Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “Korkan kimse, geceleyin yol alır. Gece yol alan kimse de varacağı yere ulaşır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı çok pahalıdır.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “Korkan kimse, geceleyin yol alır. Gece yol alan kimse de varacağı yere ulaşır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı çok pahalıdır."— Sunum transkripti:

1

2 Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “Korkan kimse, geceleyin yol alır. Gece yol alan kimse de varacağı yere ulaşır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı çok pahalıdır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı cennettir.” Tirmizi, kıyamat 18 Allah korkusu, kişiyi günah işlemekten meneder. Nefs-i emmare kötülük yapmaya, şer işlemeğe o kadar eğilimlidir ki ürpertici bir korku, şiddetli bir tehdit olmazsa onu bu meylinden vazgeçirip hayra, doğruya yöneltmek imkansızdır. Eğer nefis korkmazsa (Allah korkusunu duymazsa) yaptığı ibadetlerle övünür ve bu sebepten bütün emekleri boşa gider, günah da kazanır. İmam-ı Gazali’ni “Abitler Yolu” İsimli Kitabından Alınmıştır.

3 Şeytan, seksen bin yıl Allah'a ibadet etti: Rivayete göre: yer yüzünde başını secdeye koymadığı bir karış toprak bırakmadı. Fakat bir emrini yerine getirmedi diye Cenab-ı Hak, onu kapısından kovdu. Bunca yıllık ibadetini yüzüne vurdu ve ebedi olarak lanetledi. Hz. Adem (A.S.)’ı Cenab-ı Hak, kudret eliyle yarattı. Ona Safıyyullah dedi. Melekleri ona secde,ettirdi ve meleklerin boyunlarına aldırtarak kendisini Cennete gönderdi. Allah'ın sayısız nimetleri içinde yaşadı. Fakat kendisine yasak edilen bir buğday tanesini yediği için ona Allah'ın şu hitabı geldi: Bana asi olan, emrimi dinlemiyen yakınımda duramaz, Meleklere, alın, yer yüzüne indirin buyurdu. Onlar da Cennetten çıkardılar. Gökten göğe ta yere indirinceye kadar sürdüler. Rivayet edildiğine göre Hz. Adem (A.S.) iki yüz yıl ağladı. Türlü belalara, sıkıntılara katlandı. Bunca sıkıntı ve yalvarmadan sonra tövbesi kabul edildi.. Fakat evlatları, kıyamete kadar dünyanın zahmet ve sıkıntısına mahkum ¦ edildi. İmam-ı Gazali’ni “Abitler Yolu” İsimli Kitabından Alınmıştır.

4 Fadıl ibni Ayyaz'ın bir talebesi vardı. Bir gün hastalandı. Ziyaret etmeğe gittiğinde kendisini çok ağır bir halde gördü. Başı ucunda oturdu ve hemen Yasin süresini okumaya başladı. Hasta, gözünü açtı ve: Üstad, okuma, dur, dedi. Fadıl, biraz sustuktan sonra bu defa Kelime-i şehadeti okudu ve hastaya söyletmek istedi. Hasta tekrar gözünü açtı ve, ben bu kelimeden bıktım, usandım dedikten az sonra öldü. Fadıl, evine döndü. Talebesinin fena sonucuna çok ağladı, 40 gün dışarı çıkmadı. Sonra bir gece, rüyasında, talebesinin, Cehennemde yüzüstü sürüklendiğini gördü ve kendisine sordu: Sen talebelerimin en çalışkan, en bilgilisi idin. Kalbinden iman duygusunun silinmesinin sebebi nedir? Şöyle cevap verdi: Bunun üç sebebi vardır: Kovuculuk, hased ve kıskançlık ile içki. İmam-ı Gazali’ni “Abitler Yolu” İsimli Kitabından Alınmıştır.

5 Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı, annesinin karnında kırk günde derlenir toplanır. Sonra ikinci kırk günlük süre içinde pıhtı haline döner. Sonra da bir o kadar zaman içinde bir parça et olur. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve melek, ona ruh üfler. Bu melek dört şeyle; anne rahmindeki canlının rızkını, ecelini, amelini, iyi biri mi, yoksa kötü biri mi olacağını yazmakla emrolunur.” Abdullah İbni Mes’ud der ki: “Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki, sizden biri, cennetliklerin yaptığı işleri yapar ve kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır da, sonra anne karnında yazılan yazının hükmü öne geçer, cehennemliklerin yaptığı işleri yapar ve cehenneme girer. Yine sizden biri cehennemliklerin yaptığı işleri yapar ve kendisi ile cehennem arasında bir arşın mesafe kalır; sonra anne karnında yazılan yazının hükmü öne geçer ve o kişi cennetliklerin yaptığı işleri yapmaya devam eder de, neticede cennete girer.” Buhari, Bed’ü’l-halk 6, Enbiya 1, Kader 1; Müslim, Kader 1. Ayrıca bk. Ebu Davud, Sünnet 16; Tirmizi, Kader 4; İbni Mace, Mukaddime 10

6 Efendimiz (sav) bir hadislerinde; "İki göz vardır ki Cehennem ateşi görmez: Harp meydanları ve cephelerde nöbet tutan askerin gözü ve bir de Allah korkusundan ağlayan göz.“ buyurur. Sınır boylarında veya harp meydanlarında, en tehlikeli anlarda nöbet tutarak uykuyu terkeden insanın cihadı maddi cihaddır. Bu cihadı yapan insanın gözü cehennem ateşine maruz kalmayacaktır. Bir de ma'nevi ve büyük cihadı yerine getiren göz vardır ki, o da Allah korkusundan ağlayan gözdür. Evet, bu iki göz de Cehennemi ve O'nun azabını görmeyecektir. Allah korkusuyla ürperip ağlayan göz; düşmanın geleceği yerleri gözetleyen, nöbet bekleyen, rabıta yapan, memleketin başına gelecek felaketler karşısında göğsünü siper eden, müesseseler kuran, yaşatma zevkiyle yaşama hazzından uzak kalan insanların gözleri cehennem ateşi görmeyecektir. M.F. Gülen’in “Asrın Getirdiği Tereddütler Cilt 3” Kitabından Alınmıştır.

7 Kur’an- Kerim Fatırsuresi 28. Ayet.. “Allah’tan, ancak alim kulları korkar.” Allah’a (celle celaluhu) karşı ancak alimler saygılı olur; çünkü uluhiyet dairesine karşı hürmet hissi, bilip tanımaya bağlıdır. Allah’ı (celle celaluhu) bilmeyenlerin ve daire-i uluhiyetin esrarına vakıf olmayanların saygı ve haşyetten nasipsiz oldukları açıktır. Resulullah A.S.V. Kudsi Hadiste haber veriyor: Cenab-ı Hak, buyuruyor ki: “Korkumdan kalbi kırık olan ve lütfumu gözleyenlerin yanındayım. İmam-ı Gazali’ni “Abitler Yolu” İsimli Kitabından Alınmıştır.

8 Resulullah A.S.V. buyurdular ki: "Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allah korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan hiçbir mü'min kul yoktur ki, Allah onu (ebedi) ateşe haram etmesin!” İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 17/585. Kur’an-ı Kerim Rahman Suresi 46. Ayet: “Rabbinin huzuruna çıkmaktan endişe duyan mümine iki cennet var.” Açıklama: Muhtemel mânalardan biri de, takvânın kazandırdığı dünya cenneti olabilir veya Râzî’nin muhtemel gördüğü üzere, maddî ve ruhanî zevkler için birer cennet düşünülebilir. Suat Yıldırım “Kur’an- Kerim Meali”

9 Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 40. Ayet: “Yalnız Ben’den korkun.” Suat Yıldırım “Kur’an- Kerim Meali” Kur’an-ı Kerim Büruc Suresi 12. Ayet: “Senin Rabbinin darbesi çok müthiştir.” Suat Yıldırım “Kur’an- Kerim Meali” Kur’an-ı Kerim Abese Suresi Ayet: “İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar. O gün onlardan her birinin başından aşkın derdi ve tasası vardır.” Suat Yıldırım “Kur’an- Kerim Meali” Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “Allah Teala, zalime, zulmünden vazgeçmesi için bir süre tanır. Neticede onu yakaladı mı, artık bırakmaz.” (Tirmizi, Tefsiru sure (11), 12).

10 Resulullah A.S.V.: “İnsanlar kıyamet günü yalın ayak, çırılçıplak, sünnetsiz olarak haşrolunurlar” buyurmuştu. Bunun üzerine Hz.Aişe: – Ya Resulallah! Kadın ve erkekler bir arada olup birbirlerine bakacaklar mı? dedi. Hz. Peygamber: – “Ya Aişe! Durum birbirlerine bakamayacakları kadar kötüdür.” buyurdular (Müslim, Cennet 56). Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “İnsanlar, Alemlerin Rabbi huzurunda hesap vermek üzere kabirlerinden kalkarlar. Onlardan bazıları kulaklarının yarısına kadar ter içindedirler.” Buhari, Rikak 47, Tefsiru sure 83; Müslim, Cennet 60. Ayrıca bk. Tirmizi, Kıyamet 2, Tefsiru sure (83); İbni Mace, Zühd 33

11 Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “Rabbiniz arada bir tercüman bulunmaksızın, her birinizle konuşacaktır. Kişi sağına bakar, önceden gönderdiği iyi işleri görür; soluna bakar vaktiyle yaptığı kötü işleri görür. Önüne bakar, önünde sadece cehennemi görür. Yarım hurma ile de olsa cehennemden korununuz.” Buhari, Zekat 9; Müslim, Zekat 67. Ayrıca bk. Buhari, Menakıb 25, Tevhid, 24, 36; Tirmizi, Kıyamet 1; İbni Mace, Mukaddime 13, Zekat 28 Açıklama: Kıyamet günündeki hesap, insanın dünyada yaptığı iyilik ve kötülüklerinin karşılığını orada görmesinden ibarettir. Kişinin sağına baktığı zaman göreceği şey, dünya hayatında yapmış olduğu iyi işlerdir; çünkü iyilikler sağ taraftan verilecektir. Soluna baktığında göreceği ise işlediği kötülükleridir; çünkü kötülükler sol taraftan verilecektir. Ön tarafta ise cehennemin üzerine kurulmuş olan sırat köprüsü vardır. Dolayısıyla insanın önünde göreceği cehennemdir. Cehennemden korunmak için dünyada iyi işler yapmak gerekir. Küçük gördüğümüz bir iyilik bile bizleri cehennemden koruyabilir. Sadaka olarak verilecek yarım hurma bile küçük görülmemeli, kişi bu dünyada kendisini cehennemden koruyacak iyi işler yapmalıdır.

12 Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” Tirmizi, kıyamet 1 "Kişinin öldükten sonra hayırla hatırlanması, onun dünyadaki ikinci yaşamıdır." İnsan ancak, öldükten sonra arkasında bıraktıkları ile anılır. Her insan yaptığı ile Zikredilir, çalıştığı şeye nispet edilir. Eğer yaptığı iyi ise, hayırlı; kötü ise, şerli insandır. İmam-ı Gazali “Yöneticilere Altın Öğütler” Kitabından Alınmıştır.

13 Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Dünyadan sakınınız; çünkü onun sihri Harut ve Maruftan daha etkilidir. İbnu Ebi'-Dünya, Zemmü'd-Dünya, No: 132; Beyhaki, Şuabu'l-İman, No: 10504; el-Müttaki, Kenzu'l-Ummal, No: 6065; Suyuti, Camiu's-Sağir, No: 245. İlk sihri ve aldatması şöyle olur: O, sana kendisinin seninle birlikte olduğunu gösterir, hep senin yanında durduğunu zannettirir; hâlbuki biraz düşünsen onun devamlı senden kaçtığını ve nefret ettiğini, bunu sessiz bir şekilde her an yavaş yavaş yaptığını anlarsın. Dünyanın misali, gölgeye benzer. Gölgeye baktığın zaman onun sakince durduğunu zannedersin; hâlbuki o devamlı hareket etmektedir. İnsan ömrü de böyledir; devamlı, yavaş yavaş akar gider, her an noksanlaşır. Dünya da aynı şekilde senin hiç haberin olmadan seni terk eder, senden uzaklaşır; hiç fark etmezsin çeker gider. Dünya seni kendisine âşık etmek için sana muhabbet gösterir, kendisini bir yardımcı ve rahatlık sebebi olarak takdim eder; hâlbuki o seni terk edip başkasına gider. Sonra seni bir gaflet anında yakalayıp yapacağı düşmanlığı yapar. Bu haliyle dünya, erkekleri aldatan kötü bir kadına benzer; erkekler onu görünce kendisine âşık olurlar; kadın onları evine çağırır, kendilerini aldatır ve helak eder. İmam-ı Gazali “Yöneticilere Altın Öğütler” Kitabından Alınmıştır.

14 İsa (a.s) keşfiyat âlemini seyri sırasında dünyayı yaşlı bir kadın suretinde gördü; Ona: "Kaç kocan var?" diye sordu, dünya: "Çok, sayıları belli değil" dedi. Hz. İsa: "Ölüp gittiler mi yoksa seni boşadılar mı?" diye sordu; dünya: "Hayır beni boşamadılar, onları ben öldürüp yok ettim" dedi. O zaman Hz. İsa (a.s): "Senin halin ve insanların başına getirdiğin bu felaket ne tuhaf. Onlar sana rağbet ediyorlar, senin için savaşıyorlar, gelip gidenlerden ibret almıyorlar; sen de seni sevenlere böyle yapıyorsun!“ İmam-ı Gazali “Yöneticilere Altın Öğütler” Kitabından Alınmıştır.

15 Bil ki, dünyanın işleri ilk göründüğünde, insan onların hemen biteceğini ve fazla devam etmeyeceğini zanneder; Halbuki onun işleri ve halleri birbiri peşi sıra gelir, hiç bitmez; bu uğurda bir ömür sermayesi harcanır. Hz. İsa (a.s), şöyle demiştir: "Dünyanın peşinden koşanın durumu, denizden su içen kimseye benzer; o ne kadar çok içse o kadar susar ve harareti artar. Bu kişi ölene kadar içer, fakat susuzluğu gitmeden kendisi helak olur gider." Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Denize düşenin ıslanmaması mümkün olmadığı gibi; dünyaya dalanın da kirlenmemesi mümkün değildir. Ibnu Ebi'd-Dünya, Zemmü'd-Dünya, No: 89; Beyhaki, Şuabu'l-iman, No: 10583; Zebidi, ithaf, 9/599; Ğazali, İhyau Ulumi'd-Din, 3/266. (Beyrut, 2000)

16 Gözyaşı, ihlas ve samimiyet sahibi bağrı yanık ve ciğeri kebap insanlar için bir boşalma ameliyesidir. Gözyaşları dünyada, dayanılmaz hale gelen aşk ateşinin ızdırabını bir nebze dindirirken, ahirette de cehennemin alevlerini söndürecek tek iksirdir. Onun içindir ki Allah Resulü (sav) bu mevzuda şöyle buyurur: “Mahşerde, cehennem kıvılcımlarının insanları kovaladığı hengamda, Cebrail Aleyhisselam elinde bir bardak suyla görünür. Ona, “Bu ne?” diye sorarım ve bana şöyle cevap verir: “Bu, mü'min kulların Allah korkusuyla ağlayıp gözlerinden döktükleri gözyaşlarıdır ve şu korkunç kıvılcımları söndürecek tek şeydir.” M.F. Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

17 Ülfetin dağılmasında, kalplerin yumuşamasında, şeytan ve günahların tesirlerinden korunmada; Allah korkusu, Allah haşyeti ve muhabbetinden, gecenin zülüfleri üzerinde bırakılan birkaç damla gözyaşı ve herkesin uyuduğu saatlerde uyumayan gözlerle eda edilen zikirler, tesbihler, kılınan namazlar ve mütalaa edilen derslerin kalplere ne kazandırdığı, Ancak tatbikatla ve tadıp bilmekle anlaşılır... Geceleri aydın olan insanların, gündüzleri hiç aydın olmaz mı? M.F. Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

18 Gerçek fazilet ve insanı insan yapan değerler üstü değer, ancak ve ancak insanın bütün duygu-düşünce ve isteklerini zabt u rabt altına alabilme gücüne sahip Allah korkusudur. Diğer müeyyideler geçici olarak frenleyici birer rol üstlenseler bile, bunların insanı sürekli kontrol altında tutmaları söz konusu değildir. Zira, insanların çeşit çeşit zaafları vardır ve bu zaaflar, bazen insanı öyle bir tesir altına alır ki, insanda direnecek güç kalmaz.. irade devre dışı kalır, derken insan, işte bu zayıf yanlarında biriyle istemediği herhangi bir işi irtikap eder. Bu açıdan, insanı böyle durumlarda frenleyecek öyle güçlü bir saik lazımdır ki, insan içinde bulunduğu durumun o baskıcı atmosferinden kurtulup salim düşünebilsin, salim karar verebilsin ve ölçülü hareket edebilsin. Allah korkusunun böyle güçlü bir tesire sahip olduğu hem sübjektif, hem de objektif pek çok delille isbat edilmiş bir husustur. M.F. Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

19 Düşünün ki cahiliye insanlarından bazıları alkolik, bazıları kadına düşkün, bazıları insan öldürmeyi zevk haline getirmiş birer cani durumundaydı. Bu kabil zaaflarca ma’lul olmayan insan yok denecek kadar azdı. Bu karanlık dönemde bilhassa fuhuş öyle yaygındı ki, birkaç nezih ruhlu insanın dışında, o batağa saplanmamış bir kimse yok gibiydi. Evet toplum böylesine tefessüh etmiş ve kokuşmuştu. İşte o gün İslam’a girenler de böyle bir toplumdan kopup gelen kimselerdi ki, bunlarda biraz evvel saydığımız zaaflardan birinin veya bütününün bulunması realite olarak gayet normal kabul ediliyordu. Oysa ki, daha sonraki durumu itibariyle o koskoca Asr-ı Saadet’te, bir-iki zina hadisesi, bir-iki hırsızlık ve yine ancak o kadar içki içme vak’ası tesbit edilebilecektir. Bunların yarısına yakınının tesbiti de yine suçlunun bizzat kendi itirafıyla olacaktır.%

20 Bir suçluya suçunu itiraf ettirecek, hem de bu itirafın bedelini canıyla ödeyeceğini bile bile, Allah korkusunun dışında hangi güç ve hangi kuvvet vardır?.. Öyleyse, hem ferdi hem de içtimai planda salah adına, bir toplum için en yararlı, en büyük dinamik “Allah korkusu”dur denebilir. Biz buna böyle inanıyor ve toplum olarak kurtuluşun da bu inancın yaygınlaşma oranında paralel gelişeceği kanaatini taşıyoruz. M.F. Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

21 Allah korkusuyla kalbi tir tir titreyip, ümitleri temelinden yıkılacağı endişesini taşıyan bir insan sıkıldığı zaman yine Allah’a müracaat eder. İşte bu korkuda, alabildiğine derin, alabildiğine sınırsız bir lezzet vardır. Korkuda bu kadar lezzet olursa muhabbetin lezzetini varın siz kıyas edin. Öyleyse Allah’a kulluk, alabildiğine bir korkunun yanında alabildiğine bir muhabbetle yapılır. Ve ibadet dediğimiz vazife de, bir bakıma birbirine zıt gibi görünen bu şeylerin halitasından ibarettir. Kulluğun içinde, korkudan ummanların çağladığını, muhabbetin dalga dalga mevcelendiğini, derin bir saygının, hudutsuz bir huzurun esip durduğunu, dalgalanıp ruhu sardığını müşahede ve mülahaza ederiz ki, biz buna ibadet diyoruz. M.F. Gülen’in “Fatiha Üzerine Mülahazalar” Kitabından Alınmıştır.

22 Süfyan Sevri‘ (Rahmetullah-ı Aleyh) buyurdular ki; “Cennet ehli, Zevk ve safaya daldıkları bir anda birden sekiz Cenneti aydınlatan bir nur parlamış. Cennet ehli de onu, ilahi bir nur sanarak hemen secdeye varmıştır. Bir ses gelir ve Ey Cennet ehli başınızı secdeden kaldırın. Sizin ilahı zannettiğiniz bu nur, bir cariyenin Zevcinin (kocasının) yüzüne yaptığı bir tebessümden (gülümsemeden) gelmedir.” İmam-ı Gazali’ni “Abitler Yolu” İsimli Kitabından Alınmıştır.


"Resulullah A.S.V. buyurdular ki: “Korkan kimse, geceleyin yol alır. Gece yol alan kimse de varacağı yere ulaşır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı çok pahalıdır." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları