Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1. Yönetim Kuramlarının Gelişimi Bürokrasi Yaklaşımı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1. Yönetim Kuramlarının Gelişimi Bürokrasi Yaklaşımı."— Sunum transkripti:

1 1

2 Yönetim Kuramlarının Gelişimi Bürokrasi Yaklaşımı

3  Bürokrasi, birbirlerinden farklı anlamlar taşıyan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır (Shafritz vd. 2007:241; Eryılmaz, 2012: ). İlk akla gelen, belki de gündelik hayatta en sık kullanılan anlamı pejoratif anlamıdır. İşlerin kırtasiyeciliğe boğulması, formalitelerin işin esasının önüne geçmesi, bugün git yarın gel şeklinde halkın, müşterinin denetiminden uzak, küçük, kendine gereksiz ve pahalı işler üreten krallıkların varlığı… bu anlamıyla kastedilenlerden bazılarıdır. Pejoratif anlamıyla kullanıldığında, bürokrasi, etkinsiz ve halka hesap vermeyen yapı ve işleyişlerin kastedildiği bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. 3

4 İkinci anlamı, kamu mal ve hizmetlerini üretmek için kurulmuş dairelerdir (bürolardır), kamu örgütleri toplamıdır. Yürütme erkini meydana getiren bakanlıklar, genel müdürlükler, başkanlıklar, ajanslar... bürokrasi olarak adlandırılır. Bu teşkilatlar toplamı bürokrasiyi, başka bir ifadeyle, kamu yönetimini meydana getirir. Üçüncü anlamı, atanarak işbaşına gelmiş, kamu gücünü kullanarak siyaset kurumunun aldığı kararları, belirlediği politikaları uygulayan uzman çalışanlar grubu, memurlar, bürokrasi olarak anılmaktadır. 4

5 Dördüncü anlamı, bürokrasi bir örgüt, örgütlenme ve işleyiş biçimidir. Rasyonelliği, örgütlerde etkinliği masaların ya da büroların egemenliğini kurarak sağlamayı hedefleyen rasyonel örgüt kuramlarından bir tanesidir. Kamu ve özel sektör örgütlerinde yaygın olarak karşımıza çıkan bir örgütlenme biçimidir. Bu anlamıyla Weberyen Bürokratik Model, Weberyen Bürokrasi Kuramı olarak da bilinir. Alman bilim adamı Max Weber tarafından 1900’lü yılların başında ideal bir tip olarak modellenmiş, bürokratik örgütlerin sahip olması gereken özellikleri tespit edilmiştir. Bu bölümün konusunu bürokrasinin dördüncü anlamını meydana getiren bu örgütlenme biçimi oluşturmaktadır. 5

6 Geleneksel örgüt ve yönetim kuramının üçüncü yaklaşımı, 1900’lerin başlarında Alman Sosyoloğu Max Weber (1864–1920) tarafından geliştirilen Bürokrasi Yaklaşımı olmuştur. Bir örgütsel yapı, model veya yaklaşımı olarak bürokrasi; ideal anlamda, bir örgütü, yönetim biçimi ve düzenini ifade eder. Weber’e göre bürokratik bir yapı, etkinlik ve rasyonalizasyon açısından ideal bir örgüt yapısı şeklinde ortaya konabilir. 6

7 Weber’e göre bürokrasi yeni bir örgüt ve yeni bir örgütlenme biçimi değildir. Weber’in çağdaşı olan büyük kapitalist işletmeler gibi kadim medeniyetler ve toplumlar da bürokratik yapıya sahip olmuşlardır. Weber, çağdaşı olan büyük iktisadi işletmeleri, kamu örgütlenmelerini ve kadim medeniyetleri ve toplumları mercek altına alır. Alman demir çelik ve kömür endüstrisi, İngiliz tekstil ve gemi inşaatı işletmeleri, Amerikan demiryolları bu dönemde klasikleri etkileyen “yeni” örgütlenme ve yönetim uygulamalarının görüldüğü özel işletmelerdir. Avusturya devlet teşkilatlanması, Prusya ordusu Weber’in hemen yanı başındaki modern bürokrasinin özelliklerini tespit etmek için inceleyeceği kamu örgütlenme örnekleri arasında yer alacaktır. Ordusu ve idari teşkilatlanmasıyla Roma imparatorluğu, Katolik kilisesi, Mısır ve Çin uygarlıkları kadim modeller olarak incelenir Weber tarafından. Weber bu incelemelerinden ideal tipinin özelliklerini tespit eder ve sıralar. Olanın incelenmesinden hareketle olması gerekeni tespite yönelik bir öneri geliştirir. Özellikleri listelemeden önce yöneten yönetilen arsındaki ilişkinin özünü meydana getiren emir ve itaat konusuna değinir Weber. 7

8 Klasik örgüt kuramının çok önemli isimlerinden Max Weber, Taylor ve Fayol ile çağdaştır ve 21 Nisan 1864’de Prusya’nın Erfurt şehrinde dünyaya gelmiştir. Orta tabakaya mensup bir ailenin çocuğudur. Babası, Milli Liberal Partinin tanınmış mensuplarından olduğundan bilim, siyaset ve sanat dünyasın mensuplarıyla daha çocuk yaşlardan itibaren karşılaşması sonucu fikri açıdan renkli bir ev ortamında yetişir. Batının önemli klasiklerini küçük yaşlardan itibaren okuduğu; İngilizce, Latince, İspanyolca, Fransızca ve Rusça öğrendiği; hatta Rusçayı sabahları yatakta çalıştığı bilinmektedir. 8

9 1882’de Heidelberg Üniversitesinde ve ardından Berlin Üniversitesinde hukuk, iktisat ve felsefe eğitimi alır. Kısa süren askerliğini 1884’de yapar. Berlin ve Göttingen Üniversitesinde eğitimine devam eder yılında doktora eğitimini tamamlamasının ardından iktisat alanında öğretim üyesi olarak Freilberg Üniversitesinde, 1896’da da Heidelberg Üniversitesinde çalışmaya başlar. Üniversitedeki çalışma hayatı beş yıl sürer. Kendi başına ve çok çalışan bir kişi olan Weber’in çok dalgalı bir kişisel hayatı ve düşünce serüveni vardır. 1898’de geçirdiği bunalım sonucu dört yıl büyük ölçüde bir şey yapmadan köşesine çekilmiş olarak kalır. Bunalımları ilerleyen yaşlarında da geçirmeye devam edecektir. 1903’de tekrar araştırmaya ve yazmaya başlar. Ömrünün geriye kalan kısmında bağımsız olarak çalışmasına yetecek özel bir miras kalır Weber’e. Birinci dünya savaşı sırasında hastane yöneticiliği yapar. Savaşın ardından Viyana Üniversitesinde toplumbilim kürsüsünü kurar. 9

10 Hastalığını takip eden ilk aylarda halen çok tartışılan kitabı: Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Esprisini yayımlar. Kitabında, toplumsal kurumların, daha özelinde dinin, spesifik olarak Protestanlığın, bireylere tavsiye ettiği ‘arınmak için çok çalışma ve kazanma ve kazandıklarını yeniden yatırım yapma’ inancının batının gelişmesini sağlayan ekonomik kurumların, daha özelde kapitalist düzenin arkasındaki belirleyici faktör olduğunu yaptığı karşılaştırmalı din, iktisat ve toplum analizleriyle ortaya atar. İktisadi ve siyasi hayatın rasyonelleşmesi üzerine yaptığı çalışmalarından oluşan büyük eseri tamamlanamamıştır da Münih Üniversitesinde ders vermeye başlar. Kısa bir süre sonra zatürreden 56 yaşındayken ölür. Sosyal ve Ekonomik Örgüt Kuramı isimli eseri ölümünden sonra yayımlanır. Toplumsal bilimlerin zirvelerinden biri olarak kabul edilir. 10

11 Weber 11

12 Weber’in ideal bürokrasisine ait özellikler şu şekilde sıralanabilir :  İşle ilgili kararlar ve faaliyetler, biçimsel olarak saptanmış ilke ve yöntemlerle sürdürülecektir. Yönetimle ilgili kural ve kararlar, yazılı hale getirilmelidir. Bu kuralların dışına çıkılamaz.  Amaçların gerçekleştirilmesi için gerekli işler, ileri derecede uzmanlaşmaya dayanır.  Bir örgütte işgörenlerin faaliyetleri yerine getirmeleri için gerekli olan maddi ve beşeri (insan kaynakları) araçlar ile kaynaklar, yetki derecesi ölçüsünde serbestçe kullanılabilir. 12

13  Örgüt içinde her işgörenin, yetki ve sorumluluğunun açıkça saptandığı bir işbölümü anlayışı yerleştirilmelidir.  İşgörenler, teknik yeteneklerine göre çalıştırılmalıdır. Yükselmeleri de, performanslarına göre olacaktır. İşgören, işin gerektirdiği teknik bilgi ve yeteneği ölçen sınav sonuçlarına göre seçilecek ve terfi ettirilecektir.  Yöneticiler, aylık sabit ücretlerle çalışmalı ve yönettikleri örgütün sahibi olmamalıdır. 13

14  Açık seçik belirlenmiş bir hiyerarşik yapı oluşturulmalıdır. Her alt mevki, bağlı olduğu bir üst mevki tarafından denetlenmelidir.  Hiyerarşik mevkiler arasında gerçekleşecek olan ilişkiler, yazılı iletişime dayanmalı ve gerektiğinde ispat açısından tüm evraklar saklanmalıdır.  Örgüt içinde gayri şahsi ilişkiler olmamalı, kişisel duygular ve istekler, işe karıştırılmamalıdır. Hiç kimse, emrine tahsis edilen araç ve personeli kendi kişisel ihtiyaçları için kullanamaz. 14

15 Frank ve Lillian Gilberth Bilimsel işletmeciliğin önde gelen savunucuları arasında karı-koca Frank ve Lillian Gilberth bulunmaktadır. Gilberthler, en iyi tek yolu aramışlar ve verimlilikte standart sağlamak kapsamında hareket etütlerini (motion studies) kullanmışlardır. Bu yöntemlerin ve başka fikirlerin kullanılmasının bir sonucu olarak, gerekli hareketlerden önemli ölçüde tasarruf sağlanarak verimlilik önemli ölçüde artmıştır (çalıştıkları tuğla üretim sektöründe 1000 tuğlalık üretim 2700’e çıkmıştır). Frank ve Lillian, bilimsel işletmeciliğe dayalı çalışmalarda, analiz ve sentezlerin yapılmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak bilimsel işletmeciliğe katkıda bulunmuştur. Analizle bir iş temel parçalarına ayrılmaktadır. Sentezde ise iş (ancak işin verimli olması açısından), yararlı elemanları bir araya toplayabilecek şekilde yeniden yapılanmayı içerir. 15

16 Henry L. Gantt Gantt’ın en iyi bilinen çalışmaları olan, plânlama, zamanlama ve kontrol grafiklerini gösteren “Gantt Şemaları” günümüzde dahi geçerliliğini sürdürmektedir. Taylor’ın parça başı ücret sisteminin işletme içinde işbirliği sağlayacağına inanan Gantt, benzeri olmayan bir ücret teşvik sistemi geliştirmiştir. Buna göre, işçilere verilen zaman limiti içinde gereken standartlara ulaştıkları zaman ek ödeme yapıldığı gibi, onların ustaları da, işçiler bu istenen düzeye gelince prim verilerek ödüllendiriliyordu. Gantt ayrıca, zorluk çeken işçileri eğitmeleri için ustaları sürekli olarak özendirmiştir. 16

17 J. Mooney ve A. Railey 1931 yılında “Onward Industry” isimli bir kitap yayımlanır. Yazarlarından ilki Amerikan Sanayi devi General Motors firmasının üst düzey yöneticisi James Mooney ( ) diğeri ise tarih profesörü Alan Reiley’dir. General Motors şirketinin ünlü yöneticisi Alfred Sloan’ın enerjik, yerinde duramayan, iyi hatip ve dahi genç yardımcılarından olan makine mühendisliği eğitimli Mooney’nin New York Üniversitesindeki önce lisans bitirme ardından çok başarılı bulunacağı için doktora tezi olacak çalışması yanına asistan olarak aldığı Reiley tarafından kitaplaştırılır. Kitaptaki, zaman zaman Weberyen modelide andıran bakış açılarıyla Mooney ve Reiley ABD’deki klasik örgüt kuramının ilk geniş yorumunu yapan (Dereli, 1976:32) kuramcılar olmuşlardır. Mooney ve Reiley rasyonel bir örgüt tasarlamanın peşindedirler; ancak, Taylor ve Weber’in aksine işbölümüne değil eşgüdümlemeye merkezi bir rol verirler. Uzmanlaşmış, işbölümüne gitmiş modern ve karmaşık örgütün başarısı etkin eşgüdümleme ile mümkün olacağından Mooney ve Reiley eşgüdümlemeyi diğer bütün prensiplerin anası olarak kabul ederler. Eşgüdümlemeyi yatay ve dikey eşgüdümleme olarak ikiye ayırırlar. 17

18 L. Guilick Kamu yönetiminin dekanı olarak adlandırılan misyoner Amerikalı ailenin Japonya doğumlu oğulları olan Luther H. Gullick ( ) siyaset bilimi, felsefe, kamu hukuku eğitimi alır. Columbia Üniversitesinde doktorasını tamamlar ve takibeden 40 yıl boyunca adı daha sonra Kamu Yönetimi Enstitüsü olacak New York Kent Araştırmaları Merkezinin yöneticiliğine getirilir. Columbia Üniversitesinde 1942’ye kadar Kent Bilimi ve İdaresi profesörü olarak ders verir. Çeşitli komisyonlarda görev alır; en önemlilerinden bir tanesi raporunda Beyaz Saray personelini artırıp yürütme kolunu yeniden yapılandırmayı öneren Başkanlık İdari Yönetim Komitesi (President’s Committee on Administrative Management ; Brownlow Komitesi olarak da bilinir) üyeliğidir. Gullick’in örgüt kuramına yaptığı katkıları üç başlıkta toplanabilir (Tompkins, 2205:107): İlk olarak Fayol, Mooney gibi kimselerin katkılarını erişilebilir ve anlaşılabilir hale getirerek sentezleyerek sunar. Fayol, Mooney ve Reiley’in izinden giderek yönetim ilkelerini devlet idaresine uyarlar ve uygular. Üçüncü olarak idareciliği ve komite üyeliği sırasında ve sayesinde kuramın pratiğe aktarılarak uygulanmasını sağlar. 18

19 L. F. Urwick İngiliz olan Lyndall F. Urwick, 1931 ve 1933’de yayımladığı iki makalesiyle ana fikirleri yerleşmiş olan klasik örgüt kuramına Taylor, Fayol ve Mooney-Reiley’nin çalışmalarında hareketle bir sentez yaparak katkılar sunar. Bu sentez klasik örgüt kuramının yıllık gelişiminin sentezidir. Fayol’un yönetim ilkelerinin birbirleriyle ilişkisini açıklar; Urwick, yönetim sanatının temel ilkesinin inceleme ve araştırma olduğunu kabul eder. İnceleme ve araştırmalar ileri görüşlülükte kilit rol oynar. Urwick’in üzerinde durduğu bir diğer husus klasik kurama ait rasyonel prensiplerin örgütlere uygulanabilmesi için gerekli tekniklerin geliştirilmesine olan ihtiyacı vurgulamasıdır. Kendisi Fayol’unkileri andırır yönetim ilkeleri belirler ve teklif eder. 19

20  K. Graicunas Fransız matematikçi olan Graicunas, Fayol’un düşüncelerinden geniş ölçüde etkilenerek örgütlerde departman ve birimler arası ilişkiler ile bu ilişkilerin doğurduğu sorunları incelemiştir. Graicunas, bir yöneticinin kontrol alanının dar veya geniş olmasına etki eden nedenlerin başında ast sayısının aritmetik artışı karşısında insan ilişkilerindeki artışların üssel (geometrik) olmasını göstermiştir.  H. Emerson Taylor’ın tanınmış takipçilerinden olan Emerson, verimlilik mühendisliği konusunda Amerikan Endüstrisine yeni zaman yöntemleri ve tasarruf yolları getirerek sembol olmuştur.  R. C. Davis Tepe Yönetiminin Temelleri isimli kitabında, daha çok yönetim felsefesi üzerinde durarak başarının bu felsefenin tutarlılığına ve yönetim ilkelerine uygunluğuna bağlı olduğuna işaret etmiştir. Düşünür, yönetim fonksiyonlarını plânlama, örgütleme ve kontrol olarak üç kısımda incelemiş, daha sonra da iyi bir organizasyonun taşıması gereken başlıca özelliklerin neler olduğunu açıklamıştır. 20

21 Önceki üç bölümde sırasıyla klasik örgüt kuramını meydana getiren bilimsel yönetim, yönetsel kuram ve bürokratik örgüt kuramı ve bunların en bilinen isimleri F.W. Taylor, H.J.Fayol ve M. Weber’in fikirleri ve çalışmaları incelenmiştir. Bu üç kuram birbirlerini tamamlar özellikler göstererek klasik örgüt kuramını meydana getirmektedir. Bilimsel yönetim işin incelenmesine önceliği vermiş; yönetsel kuram yönetimin incelenmesine, bürokratik örgüt kuramı ise yapının incelenmesine öncelik vermiştir. 21

22 Kurucuları Weber gibi bir iki kişi istisna uygulamacıdır; bizzat yöneticilik yapan kimselerdir ve çoğunluğu 19.yy’ın sonu ve 20.yy’ın başı döneminde mühendislik eğitimi almışlardır. Weber yöneticilik yapmadığı gibi sosyal bilimler eğitimi almıştır. Taylor, Fayol ve Weber, her üçü de fikirlerini geleneksel yönetime tepki sonucu ortaya atmışlardır. 19.yy sonunda ortaya çıkan modern dünyanın modern örgütlerinin ihtiyaçlarını ortaçağa ait geleneksel dünyanın geleneksel örgütlenme ve yönetim anlayışları ve üretim süreçleri ile karşılamanın mümkün olmadığı her üçünün müşterek tespitidir. 22

23 Taylor geleneksel yönetim biçimlerinin örgüt ve ülke düzeyinde büyük ölçekli israflara, Weber patrimonyal (Patrimonyal bürokrasi, geleneksel toplumların belirgin bir özelliğidir ve idari işlerde hünkarın çevresinde toplanmış, çok sayıda ayrıcalığı olan ve bunun yanı sıra ‘adı ve sanı’ ile önem taşıyan kişilerden oluşur) bürokrasilerin teknik verimliliği sağlayamadığından Alman sanayileşmesini engellediğine; Fayol yöneticilikte ve yöneticilik eğitiminde kullanılacak genel kabul görmüş ilke ve kuramların olmayışı sebebiyle ortaya çıkan kayıplara ve istikrarsızlıklara tepkilidirler. Verimsizlik müşterek paydalarıdır. Verimsizlik sorununu çözmek için en iyi örgütlenme ve yönetim biçiminin ne olması gerektiği araştırılır her üç modelde. En iyinin tanımı da adı geçen bu dönem kuramcılarının zihninde nettir. Her üç model en iyi örgütü en etkin olacak, en verimli olacak örgüt olarak tanımlar ve kabul eder. Her üç modelin amacı ve nihai başarı ölçütü olarak ekonomik ve teknik verimlilik esas alınır. 23

24 “En iyi”nin akıl ile araştırılarak, bilimsel yöntem kullanılarak bulunulabileceği temel varsayımdır. Klasik örgüt kuramının evrensellik iddiası vardır. Her zaman her yerde ve her koşulda geçerli olacak en iyi örgüt ve yönetim biçiminin var olduğunu bununda bilimsel yöntemlerden hareketle keşfedilebilir olduğunu kabul ederler. Taylor en iyiyi öncelikle “iş”i inceleyerek önerir. Üretim sürecinin rasyonelleştirilmesi, etkinliği artırmanın yoludur. Fayol’da yönetimin evrensel ilkelerinin bulunması en iyiye giden yol olarak tercih edilmiştir. Weber’de ise ideal bürokratik yapının özelliklerinin tespit edilmesi teknik açıdan en üstün örgütü ortaya çıkartacaktır. 24

25 Bu yönüyle klasik kuram açıklayıcı ve tasvir edici olmaktan çok kaide ve norm koyucu özellikler taşıyan bir kuramdır. Olanı değil olması gerekeni inceler. Bilimsel yönetim mikro düzeyli bir analizle üretim davranışını inceleyerek bunu yaparken yönetsel kuram ve bürokratik kuram daha makro bir bakış açısıyla meseleye yaklaşırlar. Katkıları sonucu yönetim ve örgüt alanı bir bilim dalı haline gelir, bilimsel çalışma sonuçları kitaplaştırılır, bilgiler ve teknikler yaygınlaşır, okullarda yöneticilik eğitimi verilmeye başlanır, klasik örgüt kuramının ilkeleri kamu ve özel örgütlerde hızla uygulanmaya başlanır, verimlilik öngörüldüğü şekilde çok ciddi ölçülerde artar. 25

26 Ancak, olumsuz eleştiriler hemen arkasından gelir: Her üç kuram örgütleri kapalı birer sistem olarak varsayarlar. En iyi tek yolu ararken sadece biçimsel örgütü inceleme altına alırlar. Her birinde duygulara, bireylerin ihtiyaçlarına, sosyal ilişkilere, değerlere, çatışan amaçlara ve menfaatlere, sınıf kavgalarına, siyasal güdülere yer yoktur. İnsan iktisadi bir varlıktı temel kabulü sebebiyle çalışanın yakından, sıkı kontrol edilmesi gerektiğini iddia ederler. Örgüt, kontrol etmek için vardır. 26

27 Klâsik örgüt ve yönetim kuramları, yönetimin yalnızca biçimsel ve yasal yönlerine önem vermiş, bu alanda ilkeler belirlemeye çalışmış ve yönetimin ve örgütün doğal yönlerine gereken önemi vermemiştir. Bu ise, yöneticilerin örgüt içindeki davranışsal ilişkilerin tümünü görmelerini engellemiştir. Geleneksel yönetim kuramında bugün için büyük önem taşıyan önderlik kavramı, tamamen biçimsel yönden ele alınmış ve yöneticilikten farklı olarak önderliğin doğal yönleri üzerinde hiç durulmamıştır. 27

28 Klasik teorilerde iş ve pozisyonlar arası ilişkiler öncelikli olarak değerlendirilirken, insan unsuru veri olarak kabul edilir ve psiko- sosyal karakteri ile psikolojik ve sosyal çalışma koşullarıyla ilgilenilmez. İşgörenlerin kişisel sorunlarının işyerine yansımayacağı (bir robot gibi), işletme içinde geçirilen zaman ile işletme dışındaki yaşamın birbirinden ayrı olduğu varsayılmıştır. Bu yüzden bu teori, dar, sınırlı, mekanik ve bürokratik olmakla eleştirilmiştir. 28

29 29


"1. Yönetim Kuramlarının Gelişimi Bürokrasi Yaklaşımı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları