Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

HUKUK METODOLOJİSİ. -Hukuk Metodolojisi (HM) hukuk felsefesi alanına giren bir konudur. -HM, hukukta yöntem öğretisi olarak da ifade edilebilir. -HM mevzuatın.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "HUKUK METODOLOJİSİ. -Hukuk Metodolojisi (HM) hukuk felsefesi alanına giren bir konudur. -HM, hukukta yöntem öğretisi olarak da ifade edilebilir. -HM mevzuatın."— Sunum transkripti:

1 HUKUK METODOLOJİSİ

2 -Hukuk Metodolojisi (HM) hukuk felsefesi alanına giren bir konudur. -HM, hukukta yöntem öğretisi olarak da ifade edilebilir. -HM mevzuatın hukuksal olarak değerlendirilmesine hizmet eden bilimsel araçları içerir.

3 -Nasıl, fizikte, kimya da ya da matematikte bazı formül ve yöntemlerin bilinmemesi halinde problemin çözümü mümkün değilse, hukuksal sorunlar da, bu alandaki sorun çözme yöntem ve formüller kullanılmaksızın sağlıklı bir şekilde çözülemez.

4 HM’nin hukuk fakültesinde bir ders olarak okutulmasının amacı, hukuk alanında yetişmek ve hizmet vermek isteyen kişilerin, sorunları zamanında görebilmelerine, doğru düşünebilmelerine, sorunu mantık, ekonomi ve hukuk kurallarına uygun olarak çözebilmelerine, araştırma ve yayın konusu yapabilmelerine yardımcı olmaktır.

5 Hukukta metot, ağır mevzuat yığınları altından kalkmaya, hukuksal konuların bizi karşı karşıya bıraktığı çözülmesi zor, adeta bir labirente benzeyen sorunların içinden çıkmaya yarar.

6 Türkiye’de gerek mevzuat üretiminde (yasa yapımında) gerek bu mevzuatın uygulanması sürecinde HM’nin göz ardı edildiği,HM’den yoksun bir şekilde üretilen ve uygulanan hukuk nedeniyle yurttaşların yaşam kalitelerinin olumsuz yönde etkilendiği gözlemlenmektedir.

7 HM, çok geniş bir alanı kapsar. -Bu anlamda HM sadece ulusal hukukta değil, uluslar arası hukukta da kullanılan bir yöntemdir. -Derste, HM 7 ana başlık altında ele alınacaktır. (-Ancak, ders süresinin izin vermesi halinde bu 7 bölümün detaylandırılması ve başkaca bölümlerin derse dahil edilmesi keyfiyeti dersin hocasının takdirindedir )

8 1.BÖLÜM HUKUK ÖĞRETİMİ ve HUKUKÇUNUN YETİŞTİRİLMESİ -Hukuk Öğretiminde Kademeler -Hukukçunun Yetiştirilmesi -Hukuk Alanındaki Kaynaklar

9 2. BÖLÜM METOD VE MANTIK A-Metod B-Genel Mantık -Önerme -Çıkarsama -Tümevarım-Tümdengelim -Öncüller -Hakikat/Bilgisizlik/Yanılgı

10 3.BÖLÜM METODOLOJİ VE HUKUK -makro ve mikro Yaklaşım -Sosyal Kontrol ve Hukuk Düzeni -Toplum Düzeni-Hukuk Düzeni -Hukukun Konusu ve Amacı

11 4.BÖLÜM: Temel Kavramlar -Dil -Dil Bilgisi -Mevzuat Dili -Yorum -Yöntembilim -Yorum Yöntemlerinin Yararları -Yasa Yapma

12 5. BÖLÜM: Hukukta Yorum Yöntemleri -Yorumun Tarihçesi (tabii Hukuk Okulu/Yorumcu Hukuk Okulu/Tarihçi Hukuk Okulu/Kavram İçtihadı Okulu/Serbest Hukuk Okulu/Menfaatler İçtihadı Okulu) -Yorum Türleri -Yorumun Hukuksal Temelleri -Yorum Yöntemleri -Hukukun Farklı Alanlarında Yorumun Özellikleri

13 6.BÖLÜM HUKUK OLUŞTURMA YÖNTEMLERİ -Yargıç Hukukun Hukuksal Dayanağı -Yargıç Hukukunun Türleri -Hukuksal Boşluk Doldurmanın Esasları -Yargıç Hukukunun Sınırları -Yargıç Hukukunun Türleri -Hukuksal Boşluk

14 7.BÖLÜM HUKUK PROBLEMLERİ -Soyut/Somut Hukuk Problemi -Problemlerin İncelenmesi -Problemin Çözülmesi -Çözümün Yazılması

15 1.BÖLÜM HUKUK ÖĞRETİMİ ve HUKUKÇUNUN YETİŞTİRİLMESİ -Toplumda hukukçu olarak görev alacak kişilerin yetiştirlmesi planlanırken, hukuykçunun toplum içindeki görevlerini, ifa edeceği “rol”leri, çalışma alanlarını göz önüne almak gerekir. -Amacı belli olmayan, öğrenme hedefi belirlenmemiş bir eğitim, emek, zaman ve kaynak israfına neden olur.

16 -Toplumu büyük bir işletmeye benzetecek olursak, bu işletmede görev alacak kişilerin görevlerini en iyi şekilde yerine getirecek şekilde eğitilmeleri, organizasyonun başarıya ulaşması için en önemli şarttır.

17 HUKUKÇU; ancak iyi bir temel hukuk eğitimi aldıktan sonra çok değişik alanlarda başarı ile çalışacak şekilde BİLGİ ve OLGUNLUĞA ulaşabilir.

18 HUKUÇUNUN BAŞLICA ÇALIŞMA ALANLARI 1-Adalet Alanı: Hukukçunun normal çalışma alanı adalet alanıdır. Hukukçunun hakim, savcı, avukat, danışman ve noter olarak adalet alanında görev alması esastır. Bu nedenle hukukçunun yetiştirilmesinde gelecekte adalet alanında görev alması göz önüne alınarak yargılama, savunma ve danışma fonksiyonlarına özel ağırlık verilir.

19 2- Yönetim Alanı: Hukukçu kamu kesiminde, örneğin çeşitli Bakanlıklarda memurluk, müfettişlik görevlerinde bulunabilir ya da özel sektörde yönetici ya da danışman olarak görev alabilir. Kamu kesiminde kaymakam ya da vali olarak atanan görevlilerin ekseriyeti hukukçudur.

20 3- Yasama-siyaset Alanı: Türkiye’de çok partili hayat ve serbest seçimlerin bir sonucu olarak, toplumun her kesiminden ve her meslekten yurttaş milletvekili olma hakkına sahip durumdadır. -Genel bir değerlendirme ile TBMM’de hemen hemen her dönemde hukukçu milletvekili sayısının çoğunlukta olduğu söylenebilir.

21 4- Öğretim ve Araştırma Alanı: Hukuk fakültesini bitirenlerden akademik hayata yönelenlerin sayısının diğer alanlara göre oldukça düşük olduğu söylenebilir.

22 -Toplum hayatında hukukçunun görev ve sorumlulukları bakımından adalet ve siyaset alanında özel bir yeri ve ağırlığı vardır. -Siyaset alanına hakim olan, toplum düzenini kuran ve koruyan siyasal güçtür. -Hukukçuların bir kısmı bu siyasal güç içinde veya yanında dolaylı ya da dolaysız siyaset alanını etkileyebilmektedir. -Bu nedenle hukukçulara “toplum mühendisi” dendiği de olur. (R.Pound, )

23 Toplum mühendisliğinin amacı, en az sürtüşme ile ihtiyaçları en çok tatmin edecek sürekli bir toplum kurmaktır. -Toplum yapısını (düzenini) kuran, gözeten, arızaları gideren, toplum hayatının hukuk düzeni içinde gelişmesini sağlayan esas itibarıyla hukukçudur. -Hukukçu siyasi kararlarda, yasama veya yürütme organlarının bazen üyesi, çok defa danışmanı olarak önemli bir rol oynamakta, toplumda adalet hizmetinin hemen her kademesinde görev almaktadır.

24 Geniş anlamda hukukçu; hukuk öğrenimini tamamlamış, en azından lisans diplomasını almış kişidir. Dar anlamda Hukukçu; bu sıfatla öğretim- araştırma, danışma, savunma ve yargılama alanlarında sorumluluk taşıyan kişidir.

25 Toplum içinde hukuk düzenini kuran, yücelten veya yozlaştıran veya çökertenler hukukçular değil, siyasi kadrolardır. -Yargı, savunma ve hukuk öğretimi alanında sorumluluk taşıyanlar, bu sorumluluklarının gereklerini yerine getirebildikleri ve beklenen hizmeti verebildikleri oranda hukuk düzenine katkıda bulunmuş olurlar. -Sosyal mühendisliğin siyasi yönünü temsil eden siyasi kadroların, teknik (hukuksal)yönü bakımından hukukçuların olumlu desteği olmaksızın, hukuk düzeninin başarılı olması, toplumsal beklentileri karşılaması mümkün değildir.

26 Toplumsal yaşamda belli zamanlarda görülebilen ve olağan karşılanması gereken bunalım dönemlerinde, iyi yetişmiş hukukçulara olan ihtiyaç en üst düzeye çıkar. -Böyle dönemlerde, hukukçuların bilgi, olgunluk ve davranış yetersizlikler göstermesi, söz konusu hukukçuların iyi yetiştirilmelerindeki yetersizliğin de bir ifadesi olarak algılanmalıdır. -Hukuk alanındaki gelişmelerin gerisinde kalan, kendisini yenilemeyen, “hukuk teknisyeni olmanın ötesine geçemeyen”kişilerin hukukçu sorumluluğunu taşıyabilmeleri mümkün değildir. -

27 Hukukçunun yetiştirilmesi süresini sınırlamak ve bu süre içinde normal bir insanın öğrenme gücünü aşmamak zorunluluğu, ayrıca bir kişiyi hem adalet, hem yönetim hem yasama hem de öğretim ve araştırma alanlarında görev alabilecek şekilde yetiştirme zorluğu, hukuk eğitiminin kademelere ayrılması yöntemi ile aşılmıştır.

28 HUKUK ÖĞRETİMİNDE KADEMELER Türkiye’deki hukuk öğretiminde kademeler -Ön lisans Hukuk alanında, lisans öğretiminin ilk kademesi veya ara insan gücünün yetiştirilmesini amaçlayan bir kademe olarak ön lisans programı yoktur. (adalet yüksekokulları) -Lisans Kademesi Temel hukuk öğretimi yapılır.Bu kademede, hukukun toplum içindeki yerini, fonksiyonlarını kavrayabilmek için temel bilgiler verilir.Ekonomi ve siyasal bilim dersleri ile hukuk siyaset ve ekonomi ilişkisi öğretilir.

29 -Lisans düzeyinde amaç, öğrenciyi belli alanda uzman hukukçu olarak yetiştirmek değildir. -Lisans kademesindeki hukuk öğretiminin amacı, verilecek bilgi ve becerilerle ilkelere, kurumlara, kavramlara, kaynaklara hakimiyeti sağlayacak, sorunları görme ve doğru çözme yeteneği kazandıracak ve geliştirecek hukukçu yetiştirmektir. -İşte bu noktada HM dersinin hukuk öğretimindeki yaşamsal işlevi ortaya çıkmaktadır.

30 -Yüksek Lisans ve Doktora kademesi -uzman hukukçu ihtiyacını karşılamak -öğretim üyesi yetiştirmek

31 BÖLÜM 2 METOD ve MANTIK -İlkelere, kavramlara, kurumlara ve kaynaklara hakim olan hukukçunun hedefi, hukuk alanındaki sorunları görmek, doğru olarak çözmek, olaya kuralları ve kararları uygulayabilmektir. -Problemi görmek ve sonrasında bu probleme çözüm aramak öncelikle bir mantık işidir. -Bu anlamda hukukçu, doğru düşünen, hukuk kurallarını doğru yorumlayan ve olaylara doğru uygulayan kişidir.

32 METOD Türkçeye Fransızca’dan geçmiş olan “metod” terimi Eski Yunanca “tutulacak yol” anlamına gelen “methodos” kelimesinden gelir. -Metodoloji ise; bir hedefe ulaşmak için takip edilecek yolların tümünü inceleyen bilgi alanını ifade eder. -Metodoloji’nin Türkçe karşılığı “Yöntem Bilim” dir.

33 -Metodolojide öncelikle varılmak istenen hedefin doğru bir şekilde tespiti gerekir. -Hedef, kişiye, konuya, bilim alanına göre değişiklik gösterebilir. -Daha sonra, izlenecek yolun bizi hedefe ulaştıracak nitelikte olması gerekir. -Yanlış yolun takip edilmesi halinde istenen hedefe ulaşmak mümkün değildir. -Seçilecek olan yolun, zaman, emek ve kaynak bakımından düşük maliyetli olması gerekir.

34 HEDEFE VARMANIN İKİ ŞARTI -Varılmak istenen hedef ne olursa olsun, hedefe varmak isteyen kişi, öncelikle doğru düşünebilmeli, mantık bakımından doğru çözümü bulabilmesi gerekir. -Bunun ardından incelenecek konunun özelliklerine en uygun gelecek metotları bularak ve uygulayarak konu bakımından doğru çözüme ulaşmaya çalışmalıdır. -Bu nedenle, şekil bakımından doğruluk ile konu bakımından doğruluğu açık şekilde ayırt etmek gerekir.

35 A- Şekil Bakımından Doğruluk -Genel mantık şekil bakımından doğru düşünme kurallarını gösterir. -Şekil bakımından doğruluk sırf düşünme kuralları bakımından doğruluktur. -Genel veya şekli mantık, doğru düşünme kural ve ilkelerini verirken, yanlış sonuca götüren düşünme şekillerini de ortaya koyar. -Böylece doğru sonuca götüren mantık ile bilmeyerek iyiniyetle yanlış sonuca götüren «bozuk mantığı» (mantık hatasını) ve kötü niyetle, bilerek yanlış sonuca götüren sofizmi birbirinden ayırır.

36 B-Konu Bakımından Doğruluk Düşünme kuralları bakımından yani sadece şekil bakımından doğru olan sonuç esas (konu) bakımından doğru olmayabilir. -Her bilim dalının özelliğine, hedefin mahiyetine göre esas bakımından doğru yolları gösteren kuralları «özel metodoloji» veya uygulamalı mantık inceler.

37 -Şu halde, hedefe varmanın birinci şartı, genel mantık kurallarını doğru olarak kullanabilmek, ikinci şartı ise ilgili çalışma alanının özelliklerine uygun yolları gösteren metodolojiden yararlanmasını bilmektir

38 HUKUKUN İKİ ÖZELLİĞİ -hukuk normatif ve etik bir bilim alanıdır. -Hukukun normatif özelliği, hukukun kurallarla ilgili yönünü ifade eder. -Normları inceleyen bilim alanı olarak hukuk, ahlak ve mantığa benzer. -hukuk normları, kişiler arasındaki veya kişi ile Devlet, kamu kuruluşları arasındaki ilişkileri düzenler, çatışan özel menfaatler veya özel menfaatler ile kamu menfaatleri arasında denge ve adalet sağlamaya çalışır.

39 -Hukukun etik özelliği, değer ölçülerine dayanması ile ilgilidir. -Ahlakta davranışların iyi-kötü, ödev, şeref, fedakarlık gibi değer ölçülerine dayandırılması gibi, hukukta da normlar haklılık-adalet ölçütlerine dayandırılır. -Hukuk normları ile hukuksal sorunlar, genel çözümlere bağlanır ve genel çözümle adalet sağlanmaya çalışılır.

40 -Hukuk normlarını uygulamak bir mantık işlemidir. -Hukuk normlarının uygulanması işleminde, mantıksal doğruluk sağlandığı taktirde ve hukuk normu adil ise somut olayda adalet gerçekleşmiş olur.

41 Bu nedenle, hukuk alanında iki doğruluğun sağlanması gerekir; 1-Mantıksal doğruluk 2-Etik doğruluk (adalete uygunluk)

42 -Mantıksal ve Etik doğruluk, hem normlarda hem de normların uygulanmasında aranması gereken şartlardır. --Hukukçu, hukuk normunu olaya uygularken, yani yorumlarken mantık kurallarını uygular. -Bu anlamda hukukçunun hukuk normunun uygulanmasında «mantık hatası (paralogisme)» yapmaması gerekir.

43 GENEL (BİÇİMSEL) MANTIK -Doğru düşünme ve yanlışı doğrudan ayırma bilimi olan genel/biçimsel mantık; terim, önerme ve kanıt olmak üzere 3 kısma ayrılır. -Doğru düşünebilmek için terim, önerme ve kanıtın doğru olması, yani genel mantığın şu 3 ilkeye uygun olması gerekir.

44 1- özdeşlik (ayniyet) ilkesi: Bir şey kendisinin özdeşidir. Örnek: A=A 2- çelişmezlik ilkesi: Bir şey hem kendisi hem de başka bir şey olamaz. B ilke özdeşlik ilkesinin olumsuz şeklidir. Örnek: A hem kendisi hem B olamaz. 3-Üçüncü Durumun imkansızlığı ilkesi: Mantık açısından çelişme halindeki iki önermeden sadece birisi doğrudur; üçüncü bir durum söz konusu olamaz. Örnek: Var-yok, canlı-cansız, haklı-haksız, suçlu-suçsuz çelişen terimlerdir.Birşey hem var hem yok, hem haklı hem haksız, hem canlı hem cansız, hem suçlu hem suçsuz olmaz.

45 Somut olaydan örnek: 1-Hüsnü Niyet, Ankara’da öldürülmüştür. 2Hüsnü Niyet’i öldürdüğü şüphelenilen Can Avar, cinayet tarihinde Ankara’da olmadığını ispat etmiştir. 3-Can Avar, Hüsnü Niyet’in katili olamaz çünkü aynı kişi aynı anda hem başka yerde hem Ankara’da bulunamaz

46 Genel mantığın bu 3 ilkesine Leibniz ( ), dördüncü bir ilke olarak «yeter neden ilkesi» ilave etmiştir. -Bu ilkeye göre «her şeyin yeter bir nedeni vardır». -Her var olanın mutlaka bir varlık sebebi vardır ve bu sebebin ayrıca «yeterli» olması gerekir. -Var olan herşeyin (soyut ve somut) sebebini arayan insan aklı için bu genel mantık ve felsefe kuralı, hukuk alanında vazgeçilmez bir kuraldır.

47 -Büyük önerme olarak hukuk kuralında yer alacak şartların (unsurların) tam, yeterli ve eksiksiz olması gerekir. -örneğin, tazmin edilesi istenen zararın «yeterli- uygun» bir sebep sonucu ortaya çıkması gerekir (uygun illiyet=nedensellik teorisi) -Yargı hükümlerinin de hüküm fıkrasının «yeterli» bir gerekçeye dayandırılması gerekir. -Hukuk kurallarının doğru uygulanabilmesi ve yorumlanabilmesi için, söz konusu hukuk kuralının var olmasının yeterli sebeplerinin bilinmesi gerekir.

48 TERİM: Bir kavramın sözle ifade edilmesine mantıkta «terim» denir. -terimler, somut (müşahhas/ bitki, hayvan, eşya vb.) ve soyut (mücerret/ renk, şekil, adalet, ahlak vb); -Özel ve genel -tekil ve çoğul -tikel ve tümel -olumlu ve olumsuz Olarak tasnif edilebilir.

49 ÖNERME: İki fikir arasındaki bağlantı, dilbilgisinde cümle, psikolojide hüküm, mantıkta ise «önerme» adını alır. -Bir yargı bildiren, doğru ya da yanlış değerler alabilen ifadelere mantık dilinde önerme denir. -Örn. Hasan çalışkandır. -yağmur yağarsa sokaklar ıslanır. -Çalışan kazanır.

50 -Hukuk kuralları genellikle koşullu önermelerdir. Örn: (TCK), «Söz konusu suç birden fazla kişi tarafından işlenirse, ceza…….oranında arttırılır. - «tacir, işletmelerini, ticaret siciline kaydettirmeye mecburdur».

51 ÇIKARSAMA: Doğru olduğu bilinen bir önermeden sonuç çıkarma işlemine çıkarsama (çıkarım) adı verilmektedir. Araçsız çıkarsama/araçlı çıkarsama olmak üzere ikiye ayrılır.

52 Tümevarım/Tümdengelim: Çıkarsama başka bir ifade ile uslamlama iki yönde olabilir; Tümevarım ya da tümdengelim Tümevarım: tekilden çoğula, özelden genele varma işlemine tümevarım denir. Tümevarım metodu, bilimsel araştırmanın temelini oluşturur. -Tümdengelim:Tümelden tikeli, genelden özeli çıkartan akıl yürütme işlemine tümdengelim denir.

53 Mantık ile ilgili bütün bu açıklamalarımızdan sonra şu değerlendirme yapılabilir; -Mantıktaki sonuç(vargı) hukukta «hüküm» adını alır. -Tümdengelim işlemiyle sonuç çıkarma işlemine «tasım» denir. -biçimsel mantıkta tümdengelim ve tasım için verilen klasik örnekte tasımın birinci önermesine büyük önerme, ikinci önermesine küçük önerme denir.

54 Tümdengelim yöntemi ve tasım işleminin normatif bir bilim olan hukukta uygulama bakımından özel bir önemi vardır. -Hukuk kuralının uygulanmasının en basit şekli tümdengelim ve tasım işlemidir. -tasım işlemi, hukuk alanında hem hukuk kuralından sonuç çıkartmakta, hem hukuk kuralının uygulanmasında, hem de ispat işleminde kullanılır,

55 Örn: Kasten adam öldüren kişiye, müebbet hapis cezası verilir. (Büyük önerme) -Can Avar, Hüsnü Niyet’i kasten öldürmüştür (küçük önerme) -Vargı (Hüküm): Can Avar’a müebbet hapis cezası verilir.

56 ÖNCÜLLER Biçimsel mantığın amacı, çıkarsamanın doğru olmasını sağlamaktır. -Öncüller yani birinci ve/veya ikinci önerme yanlış ise sonuç biçimsel mantık açısından doğru olsa bile konu bakımından yanlış olacaktır. -Büyük önermedeki hataları bazen tespit etmek kolaydır.

57 -Bazen genel bir dilek olarak söylenenlerin veya sloganların gerçek olduğu düşünülerek büyük önerme olarak kabul edilmeleri mümkündür. -Örn. profesör yanılmaz/öğrenci kurallara saygılıdır/ devlet adamı yalan söylemez/üniversiteye polis giremez.

58 -Bazen genel bir dilek olarak söylenenlerin veya sloganların gerçek olduğu düşünülerek büyük önerme olarak kabul edilmeleri mümkündür. -Hukuk açısından büyük önerme ve küçük önerme doğru olmayabilir. -Örn. Hukuk kuralının adalete aykırı olduğu ileri sürülebilir. -Kasten adam öldürene idam cezası verileceği kuralını, idam cezasına karşı olanlar veya bu cezayı o fiil için ağır olduğunu düşünenler, adalete aykırı bulabilirler.

59 -Büyük önermenin değişmesi (idam cezasının kaldırılması), hukuk siyasetinin ve yasama gücünün yetkisi dahilindedir. -Küçük önerme de gerçeğe uygun olmayabilir. Örn: Can Avar, Hüsnü Niyet’i öldürmemiş ya da kasten öldürmemiş olabilir. -Küçük önermenin doğruluğunun ispatı gerekir. -Hukukta, küçük önermenin doğru ve tam olarak belirlenmesini usul hukukundaki ispat külfeti ve delillerle ilgili hükümler sağlar.

60 -hem büyük önerme hem de küçük önerme gerçeğe uygun olmayabilir. Örneğin: Hüsnü Niyet’in Eskişehir’de öldürüldüğü, sonradan Ankara’ya getirildiği ve Can Avar’ın da öldürme fiilinin işlendiği zaman Eskişehir’de olduğu anlaşılırsa sonuç farklı olacaktır. -Görülüyor ki biçimsel mantık, doğru önermelerle doğru sonuca varmayı sağlar yanlış sonuçlar çıkarmayı önler.

61 Hakikat/Bilgisizlik/Yanılgı Hakikat: Bilinen ile bilgi arasındaki tam uygunluk halidir. Bilgisizlik: hakikat hakkında hiçbir bilginin bulunmaması halidir. Yanılgı: Hakikat ile bilgi arasındaki tam uyumsuzluk halidir.

62 3.BÖLÜM METODOLOJİ VE HUKUK -Klasik Mantık, biçimsel mantık ve metodoloji olmak üzere ikiye ayrılır. -Metodoloji (yöntem bilim) aklın, aklın dışındaki nesneye uygunluğunun araştırılmasıdır. -Her bilim kolu, kendi alanı ve amacına uygun gerçekleri bulmak için özel metotlar geliştirmiştir.

63 Hukuk metodolojisi; hukukun konusu ve amacı ile ilgili gerçekleri bulmak amacıyla, bu alanda ortaya çıkan sorunları belirlemek, benimsenen çözümlerin doğru ve adalete uygun olup olmadığını tespit etmek için kullanılan yöntemlerdir.

64 Hukuk metodolojisinde amaca ulaşmak için bazı olguların göz önünde bulundurulması gerekir. 1- Bütüncül Yaklaşım: Birey ve toplum yaşamı bir bütündür. Bu nedenle hukukçu hukuksal sorunların çözümünde, multi disipliner bir yaklaşım benimsemelidir. Hukuksal sorunlara, sadece tek disiplin penceresinden değerlendirmek (örn. Psikoloji, sosyoloji, tarih, ekonomi vb. disiplinlerin göz ardı edilmesi) yanlış sonuçlar çıkarmamıza neden olabilir. (Örn. Nafaka miktarının tespitinde, kişilerin sosyal konumları, eğitim düzeyleri, ekonomik gelirleri ve bunun ülke ekonomisindeki reel değeri vb.nin göz önüne alınması gerekir.)

65 2- Makro ve Mikro Yaklaşım: Hukukun inceleme ve düzenleme alanı, insan ve toplumdur. “ubi homo, ibi societas, ubi societas ibi jus” Toplum içindeki ilişkiler bireyler arası ilişkiler ve topluluklar arası ilişkiler şeklinde farklılaşır. -Bu ilişkiler yumağında bireylerle ilgili menfaat çatışmalarını ve bunları düzenleyen kuralların incelenmesine mikro yaklaşım, siyasi tolum ve toplum içindeki farklı toplulukların menfaat çatışmalarını ve bunları düzenleyen kuralların incelenmesine makro yaklaşım denir. Bu sorunların doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi ancak mikro yaklaşım ile makro yaklaşımın birbirinden tefrik edilmesi ile mümkün olabilir. (Kamu hukuku/özel hukuk ayrımı)

66 3- Sosyal Kontrol ve Hukuk -Toplum sosyal bir organizasyondur. -sosyal organizasyon, organizasyon içindeki kişilerin toplulukların davranışlarının kontrol altına alınmasını ve düzenin sağlanmasını ifade eder. -Hukuksal sorunların çözümü sürecinde hukukun bu organizasyonda sosyal kontrolü sağlamanın bir aracı olduğu unutulmamalıdır. -Hukuk, sosyal kontrolü sağlayacak şekilde yorumlanmalı ve uygulanmalıdır. -Sosyal kontrol kabiliyetini yitirmiş hukuk kurallarının, değiştirilmeleri ya da yenilenmeleri gerekir.

67 Hukuk Sorunlarının Çözümünde Kullanılacak Hukuk Kurallarının Taşıması Gereken Nitelikler 1-Hukuk kuralının ilgili olduğu alanın kendi doğal kanunlarına aykırı olmaması gerekir (ekonomi, siyaset bilimi, sosyoloji, eğitim vb.) 2-Hukuk kuralının ilgili olan alana uygulanabilir olması 3-Hukuk kuralının ilgili alanda istikrarı sağlayabilecek nitelikte olması 4-Hukuk kuralının adil olması 5-Hukuk kuralının ifadesinde kullanılan sözcüklerin ve cümle yapılarının amacını en doğru şekilde anlatacak biçimde kaleme alınması 6-Hukuk kuralının çelişki barındırmaması gerekir.

68 HUKUKİ VECİZELER -Hukuki vecizeler, genel veya belli konulardaki hukuk kurallarının kısa, öz ve etkili ifadeleridir. -Hukuki vecizelerin çoğu Roma Hukukundan gelmektedir. -Bunların bazıları geçerliğini yitirmiş olmakla birlikte, bazıları halen hukuk dünyasındaki genel bazı ilkelerin kısa, parlak ve çarpıcı ifadeleri olarak varlıklarını sürdürmektedir.

69 ÖRNEKLER -Salus publica suprama lex: En büyük hukuk halkın selametidir. -Generi per Speciem dorigatur: özel hüküm genel hükümden önce uygulanır. -Posterior derogat priori: Sonraki hüküm, önceki hükmü değiştirir; sonraki hüküm uygulanır. -Tempus regit actum: Olaya gerçekleştiği andaki hüküm uygulanır. -Locus regit actum: Bir işlem hakkında o yer hukuku uygulanır.

70 -Impoossibbilum nulla est obligatio: İmkansızlık halinde sorumluluk yoktur. -Nemo plus transferre potest quam ipse habet: Kimse kendisinde olmayan bir şeyi başkasına devredemez. -Actori incombit onus probandi: İspat külfeti iddia sahibine aittir. (Müddei iddiasını ispatla mükelleftir.) -Non bis in idem: Aynı konuda ikinci işlem yapılmaz (Aynı fiilden iki kez yargılama yapılmaz/aynı suça iki ceza verilmez)

71 In dubio pro reo: Şüpheden sanık yararlanır. Negative nonprobandi: Olumsuz kanıtlanamaz (Var olmayan, gerçekleşmemiş bir şeyin kanıtlanması mümkün değildir).

72 4.BÖLÜM: Temel Kavramlar -Dil -Dil Bilgisi -Mevzuat Dili -Yorum -Yöntembilim -Yorum Yöntemlerinin Yararları -Yasa Yapma

73 -Bu başlık altında “yorum” ve hukuk oluşturma (yargıç hukukuna) değinilecektir. -Temel kavramlar olarak ifade ettiğimiz olgu; hukuk kurallarının yorumlanmasında ve yargıcın hukuk yaratmasında kullandığı araçlar olarak, dil, dil bilgisi, mevzuat dili, yorum ve yöntem bilimleridir.

74 DİL -Dil insanlığın belki de en önemli buluşudur. -Dil sosyal kontrolü sağlamanın en önemli ve en etkili aracıdır. --Dil, yurttaşların yasa yapma sürecine katılımını sağlayan araçtır. -Dil bilginin bireylerin birbirlerine ve gelecek kuşaklara aktarmasının aracıdır. -Dil,hukukun ifadesinin aracıdır. -Dil, hukukçunun mesleğinin icrasında kullandığı en önemli araçtır.

75 Dil; konuşma dili ve yazma dili olmak üzere ikiye ayrılır. -Temel olan konuşma dilidir. Çünkü yazı dili insanlık tarihinde sonradan ortaya çıkmıştır. -Bununla birlikte yazı dilinin malzemesi konuşma diline göre daha boldur. -düşünce dilden önce gerçekleşir, ancak dil olmadan düşünce bir anlam ifade etmez. -hukuk varlığını dil içinde bulur.

76 -Dilin hukuk alanında ortaya çıkardığı en önemli sorun belirsiz ve kesin olmayan ifadelerdir. -Kelimeler, değişmez içerikte değildirler, kullanıldıkları zaman ve koşullara göre farklı anlam içerebilirler. -Bunun yanı sıra aynı kelime birden çok anlama da gelebilir. -Bu nedenle bir kelimenin hangi anlamda kullanıldığı, muhatabının mevcut dil birikimi, kelimenin cümledeki diğer kelimelerle olan bağlantısı dikkate alınarak belirlenmelidir. -tek anlamlı kelimelerden oluşan ve nesiller boyu içeriği değişmemiş bir dil yoktur.

77 -Hukukun oluşumu ve ifadesi dile bağlı olduğu gibi, hukukun devamı ve uygulaması da ancak dil ile mümkün olabilir. -hukuk önce sözcüklere, sözcükler de metinlere aktarılır. -Böylece oluşan metinlerde yer alan anlam, adalet dağıtımına hizmet edecektir. -Sözün metne dönüşmesi ile oluşan kural, nesiller boyu saklanabilir hale gelecektir. -Bununla birlikte, metin, sözün anlamını sabitleyeceği için bir anlamda onu hapsetmiş olacaktır.

78 Bu nedenle, yazılı metinlerin, sözün anlamında saklı olan adaleti hapsetme özellikleri nedeniyle, hukukçu bir taraftan dilin hukukun varlık nedeni olduğunu bilecek, diğer yandan da metnin lafzına aşırı bağlılıktan kaçınarak, onun içeriğinde saklı olan adalet anlayışını yakalamaya çalışacaktır. -Kısaca hukukçu, hukuk kuralını oluşturan metne körü körüne bir bağlılıktan kaçınmalıdır. -Aksi taktirde değişen toplumsal şartlara uygun bir hukuk (yaşayan hukuk) uygulamasının oluşturulması mümkün değildir.

79 -hukukçu kelimelerin anlamlarındaki kültürel göreceliğe de dikkat etmelidir. -Özellikle yargıcın hukuk oluşturmasında yabancı hukuktan yararlanırken, kullanılan kelimelerin kültürel bağlamları göz önünde bulundurulmalıdır. -örneğin, Hukuk devleti kavramının Almanca karşılığı «Rechtsstaat» iken İngilizce karşılığı «rule of law» dır. -Görüldüğü gibi, hukuk devleti kavramının Almanca karşılığında «devlet» ibaresi yer alırken, İngilizce karşılığında «devlet» ibaresi yer almamaktadır.

80 -Yine,Almanca’da özgürlük anlamına gelen «Freiheit» kelimesi Çince’ye çevrildiğinde «tembellik, uyuşukluk» anlamına gelmektedir. -Benzer şekilde pekçok Arapça kelime de Türkçe’ye girdiğinde anlam kaymasına maruz kalmıştır. Örneğin: cahil sözcüğü Arapça’da hoppalık, anarşi; İntikam: kırıntı bile bırakmadan tüketmek (ekmekten intikam almak); Zulüm: gerçeği örtmek/gece; Hela: boşamak, soymak, çıkarmak anlamına gelmektedir.

81 -Dil, bir olayın kelimeler ile tespitine hizmet eder. -Olaylar dil aracılığı ile aktarılırken, aktaran kişinin olayla ilişkisine ve ondan etkilenişine göre, kısalabilir, değişebilir. -Bu nedenle, gerçek olay ile aktarımda kullanılan dilin aldığı şekil nedeniyle aktarılan olay arasında bir fark oluşabilir. -.

82 Kural koyucu ya da karar verici, aktaranın seçimde göstereceği hassasiyete rağmen, seçilen kelimelerin sorun çıkartabileceğini göz önünde bulundurmalıdır. -Çünkü kelimelerin bir çekirdek anlamı bir de yan anlamı ve duygusal anlamı vardır. -Doğru seçilmiş olsalar bile kelimelerin bu farklı anlamları göz önünde bulundurularak ayrıca anlamlandırılmaları gerekir. -Örneğin, iyiniyet, vatan, hak, ihanet gibi kavramların, hukuksal ve çekirdek anlamları, yan anlamları ve ayrıca duygusal anlamları vardır.

83 DİL BİLGİSİ -Hukuk kurallarını oluşturmanın ve uygulamanın ön şartı, hukuku anlama ve bu sayede onu yorumlayabilmektir. -her hangi bir metni anlamanın ve yorumlayabilmenin ön şartı ise dil bilgisidir. -Bu nedenle hukuk kurallarının ve mahkeme kararlarının dil bilgisi kurallarına uygun bir şekilde kaleme alınmaları, hukuk kurallarının etkin ve doğru bir şekilde uygulanabilmeleri için zorunludur.

84 MEVZUAT DİLİ -Hukuk bir dil kurumudur. -Mevzuata ancak dil vasıtasıyla ulaşılabileceğinden, dil hukukçunun anahtarıdır. -hukuk dille kodlanmıştır. -Hukukçuların kendi aralarındaki dil, grup içi (mesleki) dildir.

85 -Bir hukuk kuralının dilinin açık olduğu ve üzerinde durulmadan hemen herkes tarafından aynı şekilde kolayca anlaşılabildiği durum çok nadirdir. -Hukuk metninin dili açık bile olsa, çözümü gereken olay açısından değerlendirilmesi (yorumlanması) zaman alıcı bir işlemdir. -Bunun nedenlerinin başında günümüze kadar gelen yanlış gelenek ve bir olayı tek cümlede açıklama gayretidir.

86 Bu nedenle hukuk fakülteleri, ana dile karşı işlenen en büyük günah merkezleri olarak tanımlanır. -İşlenen günahın kanıtı olarak şunlar söylenir -cümlelerde çok anlamlı kelimelerin (örneğin yüz) yanında, tümü aynı anlama gelen çok sayıda kelime (polis, kolluk kuvveti) kullanılmaktadır. -Aynı kelime, cümle içinde gereksiz şekilde birçok kez kullanılabilmektedir. -cümlelerde en fazla 20 kelime kullanılması tavsiye edilmesine karşın, hukuk kurallarında bunun çok çok üstüne çıkılmaktadır.

87 657 sayılı Kanun «2 – Sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel kurumlarda yapanlarla, memurluktan ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memurluğa girmek isteyenlerin sağlık hizmetlerinde geçen süresinden, bu kanun ve bu kanunun 87 nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen süreleri ile 196 ncı maddede belirtilen şekilde tespit edilecek mahrumiyet bölgelerinde en az 3 yıl çalışanların veya çalışacak olanların sürelerinin tamamı ve geri kalan sürelerinin 3/4 ü toplamı memurlukta geçmiş sayılarak bu sürelerin her yılı için bir kademe ilerlemesi ve her üç yılı için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir.»

88 -Ayrıca belirtmek gerekir ki, gereksiz ve çok sayıda yan cümle içinde ana cümlenin ifadesi sona kalmakta, bu yüzden de anlamı bulabilmek güçleşmektedir. -Ülkemizde hukuk alanında yaşanan bir başka sorun, kullanılan kavramların önemli bir kısmının Arapça ve Farsçadan geçmiş olmasıdır. -Butlan, gabin, icazet, gasp, tefhim, tenzip gibi -Bunun yanı sıra, batı dillerinden alınan kelimeler de mevcuttur, replik, düplik, konşimento, reel, nominal, factoring gibi.

89 Bu ve benzeri yabancı kelimeler hukuk sisteminde hızla arındırılmalı, hukuk dili Türkçeleştirilmelidir. -Bu sözcüklerin karşılıkları türetilmedikçe, hukukun yorumlanması ve uygulanmasında güçlükler yaşanması kaçınılmazdır.

90

91

92

93

94

95

96

97

98

99

100

101

102


"HUKUK METODOLOJİSİ. -Hukuk Metodolojisi (HM) hukuk felsefesi alanına giren bir konudur. -HM, hukukta yöntem öğretisi olarak da ifade edilebilir. -HM mevzuatın." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları