Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ARŞIN GÖLGESİNDE GÖLGELENMEK Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ARŞIN GÖLGESİNDE GÖLGELENMEK Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM."— Sunum transkripti:

1 ARŞIN GÖLGESİNDE GÖLGELENMEK Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI

2 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَزيزُ الْحَكيمُ «Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.» (Maide suresi 118) اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَزيزُ الْحَكيمُ «Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.» (Maide suresi 118)

3 ARŞIN GÖLGESİNDE MÜKAFATLANDIRILACAK 7 SINIF İNSAN سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِى ظِلِّهِ يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ الإِمَامُ الْعَادِلُ وَشَابٌّ نَشَأَ بِعِبَادَةِ اللَّهِ وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ فِى الْمَسَاجِدِ وَرَجُلاَنِ تَحَابَّا فِى اللَّهِ اجْتَمَعَا عَلَيْهِ وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ فَقَالَ إِنِّى أَخَافُ اللَّهَ. وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا حَتَّى لاَ تَعْلَمَ يَمِينُهُ مَا تُنْفِقُ شِمَالُهُ وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ (MUTTEFEKUN ALEYH) سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِى ظِلِّهِ يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ الإِمَامُ الْعَادِلُ وَشَابٌّ نَشَأَ بِعِبَادَةِ اللَّهِ وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ فِى الْمَسَاجِدِ وَرَجُلاَنِ تَحَابَّا فِى اللَّهِ اجْتَمَعَا عَلَيْهِ وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ فَقَالَ إِنِّى أَخَافُ اللَّهَ. وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا حَتَّى لاَ تَعْلَمَ يَمِينُهُ مَا تُنْفِقُ شِمَالُهُ وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ (MUTTEFEKUN ALEYH)

4 ARŞIN GÖLGESİNDE GÖLGELENMENİN VASIFLAR Ebu Hüreyre (RA)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (SAV) şöyle buyurdu: «Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır: 1) Adil devlet başkanı, 2) Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç, 3) Kalbi mescitlere bağlı müslüman, 4) Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, 5) Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit, 6) Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, 7) Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi.» (Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesaî, Kudat 2) Ebu Hüreyre (RA)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (SAV) şöyle buyurdu: «Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır: 1) Adil devlet başkanı, 2) Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç, 3) Kalbi mescitlere bağlı müslüman, 4) Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, 5) Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit, 6) Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, 7) Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi.» (Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesaî, Kudat 2)

5 MAHŞERİN DEHŞETİ Ukbe b. Âmir (r.a), Resûlullah'tan (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle rivayet etmiştir: "Kıyamet günü güneş yeryüzüne yaklaşır ve insanlar terlemeye başlar. Kiminin teri topuklarına, kimininki baldırlarının yarısına, kimisininki dizlerine, kimininki uyluklarına ve kimilerinin teri ise ağzına kadar varır (Resûiullah bunu anlatırken elini ağzına götürerek terin seviyesini gösterdi). Kimi de vardır ki, onun teri boyunu dahi aşar (Resûiullah bunu anlatırken de elini başının üstüne koymuştur).» (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 4/157; Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, 17/884)

6 1) ADİL DEVLET BAŞKANI اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰى اَهْلِهَا وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِه اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَميعًا بَصيرًا «Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.» (Nisa suresi 58) اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰى اَهْلِهَا وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِه اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَميعًا بَصيرًا «Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.» (Nisa suresi 58)

7 ALLAH ADİL OLMAYI EMREDER يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰى اَلَّا تَعْدِلُوا اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ «Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.» (Maide suresi 8) يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰى اَلَّا تَعْدِلُوا اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ «Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.» (Maide suresi 8)

8 SÜNNETULLAH BOZULMAMALIDIR İnsan genelde biri maddî diğeri de manevî olmak üzere iki şeyin etkisinde kaldığında haksızlık yapar ve adaletsiz davranır. Bu iki şeyden birisi maddî çıkardır. Bir yöneticiye rüşvet verilirse haktan uzaklaşır ve haksız hüküm verir. Rüşvete başvuran kimse hakkı olmayan bir şeyi elde etmek için bu yolu seçer. Rüşveti kabul eden kimse de bu davranışı ile hakkı örtbas eder. Böyle bir gaye için bir şey vermek, almak ve buna aracı olmak da yasaktır, günahtır.

9 CENNET ADALETLE HÜKMEDENLERİN YERİDİR يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبينَ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقيرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰى اَنْ تَعْدِلُوا وَاِنْ تَلْوُا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبيرًا «Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.» (Nisa suresi 135) يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبينَ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقيرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰى اَنْ تَعْدِلُوا وَاِنْ تَلْوُا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبيرًا «Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.» (Nisa suresi 135)

10 HZ MUHAMMED SAV EFENDİMİZİN ADALETLE HÜKMEDEN YÖNETİCİLERE MÜJDELERİ «Kıyamet gününde insanların Allah Teâlâ’ya en sevgili olanı ve Allah’a en yakın bulunanı adil devlet başkanıdır.» (Tirmizî, Ahkâm, 4) «Hükmünde, yönetimi ve velayeti altındakiler hakkında adil davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır.» (Müslim, İmâre, 18) «Adil devlet başkanı ve idareciler mahşer yerinde Allah’ın yüce lütfuna ve himayesine mazhar olacakların öncüleridir.» (Buharî, Edep, 36 ) «Kıyamet gününde insanların Allah Teâlâ’ya en sevgili olanı ve Allah’a en yakın bulunanı adil devlet başkanıdır.» (Tirmizî, Ahkâm, 4) «Hükmünde, yönetimi ve velayeti altındakiler hakkında adil davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır.» (Müslim, İmâre, 18) «Adil devlet başkanı ve idareciler mahşer yerinde Allah’ın yüce lütfuna ve himayesine mazhar olacakların öncüleridir.» (Buharî, Edep, 36 )

11 HZ ÖMER RA’IN ADALETLE ANLAYIŞI İslâm’ın âdil halifesi Hz. Ömer'le Ubey îbni Ka'b arasında bir anlaşmazlık çıkmış, meselenin halli için Zeyd îbni Sâbit'i hakem seçmişlerdi. Kalkıp Zeyd'in evine gittiler ve durumu bildirdiler. Zeyd, Halife'nin altına minder serip onu yanına oturtmak isteyince Hz. Ömer (r.a): — Bu, şimdi vereceğin hükümde yaptığın ilk adaletsizliktir. Ben davacımla beraber oturacağım, dedi. Sonra Ubey, iddiasını ileri sürdü. Hz. Ömer (r.a) bu iddiayı kabul etmedi. Bu durum karşısında Halife'nin yemin etmesi gerekiyordu. Hakem olan Zeyd, Ubey'e dedi ki: - Gel, Halife'yi yeminden muaf tut! Dava ettiğin bir başkası olsaydı, sana böyle bir teklifte bulunmazdım. Kendine farklı muamele yapılmak istendiğini gören Hz. Ömer (r.a), bu ayrıcalığı kabul etmeyip yemin etti. Sonra da Zeyd hakkındaki kanaatini şöyle ifade etti: - Ömer'le herhangi bir Müslüman eşit muamele yapmadıkça, Zeyd'e dava götürülmemelidir!» (Hadislerle Müslümanlık, II, 684) İslâm’ın âdil halifesi Hz. Ömer'le Ubey îbni Ka'b arasında bir anlaşmazlık çıkmış, meselenin halli için Zeyd îbni Sâbit'i hakem seçmişlerdi. Kalkıp Zeyd'in evine gittiler ve durumu bildirdiler. Zeyd, Halife'nin altına minder serip onu yanına oturtmak isteyince Hz. Ömer (r.a): — Bu, şimdi vereceğin hükümde yaptığın ilk adaletsizliktir. Ben davacımla beraber oturacağım, dedi. Sonra Ubey, iddiasını ileri sürdü. Hz. Ömer (r.a) bu iddiayı kabul etmedi. Bu durum karşısında Halife'nin yemin etmesi gerekiyordu. Hakem olan Zeyd, Ubey'e dedi ki: - Gel, Halife'yi yeminden muaf tut! Dava ettiğin bir başkası olsaydı, sana böyle bir teklifte bulunmazdım. Kendine farklı muamele yapılmak istendiğini gören Hz. Ömer (r.a), bu ayrıcalığı kabul etmeyip yemin etti. Sonra da Zeyd hakkındaki kanaatini şöyle ifade etti: - Ömer'le herhangi bir Müslüman eşit muamele yapmadıkça, Zeyd'e dava götürülmemelidir!» (Hadislerle Müslümanlık, II, 684)

12 2) Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç, Resûlullah (SAV) ibadet eden gençler hakkında şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ, ibadet eden genci meleklerine göstererek şöyle buyurur: Ey benim için şehvetini, isteklerini bırakan, gençliğini benim için harcayan genç, sen benim yanımda bir melek gibisin.» (Deylemî, Firdevsü’l-Ahbâr, nr. 8137; Zebîdî, İhtâf, 4/324) «Eğer huşu sahibi gençler, ibadet eden ihtiyarlar, sütteki bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı, mutlaka üzerinize büyük bir azap yağardı.» (Ali el-Mûttakî, Kenzü'l-Ummâl, nr ) Resûlullah (SAV) ibadet eden gençler hakkında şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ, ibadet eden genci meleklerine göstererek şöyle buyurur: Ey benim için şehvetini, isteklerini bırakan, gençliğini benim için harcayan genç, sen benim yanımda bir melek gibisin.» (Deylemî, Firdevsü’l-Ahbâr, nr. 8137; Zebîdî, İhtâf, 4/324) «Eğer huşu sahibi gençler, ibadet eden ihtiyarlar, sütteki bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı, mutlaka üzerinize büyük bir azap yağardı.» (Ali el-Mûttakî, Kenzü'l-Ummâl, nr )

13 KIYAMET GÜNÜ İNSANOĞLU 4 ŞEYDEN HESABA ÇEKİLECEKTİR Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuştur: "İnsanoğluna dört şeyden hesap sorulmadıkça kıyamet günü hiçbir tarafa hareket etmeyecektir: ömrünü nerede ve nasıl tükettiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, öğrendiği bilgilerle yaşayıp yaşamadığından.» (Tirmizi, Sıfatû'l-Kıyâme,)

14 Ebû Abdullah-ı Mukrî anlatıyor: Yanımızda gece teheccüd kılan bir genç delikanlı vardı. Teheccüdünü bitirince benim anlamadığım bir şeyler söylerdi. Karanlık bir gecede kalktım ve beni görmeyeceği bir yerde onu dinledim. Göz yaşları içinde hüzünlü bir sesle şöyle demekteydi: ‘’Nefsime cennette olduğum, meyvelerinden yediğim, hurilerin yanımda olduğu ve oranın güzel elbiselerinden giydiğim şeklinde bir temsil getirdim. Yine nefsime cehennemde olduğum, ondaki zakkumdan yediğim, kaynar suyundan içtiğim ve vücuduma vurulan prangalarla depreştiğim şeklinde bir temsil daha getirdim.’’ Sonra nefsime döndüm: ‘Ey nefsim, şimdi bunlardan hangisini arzuluyorsun?’ Bana, ‘Dünyaya döndürülüp amel etmeyi (ve böylece cenneti kazanmayı)’ dedi. Ona, ‘Şimdi emniyettesin. Çalış işte’ dedim.” Delikanlı daha sonra şu şiiri okudu: Nefsinin her bir istediğini yapıp ederken, Her hâlükârda dâim gülerek eğlenirken, Fiillerini bildiğin halde hiç tövbe etmezken, Nasıl hoşlanırsın hakîm diye seslenilmekten?» (Kitabü’z-Zühd, Semerkand Yay.) Yanımızda gece teheccüd kılan bir genç delikanlı vardı. Teheccüdünü bitirince benim anlamadığım bir şeyler söylerdi. Karanlık bir gecede kalktım ve beni görmeyeceği bir yerde onu dinledim. Göz yaşları içinde hüzünlü bir sesle şöyle demekteydi: ‘’Nefsime cennette olduğum, meyvelerinden yediğim, hurilerin yanımda olduğu ve oranın güzel elbiselerinden giydiğim şeklinde bir temsil getirdim. Yine nefsime cehennemde olduğum, ondaki zakkumdan yediğim, kaynar suyundan içtiğim ve vücuduma vurulan prangalarla depreştiğim şeklinde bir temsil daha getirdim.’’ Sonra nefsime döndüm: ‘Ey nefsim, şimdi bunlardan hangisini arzuluyorsun?’ Bana, ‘Dünyaya döndürülüp amel etmeyi (ve böylece cenneti kazanmayı)’ dedi. Ona, ‘Şimdi emniyettesin. Çalış işte’ dedim.” Delikanlı daha sonra şu şiiri okudu: Nefsinin her bir istediğini yapıp ederken, Her hâlükârda dâim gülerek eğlenirken, Fiillerini bildiğin halde hiç tövbe etmezken, Nasıl hoşlanırsın hakîm diye seslenilmekten?» (Kitabü’z-Zühd, Semerkand Yay.)

15 ALLAH KİMİ SEVER? «Allah tövbe eden genci sever.» (Münâvi, Feyzü'l- Kadir, 2/288.)

16 GENÇLİĞİNİ İBADETLE GEÇİREN KULUN ÜSTÜNLÜĞÜ Resûl-i Ekrem (SAV) fertlerin gençlik zamanında kazanacakları ve ifa edecekleri kulluk ve ibadet için, «Gençlik yıllarında Allah’a kulluk yapanın, ihtiyarlık zamanlarında kulluk yapmaya başlayana üstünlüğü, peygamberlerin insanlara olan üstünlüğü gibidir. (o derece faziletlidir.)» (Ali el-Mûttaki, Kenzü'l-Ummâl, ra ) Resûl-i Ekrem (SAV) fertlerin gençlik zamanında kazanacakları ve ifa edecekleri kulluk ve ibadet için, «Gençlik yıllarında Allah’a kulluk yapanın, ihtiyarlık zamanlarında kulluk yapmaya başlayana üstünlüğü, peygamberlerin insanlara olan üstünlüğü gibidir. (o derece faziletlidir.)» (Ali el-Mûttaki, Kenzü'l-Ummâl, ra )

17 ASHABI KEHF GENÇLİĞİ نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَاَهُمْ بِالْحَقِّ اِنَّهُمْ فِتْيَةٌ اٰمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى «Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.» (Kehf suresi 13) نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَاَهُمْ بِالْحَقِّ اِنَّهُمْ فِتْيَةٌ اٰمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى «Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.» (Kehf suresi 13)

18 GENÇLERİN EN HAYIRLILARI «Gençlerinizin en hayırlısı, (sefahatten uzak durmakta ve temkinli davranmakta) ihtiyarlara benzeyendir. Yaşlılarınızın en fenası ise (nefsinin arzularına uymakta hevâperest) gençler gibi yaşayandır.» (Heysemi, Mecmau’z-Zevaid 10/270.) «Adalet güzeldir ancak liderlerde olursa daha da güzel olur. Cömertlik güzeldir ancak zenginlerde olursa daha da güzel olur. Vera' (takva) güzeldir ancak âlimlerde olursa daha da güzel olur. Sabır güzeldir ancak fakirlerde olursa daha da güzel olur. Tövbe güzeldir ancak gençlerde olursa daha da güzel olur. Haya güzeldir ancak kadınlarda olursa daha da güzel olur.» (Ali el-Müttaki, Kenzû'l-Ummâl, nr ) «Gençlerinizin en hayırlısı, (sefahatten uzak durmakta ve temkinli davranmakta) ihtiyarlara benzeyendir. Yaşlılarınızın en fenası ise (nefsinin arzularına uymakta hevâperest) gençler gibi yaşayandır.» (Heysemi, Mecmau’z-Zevaid 10/270.) «Adalet güzeldir ancak liderlerde olursa daha da güzel olur. Cömertlik güzeldir ancak zenginlerde olursa daha da güzel olur. Vera' (takva) güzeldir ancak âlimlerde olursa daha da güzel olur. Sabır güzeldir ancak fakirlerde olursa daha da güzel olur. Tövbe güzeldir ancak gençlerde olursa daha da güzel olur. Haya güzeldir ancak kadınlarda olursa daha da güzel olur.» (Ali el-Müttaki, Kenzû'l-Ummâl, nr )

19 3) Kalbi mescitlere bağlı müslüman Peygamber Efendimiz(SAV)şöyle buyurmuştur: Camiler, cennet bahçesidir ve Mekanlar içerisinde Allah’a en sevimli gelen yerler camilerdir.» (Tirmizi, Deavât, 82) مَسَاجِدُهَا اللَّهِ إِلَى الْبِلَادِ اَحَبُّ Sevgili Peygamberimiz (SAV), şöyle buyurmaktadır: «Mekanlar içerisinde Allah’a en sevimli gelen yerler camilerdir.» (Müslim, Mesacid, 288) Peygamber Efendimiz(SAV)şöyle buyurmuştur: Camiler, cennet bahçesidir ve Mekanlar içerisinde Allah’a en sevimli gelen yerler camilerdir.» (Tirmizi, Deavât, 82) مَسَاجِدُهَا اللَّهِ إِلَى الْبِلَادِ اَحَبُّ Sevgili Peygamberimiz (SAV), şöyle buyurmaktadır: «Mekanlar içerisinde Allah’a en sevimli gelen yerler camilerdir.» (Müslim, Mesacid, 288)

20 MESCİTLER ALLAH’IN EVİDİRLER وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًا وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰهيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا اِلٰى اِبْرٰهيمَ وَاِسْمٰعيلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّائِفينَ وَالْعَاكِفينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ «Hani, biz Kâbe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun.» (Bakara suresi 135) وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًا وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰهيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا اِلٰى اِبْرٰهيمَ وَاِسْمٰعيلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّائِفينَ وَالْعَاكِفينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ «Hani, biz Kâbe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun.» (Bakara suresi 135)

21 GÖNLÜ İSLAMA VE MESCİTLERE BAĞLI GENÇLER Peygamberimizin (SAV) 18 yaşında olan Üsame b. Zeydi Suriye’ye gönderdiği orduya komutan tayin etmesi O’nun genç nesile verdiği değeri göstermesi açısından çok dikkat çekicidir. Medine’deki insanların Müslüman olmasına büyük katkı sağlayacak Mus’ab b. Umeyr’i Rasûlullah Öğretmen olarak görevlendirip Medine’ye gönderirken Mus’ab, henüz 18 yaşında genç bir delikanlıydı. Gönülleri mescitlere bağlı olan abide sahabilerdi. Peygamberimizin (SAV) 18 yaşında olan Üsame b. Zeydi Suriye’ye gönderdiği orduya komutan tayin etmesi O’nun genç nesile verdiği değeri göstermesi açısından çok dikkat çekicidir. Medine’deki insanların Müslüman olmasına büyük katkı sağlayacak Mus’ab b. Umeyr’i Rasûlullah Öğretmen olarak görevlendirip Medine’ye gönderirken Mus’ab, henüz 18 yaşında genç bir delikanlıydı. Gönülleri mescitlere bağlı olan abide sahabilerdi.

22 4) Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, İbnu Mesud (r.a), Hz. Resûlullah’ın (SAV) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: «Allah’u Teâlâ için birbirini sevenler, cennette kırmızı yakuttan yapılmış yüksek binalarda bulunurlar. Her binada yetmiş bin oda bulunur. Oradan cennet ehline bakarlar. Güneşin dünyadakileri aydınlattığı gibi; onların güzelliği de cennet ehlini aydınlatır. Üzerlerinde yeşil atlastan yapılmış elbiseler vardır. Alınlarında: «Bunlar, Allahu Teâlâ için birbirini sevenlerdir.» ibaresi yazılıdır.» (Suyuti, ed-Dürrü’l-Mensur, IV, 473; el- Muttaki, Kenzu’l-Ummal, IX, 16; Zebidi, İthaf, VII, 22.) İbnu Mesud (r.a), Hz. Resûlullah’ın (SAV) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: «Allah’u Teâlâ için birbirini sevenler, cennette kırmızı yakuttan yapılmış yüksek binalarda bulunurlar. Her binada yetmiş bin oda bulunur. Oradan cennet ehline bakarlar. Güneşin dünyadakileri aydınlattığı gibi; onların güzelliği de cennet ehlini aydınlatır. Üzerlerinde yeşil atlastan yapılmış elbiseler vardır. Alınlarında: «Bunlar, Allahu Teâlâ için birbirini sevenlerdir.» ibaresi yazılıdır.» (Suyuti, ed-Dürrü’l-Mensur, IV, 473; el- Muttaki, Kenzu’l-Ummal, IX, 16; Zebidi, İthaf, VII, 22.)

23 İMANIN TADI ALLAH İÇİN SEVMEKTEDİR «Kul, sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmedikçe imanın tadını alamaz.» (Ahmed,Müsned,II,298;Hakim,Müstedrek,I,4;Taberani,el- Kebir,No 8019; ) Ebu Rezzîn el-Ukaylî (RA), Hz. Peygamber’e (SAV) bazı sorular sordu; Efendimiz (SAV) kendisine cevaplar verdi ve mümin olarak yapması gereken bazı şartları zikretti. Bunlardan birisi de şudur: «Mümin olman için gereken şartlardan birisi de nesebinden olmayan bir kimseyi ancak Yüce Allah için sevmendir.» (Ahmed,Müsned,IV,11-12;Heysemi,ez-Zevaid,I,53. ) «Kul, sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmedikçe imanın tadını alamaz.» (Ahmed,Müsned,II,298;Hakim,Müstedrek,I,4;Taberani,el- Kebir,No 8019; ) Ebu Rezzîn el-Ukaylî (RA), Hz. Peygamber’e (SAV) bazı sorular sordu; Efendimiz (SAV) kendisine cevaplar verdi ve mümin olarak yapması gereken bazı şartları zikretti. Bunlardan birisi de şudur: «Mümin olman için gereken şartlardan birisi de nesebinden olmayan bir kimseyi ancak Yüce Allah için sevmendir.» (Ahmed,Müsned,IV,11-12;Heysemi,ez-Zevaid,I,53. )

24 YÜKSEK TAHTLARDA KİMLER OTURUR Hz. Resûlullah (SAV) şöyle buyurmuştur: “Arşın etrafında nurdan yapılmış bir takım minberler/yüksek tahtlar vardır. Üzerinde bir takım insanlar bulunur; onların giysileri nurdur, yüzleri de nur gibi parlamaktadır. Onlar peygamber ve şehit değillerdir; fakat peygamber ve şehitler kendilerine gıbta /hayranlık ile bakarlar.” Ashab: ‘’Ey Allah’ın Resûlü, onların kimler olduğunu bize açıklayın” dediler; Hz. Resûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ‘’Onlar Yüce Allah için birbirini seven, meclis kurup sohbet eden ve birbirilerini ziyaret eden kimselerdir.» (Ebu Davud,Büyu’, 46) Hz. Resûlullah (SAV) şöyle buyurmuştur: “Arşın etrafında nurdan yapılmış bir takım minberler/yüksek tahtlar vardır. Üzerinde bir takım insanlar bulunur; onların giysileri nurdur, yüzleri de nur gibi parlamaktadır. Onlar peygamber ve şehit değillerdir; fakat peygamber ve şehitler kendilerine gıbta /hayranlık ile bakarlar.” Ashab: ‘’Ey Allah’ın Resûlü, onların kimler olduğunu bize açıklayın” dediler; Hz. Resûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ‘’Onlar Yüce Allah için birbirini seven, meclis kurup sohbet eden ve birbirilerini ziyaret eden kimselerdir.» (Ebu Davud,Büyu’, 46)

25 ALLAH’IN MUHABBETİ KİME HAK OLUR? Ubade b. Sabit (RA)’den rivayetle Resulullah SAV şöyle buyrulmuştur: «Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Benim için birbirini seven, birbirini ziyaret eden, birbirine infak ve ihsanda bulunan kimselere muhabbetim hak oldu.» (Ebu Dvud, Edeb, 50; Tirmizi, Kıyame, 56) Ubade b. Sabit (RA)’den rivayetle Resulullah SAV şöyle buyrulmuştur: «Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Benim için birbirini seven, birbirini ziyaret eden, birbirine infak ve ihsanda bulunan kimselere muhabbetim hak oldu.» (Ebu Dvud, Edeb, 50; Tirmizi, Kıyame, 56)

26 MENFAATSİZ MÜMİN KARDEŞİ ZİYARETİN MÜKAFATI «Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Bir melek ona der ki: - Böyle nereye gidiyorsun? - Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum. - Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da, onun için mi gidiyorsun? - Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum. - Müjdeler olsun sana! Beni Hak teâlâ gönderdi. Hiçbir menfaat ummadan arkadaşını ziyarete gittiğin için, Rabbimizin sevgisine kavuştun.» (Müslim) «Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Bir melek ona der ki: - Böyle nereye gidiyorsun? - Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum. - Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da, onun için mi gidiyorsun? - Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum. - Müjdeler olsun sana! Beni Hak teâlâ gönderdi. Hiçbir menfaat ummadan arkadaşını ziyarete gittiğin için, Rabbimizin sevgisine kavuştun.» (Müslim)

27 5) Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit, يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فيهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُ «Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.» (Nur suresi 37) يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فيهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُ «Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.» (Nur suresi 37)

28 HZ ÖMER RA ZAMANINDA BİR GENÇ Hz. Ömer (r.a.) zamanında ibadete çok düşkün, mescidden ayrılmayan bir genç vardı. Hz. Ömer (r.a) onu çok severdi. Gencin bir de yaşlı babası vardı, her akşam yatsı namazını kıldıktan sonra babasının yanına giderdi. Yolu üzerinde evli bir kadın ona tutulmuştu. Bu kadın her gece gencin yolunu bekler, ona takılırdı. Yine bir gece genç oradan geçerken, kadın onu baştan çıkarmak için hayli uğraştı. Sonunda genç nefsine hâkim olamayarak arkasından gitti. Ancak kapıdan içeri girerken Allah'ın azabını hatırlayıp ayıldı. Peşinden: اِنَّ الَّذينَ اتَّقَوْا اِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَاِذَا هُمْ مُبْصِرُونَ «Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.»(Araf suresi 201) mealindeki ayet-i kerime diline geliverdi. O anda bayılıp yere düştü. Hz. Ömer (r.a.) zamanında ibadete çok düşkün, mescidden ayrılmayan bir genç vardı. Hz. Ömer (r.a) onu çok severdi. Gencin bir de yaşlı babası vardı, her akşam yatsı namazını kıldıktan sonra babasının yanına giderdi. Yolu üzerinde evli bir kadın ona tutulmuştu. Bu kadın her gece gencin yolunu bekler, ona takılırdı. Yine bir gece genç oradan geçerken, kadın onu baştan çıkarmak için hayli uğraştı. Sonunda genç nefsine hâkim olamayarak arkasından gitti. Ancak kapıdan içeri girerken Allah'ın azabını hatırlayıp ayıldı. Peşinden: اِنَّ الَّذينَ اتَّقَوْا اِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَاِذَا هُمْ مُبْصِرُونَ «Şüphe yok ki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.»(Araf suresi 201) mealindeki ayet-i kerime diline geliverdi. O anda bayılıp yere düştü.

29 Kadın hizmetçisini çağırıp birlikte onu yerden kaldırdılar. Babasının kapısına kadar götürüp oturttuktan sonra kapıyı çaldılar. Gencin babası kapıyı açınca baygın oğlunu gördü. Elbirliğiyle onu içeri aldılar. Gece yarısına doğru genç ayıldı. Babası sordu: - Oğlum neyin var, ne oldu sana? - Bir şey yok baba, hayırdır. - Allah için bana doğruyu söyle! Bunun üzerine genç olan biteni anlattı. Babası: - Oğlum sen hangi ayeti okumuştun, diye sordu. Genç ayeti tekrar okuyunca bir daha bayıldı. Fakat bu sefer ayılamadı. Ruhunu teslim etmişti. Aynı gece onu defnettiler. Kadın hizmetçisini çağırıp birlikte onu yerden kaldırdılar. Babasının kapısına kadar götürüp oturttuktan sonra kapıyı çaldılar. Gencin babası kapıyı açınca baygın oğlunu gördü. Elbirliğiyle onu içeri aldılar. Gece yarısına doğru genç ayıldı. Babası sordu: - Oğlum neyin var, ne oldu sana? - Bir şey yok baba, hayırdır. - Allah için bana doğruyu söyle! Bunun üzerine genç olan biteni anlattı. Babası: - Oğlum sen hangi ayeti okumuştun, diye sordu. Genç ayeti tekrar okuyunca bir daha bayıldı. Fakat bu sefer ayılamadı. Ruhunu teslim etmişti. Aynı gece onu defnettiler.

30 Sabah olunca hadiseyi Hz. Ömer (r.a.)'a haber verdiler. O da gencin babasına gelip taziyede bulunduktan sonra, kendisinin niçin cenazeye çağrılmadığını sordu. Baba cevap verdi: - Ey müminlerin emiri ! Vakit gece idi, sizi rahatsız etmek istemedik. - Öyleyse gelin, birlikte mezarına gidelim. Birlikte mezara gittiler. Hz. Ömer (r.a.) seslendi: -Ey falan! « وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه جَنَّتَانِ «Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.» (Rahman suresi 46) Ve cevap geldi: «Ya Ömer! Rabbim bana cennette o ikisini de verdi.» (İbn Asâkir, Tarîhu Medîneti Dımaşk, 45/450) Sabah olunca hadiseyi Hz. Ömer (r.a.)'a haber verdiler. O da gencin babasına gelip taziyede bulunduktan sonra, kendisinin niçin cenazeye çağrılmadığını sordu. Baba cevap verdi: - Ey müminlerin emiri ! Vakit gece idi, sizi rahatsız etmek istemedik. - Öyleyse gelin, birlikte mezarına gidelim. Birlikte mezara gittiler. Hz. Ömer (r.a.) seslendi: -Ey falan! « وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه جَنَّتَانِ «Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.» (Rahman suresi 46) Ve cevap geldi: «Ya Ömer! Rabbim bana cennette o ikisini de verdi.» (İbn Asâkir, Tarîhu Medîneti Dımaşk, 45/450)

31 ALLAH KORKUSU GÜNAHLARI DÖKER Rasülullah (SAV) buyurmuş: «Allah korkusundan bir kimsenin vücudu titreyip tüyleri diken diken olunca, tıpkı kurumuş ağacın yapraklarının döküldüğü gibi onun da günahları dökülür!» (es-Suyuti, el-Cami’u’s-Sağir, 2/21) Rasülullah (SAV) buyurdular: “Allah Teâlâ buyurdu ki: İzzetim hakkı için, ben bir kulumda iki korkuyu ve iki güveni bir araya getirmem; eğer dünyada kendisini bana karşı güvende görürse ahirette onu korkuturum, eğer dünyada iken benden korkarsa ahirette ona güven veririm!» (et-Taberani, Müsnedü’ş-Şamiyyin, 1/266) Rasülullah (SAV) buyurmuş: «Allah korkusundan bir kimsenin vücudu titreyip tüyleri diken diken olunca, tıpkı kurumuş ağacın yapraklarının döküldüğü gibi onun da günahları dökülür!» (es-Suyuti, el-Cami’u’s-Sağir, 2/21) Rasülullah (SAV) buyurdular: “Allah Teâlâ buyurdu ki: İzzetim hakkı için, ben bir kulumda iki korkuyu ve iki güveni bir araya getirmem; eğer dünyada kendisini bana karşı güvende görürse ahirette onu korkuturum, eğer dünyada iken benden korkarsa ahirette ona güven veririm!» (et-Taberani, Müsnedü’ş-Şamiyyin, 1/266)

32 ALLAH KORKUSU OLMAYAN HARABE BİR HALDEDİR Ebu Süleyman Ed-Darani (rh.a.) şöyle der: “Allah korkusu bulunmayan her kalp harabe bir haldedir. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur: اَفَاَمِنُوا مَكْرَ اللّٰهِ فَلَا يَاْمَنُ مَكْرَ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ «Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz..» (Araf suresi 99) Ebu Süleyman Ed-Darani (rh.a.) şöyle der: “Allah korkusu bulunmayan her kalp harabe bir haldedir. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur: اَفَاَمِنُوا مَكْرَ اللّٰهِ فَلَا يَاْمَنُ مَكْرَ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ «Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz..» (Araf suresi 99)

33 6) Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, اِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِىَ وَاِنْ تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَرَاءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنْكُمْ مِنْ سَيِّپَاتِكُمْ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبيرٌ «Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.» (Bakara suresi 271) اِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِىَ وَاِنْ تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَرَاءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنْكُمْ مِنْ سَيِّپَاتِكُمْ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبيرٌ «Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.» (Bakara suresi 271)

34 GİZLİ SADAKA GAZAP SÖNDÜRÜR Rasulullah (SAV) Efendimiz, dünyadaki en ağır ve en çetin işin, sağ elin verdiği sadakayı sol elden gizlemek olduğunu belirtmiştir. (Ahmed,Müsned, III, 124.) Rasulullah (SAV) Efendimiz başka bir hadislerinde ise: ‘’Gizli sadaka Rabb’in gazabını söndürür’’ buyurmuştur. (Tirmizi, Zekât, 28) Rasulullah (SAV) Efendimiz, dünyadaki en ağır ve en çetin işin, sağ elin verdiği sadakayı sol elden gizlemek olduğunu belirtmiştir. (Ahmed,Müsned, III, 124.) Rasulullah (SAV) Efendimiz başka bir hadislerinde ise: ‘’Gizli sadaka Rabb’in gazabını söndürür’’ buyurmuştur. (Tirmizi, Zekât, 28)

35 SADAKAYI GİZLİ VERMEDE ÖRNEK ŞAHSİYET: HZ ZEYNÜLABİDİN RAH. Hz. Hüseyin’in (r.a) oğlu Ali Zeynelabidîn (rah.), verdiği sadakayı gizleme konusunda örnek bir insandı.O Medine’de yüze yakın fakir ailenin günlük yiyeceklerini bir çuvala doldurup geceleri sırtıyla taşıyarak gizlice kapılarının önüne bırakırdı. Fakirlerin hiçbirisi, bu yiyeceğin kapılarına kim tarafından bırakıldığını fark edememişlerdi. Bu durum Hz. Zeynülabidîn (rah.) vefat edene kadar devam etti. Onun vefatıyla bu yiyecekler de kesilmişti. O zaman bunların kimden geldiği anlaşılmıştı. Bir de, kendisinin saadetli nâşı yıkanırken, sırtında, geceleri taşıdığı erzak çuvalının bıraktığı izler görülmüştü. Bu hadiseye şahit olan Medineliler şöyle demişlerdir: “Biz gizli sadaka vermenin ne demek olduğunu, Hz. Zeynülabidîn (rah.) vefat edince anladık.’’ (Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya, III, 160) Hz. Hüseyin’in (r.a) oğlu Ali Zeynelabidîn (rah.), verdiği sadakayı gizleme konusunda örnek bir insandı.O Medine’de yüze yakın fakir ailenin günlük yiyeceklerini bir çuvala doldurup geceleri sırtıyla taşıyarak gizlice kapılarının önüne bırakırdı. Fakirlerin hiçbirisi, bu yiyeceğin kapılarına kim tarafından bırakıldığını fark edememişlerdi. Bu durum Hz. Zeynülabidîn (rah.) vefat edene kadar devam etti. Onun vefatıyla bu yiyecekler de kesilmişti. O zaman bunların kimden geldiği anlaşılmıştı. Bir de, kendisinin saadetli nâşı yıkanırken, sırtında, geceleri taşıdığı erzak çuvalının bıraktığı izler görülmüştü. Bu hadiseye şahit olan Medineliler şöyle demişlerdir: “Biz gizli sadaka vermenin ne demek olduğunu, Hz. Zeynülabidîn (rah.) vefat edince anladık.’’ (Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya, III, 160)

36 7) Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi Rasülullah (SAV) şöyle buyurmuştur: “Şu iki göze asla cehennem ateşi değmez: Gecenin ortasında Allah korkusundan ağlayan göz, Allah yolunda geceyi nöbet tutarak uykusuz geçiren göz!» (Tirmizi, 1639) «Kıyamet günü bütün gözler ağlar; ancak haramlara karşı kapanmış olan göz, Allah yolunda sabaha kadar uykusuz kalmış göz ve Allah korkusundan sinek başı gibi yaşlar akıtan göz o günde ağlamaz!» (ed-Deylemi, Müsnedü’I-Firdevs, 3/2556) «Memeden çıkan süt çıktığı yere tekrar girmedikçe, Allah korkusundan ağlayan kişi de cehenneme girmez! Allah yolunda uğraşma sebebiyle oluşan toz duman ile cehennem dumanı aynı insan üzerinde bir araya gelmez!» (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 10182) Rasülullah (SAV) şöyle buyurmuştur: “Şu iki göze asla cehennem ateşi değmez: Gecenin ortasında Allah korkusundan ağlayan göz, Allah yolunda geceyi nöbet tutarak uykusuz geçiren göz!» (Tirmizi, 1639) «Kıyamet günü bütün gözler ağlar; ancak haramlara karşı kapanmış olan göz, Allah yolunda sabaha kadar uykusuz kalmış göz ve Allah korkusundan sinek başı gibi yaşlar akıtan göz o günde ağlamaz!» (ed-Deylemi, Müsnedü’I-Firdevs, 3/2556) «Memeden çıkan süt çıktığı yere tekrar girmedikçe, Allah korkusundan ağlayan kişi de cehenneme girmez! Allah yolunda uğraşma sebebiyle oluşan toz duman ile cehennem dumanı aynı insan üzerinde bir araya gelmez!» (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 10182)

37 HADİS-İ ŞERİFTEN ÖZETLE ÇIKARILACAK SONUÇLAR 1) Allah Teala, kullarının sadece kendi rızasına yönelik amellerinden hoşnut olur ve onları, kimseden yardım görme imkanının bulunmadığı yerde himayesine alır. 2) Hadis-i şerifte sayılan yedi sınıf insanın vasıfları ve yaptıkları, örnek alınacak üstün nitelikli işlerdir. 3) Her güzel ve makbul işin temelinde, sevdiğini Allah için sevmek gibi bir üstün meziyet bulunmaktadır. 4) Gönülleri Allah sevgisi, Allah için sevme, Allah için buğz etme duygusuyla diri tutmak lazımdır. 1) Allah Teala, kullarının sadece kendi rızasına yönelik amellerinden hoşnut olur ve onları, kimseden yardım görme imkanının bulunmadığı yerde himayesine alır. 2) Hadis-i şerifte sayılan yedi sınıf insanın vasıfları ve yaptıkları, örnek alınacak üstün nitelikli işlerdir. 3) Her güzel ve makbul işin temelinde, sevdiğini Allah için sevmek gibi bir üstün meziyet bulunmaktadır. 4) Gönülleri Allah sevgisi, Allah için sevme, Allah için buğz etme duygusuyla diri tutmak lazımdır.

38 DUAMIZ ALLAHIM ARŞININ GÖLGESİNDE GÖLGELENMEYİ BİZLERE, AİLELERİMİZE, ÖLMÜŞLERİMİZE VE ÜMMETİ MUHAMMEDE İHSAN EYLE ALLAHIM MAHŞERİN SICAKLIĞINDAN, AZABINDAN BİZLERİ KORU ALLAHIM MAHŞERDE HESABIMIZI KOLAY EYLE VE KİTABIMIZI SAĞ ELİMİZDEN ALMAYI İHSAN EYLE AMİN ALLAHIM ARŞININ GÖLGESİNDE GÖLGELENMEYİ BİZLERE, AİLELERİMİZE, ÖLMÜŞLERİMİZE VE ÜMMETİ MUHAMMEDE İHSAN EYLE ALLAHIM MAHŞERİN SICAKLIĞINDAN, AZABINDAN BİZLERİ KORU ALLAHIM MAHŞERDE HESABIMIZI KOLAY EYLE VE KİTABIMIZI SAĞ ELİMİZDEN ALMAYI İHSAN EYLE AMİN


"ARŞIN GÖLGESİNDE GÖLGELENMEK Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları