Öğr. Gör. Serap GÖKCE Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu.

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
Davranış Bilimleri Hafta IX.
Advertisements

BEBEKLER Giriş.
Algı, psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelir. Algı kelimesi (perception) Latince.
GESTALT KURAMINDA ÖĞRENME YILMAZ TORUN
Pragnanz Yasaları Cemil YAYLAR
PSİKOLOJİYE GİRİŞ Duyumlar ve Algı
SPORDA BECERİ ÖĞRENİMİ
Algı, Benlik ve İletişim Human Communication [Bölüm 2]
Bilişsel Öğrenme Kuramı
Öğrenme ve Öğretme Kuramları Doç. Dr. İbrahim H. Diken
Öğrenme ilkeleri Prof Dr Süheyla Ünal.
EĞİTİMDE DİKKAT VE MOTİVASYON. DİKKAT NEDİR? William James’e göre dikkat: Zihnin aynı anda beliren nesne ya da düşüncelerden birini açık ve net olarak.
Davranış Bilimleri Hafta I.
MOTİVASYON.
TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI
ALGI NEDİR ? Duyusal uyarımların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci. Bu deneyim, yani algı, uyarım ile sürecin ortak ürünüdür.
ALGILAMA YÖNETİMİ BÖLÜM 7.
BÖLÜM 4 BEBEKLİKTE FİZİKSEL GELİŞİM. BÖLÜM 4 BEBEKLİKTE FİZİKSEL GELİŞİM.
Eğitim Psikolojisi Yrd. Doç. Dr. Cenk Akbıyık
ALICI İletişim sürecinde, kaynağın gönderdiği mesaja hedef olan kişi, grup ya da kitleye alıcı adını veriyoruz. Alıcı bir kişi, bir grup, örgüt ya da toplum.
ÖĞRENMENİN DOĞASI.
1. DUYGUSAL GELİŞİM 1.1. Tanımı ve Önemi
Edward Lee Thorndike ( )
Gelişime Giriş.
FOTOĞRAF, GERÇEKLİK VE GERÇEĞİN TEMSİLİ
Eğitim Psikolojisi Yrd. Doç. Dr. Cenk Akbıyık
ÖĞRENME KURAMLARI DAVRANIŞÇI ÖĞRENME BİLİŞSEL ÖĞRENME.
KİŞİLER ARASI İLETİŞİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
HUKUK: kişilerin birbirleriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen ve devlet gücüyle uyulması zorunlu hale getirilmiş kurallardır . Kanunların esas.
PSİKOLOJİ EĞİTİM.
Öğretim İlke ve Yöntemleri
HcI GESTALT PRENSİPLERİ
PSİKOLOJİ İLE DİĞER BİLİM DALLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
ALGI YÖNETİMİ Thank you Richard and thank you Kevin for your valuable insight into what makes great brands and the pitfalls that lie in store for all of.
Gestalt Kuramı Yrd. Doç. Dr. Cenk Akbıyık.
Duyum ve Algı Fiziksel Uyarandan Anlamlı Algılara Uzanan Bir Süreç.
FİZYOLOJİK PSİKOLOJİ Doç. Dr. Şenol Beşoluk.
Algı, Görsel Algı ve Gestalt İlkeleri
GESTALT PSİKOLOJİSİ.
BİREYİN GELİŞMESİ Yrd. Doç. Dr. İhsan SARI
DİĞER TUTUMLAR.
PSİKOLOJİDE EKOLLER.
Prof. Dr. RANA ÖZEN KUTANİS
DAVRANIŞ VE DAVRANIŞIN BİYOLOJİK TEMELLERİ
GÜDÜLER.
İNSAN BİLGİSAYAR ETKİLEŞİMİ: BİLİŞSEL BOYUT IV. İnsan beyninde kısa süreli ve uzun süreli olmak üzere iki tane bellek merkezi vardır. Kullanıcılar, internet.
ÖĞRENME, BELLEK, DÜŞÜNME İnsanlar öğrenme dürtüsüyle doğarlar. Öğrenmeye karşı merak ve bundan duyulan zevk insanın doğasında vardır. W. E. Deming (Deming)
STRES YÖNETİMİ Yrd. Doç. Dr. Özlem BALABAN.
TANIMLAR PSİKOLOJİ: İnsan ve hayvan
Bölüm 1 : Genel Kavramlar
Erken çocukluk döneminde fen ve matematiğin önemi
ALGILAMA ALGILAMA ALGIDA SEÇİCİLİK ALGIDA ÖRGÜTLEYİCİ EĞİLİMLER
Öğr. Gör. Serap GÖKCE Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu.
ALGI Prof Dr Süheyla ÜNAL.
Hümanistik Yaklaşım Maslow.
ÖĞRENME.
II.BÖLÜM GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR. Kazanımlar Bu üniteyi tamamladığınızda aşağıdaki hedeflere ulaşmanız beklenmektedir: Gelişimle ilişkili olan.
ALGILAMA.
Güdülenme ve Bireysel Farklılıklar
BİLGİ İŞLEME MODELİ.
GELİŞİM VE ÖĞRENME DUYULARIN GELİŞİMİ Prof.Dr.Mustafa Ergün.
Sağlık Bilimleri Fakültesi
Öğrenme Psikolojisi Giriş.
DUYGU VE HEYECAN.
NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ
ALGILAMA Duyu organlarının uyarılması akabinde oluşan ani bir ayırt ediciliktir.
ALGILAMA.
MOTİVASYON ve FARKINDALIK
NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ
ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİ (3-6)
Sunum transkripti:

Öğr. Gör. Serap GÖKCE Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu

DUYUM VE ALGI

Organizma ve Çevre : Organizma geniş anlamda canlı varlık demektir Organizma ve Çevre : Organizma geniş anlamda canlı varlık demektir. Psikoloji biliminin konusu ise dar anlamda, sinir sistemi gelişmiş organizmalar olan hayvanlar ile insanlardır. Çevre : Canlı davranışlarını etkileyen ve kalıtımsal olmayan bütün etkenleri, uyarıcıları (uyaranları) içerir. İnsan Çevresi : İnsan çevresi ikiye ayrılır. Doğum Öncesi Çevre : Anne karnındaki çevredir. Doğum Sonrası Çevre : a) Fiziksel Çevre : Işık, atmosfer, sıcaklık gibi doğada hazır bulunan koşullardır. b) Toplumsal Çevre : Bireyin içinde yaşadığı sosyal-kültürel ortam.

Uyarım ve Tepki : Organizma, çevresinden gelen uyarıcılarca uyarılmakta ve bu uyarıcılara tepki vermektedir. Şimdi uyarım ve tepki tanımlarını görelim : Uyarım : İç ve dış çevreden gelen, duyu organları tarafından alınabilecek şiddette olan uyarıcıların organizmayı etkilemesidir. Tepki : Organizmanın uyarımlara verdiği yanıttır.

UYARI : Uyarıcı (uyaran) ile uyarım karıştırılmamalıdır. Uyarıcı (uyaran) :Organizmayı etkileyen nesne, fiziksel güç ya da olayları anlatır. Uyarım : Uyarıcıların organizmayı etkilemesi, harekete geçirmesidir. Uyarım-Tepki İlişkisi : Uyarıcı tepki ilişkisini üç şekilde sınıflandırabiliriz: Aynı uyarıcıların aynı tepkiye yol açması : U---> O --->T Aynı uyarıcıların farklı tepkilere neden olması : U ---> O ---> {T1 {T2 {T3 Farklı uyarıcıların aynı tepkiye neden olması : U1 } U2 }---> O ---> T U3 }

Duyum : Çevremizdeki cisimleri ve renkleri nasıl ayırt ediyoruz Duyum : Çevremizdeki cisimleri ve renkleri nasıl ayırt ediyoruz? Müziğin ritmini nasıl yorumluyor ya da dokunduğumuz şeylerin sıcaklığını, şeklini nasıl anlıyoruz? Kısaca çevremizi nasıl tanıyoruz? Bunlar psikolojinin temel sorularıdır. Algıyı anlamak için duyusal işleyişin yapısını, duyumların oluşumunu ve özelliklerini bilmemiz gerekiyor. Organizmanın iç ve dış çevreden gelen uyarıcıları duyu organı aracılığı ile alıp sinirsel enerji haline dönüştürmesi sürecine duyum denir. Uyarım, uyarıcıların duyu organları tarafından alınmasıyken, duyum dış dünyadan başlayıp beyinde sona eren bir süreçtir.

Duyumun Koşulları : Duyu organlarımız çevredeki tüm uyarıcıları alamaz. Bir uyarıcının duyum oluşturması için gerekli koşullar şunlardır. Ortamda uyarıcı bir kaynak olmalıdır. Uyarıcıyı organizmaya iletebilecek uygun bir ortam olmalıdır. Duyu organı, sinir sistemi ve beyin uyarıcıyı alabilmek için sağlıklı olmalıdır. Uyarıcının şiddeti, duyum eşiği sınırları içerisinde olmalıdır. Duyum Eşiği : Duyu organlarının bir uyarıcıyı almaya başladığı sınırdır.

Alt Eşik : Duyu organlarının bir uyarıcıyı belli belirsiz almaya başladığı en düşük şiddettir. Üst Eşik : Duyu organlarının bir uyarıcıyı duyumsamasının kaybolduğu en yüksek şiddettir. Farklılaşma Eşiği : Bir uyarıcıda fark edilebilen, en küçük şiddet değişmesidir. Yani, aynı türden iki uyarıcıda şiddet farkının ayırt edildiği ilk noktadır. Örneğin : İki kırmızı ışığın birbirinden ayırt edilebilmesi için, dalga boylarında belirli bir miktar fark olmalıdır.

Duyusal Uyum : Duyu organlarının çevredeki uyarıcılara alışkanlık göstererek, onlara tepki vermemesidir. Duyusal uyumun gerçekleşmesi için : Uyarıcı sürekli olmalıdır. Uyarıcının enerji düzeyinde bir değişiklik olmamalıdır. Duyarsızlaşma : Duygusal yaşamda tekrar tekrar karşılaşılan uyarıcıyı organizmanın belli bir süre sonra duyarsızlaşması. Örneğin: Annesi tarafından sık sık azarlanan bir çocuk, bir süre sonra annesinin azarlamasına karşı duyarsızlaşabilir.

Algı: Nesne ya da olayların beyinde işlenerek, anlamlı bütünler olarak kavranmasına algı denir. Nesne ya da olayların, özellikleriyle ve çevrelerindeki diğer nesne ve olaylarla olan ilişkileriyle birlikte kavranması sürecidir.

Duyum - Algı İlişkisi : Duyumda, organizma tek tek uyarıcıları alır; oysa algıda bu uyarıcılar, bir nesne ya da olayda birleştirilerek kavranır. Duyumda, uyarıcı kaynak tanınmaz, algıda uyarıcı kaynak tanınır. Duyum, algının ön koşuludur. Duyum olmadan algı olmaz.

Algı ile ilgili kavramlar : Algıda Seçicilik : Organizmanın, çevresinde bulunan çok sayıda uyarıcı nesne, ya da olaydan, bir ya da bir kaçına dikkatini yöneltmesine algıda seçicilik denir. Algıda seçiciliği etkileyen iç ve dış etkenler vardır. Algıda Seçiciliği Etkileyen Dış Etkenler : Dış uyarıcıların algıda seçiciliği etkilemesinde bireyin bir rolü yoktur. Çünkü birey, kendi dışında olup biten olaylardan etkilenir.

Algıda Seçiciliği Etkileyen Dış Etkenler : a) Uyarıcının şiddeti b) Aşırı zıtlık (Karşıtlık) c) Hareketlilik d) Süreklilik e) Tekrar (Yinelenme) f) Alışılmışın dışındaki uyarıcılar g) Tanışıklık

Algıda Seçiciliği Etkileyen İç Etkenler : a) Beklenti b) İlgi c) Gereksinim d) İnanç

Algıda Değişmezlik : Nesne ya da olayların farklı ortamlarda hep aynıymış gibi algılanmasına algıda değişmezlik denir. Algıda değişmezlikte, daha önceden edindiğimiz standartlar etkilidir. Bu standartlara göre algılamayı, duyu organlarının doğrudan verileri kadar, daha önceden edinilen yargılar da biçimlendirir. Bu sayede, sürekli değişen dış dünya, hep aynı şekilde algılanmaya devam edilir.

Üç tür algıda değişmezlik biçimi vardır : a) Büyüklük Değişmezliği : Bir nesneyi uzaklığına bakmaksızın aynı büyüklükte görme eğilimine büyüklük değişmezliği denir. b) Biçim Değişmezliği : Görüş açısı ne olursa olsun, bir nesnenin biçimini değişmeden algılama eğilimine biçim (şekil) değişmezliği denir. c) Renk Değişmezliği : Tanıdık bir nesneyi ışık koşulları ne olursa olsun aynı renkte algılama eğilimine renk değişmezliği denir.

Algıda Örgütleme (Organizasyon) : Duyumları oluşturan nesne ya da olayların, zihin tarafından bir düzene konulup biçimlendirilmesine algıda örgütleme denir. Algıda Örgütlemeyi Etkileyen Etkenler : Şekil - zemin (obje-fon) Algısı : Nesne ya da olaylar, üzerinde bulundukları zemine göre farklılaşarak algılanırlar. Algıda Gruplama : İç ve dış çevreden gelen uyarıcıların bir bütün olarak algılanmasıdır.

Dayandığı İlkeler a) Benzerlik İlkesi : Birbirlerine benzeyen uyarıcılarla birlikte algılanırlar. b) Yakınlık İlkesi : Birbirlerine yakın olan uyarıcılarla birlikte algılanırlar. c) Tamamlama İlkesi : Parçaları eksik olan nesne ya da olayların tamamlanarak algılanmasıdır. d) Süreklilik İlkesi : Hatlar ve şekiller zamanda ve mekanda (uzayda) sürekliymiş gibi algılanırlar.

Derinlik Algısı : Nesnelerin üç boyutlu olarak algılanmasıdır. Algı Yanılmaları : Algısal değişmezlikler dünyaya ilişkin duyularımızın oluşmasına yardım ederler. Ancak, bazen aldanırız ve dünyayı yanlış algılarız. Algı Yanılmaları İkiye Ayrılır : İllüzyon (Yanılsama) : Ortamda var olan uyarıcı kaynağın (nesne ya da olayların) olduğundan farklı algılanmasıdır.

İllüzyon ikiye ayrılır : a) Fiziksel İllüzyon : Ortamdaki uyarıcının fiziksel ya da fizyolojik nedenlerden dolayı her insan tarafından aynı şekilde yanlış algılanmasıdır. b) Psikolojik İllüzyon : Ortamdaki uyarıcının bireyin kaygı ve korkularına bağlı olarak yanlış algılanmasıdır.

What do you see? What do

Is the left center circle bigger? No, they're both the same size

It's a spiral, right? No, these are a bunch of independent circles

Keep staring at the black dot Keep staring at the black dot. After a while the gray haze around it will appear to shrink.

Can you find the dog?

Stare at the black lightbulb for at least 30 seconds Stare at the black lightbulb for at least 30 seconds. Then immediately stare at a white area on the screen or at a sheet of paper. You should see a glowing light bulb!

How many colors do you see? There are only 3 colors: White, green, and pink. There seem to be two different shades of pink, but there is only one pink.

Do you see a couple or a skull?

Count the black dots! :o)

Are the horizontal lines parallel or do they slope?

How many legs does this elephant have?

Do you see the three faces?

Do you see the face? Or an Eskimo?

Do you see a cube missing a corner Do you see a cube missing a corner? Or do you see a small cube in a big one?

Is the blue on the inner left back or the outer left front?

Do you see a musician or a girl's face?

Do you see an old man's face or two lovers kissing?

Fizyolojik illüzyon duyu organlarından kaynaklanır Fizyolojik illüzyon duyu organlarından kaynaklanır. Duyu organları algılama sürecinde yetersiz kalabilir. Psikolojik illüzyon ise daha çok korku, öfke gibi heyecanlardan ya da ihtiyaç, beklenti gibi bireye özgü durumlardan kaynaklanır. Halüsinasyon (Sanrı) : Ortamda olmayan uyarıcıların varmış gibi algılanmasıdır. İllüzyon ile halüsinasyon arasındaki farklar şunlardır : İllüzyonda uyarıcı kaynak, nesnel gerçeklik vardır. Halüsinasyonda dış kaynak yoktur. İllüzyon normal bir psikolojik olaydır, halüsinasyon ise anormal bir durumdur.

Algıyı Etkileyen Diğer Etkenler : Zaman Algısı : Yaşadığımız zaman diliminin içinde bulunduğumuz duruma göre, olduğundan daha uzun ya da kısa algılanmasıdır. Mekan Algısı : Gözleyenin, belirli bir nesnenin yön, büyüklük, biçim, uzaklık gibi özellikleri üzerine duyu organları yoluyla edindiği algıya denir. Hazırlayıcı Kurulum (Beklenti) : Olmasını ya da gerçekleşmesini beklediğimiz bir olay algılamayı etkiler. Birey neye hazırlanıyorsa, neyi bekliyorsa, onu algılama eğilimindedir. Bu duruma da hazırlayıcı kurulum denir. Geçmiş Yaşam Deneyimleri : Geçmişte yaşadığımız olay ya da olaylar, ilgili nesnelerin bellekte bıraktığı izler, yeni algılamalarımızı etkiler. (koşullanma-telkin) Zihinsel Tutum ve Kültürel Ortam : Kültürel ortamın yarattığı zihinsel tutum, nesne ya da olayların algılanmasını etkiler.

Uyarılma İhtiyacı ve Güdülenme (motivasyon) : İnsan davranışı, tipik olarak amaca yöneliktir. Organizmanın, davranışta bulunabilmesi için iç ve dış uyarıcılara gereksinimi vardır. Organizma bu gereksinimleri karşılayarak çevreye uyumunu sürdürür. Uyarıcı gereksinimleri karşılanmayan organizmalar, çevreye uyum zorluğu çekerler; fizyolojik ve psikolojik dengelerini yitirirler. Organizmanın dengesinin bozulmasına yetersiz uyarıcı koşullar kadar aşırı uyarılma da etki eder.

Yetersiz Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin altında uyarıcı ile karşı karşıya kalması sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum gücünü yitirmesidir. İZOLE Aşırı Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin üzerinde uyarıcı ile karşılaşması sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum gücünün azalmasıdır. TRAVMA Homeostasis (Dengeleme) : Organizmanın iç dengesini kendi çabasıyla korumasına homeostasis denir. Bir başka deyişle, yetersiz ya da aşırı uyarılma durumlarında organizmanın çevreye uyum gücünü kendi çabasıyla korumasına homeostasis denir.

Güdü ve Güdülenme : Gereksinim (İhtiyaç) : Organizmada herhangi bir eksikliğin hissedilmesidir. Dürtü : Organizmadaki eksikliği gidermek için doğan güçtür. Güdü : Organizmanın, gereksinimini karşılamak üzere bir davranışı yapmaya istekli duruma gelmesidir. Biyolojik gereksinimler (ihtiyaçlar), fiziksel yoksunluk durumlarından kaynaklanır. Yoksunluk, canlıda bir gerilim durumunu, fizyolojik bir dürtüyü açığa çıkarır. Bu dürtü insanı ya da hayvanı gereksinimini gidermesi için güdüler. Güdülenme : Hayvan ya da insanda organizmayı belirli bir amaca yönelik davranışa iten sürecin tümüne güdülenme denir.

O halde güdülenme süreci şu aşamalardan oluşur : Gereksinim ---> Dürtü --->Güdü --->Davranış Güdü Biçimleri : Maslow'un güdüler hiyerarşisine göre, önce fizyolojik güdüler (piramidin altındakiler), sonra toplumsal güdüler (piramidin üst kısımları) doyurulmalıdır. Ancak öncelik sırası kişiden kişiye değişebilmektedir.

6. Kendini gerçekleştirme gereksinimi 5. Saygınlık gereksinimi 4. Sevgi, sevecenlik gereksinimi 3. Ait olma gereksinimi 2. Güvenlik gereksinimi 1. Fizyolojik gereksinimler

Fizyolojik Güdüler : Organizmanın yaşamı sürdürebilmek için gidermek zorunda olduğu temel gereksinimlerden kaynaklanan güdülere fizyolojik güdüler denir. Bu güdüler, organizmanın fizyolojik ihtiyaçlarından türer. Organizmanın gereksinimlerini karşılamaya yöneliktirler. Organizmanın eksikliklerini gidermek amacı ile iç dürtülerce ortaya çıkarılırlar. Doğuştandırlar. Ancak öğrenme yoluyla bir dereceye kadar değiştirilebilirler. Tüm canlılara özgü oldukları için evrenseldirler.

Toplumsal Güdüler : İnsanların toplumsal gereksinimlerinin giderilmesine yönelik güdülerdir. Toplumsal kökenli güdüler, erişkin insanın deneyim ve davranışlarının şekillenmesinde etkili olan en önemli iç etkenler arasındadırlar. Toplumsal kökenli güdüler toplumsal yaşam içinde öğrenmeyle oluşurlar. Yaşa bağlı olarak sayıları artan güdülerdir. Toplumsal güdülerin temelinde çoğu zaman fizyolojik güdüler vardır. Toplumsal güdülerle fizyolojik güdüler çatıştığında çoğunlukla fizyolojik güdüler baskın çıkar.

İçgüdü : Öğrenilmeden yapılan, niçin yapıldığının bilincinde olunmayan, türün tüm bireylerinde bulunan kalıtsal davranışlara içgüdü denir. Bu tanıma göre, içgüdü davranışları; Öğrenilmeden yapılır. Doğuştandır. Canlı niçin öyle davrandığının bilincinde değildir. Yani davranış otomatiktir. Türün tüm bireylerinde bulunur. Kalıtsaldır.

İçgüdü ile iç dürtü (fizyolojik güdü) ve refleks davranışlar arasındaki farklar şunlardır : a) İç dürtülerde davranış bir iç uyarıcı sonucudur. b) Reflekslerde davranış bir dış uyarıcı sonucu yapılırken, c) İçgüdü davranışları iç ya da dış hiçbir uyarıcı olmadan otomatik olarak gerçekleşebilir.

Refleks : Dıştan gelen uyarıcılar karşısında aniden gösterilen istem dışı tepkilere refleks denir. Heyecan : Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi gibi nedenlerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu dönemine heyecan denir. Heyecan, çeşitli cihazlarla da ölçülebilen bir psikolojik olaydır. Duyguların şiddeti, yoğunluğu arttıkça heyecan durumu ortaya çıkar. Bu durum kısa sürer. Organizmada değişiklik ve gerginlik yaratır.

Duygu ve heyecanlar üç öğeden oluşurlar a) Vücut ve yüzdeki fizyolojik değişiklikler b) Olayların yorumlanması gibi bilişsel süreçler c) Deneyim ve duygu - heyecanın ifade biçimini şekillendiren kültürel etkiler.

Heyecan yaratan oluşumlar: Korku, kızgınlık, üzüntü, keder, sevinç, keyif, haz, neşe, nefret gibi biyolojik temelli duygu - heyecanlar evrensel yüz ifadelerine sahiptir. Heyecan yaratan oluşumlar: Şiddeti yüksek uyarıcılar. Ansızın ortaya çıkan güdüler. Normal yaşamı değiştireceği beklenen olaylar. Çocuklarda daha çok fizyolojik gereksinimlerini doyurmaya yönelik güdüler heyecan oluştururken, yetişkinler daha çok psikolojik ve toplumsal güdülerden etkilenerek heyecanlanırlar.