olarak artırmaktadır. Başlangıçta olumsuz algılananlar için böyle bir etkisi yoktur. Görme sıklığı-sevgi ilişkisinde diğer bir istisna iki kişi çatışan ilgi, gereksinim ve kişiliklere sahip olduklarında gözlenir. Ve ters korelasyon vardır. Görme sıklığı etkisi aşırı durumlarda azalabilir.

15 3) Benzerlik Tutumları, ilgileri, değerleri, art alanları ve kişilikleri bizimkilere benzeyen insanları sevmek eğilimindeyizdir. “Aynı türün kuşları aynı sürüde toplanır.” Benzerliğin önemi tutumların ötesine geçmektedir. Etnik art alan, din, siyaset, toplumsal sınıf, eğitim ve yaş benzerliklerinin tümü çekiciliği etkilemektedir. Çıkma ve evliliklerde benzer eş ya da arkadaş seçme eğilimine eşleşme ilkesi adı verilir. Çıkma arkadaşları ve eşler sadece tutum ve değerleri açısından değil, ayrıca fiziksel görünüm, toplumsal art alan ve kişilik bakımlarından da görece eşleşmiş olmak eğilimindedir.

16 3) Benzerlik Benzerlik genellikle ödüllendiricidir. Görüşlerimizi destekleyen insanları severek, bizden farklı düşünenleri sevmeyerek bilişsel tutarlılığı en üst düzeye çıkarmaya çalışırız. Kuram açısından, insanlar belirli bir seçeneğin yalnızca ödül değerini değil, aynı zamanda bu seçenekle başarılı olma beklentisini ya da şansını da dikkate alırlar. Bazen benzerlik tehdit edici olabilir. Bazen de insanlar arasındaki farklılıklar ödüllendirici olabilir. Tamamlayıcı rollerde farklı beceri ve bilgileri olan insanlar ortak bir girişime katkıda bulunurlar. Ancak çoğu tamamlayıcılık durumları ortakların benzer değerlere ve amaçlara sahip olmalarını gerektirir. Benzerlik, yakınlık, görme sıklığı etmenleri sadece sevginin nedenleri değil aynı zamanda sonuçlarıdır da.

17 4) Olumlu Kişisel Özellikler Cana yakınlık; İnsanlar nesnelere ilişkin olumlu bir tutuma sahip olduklarında cana yakın görünürler. Tersine, insanlar nesneleri sevmediklerinde, onları küçük gördüklerinde, kötülediklerinde ve onlara karşı genel olarak eleştirel davrandıklarında soğuk görünürler. Yetenek; Sevgiye yol açmada en önemli yetenek türü kişiyle ilişkimizin doğasına bağlıdır. Yetenek sevgiye yol açar ilkesinde tek istisna, algılanan kişinin algılayanın kendisini rahatsız hissedecek kadar kusursuz görünmesidir.

18 Ölümcül Çekimler Başlangıçta bizi birbirimize çeken nitelikler zamanla ilişkide ölümcül çatlaklara ya da hatalara dönüşebilir. Araştırmalar ayrıca, bir kişi ortağını benzersiz, aşırı ve kendisininkinden farklı bir nitelik nedeniyle çekici bulduğunda ölümcül çekimlerin daha yaygın olduğunu göstermektedir.

19 Güzel ve yakışıklı insanları sevme fiziksel çekicilik Başka her şey eşit olmak koşuluyla, fiziksel olarak çekici insanları daha az çekici akranlarından daha çok severiz. Bunun bir nedeni, çekici kişiler öteki iyi niteliklere de sahiptir kalıp yargısıdır. Daha şaşırtıcı olanı ise, çekici yetişkinlerin ek olarak, ruh sağlığı, baskınlık ve zeka gibi, fiziksel görünümle ilişkisiz görünen niteliklere de sahip olduklarına inanmasıdır. Fiziksel özürleri olan insanlar sık sık fiziksel çekicilikle ilgili kalıp yargıların hedefidirler. Benzer biçimde şişman kişilere de kısmen kilolu olmalarından sorumlu tutuldukları için çok olumsuz bir gözle bakılır. Şişmanlık karşıtı önyargılar bireyci kültürlerde özellikle güçlü, toplulukçu kültürlerde ise daha zayıf görünmektedir.

20 Güzel ve yakışıklı insanları sevme fiziksel çekicilik Ortalama yüzleri alışılmamış yüzlerden daha çekici bulmak eğilimindeyizdir. Simetrik veya dengeli yüzleri severiz. Güzelliğin yayılan etkisi; İnsanlar özellikle güzel ya da yakışıklı birisiyle birlikte görülmeyi ödüllendirici bulabilirler, çünkü bunun insanlar arasında kendi imgelerini yükselteceğini düşünmektedirler (hale etkisi). Güzelliğin bu yayılma etkisi çekici bir arkadaşla birlikte görünen kişilere yönelik sevgiyi artıracağını, fakat çekici bir yabancıyla birlikte görünmenin aynı etkiyi sağlamayacağı gösterilmiştir. Fiziksel çekicilik evrimsel kurama göre sağlıklı ve üremeye uygun olmaya işaret eden önemli bir ipucu olabilir.

21 Eş Seçimi Genç yetişkinlerin her dönemde, eş seçiminde en büyük vurguyu güvenilebilir, duygusal olarak olgun ve hoş bir yaratılışı olan bir eşe sahip olma üzerinde yaptıkları ortaya çıkmıştır. Eşin ya da ortağın benzer bir siyasal, eğitimsel ya da dinsel temele sahip olmasına görece daha az önem verildiği görülmüştür. 1930’larda aşk ve çekim erkekler için 4. kadınlar için 5. sırada yer alırken 1980’lerde ilk sırayı almıştır. Eğitim ve zekada 10. sıradan 5. sıraya yükselmiştir. Fiziksel çekicilik hiçbir zaman 1. olmamış ancak zamanla daha üst sıralara yükselmiştir. Erkekler için 14.sıradan, 8. sıraya, kadınlar için 17. sıradan 13.sıraya çıkmıştır.

22 Eş Seçimi Kadınlar daha yaşlı erkekleri, erkeklerse daha genç kadınları tercih etmektedir. Kadınlar eşin ekonomik kaynaklarına erkeklerden daha fazla önem vermektedirler.

23 Eş Seçimi Eş seçimindeki bu cinsiyet farklılıklarına bir birine ters iki açıklama önerilmiştir. 1) Toplumsal-kültürel bakış açısı; erkek ve kadınların farklı toplumsal görevlerinin olduğu düşüncesi. 2) Evrimsel kuramcılar; erkek ve kadınlar üremedeki başarılarını en üst düzeye çıkarabilmek için farklı eş seçimi tercihleri geliştirmişlerdir.

24 AŞK Aşk duyguları; genellikle, romantik aşkı arkadaşlıktan ayıran bir özellik fiziksel belirtilerin yaşanmasıdır. - Güçlü bir iyi olma duygusu - Yoğunlaşmada güçlük - Bir bulut üstünde uçma - Koşma, zıplama ve çığlık atma isteği - Çıkmalardan önce sinirli hissetme - Uyuşuk, kaygısız hissetme - Soğuk eller - Midede kelebeklenme - Omurilikte titreme - Uyku bozukluğu

25 AŞK Aşk düşünceleri; İnsanların aşk düşüncelerinde üç ana etmen belirlenmiştir. 1) Bağlanma; ortağa gereksinim duyma ve değerli ödüller için ona bağımlılığın farkında olma 2) Ona sevgi ve şefkat besleme; sevilen kişinin kişisel iyilik halini geliştirme ve gereksinimlerine yardımcı olma isteği 3) Güven ve aşığa açılma isteği

26 AŞK Aşk davranışları; Farklı yaşlarda insanlara romantik bir ortak aşkı için ilişkili olduğunu düşündükleri davranışlar soruldu ve yanıtlar yedi aşk davranışı türü altında toplandı. - Seni seviyorum gibi sevgi sözleri söyleme - Kucaklama ve öpme gibi fiziksel aşk davranışları - Sözlü olarak açılma - Diğerinin varlığında mutluluk ve rahatlama - Hediye verme ya da diğerine yardımcı olacak davranışlarda bulunma - Diğerinin etkinliklerine ve fikirlerine saygı gösterme - Diğerini hoş görmeye isteklilik ve ilişkiyi sürdürmek için özveride bulunma

27 Tutkulu Aşk Tutkulu aşk “yumuşak ve cinsel duyguların, coşku ve acının, kaygı ve hafifliğin, özgecilik ve kıskançlığın bir duygular karmaşası içinde birlikte bulunduğu çılgınca duygusal bir durum” olarak tanımlanır. Tutkulu aşk yaşama yeteneğinin evrensel olduğu düşünülmektedir. Ancak, toplumsal-kültürel etmenler tutkulu aşkın ifade ediliş biçimini şekillendirmede etkili olabilir.

28 Tutkulu Aşk Tutkulu aşka enerji sağlayan fizyolojik uyarılmanın bir çok kaynağı olabilir. - Cinsel arzu - Olası reddedilme korkusu - Bir kişiyi tanıma heyecanı - Ana-babanın ya da bir rakibin neden olduğu engellenmişlik duyguları - Kişinin aşığıyla kavgasının yarattığı kızgınlık Tutkulu aşkta güçlü duygusal yaşantıya katkıda bulunabilir. Tutkulu aşk deneyimi kontrol edilemez bir niteliğe sahip görünmektedir. Bu da aşıkların kabul edilmez davranışlarına bir mazeret oluşturabilir. Tutkulu aşkın diğer bir öğesi zihinsel olarak diğer kişiyle sürekli meşguliyettir. Aşığı ülküselleştirme, onu her açıdan harika ve kusursuz görme eğilimi vardır. Bu tür aşklar çok yeğin fakat kırılgan ve sık sık da kısa ömürlüdürler.

29 Arkadaşlık Aşkı Yaşamımızın iç içe olduğu, derinden birbirine karıştığı, kişilere yönelik yaşadığımız duygudur. Duygusal yeğinliği daha ılımlıdır; cana yakınlık ve sevgi aşırı tutkularda olduğundan daha yaygındır. Bir çok aile araştırmacısı arkadaşlık aşkının uzun dönemli ilişkiler için en kalıcı temeli oluşturduğuna inanmaktadır.

30 Üçlü Aşk Kuramı Robert Sternberg bütün aşk deneyimlerinin üç bileşeninin olduğuna işaret etmiştir. 1) Yakınlık bileşeni; bir ilişkide yakınlık, bağlılık ve bağlanmışlık duyguları kadar aşık olunan kişiye hayranlığı ve ona iyi bakma isteğini içerir. 2) Tutku bileşeni; aşk ilişkilerinde yeğin duygulara yol açan güdü ya da dürtülerden oluşur. 3) Bağlanma bileşeni; kişinin birini sevmeye karar vermesi, uzun dönemdeyse o sevgiyi ya da aşkı devam ettirmeye olan bağlılığıdır. Aşkın en bilişsel bileşenidir. Bu üç bileşenin çözümlenmesi Sternberg’in her bileşenin varlık ve yokluğuna bağlı olarak yedi farklı aşk türü belirlemesine neden olmuştur.

31 Üçlü Aşk Kuramı Sevgi; Arkadaşlıkta olduğu gibi, tutku ve bağlanma olmaksızın yakınlık yaşantısıdır. Çılgınca aşk; Delikanlı aşkında olduğu gibi, yakınlık ve bağlanma olmaksızın tutku yaşantısıdır. Boş aşk; Durgun ya da “boz kabuk” aşklarında olduğu gibi, tutku ve yakınlık olmaksızın bağlanma yaşantısıdır. Romantik aşk; Romantik bir ilişkide olduğu gibi, bağlanma olmaksızın tutku ve yakınlık yaşantısıdır. Arkadaşlık aşkı; Uzun süreli bir evlilikte olduğu gibi, tutku olmaksızın yakınlık ve bağlanma yaşantısıdır. Aptalca aşk; İlk görüşte aşkta olduğu gibi, yakılık olmaksızın tutku ve bağlanma yaşantısıdır. Kusursuz aşk; Yakınlık, tutku ve bağlanma öğelerinin tümünü birleştiren en ileri düzeyde aşk yaşantısıdır.

32 Üçlü Aşk Kuramı YAKINLIK Romantik aşk Arkadaş aşkı Çılgınca aşk Boş aşk TUTKU BAĞLANMA Sevgi Kusursuz aşk Aptalca aşk

33 Kıskançlık Kıskançlık bir kişi ortağı ile bir rakip arasında bir ilişki potansiyel gördüğünde doğar. Kıskançlık iki tür tehdit içerir; - Ortağın olası kaybından kaynaklanan ilişkiye yönelik tehditler. - Reddedilmiş ya da rakibe yenilmiş olmaktan kaynaklanan kişinin kendisine saygısına yönelik tehditler Bir ilişkiye yüksek derecede bağımlı, ilişkiye değer veren ve çok az seçeneği olan bir kişi kıskançlığa daha açıktır. Kıskançlığa neden olan durumlar açısından kültürler arası farklılıklar da vardır. Kıskançlıkta erkekler için, çocukların babalığı konusunda güvensizlik en öncelikli kaygı kaynağıdır. Eşin cinsel sadakatsizliği kadın için görece biraz daha önemsizdir. Kadınlar daha çok eşin kaynaklarını ve çocuklarını yetiştirirken yardımını kaybetmekten korkarlar.


"Kültürler arası araştırmalar bütün dünyada çocuk ve ergenlerin yaşamlarının ¾’ünü başka insanlarla birlikte geçirdiklerini göstermektedir. Ancak birlikte." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları