Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER KURAMI

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER KURAMI"— Sunum transkripti:

1 KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER KURAMI
HARRY STACK SULLIVAN

2 Temel Kavramlar ve İlkeler
Harry Stack Sullivan, kişiliğin, sosyal bir çevrede geliştiğini belirtmiş ve insanların, diğer insanlar olmadan bir kişiliğe sahip olamayacaklarını iddia etmiştir. Sullivan’a göre “kişilik, asla kişinin içinde yaşadığı ve varlığını bulduğu karmaşık kişiler arası ilişkilerden soyutlanamaz”. Bu yüzden de kişiliğe ilişkin bilgi elde edebilmenin tek yolu insanların kişiler arası durumlarda nasıl davrandıklarını bilimsel olarak incelemektir.

3 İnsanın Doğası Horney ve Fromm gibi Sullivan da kişiliğin bireyler arası doğasına ağırlık vermiştir. Ancak Sullivan daha çok kişiliğin gelişimi ve şizofreni (dinamiği ve tedavisi) üzerinde durmuştur. Sullivan, gelişimsel yaklaşımı, kendi kuramsal yapılarını aktarabilmenin en iyi yolu olarak görmüştür. Sullivan’a göre “eğer insanların kronolojik olarak yetişkinlik dönemlerindeki kişiliklerine nasıl ulaştıklarını ayrıntılı bir şekilde incelersek yaşam ve yaşamdaki zorluklar konusunda epeyce bilgi edinmiş oluruz”.

4 Tek Tür Önermesi Sullivan ‘tek tür önermesi’ni “her bireyin, başka bir şey olmaktan çok daha fazla insan olduğunu varsaymamız gerekir” ifadesiyle dile getirmiştir. Sullivan’a göre ileri düzeyde zeka geriliği olan bir insanla, bir dahi arasındaki farklılıklar, ileri düzeyde zeka geriliği olan insanla, insana en yakın bir başka biyolojik türün herhangi bir üyesi arasındaki farklılıklardan daha az önemli ve daha az dikkat çekicidir. Benzer şekilde, başarılı bir üst düzey yönetici ile uzun süredir tedavi altında olan ileri düzeyde bir şizofreni hastası arasındaki benzerlikler de ikisi arasındaki farklılıklardan daha fazla olacaktır.

5 KİŞİLİĞİN YAPISAL ÖZELLİKLERİ
Kişilik, ilişki durumları dışında incelenemez. Kişiliğin incelenme birimi, insan değil, ilişkidir. Kişiliğin yapısal örgütü, organizmadan kaynaklanan algılardan çok, insanlar arası ilişkilerin ürünüdür. Kişilik, ancak insan bir ya da daha fazla sayıda kişiyle ilişki durumundayken ortaya çıkar. Bunun için diğer insanların somut varlığı gerekmez. İmgelemsel, hatta gerçekte var olan kişiler de olmayabilir. Algılama, hatırlama, düşünme, düş kurma ve tüm diğer ruhsal süreçler insan ilişkilerini içerirler. Rüyalar, rüya gören kişinin diğer insanlarla ilişkilerini yansıtır

6 KİŞİLİĞİN İŞLEYİŞ BİÇİMİ Gerilim Azaltma (Tension Reduction)
Freud ve Jung gibi Sullivan da kişiliği gerilimi azaltmak amacıyla çalışan bir enerji sistemi olarak ele almıştır. Enerji, ya gerilimler (hareket potansiyeli) ya da doğrudan hareketler (enerji dönüşümleri) olmak üzere iki şekilde var olmaktadır. Gerilimler, doğuştan vardır ve eyleme yönelik eğilimlerdir. İnsanın ideal durumu tamamen dengede olduğu durumdur.

7 Enerji dönüşümleri, gerilimleri açık ya da örtük davranışlara dönüştürürler ve ihtiyaçların doyurulması ve kaygının azaltılmasında etkilidirler. Gerilim, bilinçli olarak fark edilebilecek ya da fark edilemeyecek bir hareket potansiyelidir. Bu nedenle de tüm gerilimler bilinçli olarak hissedilemeyebilir. Sullivan, ihtiyaçlar ve kaygı olmak üzere iki tür gerilimden söz etmiştir.

8 İhtiyaçlar: Yaşamın fizyolojik ve biyokimyasal gerekleri ile bağlantılıdır. Organizmanın dengesini bozan durumları içerir. Sullivan gereksinimlerin aşamalardan oluştuğunu, üst basamaklara gidilmesi için alttakilerin giderilmesi gerektiğini söyler. Gereksinimlerin karşılanması, kişide “doyumu” sağlar. Birey biyolojik ve ruhsal gereksinimlere doyum sağlayarak bir refah durumu ve hazzı sağlar. En temel kişiler arası ihtiyaç şefkattir.

9 Anksiyete: İnsanın güvenliğinin gerçek ya da imgelemsel bir tehditle karşılaştığı zaman yaşanan yoğun duygudur. Yoğunluğu arttığı oranda, insanın, ihtiyaçlarına doyum sağlama ekinliklerinde de bir azalma olur, ilişkileri bozulur ve düşünce düzeni aksar. Anksiyetenin anneden çocuğa empati yoluyla geçtiğini söyler. Sullivan kaygı ile endişeli olma, suçluluk, utanç, korku, kişisel değersizlik gibi acı verici duyguları kastetmektedir.

10 Uyku: İhtiyaçlar ve anksiyetenin doğal bir sonucudur. Uyku normal bir tepki olabildiği gibi, normal dışı davranışların anlaşılmasında da önem taşır.

11 Enerji Dönüşümleri ve Dinamikler
Gerilimlerin, bir ihtiyacı karşılayacak açık ya da örtük davranışlara dönüşmesine enerji dönüşümü denir. Enerji dönüşümleri, yaşam boyunca bir insanı tanımlayan tipik davranış modelleri olarak organize olurlar. Sullivan bu davranış modellerine, dinamikler adını vermiştir. Sullivan’ın dinamik kavramı hemen hemen, ayırıcı özellik ya da alışkanlık örüntüsü ile aynı anlama gelebilecek bir kavramdır. Enerji, nefret, şehvet

12 Dinamikler, çevreyle etkileşimlerini sürdürebilmek için, ağız, el, anüs ve üreme organlarından yararlanırlar. Çoğu, organizmanın temel ihtiyaçlarına doyum sağlama görevini üstlenmişlerdir.

13 Yaşantı Modları Sullivan’a göre insan yaşantıları, gerilimler ve gerilimlerin azaltılması için gerçekleştirilen enerji dönüşümlerinden oluşur. Sullivan bu gerilim ve enerji dönüşümlerinin üç farklı biçimde ortaya çıktığını belirtmiştir: prototaksik, parataksik ve sintaksik.

14 (Piaget’nin duyu motor dönemi özelliklerine benzer)
Prototaksik Yaşantı: Zihinde geçici olarak ortaya çıkan imgeler ve duygulardır. En saf hali yaşamın ilk aylarında vardır. Şimdi sonra, ben sen ayrımı yoktur, deneyimlerin nasıl kategorileştirileceğini bilemez. Yetişkinlerde anlık izlenimler, hisler, duygular şeklinde görülür. (Piaget’nin duyu motor dönemi özelliklerine benzer) İnsanlar bu imgeleri diğerlerine anlatma yeteneğine sahip olmasa da, bazen diğer insanlara kelimelerle anlatamayacakları tuhaf bir hisse kapıldıklarını anlatabilirler.

15 Parataksik Yaşantı, aynı zamanda ortaya çıkan, ancak mantıksal yönden aralarında ilişki olmayan iki olay arasında nedensel bir bağlantı kurma eğilimini içerir(Kafka örneği:köpek duvar kemik, Kara kedi, merdiven alt. Geçmek, güneşli havada yağmuru düş.).

16 Düşüncenin en gelişmiş biçimi olan sintaksik yaşantı, bir grup tarafından geçerliliği ortaklaşa kabul edilmiş simgeleri içerir.Konuşmanın başladığı zaman ortaya çıkar. Doğru kabul edilen kavramlara doğru biçimde yaklaşmayı içerir. Sullivan, sintaksik kavramanın ilk örneğinin bir ses veya jestin ebeveynler ve çocuk için aynı anlama sahip olmaya başlamasıyla ortaya çıktığını varsayar.

17 Kişiliğin Yapısı Kişileştirmeler (Personifikasyonlar) Kişinin kendisine ya da bir diğer insana ilişkin olarak geliştirdiği imgedir. İhtiyaçların karşılanmasına yönelik ve anksiyeteli yaşantılar sonucu oluşan bazı duygu, tutum ve kavramları içeren bir karmaşadır. (Çocuğun babasını Kötü baba olarak personifike etmesi sonucu, büyüdüğünde öğretmen, polis ve yöneticiden de aynı davranışları beklemesi)

18 Sullivan’a göre biz yaşantılarımızı kendimiz ve diğerleriyle ilgili zihinsel kavramlar oluşturarak örgütleriz. Sullivan, kişinin kendisi ve diğerleri için oluşturduğu bu zihinsel imgelere kişileştirmeler adını vermiştir. Kişileştirmeler, öğrenilmiş duygu/ inançlardan oluşur ki bunlar çoğu kez gerçekle bağdaşmazlar. Örneğin anne bir dereceye kadar çocuğunu yanlış algılayabilir. Çocuğuyla ilgili geliştirdiği kişileştirme çocuğunun olmasını istediği gibi geliştirilmiş olabilir, bu kişileştirme de önceki çocuklarıyla yaşantıları sonucunda şekillenmiş olabilir. Çocuk yavaş seyreden bir süreçle annesinin sevgi dolu gereksinim karşılayıcı davranışlarıyla ilgili “iyi anne” kişileştirmesi geliştirir. Aynı zamanda annesinin engelleyici ve kaygı üretici davranışlarından da “kötü anne” kişileştirmesi geliştirir.

19 Sullivan, bebeklikte gelişen üç temel kişileştirme tanımlamıştır:
kötü anne, iyi anne ve ben. Buna ek olarak baz çocuklar bu dönemde düşsel kişileştirmeler de (hayali oyun arkadaşı) geliştirebilirler.

20 Kötü – Anne, İyi – Anne: Kötü-anne kişileştirmesi aslında bebeğin kötü meme ucu deneyiminden kaynaklanır: Yani açlık ihtiyaçlarını tatmin etmeyen meme ucu. Bu kişileştirme annenin gerçekle tutarlı bir imgesi değil, sadece bebeğin düzgün beslenmemesinin belirsiz ifadesidir. Bebek, kötü-anne kişileştirmesini oluşturduğu gibi annelik yapan kişinin şefkati ve işbirlikçi davranışlarına dayanarak ‘iyi-anne kişileştirmesi’ de edinir. Biri bebeğin kaygılı ve kötü niyetli anne sezgisine, diğeri sakin ve şefkatli anne sezgisine dayanan bu iki kişileştirme, zamanla aynı kişi üzerinde birleşir.

21 Ben Kişileştirmeleri:
Çocuk, bebekliğinin ortalarında, kendilik kişilileştirmesinin yapı taşlarını oluşturan üç kişileştirmeyi (kötü-ben, iyi-ben ve ben olmayan) edinir. İyi-ben kişileştirmesi geçmişte ödüllendirilmiş olan ve bizim iyi hissetmemize yardımcı olan yönlerimizden oluşmaktadır. İyi-ben kişileştirmesi, bebeğin ödül ve onay deneyimlerinden ortaya çıkar. Bebekler, annelerinin şefkat ifadelerini aldıklarında kendilerini iyi hissederler. Böyle deneyimler kaygıyı azaltır ve iyi-ben kişileştirmesini güçlendirir.

22 Bunun karşıtı olan kötü-ben kişileştirmesi,
bebeğin annesi tarafından aldığı ceza ve onaylanmama deneyimlerinden şekillenir. Bunlar, düşünmek istemediğimiz, geçmişte onaylanmamış ya da cezalandırılmış deneyimlerimizi içerir. Birey kendine karşı olumsuz duygular geliştirir. Bu duygular bireyin istenmeyen davranışlara girişmesini otomatik olarak engeller, bilincin gelişmesine de yardımcı olur.

23 Sullivan’ın tanımladığı üçüncü ben-kişileştirmesi olan ben-değil kişileştirmesi ise bilinçdışındadır. Çocuklukta yaşanan yoğun kaygılar ben değil kişileştirmelerinin gelişmesine neden olur. Bu kişileştirmeler genelde bilinçdışında olan kişiliğin belirsiz ve korku, endişe yaratan yönüdür. Ben değil kişileştirmelerinin içerdiği materyal o kadar tehdit edici özellik taşır ki bunlar kötü ben kişileştirmelerinin dahi başa çıkamayacağı özelliktedirler. Freud’un bastırma kavramına benzetilebilir.

24 Hayali Kişileştirmeler:
Tüm kişiler arası ilişkiler gerçek insanlarla gerçekleşmemektedir. Bazıları hayali kişileştirmelerdir. Birçok çocuk öz-saygısını korumak için gerçek olmayan özellikler veya hayali arkadaşlar yaratarak onlara ilişkin kişileştirmeler geliştirebilmektedir. Benlik sistemi bireyin güvenliğini sağlar, kişiyi anksiyeteden korur, insanlarla ilişki kurmasına yardımcı olur.

25 SULLIVAN’IN GELİŞİM KURAMI
1. Bebeklik ( 0 – 1 ) Doğumla, iletişim aracı niteliğinde olmayan sözlü konuşmanın ortaya çıkışı 2. Birinci Çocukluk ( 1 – 5 ) Konuşmayı öğrenme 3. İkinci Çocukluk ( 6 – 8 ) Oyun arkadaşı gereksinimi 4.Ön Ergenlik ( 9 – 12 ) Aynı yaş grubu ve cinsiyetle yakın ilişki 5.İlk Ergenlik ( 13 – 17 ) Karşı cinse ilginin ortaya çıkması 6. İkinci Ergenlik ( 18 – 20 ) Uzun süreli ilişki kurma isteği 7.Yetişkinlik ( 20 ve sonrası ) Yetişkin arkadaşlar, cinsellik, meslek

26 1- Bebeklik: Bebek, temel ihtiyaçlarının annenin sıcak ve sevecen davranışlarıyla karşılanmasına karşı aynı sevecen davranışları gösterir. 2- Birinci Çocukluk: Sözlü dil belirir. Benlik sistemi çocuğun cinsiyetine göre biçimlenmeye başlar. Çocuk kendi cinsiyet rolüyle özdeşleşir. Kötülük beklentisi; çocukta “düşmanca bir dünya içinde yaşadığı” duygusu gelişirse, kendisine yöneltilen sevgiye olumlu tepki göstermeyebilir. Bu durumda ilişkileri bozulur, çevresinden uzaklaşır ve içe kapanır.

27 3- İkinci Çocukluk, İlkokul yıllarını kapsar. Bu dönem toplumsallaşmayı, aile dışındaki otorite figürleriyle yaşantıya girmeyi, yarışmayı, işbirliği yapmayı, topluluk dışı kalma, küçük düşme ve bir gruba gibi durumların anlamını öğrenmeyi içerir

28 4- Ön-Ergenlik Evresi, kişi, akranlarıyla yakın ilişki kurmak için güçlü bir gereksinim hisseder. Geniş arkadaş grupları olsa da grup içinde daha yakın çiftler kolayca fark edilir. Bu özel arkadaşlığın, önemli psikolojik işlevleri vardır. Örneğin çocuk, karşısındaki insanın gereksinimlerine duyarlı olmayı öğrenir. Ayrıca bu arkadaşlık, çocuğun kendi değerini bulduğu bir ilişkidir; bu ilişki içinde çocuk, kendini kabul edilmiş ve sevilmiş hisseder. Böylesi özel ilişkiler geliştiremeyen çocuklar, acı bir yalnızlık duygusu yaşayabilirler. Bu evrede yakın arkadaşlık kuramayanlar, daha sonra yakın ilişki kurmakta zorlanırlar

29 5- Erken Ergenlik Evresi, ergenlik belirtilerinin başladığı dönem. Ergen, fiziksel değişikliklerle birlikte cinsel çekicilik olgusunu da keşfeder. Bu evrede pek çok ergenin kendine duyduğu güven sarsılır. Özgüven ve kişinin kendine verdiği değer, çoğu zaman cinsel çekicilik ve başarıyla ölçülmeye başlar. Kendini cinsel (görünüş!) açıdan çekici ve etkin bulmayanlar, bu konuda yaşıtlarının gerisinde kaldıklarını düşünenlerde özgüven sarsılır. Bu dönemde anne-baba tutumları da bir çatıma kaynağıdır

30 6- Geç-Ergenlik Evresi, ergenlik yıllarının sonudur. Bu evre aynı zamanda, iş bulmak ve maddi sorunlarla uğraşmak gibi yetişkin konularına geçişi de içerir. İnsanlar bu evrede, daha önceki dönemlerde kullanmış oldukları kaygı giderme yöntemlerinin bedellerini ödemeye başlarlar. Örneğin “seçici dikkatsizlik” yöntemini fazla kullanmış olan kişilerin “kendilik kişileştirmeleri” bozuk olacak ve sonuçta seçimleri isabetsiz olacaktır.

31 7- Yetişkinlik, bu döneme ulaşan kişi, kurduğu ilişkilerin kendisine kazandırdıklarıyla gerçek anlamda bir insan olarak yaşamını sürdürür. Kişilik gelişiminde ilk 7 yaş kadar sonraki yıllar da önemlidir.

32 Sullivan, normaldışı davranışların üç ayrı bakış açısından incelenmesini önerir: Sullivan’a göre, normal dışı davranışlar, gelişim aşaması süresinde yer alan bozuk yaşantılar sonucu, kişinin kendisiyle ve diğer insanlarla yetersiz ilişkileri ve yanlış personafikasyonlar geliştirmiş olmasından kaynaklanır


"KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER KURAMI" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları