Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

PİŞMANLIK DUYMAK.. Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: 'Pişmanlık tövbedir'. Tövbe, geçmiş hatadan dolayı yüreğin elem duymasıdır'. İnsanı şerden iki.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "PİŞMANLIK DUYMAK.. Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: 'Pişmanlık tövbedir'. Tövbe, geçmiş hatadan dolayı yüreğin elem duymasıdır'. İnsanı şerden iki."— Sunum transkripti:

1

2 PİŞMANLIK DUYMAK.. Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: 'Pişmanlık tövbedir'. Tövbe, geçmiş hatadan dolayı yüreğin elem duymasıdır'. İnsanı şerden iki ateşin biri kurtarır: Ya pişmanlık ateşi veya cehennem ateşi! Bu bakımdan insan cevherini şeytanın pisliklerinden kurtarmak için ateşle yakmak zaruridir. Tövbe kapısı kapanmadığı müddetçe iki ateşin en kolayını seçmek, iki şerrin en hafifine koşma fırsatımız var demektir. Tövbe bir ateştir. Kalpte alevlenir. O yürekte meydana gelen bir çatlaktır ki kabuk tutmaz! İmam-ı Gazali “İhyau-Ulumi-Din Cilt 4 Kitabından alınmıştır.

3 Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: İnsan (bazen) günah işler ve o günahtan ötürü cennete girer! Denildi ki: 'Ey Allah'ın Rasulü! Bu nasıl olur?' Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “O günah daima gözünün Önünde olur. Ondan tövbe eder, ondan kaçar ve sonunda cennete girer.” İbn Mübarek, Zühd Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: “Günahın kefareti pişmanlıktır.” İmam Ahmed, Taberani

4 Bakara Suresi 222… Ayet.. “Allah tövbe edenleri sever ve temizlenenleri sever..” Furkan Suresi 70. Ayet.. “Tövbe ve iman edip, iyi davranışta bulunanlar başkadır.. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır.. Engin merhamet sahibidir.” Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak sevaplar, suyun kiri götürdüğü gibi günahları silip götürür.” Tirmizi Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: “Tövbe eden bir kimse, Allah'ın dostudur ve günahtan halis tövbe eden bir kimse, günahı olmayan bir kimse gibidir.” ibn Mace Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: Göklere yetişinceye kadar hatalar işlemiş olduktan sonra pişman olsanız, muhakkak Allah tövbenizi kabul eder. İbn Mace, (Ebu Hüreyre'den)

5 Tövbe, kişinin kendini yenilemesi ve bir iç-onarımdır., Tövbe; Ferdin, Allah c.c.’un gazabından lütfuna.. Hisabından rahmet ve inâyetine sığınmasıdır.. Günah, dengesizce bir çukura yuvarlanıp gitmekse.. Tövbe, usûlüne göre bir hamlede hoplayıp oradan dışarıya çıkmaktır. Gözlerin döneceği, yüreklerin hoplayacağı gün gelmeden, yürekleri hoplatan tövbe gayreti ne azizdir.! Keşke onu, her günahın açtığı gediği kapatacak seviyede, âh-u eninlerle yapmaya muvaffak olabilseydik! M.F.Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

6 Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 18. Ayet: “Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihayet ölüm kendilerine gelip çatınca 'Ben şimdi tövbe ettim?' diyenlere ve kafir olarak ölenlere tövbe yoktur.” Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 17. Ayet: “Allah'a göre şu kimselerin tövbesi makbuldür ki cahillikle bir kötülük yapıp hemen ardından dönerler.”

7 Hz. Peygamber (a.s.v.)' buyurdu ki.. Mü'min günahını şöyle görür: O, sanki üzerine her an düşme tehlikesi olan bir dağın dibinde oturmaktadır. Dağ düşer mi diye korkar durur. Fâcir ise, günahı burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1. (949)

8 Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: Günahın hemen akabinde sevap işle (ki o sevap) o günahı silsin! Lokman Hakim, oğluna *Ey oğul! Sakın tövbeyi geciktirme! Zira ölüm ansızın gelir! Kim acele tövbe etmeyi 'sonra yaparım' diye terk ederse, o iki büyük tehlike arasında kalır: Birincisi günahlardan gelen bir karanlığın onun kalbinin üzerine yerleşmesidir ki artık pas ve tabiat olur ve silinmeyi kabul etmez. İkincisi, hastalığın veya ölümün gırtlağına sarılması ve dolayısıyla günahı mahvetmeye fırsat bulamamasıdır. İmam-ı Gazali “İhyau-Ulumi-Din Cilt 4 Kitabından alınmıştır.

9 Resülullah (a.s.v.) buyurdu.. "Allah, Mü'min kulunun tövbesinden, tıpkı şu kimse gibi sevinir: "Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineği ile birlikte seyahat etmektedir. Bir ara yorgunluktan başını yere koyup uyur. Uyandığı zaman görür ki, hayvanı başını alıp gitmiştir. Her tarafta arar ve fakat bulamaz. Sonunda aç, susuz, yorgun ve bitap düşüp: "Hayvanımın kaybolduğu yere dönüp orada ölünceye kadar uyuyayım" der. Gelip ölüm uykusuna yatmak üzere kolunun üzerine başını koyup uzanır. Derken bir ara uyanır. Bir de ne görsün! Başı ucunda hayvanı durmaktadır, üzerinde de yiyecek ve içecekleri. İşte Allah'ın, Mü'min kulunun tövbesinden duyduğu sevinç, kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden fazladır. Sonra adam sevincinin şiddetinden şaşırarak şöyle dedi: "Ey Allah'ım, sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim." Buhari, Da'avat 4; Müslim 3, (2744); Tirmizi, Kıyamet 50, (2499, 2500).

10 Resûlullah (a.s.v.) buyurdular ki: “Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir rahip tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Râhib: "Hayır yoktur!" dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı. Adam, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu.%

11 Âlim: "Evet, vardır, seninle tövben arasına kim perde olabilir?" dedi. Ve ilâve etti: Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra orada Allah'a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah’a ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer. Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azap melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler. Rahmet melekleri: "Bu adam tövbekâr olarak geldi. Kalben Allah yönelmişti" dediler. %

12 Azab melekleri de: "Bu adam hiçbir hayır işlemedi" dediler. Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara: "Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin" dedi. Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği, iyiler diyarına bir karış daha yakın.. Adamın yönünü sâlih köye doğru çevrili. Böylece o köy ehlinden sayıldı. Onu hemen rahmet melekleri aldılar. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 3/

13 Resülullah A.S.V. buyurdular ki: "Günahlarınız semaya ulaşacak kadar çok bile olsa, arkadan tövbe etmişseniz, günahınız mutlaka affedilir. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 17/596. Rivayet ediliyor ki ; Allah Teala, İblis'e lanet okuduğu zaman, İblis, kendisine mühlet vermesini Allah'tan talep etti. Allah da ona kıyamet'e kadar mühlet verdi. İblis dedi ki: 'Senin izzetine yemin ederim! Ademoğlunun ruhu oldukça onun kalbinden çıkmayacağım'. Bunun üzerine Allah Teala da şöyle dedi: 'İzzet ve celalime yemin ederim, onda ruh oldukça onun tövbesini kabul edeceğim'. İmam-ı Gazali “İhyau-Ulumi-Din Cilt 4 Kitabından alınmıştır.

14 Risale-i Nur 13. lem’a 13. Nokta 2. İşaret İkinci Nokta: Şeytanın mühim bir desisesi: İnsana kusurunu itiraf ettirmemektir. Tâ ki, istiğfar ve istiaze yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin; âdeta taksirattan (kusurlardan) takdis etsin. Evet şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil ettirir. Tarafgirlikle bakan hiçbir kusuru göremez.. sırrıyla: Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur. Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir Peygamber-i Âlîşan, Ben nefsimi temize çıkarmam; %

15 Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder. Ancak Rabbim Rahmet ederse, o başka. (Yusuf suresi 53) dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir? Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.

16 Tevbe işlenen günahlardan pişmanlık duyup, Allah’a dönme, Allah’a gönül verme, halktan Hakk’a kaçma ve görünür günahlardan uzaklaşmadır. İnabe ise insanın içindeki kusurlardan vazgeçip, Allah’a dönmesidir. İnabe tövbenin daha mükemmel ve ileri bir derecesidir. İnabe, hertürlü maddi ve manevi engellerden yüz çevirip, Allah’a yönelmedir. İnabe edene münib denir. Münib’in biricik mercii, başvuracağı yegane makam Hak’tır. İnabe; Günahları terk ile Hakka dönüş. Hayır nöbetine girmek demektir. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü Tevbe, “seyr ilallah” ufkunda bir seyahat ise, inâbe “seyr fillah (Hakk’ta yürümek) ”, evbe de (geri çekilmek, dönmek te) “seyr minallah (Allah’a yönelme) ” kuşağında bir miraçtır. Ukûbet (ceza, eziyet) endişesiyle Hakk’a sığınma bir tevbe; makam ve derecâtı muhafaza arzusuyla onda fâni olma bir inâbe; ondan başka herşeye kapanma da bir evbedir. M.F.Gülen’in “Kalbin Zümrüt Tepeleri” Kitabından Alınmıştır.

17 Tevbe-i Nasûh: Sâdık tövbe, işlediği günâhı bir daha yapmamak üzere tövbe etmek ve bu tövbesinde tam kararlı olmak. Tevbe-i nasûh dört şey ile tamam olur. 1) Dil ile istiğfâr etmek, bağışlanmayı dilemek. 2) Günâhı işleyen âzâ ile günâhı terk etmek. 3) Bu günâhı bir daha işlemeyeceğine kalp ile kesin karar vermek. 4) Günâh işlemeye sevk eden her türlü vâsıta ve arkadaştan uzaklaşmak. Dini Terimler Sözlüğü Ahmed-i Namık-ı Cami Bir kimse bir günâhı yapıp, sonra onu gözünün önüne getirip, ölünceye kadar, ben Rabbimin emrine niçin karşı geldim, niçin bu günâhı işledim?diye pişman olup, bir daha öyle bir günâha dönmemesidir. İşte bu tövbe-i nasûh yâni bir daha günâha dönmemek üzere yapılan tövbedir. Dini Terimler Sözlüğü Ahmed bin Asım Antaki

18 Hadis-i şerifte mealen buyuruluyor ki: “İnsan günah işleyince, kalbinde bir siyah nokta belirir. Tövbe ile hemen onu silmezse, o nokta kalbinde öylece kalır. Sonra ikinci bir günah işlerse, kalbinde bir nokta daha belirir.” Günah işleme fikri artık onun dimağında gelişmiş olur. Nasıl ki merdivenin ilk basamağına adım atan bir insan, ikinci basamağa adım atma fikrine de hazırlanır. İkiye atan, üçe çok rahat adımını atar ve bir kere günah istikametinde perdeyi yırtınca, artık sıkılmadan, haya etmeden, peşi peşine çok günahlar işleyebilir.. M.F.Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

19 Tövbe için aşağıdaki şartları yerine getirilmelidir.. Birincisi: İşlenen günah kul hakkıyla alâkalı ise, evvelâ o hak sahibine verilmeli ve ondan helallik dilenilmelidir. İkincisi: Bir daha aynı günaha dönmemek üzere ciddi ve kesin bir kararlılık içinde olunmalıdır. Üçüncüsü: O günahla tövbe arasında ikinci bir günah işlemeye vakit bırakmamalı, yani elden geldiğince günahlar beş dakika bile tövbesiz kalmamalıdır. M.F.Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

20 Günah, ruhta bir ıstırap şeklinde duyulmalı, vicdan da o günaha karşı bir nefret, bir tiksinti ve bir ürperti hissetmelidir. Bir insan, işlediği günahlar karşısında hasta olmuyor ve ıstırap çekmiyorsa, alışa geldiği gibi ağzıyla tövbe etse dahi, onun yaptığı tövbe değil, sadece bir merasim ve yararsız bir kaç söz söylemekten ibaret kalır. Tövbe, vicdanın duyduğu nedamet ve bu nedametle insanın iki büklüm olmasıdır. Dil ile söylemek ise, sadece böyle iki büklüm olmuşluğa kavlen iştirak ve bir tercümanlıktır. M.F.Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 4” Kitabından Alınmıştır.

21 Bir gün Hz. Muaviye’yi şeytan namaza kaldırır. Hz. Muaviye şaşkınlıkla neden kaldırıldığını sorar: Şeytan ona şu ibretâmiz cevabı verir: “Ben şeytanım. Geçen gün birisi sabah namazını kaçırdı. Kalktığında öyle bir “of” etti ki, onun nedameti yüzü suyu hürmetine Allah pek çok kimseyi bağışladı. Seninki de öyle olur diye korktum ve onun için seni namaza kaldırdım.” M.F.Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

22 Bedenî hislere, şehevanî duygulara sahip bir insan, bunlara sabretse, onun için cihad sevabı hasıl olur. Bunlar zabt u rabt altına alınmadığı zaman ise, insanı baş aşağı götürebilirler. Yani hata, insanın eşi gibidir. İnsan günah ve hataların ağırlığını vicdanında duymalıdır. Duymazsa, hissetmezse tıpkı cansız bir cisim gibi yaşar. Kalbinde bir kısım derunî duygular, latifeler varsa bunlar da zamanla söner. Öyleyse insan hemen kısa yoldan tövbeye müracaat etmelidir. Hadis-i Nebevî’de: “Her insan hata işleyicidir. Hata işleyenlerin en hayırlısı da (hemen) tövbe edenlerdir” buyurulmuştur. M.F.Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

23 Bir veli, otuz senelik terziye sormuş: - “Neden hala tövbe etmiyorsun da, günahlı hayata devam ediyorsun?” - “Nasıl olsa demiş terzi, can boğaza gelinceye kadar tövbenin vakti var. O zaman tövbe eder, kurtulurum.” Allah dostu sormuş - Sen kaç senedir terzilik yapıyorsun? - Otuz senedir. - Bu kadar zaman içinde en çok elin neye alıştı. - Makasla kumaş kesmeye: Allah dostu bu defa şunu sormuş: - Canın boğaza geldiği anda eline bir makas verseler yine kolayca kumaş kesebilir misin? Omuzlarını silkmiş otuz senelik terzi: - Öylesine korkulu anda kumaşı doğru kesemem ki? Allah dostu taşı gediğine koymuş: - Peki otuz senedir yaptığın bir işi doğru yapamıyorsun da, ömründe hiç yapmadığın tövbeyi nasıl yapacaksın o anda?... Ahmet Şahin “İslam’ı böyle yaşadılar” s:143

24 Allahu teâlâ, peygamberi Musa aleyhisselâma hitap edip " (Ey Musa! Filân mahallede, bizim dostlarımızdan biri vefât etti. Git onun işini gör. Sen gitmezsen, bizim rahmetimiz onun işini görür) buyurdu. Hazret-i Musa, emir olunduğu mahalleye gitti. Oradakilere: -Bu gece, burada, Allahu teâlânın dostlarından biri vefât etti mi? diye sorunca: -Ey Allah’ın peygamberi! Allahu telalânın dostlarından hiç kimse vefât etmedi. Ama, filân evde zamanını kötülüklerle geçiren fâsık bir genç öldü. Fıskının çokluğundan, hiç kimse onu defnetmeye yanaşmıyor, dediler. Musa aleyhisselâm: -Ben onu arıyorum, buyurdu. Gösterdiler. Hazret-i Musa, o eve girdi. Rahmet meleklerini gördü.Ayakta durup, ellerinde rahmet tabakları olup, Allahu telalânın rahmet ve lütfünü saçıyorlardı.Hazret-i Musa, yalvararak münacaat etti: -Ey Rabbim! sen buyurdun ki, o''Benim dostumdur.'' İnsanlar ise fâsık olduğuna şahitlik ediyorlar. Hikmeti nedir? Allahu teâlâ: “Ey Musa! İnsanların onun için fâsık demeleri doğrudur. Ama, günahından haberleri var, tövbesinden haberleri yok. Benim bu kulum, seher vakti, toprağa yuvarlandı ve tövbe etti. Bizim huzurumuza sığındı. Ben ki, Allah’ım! Onun sözünü ve tövbesini kabul ettim. Ona rahmet ettim ki, bu dergâhın ümitsizlik kapısı olmadığı anlaşılsın!) buyurdu. Memba’dan Alınmıştır.

25 Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: “Günahın ardından sevap işle ki sevap günahı silip yok etsin!” Kula perde aralandığı zaman, o şöyle der: “Ey ölüm meleği! Benim ecelimi bir gün tehir et ki o günde Rabbimin huzuruna özrümü arz edeyim, tövbe edeyim. Nefsim için salih bir ameli azık edineyim.” “Günleri tükettin, artık günün yoktur!” “Öyle ise bir saat beni tehir et!” “Saatleri tükettin artık saatin yok!” Bu bakımdan kulun yüzüne artık tövbe kapısı kapatılır. Can boğaza dayanır. Nefesleri boğazının kemikleri arasında yükselip alçalır. Geçmişi telafi etmekten ümitsiz olmanın acısını duyar. Hayatının zayi olmasından ötürü pişmanlık ateşini tadar durur. İmam-ı Gazali “İhyau-Ulumi-Din Cilt 4 Kitabından alınmıştır.

26 "Resûlullah a.s.v. buyurdular ki: Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teâla hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek, fakat tövbeleri sebebiyle mağfiret edeceği kimseler yaratırdı. Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizi, Da'avat 105, (3533). Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: “Günahtan tövbe eden bir kimse günahı olmayan kimse gibidir.” Rivayet ediliyor ki Habeşistanlı biri şöyle sordu: - Ey Allah'ın Rasulü! “Ben fahiş işler yapıyordum. Acaba tövbe edebilir miyim? -Evet! - Ey Allah'ın Rasulü! Ben o fahiş hareketlerde bulunurken Allah beni görüyor muydu? Hz. Peygamber 'Evet deyince Habeşliden bir feryat ve figanla beraber ruhu çıktı. İmam-ı Gazali “İhyau-Ulumi-Din Cilt 4 Kitabından alınmıştır.


"PİŞMANLIK DUYMAK.. Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: 'Pişmanlık tövbedir'. Tövbe, geçmiş hatadan dolayı yüreğin elem duymasıdır'. İnsanı şerden iki." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları