Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Üstad’ın Gençliğe Hitabesi Ulu Hakan Sezer ve CHP’ye Suçlama MHP’nin Halleri Psikolojik Porno Terörü İslamiyette Kadının Yeri Akademi Bülten 04.12.2006.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Üstad’ın Gençliğe Hitabesi Ulu Hakan Sezer ve CHP’ye Suçlama MHP’nin Halleri Psikolojik Porno Terörü İslamiyette Kadının Yeri Akademi Bülten 04.12.2006."— Sunum transkripti:

1 Üstad’ın Gençliğe Hitabesi Ulu Hakan Sezer ve CHP’ye Suçlama MHP’nin Halleri Psikolojik Porno Terörü İslamiyette Kadının Yeri Akademi Bülten Sayı: 2 Güzel Bir Diyalog Örneği Tarihi Derbi Kısa Güler misin? Ağlar mısın?

2 1 Akademi Çalışma Grubu Sayı:2 Editörden Merhaba, Bu hafta da ülke gündeminin nabzını Akademi Bülten’le tutacaksınız… Hızlı bir bozulma sürecinin içerisinde bulunduğumuz günümüzde, dirayetli, geçmişini bilen, geleceğe geçmişinin ışığıyla yürüyen bir gençliğe sahip olmak, ülkelerin geleceğini önemli ölçüde etkilemektedir. Üstad Necip Fazıl, bu konunun önemine yaşadığı müddetçe dikkat çekmiş ve gençliğe, bu vatana ve millete borçlarını nasıl ödeyebileceklerini göstermiştir. Biz de bunu kendimize görev olarak addettik, hatırlatma olsun ve yaşayışımıza rehberlik etsin diye 2. sayımızın giriş sayfası yaptık… Bir üniversite de rektörlük seçimleri sonrası Sezer-CHP ve rektör adayının arasında yaşanan traji komik gelişmeleri yorumsuz olarak gözler önüne sermeye çalıştık… Kartel medyasının özellikle bu günlerde sık sık pornografik haberlere yer vermesinin altında yatan gerekçeleri bulmaya çalıştık.. Her hafta olduğu gibi bazen manşet olup gözümüze sokulan ama bir kez daha okunmasında mahzur olmayan bazen de kıyıda köşede gizli kalan mühim hadiseleri sizlere kısa kısa sunduk … Abdülhamid… Ulu Hakan… Söze ne hacet… Yine bir araştırma… Yine dahiyane bir fikirle karşı karşıya kalma… Abdülhamid’in ileri görüşlülüğünün bir vesikası… Mustafa Armağan’ın kaleminden Abdülhamid’in bizzat uzmanlara hazırlattığı petrol haritasını ilgilerinize arz ettik… Geçen sayımızda da değindiğimiz diyalog konusuna ilginç bir örnekle devam ettik… Bir önceki siyasi dönemde büyük bir hayal kırıklığı yaşayan MHP’nin neden bu hallere düştüğünü ve ne yapması gerektiğine değindik… Kimileri, kimi zamanlarda kendilerinin kim olduklarını dahi düşünmeden, kendilerini kimi konularda yetkili zannederek münasebetsiz açıklamalarda bulunur. Onların bir örneğini bu hafta bir kez daha yaşadık… Biz de bu münasebetsizlik hakkında görüşlerimizi dile getirdik… Ve son olarak bu hafta soluklarımızı tutarak izlediğimiz derbiyi anlattık… Bir sonraki sayıda görüşmek dileğiyle… Bakmak değil, Görmek için!!! Akademi Çalışma Grubu Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

3 4 Başbakan Erdoğan TBMM Genel Kurulu'nda 2007 Bütçesi ile ilgili konuştu. CHP'lilerin özelleştirme ve yurt dışı gezilerle ilgili tepkilerine Başbakan'dan anında cevap geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 85-90'lara varan oranlarda faaliyet dışı gelirlerle ''yattığı yerde para kazananlar döneminin'' bittiğini, alın teriyle çalışarak, yatırım yaparak para kazanma döneminin başladığını belirterek, ''Birilerinin ağlayıp birilerinin sevindiği değil, herkesin sevindiği bir Türkiye'yi inşa ediyoruz'' dedi. TBMM Genel Kurulunda, 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının tümü üzerinde Hükümet adına konuşan Erdoğan, yola çıkarken kendilerine ''millet öncelikli siyaset'' ilkesini belirlediklerini, bugüne kadar böyle geldiklerini, bundan sonra da aynı şekilde yola devam edeceklerini söyledi. Erdoğan, halkın genciyle kadınıyla yönetime katılmasının tüm kanallarını açtıkla- rını, açmaya da devam edeceklerini ifade etti. Türkiye'nin büyüme, adalet ve kalkınma hedeflerini gerçekleştir- mesini, tüm siyasi mülahazaların üstünde tuttuklarını anlatan Erdoğan, bir hukuk ve adalet ülkesi olmak, devletin toplumla kucaklaşması, güven zemininin güçlenmesi için bu adımları attıklarını, ülkeye kazandır- dıkları değerleri daha ileri noktalara taşıma azmi ve kararlılığında olduklarını kaydetti. Erdoğan, günübirlik popülist politikalara, kısa vadeli kazanımlara tenezzül etmeden, Türkiye'nin gelecek perspektifini planlamaya devam ettiklerini işaret ederek, ''Cumhuriye- timizin 100. yılına şimdiden kendimizi odaklamış bulunuyoruz. Bize göre en temel değerlerimiz olarak Cumhu- riyetimiz ve demokrasimiz; halkımızın mutluluğu, huzuru ve refahıyla birlikte yükselecektir'' dedi. Hiçbir zaman halkı zayıf ve güçsüz, ama yönetimi güçlü bir devlet tasavvurları olmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bizim yönetim felsefemiz, devletin toplumla birlikte güçlenmesi- dir. Dün de bunu söyledim, bugün de söylüyorum. Buna inanıyorum, yarın da bunu söyleyeceğim. Bu yolda birlikte düşünmeye, karar almaya, halkı olabildiğince yönetime katmaya azami özen gösteriyoruz. Bunun için milletvekili seçilme yaşını 25'e indirebilme cesaretini bu parlamento göstermiştir. Bunun için demokratik özgürlük alanlarını genişletmekten korkmadık. Zira, biz kendimize, milletimize güveniyoruz. Birlik beraberlik ruhunu güçlendirmek için daha genç yaşlarda Parlamento içinde gencimiz, kadınımız yerini alsın.'' Türkiye'nin tam bir hukuk devleti olabilmesi, insan hak ve hürriyetlerinin eksiksiz uygulanması için büyük hukuk reformları gerçekleştirildiğini belirten Erdoğan, ''Bütün başarılarımızı milletimizin kazanç hanesine hep birlikte kaydettik. Zira yolun başında söz verdiğimiz gibi, milletimize, ülkemize, insanımıza hizmetten daha büyük bir şeref ve daha büyük bir rütbe tanımıyoruz. Bu şerefi, bütün mevki ve makamların üzerinde görüyoruz'' dedi. Milletin rızasını, takdirini tüm sıfatların üzerinde tuttuklarını kaydeden Erdoğan, ''Şartlar ne olursa olsun, dışarıda ve içeride hangi gündemler dayatılırsa dayatılsın, Türkiye'yi küçük düşürmek isteyenler ne derlerse desinler, biz Hükümet ve AK Parti iktidarı olarak demokrasi, hukuk, kalkınma hedeflerimizden asla şaşmayacağız'' görüşünü ifade etti. ''Dünya, hiç konuşmadığı kadar Türkiye'yi konuşuyor'' Başbakan Erdoğan, yasama ve yürütme olarak demokrasi, hukuk ve kalkınma yolunda devasa adımlar atıklarını, bu süreçte dünyanın gözlerinin Türkiye üzerinde olduğunu, dünyanın bugüne kadar hiç konuşmadığı kadar Türkiye'yi konuşmaya başladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Başarmak için gösterdiğimiz azim ve irade, bütün dünyada büyük yankılar uyandırdı. Türkiye'nin siyasi iradesinin sağlamlaştırdı. Yılarca tartışılan ama çözümlenemeyen yapısal sorunları- mızın süratle bertaraf edildiğini gören dünya medyası, yakın tarihe kadar hiç gündemine almadığı Türkiye'yi, artık gündemine, vazgeçilmezler arasına koyarak tartışmaya başladı. Hiç kuşkusuz bu güçlü iradeyi kuvveden fiile çıkaran hükümet, bizim hükümetimizdir.'' Erdoğan, ''TBMM'nin itibarı, milletin itibarıdır'' diyerek yola çıktıklarını, TBMM'nin, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki itibarına yaraşır bir özveriyle çalışmalarını sürdürdüğünü kaydederek, ''Zayıflayan, itibar kaybe- den temel kurumlarımıza yeniden itibar ve güç kazandırdık. Bunları sizler yaptınız, sizler başardınız. Milletim adına sizlere teşekkür ediyorum. Bu reformlar sayesinde her ne kadar birileri nereden nereye geldiğimizi hazmedemiyorsa da hazmetmeye alışacaklar, bu aynen böyle devam ediyor'' dedi. ''Sosyal istikrar ve sosyal koruma bütçesi'' Erdoğan, iktidar olarak ilk bütçelerini hazırlarken, kendilerine, ''kaynak nerede'' diye sorulduğunu ifade ederek, ikinci bütçelerinde ''Refahın, kalkınmanın ön şartı demokrasidir, toplumun güçlenme- sidir'' dediklerini, üçüncü yıl bütçesin- de ''Adalet, milli bir meseledir, hukuk devleti milli bir meseledir, sosyal barışın korunması milli meselesidir, millet ile devletin aynı yöne bakması, en büyük milli bir meseledir'' dediklerini hatırlattı. Dördüncü bütçede, ''Türkiye kabuğunu kırdu ve küresel bir aktör oldu'' dediklerini kaydeden Erdoğan, ''Şimdi iktidarımızın 5. ve son bütçesini, sosyal istikrar ve sosyal koruma bütçesi olarak takdim ediyoruz. Bu, bugüne kadar yaşanmamış olan, ilk defa 5. bütçesini hazırlayan bir hükümet... Bundan dolayı tekrar tebrik ediyorum'' dedi. Bütçenin, Türkiye'nin kaynakları ve imkanları ölçüsünde toplumun taleplerini ve ihtiyaçlarını önceleyen bir bütçe olduğuna işaret eden Erdoğan, ''Zira biz 4 yıllık iktidarı- mızda bütün göstergelerde rekorları kırdık'' diye konuştu. Yola çıkarken, ''Türkiye'yi 4 temel taş üzerinde yükselteceklerini'' söylediklerini, oysa şimdi kendilerine ''neler yaptınız'' dendiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: ''Türkiye'yi iyi Erdoğan’dan CHP’ye Cevap Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

4 5 Takip etmek, gezmek, izlemek, ne yapıldığını görmeye yeter. Türkiye'de şu anda devlet olarak yaptıklarımız, kamu olarak yaptıklarımız ve bir de özel sektör olarak yapılanlar var. Biz şu anda bir şeyi çok önemsiyoruz; birilerinin ağlayıp, birilerinin sevindiği değil, herkesin sevindiği bir Türkiye'yi inşa ediyoruz. Biz, istiyoruz ki bu ülkede faaliyet dışı gelirlerin yüzde 85-90'lara çıktığı bir Türkiye değil, yatırımlarla bezendiği bir ülke istiyoruz. Şu anda bu yapılıyor. Bunu iyi takip edin. Araştıralım, bakalım; Türkiye'de biz iktidara gelmeden faaliyet dışı gelirler ne durumdaydı, şimdi ne durumda? Aslında bunu bir araştırın, inceleyin. Yüzde 85-90'larda faaliyet dışı gelirlerle yattığı yerde para kazananlar dönemi bitti. Şimdi, alın teriyle, çalışarak, yatırım yaparak para kazanma dönemi başladı.'' ''Biraz İnsaf, Biraz İzan''- Eğitim alanında yapılanlara işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Biraz insaf, biraz izan olursa, o zaman Türkiye'nin dört bir yanında nasıl okullarımızın yükseldi- ğini hep beraber görme imkanımız olur. Şu anda 100 bin 280 dersliğe ulaştık. Bu bir rekordur. Bunu görün. Bunu görmezlikten gelmek, bir şey kazandırmaz. Bu heyecanı hep beraber yaşayacağız. Türkiye'yi çok dolaşan bir dostum, bana aynen şunu söyledi; ziyaret ettiği bir köy okulunda öğretmenin kendisine, 'Bizim okulumuza ADSL geldi, bu hükümet daha ne yapsın. Taa bu köydeki okula ADSL bağlayacak, daha ne yapsın bu hükümet' dedi. Ben Şemdinli'de kendim bizzat gördüm. Eğer Şemdinli'ye kadar uzanırsanız, siz de görürsünüz. Yüksekova'da gördüm. Eğer giderseniz siz de görürsünüz. Ama sizin Güneydoğu gibi bir planınız, dolaşmanız yok ki. Ancak gidenler bilir. Hani, 'Ben bütün köyleri, ilçeleri dolaşıyorum' diyenler, kusura bakmasınlar en az gittiğim yere, başbakanlık dönemi de dahil olmak üzere 2 kez gittim.'‘ ''Gideceğim tabii...” Başbakan Erdoğan, CHP'li milletvekillerinin, ''Siz yurtdışını geziyorsunuz'' diye laf atmaları üzerine, ''Doğru, yurtdışına da gidiyorum. Gideceğim tabii...Türkiye marka olduysa bununla oldu. Olacak tabii. Gitmediğiniz yer sizin değil, gittiğiniz yer sizindir. Eğer gittiysen olacak bu. Zaten ne çektiysek, dört dörtlük alacaksak, bunda rahat olacağız, onurlu olacağız. Onurlu şekilde bu süreci devam ettireceğiz., Kaynak: BÜTÇE 23 YIL SONRA İLK KEZ FAZLA VERDİ Merkezi Yönetim Bütçesi, geçen yılın 11 ayında 3,4 milyar YTL açık verirken, bu yılın aynı döneminde 64 milyon YTL fazla verdi, böylece, bütçe uygulamalarında 23 yıl aradan sonra Ocak-Kasım dönemi itibariyle fazla verilerek önemli bir performans yakalandı. Faiz Dışı Fazla Ocak-Kasım 2005 döneminde 38,1 milyar YTL olan faiz dışı fazla tutarı, bu yılın aynı döneminde yüzde 15,9 oranında bir artışla 44,1 milyar YTL olarak gerçekleşti. Kasım ayı sonu itibariyle, 2005 yılında toplam faiz dışı fazlanın yüzde 97'si gerçekleştirilmişken, 2006 yılında yıl sonu toplam faiz dışı fazla hedefi aşılarak yüzde 136,8'ine ulaşıldı. Söz konusu dönemde, Merkezi Yönetim Bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,2, merkezi yönetim bütçe gelirleri ise yüzde 17,1 oranında artış gösterdi. Vergi Gelirleri Bu dönemde, vergi tahsilatında geçen yılın ilk onbir aylık dönemine göre yüzde 16,4 oranında artış sağlandı. Bu artışla yıl sonu vergi geliri hedefinin yüzde 95,3'üne ulaşıldı. Geçen yılın aynı döneminde toplam vergi gelirlerinin yüzde 90,5'i tahsil edilmişti Yıl Sonu Gerçekleşme Tahminleri 2006 yılı sonu itibariyle, Merkezi Yönetim Bütçe giderlerinin 175,2, Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin 172,2, bütçe açığının 3, faiz dışı fazlanın ise 43,2 milyar YTL olarak tahmin ediliyor yılı bütçesinde bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,6 olarak hedeflenmişken, gerçekleşmenin yaklaşık yüzde 0,5 olması bekleniyor. Yıl sonu itibariyle faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 8,2 olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Bu oran 2002 yılında yüzde 18,9 düzeyinde bulunuyordu. Kaynak:www.internethaber.com gidilemediği için çektik. Eğer bugün ihracatımızda 36 milyar dolardan şu anda 85 milyar dolara dayandıysak, bunun sebebi bu dolaşmalardır. Şahsım, bakan arkadaşlarım hep birlikte söz verdik, fellik fellik dünyayı dolaşacağız. Tüm Cumhuriyet tarihinde 36 milyar dolar, 4 senede onun üzerine 49 milyar dolar koymuşuz. Bunu görelim'' diye yanıtladı. CHP'li milletvekillerinin, ithalatın arttığına yönelik eleştirileri üzerine Erdoğan, ''İthalatta neyi ithal ettiğimizi araştıracaksınız. Geçmişte olduğu gibi lüks tüketim malları mı..? Sadece 29 milyar dolar enerji girmiş. Bunun yanında makine alımına baktığınız zaman, 19 milyar dolar da oradan girmiş. Bakın, bunlarla, ithalatın kazandırdığı farklı bir alan var ülkemize. Bu farklı alanla, sanayide teknolojide bir gelişmeye doğru gidiyor'' dedi. Erdoğan, Ekim ayı sonu itibariyle 15.8 milyar dolar doğrudan yatırımın ülkeye girdiğini belirterek, ''Bu rakamlar nereden geldi, bu yatırımlar nedir acaba? Ben sıcak parayı konuşmuyorum, ülkede direkt yatırıma giren parayı konuşuyorum. Bizden önce, bu ülkede 1 milyar doları aşmıyordu. Ama iktidara geldiğimizden bu yana sürekli tırmanıyor'' görüşünü ifade etti. ''Onurlu olacağız'' Erdoğan, CHP Lideri Deniz Baykal'a yönelik de şunları söyledi: ''Sayın Baykal kusura bakmasın. Bizim çok çok verimli olan satışlarımızdan bahsetti. Ama özel sektörün satışlarını niye konuşmu- yorsun? Özel sektör bankasını satıyorsa, bundan dolayı biz niye rahatsız oluyoruz? Paramıza yine küresel sermaye geliyor ve çok daha farklı girerek bu ülkede bir katma değer sağlıyor. Dünya pazarıyla irtibatı çok daha farklı bir yapıyı oluşturuyor. Bu para başka bir yere gitmiyor. Özel sektörde herhangi bir vatandaşımız sattığı zaman, o dolarlar bu ülkeye giriyor, başka bir ülkeye girmiyor. Burada yatırıma dönüşüyor. Bunu göreceğiz. Eğer bizler küresel dünyada bir mücadele sürdüreceksek, biz dünyada yerimizi dört dörtlük alacaksak, bunda rahat olacağız, onurlu olacağız. Onurlu şekilde bu süreci devam ettireceğiz. dönüşüyor. Bunu göreceğiz. Eğer bizler küresel dünyada bir mücadele sürdüreceksek, biz dünyada yerimizi Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

5 2 Abdülhamit Han’ın Savunması ABDÜLHAMİD KENDİNİ SAVUNUYOR 14 Mart 1917 Beylerbeyi Sarayı Ne kadar garip bir tecellidir ki, amcam Abdülaziz Han’ı düşürmek için Avrupa’ya kaçan Genç Osmanlılar, eninde sonunda muradlarına ermişler, hem Abdülaziz Han düşmüş, hem de hemen peşinden açılan 93 Rus savaşı Rumeli’nin yarısını alıp götürmüştü. Tıpkı onlar gibi, beni düşürmek için Avrupa’ya kaçan Jön Türkler de muradlarına ermişler, beni düşürmüş- ler ve girdikleri Cihan Savaşı’nda da Osmanlı İmparatorluğunu elden çıkarmışlardır. elleriyle batırdılar! Suçlamaya dilim varmıyor; fakat görüyorlardı ki, İngilizler, Fransızlar, Ruslar, hatta Almanlar ve Avusturyalılar, yani bütün büyük Avrupa devletleri menfaatlerini Osmanlı mülkünün parçalanmasında bulmuşlardır; düşmandılar. Görüyorlardı ki, bu devletler birbirleriyle dalaşıyorlar ama Osmanlıları üleşmekte anlaşıyorlardı. Anlaşamadıkları, kimin daha büyük parçayı yutacağı idi. Öyle olduğu halde, bu düşüncede olan devletlerin kendilerini arkalamalarından da mı bir Hayır, bunca okumuş, düşünmüş, kendisini davasına vermiş vatan evladının cibilliyetsiz çıkacağını kabul edemem! Sadece aldandılar, derim. Aldandılar ama cezalarını kendile- rinden çok, aldanmayan milyonlarca masum vatan evladı çekti; hem öldüler, hem vatandan oldular!* Kaynak: İsmet Bozdağ, Abdülhamid’in Hatıra Defteri: Belgeler ve Resimlerle, 5. baskı, İstanbul 1975, Kervan Yayınları, s.59–61 Akademi Çalışma Grubu Sayı:3 Hazırlayan: Byram Eryılmaz Her iki grup da memleketin okumuş yazmışlarını içine alıyor- du. Her iki grup da Batıcılığa hayrandı. Her iki grup da memleketin tek kurtuluşunu meşrutiyette görüyorlardı. Her iki grup da emellerine ordunun bir parçasını vasıta etti. Her iki grubun da dayandığı ordu da içinden parçalandı. Evet, ne kadar daha garip bir tecellidir ki, ben bu olayların her ikisinin de içinde yaşadım. Amcamın öfkeyle yapamadığını, ben sabırla yapmayı denedim. Amcamın ceza ile başaramadı- ğını, ben bağışlayarak elde etmeye çalıştım. Ama yine de muvaffak olamadım! Ve daha garip bir tecelliye bakınız ki, “Genç Osmanlılar”ı da, “Jön Türkler” i de Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak isteyen büyük devletlerin hepsi arkalıyorlardı! Bu devletlerin gözünde ümit bu gençlerdeydi! Bunların dediği yapılırsa Osmanlı İmparatorluğu kurtulacak, dediklerine kulak asılmazsa batacaktı! İki kere istemeyerek de olsa, dediklerini yaptık ve işte battık! Bari son kalan bir avuç vatan toprağında yaşayanlarının gözleri açıldı mı?... İnşallah! Evladım sayılan bu vatan çocukları, benim, bir sarayın dört duvarı arasında koskoca yeryüzünü gezip tozdukları halde nasıl görmediler; nasıl görmediler de ecdad kanıyla sulanmış koskoca bir ülkeyi kendi mana çıkaramıyorlardı? Söyledim, yine söyleyeceğim; anlattım, yine anlatacağım, düşünmü- yorlar mıydı ki, Osmanlı ülkesi birçok milletlerin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. Böyle bir ülkede Meşrutiyet, ülkenin unsur-u aslisi (temel unsuru) için ölümdür. İngiliz parlamentosunda bir Hindli, Afrikalı, Mısırlı; Fransız parlamentosunda bir Cezayirli mebus var mıydı ki, Osmanlı parlamentosunda Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp, Arap mebusu bulunmasın istemeye kalkıyor! Yorum: Kimine göre Yıldız Sarayı’nın kalın duvarları arasında saltanat süren “Kızıl Sultan”dı O. Kimine göre ise ülkesinin selameti için kendini adamış bir Sultan… Kim ne derse desin onun için, tarih ve hakikat onun hakkında en doğruyu söyleyenlerdir. 30 Yılı aşkın bir “cumhuriyet” yönetiminden sonra tahtından indirildi ve belki de tarihe ve geleceğe karşı kendini savunma ihtiyacı duydu, kim bilir? İşin garip tarafı, kendisine yapılan onca şeyden sonra bile kendisini tahttan indirenlere karşı, hala, merhametle yaklaşması ve onlara, “Sadece aldandılar” demesi ne kadar manidar değil mi? Yukarıdaki metini, Abdülhamit ölmeden 11 ay önce yazmıştır. Bayram Eryılmaz Bir Söz: Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, Hakikat susmayacak. Sezai KARAKOÇ

6 3 Başarılı Yönetici Nasıl Olmalı? Başarılı bir yönetici misiniz? Yıllardır bir şirkette yöneticilik yapıyor ve bir gruba nasıl liderlik yapılacağını çok iyi bildiğinizi düşünüyorsunuz. Peki çalışanlarınızla aranızda kurduğunuz ilişkinin yöneticilik vasıflarınızı geliştirebileceğinin farkında mısınız? Yanınızda çalışanların her biriyle aranızda oluşan dinamik farklıdır. Bu dinamikleri doğru yönde kullanarak lideri olduğunuz takımın amaçlarını belirlemek ve performanslarını artırmakta size yardımcı olacağını düşündüğümüz birkaç strateji belirledik. Duymaya hazır mısınız? - Yanınızda çalışan kişinin rolünü belirleyin Yanınızda çalışan kişiden beklentilerinizi iyi belirlemeli ve onun bunları net bir şekilde algılamasını sağlamalısınız. İkiniz arasında yaşanacak herhangi bir yanlış anlaşılma iki tarafın da hem zaman hem de enerji kaybetmesine neden olacaktır. Bu kişi iş tanımı kapsamında ne gibi sorumluluklar almak durumunda olduğunu bilmiyorsa bu durum çalışma grubunun bütününü olumsuz yönde etkiler. - Beklentilerinizi somut bir şekilde ortaya koyun Böylelikle yanınızda çalışan kişinin kendisi için koyacağı hedefleri belirlemesinde ona yardımcı olabilirsiniz. Ona verdiğiniz projelere projenin en son teslim edilebileceği tarihi eklemeyi ve onun işine yarayabilecek bazı ipuçları vermeyi unutmayın. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu koyduğunuz standartların onun kapasitesine uygun olmasıdır. - Ona beklentilerinizden bahsedin Bir kişiye yazılı olarak bir şeyler vermek onunla bire-bir konuşmaktan çok daha kolaydır. Birçoğumuz birisiyle konuştuğumuz zaman karşı tarafın ne anlatmak istediğimizi kesinlikle anladığını düşünür. Fakat işler her zaman sizin istediğiniz şekilde yürümez. -Senli cümleler fazla kurmayın Onunla konuşurken ‘sen’ kelimesini çok sık kullanırsanız karşı tarafın savunma mekanizmasını harekete geçirirsiniz. Örneğin ‘Anlıyor musun?’ ya da ‘Anladığına emin misin?’gibi sorular karşısında kişi kendini savunmaya geçecek ve onunla kurmaya çalıştığınız iletişim o anda kopacaktır. ‘Sen’li cümleler yerine ‘ben’ odaklı cümleler kurmayı tercih etmelisiniz. Örneğin ona ‘İşinle ilgili bazı noktalarda aydınlatıcı olamadığımı düşünerek böyle bir konuşma yapmak istedim seninle. Öğrenmek istediğin başka herhangi bir şeyi atladıysam lütfen bunu bana söyle’ gibi bir cümle karşı tarafın savunma mekanizmasına başvurmasına engel olacaktır. - Toplum içinde övün, baş başayken eleştirin Yanınızda çalışan kişinin yaptığı güzel işlerle ilgili olarak yapacağınız olumlu eleştirileri diğer çalışanların da duymasını sağlayın. Eğer onu kötü yönde eleştirmek istiyorsanız mutlaka ikinizin yalnız olduğu bir ortamı tercih edin. - Fikirlerine saygı gösterin Ona işe kazandırdıklarından dolayı en son ne zaman teşekkür ettiniz? Ya da en son ne zaman masasına yaptığı işlerden ne kadar memnun olduğunuzu belirten bir not bıraktınız? Bu küçük yatırımların size geri dönüşü çok karlı olacaktır bunu sakın unutmayın. - Ne istediğinizi anladığından emin olun Birisine bir şey anlattıktan sonra ‘Anladın değil mi?’ sorusuna genelde ‘Evet’ diye cevap verilir. Fakat bu cevabı verenlerin %90’ı aslında gerçekten ne istediğinizi anlamamıştır. Siz bu yanılgıya zemin hazırlamamak için ondan anladıklarını tekrar etmesini isteyin. - İşleri önem sırasına göre dizmeyi öğretin Önceliği olan işlerin hangileri olduğunu ona söyleyin. Unutmayın beraber çalıştığınız takımın başarısı ya da başarısızlığı sizi doğrudan etkiler. Onların başarısız olması sizin yönetim konusundaki eksikliğiniz ile doğrudan bağlantılıdır. Gerçekten ne istediğinizi anlamamıştır. Siz bu yanılgıya zemin hazırlamamak için ondan anladıklarını tekrar etmesini isteyin. - İşleri önem sırasına göre dizmeyi öğretin Önceliği olan işlerin hangileri olduğunu ona söyleyin. Unutmayın beraber çalıştığınız takımın başarısı ya da başarısızlığı sizi doğrudan etkiler. Onların başarısız olması sizin yönetim konusundaki eksikliğiniz ile doğrudan bağlantılıdır. Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

7 10 YELLENDİKÇE DÜNYAYI BATIRIYORLAR 11 Aralık 2006 Pazartesi 17:51 Öyle gaz çıkarıyorlar ki arabalar yanlarında temiz kalıyor. Asit yağmurları ve küresel ısınmanın baş sorumluları; Araştırmayı Birleşmiş Milletler yaptırdı. Sonuçlar şaşırtıcı. Büyükbaş hayvanların yaydığı gazlar arabaları bile solladı. Peki gaz çıkarmalarının ne zararı var diyorsanız şu bilgi notuna dikkat etmenizi öneririz. Büyükbaş hayvanların çıkardığı bu gaz atmosferde sera etkisi yapıyor. Bu da küresel ısınmayı körüklüyor. Büyükbaşların çıkardığı gaz zincirleme olarak atmosferi, iklimleri, ormanları ve yabanıl yaşamı tehdit ediyor. Sadece bu kadar da değil. Asit yağmurundan, tehlikeli türlerinin gelişimine, çölleşmeden okyanuslarda ölü bölgeler oluşmasına, ırmakların ve içme sularının zehirlenmesinden, mercan kayalarının tahribine kadar birçok çevre felaketin de sorumlusu bu sığırlar. Atmosferdeki metan gazının üçte birini büyükbaş hayvanlar salıyor. Metan gazı karbondioksit gazından tam 20 kat fazla sera etkisi yaratıyor. Büyükbaş hayvanlar asit yağmurlarının da baş sorumlusu. Asit yağmurunun başlıca nedenlerinden amonyak salımının üçte ikisinden fazlasına yol açan 100 kadar kirletici gaz üretiyorlar. Küçükbaşlar Da Sorumlu Araştırmada küçükbaş hayvanların çevre felaketindeki katkıları da belirlendi. Koyun, kümes hayvanları, domuz ve keçiler de küresel ısınmaya yol açan sera gazlarının yüzde 18'inden mesuller. Küçücük halleri ile otomobil ve uçakların saldığı gazlardan daha fazlasını atmosfere katıyorlar. Petrol rafinerisinden beterler Fransa'da geçen yıl yapılan bir araştırmada, büyükbaş hayvanların Fransa'daki 14 petrol rafinerisinden daha fazla sera etkisine yol açan gaz saldıkları belirlenmişti. "Tarım ve sera etkisine yol açan gazların salımının azaltılması" adlı hükümet araştırmasında, büyükbaş hayvanların, Fransa'daki sera etkisine yol açan gazların salımında yüzde 6,5 oranında sorumlu oldukları tespit edilmişti. BAŞKANIN AÇIK MİKROFON REZİLLİĞİ Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski'nin, basın toplantısında yardımcısına söyledikleri televizyon mikrofonuna yakalanınca, Başkan büyük bir gafa imza attı. AB zirvesi çerçevesinde düzenlenen basın toplantısında soruları alan Başkan Kaczynski, yardımcısına fısıldayarak, bir kadın gazetecinin soru sormaması için şunları söyledi: "Şu kırmızılı maymun olmasın..." Televizyon kanalının mikrofonuna yakalanan bu ifadelerden sonra yeniden basın karşısına çıkan Başkan, bu ifadeyi kullanırken gazetecinin görünüşünü kastetmediğini söyledi. Başkan Kaczynski, "Gizlice dinlenmemle ilgili soruları yanıtlamayacağım. Bu özel bir konuşmaydı. Özel görüşmelerde, gazetecileri farklı isimlerle çağırıyorum, ancak bu olayda söylediklerimin, gazetecinin görüntüsüyle kesinlikle ilgisi yoktu, çünkü onun tam tersi bir görüntüsü olduğunu görebiliyorsunuz" diye konuştu. Kaynak:www.internetheber.com FRANSIZ DİPLOMATTAN HAKARET GİBİ BENZETME İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısında, Fransız bir diplomatın Türkiye’yi, Avrupa Birliği’nin(AB) metresine benzettiği, AB’nin Türkiye’yi ne kaybetmek ne de onunla evlenmek istediğini söylediği aktarıldı. Geoffrey Wheatcroft imzalı makalede, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyeliğinin, umutlu bir koroya rağmen gerçekleşmeyeceği ifade edilen makalede bunun asla olmayacak anlamına gelmediği ancak üyeliğin yakın zamanda gerçekleşe- cek gibi görünmediği belirtildi. Fransız bir diplomatın, Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri bir adamla metresi arasındaki ilişkiye benzettiği belirtilen makalede, Avrupa kastedilerek, adamın metresini kaybetmeyi de onunla evlenmeyi de istemediği ifade edildi. Makalede, “Türkiye bir kilisenin çalmayacak çanını bekliyor” denildi. “Türkiye Bir Engeli Aşınca Avrupa Yenisi Bulacak” Hoşlarına gitse de gitmese de Türklerin kabul etmesi gereken daha çok şey olduğu kaydedilen makalede, Türkiye bir engeli aştığında Avrupa’nın yeni bir tane bulacağı yazıldı. Türkiye ile ilgili sorunun kültürel, ekonomik ya da dini değil, çok basit bir biçimde coğrafi olduğu ifade edilen makalede, Fransız bir politikacıya atıfta bulunularak Avrupa’nın sınırlarının Irak’a kadar genişleyip genişleyemeyeceği soruldu. Kıbrıs’a da değinilen makalede, Annan Planı’na hayır dediği hatırlatılan Rum yönetiminin, ülkelerini, AB içinde en az sevilen üye haline getirdiği ifade edildi. Kaynak: Güler misin, ağlar mısın? Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

8 6 ZAMAN ÜZERİNE BİR TEFEKKÜR Dilimizden düşürmediğimiz fakat kıymetini de bir türlü bilemediğimiz “zaman” bize neyi anlatıyor. Zaman nedir? Zaman biter mi? Ne zaman başlar, zaman herkes için aynı mı işler yoksa kişiye münhasır mıdır zaman kavramı…? Ellerimizin arasına başımızı alıp, düşünüp, irdeleyip künhüne ermemiz gereken bir olgu “zaman”. Her daim Allah zamandan ve mekandan münezzehtir deriz ama bunun nasıl olduğunu bir türlü düşünme zahmetinde bulunmayız. İşte ben biraz matematiksel mülahazalar yapmak istiyorum sizlerle. Hepimizin bildiği V= dx/dt ‘den başlayalım isterseniz. Allah için zaman ve mekan yoktur diye biliyoruz. O zaman ilk olarak dt ifadesini sıfıra doğru yaklaştırmakla başlayalım. Yaklaştırdıkça V değerimizin gittikçe büyüdüğünü ve zaman tamamen bittiğinde ya da sıfır olduğunda hızın ise sonsuz olduğunu göreceğiz. Heisenberg‘in belirsizlik ilkesine de değinerek bir elektronun konumunu ve momentumunu (hız×kütle) aynı anda belirleyeme- yeceğimizi ve elektronun çekirdek etrafında bir bulut oluşturarak (hızlı olduğundan dolayı aynı anda birçok noktada varmış gibi görülmesi) tek başına bile olsa çekirdeği kuşatıp sardığını hatırlayalım. Çünkü elektronun hızı da sonsuz değildir ama sonsuza doğru yaklaşmıştır mevcut bildiğimiz hız değerlerine göre. İşte burada zamandan bağımsız olan varlık, hızı sonsuza eriştiği için her an her yerde vardır ve mekanı kuşatmıştır, mekanı içine almıştır, zaman ve mekan üstü olmuştur. Tespiti ve kontrolü imkansız olmuştur. Biz sanırım bu varlığa Allah diyoruz. Her an her yerde olan, tek başına bütün mülkü kuşatmış, niteliği ve niceliği o izin vermeden bilinemeyen, yeri tespit edilemeyen varlık… Peki bizler de Allah’ın ruhundan üflenmiş değil miyiz?1 Bizler (yaratılmışlar) bu zaman ve mekan kavramının neresindeyiz? Aynı formülden devam edelim; V=dx/dt ‘de hızımız - termodinamik ifadelerle düzensizliğimiz, z, mekana yayılmamız en yüksek değeri aldığında, diğer tabiri, öldüğümüzde, zamanla olan ilişkimizin ne olacağına bakalım. Hızımızın en yüksek değerini bulmak için türevini alıp sıfıra eşitliyorduk. Yani y eksenindeki bileşendeki değişimin sıfır olması ile koordinat düzleminde x eksenine paralel sonsuz bir doğru elde ediyoruz değil mi? Hızımızın en yüksek olduğu değerde diğer bir ifade ile entropimizin en yüksek olduğu değerde yani öldüğümüzde zaman da bitmiş oluyor, zamansızlık başlıyor fakat mekan içinde hala ilerleye-biliyoruz. Kısacası anlattıklarımız, öldüğümüzde zaman kavramının bizim için de bittiğini, öldükten sonra sonsuz diye ifade ettiğimiz zamana kadar bir mekan içinde yaşayacağımızı göstermiyor mu? Gelelim zamanın kişilere münhasır olup olmadığına. Evliyaların çok kısa sürede mekan değiştirmeleri ya da aynı anda birkaç yerde buluna- bilmeleri, peygamberlerimizin bir gecede Mekke’den Mescid-i Aksa’ya gitmesi ve Miraç hadisesi, dersi sıkılarak dinleyen bir öğrenciye dersin çok uzun gelmesi ve dersi ilgiyle dinleyen diğer bir öğrenciye dersin çok kısa gelmesi, aynı 24 saati yaşamalarına rağmen çalışkan bir insanın bir güne inanamayacağımız kadar iş sığdırması ve diğerinin işlerini bitirmek için bir türlü vakit bulamaması… Örnekleri çoğaltmamız mümkün. Hızı üç boyutlu bileşenleri ile ifade edecek olursak karşımıza V=i(dx/dt)+j(dy/dt)+k(dz/dt) denklemi çıkacaktır. Bu ifadede bileşenlerden biri ya da ikisi sıfır olduğunda o bileşen için zaman değerinin ne olduğunun herhangi bir önemi elbette ki yoktur. Ayrıca üç boyutlu bir uzayda iki boyutlu bir hareketi ifade edebiliriz ama iki boyutlu bir uzayda üçüncü boyutu ifade etmemiz mümkün değildir. Örneğin xy düzlemi üzerinde yaşayan bir canlının z ekseni boyunca izleyebileceği mesafe ne kadardır diye soracak olursak cevap sıfır olacaktır. Z eksenindeki bir cisim derinliği olmayan xy düzlemine yapışık duran bir nesne gibi görünecektir ve bu cisim z ekseninde ne kadar hareket ederse etsin xy düzleminden bakan göz için duruyormuş gibi görünecektir. Hayattaki hız bileşenlerimiz tek ya da iki boyutta ise üçüncü boyutta olan hareketleri anlamamız takip etmemiz mümkün olmayacaktır. İşte görüldüğü gibi zaman her bileşen için var fakat hayatta tanımlı olduğumuz bileşen sayısı farklı ise olayları algılamamız mümkün olmayacaktır. Bütün bu mülahazaların özü ise son sözü teşkil ediyor: Biz kullar tanımlı olduğumuz boyut sayısı ne kadar artarsa artsın neticede boyutlara sıkışmış olarak yaratılmışız yani zaman ve mekanın bir parçasıyız, Allah ise yukarıda anlattığımız üzere sonsuz hızı ile zamandan münezzehtir ve mekanı kuşatmıştır, boyutların üstündedir, bütün boyutlar önündedir, elindedir. Diğer bir ifade ile alem Allah’ın önünde diz çökmüştür, secde etmiştir her ne kadar göremesek de. 1*:Ebu Hüreyre,Tirmizi, İbni Mesut, Tirmizi, Buhari, Müslim Zaman Üzerine Bir Tefekkür Erhan Kayabaşı Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

9 7 ERKEN SEÇİM HAZİRAN 2007'DE (Mİ?) Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in '2007 Nisan ayında erken seçim' temennisinin neden gerçekleşemeyeceğini dün yazdım; ben yazdığım için değil, ama Ak Parti Genel Başkanı da olan Başbakan Tayyip Erdoğan “Olmayacak” dediği için temenninin gerçekleşmesinin imkânsızlığı herhalde anlaşılmıştır. Meclis'teki sandalyelerin üçte ikisine sahip iktidar partisi istemezse seçim tarihini erkene almak mümkün değil. Temenninin hâlâ tartışılması Cumhurbaşkanı Sezer'e biçilen 'misyon' ile ilintili olmalı. Seçime gidilirken Ak Parti'ye karşı bir derlenip- toparlanma bekleyişi var; o bekleyişte olanlar etrafında birleşilecek kişi olarak görüyorlar Cumhurbaşkanı Sezer'i… “Seçim Nisan 2007'de olsun” temennisinin tartışılmaya değer bulunması bu yüzden… Tartışma sırasında başta Başbakan Erdoğan olmak üzere Ak Parti sözcülerinin tercih ettiği söylem, Cumhurbaşkanı Sezer'e bazı çevrelerin biçtiği misyonun onlar tarafından da benimsendiğini gösteriyor. Söylemi oluşturan deyimler ve cevabın ifade ediliş tarzı, geçmişte siyasî parti liderlerinin birbirleri için uygun gördükleri türden... Ak Parti bir dahaki seçim için rakibini kendisi belirlemeye çalışıyor sanki. Bu noktada ciddi bir sorun var: Beklenti o yönde olsa bile Ahmet Necdet Sezer kendisine biçilen misyona uygun davranmayı kabul edecek mi bakalım? Hayatı boyu, mesleği gereği politik kimliğini belli etmemeye çalışmış biri Ahmet Necdet Sezer; Çankaya için aday arandığında isminin akla gelmesinin sebebi de Çankaya'da 'Hâkim Bey' yansızlığıyla davranacağı düşüncesiydi. Böyle birinin, bırakın liderlik üstlenmesini, aktif politikaya girmesi bile hayli zordur. Ak Parti karşısında derlenip toparlanma beklentisi içerisinde olanların en kolay gördükleri formüle bel bağlamaları doğal da, o formülün hayata geçme şansı pek fazla değil. Bu durumda, Cumhurbaşkanı Sezer'in gönlünden geçen “Seçim 2007 Nisan ayında olsun” düşüncesini de akıllarından uzaklaştırsalar iyi olacak… İktidar partisi istemediği için seçimin erkene alınması mümkün değil, ama yine de erken seçim ihtimalini bütünüyle göz ardı etmeyiniz. 4 Kasım 2007 olarak tespit edilmiş seçim tarihini kendisi erkene alabilir Ak Parti; sözgelimi Haziran ayı sonu veya Temmuz ayı başına… Türkiye'de geçmişte Haziran ayı içerisinde seçim yapıldı, bu sebeple “Yazın seçim mi olur” itirazı boşuna. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin başlayacağı Nisan ayı içerisinde harekete geçilirse, gereken düzenleme yapılır ve iki ayda ülke seçime hazır hale getirilebilir. Seçimi yaza doğru veya yazın yapmak iktidar partisinin işine gelir. Ancak, eğer seçim tarihiyle oynamayı göze alırsa, yalnızca ekonomik sebeplerle yapmayacaktır bunu Ak Parti. Kendi içinden birini Çankaya'ya çıkarmış iktidar partisi, daha çok stratejik sebeplerle, ülkeyi derhal seçime götürmek isteyecektir. Uzun uzadıya ayrıntıya girmeme gerek yok; konu üzerinde biraz düşünen, birden fazla gerekçe bulmakta zorlanmayacaktır. Benim beklentim bir temenni değil, kapsamlı bir tahlil sonucu. Seçim, ya daha önceden kararlaştırıldığı üzere 4 Kasım 2007 tarihinde, ya da erkene alınacaksa Nisan 2007'de değil, ama büyük ihtimalle Haziran 2007 dolayında yapılacaktır. Genel seçime her halükârda bir yıldan az bir zaman kaldığının farkındasınız, değil mi? Fehmi Koru …………………………… Erken Seçim Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

10 9 MECLİS'TE DOMUZ KAVGASI ÇIKTI CHP'li Altay, "Bir AKP'den bir de domuzlardan mustarip olduğunu söyleyince ortalık karıştı. CHP Sinop Milletvekili Engin Altay- 'ın orman köylüsünün "bir AKP hükü- metinden bir de domuzlardan mus- tarip olduğunu" söylemesi TBMM Ge- nel Kurulu’nda gerginliğe neden oldu. Genel Kurul’da gündem dışı söz alan Engin Altay, orman köylülerinin sorunlarını dile getirdi. Konuşmasında AKP’nin uygulamalarını eleştirerek, "Orman köylülerimiz ve bütün köylülerimiz sizden mağdur ve sizden mustarip. Ama bu aylarda orman köylüleri Karadeniz ve İç Anadolu başta olmak üzere bir çok orman köylüsü sizden daha çok, komik gelebilir, abes karşılamayın domuzlardan mağdur ve mustarip. Köylerde bir anket yapın, en acil sorununuz nedir diye sorarsanız, önce domuz sonra AKP hükümeti diyeceklerdir" diye konuştu. Altay’ın bu sözlerine AKP’liler tepki gösterirken, Altay sözlerini, "Bir sorunu gündeme getiriyorum ben, köylü perişan haberin var mı senin ondan? Türkiye'nin bütün köylerinde böyle bir sorun var. Bu soruna çare olunması lazım. Millet perişan. Siz ekonomik olarak perişan ettiniz, o hayvanlar da başka türlü perişan ediyor. Ne var bunda konuşmayacak mıyız?" diye savundu. Sadece şahsınıza iade ediyorum Altay’ın konuşmasının ardından sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AKP Grup Başkanvekili İrfan Gündüz, Altay’ın yaptığı hakareti kendisine iade ettiklerini belirterek, “Burada kalkarsınız, yapılan politikaların yanlışlığını dile getirebilirsiniz. Ama hiç bir hukuk, hiç bir hak, bir gruba hatta şahsa bile hakaret hakkını size vermez. Oturduğunuz yerden ahkam kesmeyin, hakarete hakkınız yok. Aynen size iade ediyorum. Ama sadece şahsınıza. Bu hakaretin cezasını bulmasını ve tutanaklardan çıkarılmasını talep ediyorum" dedi. Kaynak:www.haber10.com 75 HACI ADAYI DOLANDIRILDI Koca Turizm'e müracaat ettiklerini belirten mağdur hacı adaylarından Yaşar Demirci, "Paraları makpuz karşılığı şirket yetkilisi Hasan Koca'ya verdik. 16 Aralık'ta yola çıkacaktık fakat şirket yetkilileri ortalıkta yok. İşyerini kapatarak kayıplara karışmışlar. Telefonları da kapalı." dedi. Toplam 75 kişinin müracaat ettiğini söyleyen Demirci, kişi başına 4 bin YTL verdiklerini belirterek, "Ortada kaldık, ne yapacağımızı bilemiyoruz. Mağdur arkadaşlarla birlikte dilekçe yazarak savcılığa, kaymakamlığa ve valiliğe suç duyurusunda bulunacağız." şeklinde konuştu. Diğer bir mağdur ise müftülüğe giderek müracaat ettiğini anlatarak, şunları söyledi: "Orada bir görevli, hangi firmayla gidersen gidersen git farketmez diyerek gönderdi. Ben de bizim köylü olmasından dolayı Osman Koca'nın oğlu Hasan Koca'nın şirketine gittim. Eşimle birlikte 8 bin YTL makbuz karşılığı para verdim fakat kayıplara karıştılar, kendilerine bir türlü ulaşamıyoruz." Selendi ilçesinden müracaat ettiklerini belirten Lokman Kutlu da, "Zor durumda olmamıza rağmen tarla satarak babamızı hacca göndermek istedik ama bazı insanlar bunu istismar ederek bizi dolandırdı. Bunların bulunmasını yetkililerden rica ediyorum." dedi. Kaynak:www.internethaber.com Kısa Kısa : TELEKOM'DAN ADSL PAYLAŞIMINA UYARI: Türk Telekom, ADSL kullanıcılarının internet hizmetini başka kimselerle paylaşarak kullanmamasını istedi. Kanuni olmayan ve güvenlik açığı bildirilen ortak kullanımlar yapıldığını belirten yetkililer, şartlara aykırı davranan müşterilerin sözleşmesinin iptal edileceği duyuruldu. Balıkesir Telekom Müdürlüğü'nün, bu yüzden 80'in üzerinde ADSL aboneliğini iptal ettiği kaydedildi. İnternetin yaygınlaşmasıyla insanlar evlerinde ADSL abonesi olmaya başladı. Genellikle apartman veya site sakinleri arasında bir abonelik üzerinden birden fazla konutta internet kullanılır oldu. Telekom, daha çok konutlardaki bu uygulamayı durdurmak ve abone sayısını arttırmak için çalışmaya başladı. Türk Telekom'dan yapılan açıklamada, yasal olmadığı ve güvenlik açısından tehlike arzettiği belirtilen ortak kullanımlarla yapılan bilişim suçlarında artış görüldüğü bildirildi. ADSL hizmeti alan müşterilerin ortak kullanımlarla bağlantı hızlarının yavaşladığı ve limitli müşterilerin faturalarının arttığı dile getirilen açıklamada, virüsler sebebiyle de kullanıcıların bilgisayar ve bilgilerine zarar verdiği kaydedildi. Müşterilerin kendi aboneliklerini başka vatandaşların kullanımına açmamaları gerektiği vurgulanan açıklamada, bu şekilde tesbit edilecek abonelerin sözleşmelerinin iptal edileceği kaydedildi. Balıkesir Telekom yetkilileri, yaptıkları tespitlerde şuana kadar 80'in üzerinde ortak kullanım belirlendiğini ve sözleşmelerin iptal edildiğini belirtti. Türk Telekom, ADSL abone sayısının artması için yıl sonuna kadar geçerli olacak kampanya düzenledi. Bir yıl abone olmak isteyenlere ücretsiz modem, iki yıl abone olacaklara ücretsiz modem ve iki ay ücretsiz kullanım verilecek. Kaynak: sabah Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

11 11 Avrupa Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası’nda grup maçları tamamlandı ve kuralar çekildi. Yoluna devam eden tek temsilcimiz Fenerbahçe, Hollanda temsilcisi AZ Alkmaar ile eşleşti. Şampiyonlar Ligi 2.Tur(20 Şubat, 7 Mart) PSV (Hol)- Arsenal (İng) Lille (Fra)- Manchester United (İng) Real Madrid(İsp)-Bayern Munich(Alm) Celtic (İsk)- Milan (İta) Roma (İta)- Ol. Lyon (Fra) Barcelona (İsp)- Liverpool (İng) Inter (İta)- Valencia (İsp) Porto (Por)- Chelsea (İng) UEFA Kupası 1/32 (14-15, 22 Şubat) Sh. Donetsk (Ukr)- Nancy (Fra) Braga (Por)- Parma (İta) Z. Waregem (Bel)- Newcastle U (İng) Lens (Fra)- Panathinaikos (Yun) B. Leverkusen (Alm)-B. Rovers (İng) Hapoel Tel Aviv (İsr)- G.Rangers (İsk) Livorno (İta) –Espanyol (İsp) Feyenoord (Hol)- Tottenham (İng) Fenerbahçe (Tür) –AZ Alkmaar (Hol) Werder Bremen (Alm)- Ajax (Hol) Sp. Moskova (Rus)- Celta Vigo (İsp) CSKA Moskova (Rus)- M.Haifa (İsr) AEK (Yun)- Paris St. Germain (Fra) Benfica (Por)- Dinamo Bükreş (Rom) Steaua Bükreş (Rom)- Sevilla (İsp) Bordeaux (Fra)- Osasuna (İsp) Fenerbahçe, Az Alkmaar’ı elemesi durumunda, Z.Waregem- Newcastle United maçının galibiyle oynayacak. Dünyanın En Büyüğü Internacional Japonya’da yapılan Dünya Kıtalararası Kulüpler Şampiyonası finalinde Brezilya temsilcisi, Barcelona’yı tek golle devirip, kulüpler bazında en önemli kupayı müzesine götürdü. Barça favori çıktığı maçta baştan sona üstün oynamasına rağmen, 1992’de olduğu gibi yine finalde kaybetti ~~ Spor ~~ Türkiye’nin düşüşü sürüyor FIFA'nın kasım ayında açıkladığı klasmanda 845 puanla 25. sırada bulunan Türkiye, bu ayki sıralamada puan kaybetmemesine karşın klasmanda 1 basamak gerileyerek 26. sıraya düştü. Geçen yılı 748 puanla 11. sırada tamamlayan Türkiye, bu yıl toplamda 15 sıra birden gerileyerek 2006 yılını 26. sırada tamamladı. FIFA tarafından her ay açıklanan dünya klasmanında aralık ayının birincisi bin 588 puanla yine Brezilya olurken, son Dünya şampiyonu İtalya, 1560 puanla 2. sıradaki yerini korudu. FIFA Aralık Ayı Dünya Sıralaması: Ülke Puan 1. Brezilya……………… İtalya………………… Arjantin……………… Fransa………………… İngiltere……………… Almanya……………… Hollanda……………… Portekiz……………… Türkiye………………..845 Süper Lig’de ilk dönemin bitmesinin ardından Türkiye kupasında oynanan maçlarla futbol heyecanı devam etti. A Grubu Galatasaray- Kayserispor: 1-0 Bursaspor- Karşıyaka: 2-1 Puan Durumu O P 1. Galatasaray Kayserispor Bursaspor Karşıyaka Erciyesspor 2 1 B Grubu Eskişehirspor- Konyaspor: 4-3 Ankaraspor- Trabzonspor: 0-0 Puan Durumu O P 1. Trabzonspor Eskişehirspor Konyaspor Ankaraspor Vestel Manisa 2 1 C Grubu İstanbul B.Bld.-Gaziantepspor: 0-1 İnegölspor-Sivasspor: 3-1 Puan Durumu O P 1. Fenerbahçe Gaziantepspor İnegölspor İstanbul B. Bld Sivasspor 2 0 D Grubu Beşiktaş- Çaykur Rizespor: 3-1 Bucaspor- Gençlerbirliği: 0-2 Puan Durumu O P 1. Beşiktaş Ankaragücü Gençlerbirliği Bucaspor Çaykur Rizespor 3 0 Akademi Çalışma Grubu Sayı:3

12 10 ARTIK UÇUŞ İŞLEMLERİ PARMAĞINIZIN UCUNDA… “Check-in” işlemleri için cep telefonu; koltuğunuzu seçmek ve uça- ğa binmek için ise parmak izi yeterli oluyor. Türkiye dahil birçok ülkede, güvenlik nedeniyle yolcuların uçağa binmeden önce kapıda kimliklerini göstermeleri gerekiyor. İnsan hatası ve zaman kaybına yol açan bu sistemin verimsiz olduğundan yola çıkan Siemens Business Services (SBS), havayolu şirketlerine yönelik yeni çözümünü Pekin Interairport China’da sergiledi. Bu yeni çözüm sayesinde sık sık uçakla seyahat eden kişiler, “check-in” yapmak ve uçağa binmek için cep telefonlarını kullanarak zamandan kazanabile- cekler. Parmak izi tabanlı biniş işlemlerini, mobil telefonla check-in yapma kolaylığıyla birleştiren SBS, havayolu şirketlerine ve havaalanları- na, güvenlik ve rahatlık konularında artan talepleri karşılayan ideal bir çözüm sunuyor. SBS, tüm çözümü Avusturya’lı Siemens şirketi PSE’nin kimlik (ID) merkezi platformunu kullanarak geliştirdi. Mobil check-in ve biyometrik veri çözümü birbirlerinden bağımsız olarak kullanılabiliyor. ÇİNLİ OTOMOBİLLER ŞÜPHE UYANDIRDI Kullanılan malzemenin kalitesizliği ve dayanıklılık testinde alınan sonuçlar Çin'in ürettiği araçları tartışmaya açtı Bisan'ın Çin'den yarı mamul getireceği Lifan marka araçlar, Türkiye'de geliştirilerek piyasaya sürülecek. İki Çinli otomotiv şirketi ile anlaşma imzalayan Bisan şirketinin Genel Müdürü Abidin Dursun Kaleli de, aynı durumdan şikâyetçi. Dayanıksız Çin arabalarının Türkiye piyasasına sürülmesi halinde korkunç sonuçlar doğabileceğini ifade eden Kaleli, araçları yarı mamul olarak getirip, kendi fabrikalarında geliştirmek istediklerini belirtiyor. Kaleli, "Mercedes otomobillerin kaportasını matkapla bile delemezken Çin otomobiline sıradan bir çivi bile giriyor. Duvara çarpma testlerinde Çin araçları bagajına kadar duvara yapışıyor." diyor. Şu anda Avrupa standartlarını yakalayamadığı ve otomotiv firma- larının çıkarına ters düştüğü için ithalatına izin verilmeyen Çin otomobillerinin 2008 başında Türkiye'de satışa sunulması bekleni- yor. Bu çerçevede Türkiye'den bazı firmalar Çinlilerle anlaşma imzalarken, 50 kadar şirketin de imza aşamasında olduğu belirtiliyor. İki firma ile ithalat için el sıkışan Bisan'ın genel müdürü Abidin Dursun Kaleli, bu ülkede üretilen bütün malların kalitesiz olmadığını, standartları yakaladığı takdirde Avrupa'nın baskılara dayana- mayacağını ve AB'nin standartlarına uygunluğunu gösteren Euro-4 belgesi vereceğini ifade ediyor. Kaleli'nin verdiği bilgiye göre, Çinli firmalar belge almak için Avrupa'ya gittiklerinde her seferinde 'Crash' denen dayanıklılık testine takılıyor. Testte, Mercedes ve BMW 80 kilometre hızla bir duvara çarptırılarak içindeki insanı temsil eden maketin ne kadar zarar göreceği ölçülüyor. Bu iki marka testleri çok hafif hasarlarla atlatıyor. Aynı teste katılan Çin arabaları her seferinde bagajıyla birlikte duvara yapışıyor, içindeki maketin de adeta 'pestili' çıkıyor. Matkapla yapılan testte ise belirli bir basınçla kaportalar delinmeye çalışılıyor. Yukarıdaki iki markanın kaportası çok zor delinirken, Çinli arabada çivi bile kaportayı delmeye yeterli oluyor. Dursun Kaleli, testi her seferinde geçemeyen Çinlilerin kaporta kalınlığını artırmasının ve kullandığı malzemeyi kaliteli hale getirmesinin şart olduğuna işaret ederek, "Arabalar bu haliyle trafiğe çıksa ve bir ciple ya da kamyonla çarpışsa üzerinden silindir geçmiş gibi olur. İçerisindeki insanları da kurtarmanız imkansız hale gelir." diyor. Prensip olarak direkt ithalat yerine yarı mamul ithal etmeyi ve yüzde oranında yerli mamul kullanmayı tercih ettiklerini anlatan Kaleli, şu bilgileri veriyor: "Kore, Tayvan veya Çin'den daha önce de mal getirdik. Her seferinde yarı mamul olarak getirip kendi yan sanayimizde geliştirdik. İçindeki parçaların önemli bir kısmı Türk yan sanayiinden alınıyor. Otomotivde de bu aynı şekilde olacak. 3-4 bin dolara Çin'den ithal etmek yerine kendi montaj fabrikalarımızda geliştirip yerli esnafa da iş imkanı sunacağız." Firma, Türkiye'de geliştirdiği araçları Bisan-Li Fan ve Bisan-Cyile markalarıyla piyasaya sürmeyi planlıyor. Dünya Ticaret Örgütü kurallarına göre hiçbir ülkenin malının gümrük duvarlarıyla engellenemeyeceğine dikkat çeken Kaleli, AB'nin belge vermesi halinde Gümrük Birliği anlaşmaları gereği Türkiye'nin de bunu kabul edeceğini vurguluyor. Kaleli, "Hindistan Euro-4 belgesini aldı. Çin de alacaktır." diyor. ZAMAN MARS'TA SU GÖZLER ÖNÜNDE 08 Aralık 2006 Cuma 00:18 NASA’nın Mars yörüngesindeki Mars Global Surveyor (MGS) aracının 2005’te çektiği fotoğraflar, Mars’ta kimi bölgelerde yaşama elverişli ortamların olabileceğini gösteriyor. MGS’nin çektiği fotoğraflarda akar vaziyetteki su kanalları belirlendi. Kaynak:www.internethaber.com SORU-YANIT HİZMETİ 'GOOGLE ANSWERS' KAPANIYOR Arama motoru Google, ücretli soru- yanıt hizmeti 'Google Answers'ı yakında kapatacağını açıkladı. Merkezi ABD'nin San Francisco kentinde bulunan şirketten yapılan açıklamada, hizmetten yararlanmak isteyenlerin, haftasonuna kadar son sorularını gönderebilecekleri belirtildi. Yanıtlar ise yıl sonuna kadar verilecek. Kaynak: Teknoloji Haberleri Akademi Çalışma Grubu Sayı:3


"Üstad’ın Gençliğe Hitabesi Ulu Hakan Sezer ve CHP’ye Suçlama MHP’nin Halleri Psikolojik Porno Terörü İslamiyette Kadının Yeri Akademi Bülten 04.12.2006." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları