Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bilim Felsefesi Bilim ile felsefe ilk çağlardan beri etkileşim içinde olmuştur. Özellikle batıda Orta Çağ anlayışının yıkılmasıyla birlikte hızlı ve büyük.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bilim Felsefesi Bilim ile felsefe ilk çağlardan beri etkileşim içinde olmuştur. Özellikle batıda Orta Çağ anlayışının yıkılmasıyla birlikte hızlı ve büyük."— Sunum transkripti:

1 Bilim Felsefesi Bilim ile felsefe ilk çağlardan beri etkileşim içinde olmuştur. Özellikle batıda Orta Çağ anlayışının yıkılmasıyla birlikte hızlı ve büyük gelişmeler olmuştur. Çoğu zaman bilim adamı ile filozof aynı kişi olduğundan felsefe,bilimin problemlerine daha çok eğilmiştir. Bilim Felsefesi: Bilimi anlamayı ve açıklamayı amaçlayan bilimsel bilgi birikimi üzerine yapılan felsefi çalışmalardır.

2 Bilimin Tarih İçindeki Gelişimi
Bilimin gelişimi eski çağlardan günümüze kadar uzanan bir süreç içinde gerçekleşmiştir.İlk Çağ’da matematik, astronomi ve bunların uygulamalarından doğan teknik, Mısır ve Mezopotamya’da çok ileri idi. Buralardaki bilimsel gelişmeyi gören İyonyalı bilginler, Ege kıyılarında bilimin daha da gelişmesinin sağladılar.Thales, Pythatogaras (Pisagor), Aristoteles, Platon gibi filozoflar döneminde bilim ile felsefe iç içe varoldu.

3 Orta Çağ Hıristiyan skolastik dünyasında bilimler gelişmemiştir
Orta Çağ Hıristiyan skolastik dünyasında bilimler gelişmemiştir. Çünkü; Orta Çağ Avrupa’sına hakim olan skolastik düşünüşü bilimin gelişimini engelleyecek bir yapıdaydı. Skolastik Düşünüş: Scola Lastincede okul demektir. Skolastik Düşünüş; kilisenin temelini attığı, Hıristiyan öğretisinin sistemleştirilmesidir. Hıristiyanlık dininin öğretilerini yorumlayan papaz ve rahiplerin görüşleriyle Platon ve Aristoteles felsefesinin harmanlanmasından oluşmuştur.

4 Orta Çağ İslam dünyasında doğa bilimleri çok büyük gelişmeler kaydetmiştir. Çünkü; İslamiyet hem doğanın araştırılmasını hem de doğaya sevgiyle yaklaşılmasını emrediyordu. Ayrıca madde dünyasını da yadsımıyordu. İslam Dini’nin bu yaklaşımının da etkisiyle doğu dünyası bu dönemde fizik kimya, tıp ve matematik bilimlerinde hızlı bir yükselişe geçti. Kimyada Cabir İbni Hayyan, Cebirde Harezmi, Tıp alanında İbni Sina büyük gelişmelere imza attılar. İbn el-Heysem optiği buldu.

5 Ortaçağda duraklayan, bilimlerin felsefeden ayrılma hareketi Rönesans ve sonrasında hızlanmıştır. Rönesans düşünürleri, özgür düşünceye, araştırmaya önem vererek doğayı ve insanı incelemeye yöneldiler. Dinin ve din adamlarının etkisinden kurtulmak ve aklı özgürlüğüne kavuşturmak için çaba harcadılar. Bilim adamları ve filozoflar yeni görüşler geliştirerek; bilim felsefesinin ortaya çıkmasını hızlandırdı. Newton Kopernik

6 Rönesans Hareketleri’nin felsefi düşünüşe katkısını değerlendiriniz.
Rönesans Hareketlerinin felsefi düşünüşe katkısı büyüktür. Orta Çağ Avrupa’sında Skolastik Düşünce hakimdi. İnsanların dünyayı algılayışı ve yorumlayışı Hıristiyan din adamlarının (Papa, rahip ve papazlar) halka Hıristiyanlık adına söylediklerinden ibaretti. Din adamları, halkı yalan yanlış sözler ve açıklamalarla kandırıyor ve halkın düşünce tarzını şekillendiriyorlardı.

7 Örneğin; İsa Dünya’ya durmasını söyledi
Örneğin; İsa Dünya’ya durmasını söyledi. Güneş’e Dünya’nın etrafında dönmesini emir eyledi. Dünya düzdür. gibi göre açıklamalarda bulunuyorlar ve aksi görüş ve düşünceleri şiddetle yadsıyorlar ve dinden çıkmakla suçluyorlar ve aforoz ediyorlardı. Rönesans Hareketleri’yle birlikte bilimde, sanatta yenilik ve icatlar ortaya çıktıkça insanların düşünce tarzları da değişmeye başladı. Artık insanlar dünyayı sadece din adamlarının açtıkları pencereden değil, bilimin, sanatın ve hepsinden önemlisi özgür aklın ortaya koyduklarıyla yorumlamaya başladılar. Böylece Skolâstik Düşünüş yavaş yavaş yerini bilimsel, özgür düşünceye bırakmak zorunda kaldı.

8

9 F. Bacon ( ), “eksik tümevarım yöntemi”ni geliştirerek bilimsel gelişmenin önünü açmıştır. Bacon’un çalışmaları gözlem ve deneyin gelişmesine de hız kazandırmıştır. Doğa bilimlerinde matematiğin açıklama aracı olarak uygulanması, hem yeni bir doğa anlayışını hem de yeni bir bilgi felsefesini ortaya çıkarmıştır. Çünkü, bilim felsefesi; bilimin amacını ve yapısını araştırırken, bilginin oluşumunun şartlarını, niteliklerini ve güvenilirliğini araştırmaktadır.

10 Bacon’un açtığı yol fizik, kimya, astronomi ve biyolojide empirist bilgi anlayışının gelişmesine ortam hazırlamıştır. Kopernik, Kepler, Galileo ve Newton doğa biliminin 20. yy'a kadar değiştirilemez olarak kabul edilen yasalarını açıklamışlardır. Gizeminden sıyrılan, bilgisine ulaşılan, tanınan ve dolayısıyla kontrol edilebileceği düşünülen doğanın o güne dek hiç olmadığı kadar açıklanabilir olmasıdır. Yani doğanın kuralları vardır ve bu kurallar uygun şartlar altında doğayı deney ve gözlem tekniğiyle neden-sonuç ilişkisi içerisinde açıklamak mümkündür.

11 Determinizm: Genel olarak nedensellik ilkesi olarak bilinen ve olay ve olguların birbirine belirli bir şekilde bağlı olması, her şeyin bir nedeni olması ya da her şeyin bir nedene bağlanarak açıklanabilir olması ya da belli nedenlerin belirli sonuçları yaratacağı, aynı nedenlerin aynı koşullarda aynı sonuçları vereceği iddiasını içeren felsefe terimi. Tümevarım (Özelden–Genele) Aklın özelden genele izlediği yoldur. Tüme varımda bazı olayların ortak özelliklerinden hareketle, o olay bütünü hakkında geçerli kabul edilecek genel yargıya varılır. Kırlangıç kuştur, uçar. Leylek kuştur, uçar. Kartal kuştur uçar. …… ……………. O halde bütün kuşlar uçar

12 Tümevarım Yönteminin Özellikleri
1- Bu yöntem, tümdengelim yönteminin tersine, tek tek olaylardan genel sonuçlar bulmaya yönelen bir yöntemdir. 2- Tüme varım; olayları izlemeye, gözlem ve deneye dayanarak gerçeği ortaya koymaya yarayan en uygun yoldur. 3- Tüme varım özelden genele, parçadan bütüne doğru giden bir yargılama ve düşünme şeklidir. 4- Tümdengelim daha çok kanıtlayıcı bir yöntem olmasına karşın, tüme varım yeni bilgiler kazandırıcı bir yöntemdir. 5- Tüme varımı ilk kez ortaya atan Francis Bacon bilimsel yöntemin de kurucusu sayılır.

13 Çağımızda Bilim Doğru çizgi var mı? Doğru (ışın anlamında) nedir? Havuzun içindeki durgun suyun yüzeyi düz müdür? Zaman nedir? Zaman her yerde aynı hızda mı akıyor) Dairenin alanı tam olarak hesaplanıyor mu? 3,14

14 Doğa bilimlerindeki hızlı gelişim, bilim adamlarını bilimsel bilgiler üzerine kafa yormaya yöneltti. Böylelikle bilim felsefesinin önemi ortaya çıktı. Bilimle felsefe arasında sıkı bir ilişki olagelmiştir. Bu ilişki; “Bugünün bilimi dünün felsefesidir, bugünün felsefesi yarının bilimidir.” Bilim felsefeye yeni alanlar açar. Örneğin Einstein’ın zamanın ve mekanın göreli olduğu konusundaki “görelilik teorisi” fizikte ve felsefede yeni tartışmalara yol açmıştır. Maddenin ışık hızında hareketi nasıl sonuç verir?

15 Bilime Farklı Yaklaşımlar
1- Ürün Olarak Bilim: Bilimsel önermeleri mantık aracılığıyla çözümlemek isteyen yaklaşıma mantıkçı pozitivizm veya mantıkçı empirizm denir. Temsilcileri: Hans Reichenbach ve Rudolf Carnap) Reichenbach ve Carnap bilimi, bilimsel çalışmalar sonucu ortaya konan bir ürün olarak görür ve bilime ölçütler getirmeye çalışırlar. Bu ölçütler: 1- Anlamlılık 2- Doğrulanabilirlik (Doğru-Yanlış)

16 Bu kalem kırmızıdır. Önermesi anlamlıdır ve bilim tarafından inceleme konusu yapılabilir. Sonuçta kalemin kırmızı olduğu veya olmadığı ispatlanır. Ancak, ölüm karanlıktır. Öldükten sonra ruh bedenden ayrılır. Gibi ifadeler anlamlı değildir ve bilimsel inceleme sonunda yanlış veya doğru diye bir hüküm verilemez. Bu nedenle bu tür önermeler (hipotez) bilimin inceleme alanına girmez. Duyumlarla ilgili olmayan tüm önermeler metafiziktir, anlamlı değildir ve bilimin inceleme konusuna girmez.

17 Rönesans’tan Birinci Dünya Savaşı’na kadar bilimselde “Doğrulamacı Yaklaşım” kullanılmış ve bilimsel bilgiler bu yaklaşım çerçevesinde doğru kabul edilmiştir. Doğrulamacı Yaklaşım: Bilim doğru ve genel geçerliliği olan doğru bilgilere ulaşmayı hedefler. Bu yaklaşıma göre, doğru olarak kabul edilen bilimsel bilgiyi doğru çıkaran, doğru sonuç veren başka örnekler aranarak bilginin doğruluğu kontrol edilir. Bilimsel bilgi doğru olduğu sürece doğru olarak kabul edilir.

18 Koyunlar beyazdır. Bilgisini doğru kabul eden bu bilginin doğruluğunu kanıtlamak için sürekli beyaz koyun arayışı içinde olacaktır. Beyaz koyun arayanında bulduğu beyaz koyun olacaktır. Karl Popper Rönesans’tan, Birinci Dünya Savaşına kadar başvurulan bu yaklaşımın yanıltıcı olduğunu ileri sürmüş ve “Yanlışlamacı Yaklaşımın” bilimsel doğruları kontrol etmede güvenilir bir yol olduğunu ifade etmiştir.

19 Yanlışlama Yöntemi: Bilimsel doğruları kontrol etmede bir yöntem olarak kullanmıştır. Bu yöntemde doğru olarak kabul edilen bilimsel bilginin yanlış olduğu durumların olup olmadığı araştırılır. Yani bilginin yanlışı aranır,eğer doğru olarak kabul edilen bilginin yanlış olduğu durumlar tespit edilirse o bilgi terk edilir. Bir bilimsel bilgi yanlışı bulununcaya kadar doğrudur.

20

21 Etkinlik olarak Bilim: Bu yaklaşım bilimi bilim adamlarının bir etkinliği olarak görür. Bilimin ne olduğunu anlamak için bilim adamları topluluğunun iç yapısını, inançlarını, içinde yaşadıkları topluma bakış açılarını, bilimin meydana geldiği kültür ortamının bilinmesi gerekir. Bu anlayışın temsilcileri; Thomas Kuhn ( ) ve Stephan Toulmin’dir.

22 Bilimin yeni buluşlarla gittikçe büyüyen doğrusal bir birikim halinde ilerlediği düşünülüyordu. Ancak, Thomas Kuhn bilimsel ilerlemenin zaman zaman devrimsel atılımlarla gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Bilimsel etkinlik iki dönemli bir süreç halinde gerçekleşir. 1- Normal Bilim Dönemi 2- Olağanüstü Bilim Dönemi

23 Bilimsel süreç doğrusal bir çizgi izlememiştir
Bilimsel süreç doğrusal bir çizgi izlememiştir. Aksine bilimin tarihsel gelişimi inişli çıkışlı bir yükselişe sahne olmuştur. Bilim zirveye yapılan bir yolculuktur. Nasıl dağa tırmanırken zaman zaman vadilere inmek, kayalara tırmanmak gerekiyorsa bilimdeki yükselişte dağa tırmanmak gibidir.

24 Paradigma: Belirli bir konudaki standartlar, ölçütler, inançlar, değerler, ilkeler ve prensipler bütünüdür. Paradigma: Paradigma çok basit bir ifadeyle insanların olaylara, konulara bakış açısıdır denilebilir. Bir olayı, bir kavramı ya da durumu yorumlarken insan mutlaka kendinden bir şeyler katarak olayı ‘kendince’ ifade eder. Paradigma, bireyin iç ve dış dünyasını (kendisini ve etrafını) yorumlama, algılama ve bilme süreçleriyle ilgili tüm etkenlerin yarattığı örgütlü ve dinamik düşünsel sistem, düzenektir.

25 Paradigmanın Ne olduğunu anlamak için:
1- Kurtuluş Savaşı yıllarında ülkemizin temel paradigması neydi? 2- Hamilelik dönemi geçiren bir annenin temel paradigması nedir? 3- Üniversite sınavlarına hazırlanan bir öğrencinin temel paradigması nedir? 4- Tıpta tedavi boyutunda temel paradigma farklılıkları 5- Doğum yöntemi konusundaki paradigmalar 6- Hipermarketlerin şehrimize gelişi konusunda paradigmalar. 7- Yabancı ürünlerin tüketimi konusunda paradigmalar 8- Uyuşturucu krizine girmiş birinin paradigması 9- Şirket paradigması; kar, fayda, 10- Hırsızın paradigması

26 Klasik görüş Açısından Bilim
1- Bilim insan bilincinden var olan gerçeklikler hakkında araştırma yapmaktır. Yöntemi tümevarımdır. 2- Bütün bilimler birbirine bağlantılıdır. Birbirinden farklı gibi görünseler de temelde birleşirler. 3- Bilim birikimsel bir süreç izler. Bu birikimde yanlış olan kuram ve bakış açıları terkedilir. 4- Bilimin yardımıyla bilinmeyenler bilinir hale gelir. Klasik bilim anlayışı bilimin gelecekte tüm bilinmeyenleri açıklayabileceğini ileri sürmektedir.

27 BİLİMİN NİTELİKLERİ 1- Bilim olgusaldır: Bilimin olgusal olması demek gözlenebilir deneyi yapılabilir, olay ya da olgulara dayanması demektir. 2- Bilim nesneldir: Nesnellik incelenen olay yada olgulara inanç, önyargı, beğeni ya da çıkar gibi unsurların karıştırılmamasıdır. 3- Bilim eleştirici ve sorgulayıcıdır: Bilim genel kabullerin, önyargıların dışına çıkarak olay yada olguların arkasındaki nedenleri ve ilişkileri eleştirel bir yaklaşımla sorgular Eleştirel ve sorgulayıcı bakışın olmadığı yerde bilim olmaz. 4- Bilim mantıksaldır: Bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler kendi içinde tutarlı olmalı, birbiriyle çelişmemelidir. 5- Evrenseldir: Bilimsel bilgiler kişi ya da ülkelere ait değil, tüm insanlığa aittir. 6- Genelleyicidir: bilim genel geçer bilgilere ulaşmayı amaçlar. Bu nedenle tek tek olaylarla değil, olaylar arasındaki neden sonuç ilişkilerini çözümleyip genel yasalara ulaşmayı amaçlar.

28 Bilimin amacı, evrendeki varlıkları ve olayları tasvir etmek ve açıklamaktır. Bilim nesnelerin ancak zihin tarafından anlaşılabildiğini kabul eder. Evren ve doğa zihin tarafından kavranabilir, anlaşılabilir, açıklanabilir.

29 Bilimsel Yöntemin Özellikleri:
Bilimsel Yöntem: Bilimde belli bir hedefe varmak için bir plana göre izlenen yoldur. Doğal ve toplumsal gerçekliği tanıma ve anlama amacına yönelik sistemli ve güvenilir bilgi elde etmek için izlenen yoldur. Bilimsel yöntemin temel işlevi doğanın ve toplumun değişen yapısı içinde değişmeyen ilke ve yasaları bulmaktır. Bilimsel yöntem iki aşamada gerçekleşir.

30 1- Betimleme Aşaması: Bu aşama analiz aşamasıdır
1- Betimleme Aşaması: Bu aşama analiz aşamasıdır. Zihin önce gözlem ve deneyle (duyum) dışarıdan gelen olgulara ait izlenimleri öğelerine ayırır, onları özelliklerine göre kategorilere böler; aralarındaki bağıntıları tespit eder. Böylece analiz gerçekleşir. Analizden sonra deneyle elde ettiği bilgi ve olguları sınıflar, özelliklerini belirtir ve betimler. 2- Açıklama Aşaması: Bu aşamada olgular ve olaylar arasındaki ilişkilere ait genellemeler yapılır. Ulaşılan genelleyici sonuç bir kuram halinde ortaya konur.

31 Bilimsel yöntemde; 1- Gözlem 2- Denence (Hipotez) 3- Deneyleme 4- Kuram (Teori) 5- Yasa olmak üzere beş evre bulunur.

32 Gözlem: Bilgi edinmek amacıyla planlı ve sistemli olarak olay, nesne ve durumları duyu organları aracılığı ile izlemektir. Gözlem olayına nesnellik kazandırmak için gözlem araçları da kullanılabilir. Denence (Hipotez) : Araştırmacının gözlediği olay ya da durumlara yönelik gerçekleşmesi ve doğruluğu olanaklı görülen ve araştırmaya konu olan önermedir. Denence gözlenen olay ve olgular arasında geçici bir açıklama taslağıdır. (Kazık temel depreme daha dayanıklıdır.) (Kızılderililer Türk’tür.)

33 Deneyleme: Araştırmacı tarafından oluşturulan yapay bir ortamda ya da doğal olarak gerçekleşen ortamlarda olay ve nesneler arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılmasını sağlayan araştırma yöntemidir. Bu yöntemde araştırmacı tasarladığı denenceyi sınama olanağı elde eder. Eldeki veriler denenceyi doğrularsa denence benimsenir; doğrulamazsa denence terk edilir. Bu durumda yeni bir denence araştırılır.

34 Kuram: Bilimsel bilgi edinme sürecinde ortaya konmuş, geçerlik ve güvenirliği bilimsel yöntemlerle saptanmış, iç tutarlılığı olan açıklamalardır. Kısmen doğrulanmış, ancak tümüyle kesinleşmemiş denenceler dizgesidir. Denencelerden daha kapsamlı ve genellemelerdir.

35 Bilimsel Yasa: Bilim adamlarının nesnel gerçeklikten çıkardıkları kesin olarak “doğru” ve “genel” kuramdır. Bir bilim dalının alanına giren olgular arasında sürekli yinelenen neden sonuç ilişkilerinin kesinleşmiş ifadesidir. Denencelerden, kuramlara, kuramlardan da bilimsel yasalara ulaşılır. Doğa bilimlerinde yasalar neden denilen bir önceki olayla, sonuç denilen sonraki bir olay arasında bulunan değişmez ve zorunlu ilişkiyi bildiren önermelerdir.

36 Kuram: Geçerliliği ve güvenirliliği bilimsel yöntemlerle tespit edilmiş, kendi içinde tutarlı açıklamalar ve genelleştirilmiş bilgiler bütünüdür. Ancak tümüyle kesinleşmiş değildir. Yasa: Bilimsel yöntemler gözlenen olayların sonucunda, değişmez, her zaman ve her yerde geçerli neden-sonuç ilişkilerine varılabiliyorsa, bu bir bilimsel yasa demektir. ama böylesine bir sonuca varılamıyorsa, yapılan yorumun adı sadece kuram (teori) olur.

37

38 UZAY SONSUZ MU?

39 Öndeyi: Olgular arasındaki ilişkilerden yararlanarak henüz gerçekleşmemiş bir olguyu önceden kestirebilmektir. Öndeyi: Bilimsel verilere dayanarak henüz gerçekleşmemiş olay ve durumlarla ilgili çıkarımlarda bulunmaktır. 2012 Mart ayında Güneş tutulması olacak. Hafta sonu sıcaklıklar 4-10 derece artacak.

40 Öndeyi sayesinde bilim, merakımızı gidermenin yanında, doğa güçleri üzerinde egemenlik kurmamıza ve sorunlarımıza çözüm bulmamıza yardımcı olmaktadır. Örneğin meteoroloji, deprem konusundaki öndeyiler…

41 Klasik Bilim Anlayışına Yapılan Eleştiriler
Kalasik bilim anlayışına göre; doğa ve evrendeki bütün neden sonuç ilişkileri bilimsel metotlarla ele alınarak bilinmezliğin bütün sırları yavaş yavaş çözülecek ve bir gün gelecek bilinmeyen hiçbir şey kalmayacaktır. Bilim, her şeyin ilacı ve çaresidir. Bugün bilinmeyen yarın bilinenin içinde kalacaktır. Bilim büyük ve vazgeçilmez bir güçtür.

42 20.Yüzyılın birinci yarısına kadar egemen olan klasik bilim anlayışına giderek artan eleştiriler olmuştur. Bilimin yüzyıllardır süren egemenliği sorgulanmaya başlamış ve, bilime olumsuz bir bakış açısıyla yaklaşan antibilim anlayışları ortaya çıkmıştır.

43 Fransız bilgin ve filozof Pascal, “İnsan bilimleri bilmekle bilmemekten daha çok insanlığını yitirir.” demiştir. Hintli filozof ve devlet adamı Mahatma Gandhi, “Bilimlerin yarattığı bu uygarlık karanlıklar çağıdır.. Çağdaş sanayi kendi başına bir günahtır. Ahlaki gelişme basitliğe dönüşle gerçekleşecektir.” demiştir

44 Albert Einstein, bilimler için “bela” diyecek kadar ileri gitmiştir
Albert Einstein, bilimler için “bela” diyecek kadar ileri gitmiştir. Bilim bugüne dek köleler yaratmaktan başka bir işe yaramamıştır. Bilim savaş zamanında bizi zehirlemeye paramparça etmeye yarıyor; barış zamanlarında ise insanların kendilerini kafa işlerine adayıp özgürleştirecek yerde, makinelerin kölesi yapıyor.

45 Fizik ve kimyadaki gelişmeler insana atom santrali sağlayayım derken atom bombasını beraberinde getirmiştir. Bilim var olduğu sürece bilimin kötüye kullanımı da var olacaktır. Bilim gerçekten insan için vazgeçilmez bir şey midir? Bilim bütün kötülüklerin anası mıdır? Bilimin insanlığa yararından çok zararı mı vardır?

46

47

48

49

50

51

52

53


"Bilim Felsefesi Bilim ile felsefe ilk çağlardan beri etkileşim içinde olmuştur. Özellikle batıda Orta Çağ anlayışının yıkılmasıyla birlikte hızlı ve büyük." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları