Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

JEAN PİAGET 1896-1980 Hazırlayan: Atanur AKAR Phd in Developmental Psychology (ongoing) Atanur AKAR.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "JEAN PİAGET 1896-1980 Hazırlayan: Atanur AKAR Phd in Developmental Psychology (ongoing) Atanur AKAR."— Sunum transkripti:

1 JEAN PİAGET Hazırlayan: Atanur AKAR Phd in Developmental Psychology (ongoing) Atanur AKAR

2 Yaşamı boyunca insanların çevreyi nasıl kavradığıyla ilgilenmiştir. Deneysel bir epistemologtur. Bilişsel gelişimin bir dizi evreden oluştuğunu ortaya koymuştur. Atanur AKAR

3 PİAGET HAKKINDA ‘Ve ayrıca bunu karakterimin belli bir eğilimine de borçluyum. Temelde sadece çalışmanın rahatlatabildiği kaygılı bir insanım. Sosyal olduğum, öğretmek yada her türlü toplantıya katılmaktan hoşlandığım doğru ancak yalnızlık ve doğayla ilişki kurmak için zorlayıcı bir ihtiyaç duyuyorum.’ Çocuk psikolojisi üzerine 40’tan fazla kitabı yüzden fazla makale yada kitap bölümü bulunmaktadır. Atanur AKAR

4 PİAGET’NİN YAKLAŞIMININ BAZI ÖĞELERİ BİYOLOJİK ÖĞELER Deniz kabuklarına ve kuşlara ilgi duymuştur. Piaget’ ye göre yumuşakçalar hem kendilerini çevreye uydururlar hem de biyolojik yapılarının izin verdiği ölçüde aktif bir biçimde özümserler. Piaget’ e göre bu ilkeler insan düşüncesi içinde geçerlidir. Atanur AKAR

5 Tıpkı insan ve insan olmayan organizmaların çevereye uyum sağladıkları gibi düşünce de çevreye fiziksel olarak uyum sağlar. Piaget, biyolojiden başka bir kavram ödünç alarak bilişsel büyümenin embriyolojik büyümeye benzediğini ileri sürmüştür. Piaget (1970) yılında bazen bilişsel gelişimden ‘zihinsel embriyoloji’ olarak söz etmiştir. Atanur AKAR

6 YAPISALCILIK Yapısalcılar çalıştıkları şeyin örgütsel özelliklerine bakmaktadırlar. Piaget çok çeşitli zihinsel süreçlerin temelinde küçük bir grup zihinsel işlemin(zihinsel eylemler yattığını belirtmektedir. Bu nedenle görünür çeşitlerin arkasında bir yapı bulunmaktadır. Atanur AKAR

7 Yapısalcılar parçaların bir bütün olarak nasıl örgütlendiklerine bakarlar. Örneğin küçük bir çocuğun düşüncesi ile büyük bir çocuğun düşüncesi benzer özelliklere sahiptir, ancak bu öğeler örgütlü düşünce bütünleri oluşturmak üzere farklı biçimde bir araya gelmiştir. Atanur AKAR

8 Piaget Bilişsel Gelişim Kuramı Piaget, bilişsel gelişimi, dünyayı öğrenme yolunda bir denge- dengesizlik ve yeni bir denge süreci olarak tanımlar. Diğer bir deyişle, alt düzeydeki bir dengeden, üst düzeydeki bir dengeye geçiştir. Dengesizlik, öğrenmeyi doğurur. Öğrenilen yeni bilgiler önce dengesizlik doğurur, sonra dengeye kavuşurlar. Bu dengelenme sürecinin gerçekleşebilmesi, karşılaşılan yeni obje, durum ve varlıklara uyum sağlamayı gerektirir. Piaget’e göre zekânın uyum sağlama ve örgütleme olmak üzere iki temel işlevi vardır. Uyum sağlama işlevi, özümleme (nesnel gerçeğin içselleştirilmesi) ve uyma (nesnel gerçeğe göre zihni uyarlama) süreçleri şeklinde gerçekleşir. Atanur AKAR

9 K URAMıN T EMEL K AVRAMLARı 1.Ş EMA K AVRAMı Piaget bir bebeğin zihinsel yapılarını şema, (schema) olarak adlandırır. Şema örgütlü bir davranış örüntüsüdür, çevreyle etkileşimi yansıtır. Bir eylemde tekrarlanabilir ve genellenebilir herşeydir. Örneğin emme şeması çocuğun çeşitli nesneleri ağzına sokarak emme biçimini tanımlar. Şemalar ayrıştıkça çocuk nesneleri ‘emilebilir ve emilemez olarak’ olarak sınıflayabilir. Atanur AKAR

10 2.Bilişsel Örgütleme Bir bütün oluşturmak üzere parçaları bir araya getiren düşünce eğilimidir. Çocuk büyüdükçe örgütlenme daha tutarlı hale gelir. Örgütleme, gerçekliğin anlamlandırılması amacıyla bilgilerin birleştirildiği karmaşık bir işlemdir. Örgütleme karşılaşılan kavram ve olayların birbirleriyle tutarlı bütünler haline getirilmesidir. Örgütleme, sayesinde sistemik bir düzen korunur. Atanur AKAR

11 3.B ILIŞSEL U YUM S AĞLAMA Organizma ve çevre arasındaki etkileşimle ilgilidir. Piaget bütün organizmaların doğuştan bir çevreye uyum sağlama eğilimi olduğunu ileri sürmektedir. Uyum sağlama iki süreci kapsar; 3.1.Özümleme 3.2.Uyma Atanur AKAR

12 3.1.Ö ZÜMLEME Gerçekliği kişinin halihazırdaki zihinsel yapılarına uydurma sürecidir. ‘Olayları olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz’ (Anais Nin) Atanur AKAR

13 3.2.U YMA Uyma halihazırdaki bilişsel yapıların belirli nesne yada olayı tatmin edici bir biçimde yorumlayamaması nedeniyle gerçekleşir. Eğer gerçeklik mevcut anlayış düzeyinden çok farklıysa çocuk aradaki fark kapatılamaz. Bu yüzden gelişim ister istemez küçük adımlarla ilerler.(Mıknatıs örneği) Atanur AKAR

14 4.B ILIŞSEL D ENGELENME Piaget dengelenme modelini fizik ve biyolojiden almıştır.Her organizma çevre ve kendi arasında dengelenim oluşturmaya çalışır.Özümleme ve uyma dengeli bir biçimde olduğunda hiçbiri baskın olmadığında dengelenme başarılmış olur.Dengelenim dinamiktir. Çocuklar nesnelerin mevcut bilişsel yapılarına uymadığında geçici bir dengesizlik yaşar.Özümleme ve uyma süreci gerçekleşip çelişkiler giderildiğinde dengelenim tekrar kazanılıri Atanur AKAR

15 Çocuk her yeni döneme görece bir dengesizlik durumunda girer, çünkü yeni bilişsel örgütlenme oluşma sürecindedir. Bu nedenle eksik ve istikrarsızdır. Dönemin sonlarına doğru dengelenim durumuna erişir. Bütün bilişsel gelişim süreci çocuğun giderek daha iyi dengelenim biçimlerine doğru ilerlediği bir dengelenme süreci olarak görülebilir. Atanur AKAR

16 Çocuk her yeni döneme görece bir dengesizlik durumunda girer, çünkü yeni bilişsel örgütlenme oluşma sürecindedir. Bu nedenle eksik ve istikrarsızdır. Dönemin sonlarına doğru dengelenim durumuna erişir. Bütün bilişsel gelişim süreci çocuğun giderek daha iyi dengelenim biçimlerine doğru ilerlediği bir dengelenme süreci olarak görülebilir. Atanur AKAR

17 Piaget’ nin dört- etken formülü: Gelişim=Fiziksel olgunlaşma +Fizikel çevreyle deneyim+ Sosyal Deneyim+ Dengelenme Fiziksel olgunlaşma bilişsel sistemler için yeni olanaklara imkan verir. Fiziksel çevreyle deneyim nesnelerin kendisinden çok nesneler üzerinde ki kendi eylemleri çağrıştırmaktadır. Sosyal deneyim; kültürel ve eğitimsel çevrenin etkisine karşılık gelmektedir.Örneğin diğer insanlar bilgiyi ya doğrudan ya da kitap, televizyon gibi yöntemlerle aktarırlar.Bu yolla çocuk diğerlerinin deneyiminden yararlanır.(Miller, 2012) Atanur AKAR

18 EVRE YAKLAŞIMI Piaget’e göre gelişim bir dizi evreden geçerek gerçekleşir.. Evre, çocuğun çeşitli durumlarda ki düşünce ve davranışlarının altında yatan zihinsel yapıyı yansıttığı dönem olarak adlandırılır. Evre kuramcıları gelişimde süreksizliği savunan düşünürlerdir. Onlara göre gelişimde ki değişiklikler yavaşça ilerleyen bir eğri doğrultusunda gerçekleşmez. Zaman zaman sıçramalar bireyi bir adım öne götürerek farklılaşmasını sağlar. (Akt. Çelen, 2011) Atanur AKAR

19 Çelen’ in Elkind’ den aktardığına göre; evreler bireysel farklılıklar nedeniyle uzun yada kısa olabilir. Her evreyi başlatan ve sonlandıran bazı özellikler vardır. Evrelerin başlama ve bitiş yaşlarından söz etmemiştir. Yine de günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesi ve hızlı sosyal değişiklikler sonucu Piaget’nin dönemine göre evrelerin süresi kısalmıştır. (Akt. Çelen, 2011) Atanur AKAR

20 E VRE Y AKLAŞıMıNıN Ö ZELLIKLERI 1. Evre dengelenim halinde yapılandırılmış bir bütündür. Piaget evreyi parçaları örgütleyen bileşik bir bütün olarak ele alır. Her evre çocukla çevre arasında farklı türden bir iletişime imkan tanır ve farklı bir dünya görüşü oluşturur.Evreler arasında ki geçiş nicel ( derece, miktar hız yada etkilik) değişimden çok nitel bir değişimi (tip yada türde değişimi) vurgular. Atanur AKAR

21 Örneğin çocuk bebeklikte eylemlere dayalı yapılardan okul öncesi dönemlerde zihinsel temsillere dayalı yapılara geçerken nitel bir değişim vardır. Her bir gelişim dönemi sonunda bilişsel yapılar bir denge ve dengelenim durumundadır. Atanur AKAR

22 2.Her bir evre ötekinden türer, o evreyi içine alıp dönüştürür ve bir sonraki evre için hazırlar. Önceki evredeki beceriler var olmaya devam etse de örgütlenmedeki konumu veya yerleri değişir. Örneğin bebeklikte topu yuvarlayan çocuk ilkokul döneminde belli bir amaç için topu yuvarlar. Atanur AKAR

23 3. Evreler belirli bir sıra izler. Hiçbir evre atlanamaz. 4.Evreler evrenseldir. Özetle evreler bir önceki evreden ortaya çıkarak evreyi dönüştür, değişmez evrensel bir sıra izler ve dengesiz bir geçiş döneminden dengeli bir final dönemine ilerler. Atanur AKAR

24 G ELIŞIM D ÖNEMLERI 1.Duyu- hareket dönemi (Kabaca doğumdan 2 yaşa kadar) 2.İşlemöncesi dönem (Kabaca 2-7 yaş arası) 3.Somut işlemler dönemi(Kabaca 7-11 yaş arası) 4.Formel İşlemler Dönemi (Kabaca yaşları) *Not: Çocukların evrelerden geçiş yaşları kısmen farklı olduğu için her evre ve varılan yaşlar tahminidir. Atanur AKAR

25 1.D UYU -H AREKET D ÖNEMI Kabaca doğumdan iki yaşa kadar olan süreyi betimler. Bebek duyusal deneyimleriyle fiziksel hareketlerini birleştirerek dünya hakkında bir anlayış geliştirir. Doğumda var olan refleksler ve dürtüsel hareketlerden dönemin sonuna doğru beliren sembolik düşünceye doğru ilerler. Bebekler algılarını fiziksel hareketlerle örgütlemekte ve eşgüdümlemektedir. Atanur AKAR

26 D UYU -H AREKET E VRESININ A LT E VRELERI 1.1 Basit Refleksler: Doğumdan sonra ilk aya karşılık gelir. Bu alt evrede, algılama ve eylem temelde aranma ve emme gibi reflekslerle eşgüdümlenmektedir. Kısa bir süre sonra bebekler refleks için gerekli olan alışılmış uyaranlar olmadığında reflekslere benzeyen davranışlar sergilemektedir. Örneğin bir bebek, meme ucunu yada biberonu yalnızca doğrudan ağzına yerleştirildiğinde yada dudağına dokundurulduğunda emecektir. Fakat daha sonra bebek meme yada biberon yakınlarda olduğunda da emebilmektedir. Atanur AKAR

27 1.2. İ LK ALıŞKANLıKLAR VE BIRINCIL DÖNGÜSEL TEPKILER : 1. ve 4. aylar arasında gelişen alt evredir. Bu alt evrede bebek, duyularını ve iki tür şemayı eşgüdümlemektedir. Alışkanlık ve birincil döngüsel tepkiler. Alışkanlık onu açığa çıkaran uyarandan bağımsızdır ve reflekse dayanır.Örneğin bu evredeki bebekler dudaklarına biberon konduğunda yada biberon gördüklerinde emerler.İkinci alt evrede bebekler biberon olmadığında da emerler.Birincil döngüsel tepki tekarlayan bir eylemdir Atanur AKAR

28 B IRINCIL D ÖNGÜSEL T EPKILER İlk başta rastlantısal olarak meydana gelmiş bir olayı tekrar gerçekleştirme temasına dayanan bir şemadır. Örneğin bir bebeğin parmaklarını ağzının yanında kazara emdiğini düşünün. Daha sonra bebek tekrar emmek için parmaklarını arar, fakat bebek görsel ve elle yapılan eylemleri eşgüdümleyemediğinden parmaklarını eşgüdümlü hareket ettiremez. Alışkanlıklar ve döngüsel tepkiler basmakalıptır. Yani bebek her defasında aynı şekilde tekrarlamaktadır. Bu evrede bebeğin kendi bedeni asıl ilgi alanıdır.Çevresel olaylara karşı dışadönük ilgisi yoktur. Atanur AKAR

29 Piaget kendi çocuklarında bir çok döngüsel tepki gözlemlemiştir. Tırnaklama tepkisi gibi. Başparmağını emmede birincil döngüsel tepkidir. Doğuştan vardır fakat bu dönemde sistematize olur. Atanur AKAR

30 1.3. İ KINCIL D ÖNGÜSEL T EPKILER 4 ve 8. aylar arası gelişir. Bebek kendiyle olan meşguliyetinin ötesine geçerek daha çok nesne yönelimli olmaktadır. Şemalar kasıtlı yada amaca dönük değildir fakat sonuçları nedeniyle tekrarlanmaktadır. Bebek tesadüf eseri bir çıngırak salladıktan sonra bundan etkilendiği için eylemi tekrarlayabilir. Bebekler, bebek konuşmasını yada yetişkinlerin mırıldanmasını ve birkaç jest( el kol hareketi) gibi basit eylemleri de taklit etmektedirler. Atanur AKAR

31 1.4. İ KINCIL DÖNGÜSEL T EPKILERIN E ŞGÜDÜMLENMESI : 8 ve 12. aylar arası gelişen alt evredir. Bu alt evreye geçmek için bebekler görme ve dokunmayı, el ve gözü eşgüdümlemelidir. Eylemler daha çok dışa dönüktür. Bu evredeki belirgin değişim şemaların eşgüdümlenmesi ve niyetliliktir. Aynı anda bir nesneye bakabilmekte ve onu tutabilmektedirler. Çıngırak gibi bir oyuncağı görsel olarak dikkatli bir şekilde gözden geçirmekte ve dokunsal olarak inceleyerek elleyebilmektedir. Niyetlilik açığa çıkar. Bebekler ulaşmak istediği bir oyuncağı getirebilmek için bir çubuğu hareket ettirmektedir. 11 aylık Jacqueline önüne top koyup tekmelemektedir. Atanur AKAR

32 1.5. Ü ÇÜNCÜL D ÖNGÜSEL T EPKILER 12 ve 18. aylar arası gelişen alt evredir. Nesnelerin bir çok özelliği ve nesnelere yapabilecekleri birçok şey ile bebeklerin kafası karışmaktadır.Bir bloğu düşürebilir fırlatabilir, bir başka nesneye vurabilir. Bebek artık bilim adamıdır. Yeni şeyler yaparak ve sonuçlarını araştırarak yeni olasılıkları keşfeder. Örneğin Laurent kutuyu farklı biçimlerde yere atmaktadır. Atanur AKAR

33 1.6. Ş EMALARıN İ ÇSELLEŞTIRILMESI 18 ve 24. aylar arasında gelişir. Bebekler basit sembolleri kullanma becerisi geliştirmektedirler. Piaget’ ye göre bir sembol bir olayı temsil eden içselleştirilmiş algısal imge yada sözcüklerdir. Basit semboller bebeğe somut olaylara ilişkin onlarla doğrudan bir eylemde bulunmadan yada onları algılamadan düşünmesine olanak verir. Piaget’ nin küçük kızı açılan ve kapanan bir nesne görmüştür. Daha sonra ağzını açıp kapatarak olayı taklit etmiştir. Bu onun olay imgesinin açık bir ifadesi olmuştur Atanur AKAR

34 *D UYU H AREKET E VRESININ K AVRAMLARı Nesne Sürekliliği: Nenelerin görülmedikleri, duyulmadıkları ya da dokunulmadıkları zaman bile var olmaya devam ettikleri anlayışıdır. 1. ve 2. evrede nesne kaybolursa aranmaz. 3. evrede kısmen aranır. Nesne ortaya çıkmazsa bebek pes eder. 4. evre de nesneyi aramak için gerekli becerileri sahiptir. Fakat nesneyi daha önceki aradıkları yerde aramakta ısrar ederler.Dönemin sonuna doğru nesne artık nesne uygun yerlerde aranmaya başlanır. Atanur AKAR

35 D UYU H AREKET D ÖNEMININ D EĞERLENDIRILMESI Piaget bebeklerin algısal izlenimleri ile motor etkinliklerini eşgüdümlemelerinin asıl görevlerinin olduğu görüşüyle bebeklere yeni bir bakış açısı başlatmıştır. Ancak bebeklerin bilişsel dünyası Piaget’nin resmettiği kadar düzgün paketlenmemiştir ve Piaget’ nin değişimin nedenlerine ilişkin açıklamalarından bazıları tartışmalıdır. Yeni araştırmaların çoğu Piaget’ nin duyu-motor gelişimi görüşü üzerinde değişiklik yapılması gerektiğini ileri sürmektedir.(Aslin,2010; Spelke ve Kinzler, 2009) Atanur AKAR

36 A DEĞIL B HATASı Piaget’ nin bir evreden diğerine geçmekte bazı süreçlerin çok önemli olduğu iddiasına ilişkin eleştiriler olmuştur. Örneğin Piaget’ nin kuramına ‘İkincil Duygusal Tepkilerin Eşgüdümlenmesi ’ olan 4. alt evreye geçişte bebeğin nesneyi yeni bir yerde aramak yerine saklanan nesneyi bilindik bir yerde arama eğilimi olduğudur. Oyuncak iki kez saklanırsa, ilk olarak A yerinde, daha sonra B yerinde aramaktadırlar; 8-12 aylık bebekler ilk olarak doğru olanı yaparak A yerinde aramaktadırlar. Ancak oyuncak B yerine saklandığında onu A yerinde arama hatasını yapmaktadırlar. Buna A değil B hatası yada AB hatası denir.(Santrock,2012) Atanur AKAR

37 Araştırmacılar A değil B hatasının sürekli ortaya çıkmadığının sürekli ortaya çıkmadığını bulmuşlardır. Kanıtlar A değil B hatasının nesneyi B’ de saklama ve bebeğin onu bulma çabasında ki gecikmeye duyarlı olduğunu göstermektedir. Bundan dolayı A değil B hatası bir başarısızlıktan kaynaklanıyor olabilir. Bir başka açıklama, bebeklerin daha önceki motor davranışlarını tekrarlama eğiliminde olduğudur.(Clearfield ve diğerleri, 2006) Atanur AKAR

38 A LGıSAL G ELIŞIM VE B EKLENTILER Spelke küçük bebeklerin yordanabilir olaylar yaşadıkça dünyayı yorumladıkları sonucuna varmaktadır. 3,5 aylık bebeklerde çok yönlü algı varlığının görme ve duyma gibi ikiden fazla algısal yöntemle bilgiyi eşgüdümleme becerisinin Piaget’nin yordadığından çok daha erken yaşta ortaya çıktığını gösteren çalışmalar vardır. (Akt:Santrock,2012) Atanur AKAR

39 2.İ ŞLEM ÖNCESI D ÖNEM Yaklaşık olarak 2-7 yaş arasını kapsar. Bu dönemde çocuklar nesne ve olayları temsil etmek için semboller i( zihinsel imgesel, sözcükler, jestler) benimserler. Bu sembolleri giderek daha örgütlü ve mantıklı bir biçimde kullanırlar. (Miller, 2008) Atanur AKAR

40 Bu dönemde çocuklar dünyayı anlamanın ötesine geçer, dünyayı kelimelerle, imgelerle, çizimlerle temsil eder.Ancak Piaget’ ye göre, çocuklar onun işlem dediği yetenekten yoksundur. İşlemler, çocukların daha önce fiziksel olarak yaptıklıklarını zihinsel olarak yapmalarına imkan veren içselleştirilmiş zihinsel eylemlerdir. (Santrock, 2014) Atanur AKAR

41 İşlem öncesi dönemin başlıca özellikleri; 2.1. Benmerkezcilik 2.2. Düşünce Katılığı 2.3. Yarı mantıksal düşünce 2.4. Sınırlı sosyal biliş Atanur AKAR

42 2.1 B ENMERKEZCILIK Benmerkezcilik bencillik yada kibir anlamına gelmemektedir. Benmerkezcilik; - Ben ve dünyanın tam ayrışmamış olması, -Dünyayı bene dayalı olarak algılama, anlama ve yorumlama olarak değerlendirilmektedir. Bunun sonucu olarakta bu dönemdeki çocuklar diğer insanların anlamsal ve kavramsal bakış açılarını kavrayamamaktadır. Atanur AKAR

43 Benmerkezcilik çocukların diğer insanların rollerine bürünmesini zorlaştırmaktadır. Örneğin bu dönemdeki çocuklar aynı manzaraya kendisinden farklı yerden bakan birinin farklı bir bakış açısı olacağını farketmezler. (Miller, 2012) Piaget çocuğun karşısındakini etkilemeye veya ona bir şey söylemeye ilişkin herhangi bir farkı yoktur. Herkesin oturup kimsenin dinlemediği bir tür oturma odası sohbetinden farkı yoktur.(Piaget, Atanur AKAR

44 Benmerkezci konuşma çocukların oyun gruplarında mevcuttur. Bir sohbetten çok kollektif bir monolog olarak değerlendirmiştir. Atanur AKAR

45 E LEŞTIRILER Yakın dönemde çocukların zihin kuramı üzerine yapılan araştırmalar çocukların 4-5 yaşından itibaren diğer insanların bakış açılarını anlamada Piaget’ nin düşündüğünden daha fazla bilgi sahibi olduğuna işaret etmektedir.( Flavell ve Miller; 1998) Atanur AKAR

46 Vygotsky’nin çocukta dil ve düşünce teorisinin yapıtaşlarından biri, Piaget’e eleştirilerinin çıkış noktası olan çocuk benmerkezciliğidir. Vygotsky, benmerkezci konuşmaya neyin sebep olduğunu ve hangi faktörlerin belirleyici olduğunu anlamak için, Piaget’in deneylerinde kullandığına benzer bir aktivite düzenleyerek aynı sonuçları elde edip edemeyeceğini görmek istemiş ve öncesinde şöyle bir hipotez geliştirmiştir: Çocuk büyüdükçe benmerkezci konuşmanın miktarının artmaktadır. Eğer Piaget’in kastettiği gibi biyolojik temelli ve zihinsel süreçlerin gelişimiyle beraber aşılan bir aşama var ise; 3 yaşta en fazla, 6 yaşta en az olması beklenirdi. Yani çocuğun dil ve düşüncedeki muazzam gelişimi göz önüne alındığında olması gereken, 3 yaştan 7 yaşa doğru benmerkezci konuşmanın giderek azalmasıdır. Oysa 6 yaşta benmerkezci konuşmanın hem kalitesi değişerek karmaşıklaşmış hem de frekansı artmıştır. (Erdener, 2009) Atanur AKAR

47 2.2. D ÜŞÜNCE K ATıLıĞı Piaget işlem öncesi düşüncesini donuk olarak değerlendirir. Buna örnek olarak bir olayın tek bir yönüne dikkat ederken diğer boyutlarını gözardı etme eğilimidir.(Örneğin korunum deneyinde işlemöncesi çocuklar sadece sıvının yükseklğine odaklanmaktadır. Atanur AKAR

48 İşlemöncesi dönemde çocuk düşüncesinin diğer özellikleri; Düşünce katılığının en açık örneklerinden bir tanesi tersine çevrilemez oluşudur. Örneğin başka bir kaba dökülen sıvıyı zihinsel olarak ilk kaba tekrar dökemezler.(Rice, 1990) Bazı araştırmalara göre sayılarla ilgili korunum 3 yaş civarı gelişir.(Byrnes, 2009) Atanur AKAR

49 2.3. Y ARı M ANTıKSAL A KıL Y ÜRÜTME Düşünceler mantıksal bir ilişkiye değil daha gevşek bir biçimde birbirine bağlıdır. «Güneş nasıl oldu?- Yaşam başladığında oldu. –Her zaman bir güneş var mıydı? –Hayır.-Nasıl başladı? Çünkü yaşamın başladığını biliyordu…» (Piaget, 1926) Atanur AKAR

50 2.4. S ıNıRLı S OSYAL B ILIŞ İşlem öncesi dönemde çocuklar; bir edimin yanlışlığını, ne kadar zarar verildiği ve edimin cezalandırılıp cezalandırılmayacağını dışsal değişkenlere bakarak yargılar. Niyetler gibi içsel değişkenler gözardı edilir. Örneğin mutfaktan kurabiye çalmaya çalışan iki çocuktan biri bir bardak diğeri on beş bardak kırdıysa on beş bardak kıran çocuk daha suçlu olarak görülür.(Miller, 2012) Atanur AKAR

51 2.5. İ ŞLEM Ö NCESI D ÖNEMDE Ç OCUK D ÜŞÜNCESININ D IĞER Ö ZELLIKLERI Canlandırmacılık (Animzim) :Cansız varlıkların canlı varlıklar gibi olacağına olan inançtır. Korunum (Conservation) :Bir nesnenin yerini ve görünümünü değiştirmek, çocuğun bilgisi dahilinde olsa bile o nesnenin temel özelliklerini kavramaktır. Odaklanmanın bir sonucu olarak bu dönemde korunum gelişmez. Bazı çalışmalar korunumun boyutlarıyla ilgili çocukların birbirinden farklı performans gösterdiklerini ifade etmektedir. Örneğin bir çocuk hacim korunumunu kavrayabilirken sayılarla ilgili korunumu kazanamayacağı ifade edilmiştir. Atanur AKAR

52 Yanlış Bağdaştırma (Syncretism) :Birbiriyle her zaman ilişkili olmayan durumlar arasında bağ kurmaktır. Örneğin en son hastaneye gittiğinde eve bir bebekle dönen annenin bir daha ki seferde de hastaneye gittiği zaman eve bir bebekle döneceğini bekleme gibi.( Rice; 1990) Canlı cansız ayrımı (Living Kinds) Atanur AKAR

53 3.S OMUT G ELIŞIM D ÖNEMI Yaklaşık olarak 7-11 yaş arasını kapsamaktadır. Bu dönemde çocuklar somut işlemler gerçekleştirebilir veya muhakeme belli veya somut örneklere uygulanabilir. Somut işlem dönemine ulaşmış bir çocuk nesneleri gruplara ve alt gruplara ayırt edebilir. Niceliksel özelliklerine göre sıralayabilirler. Atanur AKAR

54 Bu dönemde çocuklar somut düzeyde işlem yaparlar. İşlem içselleştirilmiş zihinsel eylemlerdir. Korunum kavramını kazanan çocuklar mantıklı açıklamalar yapabilirler. (Örneğin hiç su ilave etmedin) Korunum fiziksel dünyaya bir istikrar sağlar. Piaget çocukların özellikle geri çevrilebilirlik kavramına sahip olmadan korunumu kazanamayacağını belirtmiştir. (Miller, 2012) Atanur AKAR

55 Somut işlem döneminde ki çocuklar nesneleri hiyerarşik olarak sınıflayabilir ve sınıflama ilişkisini kavrayabilir. Bu dönemde nesneleri sıralayabilir. Farklı nesnelerin büyüklük yada alfabetik sıraya göre gruplanabileceğini öğrenirler. (İnanç ve ark., 2005) Atanur AKAR

56 Piaget’ nin bu noktaya kadar olan evrelerine ilişkin olarak özetle, çocuklar eylem şemalarına dayanan dünya anlayışından temsillere, içselleştirilmiş örgütlü işlemlere dayalı bir dünya anlayaşına giderler. Düşünce odaklaşmış, sabit ve tersine çevrilemez olmaktan çıkıp odaktan uzaklaşmış, dinamik ve geri çevrilebilir hale gelmiştir. Dünyanın belli yasalara dayanan doğasının ilk kez çocuk düşüncesinin mantıksal sistemine yansıtıldığı görülmektedir. Düşünce çevreyle denge içerisindedir. Ancak somut işlemler halen somuttur. Çocuk ne olabileceğinden çok ne olduğuyla ilgilenir.(Miller, 2012) Atanur AKAR

57 4.F ORMEL İ ŞLEMLER D ÖNEMI Soyut düşünebilme özelliğini kazananlar ise, gerçeğe değil olasılıklara, verilenlere değil seçeneklere; tanımlara değil varsayımlara; ‘Bu nedir?’ eğer böyle olursa önemlidir. Gerçeğin ötesine geçip ideali keşfetmeye çalışırlar. Parçalardan bütüne ulaşıldığı gibi bütünden de parçaya ulaşılabilir. Onlar için şimdi değil gelecek önemlidir. Varsayımsal tümdengelimsel (Hipotetik-dedüktif)akıl yürütmeye sahiptirler. (Çelen, 2011) Atanur AKAR

58 Formel işlemler döneminde zihinsel işlemler bir adım ileri götürülür.Düşünce mantıksal, soyut, ve varsayımsal hale gelir.Formel işlem düşüncesi çoğu zaman bilimsel yöntem olarak adlandırdığımız düşünce tipini temsil eder. Çocuklar halihazırda ya da olası bir olay hakkında hipotez oluşturur ve bu hipotezin doğruluğunu test eder. (Piaget’ nin sarkaç prbç) (Miller, 2012) Atanur AKAR

59 Piaget’ ye göre formel işlemin gelişmesi için doğrudan eğitime ihtiyaç yoktur. Einstein’ in belirttiği gibi: ‘Bilimin bütünü günlük düşünüşün inceltilmiş şeklinden başka şey değildir.’ Her ne kadar kültürel sınırlılıkların soyut düşünceyi etkilediği düşünülse de çok erken ortamlarda bile bağlama uygunolasılıklardan söz edilebilir. Örneğin ekin ekme sırasında ilkel alışkanlıklara dayalı varsayımlara rastlanmaktadır. ‘Eğer yağmur yağarsa…’ Eğer tarladan ekini erken kaldırırsam şöyle olur’…(Çelen, 2011) Piaget ergelik döenminde ki benmerkezcilik üzerinde de durmuştur. Benmerkezcilik ergenin kendi görüntüsü ve davranışları konusunda öz- farkındalığının artması olarak değerlendirilmiştir. Atanur AKAR

60 Bu dönemde ergenler gelecekleri ile ilgili,i hayaller kurarlar, kendilerini çeşitli mesleki ve sosyal rollerde görürler. Savaşların ahlaki olup olmadığını tartışırlar. Ergenler daha soyut ve idealist düşünürken aynı zamanda daha mantıklı düşünürler.Çocuklar problemleri deneme yanılma yöntemi ile çözerken ergenler bir bilim adamı gibi düşünmeye başlarlar. Atanur AKAR

61 *F ORMEL İ ŞLEMLER D ÖNEMINE İ LIŞKIN E LEŞTIRILER Bulgulara göre bireyler arasında Piaget’ nin bahsettiğinden daha çok farklılıklar vardır.Kültür ve eğitim zihinsel gelişime sanıldığından daha fazla etki etmektedir.(Holzman, 2009; Stenberg ve Williams) Bazı çağdaş gelişimcilere göre Piaget’ nin düşündüğü gibi dönem-dönem (stage-like) değildir.(Kuhn, 2009) Atanur AKAR

62 Üst düzeyde eğitim verildiğinde bazı çocuklarda üst düzey zihinsel yeteneklerin daha erken ortaya çıktığı görülmektedir.(Aslin, 2009) Atanur AKAR

63 G ENEL B IR D EĞERLENDIRME Dönemler arasındaki farkları vurgulamanın en iyi yolunun çocuğun her dönemde gerçekliğin çeşitli yönlerini nasıl anladığına baklmaktadır.Duyu hareket döneminde ilk önce beslenme refleksi için bir uyaranken sonraları üzerinde edimde bulunabileceği bir hale gelir. Daha sonra nesne eylemlerden bağımsız hale gelir ve zihinsel olaraktemsil edilebilir. Somut gelişim döneminde nesnedeki herhangi bir değişiklik geri çevrilebilir ve değişiklik herhangi bir boyuta göre sıralanabilir yada nesne sınıflanabilir.Formel işlemler döneminde ise nesnenin bütün olasılıkları incelenebilir. Dönemlere dikey olarak ayırmanın bir diğer yoluda her bir dönemde çocuğun bir problemi nasıl çözmeye çalıştığıdır. (Miller, 2012) Atanur AKAR

64 K URAMıN G ÜÇLÜ Y ANLARı 1.Bilişin gelişimde ki rolünun önemini ortaya çıkarması 2.Çocuk Düşüncesinde ki ilginç özelliklerin ortaya çıkarılması. 3.Geniş kapsamlı olması. Ekolojik geçerlilik. Atanur AKAR

65 K URAMıN E LEŞTIRILEN Y ANLARı 1.Evre Görüşü. 2.Gelişimin sosyal ve duygusal yanlarına ağırlık vermemesi. 3.Becerilerin gerçekte olduğundan daha düşük düzeyde değerlendirilmesi. *Baillergon (1987), nesne sürekliliği kazanmamış olması gereken 4 aylık çocukların daha önce orda gördükleri ancak şimdi görüş alanında olmayan kutunun içinden geçiyormuş gibi görünerek düşen bölmeye şaşkınlıkla baktıklarını gözlemlemiştir. Bazı çalışmalarda bebeklerin fiziksel kavramlar, nedensellik zaman problem çözme, sayı ve sınıflama gibi alanlarda vaktinden önce gelişmiş bir kavrayış sergilediklerini bulmuştur. (Spelke ve Newport, 1998) 4.Yöntembilim ve uslüpla ilgili eleştiriler. Atanur AKAR

66 TEŞEKKÜRLER Atanur AKAR


"JEAN PİAGET 1896-1980 Hazırlayan: Atanur AKAR Phd in Developmental Psychology (ongoing) Atanur AKAR." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları