Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ATILGANLIK 07129040 FATMA ÖZBAY. Atılganlık kavramı, ilk kez Wolpe ve Lazarus (1966) tarafından tanımlanmıştır. Wolpe ve Lazarus, duyguların ve hakların.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ATILGANLIK 07129040 FATMA ÖZBAY. Atılganlık kavramı, ilk kez Wolpe ve Lazarus (1966) tarafından tanımlanmıştır. Wolpe ve Lazarus, duyguların ve hakların."— Sunum transkripti:

1 ATILGANLIK FATMA ÖZBAY

2 Atılganlık kavramı, ilk kez Wolpe ve Lazarus (1966) tarafından tanımlanmıştır. Wolpe ve Lazarus, duyguların ve hakların sosyal olarak kabul edilebilir tüm ifadelerinin atılgan davranışlar olarak değerlendirilebileceğini belirtmişlerdir. Buna ek olarak atılgan davranış, öfkenin, şiddetin, anlaşmazlığın, sıkıntı ve üzüntünün, sevincin, övgünün ve sevginin olumlu ifadesini içermektedir (Akt.Yatağan, 2005). Atılganlık kavramının bugün kullanılan tanımı Alberti ve Emmons (2002) tarafından yapılmış ve atılgan kişiyi kendi haklarını iyi bilen ve savunabilen kişi olarak betimlemişlerdir.

3 Voltan (1980), İngilizce’de “assertiveness” sözcülüğünün karşılığı olarak kullanılan atılganlık kavramının Türkçe’de tam karşılığının bulunmadığını belirterek, “girişken, kendini ortaya koyan” sözcükleriyle kısmen ifade edilebileceğini bildirmiştir ( Akt. Tan, 2006). Voltan (1980), İngilizce’de “assertiveness” sözcülüğünün karşılığı olarak kullanılan atılganlık kavramının Türkçe’de tam karşılığının bulunmadığını belirterek, “girişken, kendini ortaya koyan” sözcükleriyle kısmen ifade edilebileceğini bildirmiştir ( Akt. Tan, 2006). Assertiveness sözcüğü, atılganlık (Voltan, 1980), güvengenlik (Voltan Acar, 1989), etkili davranma (Korkut, 2003) kavramları biçiminde Türkçe’de kullanılmaktadır (Altun, 2006). Assertiveness sözcüğü, atılganlık (Voltan, 1980), güvengenlik (Voltan Acar, 1989), etkili davranma (Korkut, 2003) kavramları biçiminde Türkçe’de kullanılmaktadır (Altun, 2006).

4 İngilizce “assertiveness” kavramının karşılığı olarak kullanılan “atılganlık” kavramı literatürde; kişilerarası ilişkilerin ve etkileşimin sağlıklı olabilmesine olanak tanıyan, başkalarının haklarına saygılı olmayı ve bireyin duygu, inanç, ve düşüncelerini doğrudan, içtenlikle ve açıkça anlatımını içeren bir davranış biçimi olarak tanımlanmaktadır (Jakubowski & Lange, 1978; Akt. Tan, 2006). İngilizce “assertiveness” kavramının karşılığı olarak kullanılan “atılganlık” kavramı literatürde; kişilerarası ilişkilerin ve etkileşimin sağlıklı olabilmesine olanak tanıyan, başkalarının haklarına saygılı olmayı ve bireyin duygu, inanç, ve düşüncelerini doğrudan, içtenlikle ve açıkça anlatımını içeren bir davranış biçimi olarak tanımlanmaktadır (Jakubowski & Lange, 1978; Akt. Tan, 2006).

5 Sosyal gelişimin temelini oluşturan ve en önemli davranış şekillerinden birisi olarak kabul edilebilinecek atılganlık insan ilişkilerinde temel sosyal becerilerden biridir ve kişilerarası ilişkilerde önemli rol oynamaktadır (Deniz, 1997). Sağlıklı iletişimi anlatan atılganlık iletişim özelliği, iletişimi zorlaştıran ya da iletişimde kopmalara yol açan çekingenlik ve saldırganlık özelliklerinin tam ortasında bulunmaktadır (Voltan, 1980). Bireyin kendi çıkarlarını koruması için kaygıya kapılmadan duygularını açıkça anlatabilmesini ve başkalarının haklarını kabul ederek kendi hakkını kullanmasını sağlayan her türlü davranışı atılganlık olarak tanımlamıştır (Kiper, 1984).

6 Atılgan davranışın özellikleri: Kişinin kendini ifade etmesini sağlayan, Dürüst olması sebebiyle direkt olarak ifade edilen, İlişkiyi güçlendiren, Başkalarının haklarına saygılı olan, Sözel olmayan iletişimde de etkin kullanılmasını gerektiren ve Sosyal olarak kabul gören bir davranış olarak sıralanabilir (Burnard, 1992; Deering, 1996; Akt.Öksüz, 2004).

7 ATILGANLIĞI ETKİLEYEN ETMENLER Küçük ve geleneksel toplumlarda, toplumsal kontrolün fazla olması (Deniz, 1997) ve bireycilik - yarışmacılık yerine itaat ve boyun eğmeyi teşvik eder (Furnham, 1979, Aktaran: Arı, 1989). Bu nedenlerle toplumsal etkenlerin, bireyin atılganlık düzeyini etkilediği söylenebilir. Özellikle erkek egemen toplumlarda kadınların boyun eğici olması ve çevresindekilere kendini adamasının beklenilmesi atılganlıklarını engelleyebilir (Üstün, 1995).

8 Ayrıca üniversite öğrencilerinin bireysel değerleri gözden geçirme, geliştirme sürecinde kimlik arayışı içinde olmaları ve geldiği sosyo-kültürel ortamla karşılaştığı ortamın farklılaşmasından kaynaklanan güvensizlik ve ilişki kurmada güçlük yaşamaları onların atılganlık düzeylerini de etkilemektedir (Özdağ, 1999). Öğrencilerin kişilik özellikleriyle atılganlıkları arasındaki ilişkinin yüksek olduğu (Mc Cartan, P.J., Hargic O.D.W.,1990) sonucuna ulaşan araştırmalar da bu görüşü doğrulamaktadır.

9 İnsanların gereksinimlerini karşılayabilmek için kullandıkları değişik iletişim biçimleri onların davranış örüntüsünü oluşturur. Kişilerin duygu ve düşüncelerini ifade ederken üç temel davranışta bulundukları söylenebilir. Bu davranış biçimleri bir doğru üzerinde bir uçta çekingenlik, diğer uçta saldırganlık ve ortada da atılganlık olmak üzere yerleştirilebilir (Voltan, 1980).

10 Çekingen (pasif) Atılgan Saldırgan ( - ) ( + ) (-)

11 Kişi, her ikisi de olumsuz olan bu uç tavırlardan uzaklaştıkça, olumlu, atılgan tavra yaklaşır. İnsanın bu iki uç noktanın hangisine daha yakın davranacağını toplumda görevinde aldığı rol, içinde yaşadığı kültür, bireysel yaşantıları belirler (Terakya, 1998).

12 İLGİLİ KAVRAMLAR SALDIRGANLIK:Bireyin haklarını korumada, düşüncelerini ve inançlarını genellikle dürüst olmayan uygunsuz ve diğer bireylerin haklarını çiğneyerek ifade etme biçimidir. Saldırgan davranışlarla kendini ifade eden bireyler, duygularını getirmelerine ve kendilerine değer vermelerine karşın, başkalarının haklarını yadsıyarak ve onların yerine karar vererek diğer insanlara zarar verirler (Bal, 2006). SALDIRGANLIK:Bireyin haklarını korumada, düşüncelerini ve inançlarını genellikle dürüst olmayan uygunsuz ve diğer bireylerin haklarını çiğneyerek ifade etme biçimidir. Saldırgan davranışlarla kendini ifade eden bireyler, duygularını getirmelerine ve kendilerine değer vermelerine karşın, başkalarının haklarını yadsıyarak ve onların yerine karar vererek diğer insanlara zarar verirler (Bal, 2006).

13 ÇEKİNGENLİK:Bireyin duygu, inanç, düşünce gibi kendine özgü unsurları yansıtmada yetersiz olması; haklarına başkaları tarafından el konulduğunda buna karşı koymaması ve kendini savunmaması olarak tanımlanabilir. Çekingenlik, kişinin kendi ihtiyaçlarına saygısının eksikliğini gösterir. Çekingenliğin hedefi, diğerlerini yatıştırmak ve her durumda çatışmadan kaçınmaktır (Bal, 2006).

14 Atılgan olmayan davranış Saldırgan davranış Atılgan davranış GöndericiGöndericiGönderici Kendini inkar eder Başkalarını hiçe sayarak kendini düşünür Kendini düşünr Tutuk Kendini ifade eder Kırılmış, endişeli Kendini ifade eder Kendini iyi hisseder Başkalarının onun adına seçim yapmasına izin verir Başkaları için seçim yapar Kendisi için seçim yapar Arzu ettiği hedefe ulaşamaz Arzu ettiği hedefe başkalarını kırarak ulaşır Arzu ettiği hedefe ulaşabilir AlıcıAlıcıAlıcı Suçlu ya da öfkeli Kendini inkar eder Kendini düşünür Göndericiyi küçümser Kırılmış, küçük düşürülmüş hisseder savunmaya geçer Kendini ifade eder Göndericiyi harcama pahasına hedefine ulaşır Arzu ettiği hedefe ulaşamaz Arzu ettiği hedefe ulaşabilir

15 Bilim adamları atılgan davranışın değişik biçimlerinden söz ederler; Temel Atılganlık Atılganlığın bu biçimi, inançlarınızın, duygularınızın ve düşüncelerinizin, basit ve net bir biçimde dile getirilmesidir. Genellikle, basitçe ‘‘Ben …… istiyorum.’’ ya da ‘‘ Ben ……. hissediyorum.’’ Seklinde cümleler kurmaktır. Empatik Atılganlık ( Kendini bir başkasının yerine koyabilme, dünyaya onun gözüyle bakabilme ) Atılganlığın bu biçimi, etkileşimde olduğunuz kişiye karsı duyarlı olmaktır. Genellikle iki aşaması vardır: Birincisi, karsıdakinin içinde bulunduğu durumu ve duygularını anlamak; ikincisi ise, kendi hakkınızı kollayan bir biçimde, bu anlayışı dile getirmektir. Örneğin söyle diyebilirsiniz: ‘‘Gerçekten çok çok meşgul olduğunu biliyorum. Ama ilişkimizin senin için de önemli olduğunu hissetmek istiyorum. Bu nedenle, senden bana, yalnızca ikimizin beraber olabileceği bir zamanı ayırmanı istiyorum.’’

16 Daha Önceki Atılgan Davranışları Basamak Olarak Kullanma Karşınızdaki kişi sizin temel atılganlık davranışınıza tepki vermediği ve haklarınızı çiğnemeye devam ettiği zaman uygulanır. Atılgan davranışınızın dozunu arttırırsanız ve hatta biraz resmileşirseniz duygularınızı ve isteklerinizi birkaç kez, basit ve net bir biçimde dile getirdikten sonra, son sözünüzü söyleyebilirsiniz. örneğin: ‘‘Eğer arabamı yarın saat 17:00’ye kadar onarmazsanız, kendime daha iyi bir tamirci arayacağım.’’ gibi. ‘Ben-Dili’ni Kullanarak Atılgan Davranma Söze ‘ben’ diye başlayarak duygularınızın, düşüncelerinizin ve isteklerinizin size ait olduğunu vurgularsınız. Kuracağınız cümleler genellikle dört bölümden oluşur: 1. Karsıdakinin belli bir davranışına işaret etmek. 2. O davranışın sizin üzerinizde yarattığı etkiyi, size neler hissettirdiğini belirtmek. 3. O davranışı nasıl yorumladığınızı söylemek. 4. Nasıl bir davranışı tercih edeceğinizi aktarmak (Zengin, 2008)

17 Lazarus (1973), atılgan davranışın birbirini tamamlayan dört özelliği olduğunu belirterek, bu özellikleri şöyle sıralamıştır: Lazarus (1973), atılgan davranışın birbirini tamamlayan dört özelliği olduğunu belirterek, bu özellikleri şöyle sıralamıştır: 1. Hayır diyebilme yeteneği 2. İsteyebilme, ricada bulunabilme yeteneği 3. Olumlu ve olumsuz duyguları ifade edebilme yeteneği 4. Bir davranışı başlatabilme, sürdürme ve sona erdirebilme yeteneği (Akt. Arı, 1989)

18 Alberti ve Emmons (2002), Atılgan davranışın sözel ve sözel olmayan birçok öğeden oluştuğunu belirtmişlerdir. Bunlar: Göz Teması: Konuşulan kişiye bakmak, konuşanın içten olduğu mesajını verir, söylenenin daha etkili olmasını sağlar. Karşıdakine bakmamak, konuşurken sürekli gözleri kaçırmak, konuşan kişinin ciddiye alınmadığını düşünmesine yol açar. Beden Duruşu: Konuşma esnasında tüm bedenimizle karşımızdakine dönerek dinlemek konuşmanın daha sıcak ve özel olmasını sağlar. Çevik ve dik bir duruşla, karşıdaki insana doğrudan bakmak, söylenenlerin etkisini artırır. Mesafe/Fiziksel Temas: Bir insanla araya konulan mesafe, iletişimi büyük ölçüde etkiler. Çok yakın durmak, oturmak veya dokunmak eğer insanlar bir kalabalığın içersinde değillerse ilişkinin mahrem olduğunu düşündürür. Çünkü insanlar arasındaki ilişkinin düzeyi yakınlaştıkça, aralarındaki fiziksel mesafe azalır.

19 El ve Beden Hareketleri: Uygun el ve vücut hareketleri ile sözcükleri desteklemek, verilmek istenen mesaja açıklık ve sıcaklık kazandırabilir. Doğal bir şekilde yapılan el ve vücut hareketleri, aynı zamanda, konuşmacının açık, spontan ve kendine güvenli olduğunu gösterir. Ses Tonu, Yükseklik, İniş ve Çıkış: Sesin kullanılışı, iletişimin önemli bir parçasıdır. İyi ayarlanmış bir ses tonu ikna edicidir, ürkütücülükten uzaktır. İnişsiz çıkışsız bir ses tonu ile konuşmak ciddiye alınmamaya, bağırmak ise karşıdaki kişinin savunmaya geçmesine neden olur. Akıcılık: Her türlü iletişimde söylenmek istenenin karşı tarafça anlaşılabilmesi için akıcı bir konuşma yapmak çok etkilidir. Konuşmadaki uzun süreli boşluklar dinleyiciyi sıkar, konuşanın kendinden emin olmadığını düşünmeye yol açar. Açık ve telaşsız şekilde söylenen sözler, hem daha kolay anlaşılır hem de daha etkili olur. Zamanlama: Duyguların ifade edilebilmesi için uygun bir yer ve zaman seçmek iletişimin daha sağlıklı olmasını sağlar.

20 Dinleme: Atılgan dinleme; başka meşguliyetleri bir yana bırakarak, diğer çeldiricileri görmezden gelerek enerjiyi konuşan kişi üzerine yoğunlaştırmak, göz teması kurmak, söylenenlerin ardında gizli olan mesaj ve duyguları yorumlamadan ve hemen cevap vermeden anlamaya çalışmaktır. Dinleyerek, karşıdaki insana saygı duyulduğu ifade edilebilir. Dinleme: Atılgan dinleme; başka meşguliyetleri bir yana bırakarak, diğer çeldiricileri görmezden gelerek enerjiyi konuşan kişi üzerine yoğunlaştırmak, göz teması kurmak, söylenenlerin ardında gizli olan mesaj ve duyguları yorumlamadan ve hemen cevap vermeden anlamaya çalışmaktır. Dinleyerek, karşıdaki insana saygı duyulduğu ifade edilebilir. Düşünceler: Atılganlığın doğrudan gözlenmesi mümkün olmayan bir öğesi de düşünme sürecidir. Atılgan davranmanın iyi bir fikir olup olmadığına ilişkin yaklaşımları ve atılgan davranmayı gerektiren durumlarda kişilerin kendi ile ilgili görüşleri, kişilerin atılgan davranıp davranmama konusundaki kararlarını büyük ölçüde etkiler. Kendini ifade etmenin kimseye ya da sadece kendisine belli bir yarar sağlamayacağını düşünen birey, atılgan davranmamayı seçebilir. Düşünceler: Atılganlığın doğrudan gözlenmesi mümkün olmayan bir öğesi de düşünme sürecidir. Atılgan davranmanın iyi bir fikir olup olmadığına ilişkin yaklaşımları ve atılgan davranmayı gerektiren durumlarda kişilerin kendi ile ilgili görüşleri, kişilerin atılgan davranıp davranmama konusundaki kararlarını büyük ölçüde etkiler. Kendini ifade etmenin kimseye ya da sadece kendisine belli bir yarar sağlamayacağını düşünen birey, atılgan davranmamayı seçebilir. İçerik: Söylenenin ne olduğundan çok nasıl söylendiği önemlidir. Duyguları az çok ifade etmek yerine doğru kelimeleri seçmek, yanlış anlamaların önüne geçerek iletişimi kolaylaştırır (Akt. Yatağan, 2005). İçerik: Söylenenin ne olduğundan çok nasıl söylendiği önemlidir. Duyguları az çok ifade etmek yerine doğru kelimeleri seçmek, yanlış anlamaların önüne geçerek iletişimi kolaylaştırır (Akt. Yatağan, 2005).

21 BAZI KURAMCILARA GÖRE ATILGANLIK BANDURA İnsanlar kendilerinin ve başkalarının davranışlarının sonuçlarını gözlemleyerek, onların yaptıklarını model alarak ne yapacakları ve yapmayacaklarına dair bir yetkinlik geliştirmektedirler. Genç ergenleri akranları güçlü bir biçimde etkilediğinden grupla psikolojik danışma sürecinde güvenli bir grup atmosferinde ergenler akranlarından yeni davranışları gözlemleyerek, onları model alarak, etkileşim kurarak, kendi kendilerini gözlemleyerek ve kendi kendilerini pekiştirerek yeni bir beceriyi kolaylıkla öğrenebilirler (Gazda, 1989; Morganett, 1990; Akt. Çeçen ve Zengel, 2009).

22 FREUD Freud’un kuramına göre insan davranışını oluşturan id, ego, süper ego üçlüsünden oluşan bir sistem vardır. İd, bireyin içinden gelen her şeyi yapma isteğidir. Süper ego toplum kuralları ve geleneği temsil eder. Yasaklardan oluşur. Ego ise, id ve süper ego arasındaki dengeyi sağlamaya çalışır. Atılgan davranışın saldırgan olmayan karakteristiği bu anlamda id’e uygun olamaz. Aynı şekilde süper ego temsil ettiği yasaklarla bireyin girişimlerinin önünü kesebilir. Bu durumda atılgan davranış geliştirilemez (Yanbastı, 1990; Görüş; Akt. Zengin, 2008).

23 MASLOW Maslow'un kendini gerçekleştiren kişinin özellikleri ile atılgan bireylerin özellikleri arasında ortak olanları söyle sıralamıştır. 1. İçten geldiği gibi davranabilme, 2. Otonomiye önem verme, 3. Genel olarak insanlara sempati duyabilme, 4. Demokratik bir kişilik yapısına sahip olabilme, 5. Doğayı, kendini ve diğer insanları kabul etme, 6. Diğer insanlarla derin kişilerarası ilişkilere girebilme (Voltan, 1980; Akt. Ünal, 2007).

24 ERICSON Kişilik kuramcılarından Eric Ericson’a göre, süper egonun yaratılışı yaşamın en acıklı olaylarından biridir. Özellikle ergenlik döneminde girişimcilik duygusuna karşı suçluluk duygusunun da baskın olarak yaşanması bireyin atılgan davranmasını engellemektedir (Tan, 2006).

25 İLGİLİ ÇALIŞMALAR Literatürde güvenirlik ve geçerlik açısından en sık kullanılan ölçek; Rathus (1973)’un hazırladığı “Rathus Atılganlık Envanteri”dir. Envantere ilişkin bilgiler Rathus tarafından 1973’te Amerika’da geliştirilmiş olup ölçek Voltan (1980a) tarafından Türkiye’ye uyarlanmıştır. Bu envanter, kişideki davranış normlarının atılganlık derecesini belirlemektedir. Saldırganlık düzeyini ölçmemektedir. Literatürde güvenirlik ve geçerlik açısından en sık kullanılan ölçek; Rathus (1973)’un hazırladığı “Rathus Atılganlık Envanteri”dir. Envantere ilişkin bilgiler Rathus tarafından 1973’te Amerika’da geliştirilmiş olup ölçek Voltan (1980a) tarafından Türkiye’ye uyarlanmıştır. Bu envanter, kişideki davranış normlarının atılganlık derecesini belirlemektedir. Saldırganlık düzeyini ölçmemektedir. Maddelerden oluşan testte her denek için verilen formda, -3’den +3’ e doğru sıralanmış 6 dereceli bir ölçekle denek kendisini değerlendirir. Deneklerin alacakları toplam puan -90 ile +90 arasında olup; -90 en yüksek derecede atılgan olmamayı (çekingenliği), + 90 ise; en yüksek derecede atılganlığı ifade etmektedir. Ortalamada +10 ve üzerindeki puanlar atılganlığı göstermektedir (Tan, 2006). Maddelerden oluşan testte her denek için verilen formda, -3’den +3’ e doğru sıralanmış 6 dereceli bir ölçekle denek kendisini değerlendirir. Deneklerin alacakları toplam puan -90 ile +90 arasında olup; -90 en yüksek derecede atılgan olmamayı (çekingenliği), + 90 ise; en yüksek derecede atılganlığı ifade etmektedir. Ortalamada +10 ve üzerindeki puanlar atılganlığı göstermektedir (Tan, 2006).

26 Rathus (1972), atılganlık düzeyi düşük olan bireylere verilen atılganlık eğitiminden sonra, bireyin kazandığı atılgan davranışın öğelerini incelemiş; ses tonu, duruş biçimi, konuşmanın akıcılığı, gözle iletişim ve yüz çevresinde değişiklikler olduğunu gözlemiştir (Ünal, 2007). Rathus (1972), atılganlık düzeyi düşük olan bireylere verilen atılganlık eğitiminden sonra, bireyin kazandığı atılgan davranışın öğelerini incelemiş; ses tonu, duruş biçimi, konuşmanın akıcılığı, gözle iletişim ve yüz çevresinde değişiklikler olduğunu gözlemiştir (Ünal, 2007). Çulha ve Dereli (1984), eğitim öğretim yılında, Özel Robert Lisesi orta son sınıf öğrencileri ile yaptıkları çalışmada, 7 hafta süren grupla atılganlık eğitiminin deney grubunun atılganlık düzeyini kontrol grubuna oranla önemli ölçüde artırdığını ve deneklerin atılganlık eğitiminden yarar sağladığı sonucuna ulaşmışlardır (Akt. Yatağan, 2005). Çulha ve Dereli (1984), eğitim öğretim yılında, Özel Robert Lisesi orta son sınıf öğrencileri ile yaptıkları çalışmada, 7 hafta süren grupla atılganlık eğitiminin deney grubunun atılganlık düzeyini kontrol grubuna oranla önemli ölçüde artırdığını ve deneklerin atılganlık eğitiminden yarar sağladığı sonucuna ulaşmışlardır (Akt. Yatağan, 2005).

27 Selçuk (1988) bireyin kendini açmasıyla uyum düzeyi arasında önemli bir ilişkinin olduğunu; Bozkurt (1989) duyguları açamamanın atılgan davranabilmeyi azalttığını; Donley ve Rita (1989) psikolojik danışmanların, danışma sürecinde kendilerini açmalarının danışma sonucuna olumlu katkılarının olduğunu; Sorenson (1989) kendini açan öğretmenlerin öğrenciler tarafından beğenilen ve başarılı bir öğretmen olarak değerlendirildiklerini; Aşık (1992) kendini kabul düzeyinin yükselmesinin bireyin kendini açma eğilimini de yükselttiğini; Yüksel (1999) Sosyal beceri eğitiminin bireyin duyuşsal anlatımcılık ve duyuşsal kontrol düzeyleri üzerinde etkili olduğunu ifade etmişlerdir. (Akt.Bozkurt)

28 İlköğretim okulu ikinci kademe öğrencilerine 12 hafta süreyle uygulanan, Atılganlık Becerileri Eğitim Programı’nın, deney grubu öğrencilerinin atılganlık ve benlik saygısı düzeylerinde kontrol grubuna göre anlamlı bir gelişme sağlamadığı bulunmuştur (Ünal, 2007). İlköğretim okulu ikinci kademe öğrencilerine 12 hafta süreyle uygulanan, Atılganlık Becerileri Eğitim Programı’nın, deney grubu öğrencilerinin atılganlık ve benlik saygısı düzeylerinde kontrol grubuna göre anlamlı bir gelişme sağlamadığı bulunmuştur (Ünal, 2007). Akılcı Duygusal Temelli Güvengenlik Eğitimi programının deney grubunun akılcı olmayan inanç düzeylerini azalttığı görülmüştür (Altun, 2006). Akılcı Duygusal Temelli Güvengenlik Eğitimi programının deney grubunun akılcı olmayan inanç düzeylerini azalttığı görülmüştür (Altun, 2006).

29 Voltan, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerden ve kırsal kesimden gelen yasları arasındaki gönüllü 60 öğrenci üzerinde atılganlık eğitimi programı uygulamıştır. Atılganlık eğitimi sonunda deney grubundaki öğrencilerin Rathus Atılganlık Envanterinden aldıkları puanların ortalaması kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır (Bozkurt, 1987; Akt. Zengin, 2008). Voltan, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerden ve kırsal kesimden gelen yasları arasındaki gönüllü 60 öğrenci üzerinde atılganlık eğitimi programı uygulamıştır. Atılganlık eğitimi sonunda deney grubundaki öğrencilerin Rathus Atılganlık Envanterinden aldıkları puanların ortalaması kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır (Bozkurt, 1987; Akt. Zengin, 2008).

30 Üst sosyo-ekonomik düzey ile alt sosyo-ekonomik düzeyde yaşayan öğrencilerin atılganlık düzeyleri arasında üst sosyo-ekonomik düzey lehine anlamlı derecede bir farklılık bulunmuştur (Bal, 2006). Üst sosyo-ekonomik düzey ile alt sosyo-ekonomik düzeyde yaşayan öğrencilerin atılganlık düzeyleri arasında üst sosyo-ekonomik düzey lehine anlamlı derecede bir farklılık bulunmuştur (Bal, 2006). Kapıkıran (1993) yapmış olduğu çalışmada anne öğrenim düzeyi ile atılganlık düzeyi arasında istatistiksel düzeyde anlamlılık olduğunu saptamıştır. Annesi ilkokul mezunu olan öğrencilerin en düşük, annesi lise mezunu olan öğrencilerin en yüksek atılganlık düzeyine sahip olduğu bulgulanmıştır (Zengin, 2008). Kapıkıran (1993) yapmış olduğu çalışmada anne öğrenim düzeyi ile atılganlık düzeyi arasında istatistiksel düzeyde anlamlılık olduğunu saptamıştır. Annesi ilkokul mezunu olan öğrencilerin en düşük, annesi lise mezunu olan öğrencilerin en yüksek atılganlık düzeyine sahip olduğu bulgulanmıştır (Zengin, 2008).

31 Atılganlık düzeyi üzerinde anne ve babanın eğitim düzeylerine dayalı grup farklılıkları ayrı ayrı incelendiğinde; hem anne ve hem de baba için eğitim düzeyi yükseldikçe ergenlerin atılganlık düzeylerinin de yükseldiği sonucuna varılmıştır (Tan, 2006). Atılganlık düzeyi üzerinde anne ve babanın eğitim düzeylerine dayalı grup farklılıkları ayrı ayrı incelendiğinde; hem anne ve hem de baba için eğitim düzeyi yükseldikçe ergenlerin atılganlık düzeylerinin de yükseldiği sonucuna varılmıştır (Tan, 2006).

32 Ana okulu eğitimi alıp almama değişkenine göre ilköğretim öğrencilerinin atılganlık düzeyi puanlarında ana okulu eğitimi almış öğrencilerin atılganlık düzeyi puanlarının ortalaması ana okulu eğitimi almamış öğrencilerin atılganlık düzeyi puanlarının ortalamasıyla çok yakın çıkmıştır. Ana okulu eğitimi almamış öğrencilerin atılganlık düzeyi puanlarının ortalaması x= 34,03 iken ana okulu eğitimi almış olan öğrencilerin atılganlık düzeyi puanlarının ortalaması x= 34,21 olarak bulunmuştur (Bal, 2006). Ana okulu eğitimi alıp almama değişkenine göre ilköğretim öğrencilerinin atılganlık düzeyi puanlarında ana okulu eğitimi almış öğrencilerin atılganlık düzeyi puanlarının ortalaması ana okulu eğitimi almamış öğrencilerin atılganlık düzeyi puanlarının ortalamasıyla çok yakın çıkmıştır. Ana okulu eğitimi almamış öğrencilerin atılganlık düzeyi puanlarının ortalaması x= 34,03 iken ana okulu eğitimi almış olan öğrencilerin atılganlık düzeyi puanlarının ortalaması x= 34,21 olarak bulunmuştur (Bal, 2006).

33 Lise ve üniversitedeki akademik başarılarını yeterli gören öğrencilerin, yetersiz gören ve kararsızlara; üniversite öncesi ve üniversite öğrenimleri sırasında, öğrenim kurumlarındaki ve çevredeki kuruluşların serbest zaman etkinliklerinden sürekli yararlananların, ara sıra yararlananlara ve hiç yararlanmayanlara göre atılganlık düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir (Uzunoğlu 1996; Akt. Ünal, 2007). Lise ve üniversitedeki akademik başarılarını yeterli gören öğrencilerin, yetersiz gören ve kararsızlara; üniversite öncesi ve üniversite öğrenimleri sırasında, öğrenim kurumlarındaki ve çevredeki kuruluşların serbest zaman etkinliklerinden sürekli yararlananların, ara sıra yararlananlara ve hiç yararlanmayanlara göre atılganlık düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir (Uzunoğlu 1996; Akt. Ünal, 2007). Ergenlerin sınıf düzeyleri yükseldikçe atılganlık düzeylerinin düştüğü saptanmıştır. Lise 1 öğrencisi ergenler gerek lise 2, gerekse lise 3 öğrencisi ergenlere oranla daha atılgan bulunmuştur (Tan, 2006). Ergenlerin sınıf düzeyleri yükseldikçe atılganlık düzeylerinin düştüğü saptanmıştır. Lise 1 öğrencisi ergenler gerek lise 2, gerekse lise 3 öğrencisi ergenlere oranla daha atılgan bulunmuştur (Tan, 2006).

34 Atılganlık düzeyi üzerinde hem yaş hem de sınıf değişkenlerinin etkisini inceleyen Kaya (2001) çalışmasında, ergenlerde yaşın büyümesinin atılganlığı pozitif yönde etkilediğini; yaş ve tecrübe ile kişisel güvenin arttığını ifade etmektedir. Atılganlık düzeyi üzerinde hem yaş hem de sınıf değişkenlerinin etkisini inceleyen Kaya (2001) çalışmasında, ergenlerde yaşın büyümesinin atılganlığı pozitif yönde etkilediğini; yaş ve tecrübe ile kişisel güvenin arttığını ifade etmektedir. Kaya (2001) ile benzer sonuçlar elde eden Tataker (2003) ile de tutarlılık göstermeyen araştırma bulguları değerlendirildiğinde, üst sınıflardaki düşük atılganlık düzeyinin eğitim sistemimizde ciddi bir stres faktörü olan üniversite sınavlarına hazırlanmaya başlama dönemiyle ilişkili olduğu ve bu sürecin öğrencileri sosyal yaşantıda pasifize ettiği düşünülmektedir (Tan, 2006). Kaya (2001) ile benzer sonuçlar elde eden Tataker (2003) ile de tutarlılık göstermeyen araştırma bulguları değerlendirildiğinde, üst sınıflardaki düşük atılganlık düzeyinin eğitim sistemimizde ciddi bir stres faktörü olan üniversite sınavlarına hazırlanmaya başlama dönemiyle ilişkili olduğu ve bu sürecin öğrencileri sosyal yaşantıda pasifize ettiği düşünülmektedir (Tan, 2006).

35 Araştırmanın örneklemini oluşturan öğrencilerin, atılganlık düzeyleri ve benlik algıları birbirleriyle düşük düzeyde ilişkilidir. Benlik algısı artarken atılganlık düzeyi de ona paralel olarak artmaktadır (Bal, 2006). Araştırmanın örneklemini oluşturan öğrencilerin, atılganlık düzeyleri ve benlik algıları birbirleriyle düşük düzeyde ilişkilidir. Benlik algısı artarken atılganlık düzeyi de ona paralel olarak artmaktadır (Bal, 2006). Öğrencilerin başarı yönünden kendilerini nasıl gördükleri ile atılganlık puanları arasında bir paralellik vardır. Başarı algısı düşük olan öğrencilerin atılganlık düzeyleri de düşüktür.Öğrencilerin başarı yönünden kendisine ilişkin değerlendirmeleri olumluya doğru ilerledikçe, atılganlık puanları da yükselmektedir (Bal, 2006). Öğrencilerin başarı yönünden kendilerini nasıl gördükleri ile atılganlık puanları arasında bir paralellik vardır. Başarı algısı düşük olan öğrencilerin atılganlık düzeyleri de düşüktür.Öğrencilerin başarı yönünden kendisine ilişkin değerlendirmeleri olumluya doğru ilerledikçe, atılganlık puanları da yükselmektedir (Bal, 2006). Atılganlık düzeyi yükselen ergenlerin aktif planlama yapma düzeyleri de yükselmektedir. Bununla birlikte, ergenlerin atılganlık düzeyleri yükseldikçe stresle başa çıkmada dine sığınma, kaçma (duygusal ve biyokimyasal) ve kabul bilişsel yeniden yapılandırma tarzlarına başvurma düzeyleri azalmaktadır (Tan, 2006). Atılganlık düzeyi yükselen ergenlerin aktif planlama yapma düzeyleri de yükselmektedir. Bununla birlikte, ergenlerin atılganlık düzeyleri yükseldikçe stresle başa çıkmada dine sığınma, kaçma (duygusal ve biyokimyasal) ve kabul bilişsel yeniden yapılandırma tarzlarına başvurma düzeyleri azalmaktadır (Tan, 2006).

36 Kapıkıran (1993) içten ve dıştan denetimliliğe sahip ergenlerin atılganlık düzeylerini araştırdığı çalışmasında; öğrencilerin denetim odağı ile atılganlık düzeyleri arasında istatistiksel anlamda ilişki bulmuştur. Bu sonuca göre, içsel denetim odağına sahip ergenlerin atılganlık düzeyleri yüksektir. Kız ve erkek öğrenciler açısından kızlarda denetim odağı ile atılganlık düzeyi arasında istatistiksel anlamda ilişki bulunurken, erkeklerde anlamlı ilişki bulunmamıştır ( Tan, 2006). Kapıkıran (1993) içten ve dıştan denetimliliğe sahip ergenlerin atılganlık düzeylerini araştırdığı çalışmasında; öğrencilerin denetim odağı ile atılganlık düzeyleri arasında istatistiksel anlamda ilişki bulmuştur. Bu sonuca göre, içsel denetim odağına sahip ergenlerin atılganlık düzeyleri yüksektir. Kız ve erkek öğrenciler açısından kızlarda denetim odağı ile atılganlık düzeyi arasında istatistiksel anlamda ilişki bulunurken, erkeklerde anlamlı ilişki bulunmamıştır ( Tan, 2006).

37 Araştırmaya katılan gençlerin atılganlık düzeylerine göre kişilerarası ilişkilerinde tehdit hissetme durumları incelendiğinde; %73'ünün çeşitli düzeylerde kendini tehdit altında hissettiği ortaya çıkmış ve çekingenlerin daha yüksek puanla kişiler arası ilişkilerinde daha fazla tehdit hissi yaşadıkları ortaya çıkmıştır (Ünal, 2004). Araştırmaya katılan gençlerin atılganlık düzeylerine göre kişilerarası ilişkilerinde tehdit hissetme durumları incelendiğinde; %73'ünün çeşitli düzeylerde kendini tehdit altında hissettiği ortaya çıkmış ve çekingenlerin daha yüksek puanla kişiler arası ilişkilerinde daha fazla tehdit hissi yaşadıkları ortaya çıkmıştır (Ünal, 2004). Tataker (2003) ergenlerin atılganlık düzeyleri ile ruhsal sorunları arasındaki ilişkiyi incelemek üzere yaptığı çalışmada, öğrencilerin atılganlık ve ruhsal sorun yasama düzeyleri arasında anlamlı düzeyde ilişki olduğunun ve aile faktörünün öğrencilerin atılganlık ve ruhsal sorun yasama düzeylerini farklı oranda etkilediğini göstermiştir (Zengin, 2008). Tataker (2003) ergenlerin atılganlık düzeyleri ile ruhsal sorunları arasındaki ilişkiyi incelemek üzere yaptığı çalışmada, öğrencilerin atılganlık ve ruhsal sorun yasama düzeyleri arasında anlamlı düzeyde ilişki olduğunun ve aile faktörünün öğrencilerin atılganlık ve ruhsal sorun yasama düzeylerini farklı oranda etkilediğini göstermiştir (Zengin, 2008).

38 " Üniversite Öğrencilerinin Cinsiyet ve Kültürel Farklara Dayalı Atılganlıkları Üzerinde Bir Atılganlık Eğitimi Denemesi" adlı araştırmada şehir alt kültüründen gelen öğrencilerin, kasaba ve köy alt kültüründen gelen öğrencilerden daha atılgan oldukları, köy ve kasaba alt kültüründen gelen öğrencilerin atılganlık puan ortalamaları arasında önemli bir farklılaşma görülmediği belirlenmiştir (Deniz, 1997). " Üniversite Öğrencilerinin Cinsiyet ve Kültürel Farklara Dayalı Atılganlıkları Üzerinde Bir Atılganlık Eğitimi Denemesi" adlı araştırmada şehir alt kültüründen gelen öğrencilerin, kasaba ve köy alt kültüründen gelen öğrencilerden daha atılgan oldukları, köy ve kasaba alt kültüründen gelen öğrencilerin atılganlık puan ortalamaları arasında önemli bir farklılaşma görülmediği belirlenmiştir (Deniz, 1997). Özen (2001) araştırmasında, öğrencilerin cinsiyeti ile atılganlık düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olmadığını bulgularken; Bozkurt’un (1989) araştırmasında erkeklerin kadınlardan daha atılgan oldukları ortaya çıkmıştır.

39 Literatürde atılganlığın cinsiyetle ilişkisinin incelendiği araştırma sonuçları incelendiğinde bu araştırmada elde edilen bulguları destekleyen ve desteklemeyen araştırma sonuçlarına rastlanmıştır. Bazı araştırmalarda cinsiyete göre ergenlerin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı yönünde (Onur, 2006; Görüş, 1999; Kapıkıran 1993; Tegin 1990; Topaloğlu-Becet 1989; İnceoğlu ve Aytar, 1987) bulgular elde edilirken, Kaya (2001) erkek öğrenciler lehine; Saruhan (1996), Uğurluoğlu (1996), ve Gemi (1997) ise kız öğrenciler lehine anlamlı bulgular elde etmişlerdir. Bu araştırmanın bulguları, literatürdeki cinsiyet ile atılganlık arasında anlamlı bir ilişki olduğu yönündeki bulguları desteklemezken; cinsiyet ile ergenlerin atılganlık düzeyleri arasında bir ilişki olmadığı yönündeki bulgularla tutarlılık göstermektedir.

40 Anne-baba tutumları ile atılganlık arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarda ise genel olarak otoriter ve demokratik tutumların etkileri incelenmiştir. Buna göre, demokratik tutum sergileyen anne-babaların çocuklarının otoriter tutuma sahip anne-babaların çocuklarından daha atılgan oldukları bulunmuştur (Topaloğlu, 1989; Saruhan,1996; Kuru, 2000). Araştırma sonucunda tam aileye sahip ergenlerin parçalanmış aileye sahip ergenlere göre daha atılgan oldukları görülmüştür.

41 PDR İLE İLİŞKİSİ Girişkenlik eğitimi ilköğretim ikinci kademe öğrencileri üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Okul psikolojik danışmanları bu tip çalışmaları müfredat programları içerisine alarak öğrencilerin sürekli bir biçimde bu hizmetlerden yararlanabilmesini kolaylaştırabilirler (Çeçen ve Zengel, 2009). Girişkenlik eğitimi ilköğretim ikinci kademe öğrencileri üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Okul psikolojik danışmanları bu tip çalışmaları müfredat programları içerisine alarak öğrencilerin sürekli bir biçimde bu hizmetlerden yararlanabilmesini kolaylaştırabilirler (Çeçen ve Zengel, 2009). Okul rehberlik servisleri tarafından öğrencilere kişilerarası ilişkileri geliştirme eğitimi verilebilir.Ayrıca s Okul rehberlik servisleri tarafından öğrencilere kişilerarası ilişkileri geliştirme eğitimi verilebilir.Ayrıca sosyal ilişkilere girme ve sürdürebilmenin pek çok ergen için stres yaratıcı bir problem durumu olarak algılandığı düşünülürse, okullarda ergenlerin atılganlık ve sosyal yetkinlik beklenti düzeylerini yükseltmeye yönelik, sosyal beceri eğitimi, atılganlık eğitimi, iletişim becerileri konularını içeren bireysel ve grup çalışmalarına yer verilebilir.

42

43 Atılganlık bir kişilik özelliği olarak bilinmektedir. Ancak davranışlara göre ödül ve pekiştirenlerle bireylere kazandırılabilir olduğunu davranışçı psikologlar savunmaktadır. Toplumun ve kültürel özelliklerin de bunda etkili olduğu ve çevremizde bunların örneklerinin fazla olduğu görülmektedir. Bireye atılganlık eğitimi verilerek iletişim becerileri kazandırmak, kendi haklarını koruyabilmeyi, başkalarının haklarına saygı göstermeyi, çekingen yada saldırgan olmak yerine atılgan tutum kazandırmayı ve sonuçta toplumu özgüven sahibi bireylerden oluşturmayı amaçlanmaktadır. Atılganlık eğitimi verilirken çeşitli iletişim becerileri de kazandırmak gerekmektedir. Bunun için ben dili, sen dili ve iletişimi engelleyici etmenlerden bahsedilmeli ve onları ortadan kaldırmayı amaç edinmelidir. Uygulanan atılganlık eğitimi programlarının ne derece etkili olduğunu belirlemek amacıyla izleme çalışmaları yapılabilir Uygulanan atılganlık eğitimi programlarının ne derece etkili olduğunu belirlemek amacıyla izleme çalışmaları yapılabilir

44 İlköğretim eğitim programları, öğrencilerin kendilerini geliştirmelerini sağlayacak, birlikte iş yapabilme yeteneklerini artıracak, kendilerini daha fazla ifade etmelerine olanak verecek şekilde sosyal faaliyetlerle desteklenmelidir (Bal, 2006). İlköğretim eğitim programları, öğrencilerin kendilerini geliştirmelerini sağlayacak, birlikte iş yapabilme yeteneklerini artıracak, kendilerini daha fazla ifade etmelerine olanak verecek şekilde sosyal faaliyetlerle desteklenmelidir (Bal, 2006).

45 Her okulda rehberlik servisi bulundurulmalı ve rehberlik servisleri atılganlık konusunda yetersiz öğrencileri belirleyerek bireysel ya da grupla psikolojik danışma yapmalıdır. Her okulda rehberlik servisi bulundurulmalı ve rehberlik servisleri atılganlık konusunda yetersiz öğrencileri belirleyerek bireysel ya da grupla psikolojik danışma yapmalıdır. Okul rehberlik servisinin uygulamalarının yanında diğer öğretmenlerin de bu konuda görev almaları sağlanabilir. Okul rehberlik servisinin uygulamalarının yanında diğer öğretmenlerin de bu konuda görev almaları sağlanabilir. Ergenlik öncesi döneme denk gelen ilköğretim kademesinde öğretmenlere, atılgan davranış geliştirme amacıyla bilgilendirme çalışması yapılarak, öğrencilerin erken yaşlarda atılganlığı öğrenmelerinin ve bu davranışlarda bulunmalarının sağlıklı iletişimdeki öneminin vurgulanması, öğretmenlerin de bu tür davranışları öğrencilerine kazandırmaya çalışmalarının sağlanması yararlı olabilir.

46 Arı, R. (1989). Üniversite öğrencilerinin baskın ben durumları ile bazı özlük niteliklerinin, ben durumlarına, atılganlık ve uyum düzeylerine etkisi. Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Altun, E. (2006). Akılcı duygusal temelli güvengenlik eğitiminin ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inanç ve güvengenlik düzeylerine etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Bal, E. (2006). İlköğretim öğrencilerinin benlik algıları ile atılganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İstanbul. Çeçen- Eroğul, A. R. ve Zengel, M. (2009). Ergenlere uygulanan girişkenlik eğitimi programının ergenlerin girişkenlik düzeyleri üzerindeki etkisi. [Elektronik Versiyonu], 8(2), Deniz, E. M. (1997). Üniversite öğrencilerinin cinsiyet ve kültürel farklara dayalı atılganlıkları üzerinde bir atılganlık eğitimi denemesi. Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.

47 Tan, S. (2006). Ergenlerde stresle başa çıkma tarzlarının atılganlık düzeyi ve bazı değişkenler açısından incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Ünal, G. (2004). Bir grup üniversiteli gençte çekingenlik, aleksitimi ve benlik saygısının değerlendirilmesi. 40. Ulusal Psikiyatri Kongresi Kongre Kitabı (ss ). Ünal, S. (2007). Atılganlık becerileri eğitim programının ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin atılganlık düzeyi ve benlik saygısı üzerindeki etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İzmir. Yatağan, T. (2005). Atılganlık eğitimi programının ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin atılganlık düzeyine etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Zengin, F. (2008). Müzakere (problem çözme) ve arabuluculuk eğitim programının ilköğretim sınıf öğrencilerinin çatışma çözüm stilleri ve atılganlık becerileri üzerindeki etkilerinin incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İzmir.


"ATILGANLIK 07129040 FATMA ÖZBAY. Atılganlık kavramı, ilk kez Wolpe ve Lazarus (1966) tarafından tanımlanmıştır. Wolpe ve Lazarus, duyguların ve hakların." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları