SHÇEK RİZE YETİŞTİRME YURDU NİSAN-2003

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
ÇOCUK NASIL ÖĞRENİR?.
Advertisements

YAŞAMIN ÖĞRETTİKLERİ (psikoloji arşivi)
Bunu okursanız iyi olur
Başkalarını affettiğimizde
ASIL EKSİKLİK Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
HAYATIN İÇİN TALİMATLAR :  Çavdar ye.  İnsanlara istediklerinden fazlasını ver, ve bunu kalben isteyerek yap.  En sevdiğin şiiri ezberle.  Duyduğun.
BAŞARI VE MUTLULUK Ramazan BERKEBAN Psikolojik Danışman
EĞİTİM BAŞARISINI ARTTIRMADA ANNE BABANIN ROLÜ
Tıklayınız lütfen Tüm çağların tüm büyük adamlarının en büyük müşterek sırları, bilinç altları ile iletişim kurabilmeleri ve bu güçlerini kullanabilmeleri.
HAZIRLAYAN VE SUNAN EMRE ŞEN GÖKHAN DERİN
Değerler Eğitimi Özgüven.
Bu India’dan gelen TANTRA.
Hayatla yüzleşmeyi dene!
SINAV KAYGISI VE BAŞETME YOLLARI
BİR YETİŞKİNİN BİR ÇOCUĞA SÖYLEDİĞİ EN GÜZEL 30 SÖZ
Biraz moral bulalım.
AİLE EĞİTİM SUNUSU 5.
Zor insanla başa çıkma yolları
Dövüş ustası olanlar öfkelenmezler. Kazanma ustası olanlar korkmazlar
İngilizceden çeviri : Orkideler İngilizceden çeviri : Müzik: Autumn Rose.
KENDİNİ DÜŞÜN. KENDİNİ DÜŞÜN Kimi istersen onu seç, ama önce kendini seç. Kendin için yaşa, Kendin için sev, kendin için aşık ol. Kendini beğen ve.
KİŞİSEL GELİŞİM Burak Bayram Kadir Türk Tolga Ülkü
ANNE-BABA ÇOCUK İLETİŞİMİ
SINAV KAYGISI VE BAŞETME YOLLARI
HALKALI GÜNEŞ ORTA OKULU
PSİKOLOJİK DANIŞMA İLE İLGİLİ ÖNYARGILAR
SINIF YÖNETİMİ “ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ ANNE-BABA EĞİTİMİ Mİ?”
HEDEF VE AMAÇ BELİRLEMEK BAHÇE MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ
ANNELER BABALAR/ÇOCUĞUNUZ SINAVA GİRİYOR …. Çocuklarımızı çok severken kişisel isteklerimizin, beklentilerimizin onlar için belki de aşırı bir yük olacağını.
Farklılaştırılmış Öğretim
Hayatta,birşeyin eksikliğini hissettiğimiz
Kim olduğunu Başına gelen Değil, Senin hareket Tarzın belirler, .
SINAV KAYGISI VE BAŞETME YOLLARI
KENDİNİ SEV HAZIRLAYAN : ELİF ÖZDEMİR
SINAV KAYGISI VE BAŞ ETME YOLLARI
MOTİVASYON.
Sınav kaygısı. Sınav kaygısı nedir * öğrenilen bilginin sınavda hatırlanamaması, kullanılamaması bunun olacağına dair kişide oluşan olumsuz senaryolardır.
Sınav Kaygısı ve Önleme Yolları.
EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ AİLE EĞİTİM SEMİNERİ
OKUL BAŞARISIZLIĞI.
ETKİLİ İLETİŞİM.
SINAV KAYGISI.
ÖZGÜVEN GELİŞTİRME EĞİTİMİ
KAYGI VE TEST EDİLME KAYGISI
AMAÇ BELİRLEME.
SINAV KAYGISI DENİZLİ REHBERLİK ve ARAŞTIRMA MERKEZİ.
ALAN TERCİHLERİ VE MESLEK SEÇİMİ
ASIL EKSİKLİK.
ERGENLİK DÖNEMİ VE GENÇLERLE İLİŞKİLER
KAYGI NEDİR. Büyük felaketler büyük insanların yetiştiği okuldur
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ
Sınav Kaygınızı Azaltın
Bilal BİLGİN - Gazi Anaokulu- Rehber Öğretmeni
DUYGULARI İFADE EDEBİLME
Bülent Uran Eğitim Danışmanlık.  3D  D UYGU  D ÜŞÜNCE  D AVRANIŞ  Varlığımıza ait olduğunun bildiğimiz ama teknolojik -objektif ölçeklerle ölçülemeyen.
KİŞİSEL GELİŞİM & İKY.
AİLELERİN KABUL SÜREÇLERİ Nazim DUMAN Müdür Yardımcısı Maltepe Rehberlik ve Araştırma Merkezi Kasım 2012.
Hazırlayan: Mustafa KUMCU Mobilya ve İç Mekan Tasarımı Öğretmeni
SINAV KAYGISININ NEDENLERİ Zamanı iyi kullanamama Kötü çalışma alışkanlıkları Beklenti düzeyi Görev ve sorumlulukları erteleme Başarısız olma ve değerlendirilme.
ICF Aylık Üye Toplantısı 11 Aralık 2012 Didem Şen Pamuk.
Anksiyete ve depresyonla karışan durumlar Prof. Dr. Kültegin Ögel Acıbadem Üniversitesi
OLUMLU DÜŞÜNCE NEDİR? Hayatın her alanında, bizi her konuda etkileyen aslında bizim olaylara nasıl baktığımızdır. Şunu unutmamak gerekir ki; meydana.
SINAV KAYGISI VE BAŞETME YOLLARI
SINAV KAYGISI VE BAŞETME YOLLARI
KENDİNİ SEV.
SINAV KAYGISI VE BAŞETME YOLLARI
BİREYSEL MOTİVASYON TEKNİKLERİ
Sunum transkripti:

SHÇEK RİZE YETİŞTİRME YURDU NİSAN-2003 GENÇLİK VE DEĞİŞİM SHÇEK RİZE YETİŞTİRME YURDU NİSAN-2003

ARTIK DEĞİŞMELİYİZ... İnsan kendisini değiştirebilir mi? Alışkanlıklarından vazgeçip yeni alışkanlık ve tavırlar geliştirebilir mi? Niçin bir çok defa karar vermemize rağmen, bir türlü arzu ettiğimiz değişiklikleri gerçekleştiremiyoruz?

EĞER Değişimin gerekli olduğuna inanır ve değiştirmek isterse, Bu değişimin nasıl olacağı konusunda bir yol gösterenle işbirliği yaparsa, Yeni öğrendiğini bıkmadan usanmadan defalarca tekrarlarsa İNSAN DEĞİŞEBİLİR

Düşündüklerimiz gerçek olur. Kendimiz hakkında düşündüklerimiz daha sonra gerçeğe dönüşüyor. İçinde bulunduğumuz olaylara biz sebep oluyoruz, sonra da bunlardan duyduğumuz sıkıntı, üzüntü ve düş kırıklığı için bir başkasını suçluyoruz. Aklımızla düşünce oluşturan yalnızca biz olduğumuza göre; düşüncelerimizle barış, uyum, denge oluşturabilirsek yaşantımız da huzurlu olur.

İnançlarımız ayna gibidir Eğer “Hayat yalnızlıktır ve kimsenin beni seveceğine inanmıyorum”u seçiyorsam, hayatımda da bunu bulacağım. Ama, bu inancı kafamdan atmak ister de , “Sevgi her yerde. Ben seven ve sevilen bir kişiyim” gibi olumlu bir düşünceyi benimser ve bunu kendime sürekli tekrarlarsam, bu da benim yeni gerçeğim olacaktır.

Olumsuz düşünmeyi öğrendik Kendimiz ve yaşamımız hakkında ne düşünmemiz gerektiğini çevremizdeki yetişkinlerin tepkilerinden öğrendik. Eğer mutsuz, korku, suçluluk yada öfke dolu insanların içinde yetişmişseniz olumsuz düşüncelerin yoğun olduğu bir hayatınız var demektir.

Yetişkinleri model alıyoruz Kendimizi sevmeyi ve desteklemeyi de aynı şekilde yapıyoruz. “Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorsun.” “Hep senin hatan.” bunları ne sıklıkla kendinize söylüyorsunuz? “Harikasın.” “Seni seviyorum.” Ya bunları ne kadar sık söylüyorsunuz?

Olumsuz düşünceler geçmişte kaldı... Hayatınızın bu anına kadar yaşadığınız tüm deneyimler, geçmişinize dayanan düşünce ve inançlarınızın ürünüdür. Ama bunlar yaşandı ve bitti. Şimdi önemli olan, bu andan itibaren neyi düşünmeyi, neye inanmayı ve neyi söylemeyi seçtiğiniz.

Seçiminizi iyi yapın... Seçiminiz geleceğinizi oluşturacak. Şu anda ne düşündüğünüze dikkat edin. Olumlu mu, olumsuz mu? Bu düşüncenizin yarınınızı biçimlendirmesini istiyor musunuz? Dikkat edin ve farkında olun.

Duygularımızı düşüncelerimiz oluşturur... “Ben kötü bir insanım” diye bir düşünceniz varsa, bu düşünceniz bir duygu oluşturur ve siz de bu duyguya kendinizi kaptırırsınız. Oysa böyle bir düşünceniz olmasaydı, böyle bir duygunuz da olmayacaktı.

Önce düşünceler değişmeli... Düşünceler ise değiştirilebilir. Düşüncenizi değiştirin, duygularınız da ortadan kaybolacaktır. Sorunumuz ne olursa olsun, yaşadıklarımız, iç dünyamızın dışarıya yansıyan sonuçlarıdır.

Olumsuz iki duygu... İnsanların çoğu az yada çok kendinden nefret ve suçluluk duygularıyla boğuşuyor. Bu iki olumsuz duygu ne kadar fazlaysa, hayatımız da o kadar mutsuz oluyor. Bu iki duygu azaldıkça da yaşamımız her boyutuyla daha iyiye doğru gidiyor.

Yanlış inançlar... Hemen herkesin çekirdek inancı: “Yeterince iyi değilim” yada “Layık değilim” inancıdır. Bunları söyleyenlerden misiniz? Yeterli olmadığınızı düşünüyor yada hissediyor musunuz? Ama kime göre? Kimin standartlarına göre? Eğer bu inancınız güçlüyse, o zaman nasıl sevgi dolu, mutlu başarılı, sağlıklı bir hayat oluşturabilirsiniz?

KIRGINLIK-YARGILAMA SUÇLULUK-KORKU Bu dört duygu hem bedenimiz, hem de yaşamımızdaki temel sorunların kaynağı oluyor Bu duygular, yaşam deneyimlerimizin sorumluluğunu almak yerine, başkalarını suçlamaktan kaynaklanıyor. İçimizdeki bazı düşünceler, bu tür davranışları gösteren kişileri yanımıza çeker. “Herkes beni sömürüyor” diye düşünüyorsak, bizi sömürmek isteyenleri yanımıza çekmiş oluruz. Bu tür düşüncelerimizi değiştirdiğimiz zaman, o tür kişiler de başka kapıya gideceklerdir.

Coşkunuzu arttırın... Başarmak çalışmaya, çalışmak emeğe, emek dayanma gücüne ihtiyaç duyar. Tüm dayanma gücümüz ruhumuza yüklenmiş enerjidir. Bu enerjinin ne kadar artmasını sağlarsanız o kadar dayanacaksınız. Enerji coşkudur ve coşku çevresindeki her şeyi mıknatıs gibi kendine çeker.

Bizi sınırlayan şartlar mı? Şu anda acı çekiyor olabilirsiniz. Öfkenizi şiddetlendiren, sinirlerinizi geren olayların altında eziliyor olabilirsiniz. Terk edilmiş, yalnızlığın içinde bunalmış olabilirsiniz. Hangi şartlar altında olursanız olun harika bir dünya üretebilirisiniz.

Farkı oluşturan yorumlarımızdır Sandığınız gibi herkes aynı olaylar karşısında aynı duygu ve düşünceyi yaşamaz. Yani yaşadığımız dünyayı farklılaştıran, cennete ve cehenneme çeviren biziz. Duyduğumuz acılar ve aldığımız zevkler sadece bizim onlara verdiğimiz anlamdan kaynaklanır.

Olayları yorumlama şeklimiz: Karşılaştığımız olayı yorumlama şeklimiz duygusal durumumuzu belirliyor. Duygusal durumumuz ise davranışlarımızı belirliyor. Davranışlarımız ise ürettiğimiz sonuçları belirliyor.

Kötü yorum kötü sonuç ilişkisi Gömleğimizin en üstündeki düğmesini bir alt deliğe iliklediğimizde nasıl ki diğer tüm düğmeler de yanlış deliğe ilikleniyorsa; yararsız yorum şekli de yararsız duygular, yararsız duygular ise yararsız davranışlar üretir. Olayları bizleri güçlendirecek, eyleme sevk edecek şekilde yorumlamak kendi elimizdedir.

Bir balık nasıl tembelliğe düşürüldü? Köpek balıkları üzerinde bir deney yapıldı. Araştırmanın amacı bir köpek balığının kararlılık düzeyi ve yaşadığı olayları nasıl anlamlandırdığı ile ilgili bilgi toplamaktı. Deney şöyle yapılmıştır.

Bir balık nasıl tembelliğe düşürüldü? Köpek balıkları üzerinde bir deney yapıldı. Araştırmanın amacı bir köpek balığının kararlılık düzeyi ve yaşadığı olayları nasıl anlamlandırdığı ile ilgili bilgi toplamaktı. Deney şöyle yapılmıştır.

Bir balık hikayesi... Bir köpek balığı uzun süre aç bırakılır. Sonra bir akvaryuma yerleştirilir. Akvaryum cam bölme ile ikiye ayrılmıştır. Cam bölmenin diğer kısmında köpek balığının yiyebileceği ebatlarda başka bir balık bulunmaktadır. Uzun süre aç kalmış köpek balığı hemen o balığa saldırır.

Denemeler sürüyor... Ancak fark edemediği cam bölmeye çarparak şaşırır. Tekrar döner bir daha saldırır, gene cama çarpar. Kahramanımız çok açtır ve tanımlayamadığı bir “dış engelleyici” tarafından hedefine ulaştırılmamaktadır. Şaşkın ve öfkeli durumdadır. Tekrar dener, tekrar cama çarpar.

Engellenmişlik hissi Bir yanda katlanılmaz düzeye ulaşan açlığı, bir yanda yaşadığı “engellenmişlik hissi” vardır. Köpek balığı açlığın etkisiyle motive olup saldırmakta ancak engele çarpınca “demotive” olmaktadır.

Ve sürpriz... Engellenmişlik hissi, öfke, açlık, hayal kırıklığı , umutsuzluk ve depresyon duyguları içinde yaşayan köpek balığımız 2 gün sonra artık küçük balığı yemek için hiçbir teşebbüste bulunmamaya başlar. Onun artık hiç hareket etmediğini gören bilim adamları ona bir sürpriz yaparlar.

Yanlış şartlanmanın sonucu... Aradaki cam bölmeyi kaldırırlar! Şaşırma sırası bilim adamlarındadır. Çünkü köpek balığı “o balığı yiyemem” inancı geliştirdiği için, hiçbir teşebbüste bulunmamaktadır. Bilim adamları bunun üzerine küçük balığı kovalayarak büyük balığın sahasına getirirler.

Ve köpekbalığı ölür... Onun arkasından, sağında solunda, ağzının yanında dolaştırırlar. Ancak köpek balığı yine de o balığı yemez. Trajikomik bir şekilde, açlıktan ölür ama yine de yemez! Peki neden o balığı yememiştir? Aç ama gururlu bir köpek balığı olduğundan mı?

Öğrenilmiş çaresizlik Bu deneyden sonra köpek balığının davranışlarına yön veren unsura “öğrenilmiş çaresizlik” denmiştir. Tembellik ve acziyet hali öğrenilen bir davranış şeklidir. Bu kavramdan hareketle “gariban” olmanın öğrenilebilir bir tavır olduğunu söyleyebiliriz. O halde, Müslümcü doğulmaz Müslümcü olunur

İnançlar davranışları etkiler... Bu deney inançların davranışlar üzerinde ne kadar güçlü etkiye sahip olduğunu göstermiştir. “Ne yaparsam yapayım o balığı yiyemeyeceğim” inancı, köpekbalığını eylemsizlik/atalet durumuna sürüklemiştir.

Köpekbalığının hatası Köpekbalığının en büyük hatası, koşullar değiştiği halde inançlarının aynı kalması, değişmemesidir. Başlangıçta ne yaparsa yapsın o balığı yiyemeyecek durumdaydı. Ancak zamanla o balığı yiyebilecek duruma geldiğinde hâlâ eski inançlarıyla hareket etti ve yanıldı.

Doğru bir şekilde beklemeyi öğrenin! Köpekbalığı arada cam engeli varken istediği kadar atak, zeki, plânlı, “profesyonel” yada cesur olsun, fark etmeksizin o balığı yiyemeyecekti. Yapması gereken sabretmek, ama atalete düşmemekti. Deneme cesaretini yitirmemeliydi. Sabır yanlış anlaşılırsa atalete düşüren ancak doğru anlaşıldığında da harikalar üreten bir kavramdır.

Tembellik üreten inanç ve düşünceler: Değişmezlik inancı: “Böyle gelmiş böyle gider” Etkisizlik inancı: “Sen kim oluyorsun ki yada ben kim oluyorum ki” Gereksizlik inancı: “Yapsam da ne değişecek ki” Erteleme inancı: “Daha sonra yapabilirim”

Tembellik üreten inanç ve düşünceler: Yararsızlık inancı: “Bunu yapmanın bana/memlekete hiçbir faydası yok” Anlamsızlık inancı: “Bunu yapmamı istemek çok saçma, aptalca” Kontrolsüzlük inancı: “Bunu yapabilmek benim elimde değil” Yetersizlik inancı: “Ben bunu yapmak için henüz yeterli değilim”

Tembellik üreten inanç ve düşünceler: Mükemmeliyetçilik inancı: “En iyisini yapıncaya kadar hiçbir şey yapmamalıyım” Başaramam inancı: “Ben bunu başaramaz ve hayal kırıklığı yaşarım”

Hareket üreten inanç ve düşünceler: Etki inancı: “Yaptıklarımla küçük de olsa bir şeyleri olumlu yönde etkileyebilirim” Katkı ve kazanç inancı: “Bunu yapmış olmakla hem diğer insanların hayatlarına katkıda bulunacağım, hem de kendim için maddi manevi kazançlar sağlayacağım”

Hareket üreten inanç ve düşünceler: Kontrol inancı: “Bu işi yapmak/başarmak daha çok kendi kontrolümde. Yada kendi kontrolüme almanın bir yolunu bulabilirim” İç potansiyel ve yeterlilik inancı: “Bu işleri yapmak için asgari yeterliliklere/yeteneklere sahibim. Yetersiz olduğum noktalarda da kendimi geliştirerek, öğrenerek yeterlilik kazanabilirim”

Hareket üreten inanç ve düşünceler: Gerekirlik inancı: “Bunu benim yada birisinin yapması gerekiyor/yada istediklerimi almam için bunları yapmam gerekiyor. İstediklerimden vazgeçmediğime göre bunları yapmanın kolay ve eğlenceli bir yolunu bulmalıyım.” Başarabilirim inancı: “Benim yapanlardan eksik bir yanım yok. Ben de hedef koyup, nasıl yapıldığını öğrenip, sonra da eyleme geçersem başarabilirim. Onlar yaptı oldu, ben de olabilirim.”

Hareket üreten inanç ve düşünceler: Önemlilik inancı:”Bu benim için olmasa bile başkaları için çok önemli bir iş. Başkaları için önemli olması benim de önem vermemi gerektirir. İstediğim gibi bir hayat kurmak yada aldığım hizmetlerin karşılığını vermek adına olması fark etmeksizin bunu yapmam gerekiyor. Anlamsız taraflarını düşünerek değiştirebilirim.”