Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Robert Frank & Diane Arbus Amerikalılar Mahremiyetin Temsili.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Robert Frank & Diane Arbus Amerikalılar Mahremiyetin Temsili."— Sunum transkripti:

1 Robert Frank & Diane Arbus Amerikalılar Mahremiyetin Temsili

2 Robert Frank (1924) The Americans ( ) 1924 isviçre doğumlu olan Robert Frank, 1947 yılında ailesiyle birlikte Amerika’ya göç etmiş yılında kendi fotoğraflarından oluşan el yapımı kitabı 40 Photos’u yapan Frank, Amerika’ya yerleştikten sonra 1950 yılında ikinci el yapımı kitabını oluşturmuş. Moda fotoğrafçısı olarak çalışan Frank‘in tanınması ise yılları arasında Amerika’nın çeşitli yerlerinde çekilmiş 687 makara filmden seçtiği 83 fotoğraftan oluşan The Americans ile olmuş. Frank bu çalışması için üç seyahate çıkar. Üçüncü seyahat en uzunudur; New York’tan başlayıp Los Angeles’a kadar arabayla giden Frank, dönüşte de Chicago üzerinden New York’a geri döner.

3 Frank 35 mm estetiği olarak da tanımlanan grenli fotoğrafların ustası. Bir çoğu bel hizasından çekilmiş, bazen çarpık, bazen az ışıklandırılmış fotoğraflar. Frank’ın Amerikalılarla ilgili yazdığı hikaye Amerikalılar’ı belgelemekten çok kendine göre anlatmak isteyen Frank’ın bir yabancı olması da belki bu noktada önemli. Fotoğrafların çoğunda figürle fotoğrafçının arasında bir ilişki yok; Frank, kişisel kurgusunu gördüğü anları, durumları ve bireyleri birleştirerek yaratıyor. Bu yüzdendir ki bu fotoğrafların çoğunda insanlar olmasına rağmen ‘Americans’ı Amerikalılar’ın portreleri olarak okumak yanlış olur.

4 Frank’ın bazen uzak bazen yakın durduğu figürleriyle ilişkisi her zaman mesafelidir. O bir fotoğrafçıdır ve bunun ötesine geçme gereği görmez. Frank de bu ilişkisizliğin farkındadır. Bunu tercih eder yani mesafeyi… Americans’da kendisi için en önemli fotoğrafın, bir çiftin onun varlığından rahatsız olduklarını gösteren imge olduğunu gülerek anlatır. Bir parkı fotoğraflarken ön planda gözüken çift, bir anlığına Frank’e bakarak fotoğraflanmaktan memnun olmadıklarını belirtirler. Frank, bu anın kendisi için fotoğrafçılığı özetlediğini söyler. Fotoğraftaki iki kişi adeta «Sen de nereden çıktın? Bizi rahat bırak.» demektedir.

5

6

7

8

9

10

11 Frank’in fotoğrafları geleneksel Amerikan ikonlarıyla doludur; bayrak, yollar, eski başkanlar, fast-food, televizyon, akşam yemekleri ve savaş sonrası Amerikasının kimliğinin sembolü olan her şey… Parada-Hoboken, New Jersey (1958) fotoğrafı projenin en karakteristik fotoğrafıdır. Fotoğrafik anlamda müthiş bir imge gücünün/zekasının yanı sıra belgesel yaklaşımı konusunda da yeni olanın ipucunu barındırır. Siyah beyaz format şiirsel gücü artırmaktadır. Fotoğraftaki Amerikan Bayrağı’nın karanlığa gömdüğü figür ve diğer pencerede karanlıkta kalan yüzü belirsiz figür görüntülenen kişinin bakışlarının fotoğraftan kovulmasına yol açar. Bu noktada bakış odaklı yani Frank’in tam tersi anlamda fotoğraflar çeken Diane Arbus’la karşılaştırmak gerekir.

12

13 Frank’in fotoğraflarıyla Diane Arbus’ün fotoğrafları karşılaştırıldığında, Arbus’ün bel hizasından çektiği portreler, Frank’in tam tersi bir estetik anlayışa sahiptirler. Fotoğrafçıyla fotoğraflananın göz temasından doğan bağ, portrelerin izleyiciler için hem çarpıcı hem de rahatsız edici olmasına yol açar; Arbus’ün süjeleri bütün kırılganlıklarıyla karşımızdadır ve bu bazen hazır olmadığımız bir duygusal yüktür. Arbus’ün fotoğrafladığı insanların çoğu zaman toplum tarafından marjinalize edilmiş kişiler olduğunun da altını çizmekte yarar var. New York’un zengin bir ailesinin kızı, travestilerle, cücelerle, akıl hastalarıyla ilişki kurarak onları anlamak ve fotoğraflamak istemiştir. Arbus’un bulunduğu durumu dışarıdan değil de içeriden gözlemleme yeteneği, fotoğrafların izleyiciyi sarsmasına, adeta yaralamasına neden olur.

14 Robert Frank’in fotoğraflarına bakarken Frank’in konuyu ne kadar farklı şekillerde işleyebileceği anlaşılmaktadır. Çoğu eleştirmen The Americans’ Amerika’nın kendi hakkında göremediği gerçeği bir yabancının belgelemesi olarak görür.

15 «1955. Amerika'yı bir uçtan bir uca. Bir yılda 500 kutu film. Postaneler, 10 sentlik alışverişler, otobüs durakları. Ucuz otellerde uyuyorum. Sabahın yedisinde en yakın bara gidiyorum. Sürekli çalışıyorum. Çok konuşmuyorum. Görülmemeye çalışıyorum. Bir gün Arkansas'ta bir polis beni durduruyor. - "Burada ne yapıyorsun?" - "Guggenheim bursum var" - "Kim bu Guggenheim?" Üç günümü hapiste geçirdim. Endişeli. Bir başka zaman güneyde bir meslekdaş. Yine aynı soru. - "Geziyorum, dolaşıyorum etrafta". Cebinden iri bir saat çıkardı ve "Ben bu kasabanın şerifiyim. Kasabayı terk etmek için bir saatin var." dedi. Böyle şeylerin hep filmlerde olduğunu düşünürüz Delpire "Amerikalılar"ı yayınladı. Eleştiriler kötü. Bu kitap fesat, sapkın, Amerikan aleyhtarı. Üzülmedim. Daha çok hayal kırıklığı. Ama fotoğraflarımın kullanılmasından memnunum. Umut edebileceğim en iyi şey bu kitabın yayınlanmasıydı.» robert frank

16

17

18

19

20

21 R.Frank – “City Fathers, Hoboken, New Jersey” 1955

22

23

24

25 Diane Arbus ( ) Asıl adı Diane Nemerov olan belki de 20.yy’nin adından en çok söz ettiren kadın fotoğrafçısı. Arbus’u üne kavuşturan, toplumsal hayatın uç noktalarında yaşayan (ya da en azından öyle görünen) insanları portrelemesidir. Arbus’un portre tarzı, öncelikle August Sander’in Alman halkı üzerine yüzyılın ilk yarısında yaptığı çalışma, Çiftçi Güvenliği Örgütü (FSA) fotoğrafçılarının 1930’larda Amerikan taşrasında gerçekleştirdikleri çalışmalardan ve 1950’li yıllarda gelişen orta sınıf Amerikan hayatını fotoğraflayan Robert Frank gibi fotoğrafçılarla paralellik göstermektedir. Arbus’u adı geçen örneklerden ayıran onun yöneldiği toplumsal durumların gösterdiği çeşitliliktir. Özellikle akıl hastaları, dawn sendromlu hastalarla yaptığı çalışma, cüceler, devler, travestiler, fahişeler gibi marjinal kesimlere yönelmesi onu seleflerinden ve çağdaşlarından farklılaştırmıştır.

26 Arbus zengin bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Ancak, çocukluk ve ilk gençlik yaşantısı şair abisi Howard Nemerow’un gölgesinde geçmiştir. 18 yaşında aktör Allan Arbus’la evlenerek aile hayatının sarsıntısından kurtulmakla kalmamış aynı zamanda kocasının ABD ordusunda aldığı fotoğraf eğitimini paylaşmasıyla fotoğrafa başlamıştır. Bu dönemde fotoğrafçı Lisette Model’den dersler alarak fotoğraf tarzını oluşturur. Arbus fotoğraf alanındaki başarısını ise Allan Arbus’la 1958 yılında boşanmasından sonra yakalar. 60’lar ile birlikte Alexey Brodovitch (fotoğrafçı, Harper’s Bazaar dergisinin editörü) ve Richard Avedon ile çalışmaya başlar. Aynı yıllarda çalışmaları The New York Times, Harper’s Bazaar, Esquire gibi dergilerde görülmeye başlar. Kısa zamanda ise özgün tarzı ile dikkar çeker ve ardından 1963 ve 1966 yıllarında Guggenheim ödülünü kazanır. MoMa’da The New Documents adlı sergide Lee Friedlander ve Gary Winogrand ile çalışmaları sergilenir yılında ise intihar eder. Nedeni bilinmeyen intiharı ile ilgili olarak en yaygın iddia, intihar anını kare kare fotoğraflamasıdır. Ancak bu iddianın gerçekliği henüz ispatlanmamıştır. Ölümünün ardında Arbus’un ünü kaçınılmaz olarak daha da artar yılında Aparture dergisinin MoMa sergisi için basmış olduğu monograf çok kısa sürede adet satar ve sergi 7 milyon kişi tarafında izlenir. Ayrıca Arbus’un “Identical Twins/Tıpa tıp İkizler” adlı fotoğrafı 2004 yılında dolara satılarak dünyanın en pahalı altıncı baskısı olur.

27 Arbus kariyerinin başlangıcında 35 mm. makineler tercih ederken, 60’larla birlikte kare çerçeve oranı sağlayan Rolleiflex Orta format TLR (İki lens refleks) makineler kullanmaya başlar, bu makine ile birlikte Arbus göz seviyesinde bakaçlı makinenin yarattığı engelleri de ortadan kaldırmıştır. Böylece fotoğrafçı fotoğrafladığı kişi ile doğrudan, aracın yarattığı dolayım olmadan iletişim kurabilmiştir. Arbus genellikle birbirine benzeyen açı ve ölçeklerle nesnesini fotoğraflamıştır. Tıpkı Sander’in ondan 30 yıl önce gerçekleştirdiği gibi kendi yaşadığı çağın gerektirdiği gibi toplumsal çevresinin izini sürmüştür. Arbus’a yönelen en önemli eleştirilerden biri nesnesine küçük düşürücü biçimlerde yaklaşmasıdır. Bu eleştirinin temel iddiası sıradan insanları da rahatsız edici görüntülerle poz vermeye yönlendirmesidir.

28

29 ''Bir peri masalında durdurup size soru sorabilecek insanlar gibiler. Hayatları bir efsane ve bu efsanelerde yoğun kalite var. Onlara tapıyorum'' demiş Diane Arbus. Eskiden moda fotoğrafçısı iken güzel olan her şeye lanet etmiş ve hayatın ta kendisinin -ötekilerin - aslında nasıl da yok sayıldığını görerek vicdan yaralarını fotoğraflamaya başlamıştır. “Çoğu insan hayatını travmatik deneyimler yaşamaktan ödü koparak geçirir ama ucubeler bir travmanın içine doğmuşlar ve hayattaki en korkunç testlerden çoktan geçmişlerdir. Onlar bu toplumun gerçek aristrokratlarıdır." Susan Sontag: Arbus’un fotoğraflarının konusu “mutsuz bilinç”tir der.

30 D. Arbus, Elinde oyuncağıyla çocuk, Central Park, 1962

31

32 D. Arbus, 100. Caddede bir oturma odasındaki Rus cüce arkadaşlar, New York, 1963

33

34

35 D.Arbus, Tıpatıp İkizler, 1966

36 D.Arbus, Hermafrodit ve köpeği karnaval karavanında, Maryland, 1970

37 D.Arbus, isimsiz,

38 D.Arbus, Tekerlekli sandalyede ki maskeli kadın, 1970

39

40

41

42

43 Ogag Ogag svM


"Robert Frank & Diane Arbus Amerikalılar Mahremiyetin Temsili." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları