Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

19-20 Haziran 2014 Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak TİSK Ekonomi Danışmanı Akdeniz Havzası Bölgesel Makro Stratejilerde Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Yeri Türkiye.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "19-20 Haziran 2014 Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak TİSK Ekonomi Danışmanı Akdeniz Havzası Bölgesel Makro Stratejilerde Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Yeri Türkiye."— Sunum transkripti:

1 19-20 Haziran 2014 Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak TİSK Ekonomi Danışmanı Akdeniz Havzası Bölgesel Makro Stratejilerde Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Yeri Türkiye - AB Karma İstişare Komitesi 33. Toplantısı İzmir, Türkiye

2 AKDENİZ HAVZASI BÖLGESEL MAKRO STRATEJİLERDE AVRUPA BİRLİĞİ ve TÜRKİYE’NİN YERİ I-GİRİŞ Avrupa Birliği, birlik dışı ülkeler ile bölgesel işbirliğini artırmak için gevşek ortaklıklar kurmaya yönelik ilk girişimi 1995 yılında Barselona Konferansı ile yaptı. Konferansta kabul edilen bildirge ile 12 Akdeniz Ülkesi ile AB’ye üye 15 ülke arasında ortaklık kurulması kararı alındı.

3 Barselona Konferansı Bildirgesi bu ortaklığın antlaşmasıdır diyebiliriz. Alınan kararlar ile ortaklığın temel hedefi, AB ve Akdeniz Ülkeleri arasında serbest ticaret bölgesinin kurulmasıdır. Bunun için taraflar arasında ekonomik, mali, siyasi, sosyal, kültürel alanlarda işbirliğine gidilmesi, gerekli olan mali kaynağın da “Akdeniz Ekonomik Kalkınma Alanı Programı’ndan (MEDA Programı) sağlanması kararlaştırıldı. Başlangıçta, kurulan ortaklığın hayata geçmesi için döneminde kullanılmak üzere, AB bütçesinden 4.6 milyar Euro’luk bir kaynak ayrıldı, bunun da 3.4 milyar Euro’luk kısmı MEDA Programı’nın kullanımına açıldı.

4 Yukarıda da vurguladığımız üzere, Barselona Konferansı’nın temel hedeflerinin başında, 2010 yılına kadar Akdeniz Bölgesi'nde bir serbest ticaret bölgesinin hayata geçirilmesi yer alıyordu. Bu hedef serbest ticaret anlaşmaları açısından belli ölçüde gerçekleştirildi. AB-Akdeniz ortaklığı sürecinde, gümrük vergileri, malların serbest dolaşımı, fikri haklar ve mülkiyet hakları, mali hizmetler ve kamu alımları alanlarında, AB üyesi olmayan ülkelerin yasal ve kurumsal yapılanmalarının AB normları ile uyumlaştırılması yönünde önemli adımlar atıldı.

5 AB’nin Akdeniz Ülkeleri ile kurduğu bu gevşek ortaklıkta öne çıkarılmayan amaç ise, AB’nin güvenlik şemsiyesini büyütme isteğidir. Doğu Bloku’nun çökmesi ile değişen dengeler nedeniyle AB’nin kendi içinde tam olarak oluşturamadığı ortak güvenlik politikasının bu şekilde realize olması da zımni (implicit) hedefler arasındadır. AB-Akdeniz ortaklığını önemli kılan bir başka olgu ise, Akdeniz’de bulunan yeni doğalgaz kaynaklarıdır. Doğalgazın bulunması, yeni işbirlikleri (GKRK+İsrail), yeni çatışma alanları ve yeni bloklar (Türkiye+Lübnan Bloku ve İsrail+ GKRK Bloku) doğurmuştur.

6 Bu süreçte Kuzey Afrika merkezli Arap Baharı ya da Turuncu Devrim olarak adlandırılan hareketlerin güç kazanması, bölgenin dinamiklerini değiştirmiş, fakat yeni güç odakları tam olarak kurulamadığından, farklı çatışma alanlarının doğmasına kaynaklık etmektedir. Türkiye; AB-Akdeniz Ülkeleri Ortaklığına, AB ile tam üyelik görüşmeleri yapan bir ülke olarak çekinceli bakmaktadır. Bunun ana nedeni de, özellikle Fransa’nın Türkiye’yi AB’nin tam üyesi olarak değil, sadece bu gevşek yapının bir parçası olarak görmek istemesidir.

7 II-AKDENİZ BİRLİĞİ: TARİHSEL SÜREÇ Avrupa-Akdeniz Ortaklığı'nın temelleri Ekim 1972 tarihindeki Paris Zirvesi'nde, Akdeniz Bölgesi'ndeki ülkelere verilen taahhütlerin yerine getirilmesine yönelik olarak aldığı karar ile hayata geçmiştir, diyebiliriz. 1973'de Kopenhag Zirvesi sonrasında başlayan Avrupa-Arap Diyaloğu’nun etkisiyle Akdeniz Ülkeleri ile beşer yıllık işbirliği anlaşmaları imzalandı. Anlaşmalar, mali protokollerle güçlendirilmiş ve 1996 yılına kadar, Akdeniz Ülkelerinin ekonomik kalkınmasına katkı amacıyla başlıca dört mali protokol uygulanmıştır. 1989'da Avrupa Komisyonu Akdeniz havzasındaki refah ve istikrarın, Topluluk refah ve istikrarı için de önemli olduğundan hareketle, Akdeniz Ülkelerinde ekonomik reformları ve demokrasi hareketlerini destekleme kararını aldı. SSCB ve ona bağlı uydu ülkelerdeki çözülmeden sonra, AB 1992 yılında Akdeniz Ülkelerine mali yardımı artırmış, politik dikkatini bölgeye daha çok vermeye başlamıştır.

8 1995 Haziran ayında Cannes'da toplanan Avrupa Konseyi’nde, Avrupa- Akdeniz Ortaklığı'nın kurulması teklifi onaylanmış ve Kasım ayında da Barselona'da Avrupa-Akdeniz Ortaklığı kurulması kararlaştırılmıştır. Barselona Bildirgesi’nde ortaklığın amacı üç başlık altında toplanmıştır:  Siyasi diyalog ve güvenlik konularında ortaklık,  Ekonomik ve mali ortaklık,  Sosyal, kültürel ve beşeri alanlarda ortaklık; insan kaynaklarının geliştirilmesi, kültürler arasında diyalog ve STK’lar arasındaki ilişkilerin artırılması. Barselona Bildirgesini takiben, Nisan 1996’da kabul edilen Bolonya Bildirgesi ile, “farklı kültürel geleneklerin tanınması ve kültürel diyaloğunun canlandırılması” AB gündemine girmiştir.

9 1997 yılında Selanik’te ”Kültürler ve Medeniyetler Diyaloğu Çalışma Toplantısı” yapıldı Nisan 1998 Stockholm Toplantısında “tarih, edebiyat ve din konularında araştırma yapılması; eğitim ve gençlik; önyargıların önüne geçilmesinde medyayla işbirliği; insan hakları, hukuk düzeni, demokrasi, cinsiyet, gençlik ve parlamenter işbirliği; kültürel alışverişi güçlendirmek için kültürel miras, edebiyat, müzik ve görsel-işitsel alanda işbirliğine gidilmesine yönelik çalışmaların desteklenmesi” kararlaştırıldı Eylül 1996 Rodos’ta yapılan “Avrupa-Akdeniz Kültürel Mirası Bölgesel Koruma ve Gelişme Programı Kültür Bakanları Konferansı”nda Avrupa- Akdeniz Ortaklığı'nın öne çıkarılması, kültürel miras konusundaki eylemlerin desteklenmesi; gelecekte halkların, özellikle de gençlerin değişimi projelerine öncelikle yer verilmesi” karara bağlandı.

10 15-16 Nisan 1997'de Malta'da yapılan ve 27 Avrupa-Akdeniz Ortağının katıldığı Konferans'ta “Akdeniz'in ortak bir barış ve istikrar alanı olması hedefi” ortaya koyuldu. Bu çerçevede;  Demokrasi, önleyici diplomasi, güvenlik ve güven artırıcı tedbirler, silahsızlanma, terörizm ve örgütlü suç konularına yönelik eylem planı yapıldı.  Siyasi ve güvenlik yazışmaları ağı ve, dış politika enstitüleri ağı da dahil olmak üzere, bir dizi güven artırıcı tedbir alınması onaylandı.  Güvenliği sağlayacak mekanizmaların kurumsallaştırılması için Barış ve Güvenlik Şartı hazırlık çalışmaları başlatıldı.

11 Çalışmalarını bu çerçevede yürüten Ortaklık, mikro ölçekte başarılı uygulamalar gerçekleştirildi ise de, Ortaklığın kurumsal yapılanması oldukça esnekti ve makro ölçekte serbest ticaret anlaşmaları (STA) üzerinde yoğunlaşmıştı. Türkiye, Cezayir dışında diğer ülkelerle STA anlaşması yaptı. AB ise Suriye dışında diğer ülkelerle anlaşmaya vardı. Tüm bu olumlu gelişmelere karşın, Avrupa İçin Birlik (AiB) şemsiyesi altında serbest ticaret alanı oluşturulması sağlanamadı.

12 ÜlkeDurumİmza TarihiKatılım Tarihi CezayirİmzalandıNisan 2002Eylül 2005 MısırİmzalandıHaziran 2001Haziran 2004 İsrailİmzalandıKasım 1995Haziran 2000 ÜrdünİmzalandıKasım 1997Mayıs 2002 LLübnanİmzalandıHaziran 2002Nisan 2006 FasİmzalandıŞubat 1996Mart 2000 FilistinİmzalandıŞubat 1997Temmuz 1997 SSuriyeParafe Edildi (Aralık 2008) Askıda TunusİmzalandıTemmuz 1995Mart 1998 TürkiyeGümrük Birliği Ocak-1996 Gümrük BirliğiAralık 1995 Tablo 1: AB’nin Serbest Ticaret Anlaşması Yaptığı Akdeniz Ülkeleri

13 Bu eksikliğe ve küresel krize rağmen, Akdeniz Ülkeleri ile AB arasındaki dış ticaret son yıllarda hızla artmış, 2013 yılında dış ticaret hacmi milyar Euro’ya ulaşmıştır. AB’nin petrol ihraç eden ülkelerden yaptığı ithalat nedeni ile de Akdeniz ülkeleri aleyhine dış ticaret açığı çok açılmamıştır. Bundan dolayı dış denge ile ilgili verilere ihtiyatlı yaklaşmak gerekmektedir. Diğer yandan 2013 yılı itibari ile dış ticaret hacminin 89,4 milyar Euro’luk kısmı Türkiye ile AB arasında gerçekleşmiştir. Sadece bu veri bile, AB’nin Akdeniz’de Türkiye’siz hareket etme imkanının kısıtlı olduğunu göstermektedir.

14 Tablo 2: Akdeniz Birliği-AB Dış Ticaret Hacmi , Milyar Euro YıllarAB İthalatAB İhracat Dış Ticaret Dengesi Kaynak:http://ec.europa.eu/trade/policy/countries-and-regions/regions/euro- mediterranean-partnership/.Erişim Tarihi:10/6/2014.http://ec.europa.eu/trade/policy/countries-and-regions/regions/euro- mediterranean-partnership/

15 III-AKDENİZ İÇİN BİRLİK, ENERJİ POLİTİKALARI VE TÜRKİYE 2008’de Ortaklık, Fransa’nın öncülüğünde yapısal dönüşüme uğradı ve Akdeniz İçin Birlik (Union for the Mediterranean, UfM) adını aldı. Birlik AB üyesi ülkeler ile Türkiye, İsrail, Bosna-Hersek, Hırvatistan (Şimdi AB üyesi), Arnavutluk, Monako, Karadağ, Cezayir, Mısır, Ürdün, Lübnan, Moritanya, Fas, Filistin, Suriye ve Tunus‘u kapsayacak biçimde şekillenmiştir. Bu yapılanma ile Akdeniz İçin Birlik (AiB) 43 üyeli -oldukça geniş- bir gevşek ortaklığa dönüşmüştür kararı sonrasında Birliğin yürütme organının bir AB üyesi ülke ile bir Akdenizli ortak ülkenin katılımı ile oluşturulan Eşbaşkanlık olmasına karar verilmiştir. Bu yapının yanına tüm ülkelerin temsil edildiği Yüksek Düzeyli Memurlar (YDM) ve merkezi Barselona’da olan AiB Sekretaryası konulmuştur.

16 Akdeniz, geçmişten bugüne F. Braudel’in ifadesi ile “Uygarlıklar Beşiği” olmasının yanında, ekonomik alan olarak da çekiciliğini koruyan bir havzadır. Akdeniz Havzası, uzun yol ticaretin başlaması ile bu özelliğini belli bir dönem yitirmiş olsa da, özellikle Süveyş Kanalının açılması ile tekrar bu kimliğine kavuşmuştur. 19. Yüzyılın sonlarında Ortadoğu’da petrolün bulunması ile petrol enerji kaynağı olarak artan biçimde önemli hale gelmiş; 20. Yüzyılın başlarından itibaren özellikle doğu Akdeniz’i sadece bir üretim bölgesi olarak değil, aynı zamanda bir enerji koridoru haline getirmiştir. Bundan dolayı da, Doğu Akdeniz açık ya da kapalı ülkeler arasında çatışmalara kaynaklık eden bir bölge olmaya devam etmektedir.

17 Avrupa’nın egemen ülkeleri Akdeniz havzasının sahip olduğu bu değerler nedeniyle sürekli olarak bölgede olmanın hesaplarını yapmış, gerektiğinde bölgede hakimiyet kurabilmek için savaşlardan kaçınmamıştır. Nitekim II. Dünya Savaşı döneminde Doğu Akdeniz Ülkelerinin haritaları çizilirken, ABD ile birlikte hareket edilmiş, kimi zaman da su yüzüne çıkmayan çatışmalara girmekten kaçınılmamıştır. Barselona Bildirgesi bu anlamda AB’nin Akdeniz havzasında egemenlik kurma girişiminin de bir belgesidir. Geçmişte bu egemenlik amacının daha aleni hale geldiği dönemler olmuştur. Söz konusu niyet son olarak GKRK’nın hak iddia ettiği bölgede doğalgaz kaynaklarının bulunması ile ortaya çıkmıştır.

18 Bu durum Braudel’in Akdeniz kitabında ayrıştırdığı bloklaşmanın bir kere daha yaşanmasına neden olmuştur. Bloklarından biri GKRK+İsrail Bloku olurken, diğer taraftan halen resmen İsrail ile savaş halinde olan Lübnan’ın Türkiye ve KKTC ile bloklaşması dikkati çekmiştir. AB mevcut durumda, GKRK’nin üye ülke olması ve enerji kaynağına erişiminden dolayı ilk bloğun yanında yer almaktadır. Bulgular önümüzdeki dönemde AB’nin, AiB ile ilişkilerini (AB’nin Komşuluk Politikası, European Neighborhood Policy – ENP) belirleyecek ilk değişkenin enerji olacağını göstermektedir. Özellikle Ukrayna-Rusya arasında yaşanan açık çatışmanın enerji güvenliği ve enerji istikrarı açısından risk taşıması, bölgenin daha da önemli hale gelmesine neden olmuştur. Enerji koridoru kimliği her geçen gün ağırlık kazanan Türkiye ile Doğu Akdeniz Ülkelerinin AB ile ilişkilerinde istikrar açısından güvenilir politikalar üretmesi gerekecektir.

19 IV-SONUÇ Akdeniz havzasında halen Arap Baharı ve Orta Doğu kaynaklı istikrarsızlık devam etmektedir. AiB’in bu süreçte etkinleştirilmesi ve bölgeye güvenin artırılması için Serbest Ticaret Anlaşmalarının sadece mal ticaretini değil, hizmetleri, yatırımları ve kurumsal yapılanmayı da içerecek şekilde genişletilmesi ve serbest ticaret bölgesinin kurulması daha da önem kazanmıştır. Bölgede ihracatçıların pazara giriş imkanlarını artıracak "Euro-Med Ticaret ve Yatırımların Kolaylaştırılması Mekanizması” kurulması; bu kapsamda tercihli tarifeler uygulanıp, idari süreçlerde kolaylaştırıcı düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir.

20 Türkiye, Akdeniz İçin Birlik’e çekinceli yaklaşmaktadır. Bunda da haklıdır. Çünkü AB’nin lokomotif ülkeleri olan Fransa ve Almanya, Türkiye’nin rotasını sadece buraya yöneltmesini istemektedir. Türkiye’nin bu talebi kabul etmemesi, ne Akdeniz Birliği’ne ne de AB’ye çekinceli davranmasına neden olmamalıdır. Her ne kadar son yıllarda terk edilmiş gibi olsa da, Türkiye dış alemde yeniden çok yönlü, ekonomik ve siyasi politikalar üretebilecektir. Çünkü Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün oluşturduğu ve halen yaşayan bir devlet geleneği bulunmaktadır.


"19-20 Haziran 2014 Prof.Dr. Ömer Faruk Çolak TİSK Ekonomi Danışmanı Akdeniz Havzası Bölgesel Makro Stratejilerde Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Yeri Türkiye." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları