Eğitimin Psikolojik Temelleri

Slides:



Advertisements
Benzer bir sunumlar
II.BÖLÜM GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR
Advertisements

Psikolojinin Konuları
Bilişsel Gelişim?.
Öğrenme & Davranışcı Yaklaşım
BEBEKLER Giriş.
YAŞAM ALANI Lewin ve Gestalt Selma Çelik
A-BİLİŞSEL GELİŞİM İlk İki Yılda Görülen Bilişsel Gelişim : Bebek doğumunun ilk gününden itibaren çevresini keşfetme çabasına başlar. Keşif çabasında.
ZiHiNSEL ÖZELLiKLER.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ
5. BÖLÜM KİŞİLİK GELİŞİMİ
Öğrenme ilkeleri Prof Dr Süheyla Ünal.
PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK HİZMET ÇEŞİTLERİ
MENEMEN HALK EĞİTİM MERKEZİ
EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ
BUGÜN Freud ve Erikson’un karşılaştırılması
ÖĞRENMENİN DOĞASI.
Gelişime Giriş.
PSİKOLOJİK DANIŞMA KURAMLARI
Öğrenme Öğretim sürecinde kullanılan stratejiler genel olarak üç grupta toplanabilir: Pasif öğretim (öğretmen merkezli) Etkileşimli öğretim Aktif öğrenme.
PSİKOSEKSÜEL GELİŞİMİ
ÖĞRENME KURAMLARI DAVRANIŞÇI ÖĞRENME BİLİŞSEL ÖĞRENME.
Eğitimin psikolojik temelleri
ÖĞRENME VE ÖĞRETMENİN KURAMSAL TEMELLERİ
Yapısal Kişilik Kuramı
Kişilik Gelişimi.
Öğr. Gör. Dr. Şirin KARADENİZ
PSİKOLOJİ EĞİTİM.
Öğretim İlke ve Yöntemleri
EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ
Psikososyal Gelişim Erik Erikson, Freud’un kuramını ergenlikten sonra yaşlılığa kadar genişleterek sekiz psikososyal gelişim dönemini tanımlamıştır. Gelişimde.
BİLİŞSEL (KOGNİTİF) GELİŞİM
5. BÖLÜM EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ Öğrenci bu bölümü Öğrendiğinde; Eğitim Psikolojisini açıklar kavrar, Eğitim ile psikoloji arasındaki işbirliğini.
Eğitimin Psikolojik Temelleri
Eğitim Psikolojisi -Eğitim Psikolojisinin Kapsamı-
KİŞİLİK,SOSYAL, DUYGUSAL VE AHLAKSAL DEĞİŞİM
ÖĞRENME KURAMLARI Bilindiği gibi öğrenme , yaşam boyu devam eden ve davranışta kalıcı değişiklikler oluşturan bir süreçtir. Sağlıkla ilgili eğitim etkinlikleri.
Bölüm 5: Eğitimin Psikolojik Temelleri Dr. Oğuz ÇETİN
BİREYİN GELİŞMESİ Yrd. Doç. Dr. İhsan SARI
PSİKOLOJİDE EKOLLER.
Yapısal Kişilik Kuramı
BÖLÜM 7 AHLAKİ GELİŞİM, DEĞERLER ve DİN. BÖLÜM 7 AHLAKİ GELİŞİM, DEĞERLER ve DİN.
BRUNER’İN BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ
GİRİŞ.
Yrd. Doç. Dr. Mustafa TOPRAK
Sosyal Öğrenme Kuramı (Bandura)
BİLİŞSEL GELİŞİM: İYİ SEYİRLER .
TANIMLAR PSİKOLOJİ: İnsan ve hayvan
BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİM
Deney Bilimsel bir gerçeği kanıtlamak için yapılan deneyler, bilimsel olayların çocuklar tarafından somut bir şekilde yapılmasını sağlamakta ve çocukların.
İNSAN VE PSİKOLOJİ. Psikoloji Psikoloji “insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalı”dır (Morris, 2002). Psikoloji üç alanda bireylere fayda sağlamaktadır.
Erken Çocukluk Döneminde Sağlık Bilimleri Fakültesi
ÖĞRENME.
Sağlık Bilimleri Fakültesi
KİŞİLİK GELİŞİMİ. KİŞİLİK Kişilik, bireyi diğer bireylerden ayırt eden, tutarlı olarak sergilenen, bireye özgü özellikler bütünüdür. Kişilik= Huy + Karakter.
II.BÖLÜM GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR. Kazanımlar Bu üniteyi tamamladığınızda aşağıdaki hedeflere ulaşmanız beklenmektedir: Gelişimle ilişkili olan.
GELİŞİM VE ÖĞRENME PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ.
KİŞİLİK GELİŞİMİ PSİKOANALİTİK KURAM.
Eğitim; bireyin içinde yaşadığı toplumda yeteneğini, tutumlarını ve olumlu değerdeki diğer davranış biçimlerini geliştirdiği süreçler toplamıdır. Bireyin.
Güdülenme ve Bireysel Farklılıklar
GELİŞİM VE ÖĞRENME ÖĞRENME TEORİLERİ VE KLASİK ŞARTLANMA
AİLEDE İLETİŞİM.
GELİŞİMİN İLKELERİ ÖĞR.GÖR.CEM SAMUT.
GELİŞİM DÖNEMLERİ İÇİNDE RUH SAĞLIĞI İLKELERİ
Öğrenme Psikolojisi Giriş.
PSİKOLOJiYE GiRiŞ.
ÖĞRENME.
Erken Çocukluk Döneminde Sağlık Bilimleri Fakültesi
EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ Öğr. Gör. Osman ALBAYRAK RİZE.
GELİŞİM.
ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİ (3-6)
Sunum transkripti:

Eğitimin Psikolojik Temelleri

Öğretmenlerinizin farklı özellikleri? Öğretmenleriniz disiplin sorunları için ne tür çözümleri vardı? Eğitim & Psikoloji ilişkisi

Eğitimin bireyi toplumsallaştırması… Eski Yunan’da «Sokrates: soru sorma»

«Platon ve Aristo: zihin, duygu ve bedenin birlikte geliştirilmesi»

«Farabi: eğitim sözel olmaktan öte ahlaki olmalıdır»

«İbn-i Sina: Eğitim sınıf veya statü farkı gözetilmeksizin herkesin hakkıdır. Çocuklar kendi yaşıtlarıyla beraber eğitilmelidir. Öğretmenler, çocukların ilgi ve yeteneklerine göre eğitim vermelidir. Eğitim baskıya dayalı olmamalıdır.

Rönesans sonrası eğitim… • 16. yy’da Erasmus (Hol.): cezanın olmadığı eğitim

17.yy’da Ratke (Alm.): modern eğitim yöntemleri

Comenius (Çek Cum.): Eğitimde bireysel farklılıklar önemlidir. Öğretim programları çocukların gelişim özelliklerine göre ayarlanmalıdır.

J.Locke (İng.): Çocuk zihni boş bir levhadır. Çocuklara faydalı bilgiler verilmelidir.

Rousseau (Fr): Eğitim, çocukların gelişim dönemlerine ve bireysel özelliklerine göre ayarlanmalıdır.

Pestalozzi (İtalya): Yaparak yaşayarak öğrenme

Johann Friedrich Herbart (Alm): Öğretimde etkili teknikler üzerinde durmuş, eğitim ile psikolojiyi kesiştirmiştir (eğitim psikolojisi)

Farabi ve İbn-i Sina’ya göre eğitimin işlevi? Eğitim programının çocukların gelişim özelliklerine göre düzenlenmesi gerektiğini ileri süren ilk bilim adamı kimdir? Eğitim Psikolojisinin ortaya çıkmasına yönelik ilk düşünceler hangi bilim adamına aittir?

Bölümün Örüntüsü 1. GİRİŞ 2. İNSANIN GELİŞİMİ: GELİŞİM PSİKOLOJİSİ VE EĞİTİM 2.1.Gelişim Psikolojisinin Belli Başlı Kavramları 2.1.1. Büyüme 2.1.2. Olgunlaşma 2.1.3. Öğrenme 2.1.4. Hazırbulunuşluk 2.1.5. Davranış ve çeşitleri 2.1.6. Gelişim Dönemleri 2.1.8. Gelişim görevleri 2.1.9. Gelişme ve Gelişim 2.2. Gelişimin Temel İlkeleri 2.3. Gelişim Dönemleri ve Başlıca Gelişim Görevleri 2.4. Belli Başlı Gelişim Kuramları 2.4.1. Psikoseksüel Gelişim Kuramı (Freud) 2.4.2. Psikososyal Gelişim Kuramı (Erikson) 2.4.3. Zihinsel Gelişim Kuramı (Piaget) 3. İNSANIN ÖĞRENMESİ: ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ VE EĞİTİM 3.1.Öğrenme Psikolojisinin Belli Başlı Kavramları 3.1.1. Öğrenme 3.1.2. Güdülenme (Motivasyon) 3.1.3. Öğrenmenin transferi 3.2.Belli Başlı Öğrenme Yaklaşımları 3.2.1. Davranışçı Yaklaşımda Öğrenme(Pavlov, Skinner, Watson) 3.2.2. Sosyal Öğrenme Kuramı (Bandura) 3.2.3. İnsancıl (Hümanistik) Öğrenme Yaklaşımı (Rogers) 3.2.4. Bilişsel Öğrenme Yaklaşımı (Gágne)

Eğitim “Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla istendik yönde nispeten kalıcı izli davranış değiştirme süreci” (Ertürk, 1972, 79) olarak tanımlanmıştır.

Psikoloji Psikoloji “insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalı”dır (Morris, 2002). Psikoloji üç alanda bireylere fayda sağlamaktadır.

Birinci olarak psikoloji insanın kendini daha iyi tanıması, davranışlarının nedenlerini anlaması fırsatı sunmaktadır. İkinci olarak diğer bireyleri, hayvanları daha iyi anlamayı ve onlarla empati kurmayı sağlamaktadır. Üçüncü olarak anne babadan başlayarak çevredeki insanları, çevredeki grupları, toplumu daha iyi anlayarak çevreyle uyum kurmayı sağlamaktadır. Uyum ise psikolojik dengenin temelini oluşturmaktadır.

Eğitim ve Psikoloji Eğitim öğrencilerin davranışlarını istendik yönde değiştirebilmek için psikolojiyle işbirliği yapmaktadır. Psikoloji biliminin ortaya koyduğu bulgular eğitimin geliştirilebilmesi için kullanılmaktadır. Bunun yanında eğitim kurumlarında öğrencilerin psikolojik sağlıklarının korunmasında da psikolojiden yararlanılmaktadır.

Ders anlatırken öğrenci psikolojisinin bilinmesi öğretmenlere büyük avantajlar sağlamaktadır. Öğretmenlerin kişilerarası iletişim becerilerine sahip olmaları, öğrencilerle, diğer öğretmenlerle ve velilerle iyi iletişim kurabilmelerinde ve karşılaştıkları sorunları kolayca aşmalarında yardımcı olmaktadır. Öğrencilerin derse karşı tutumları, motivasyonları, dikkatlerinin derse çekilmesi, kaygıları dersin işlenmesine etki eden önemli psikolojik faktörlerdir.

Eğitim Psikolojisi Psikolojinin eğitim ile kesiştiği nokta eğitim psikolojisinin konu alanını oluşturmaktadır. Uygulamalı psikolojinin alt dallarından eğitim psikolojisi genel olarak gelişim psikolojisi ve öğrenme psikolojisini kapsamaktadır. Bunun yanı sıra eğitim psikolojisinden engelli ve üstün zekâlı çocukların eğitimlerinde, sivil savunma birimleri ve ordu için, güvenlik, arama ve kurtarma amaçlı kimi hayvanların eğitilmesinde de yararlanılmaktadır.

Gelişim Psikolojisi Gelişim psikolojisinin kapsamında döllenmeden başlayarak ölüme kadar geçen süreç içerisindeki fiziksel, zihinsel, ahlaki vb. her türlü gelişim alanındaki değişiklikler incelenmektedir. Gelişim psikolojisi, biyolojik, psikolojik ve davranışsal yeteneklerin basitten karmaşık sistemlere doğru değişiminin incelenmesi olarak da tanımlanmaktadır (Woolfolk, 1998, 12).

Büyüme: Genel olarak tüm vücudun, iç ve dış organların kilo, hacim, boy, genişlik açısından sayısal artışıdır. Büyüme vücudun değişik organlarında değişik hızlarda gerçekleşmektedir.

Olgunlaşma: Vücut organlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu yerine getirebilecek düzeye gelmesi için, öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak, kalıtımın etkisiyle geçirdiği biyolojik bir değişmedir (Senemoğlu, 2005, 12).

Öğrenme: Bireyin çevresiyle belli bir düzeydeki etkileşimleri sonucunda meydana gelen nispeten kalıcı izli davranış değişimleridir (Senemoğlu, 2005, 13; Fidan, 1986, 13). Hazırbulunuşluk: Büyüme ve olgunlaşmayı içine alan bir kavramdır. Yeni bir öğrenme durumu için her türlü gelişim alanının hazır hale gelmesini ifade etmektedir.

Davranış: Organizmanın her türlü hareketine davranış adı verilmektedir Davranış: Organizmanın her türlü hareketine davranış adı verilmektedir. Organizmanın gözlenebilen ya da gözlenemeyen, açık ya da örtük etkinliklerinin tümüdür. Örneğin konuşma, yazma, düşünme, kalbin çalışması vb. (Senemoğlu, 2005, 91).

a. Doğuştan gelen davranışlar b. Geçici davranışlar c. Sonradan kazanılan öğrenilmiş davranışlar

a. Doğuştan gelen davranışlar İçgüdüsel ya da refleksif davranışlarla ortaya çıkan davranışlardır. Belli bir uyarıcısı olan , ertelenebilen ani ve basit davranışlar refleksif davranışlardır. Doğuştan potansiyeli olan, olgunlaşma sonucu ortaya çıkan türe özgü davranışlara da güdüsel davranış denmektedir. Örneğin bir arının bal yapması güdüsel bir davranış türüdür.

b. Geçici Davranışlar: Alkol, ilaç vs etkisiyle oluşan kısa süreli davranışlardır. c. Sonradan kazanılan öğrenilmiş davranışlar: Öğrenme ürünü olarak sonradan kazanılmış davranış türüdür.

Gelişim Dönemleri: Belirli özelliklerin ön plana çıktığı gelişim aşamalarına dönem denilmektedir. En basit dönem sınıflaması yaşa göre yapılandır (Bayraktar, 1991, 182).

Kritik dönem: Çocukların bazı gelişim dönemlerinde ve yaşlarda belli tür öğrenmelere karşı yüksek duyarlılık gösterdikleri dönemlere kritik gelişim dönemi denmektedir. Bu dönemlerde çocuklar çevrede düzenlenen belli öğrenme yaşantılarını diğer dönemlerden daha hızlı kazanmaktadırlar (Senemoğlu, 2000, 18).

Gelişim görevleri: İnsanın bir gelişim evresinde gerçekleştirmesi beklenen büyüme, olgunlaşma düzeyi ve davranışlardır (Başaran, 2000, 24).

Gelişme ve Gelişim: Organizmanın büyüme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkileşimiyle sürekli ilerleme kaydeden değişmesidir. Gelişme ürün olarak ele alınmakta, gelişim bu ürünün süreç yönü olarak tanımlanabilmektedir (Senemoğlu, 2000, 16). Kalıtım, çevre ve hormonlar gelişimi etkileyen etmenlerdir.

Gelişimin Temel İlkeleri Gelişim kalıtım ve çevre etkileşiminin ürünüdür. Gelişim yordanabilir belli bir sıra izlemektedir. Gelişim süreklidir, belirli aşamalar halinde gerçekleşmektedir. Gelişim ileriye doğrudur ve birikimli bir süreçtir. Gelişimde belirli yönelimler vardır: a) baştan ayağa doğrudur, b) içten dışa doğrudur.

Gelişim genelden özele doğrudur. Çocuklar önce tüm vücuduyla hareket etmekte, büyük kaslarını kullanmakta daha sonra küçük kas koordinasyonunu sağlamaktadırlar. Gelişimde bireysel ayrılıklar vardır.

Gelişimde kritik dönemler vardır Gelişimde kritik dönemler vardır. Örneğin ergenlik dönemi kimlik kazanılması için kritik dönemdir. Gelişim bir bütündür. Gelişim alanları birbiriyle etkileşim halindedir. Örneğin fiziksel gelişim, zihinsel gelişimi etkilemektedir, zihinsel gelişim ise kavram gelişimini, dil gelişimini, oyun gelişimini ve ahlâk gelişimini etkilemektedir (Başaran, 2000, 23).

KİŞİLİK GELİŞİMİ Kişilik, insanın toplumda oynadığı çeşitli roller ve bu rollerin başkaları üzerinde bıraktığı etkilerin tümüdür. Kişilik, bireyin psikolojik, kalıtsal ve öğrenilmiş duygularını, güdülerini, yetenek ve alışkanlıklarını kapsayan, onu bir başkasından ayıran ve devamlılık gösteren davranış özellikleridir.

SİGMUND FREUD’UN KİŞİLİK GELİŞİM KURAMI TOPOGRAFİK KİŞİLİK KURAMI YAPISAL KİŞİLİK KURAMI PSİKOANALİTİK ( PSİKOSEKSÜEL) GELİŞİM KURAMI

TOPOGRAFİK KİŞİLİK KURAMI S. Freud , özel kişilik üzerinde yoğunlaşmaktadır Topografik Kişilik adını verdiği bu kurama göre, hiçbir davranış nedensiz ortaya çıkmamaktadır. Mutlaka bilinç altında bir sebebi vardır. İlk çocukluk yıllarındaki yaşantılar, kişilik gelişiminin temelini oluşturur.

YAPISAL KİŞİLİK KURAMI Freud’e Göre Kişilik Yapısı Üç Ana Sistemden Oluşmaktadır; İd; Kişiliğin temel taşıdır. Doğuştan getirilir ve ruhsal enerjinin ve psikolojik gizil güçlerin temelidir. Aynı zamanda içgüdülerin de kaynağıdır. Kişiliğin İlkel yönünü oluşturur. Ego; Ego kişiliğin yürütme organıdır. Ego, id’in bir parçasıdır ve tüm enerjisini ondan alır. Ego, organizmanın dış dünya ve nesnel gerçeklikle ilişkiye geçme gereksiniminden varlık bulur. Ego, bir bakıma kişiliğin karar organı ve mantık süzgecidir. Süper Ego; Süper ego, sosyal ilişkiler içinde diğer insanlar tarafından geleneksel değerler ile toplumsal, törel, kültürel alışkanlık ve kuralların içselleştirilmiş şeklidir. Kişiliğin sosyal yönüdür. Ego, id’in isteklerini süperegonun onayından geçirir.

Psikoseksüel Gelişim Kuramı (S. Freud) Freud'a göre, ilk 6 yaşın kişilik gelişiminde önemi büyüktür. Freud kuramında cinsel gelişimin kişiliğin gelişimindeki önemini vurgulamaktadır. Psikoseksüel gelişim kuramına göre, kişiliğin normal gelişimi için her dönemde bireyin temel gereksinimlerinin doyurulması gerekmektedir. Eğer temel gereksinimler karşılanmazsa kişilik gelişimi bundan olumsuz etkilenmektedir.

Freud psikoseksüel gelişimi beş dönemde incelemiştir. Bunlar; I. Oral Dönem (0-1/1,5 Yaş) II. Anal Dönem (1/1,5 - 3 Yaş) III. Fallik Dönem (3-6 Yaş) IV. Gizil Dönem (6-12 Yaş) V. Genital Dönem (12-18 Yaş)

Oral Dönem (0-1/1,5 Yaş); Temel haz kaynağı emmedir. Emme pasif ve bağımlı bir davranıştır. Çocuk eline aldığı her şeyi emer. Bu durum dış dünyayı algılaması anlamında oldukça önemlidir. Bu dönemde, gereksinmeleri karşılanan çocukta, dış dünyaya karşı bir temel güven oluşur. Karşılanmazsa, değişik kişilik bozukluklarının temelleri atılmış olur.

Anal Dönem ( 1-3 yaş) Temel haz kaynağı cinsel organlarıdır. İdrar ve dışkısını tutmayı öğrenir. Çocuk kendini ve çevreyi kontrol etmeyi öğrenir. Tuvalet eğitimi çok önemlidir.

Fallik Dönem (3-6 yaş) Karşıt cinse sevgi duymaya başlarlar. Çocuklar bu dönemde büyüklerini model alarak cinsiyet rollerini kazanırlar. Çocuk aynı cinsten olan ebeveyni ile özdeşim kurarak, onun cinsel rolünü içselleştirir. Çocuk bu dönemde ahlaki standartları da kazanmaya başlamıştır. Bu dönemde çözümlenmeyen psikoseksüel karmaşa, sonraki yıllarda suçluluk duygusuna yol açabilir.

Gizil (Latent) Dönem ( 6-12) Daha önceki yıllarda kazanılanlar pekiştirilir. Çocuk cinsiyetle ilgili konulardan hoşlanmaz ve kendini daha çok oyuna verir. Ev dışındakilerle de özdeşim kurmaya başlayarak sosyalleşirler. Bu dönem fırtına öncesi sessizlik dönemi olarak da adlandırılır.

Genital Dönem ( 12 ve 18) Hızlı fiziksel gelişim ve cinsel dürtülerin arttığı dönemdir. Daha önceki dönemlere ait olumlu ya da olumsuz yaşantılar bu döneme damgasını vurur. Çocuk bu dönemde öğrenme güçlüğü çekebilir. Yardım edilmeli, dışlanmamalıdır.

Psikososyal Gelişim Kuramı (E. Erikson) Erikson, psikososyal gelişmeyi insan yaşamının tümünü kapsayan bir süreç olarak görmüştür. Bu görüşüyle yaşam boyu gelişim ilkesini ilk kabul eden psikologlardan biridir. Erikson’un “İnsanın Sekiz Evresi” başlığı ile geliştirdiği dönemler kuramı, normal ve normal olmayan kişilik gelişmesini açıklamaktadır.

Her evrede birey, ya belli psikososyal gelişmeleri tamamlamakta ve bulunduğu evreye özgü psikososyal bunalımı atlatmakta ya da atlatamayarak bundan sonraki evrelere taşımaktadır. Evrelerin adı, bireyin o evrede kazanılacak psikososyal özelliğe karşı krizin adıdır. “Temel güvene karşı güvensizlik” gibi.

Erikson, psikososyal gelişimi sekiz dönemde incelemiştir. Bunlar; I. Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0-2) II. Bağımsızlığa Karşı Kuşku ve Utanç (2-3,5) III. Girişkenliğe Karşı Suçluluk (4-6) IV. Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu/ Yetersizlik (6-12) V. Kimlik Kazanmaya Karşı -Rol Karmaşası (12-18) VI. Yakınlığa Karşı Uzaklık VII. Üretkenliğe Karşı Durgunluk VIII. Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk

BİLİŞSEL (ZİHİNSEL) GELİŞİM Biliş; Zihinsel etkinliklerimizin genel adıdır. Bir başka deyişle; dünyamızı öğrenmeyi ve anlamayı içeren zihinsel faaliyetler anlamına gelir. (Yavuzer, 19-23, s.40). Bilişsel Gelişim; Bebeklikten yetişkinliğe kadar, bireyin çevresi ve dünyayı anlama yollarının daha kompleks ve daha etkili hale gelmesi sürecidir (Senemoğlu, 2007) . Bilişsel gelişim ile ilgili kuramlar geliştirenler Piaget, Bruner, Vygotsky ve Gagne dir.

Zihinsel Gelişim Kuramı (J. Piaget) Piaget zekâyı çevreye uyum yapabilme yeteneği olarak tanımlamaktadır. Piaget bilişsel yapılardaki değişimle öğrenmeyi açıklamıştır. Şema zihnimizde oluşturduğumuz bilişsel dosyalardır. Şemalar içlerinde her türlü bilişsel (renk şeması), duyuşsal (inanç şeması), davranışsal (araba kullanma şeması) bilgiyi barındırmaktadırlar.

Bilgiler çevreye uyum sağlamamızı ve davranışlarımızı gerçekleştirmemizi sağlamaktadır. Piaget insanların doğuştan üç temel bilişsel şema ile dünyaya geldiklerini ifade etmektedir. Bunlar emme, yakalama-kavrama, ağlama şemalarıdır. Bu üç şema bebeğin dünyaya uyum sağlayarak hayatını devam ettirmesine yetmektedir.

Piaget’in Zihinsel Gelişim Dönemleri I. Duyusal - Motor Dönem (0-2) II. İşlem Öncesi Dönem (2-7) III. Somut İşlemler Dönemi (7-11) IV. Soyut İşlemler Dönemi (11-Ergenliğin sonu)

Duyusal Motor (devinim- sensori) Dönem 0- 2 yaş Dünyayı tanımak için duyu organlarını ve bedenini kullanır. Kendisini nesnelerden ayırt eder. Refleksif davranışlardan – amaçlı davranışlara geçer (6-8 aylar) İlk deneme yanılma öğrenmeleri oluşur Nesnenin sürekliliğini kazanma yeteneği geliştirir (Dönemin sonuna doğru). Taklit ve ertelenmiş taklit (daha önceki görmüş olduğu hareketi sonradan tekrarlar).

İşlem Öncesi Dönem ( 2- 7 Yaş) Sembolik Dönem ( 2- 4 Yaş); Kompleks kavramları ve ilişkileri anlayamazlar. Mevcut olmayan varlıklara karşı semboller geliştirir. Canlandırmacılık (Animizm) (Bebeği ile konuşma ) Çocuk ben merkezcidir. Nesneleri tek yönlü sınıflandırma yaparlar. Özelden özele akıl yürütme (Çocuğu olmayan bir kadın evli değildir). Dil hızla gelişir.

İşlem Öncesi Dönem (2- 7 Yaş) Sezgisel Dönem (4- 7 Yaş); Çocuklar bir arada oynarlar ama, birlikte oynamazlar. Problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. İşlemleri tersine çeviremezler. Dil gelişimi iyi düzeydedir. Ben merkezci düşünce dönemin sonuna kadar devam eder. Tersine çevirememe vardır. Maddeyi sadece bir özelliğine göre sınıflandırma yapabilirler

Somut İşlemler Dönemi ( 7- 12 Yaş) Somut işlemleri yaparlar. Tersine işlemleri çevirebilirler. Ben merkezci değildirler. Madde korunumunu kazanmışlardır. Çok yönlü sınıflama ve sıralama yapabilirler.

Soyut (Formel) İşlemler Dönemi (12 Yaş Üstü) Çok yönlü (kombinasyonlu) düşünebilirler. Göreceli ve soyut kavramları anlayabilir etkili kullanabilirler. Analiz, sentez ve değerlendirme yapabilirler. Hipotezler üretip test yapabilirler.

ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ VE EĞİTİM Öğrenme: Günümüzde birçok öğrenme tanımı yapılmış olmakla beraber psikolog ve eğitimcilerin hemen hemen hepsi öğrenmeyi, yaşantı ürünü kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlamaktadırlar (Erden, Akman, 2003, 128).

Öğrenmeyi kolaylaştıran başlıca faktörler iki grupta toplanabilir. Birinci grupta bireyin kendisinden kaynaklanan faktörler bulunmaktadır. Bunlar olgunlaşma, yaş, zekâ, güdülenme, genel uyarılmışlık hali, kaygı, fizyolojik durum, önceki öğrenmelerin aktarımı, türe özgü hazıroluştur. İkinci grupta bireyin öğrenme çevresinden kaynaklanan faktörler bulunmaktadır. Bunlar öğretme yöntem ve teknikleri, öğrenilecek malzeme, öğrenme ortamı gibi faktörlerdir.

Güdülenme (Motivasyon): İhtiyaçların giderilmesi amacıyla belli bir davranış yapmaya isteklilik, eğilim olarak tanımlanmaktadır. Güdülenmiş davranış eğer kişi kendisi istediği için yapılmış ise içsel güdülenme, dışarıdaki bir kişinin etkisiyle yapılmışsa dışsal güdülenme adını almaktadır.

Öğrenmenin transferi: Transfer önceden öğrenilenlerin yeni öğrenilenleri etkilemesidir. Eskiden öğrenilenler yeni öğrenmelerin kolay olmasını sağlıyorsa “olumlu transfer”, olumsuz olarak etkiliyorsa buna da olumsuz transfer adı verilmektedir. Örneğin araba kullanmayı bilen kişinin minibüs kullanmayı öğrenmesi hiç araba kullanmayan bir kişiye göre daha kolay olması olumlu transfere örnektir. Daktilo yazmayı öğrenen bir kişinin bilgisayardaki farklı bir klavyede yazmakta çektiği zorluk olumsuz transfere örnektir.

Belli Başlı Öğrenme Yaklaşımları Davranışçı Yaklaşımda Öğrenme Davranışçılara göre öğrenme, organizmanın davranışlarındaki değişiklik oluşturulmasıdır. Kişi davranışı yapıyorsa öğrenmiştir, yapmıyorsa öğrenmemiştir. Davranışçı yaklaşımlar genel olarak; Klasik ve Edimsel Koşullanma olmak üzere iki grupta ele alınmaktadır.

Klasik koşullanma genelde refleks, içgüdüsel yani otonom sinir sisteminin doğal tepkileri ile oluşan düşünülmeden yapılan davranışlarla ilgili öğrenmeleri içermektedir. Eli yanınca çekmesi, köpek ısırınca korkma vb. gibi davranışlar burada önem kazanmaktadır. Klasik koşullanmada belli uyarıcılara gösterilen doğal tepkileri, bu uyarıcılarla hiç ilgisi olmayan başka uyarıcılara da gösterilmesini açıklamışlardır.

İvan Pavlov, köpeklerdeki mide ve tükrük salgılamaları ile ilgili araştırma sırasında , köpeklerin yiyecek gelmeden önce salya salgılamaya başladıklarını görmüştür. Bu olaydan sonra Pavlov koşullu refleks adını verdiği bu tepkiyi sistematik olarak incelemiştir.

Edimsel Koşullanma Skinner tarafından ortaya atılmıştır. Skinner’e göre bir davranışın sonucu, organizma için hoşa giden, olumlu bir durum yaratıyorsa, o davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığı artmaktadır. Bu tarz davranıştan sonra olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullanmaya edimsel koşullanma denilmektedir

Davranışı izleyen ve organizma üzerinde olumlu etki yaratarak davranışın değişimine neden olan ve ortaya çıkma ihtimalini artıran uyarıcılara pekiştireç denmektedir. Davranışın arkasından gelen ve organizma için hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılar ise cezadır (Erden, Akman, 2003, 137).

Pekiştireçlerin değeri kişiden kişiye değişir Pekiştireçlerin değeri kişiden kişiye değişir. Küçük bir çocuk için şeker anlamlıyken, büyük bir kişi için şeker muhtemelen kompleks bir davranışı tekrar yaptıracak kadar anlamlı bir pekiştireç olmayacaktır. Skinner’a göre edimsel koşullanma ilkeleri insan yaşamında daha etkilidir, organizma tepkiyi seçmekte ve kendisi göstermektedir.

Sosyal Öğrenme Kuramı (A. Bandura) Bandura tarafından geliştirilen sosyal öğrenme kuramı öğrenmede düşüncenin önemini vurgulamakta, taklidin ve gözleyerek öğrenmenin çocukların öğrenmesindeki yerine işaret etmektedir. Sosyal öğrenme, bireylerin çevrelerindekilerin hareketlerine, etrafında olup biten olaylara bakarak yeni bilgiler öğrenmesidir. Bir öğrencinin öğretmeninin nasıl yaptığına bakarak, dikiş makinesini kullanmayı öğrenmesi gözlem yoluyla öğrenmeye örnektir.

Bandura’nın bütün çalışmalarında öğrenen kişi gözlemcidir Bandura’nın bütün çalışmalarında öğrenen kişi gözlemcidir. Uyarıcı, model kişinin davranışlarıdır. Bandura gözlem yoluyla öğrenmede yaş, cinsiyet, modelin statüsü, gözlemci-model benzerliği, modelin sergilediği davranış çeşitleri ve modele verilen ödül çeşitlerinin önemini vurgulamaktadır.

Çocuklar büyüklerin söylediklerinden çok yaptıklarını model almaktadırlar. Çocuklara doğru davranışlar kazandırmak isteniyorsa öncelikle onlara uygun modeller olunmalıdır.

İnsancıl (Hümanistik) Öğrenme Yaklaşımı Bireyi diğerlerinden farklı kılan ona özgü olan duyguları, algıları, inançları ve amaçları ile ilgilenen insancıl psikolojinin iki önemli ismi Rogers ve Maslow'dur. Hümanist psikologlar, insanın doğuştan iyi olduğu, olumlu bir potansiyele sahip ve gücünü kendinde bulan bir varlık olduğunu, yaşam boyu kendini geliştirme amacına yönelik olarak etkinlikte bulunduğunu kabul etmektedirler (Baymur, 1985, 39).

İnsancıl yaklaşıma göre benlik ve diğer kişilik özellikleri ile öğrenme arasında yakın bir ilişki vardır. Bu bakımdan çocukların küçük yaşlardan itibaren sağlıklı ve olumlu bir benlik geliştirmelerine yardımcı olunmalıdır. Rogers, saygı, empatik anlayış, güven ve özgürlüğün olduğu bir sınıf ikliminin sağlıklı bir öğrenme ortamı olduğunu, bu ortamın öğrencinin bir bütün olarak gelişmesini sağlayacağını ve öğretmenin de bu durumu kolaylaştırıcı bir role sahip olması gerektiğini ifade etmektedir.

Güvenli bir sınıf ortamında köklü davranış değişiklikleri gerçekleşmektedir. Bu güvenli ortamın vazgeçilmez üç temel niteliği bulunmaktadır. Bunlar insana karşı koşulsuz saygı, empatik anlayış ve dürüstlüktür (Rogers, 1969, 45-50).

Bilişsel Öğrenme Yaklaşımı Birey belli bir yer ve zamanda öğrendiği bilgiyi, davranışçılarda olduğu gibi hemen ortaya koymak zorunda değildir. İstediği zamanda ve yerde uygulamaktadır. Öğrenmede içsel güdülenme etkilidir. Başkalarının ödül vermesi ya da uyarıcı sunması önemli değildir. Önemli olan bireydir. Öğrenme bireyin istediği zamanda gerçekleşmektedir. Öğrenmenin sorumluluğu bireye aittir.

Bireyin yeni gelen bir bilgiyi öğrenebilmesi için, öğrenme işine etkin olarak katılması, kendisine sunulan uyarıcıları seçmesi, bunları kendisi için anlamlı hale getirmesi ve en uygun tepkiyi üretmesi gerekmektedir. Birey çevrede sunulan uyarıcılardan hangisini seçeceğine ve onu zihninde nasıl işleyerek hangi bilgileriyle ilişki kuracağına kendisi karar vermektedir.

Biliş, insan zihninin dünyayı ve çevresindeki olayları anlamaya yönelik yaptığı işlemlerin tümüdür. Dıştan alınan uyarımların algılanması, önceki bilgilerle karşılaştırılması, yeni bilgilerin oluşturulması, elde edilen bilgilerin belleğe depolanması, hatırlanması ile zihinsel ürünlerin kalite ve mantık yönünden değerlendirilmesi, bilişsel faaliyetlerdir.

Gestalt Almanca’da farklı öğelerin oluşturduğu işlevsel bir bütün, biçim, şekil, form, parçaların yalnızca toplamı değil entegre olmuş bütün anlamında kullanılmaktadır (Senemoğlu, 2005, 244).

Gestaltçılar, insanların gördüklerini organize edilmiş bir bütünlük içinde algılayıp anlam verdiklerini ifade etmektedirler. Dünya bütün olarak algılanmakta uyarıcılar birbirinden bağımsız parçalar olarak değil, anlamlı bütünler biçiminde görülmektedir. Uyarıcıları renk çizgi gibi değil, sandalye, televizyon, kedi olarak algılanmaktadır. İnsanlar nesneleri bazı örgütleyici eğilimlere göre algılamaktadırlar. Gestaltçılara göre öğrenme, bireyin karşılaştığı bir durumu algılaması ve yorumlamasındaki değişmedir (Eggen ve Kauchak, 2001, 105; Bower ve Hilgard, 1981, 303).

Özet Birçok bilim dalında çalışan bilim adamları insanlara yararlı olmak için çabalamaktadırlar. Bu bilim dallarından eğitim ve psikoloji vazgeçilmez bir yere sahiptir.

Eğitim bireyin davranışlarında kasıtlı olarak istendik yönde nispeten kalıcı izli davranış değişikliği meydana getirme sürecidir (Ertürk, 1972). Psikoloji ise “insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalı”dır (Morris, 2002).

İnsanı konu alan tüm bilimler birbirleriyle mutlaka etkileşim içerisinde bulunmaktadırlar. Doğal olarak eğitim ile psikoloji de çalışma alanları açısından etkileşim halindedir. Psikoloji biliminin ortaya koyduğu bulgular eğitimin daha da geliştirilmesi için kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra eğitim kurumlarında öğrencilerin psikolojik sağlıklarının korunmasında da psikolojiden yararlanılmaktadır. Ders anlatırken öğrenci psikolojisinin bilinmesi öğretmenlere büyük avantajlar sağlamaktadır.

Psikolojinin eğitim ile kesiştiği nokta eğitim psikolojisinin konu alanını oluşturmaktadır. Uygulamalı psikolojinin alt dallarından eğitim psikolojisi genel olarak gelişim psikolojisi ve öğrenme psikolojisini kapsamaktadır. Gelişim psikolojisi, biyolojik, psikolojik ve davranışsal yeteneklerin basitten karmaşık sistemlere doğru değişiminin incelenmesi olarak da tanımlanmaktadır (Woolfolk, 1998, 12).

Gelişim psikolojisinin bilinmesi öğretmenlere öğrencilerinin gelişimlerini desteklemek için fırsat vermektedir. Ayrıca eğitim ortamlarında öğrencilerin gelişim özelliklerinin bilinmesi öğretmenlerin hangi bilgileri hangi düzeyde sunmaları gerektiğine ilişkin ipuçları da vermektedir.

Öğrenme psikolojisi insanın nasıl öğrendiğini açıklamaya çalışmaktadır Öğrenme psikolojisi insanın nasıl öğrendiğini açıklamaya çalışmaktadır. İnsanın nasıl öğrendiğinin bilinmesi, eğitimcilere derslerin nasıl öğretilmesi gerektiği ile ilgili bilgiler sunarak, öğretim yöntem ve tekniklerinin geliştirilmesine hizmet etmektedir. Öğrenme, yaşantı ürünü kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlanmaktadır (Erden, Akman, 2003, 128).

Öğrenmeyi kolaylaştıran başlıca faktörler iki grupta toplanabilir. Birinci grupta bireyin kendisinden kaynaklanan faktörler bulunmaktadır. Bunlar olgunlaşma, yaş, zekâ, güdülenme, genel uyarılmışlık hali, kaygı, fizyolojik durum, önceki öğrenmelerin aktarımı, türe özgü hazıroluştur. İkinci grupta bireyin öğrenme çevresinden kaynaklanan faktörler bulunmaktadır. Bunlar öğretme yöntem ve teknikleri, öğrenilecek malzeme, öğrenme ortamı gibi faktörlerdir.