Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ETKİLİ İLETİŞİM. D INLEME DUYMAK: İŞİTMEK, SES ALMAK DİNLEMEK: İŞİTMEK İÇİN KULAK VERMEK ANLAMAK: YENİ BİLGİLERİ ESKİLERİYLE BİR ARAYA GETİREREK SONUÇ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ETKİLİ İLETİŞİM. D INLEME DUYMAK: İŞİTMEK, SES ALMAK DİNLEMEK: İŞİTMEK İÇİN KULAK VERMEK ANLAMAK: YENİ BİLGİLERİ ESKİLERİYLE BİR ARAYA GETİREREK SONUÇ."— Sunum transkripti:

1 ETKİLİ İLETİŞİM

2 D INLEME

3 DUYMAK: İŞİTMEK, SES ALMAK DİNLEMEK: İŞİTMEK İÇİN KULAK VERMEK ANLAMAK: YENİ BİLGİLERİ ESKİLERİYLE BİR ARAYA GETİREREK SONUÇ NİTELİĞİNDE BAŞKA BİR BİLGİ EDİNMEK.

4 P EKI, NASıL IYI BIR DINLEYICI OLURUZ ? 1- Öncelikle yukarıda sayılan neden dinlemiyoruz başlıklarının her birini inceleyin. Kendinizi gözlemleyin ve bu işi ciddi yapın. Örneğin iyi dinlediğiniz ve hiç dinlemediğiniz bazı konuşmalar hakkında notlar alın. Neden dinliyor veya neden dinlemiyorsunuz? Bu notlarda iki şeyin cevabını bulacaksınız: Dinlemek için ne yapmanız gerektiğini ve iyi bir konuşmacının bazı özelliklerini... (Sonuçları sınıfta birlikte inceleyeceğiz) 2- Dikkatinizi toplayın ve sabırlı olun. Suat Taşer Konuşma Eğitimi isimli kitabında dikkat konusunda çok güzel bir ipucu veriyor. Dinlemede verim elde etmenin baş etmenlerinden biri olan dikkat, gerçekte zihinsel ve sinirsel güçlerin tam bir gerilimi anlamı taşır. Bu güçlerin başıboş kalmasına izin vermek, dinleme yönünden son derece tehlikelidir. Zihninizi uyanık tutmak ve dikkatinizi yoğunlaştırmak sizin elinizdedir. Elbette dikkat değişkenlik gösterir ve her zaman aynı seviyede kalmaz. Siz bedeniniz ve zihninizi aynı yerde tutmaya çalışın. Zihninizi başka şeylerle meşgul etmeyin. Bir sonraki dersteki yazılıyı, akşam gideceğiniz partide ne giyeceğinizi düşünmemek sizin elinizde. Tabi dikkatin yoğunlaşması için konuşmacının da çabası gereklidir

5 3- İstekli olmak. Teneffüs sırasında sürekli birbirine “ Aman şimdi bu ders dinlenir mi, keşke şurada olsaydık” diyen öğrenciler dinleme isteklerinin çok büyük bir bölümünü daha ders başlamadan kaybederler. Eğer dinlemeyi hedefliyorsanız bu konuşmalardan vazgeçmelisiniz. Bence fen liselerinde öğrencilerin başarılı olmalarının en önemli sebeplerinden biri de dinleme okuma, anlama konularında öğrencilerin birbirilerini asla olumsuz etkilememeleri bunun yerine sürekli daha başarılı olma konularında kendilerini ve dolayısıyla arkadaşlarını motive etmeleridir. 4- Dikkatinizi dağıtan şeylerden kaçının: Bir önceki bölümde ayrıntısıyla açıklamıştık. 5- Not alın: Not almak için konuşmanın sizin için önemli gördüğünüz yerleri deyim yerindeyse ayıklamanız gerekir. Bunun için de dinler, algılar ve anlamaya çalışırsınız. Not alarak dinlemeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz.

6 6- Sorular sorun. Bu ister ders ister bir konferans isterse bir arkadaş sohbeti olsun. Sorular sorarak konuyu daha iyi anlamaya çalışın. Ancak bu soruları konuşmacının ara verdiği veya konuşmasını bitirdiği zaman sormaya özen gösterin. 7- Aktif dinleme, dinleme tekniklerinden biridir. Söylenen sözlerin anlaşıldığından emin olunan ve bu yolla karşı taraf ile sağlıklı bir iletişim sürdürme yöntemlerinden biridir. Anne babaların öğrenmesinde büyük fayda olan aktif dinlemeyi siz de öğrenebilirsiniz. Bu konuda yazılmış kitaplar tavsiye edilen kitaplar bölümündedir. 8- Eleştirel dinleme öğrenilebilecek bir dinlemedir. Tam olarak anlamaya götüren dinleme de budur diyebiliriz. Bu dinlemede kişi yeni aldığı bilgileri kendi dünyasındaki bilgiler veya gerçeklerle karşılaştırır. Bunları yorumlar, değerlendirir. Bunun için alt yapınızın sağlam olması gerekir. Bu hem dersler hem de tüm dinlemeler için böyledir.

7 KONUŞMA EĞİTİMİ Ses Soluk alıp vererek ses tellerinin titreşimi ile çıkarılan tonların tümü. Diksiyon Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi 2. Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma. 3. Konuşmada ve okumada seslerin, kelimelerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarının açık ve anlaşılır olmasına dikkat eden konuşma biçimi; düzgün söz söyleme sanatı Tonlama 1.İfadeye bir fikir, duyuş, heyecan, yumuşaklık, sertlik ayırtısı katmak üzere seslerde meydana getirilen uzatma, perde değişikliği gibi başkalıklar. 2. Konuşma sırasında, konuşmaya hâkim olan esas tonda çeşitli anlam incelikleri sağlayan değişiklikler; konuşanın önem verdiği veya ayırıcı anlamlar vermek istediği kelimelerde başvurduğu değişik ton, kelime ve heceler arasında yükseklik ve yoğunluk bakımından meydana getirdiği farklar: || — Eh, ne diyorsun bakalım? || Orhan şaşaladı: || — Nasıl yani? || — Ne düşünüyorsun dedim? || — Hiiç. || — İyi ya. || Gene gazeteye eğildi. Ama Orhan’ın güldüğünü de gördü: || — Neye güldün? Gene mi hiç? || Orhan bu sefer daha bir içten güldü: || — Evet. Ama bu sefer sahiden hiç. || — Demek demin yalancıktan hiç idi? || — Öyle (T. Buğra, Dönemeçte, s. 22) vb. || Yukarıdaki örnekte yer alan hiç kelimelerinde birbirinden farklı tonlamalar vardır. Boğumlanma ( İng. articulation) Konuşma organlarımızın (dudak, dil, damak uzamı, yanaklar, altçene) boğazımızdan çıkan sese biçim yermek için topluca çalışması. Sessiz harflerin bir tümcenin başında ve sonunda kesin, belirli bir biçimde ve sesli harflerin yüksekliğine, vurgularına renklerine dikkat edilerek söylenmesi. Üslûp Her yazarın, her konuşmacının fikrini, duygularını anlatmak için kullandığı özel anlatış tarzı. Vurgu: 1.Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılan baskı 2. Konuşma sırasında kelimedeki bir heceyi diğerlerine göre daha yüksek bir ses tonuyla, daha baskılı bir şekilde söyleme. Vurgunun kelime vurgusu, cümle vurgusu, anlam vurgusu ve ünlem vurgusu gibi türleri vardır.

8 DOĞRU SES Önce Doğru Nefes Tanımdan bir adım öteye gidelim ve konuşma eğitimde çok önemli olan ses özelliklerini görelim. Nefes alıp vermekle başlayan ses çıkarma için doğru nefes almak çok önemlidir. Çoğu zaman cümlenin ortasında kuvvetli bir nefes sesini mikrofondan duyar ve irkiliriz. Ya da öğrencilerin sıkça yaptığı gibi cümlenin tam ortasında derin bir yutkunma ile cümle kesilir ve dolayısıyla konuşmanın etkisi de yok olur. Doğru nefesi göğüs nefesi ya da kaburga nefesi yerine diyafram nefesi olduğunu belirtelim. Diyafram, göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran kasa verilen isimdir. Kas-kiriş karışımı bir organ olan diyafram, göğüs kafesine bağlıdır. Solunumda görev alır ve çalışması beynin iki diyafram siniri aracılığıyla yönlendirilir. Her nefes alıp verdiğimizde diyafram ile birlikte göğüs boşluğu da hareket eder. Sadece göğsün üst kısmından akciğerleri çok zorlayarak nefes alıp vermek enerjiyi verimli kullanmada çok sıkıntılı durumlar yaratır. Akciğerlerin kapasitesi tam olarak kullanılamaz. Bu şekilde bir nefes almada cc hava akciğerlere dolar. Diyafram kası, omurga kasları ve boyun kasları tam fonksiyonel kullanıldığında akciğerlere 2500cc cc hava doldurulur. Bu da akciğerlerin alabildiği en yüksek hava miktarıdır. Dolayısıyla diyafram nefesi konuşmacı için en uygun nefestir ve sizi yarı yolda bırakmaz. Peki, nasıl diyaframdan nefes alırız? Bunun için uzun uzun dersler verildiğini duyuyorum ama aslında bunu öğrenmek basittir. Hatta sırtüstü yatan bebeklerin bu şekilde nefes aldığını karınlarının şişip inme hareketleriyle kolayca anlarız. Önce elinizi göğüs kafesinizin üzerine koyun ve derin bir nefes alın. Göğsünüz şişip indi. Şimdi ise köpek gibi kesik kesik ve hızlı soluyun. Karnınızın şişip indiğini görüyorsunuz değil mi? Düz bir zemine yatarak elinizi karnınızın üzerine koyun. Nefes alırken karnınız şişecek ve verirken inecek. İşte şimdi diyafram nefesinizi kullanıyorsunuz. Bunu düzenli olarak yaparsanız bu nefes alışkanlığını kazanmanız mümkündür.

9 D UYULABILIR SES Sesin bence diğer önemli özelliği işitilebilir olmasıdır. Yeni tanıştığım öğrencilere en sık söylediğim söz: “Biraz daha yüksek sesle lütfen” oluyor. Bu sefer öğrencim bağırmaya başlıyor, sesin doğal tınısını kaybediyor ve durum daha zorlaşıyor. O zaman doğrusu için çalışma yapmamız gerekli. İşitilebilirlik önemlidir çünkü sizi duyamazlarsa bir süre sonra sizi dinlemeye çalışmaktan vazgeçeceklerdir. İşitilebilirlik önemlidir çünkü yeni tanıştığım bir kişi ismini bile bana duyurmaktan acizse bu, onunla ilgili soru işaretleri uyandırır. Ses ne çok yüksek ne de çok düşük olmalıdır. Bağıran kişiler de en az düşük sesliler kadar rahatsız edicidir. İşitilebilir olmak için önce kendinizi arkadaşlarınıza ve ailenize sorun. En önemlisi siz kendinizi gözlemleyin. Tabi işitilebilir olmak bulunulan ortama göre değişir. Öğretmeniniz tüm sınıfa konuşurken ses seviyesini yükseltir ama iki kişi kendi aralarında konuşurken ses seviyesi daha düşüktür. Kısacası size düşük seviye veya yüksek seviye ile konuşun demiyorum. Size bulunduğunuz ortamdaki kişilerin sizi rahatça duyabileceği bir ses seviyesi ayarlamaya dikkat edin diyorum.

10 D OĞAL T ıNı Sesin en beğenilen hali doğal tınısıdır. Ses tellerini gererek ya da çok serbest bırakarak çıkan sesler doğru tını olmaz. Doğru nefes almayı bilirseniz doru tınıyı yakalamanız mümkündür. Hiçbir zaman gırtlağınızı gererek farklı seslerden konuşmaya çalışmayın. Çünkü bu hem konuşma organlarını yoran bir uğraştır hem de uzun süre devam ettiremezseniz. Zaten doğru da olmayacaktır. Cızırtılı, burundan çıkan, zorla kalınlaştırışmış veya inceltilmiş sesler beğenilmeyecektir.

11 A KıCı K ONUŞMA H ıZı Normal şartlarda konuşma hızının dakikada kelime arasında olduğu kabul ediliyor. Dinleyicinin algılama hızı ise 130 kelime olarak veriliyor. Ben bu konuda ne araştırmalara ne de rakamlara kulak verin derim. Konuşma hızınızı dinleyicilerinizin kim olduğu ile yakından ilgilidir ve her zaman aynı olacak diye bir kural yoktur. Elbette iki cümlenin arasında ihtiyaç molası verdirtecek kadar yavaş ya da konuşmaları takip etmek için alt yazıya ihtiyaç duyacak kadar hızlı konuşmamalısınız. Her ikisi de dinlenmemek için yeterli bir sebeptir. Demek istediğimi şöyle açıklayayım: Üniversitede bir konser düzenliyor ve grubu sahneye siz davet edeceksiniz. Coşmuş bir halde bekleyen kalabalığa uygun düşen konuşma hızınızı düşünün. Şimdi de yine üniversitede örneğin yüksek lisans tezinizi jüri karşısında savunurken konuşma hızınızı düşünün. Aradaki fark doğru bir farktır. Önemli olan akıcı konuşabilmektir. Siz bazı cümlelerde dikkati artırmak için konuşma hızınızı yavaşlatabilirsiniz ama bu akıcılığınıza zarar vermez. Tarihte pek çok liderin normalden yavaş veya hızlı konuştuğunu görmek mümkündür. Ancak yine de milyonlarca kişiyi etkilemeleri mümkün olmuştur. Kendi üslubunuz içinde doğru hızı yakalamanız önemlidir.

12 B ÜKÜMLÜLÜK Bence kelime anlamı çok açık ve anlatıma çok yardımcı... Sesin bükümlülüğü sesin monoton olmamasıdır yani sesi eğip bükebilmektir. Sesin müzikselliği diye tarif edilen bükümlülük gerçekten de notalardaki iniş çıkışlar gibi sesin yükselip alçalabilmesidir. Hepimiz yaşamdaki monotonluktan şikâyet ederiz. Tıpkı bunun gibi sesin monotonluğu çekilecek bir şey değildir. Buna en sık kürsüde konuşmasını okuyan işadamlarında ve bürokratlarda rastlıyoruz. Belki çok önemli şeyler söylüyorlar ama tek kelimesini bile dinleyemiyoruz. Ses perdesinde hiç değişiklik yapmadan yapılan konuşmalar can sıkıcıdır ve dikkat çekmez. En çok şiir okurken sesin büküldüğünü görürüz.

13 TÜRKÇE ‘DE İYİ KONUŞMANIN ANAHTARLARI

14 Boğumlama En basit tanımıyla telaffuz diyebiliriz. Ses yolunda yapılan açılma- kapanma ve daralma hareketleri ile sesleri doğru olarak çıkarmaktır. Bir kişinin Türkçe’yi doğru ve düzgün ve anlaşılabilir kullanabilmesi için doğru boğumlama yapması çok önemlidir. Tonlama İletişim konusunun başında da gördüğümüz gibi tonlama, algılamada yaklaşık %30 kadar önemli olan bir unsurdur. Sesin incelme, kalınlaşma, yumuşama, yükselme gibi hareketleri tonlamayı oluşturur. Cümle veya kelimedeki anlamı değiştirebilme gücüne sahip olan tonlama sese duyguyu ve anlamı katan bence en önemli unsurdur. Duraklama Ne kadar doğru nefes alırsak alalım mutlaka konuşma sırasında duraklar vererek nefes almamız gerekir. Bu aynı zamanda cümle içinde istediğimiz anlamları vermek için de gereklidir. Duraklamalar noktalama işaretleri ile gösterilir. Ancak konuşmalarda tamamen yazı dilindeki duraklamalara uymak her zaman beklenilen sonucu vermeyecektir. Bunun yerine sık ve kısa duraklamalar ile gürültülü nefes ile uzun duraklar vermek zorunda kalmamak daha iyi netice verecektir. Verilecek duraklar ile cümlelerin anlamının tamamen değiştirebileceği unutulmamalıdır. Konuşma dilinde noktalamalar dışında yapılan kısa duraklamalar yani tıpkı yüksek ses gibi sessizlik de dinleyicilerin ilgisini çekektir. Tarihte ünlü hatiplerin konuşmanın en önemli yerlerinde kısa bir durak ile tüm seyircilerin gözlerine baktığı ve bu merak uyandırıcı kısa duraktan sonra konuşmasına devam ettiği görülmüştür. Vurgulama Kelimelerin okunuşunda sesin inip çıkarak bazı seslerin daha baskılı ile okunmasına vurgu denir. Tam kelime anlamında olduğu gibi o kelime veya hecenin üzerine vurulması ile ön plana çıkarılmasıdır. Türkçe’de kelime vurguları son hecededir. Bunun istisnası yer adlarıdır ki bu kelimelerde vurgu ilk hecededir. Yapılışına göre ve kullanıldığı cümle çeşidine göre vurgulamalar kendi içinde çeşitlere ayrılırlar. Biz bu ayrıntılara girmeyeceğiz ama unutmamanız gereken şey vurgulamalar konuşmaya canlılık ve anlam katarlar. Monoton ve hiçbir duygu yükselmesi içermeyen konuşmalar sıkıcı olduğu gibi dinleyicileri ikna gücü de çok az olacaktır.

15 İ YI B IR K ONUŞMA H AZıRLAMAK VE İ YI B IR K ONUŞMACı O LMAK İ ÇIN

16 G ÖRGÜ VE PROTOKOL KURALLARı

17 Üç türlü aristokrasi vardır; birincisi yaş ve kıdem; ikincisi servet; üçüncüsü akıl ve bilgidir. En şereflisi sonuncusudur.”

18 Emekli Büyükelçi Şefik Fenmen, bazı kişilik özelliklerinin insana toplumsal yer kazanmasında yardımcı olduğunu belirtir ve “Protokol ve Sosyal Davranış Kuralları” başlıklı kitabında bunları şöylece sıralar: Terbiye, bu kurallarla aile ve toplum içinde eğitilmek ve kurallara uyum göstermede alışkanlık oluşturmaktır. Nezaket, terbiye sonucu geleneklere uygun, saygılı, barışçı ve dürüst bir davranışın ifadesidir. Zarafet ise, sosyal yaşamda kişilerin görünümlerinin söz, yazı ve hareketlerinin hoşa giden bir niteliğe ulaşmasıdır.

19 Arapça kökenli bir kelime olan nezaketi Türk Dil Kurumu Sözlüğü şöyle tanımlıyor: Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik, naziklik, zarafet. Görgünün tanımı ise şöyle: Bir toplum içinde uyulması gerekli saygı ve incelik kuralları. 2. Bir kimsenin anlayış, seziş ve bilgisini artıracak nitelikte etki yapan deneysel bilgi. 3. Göz tokluğu. Protokol kelimesinin anlamlarından biri resmî ilişkilerde ve işlemlerde ciddiyettir. Protokol kuralları ise bu tip ilişkilerde kullanılan ve nezaket kurallarına göre uygulanması çok daha net çizgilerle belirlenmiş olan kuralların bütünüdür. Bu kuralların uygulanış biçimleri de içinde bulunduğumuz ortamlara göre değişiklik göstermektedir. Bunun için kamusal alan (resmi alan), sosyal alan ve özel alan ayrımını yapmak gerekir. Kamusal yani resmi alanlarda protokol kuralları geçerliyken sosyal ve özel alanda nezaket ve görgü kuralları geçerlidir.

20 S ELAMLAŞMA Karşılaştığınız tüm kişilere aynı şekilde selam vermeniz doğru olmayabilir. Örneğin müdürünüze selam veriş şekliniz ile arkadaşınıza selam veriş şekliniz farklı olmalıdır. Bu noktada öğrencilerimin sıkça söylediği bir konuyu açıklığa kavuşturalım. Protokol kurallarında çok net ast üst ilişkileri vardır. Nezaket kurallarında ise ast üst ilişkisinden ziyade saygının ifade ediliş biçiminin farklılığı söz konusudur. Yani mevkiye göre ayrımcılık yapmak söz konusu değildir. En başta belirttiğimiz gibi nezaket aşağıya doğru sarkar. Siz sabahları müdürünüze başınızı eğerek selam verecek, ofis görevlilerinizin belki omzuna dokunarak günaydın diyeceksiniz. Yani her ikisine de sevgi ve saygınızı göstereceksiniz ama ilişkinin biçimi davranışın biçimini de belirleyecektir ve bunda bir gariplik yoktur. Bir kişiyi gün içinde ilk kez gördüğünüzde mutlaka selam vermelisiniz. Ancak aynı gün içinde tekrar karşılarsınız her seferinde uzun bir selam vermek yerine kısa bir gülümseme ya da baş eğme yeterli olacaktır. Yanınızda bulunan kişi, bir tanıdığı ile karşılaştığında siz tanımasanız dahi sizin de ona selam vermeniz gerekir. Her gün vapurda ya da örneğin bakkalda aynı kişiler ile karşılaşır ama bu kişilerin kim olduğunu bilmeyiz. Bu karşılaşmalar uzun süre devam ettiyse bu kişilere kısa selamlar vermek yerinde olacaktır. Ama tanımadığınız bu kişiler ile mutlaka tanışmaya ve samimiyet kurmaya çalışmak gerekli olmadığı gibi yerinde de olmayabilir. Verilen bütün selamlara cevap vermek gerekir.

21 İlk selam önemli olduğu gibi hoşçakal selamları da önemlidir. Bir yerden ayrılırken de iyi günler veya hoşçakalın şeklinde selam vermek gereklidir. Bir tanıdığınızı kendisini zor duruma düşürecek bir halde gördüyseniz ona selam vermeden geçebilirsiniz. Uzun süreli yolculuklarda yanınızda oturan kişiye selam vermek uygun olur. Tanımadığınız birinden bir şey isteyecekseniz önce selam vermelisiniz. Örneğin telefonu kullanmak, adres sormak, para bozdurmak vb. Toplu yerlerde örneğin tiyatro, restoran, sinema gibi tanıdıklarınızı gördüğünüzde size çok uzak bir yerdeyseler bağırarak selam vermeye çalışmayın. Uzaktan el sallama yeterli olacaktır. Böylece başkalarını rahatsız etmezsiniz. Bir gruba selam veriyorsanız yalnızca tanıdıklarınıza değil orada bulunan herkese selam vermelisiniz.

22 T ANıŞMA Biriyle tanışırken kendimizi ifade ediş biçimimiz çok önemlidir. Bunun bazı genel kurallarını görelim. Kendinizi tanıtırken nerede ve hangi ortamda olduğunuz sizin kendiniz hakkında hangi bilgileri vereceğinizi belirler. Resmi ortamlarda adınız, soyadınız ve unvanınızı belirtmek gerekirken sosyal alanların bazılarında unvan gerekmez. Özel alanlarda ise yalnızca ad- soyad bilgileri dahi yeterli olabilir.

23 Eğer daima tanışmak istediğiniz birine bir arkadaş veya iş toplantısında rast geldiyseniz öncelikle evsahibinden sizi tanıştırmasını isteyebilirsiniz. Ancak sizi tanıştıracak kimse yoksa o kişiden izin almak yerinde olacaktır. “Merhaba kendimi tanıştırmama izin verir misiniz? Ben Cem Yalçıner” gibi... Kiminle tanışırsanız tanışın adınız ve soyadınızı birlikte söyleyin. Çünkü çevrenizde sizin isminizi taşıyan binlerce kişi var ama soyadınızla birlikte akılda kalmak sizi özel yapacaktır. Tıpkı marka oluşturmak sürecini taklit edersek adınız ve soyadınız ancak birlikte bir marka olacaktır. Resmi ortamlarda otururken tanışma işi yapılmaz. Ayağa kalkmak gerekir. Ancak aile ve arkadaş ortamlarında tanıştığınız kişi de oturuyorsa ayağa kalkmaya gerek olmayabilir. Sizden yaşlılar, kadınlar, daha üst mevkide olanlar ve o sırada ayakta olanlar içinse ortam ne olursa olsun mutlaka siz de ayağa kalkmalısınız. Bazı kitaplarda bayanların ayağa kalkmasına gerek olmadığı belirtilir ama özellikle yukarıda saydığım kişi grupları için ülkemizde de ayağa kalkmak adettir. El cepte veya ağız dolu iken tanışmak hiç uygun değildir.

24 T ANıŞTıRıLMA Tanıştırılan kişi olabileceğiniz gibi tanıştırma işini yapan kişi de olabilirsiniz. Kimin kime tanıştırılacağı konusunda pek çok ayrıntı içeren kurallar sayılmaktadır. Ancak bana göre üç ana grubu öğrenmek ve uygulamak yeterli gelmektedir. Buna göre Ast üste Genç yaşlıya Erkek kadına tanıştırılır.

25 Ancak tanıştırılan kişilerden biri protokole sırası olan bir kişi ise ( cumhurbaşkanı, vali, rektör elçi vb.) o zaman kadınlar bu erkeklere tanıştırılacaktır. İş toplantılarında üst düzey yönetici ve yaşlı erkeklere de kadınlar tanıştırılır. Tanıştırdığınız kişi hakkında kısa bilgiler vermek veya ortak noktaları hakkında kısa bilgiler vermek ( bu bilgileri ortama göre seçerek) yerinde olacaktır. Merhaba size kardeşim Aslı’yı tanıştırmak isterim. Şirketimizin muhasebe müdürü Serkan Beyi tanıştırmama izin verir misiniz? Anne, Gül Hanım’ı tanıyor musun? Kendisi eşimin okul arkadaşıdır. Merhaba sizi Cemal Bey ile tanıştırmak istiyorum. O da sizin gibi dağcılık sporu ile ilgileniyor

26 Size biri tanıştırılıyorsa karşılığında nazik cevaplar vermek gerekir. En yaygın olarak “memnun oldum, nasılsınız” şeklinde cevap verilir. Eğer sizi tanıştıran kişi veya yeni tanıştırıldığınız kişi isminizi unuttuysa bunu gurur meselesi yapmayın. Hemen isminizi hatırlatın. Ancak herkes kendisini önemli hissetmek ister. Bu yüzden isimleri mümkün olduğunca aklınızda tutmaya çalışın. Tanıştırıldığınız kişi ile hemen samimi olmak, uzun sohbetlere girmek gibi bir zorunluluğunuz yoktur. Ama tanışmak istemediğiniz biri dahi olsa kibar olmayı unutmayın. Erkekler tanıştırılma esnasında ceketlerinin önünü iliklemelidir. Bir kişiye, sizi biriyle tanıştırması için ricada bulunabilirsiniz ama bunun için ısrar etmek çok yanlıştır.

27 El sıkışma konusunu daha önce beden dili bölümünde işlemiştik. Görgü kurallarında el sıkışmanın ise birkaç basit kuralı vardır. Tanıştırılma konusunda saydığımız kim kime tanıştırılır kurallarının tam tersi el sıkışmada kimin önce eli uzatacağı için geçerlidir. Yani el sıkışmada önce kadınlar, üstler ve yaşlılar el uzatır. Eğer bu kişiler el uzatmıyorlarsa sizin el uzatmanız yakışık almayacaktır. Aynı cinsiyet, mevki ve yaştaki kişiler için ise bir kural söz konusu değildir. Siz solak dahi olsanız her zaman el sıkışmak için sağ el kullanılır.

28 B AYRAK SELAMLAMA Bayrak çekilirken veya indirilirken ayağa kalkmalı ve yüzler bayrağa dönülmelidir. Saygı duruşu sırasında yüzler yere bakarken istiklal marşı sırasında bayrağa bakmak gerekir. İstiklal Marşı’nı canlı söylemek bayrağa ve marşa duyulan saygıyı gösteren güzel bir göstergedir.

29 K ONUŞMADA N EZAKET K URALLARı Kime nasıl hitap edeceğiz? Kimlere siz demeliyiz? Telefon iletişimi

30 DAVETLER – TOPLANTILAR Davetiyede cevap isteme LCV ile yapılır. Açılımı “Lütfen Cevap Veriniz” dir. Kısaltma tamamen Türkçedir ve Türkçe okunur. Asla İngilizce el- si- vi şeklinde okumayınız. LCV’de verilen iletişim yolu ile ( faks, e- posta, tel vb.) belirtilen tarihe kadar mutlaka cevap verilmesi gerekir. Ev sahibinin güzel bir organizasyon yapabilmesi için cevap olumlu da olumsuz da olsa bilgi verilmelidir. Nasıl olsa katılmayacağım diye LCV’yi atlamayın. LCV ile aynı anlamı taşıyan uluslararası bir kod da RSVP’dir. Fransızca “ répondez s'il vous plaît" kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Tam olarak kelime anlamı “ Lütfen cevap veriniz”dir.

31 Hangi davet hangi saatte verilir, kaçta gidilir? Davetliyseniz... Davet Sırasında...

32 YEMEKTE GÖRGÜ KURALLARI Masaya yemekler gelmeden önce yerleştirilen her şeye kuver denir. Fransızca “couvert” kelimesinden dilimize geçmiştir ve anlamı sofra takımı; çatal bıçak takımıdır. Masa Düzeni

33

34

35

36 B AZı HATıRLATMALAR Masada her zaman dik oturmaya dik oturmaya çalışın. Masaya dirseklerinizi yaslamayın ya da tek kolunuzu yayarak üzerine abanmayın. Masaya eller bilek hizasında konulur. Yemek yerken bacaklar masa altında kaldığından herkes görünmediğini düşünür ama bu büyük bir yanılgıdır. Daima çaprazdan görülebildiğinizi hatırlayın. Ayaklarınızı sandalye kenarlarına sarmayın. Uzun süren gecelerde ayakkabıları çok sıktığı için ayakkabılarını masa altında çıkaran çok hanım gördüm. Lütfen ayaklarınız ne kadar şişmiş olursa olsun bunu yapmayın. Özellikle ev davetlerinde ev sahibi davet etmeden masaya oturmayın ya da masa üzerinden bir şeyler atıştırmaya başlamayın. Evimizde verdiğimiz bir mangal davetinde bir konuğumuz masaya erkenden oturmuştu. O oturduğu için hazır olanlardan isterseniz başlayın şeklinde usulden bir teklifte bulunmuştuk. Ancak masaya henüz büyükler oturmadan gerçekten de kendisinin yemeğe başlaması ve devam etmesi herkes tarafından ayıplanmıştı. Belki çok bilindik ama ağzınızı şapırdatmamaya dikkat edin. Maalesef çoğu insan kendi ağız şapırtısının farkında dahi olmuyor. Yakın bir arkadaşınız veya eşinize bunu sorabilirsiniz. Eğer ağzınızı çok doldurmaz ve ağzınız kapalı yemek yerseniz bu tehlike zaten ortadan kalkar. Eğer masada yaşça veya mevki olarak büyükleriniz varsa masadan kalkarken izin istemek gerekir. Kürdan kullanmak incelik ister. Kürdan ağız kapalı olarak kullanılır ve bu iş yapılırken ağız diğer el veya peçete ile örtülür. Ancak özellikle resmi – yarı resmi yemeklerde masaya kürdan konmaz. Bu durumda ağız temizliğinizi lavaboda yapmanızı öneririm. Kullandığınız kürdanı asla kül tablasına bırakmayın. Peçetenin içine bırakabilirsiniz.

37 Yemekten istenmeyen bir madde çıktığında ( ki bu her zaman olabilir) bunu bir olay haline getirerek diğer insanların da iştahını kaçırmayın. Tüy, kemik veya taş gibi çıkan şeyi peçetenize sararak yok edin. Yemeğe devam etmek zorunda değilsiniz ama ediyormuş gibi yapabilirisiniz. Restoranlarda garsonlara “ hey, garson” gibi bağırmalar çok yakışıksız kaçmaktadır. Hele parmak şaklatmak veya ıslık çalmak çok ayıptır. Bunun yerine “bakar mısınız lütfen” şeklinde kendilerine seslenmek gerekir. Restoranlarda servis yapan garsonlara kibar davranın ama onlara yardım etmeyin. Çünkü zaten kendilerine ait bir düzende onları servis yapıyorlar. Karışmanız hem uygunsuz olacak hem de onların düzenlerini bozacaktır. Elle yenen bazı yemekler vardır. ( Sandviç, midye, kanepe, kemik kısımları kâğıda sarılmış tavuk parçaları, enginar, bazı meyveler gibi) Eğer bir yemeğin elle yenip yenmeyeceğinden emin değilseniz masada emin olduğunuz bir kişiyi takip edin. Katıldığınız davetten çok memnun kaldıysanız bir gün sonra bir çiçek veya yalnızca bir telefon ile teşekkür etmek çok ince bir davranıştır.

38 KIYAFETTE GÖRGÜ

39 S INEMA, TIYATRO, KONSER VB. Doğal olarak ilk kural geç kalmamaktır. Bazı ülkelerde gösteri başladıktan belli bir zaman sonra kapılar kapatılır ve içeri giremezseniz. Eğer geç kaldıysanız o zaman mutlaka yerinize oturmaya çalışmayın. Hem sahnedekileri hem de izleyicileri rahatsız etmemek için arka sıralardaki boş bir yere oturun. Bu da size ceza olsun ve bir daha geç kalmamayı öğrenin. Tıpkı restoranda olduğu gibi erkeğin önden yürüyerek kadına yol göstermesi gerekir. Çıkışlarda da aynı kural geçerlidir. Sıra aralarından geçerken orada oturanlara sırtınızı değil yüzünüzü dönerek geçin ve mutlaka özür dileyin. Gösteri sırasında yorumlarınızı kendinize saklayın ve konuşmayın. Nedense gençler bu tip yerlerde gülmek ve konuşmayı kendilerine bir hak olarak görüyorlar. Saygı görmek için hiçbir yaş erken değildir ve saygı göstermek için de... Öğrencilerimizle gittiğimiz bir klasik müzik konserinde nerde alkışlanacağı konusunda sorular gelmişti. Sanatsal gösterilerde, Orkestra şefi veya oyuncular sahneye çıktığında Tiyatro oyunlarında başoyuncu oyunun en başında değil, ortalarında dahi çıksa sahne de uygunsa ona özel bir alkış olabilir. Solist sahneye çıktığında Sanatçılar kapanış selamı verdiğinde veya perde kapandığında alkışlanır.

40 Özellikle klasik müzik konserlerinde eser bitimlerini anlamak çok kolay değildir. Eserin birkaç bitim yeri olabilir. Eğer emin değilseniz - ki genellikle olunmaz- alkışlamak için kalabalığı bekleyin. Sinema dışında hiçbir sanatsal gösteride bir şey yenmez veya içilmez. Başkalarını rahatsız edecek şekilde sürekli öksürüğünüz veya hapşırmanız başladıysa salondan çıkabilirsiniz. Tek kişilik komedi gösterilerinde sahnedeki kişi seyirciler ile sürekli iletişim halindedir. Bu tip bir durumda kurallar değişebiliyor. Siz de sahnedeki kişi ile sözlü iletişime geçebilirsiniz. Ara verildiğinde dışarı çıktıysanız gösteri başlamadan zil ile uyarı yapılacaktır. Bu uyarı bazen ışıkların açılıp kapanması ile de olur. Bu uyarılar yapıldığında salona geri dönün. Ayakta alkışlamak beğeninin derecesini göstermektir. Gösteri bittikten sonra seyircilerin alkışlamaya devam ederek sanatçıyı tekrar sahneye çağırmasına “bis yapmak” denir. Kelime Fransızcadan dilimize geçmiştir ve ikinci kez demektir. Sanatçı bu çağrıya uyup uymamakta serbesttir.


"ETKİLİ İLETİŞİM. D INLEME DUYMAK: İŞİTMEK, SES ALMAK DİNLEMEK: İŞİTMEK İÇİN KULAK VERMEK ANLAMAK: YENİ BİLGİLERİ ESKİLERİYLE BİR ARAYA GETİREREK SONUÇ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları