Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

NASRETTİN HOCA VE SERBEST PAZAR İKTİSADİYATI Zengin, fakir kasaba halkı kahvede toplanmış, hep birlikte bir koyup üç almayı tartışıyorlardı. Bu virüsü.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "NASRETTİN HOCA VE SERBEST PAZAR İKTİSADİYATI Zengin, fakir kasaba halkı kahvede toplanmış, hep birlikte bir koyup üç almayı tartışıyorlardı. Bu virüsü."— Sunum transkripti:

1 NASRETTİN HOCA VE SERBEST PAZAR İKTİSADİYATI Zengin, fakir kasaba halkı kahvede toplanmış, hep birlikte bir koyup üç almayı tartışıyorlardı. Bu virüsü onların aklına kim koymuştu, bilinmiyordu. Ama bu konuya büyük bir ilgi duydukları her hallerinden belliydi. İlerleyen zamanda zengin, fakir herkes ortaya atılan bu öneriyi büyük bir coşku ile destekledi. Ancak bu iş nasıl yapılacaktı… Yani bir koyup üç nasıl alınacaktı… Bazıları müstehzi bir ifade ile bu iş olsa olsa hokkabazlık işidir diyordu. Nasrettin Hoca kahvenin bir köşesinde oturmuş, sade kahvesini yudumlarken konuşulanları kulak ucu ile dinlemekteydi. Ancak nasıl olduysa kalabalık bir grubun kendisine doğru yöneldiğini gördü. Gelenler hep bir ağızdan, Hocam bu işi ancak siz çözebilirsiniz diye tutturdular. Hocanın bütün diretmeleri fayda vermedi. Şiddetli ısrarlar sonucunda evet demek mecburiyetinde kaldı.Ancak Hocanın dört şartı vardı. Birincisi sabırlı olunacak, ikincisi yapacağı uygulamaya kimse itiraz etmeyecek üçüncüsü bu sisteme bütün kasaba halkı iştirak edecek, dördüncüsü ise bu işlem bir defaya mahsus yapılacak bir daha tekrarlanmayacaktı. Şartlar oy birliği ile kabul edildi. HOCAM BU İŞİ ANCAK SİZ ÇÖZERSİNİZ HOCA BİR KÖŞEDE OTURMUŞ SADE KAHVESİNİ YUDUMLUYORDU

2 Hoca kahveden ayrılmadan önce yüksek sesle Cuma ‘ya kadar herkes bir kese altınını getirip bizim eve bıraksın dedi. Bir hafta çabuk geçti… Cuma hutbesinde hoca cemaate nasihatte bulunurken… israf kâr olmayın… paranızı ticaret ve yatırım yapmakta kullanın. birbirinize güvenin, kimseyi aldatmayın ve katiyetle hile yapmayın dedi. Bu vaaz daha çok uzayacaktı ama,cemaatin bir koyup üç alma heyecanı, daha fazla uzatmasına imkan vermedi. Hoca minberden ağır ağır indi yanında ağırca bir heybe taşımaktaydı. Caminin ortasında durup, bağdaş kurdu. Bütün cemaat onun etrafında halka olmuş, heyecanla beklemekteydi. Hoca yüksek ve otoriter bir sesle…Önce zenginler dedi.Sıraya giren zengin kasaba eşrafının her birine heybeden çıkardığı üçer kese altını verdi. Bunların sayısı zaten fazla değildi keseler yetti. Ardından orta halliler dedi.Onlarda sıraya girdiler. Hoca şimdi heybeden bir tomar yazılı senet çıkardı ÜÇ ALMAK… BİR KOYUP… SENET HEYBESİ

3 Senetlerde : Ödenecek şahıs karşılığında :Hamiline muharrer Miktar karşılığında :Bir Kese Altın, Ödeme vadesi karşılığında :Ahiret Kefil karşılığında :Nasrettin Hoca En altta da Nasrettin Hocanın ıslak mührü bulunmakta idi Hoca bu senetlerden üçer adetini orta hallilere verdi. Sıra fakirlere gelmişti…Onlar bir şey beklemiyorlardı.Çünkü hocanın evine hiç bir şey bırakmamışlardı. Âmâ öyle olmadı. Hoca onlara da birer senet verdi. Senedi verirken de yüksek sesle Bunlar size biat’ınız karşılığı padişahımızın himmetidir dedi. Sonra, hoca cemaate dönerek yüksek sesle sordu. Senet almayan var mı. Herkes aldığını beyan edince kalan senetleri herkesin gözü önünde yırttı. Hoca camiden ayrılmadan son bir uyarıda daha bulundu. Bunlar yastık altında saklanacak kağıtlar değil,ticarette,yatırımda kullanın dedi. Uhrevi bir vade ihtiva eden bu senetler kasabada kısa sürede dünyevi bir işlev görmeye başladı. Senetler günlük ticari hayatta sıkça kullanılır oldu. Dileyen ev, dileyen tarla,gübre,at,araba almaya başladı. Hasat zamanı ekinini tarlada aracıya kaptırmadı. Kasabalının yastık altında atıl duran altınlarının üç katı bir sermaye piyasada hareket görür oldu. SENET HAMİLİNE MUHARRER BİR KESE ALTIN VADE AHİRET NASRETTİN HOCA NH ŞAŞIRDI GARİP ARPAYI BİLE BEĞENMİYOR BİR SENEDİM BİLE YOK..

4 Çünkü kasabalı senet vadesini yani ahreti beklemenin bir manası olmadığını, aksine senedi kullanarak iş yapmanın daha karlı olduğunu anlamıştı. Kasabada herkes halinden memnun idi. Kimse de Hocanın dört şartının dışına çıkmamıştı. Ancak bir sabah erken saatlerde hocanın kapısı çalındı... Gelen iki jandarma idi. Hocayı karakola götürdüler. O gün Maliye Nazırı Divan Kapısı önünde huzura çıkmayı beklerken Nasrettin Hocanın ne şekilde hal edilmesi gerektiğini düşünmekteydi. Huzura çıktığında Padişaha kısa bir izahatta bulunduktan sonra ‘Padişah adına para basmak ’suçu ile Hocanın idamına hükmeden bir ferman verilmesini istedi. Padişah Maliye Nazırını dinledikten sonra, Hoca ile ilgili araştırma yaptırdığını gelen bilgilerden o yörede herkesin Hocadan memnun olduğunu bu itibarla idamdan önce Hoca ile bizatihi görüşmek istediğini söyledi. ÇAĞIRIN ŞU HOCAYI GÖRÜŞMEK İSTİYORUM… HOCAM ŞU SENET İŞİNE HİÇ GİRMEYECEKTİK

5 Bir gün sonra Nasrettin Hoca Padişahın huzurunda idi. Boynu bükük, kaderine razı bitkin bir haldeydi. Padişah sakin ve yumuşak bir sesle…Hocam şu para basma hikayesini, bir de senden dinleyelim dedi. Nasrettin Hoca olayı baştan itibaren ayrıntıları ile anlattı. Kasabalıların ısrarı üzerine bu işi yapmaya mecbur kaldığını, bu işin suç olduğunu bildiğini bu itibarla da verilecek cezaya razı olduğunu söyledi. Padişah, önce öğrenmek istediğim bazı hususlar var. Şahsınla ilgili cezaya bilahare karar vereceğim dedi. Sonra Hocanın,karşısında bir yerde oturmasına izin verdi.Sakin ve anlamaya çalışan bir ifade ile sormaya başladı. Hocam bu ameliyenin iktisat ilmindeki yeri nedir. Padişahım bu usul Frenkler tarafından yıllarca önce keşfedildi, adına Serbest Pazar İktisadiyatı derler. Namı diğer istihlak iktisadiyatıdır. Herkesin sürekli para harcaması, teşvik edilir. Pazarın berdevam edebilmesi için de uygun görülen bir takım zevat, devlet eli ile ihya edilir. MECBUR KALDIM PADİŞAHIM

6 Padişah ‘peki böyle bir ameliye ile nasıl bir sonuca varılır.’ Meydan güçlülere ve açgözlülere bırakılırsa, zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapar. Bu ameliyenin tümüyle Devleti Aliyye'nin murakabesi altında yapılması halinde ise O zaman da Serbest Pazar İktisadiyatı olmaz. Padişah…Bu husus fazla ilmi olmaya başladı. Şimdi gelelim bizim meseleye ‘Hocam senetlere olan güveni nasıl sağladınız.’ Senetlerden önce, ahalinin bana olan güvenlerini güçlendirdim. Fazla olan senetleri onların gözleri önünde yırtarak, benim hiçbir menfaat ve beklentim olmadığını gösterdim. Senetlerin üzerine mühür vurarak kefil olduğumu belgeledim. Böylece hizmet veya mal karşılığı verilen senedin arkasında olduğumu belirttim. Fakirlerin senetlerini dağıtırken Bunlar size Padişahımızın himmetidir diyerek Senetlerin sizin malumatınız dahilinde verildiği intibaını yarattım. Bu diğer bütün senet alanlar için de bir teminat oldu. SERBEST PAZAR İKTİSADİYATI

7 Padişah…Peki… ‘Bir kese altın neyi ifade ediyor. Kese içinde kaç tane altın var.’ Senetlerdeki kesenin karşılığı, mücerret bir kavramdır padişahım… Bir kese altın alana ve satana göre değişebilir. Satıcı malını bir kese altına satıyorsa ve de alıcı da malı bir kese altına alıyorsa mesele yok demektir. Keseyi alan içinde 100 altın, keseyi veren de 50 altın olduğuna inanıyorsa her ikisi de kar ettiğini düşünüp memnun olacaktır. O malın karşılığı zaten senette yazan bir kese altın demektir. Bu itibarla kesenin içinde kaç tane altın olduğu önemli değildir. Padişah…’Kesedeki altın miktarını anladım desem yalan olur.’ Peki… Senetlerin vadesi neden ahiret. Hiç kimse senedini ahrette, yani öldükten sonra tahsil etmek istemez. Senedi yastık altına koyup ölümü beklemek yerine, onu bu dünyada harcayarak değerlendirmek isteyecektir. Buda iktisadi hayatı canlandıracaktır. Hocam …Peki…Hiç katkı vermeyen fakirlere neden birer senet verdiniz. Bir cemaatin bütün fertlerini iktisadi hayatın içerisine sokmazsanız orada maraza çıkar. İçtimai adalet Devleti Aliyye’nin himmeti olarak algılanmalı. Bu sebeple senet dağıtırken haddimiz olmayarak sizin de adınızı. kullandık padişahım. KESE İÇİNDE KAÇ ALTIN VAR.. BU SENET SANA PADİŞAHIMIZIN HİMMETİDİR SULTANIMIZA BİAT EDERİZ..

8 Onlara neden bir senet verdiğime gelince,ilk defa ellerine üç kese altın geçecek fakir zümrenin israf temayüllerinin yüksek olması ihtimalidir…İsraf ise mal bedellerini arttırır Padişahım… Peki…’Senetleri neden hamiline yaptın.’ Senet kimin elinde ise, alıcı o olmalı. Senedin dolaşımı da kolay olmalı. Böylece bir alacaklılar, ve de borçlular zinciri oluşturmalıdır. Diğer bir ifade ile senet para gibi kullanılmalı. Yani bir kağıt parçası ile onlarca ticari ameliye yapılabilmelidir. Padişah devamla…Hocam…Şu zenginlere verdiğin üçer kese altınla,diğerlerine karşı haksızlık etmedin mi… Padişahım, daha önce de arz etmiştim. Bu müessesenin temelinde, devlet eli ile adam zengin etmek de var… Zaten bu işin, esas felsefesi de budur... İçtimai adaletin bu felsefe içerisinde yeri yoktur… Halk, günün birinde sıranın kendilerine de geleceğini umut ederek yaşar. Ve de onların zenginliklerini büyük bir iştah ile birbirlerine anlatarak oyalanırlar. Ben de bu zevkten onları mahrum etmek istemedim padişahım ZENGİNİN SERVETİ ZÜĞÜRDÜN ÇENESİNİ YORARMIŞ… BEN BİLMEM… SENEDİMİ İSTERİM !!

9 Padişah… Hocam olan olmuş şimdi Devleti Aliyye’nin müesses nizamını bozan bu senetlerden en az zararla nasıl kurtulabiliriz. Bu meseleyi çözmek zor değil padişahım… Kasabanın iktisadi faaliyetlerinin bütününü dikkate alıp gayri safi hâsılasının kaç adet altına tekabül ettiğini hesaplayabiliriz. Bu miktarı senet sayısına bölerek bir senedin ortalama kaç adet altına tekabül ettiğini buluruz. Diyelim ki 25 altın. Bundan sonra iki çözüm yolu uygulayabiliriz. Birincisi 25’er altın verip senetleri toplarız. İkincisi ise 25 altına tekabül eden devlet tahvilleri çıkarıp senetler ile değiştirebiliriz. Padişah biraz düşündükten sonra… Bu iş oldukça karmaşık görülüyor, ama ben kararımı verdim dedi. Nasrettin Hoca… Büyük bir heyecanla hangisi sultanım altın mı yoksa tahvil mi diye soracak oldu. Padişah… Onu daha sonra halledeceğiz dedi. Sonra, Sadrazamı huzuruna çağırtarak şöyle buyurdu. Bana önce ahalinin dilinden, sonra paradan anlayan adam lazım senin Maliye Nazırını azlettim, yerine Nasrettin Hocayı tayin ediyorum dedi. Nasrettin Hoca veda için gittiği kasabasında büyük bir tören ile karşılandı. Mehmet Akın Altuğ-Eylül 2012 PARA İŞİ ÇOK ZOR…VEZİR OLMAK DA VAR REZİL OLMAKDA… SENEDİMİ İSTERİM… HOCA KÖYÜNÜN YOLUNDA…


"NASRETTİN HOCA VE SERBEST PAZAR İKTİSADİYATI Zengin, fakir kasaba halkı kahvede toplanmış, hep birlikte bir koyup üç almayı tartışıyorlardı. Bu virüsü." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları