Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ANLATIMIN VE ÖZELLİKLERİ. ANLATIMDA ANLATICININ TAVRI Anlatıcı, anlattığı konuya, kendi yargılarına, gözlemlerine, deyimlerine ve alıcıya göre nesnel.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ANLATIMIN VE ÖZELLİKLERİ. ANLATIMDA ANLATICININ TAVRI Anlatıcı, anlattığı konuya, kendi yargılarına, gözlemlerine, deyimlerine ve alıcıya göre nesnel."— Sunum transkripti:

1 ANLATIMIN VE ÖZELLİKLERİ

2 ANLATIMDA ANLATICININ TAVRI Anlatıcı, anlattığı konuya, kendi yargılarına, gözlemlerine, deyimlerine ve alıcıya göre nesnel veya öznel, somut veya soyut, doğrudan veya dolaylı anlatımlara başvurarak tavrını belirler.

3 A) ÖZNEL-NESNEL ANLATIM “Nesnel anlatım”, kişiden kişiye değişmeyen, kanıtlanabilen bilgilerin kullanıldığı anlatımdır; “öznel anlatım” ise kişisel düşüncelerin ve duyguların ifade edildiği anlatımdır.

4 B) SOMUT-SOYUT ANLATIM Duyulara bağlı olarak yapılan anlatımlarda “somut anlatım”; kişisel düşünce, tasarı ve kanaatlere dayanan anlatımlarda “soyut anlatım” söz konusudur.

5 C) DOĞRUDAN-DOLAYLI ANLATIM Anlatıcı, anlatımda kendi gözlemlerini ve deneyimlerini dile getirerek “doğrudan anlatım”a ya da başkasından öğrendiklerini, duyduklarını ifade etmek için dolaylı anlatım”a başvurabilir.

6 ANLATIMIN ÖZELLİKLERİ Bir anlatımda duygu ve düşünceler öncelikle anlatıcının zihninde açık bir biçimde belirlenmiştir. Ardından bu duygu ve düşünceler, dil kurallarına uygun olarak düzenlenmeli ve anlatılmalıdır. Güzel, iyi, doğru bir anlatım ve anlatıcının iletisinin alıcıya açık ve net bir biçimde ulaşması için anlatımın açıklık, duruluk, yalınlık, akıcılık, doğallık, tutarlılık, özgünlük, sağlamlık gibi özelliklere sahip olması gerekir.

7 A) AÇIKLIK Anlatımın hiçbir tartışmaya yol açmadan, tek bir yargıyı açıkça ifade etmesidir. Açık anlatımdan birden çok yorum çıkmaz, herkes aynı şeyi anlar. Açıklığın olmadığı anlatımda “kapalılık” söz konusu olur. Edebi sanatlar, yaygın olarak kullanılmayan sözcükler veya söz grupları, gereğinden uzun cümleler ve anlatım bozuklukları metinlerdeki açıklığı bozan unsurlardır.

8 B) DURULUK Anlatımda, gereksiz sözcüğün bulunmamasıdır. Güzel ve etkili bir anlatımda gereksiz ek veya söz tekrarlarına yer verilmez.

9 C) YALINLIK (Sadelik) Anlatımın süsten (söz sanatları, ağır sözcükler ve özenli uzun cümlelerden) uzak olmasıdır. Karşıtı süslüktür. Yalın bir cümlede düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir. Yalın bir metnin dil ve ifadesi sade yani süssüzdür. Ağır (anlaşılması zor) sözcüklerin kullanılması ve süslü/sanatlı bir anlatım yalınlığı bozar.

10 D) AKICILIK Akıcılık, anlatımın pürüzsüz olması, hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi demektir. Anlatımda akıcılığı, bir nehrin akıp gitmesiyle somutlaştırabiliriz. Nehrin akışı sırasında suyun karşısına çıkan taş, kaya gibi unsurlar suyun akışını nasıl engellerse anlatımda da anlatımın akışını engelleyen durumlar bulunur. Gereksiz ek, hece veya sözcük bulunması, anlatım sırasında ses akışını bozan ses veya sözcüklere yer verilmesi veya söylenmesi güç sözcüklerin metinde kullanılması akıcılığa engel olan durumlardır. Akıcılığı sağlamak için şiirlerde asonans ve aliterasyonlara başvurulur.

11 E) DOĞALLIK (İçtenlik) Anlatımın zorlamalardan, yapmacıklıktan uzak olarak, içten bir anlatımla samimi bir şekilde yapılmasıdır. Özellikle denemelerde içtenlik, aranan bir özelliktir.

12 F) ÖZGÜNLÜK Anlatımın veya düşüncelerin başka bir anlatıma veya düşünceye benzememesi, hiçbir yapıtı veya düşünceyi taklit etmemesidir. Özgünlük anlatımın içeriğinde ya da biçiminde olabileceği gibi her ikisinde de olabilir.

13 G) ÖZLÜLÜK Az sözle çok şey anlatmaktadır. Anlatım söz yığınından uzak, özet bir nitelik taşır. Özlülüğün ustaca kullanımı yoğunluk ve derinliği de beraberinde getirir. Böylece anlatım okura yeni anlamlar düşündürür, çok şey anlatır. Özdeyişler ve atasözleri özlü sözlerdir. Yunus Emre’nin şiirlerinde olduğu gibi ifade edilmesi zor konuların sade, öz ve kolaylıkla anlatılmasına “sehl-i mümteni” denir.

14 ÖRNEĞİN; “Dilimin sınırları, beynimin sınırlarıdır.” Einstein “Neyi arıyorsan sen, o’sundur.” Mevlana

15 H) SAĞLAMLIK Anlatımın dil bilgisi kurallarına uygun olmasıdır. Öğe eksiklikleri, eklerin yanlış kullanımı gibi dil bilgisel yanlışlar sağlamlığı bozar. “Ben ağaçevimin tepesinde oturup. Tek gözlü bir kertenkele gibi uyuklamışım.” Bu örnekte, dil bilgisi kurallarına aykırı bir cümle kuruluşu söz konusudur. O halde bu cümle sağlam bir cümle değildir. Bu cümleyi “Ben ağaçevimin tepesinde oturup tek gözlü bir kertenkele gibi uyuklamışım.” şeklinde sağlamlaştırabiliriz.

16 I) TUTARLILIK Anlatımın mantık kurallarına uyması, duygusal ve düşünsel çelişkiler taşımaması, konudan sapılmaması tutarlılıkla ilgilidir.

17 ANLATIMIN OLUŞUMU Bir anlatımda sözcükler, söz grupları, cümleler ve paragraflar anlamsal (bağdaşıklık) ve dil bilgisel bütünlük (bağlaşıklık) içerisinde bir araya gelirler.

18 A) BAĞDAŞIKLIK Bir metinde dil öğelerinin ifade ettiği durumlar arasında “anlam bağıntıları”nın bulunmasına bağdaşıklık denir.

19 B) BAĞLAŞIKLIK Bir metinde dil öğelerinin “dil bilgisi kuralları”na uygun olarak bir araya getirilmesine bağlaşıklık (dil bilgisi bağıntısı) denir. Örneğin “Onu çok seviyor, her zaman yardım ediyordu.” cümlesinde bağlaşıklık yoktur, dolaylı tümleç eksikliğine dayalı bir anlatım bozukluğu söz konusudur. Bu cümle “Onu çok seviyor, ona her zaman yardım ediyordu.” şeklinde dil bilgisel bir bütünlük oluşturularak düzeltilebilir.

20 C) BAĞDAŞTIRMA En az iki sözcüğün yeni bir anlam ifade edecek biçimde bir araya getirilmesiyle oluşturulan söz gruplarına bağdaştırma denir. Dilde yaygın olarak birbiriyle ilişkili sözcüklerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bağdaştırmalara alışılmış bağdaştırma, birbiriyle uyuşmayan sözcüklerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan günlük dilde kullanılmayan bağdaştırmalara alışılmamış bağdaştırma denir. Örneğin “dağın yüceliği” alışılmış bir bağdaştırma iken “dağın derinliği” alışılmamış bir bağdaştırmadır. Yine “kilometrelerce yol” bağdaştırması alışılmışken “kilometrelerce özgürlük” alışılmamış bir bağdaştırmadır.

21 Alışılmamış bağdaştırmalara özellikle şiirde yer verilir ve alışılmamış bağdaştırmalar, Türk şiirinin önde gelen özelliklerinden biridir. Alışılmamış bağdaştırmalara şair; duygularını en iyi biçimde anlatmayı, okuyucuyu, dinleyiciyi şaşırtmayı, etkilemeyi ve onların zihninden yeni tasarılar oluşturmayı hedefler. Kurudu artık otlar Bitmiyor tazeleri Birikinti sularda Yaprak cenazeleri Yukarıdaki dörtlüğün son dizesinde “cenaze” göstergesinin duygu değerini, sonbaharın hüznünü hissettirecek biçimde “yaprak” göstergesine aktarılarak “alışılmamış bağdaştırma” oluşturulmuştur.

22 ANLATIM TÜRLERİ Öyküleyici, betimleyici, coşku ve heyecana bağlı, destansı, emredici, öğretici, açıklayıcı, tartışmacı, kanıtlayıcı, düşsel, gelecekten söz eden, söyleşmeye bağlı, mizahi anlatımlardır.

23 A) ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM Sanat metinlerinde öyküleyici anlatım kullanılır. Olay, kişi, mekan ve zaman öyküleyici anlatımın ortak öğeleridir. Okuyucu, öyküleyici anlatımla olayın içine çekilir, olayın içinde yaşatılır. Öyküleyici anlatım türü, betimleyici anlatım türünden, özellikle, okuru bir olayın içinde yaşatması bakımından ayrılabilir. Roman, öykü, tiyatro, anı, gezi yazısı, biyografi, röportaj gibi türlerde öyküleyici anlatımdan yararlanılır. Öyküleyici anlatımlarda genellikle geçmiş zaman kipi kullanılır.

24 B) BETİMLEYİCİ ANLATIM Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır. Kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil (ruhsal portre) denir. Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere fiziksel (simgesel) betimleme denir. Roman, hikâye, tiyatro, gezi yazısı, şiir gibi türlerde kullanılır. Kelimenin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.

25 C) LİRİK ANLATIM Lirik anlatımda dil "heyecana bağlı işlev"de kullanılır. Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman, hikaye, tiyatro türlerinde kullanılır. Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır. Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.

26 D) DESTANSI ANLATIM Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır. Destan türünün yiğitçe havası vardır. Yapıp etmeler yani fiiller ön plandadır. Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir. Etkileyici bir özellik taşır. Sürekli hareket vardır. Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler. şiir, destan, roman, hikaye, tiyatro, destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir. Anlatımda abartıya yer verilebilir. Sanatlı bir dil kullanılır. İçinde bulunulan ruh hali yansıtılır.

27 E) EMREDİCİ ANLATIM Dil alıcıyı harekete çevirme işlevinde kullanılır. Emir, telkin, öneri anlamı taşıyan ifadeler yer verilir. Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır. Cümlelerde fiiller hakimdir. Uyulması beklenen bir üslubu vardır. (Zorlama anlamı vardır) Sosyal hayatın düzenlenmesinde emredici anlatım kullanılır. Trafik kuralları, bazı eşyaların kullanma kılavuzları, ilaçların kullanma kılavuzları emredici anlatıma örnek verilebilir. bulunulan ruh hali yansıtılır.

28 F) ÖĞRETİCİ ANLATIM Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır. söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez. Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir. Daha çok nesnel cümleler kullanılır. Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır. Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir. İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider. Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.

29 G) AÇIKLAYICI ANLATIM Bir konuyu öğretmek veya herhangi bir şeyle ilgili bilgi vermek amacında olan anlatım biçimidir. Tanımlamalardan, açıklayıcı betimlemelerden, tanık göstermelerden,sınıflandırmalardan, örneklendirmelerden, karşıtlıklardan- benzerliklerden, sayısal verilerden vb. yararlanır. İfadeler açık ve kesindir. Açıklayıcı anlatımda sözcükler, genellikle gerçek anlamda kullanılır.

30 H) TARTIŞMACI ANLATIM Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır. Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir. Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür. Gereksiz ifadelere yer verilmez. Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılmaz. Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur. Savunulan ve karşı çıkılan görüşlere yer verilir. İki farklı bakış açısının olduğu konular bu türde işlenmeye daha elverişlidir. Fıkra, deneme,makale, röportaj gibi türlerde kullanılır.

31 I) KANITLAYICI ANLATIM İnandırma, aydınlatma, kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir. Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir. Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek, düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı kelime, kelime grupları ve cümleler tekrar edilir. Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek için örneklere başvurur. Konuşmacı ve yazar konuyu aydınlatmak maksadıyla farklı kişilerin düşüncelerine müracaat eder.

32 İ) DÜŞSEL ANLATIM Düşsel anlatımda konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip, hayal ürünüdür. Zaman belirli ya da belirsizdir; olağanüstü özelliklere sahip olabilir. Mekân, olağanüstü, düşsel öğelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir. Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler. Düşsel anlatımda hayal, varsayım, abartma,kişileştirme gibi unsurlar çok kullanılır. Daha çok di' li veya miş'li geçmiş zaman kipi kullanılır. Örnekler: Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi,

33 J) GELECEKTENE SÖZ EDEN ANLATIM Gelecekten söz eden metinler varsayım ile oluşmuştur. Gelecekten söz eder. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir. Olandan çok olması istenilen anlatılır. Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler(ÜTOPYA) anlatılır. Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.

34 K) SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır. Sohbet, mülakat ve diyalog, monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır. Karşılıklı konuşmalar, bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir. Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir. Vurgu ve tonlama önemlidir. Hikaye, roman, tiyatro, röportaj Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir. Roman, hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog, iç konuşmalara ise monolog denir.

35 L) MİZAHİ ANLATIM Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir. Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir. Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır. Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar, durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir. Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir. Roman, hikaye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır. Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır. (sanatsal, edebi işlevlerde kul.)

36 KAYNAKÇA: ALTIN ANAHTAR YGS-LYS DİL VE ANLATIM

37 HAZIRLAYAN: ECENUR HANÇER 10-E 430

38 GRUP: FATMA DAYIPOĞLU SAFİYE DEMİR MERYEM KILIÇ TUĞÇENUR ÖZKAN ESMA ÜLKER


"ANLATIMIN VE ÖZELLİKLERİ. ANLATIMDA ANLATICININ TAVRI Anlatıcı, anlattığı konuya, kendi yargılarına, gözlemlerine, deyimlerine ve alıcıya göre nesnel." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları