Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DEVLET İ KT İ DARININ SORGULANMASI Etienne de la Boétie (1530-1563) Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev 1.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DEVLET İ KT İ DARININ SORGULANMASI Etienne de la Boétie (1530-1563) Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev 1."— Sunum transkripti:

1 DEVLET İ KT İ DARININ SORGULANMASI Etienne de la Boétie ( ) Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev 1

2 Etienne de la Boétie 1 Kasım 1530’da Güney Fransa’da soylulaştırılmış bir burjuva ailede dünyaya geldi. Ça ğ ına uygun olarak, Fransa’daki hümanizm ve reform hareketlerinin etkisi altındaki Orleans Üniversitesi’inde hukuk e ğ itimi aldı. ◦ Bu, Roma hukukunu toplumsal gerçeklere göre yorumlayan bir e ğ itimdi. Fakülteyi bitirdikten sonra Bordeaux parlamentosunda danışmanlık görevi aldı. 1557’de kendisi gibi danışmanlık yapan Montaigne ile tanıştı. Önemli görevlerde çalıştı. Özellikle Fransız Calvinciler olan Huguenot’ların Partisi ile Katolik Parti arasındaki çatışmada üstünlük kurmaya çalışan Monarşiyi destekleyen Politikler Partisi’nin Fransa’da dinsel hoşgörüyü yaygınlaştırarak istikrarı kurma girişimlerinde sözcülük yaptı. e 2

3 ◦ Politikler Partisi, Protestanlar için ibadet özgürlü ğ ünü güvence altına alırken monarşinin erkinin artırılarak Kilise’nin mutlak biçimde ona ba ğ ımlı kılınmasını savunuyordu. Daha sonra, Bordeaux’da din çatışmalarına karşı düzeni sa ğ lamakla görevlendirilen Bordeaux askeri şefinin yardımcısı oldu. 14 A ğ ustos 1563’te, daha 32 yaşına basmadan ani bir rahatsızlık sonunda öldü. 3

4 Etienne de la Boétie ◦ Yakın dostu Montaigne, arkasından “kanımca ça ğ ımızın en büyük insanıydı” demişti. 4

5 Siyasal iktidarın yadsınması Siyasal düşünürlerin ço ğ u, siyasal iktidarın yararlı, iyi bir şey oldu ğ unda anlaşmıştır. Siyasal iktidarı ya da devleti do ğ al olmasa da zorunlu bir kurum olarak kabul ederler ve bunun en iyi nasıl düzenlenebilece ğ i sorununa odaklanırlar. La Boétie bunlara karşı çıkar ve siyasal iktidarın nefret edilecek bir olgu oldu ğ unu söyler. 5

6 Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev adlı yapıtında, tek kişinin iktidarının eleştirisinden hareket ederek kötülü ğ ün kurumsallaşmış siyasal iktidarın özünde bulundu ğ unu belirtir. Ona göre siyasal yönetim biçimlerinin tümünün özünde aynı kötülük vardır. 6

7 Siyasal iktidarın yadsınması Söylev’de soyut bir özgürlük kavramından hareket ederek, gönüllü kullu ğ u örgütleyecek kadar merkezileşmiş iktidara (ça ğ ının Fransız monarşisine) şiddetli biçimde karşı koyar. Ama idealinin gerçekleşemeyece ğ ini bildi ğ i için, görüşlerini ka ğ ıda dökerek moral başkaldırıyla yetinir ve devlet aygıtının çarklarında görev alır. Özellikle din çatışmalarının engellenmesine katkıda bulunmak için yerdi ğ i monarşinin hizmetine girmekten başka seçenek bulamamıştır. 7

8 Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev Söylev’in 1548 yılından sonra yazıldı ğ ı tahmin edilmekte. Yakın dostu Montaigne ise siyasal iktidarı yadsıyan bu yapıtı bir gençlik günahı olarak görür ve Söylev’in yaşlarındaki genç la Boétie’nin bir deneme niyetiyle kaleme aldı ğ ını iddia eder. Hatta ilk başlarda yazaca ğ ı Denemeler adlı kitabının en önemli parçasını oluşturaca ğ ını söyledi ğ i halde Söylev, Montaigne bu projesini gerçekleştiremeden, Huguenot militanlarınca ele geçirilip yayınlanır. Hugenot’lar Söylev’i Siyasal İ ktidara karşı direnme ve başkaldırıya ilişkin görüşlerini yaymak üzere kullanırlar. 8

9 Söylev daha sonra Fransız Devrimi sırasında yeniden basılır. Bu kez, demokrasinin övgüsü olarak de ğ erlendirilmektedir. 1857’de Louis-Napolyon’un darbesi üzerine, Cumhuriyetçiler tiranlık karşıtı görüşleri yaygınlaştırmak için Söylev’i yeniden gündeme getirirler. 1970’lerde ise Fransa’da “iktidarın ya da devletin (fiziksel ve ideolojik) baskıcı, otoriter özü” sorunu ile ilgili tartışmalar, Söylev’in siyaset sorununa yaklaşımındaki evrensel boyutun keşfedilmesini ve La Boétie’nin yeniden hatırlanmasını sa ğ lar. 9

10 Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev Ona göre iyi iktidar olmadı ğ ı için hangi rejimin daha iyi oldu ğ unu araştırmaya da gerek yoktur. ◦ Bu yüzden, insanların özgür olabilece ğ i bir siyasal yönetim biçimi aramaz: Siyasal yönetim iktidar demektir ve iktidarın oldu ğ u yerde de özgürlük olmaz. E ğ er öyleyse, nasıl oluyor da insanlar, özgürlüklerini ellerinden alan iktidara itaat ediyor, itaat etmekle de kalmayıp boyun e ğ iyor, hatta kulluk etmeyi arzuluyorlar? Yapıtının temeli bu soruya yanıt arayışıdır. 10

11 Gönüllü kulluk üzerine söylev La Boétie için, siyaset olgusu üzerinde düşünmek, yönetilenler durumunda olan insanların bu durumda kalmak istemelerinin nedenlerinin araştırılmasıdır. İ ktidar olgusunu ve bunun ideolojik dayanaklarını irdeler; ayrıca iktidar ilişkileri a ğ ının en üst düzeyde kurumsallaşmış biçimi olan devlet sorunu ele alır. Tiranın ya da “Bir”in iktidarından yola çıkarak modern devlet gerçe ğ ine ulaşır. La Boétie bu kavramları kullanmamış olsa da, gerçekte Söylev, devlet iktidarının özü, devlet egemenli ğ inin niteli ğ i üzerinde durmaktadır. 11

12 Özgürlükten Gönüllü Kullu ğ a Söylev yönetenlere de ğ il, halka seslenir. Ancak halk egemenli ğ ini benimseyen di ğ er düşünürler gibi, halkın ödevinin bu egemenli ğ i temsil eden siyasal yönetime itaat etmek oldu ğ unu düşünmez. Ona göre halkın tek ödevi vardır: O da özgür olmaktır. Çünkü özgürlük, insanın do ğ asıdır. İ nsan dünyaya özgür gelir ve do ğ ası gere ğ i özgürlü ğ ünü koruma duygusuna sahiptir. Buna ra ğ men, insan her yerde özgürlü ğ ünü yitirmiş, zincire vurulmuştur. 12

13 Özgürlükten Gönüllü Kullu ğ a La Boétie’nin do ğ a anlayışı Felsefi natüralizm düşüncesine dayanır. İ nsan, hemcinsleriyle barış içinde yaşayabilmek için herhangi bir dış-yapay güce gereksinim duymayan bir yaratıktır. Do ğ a insanları akılsal yetilerle bezendirmiş, onları aynı biçimde yaratarak birbirlerini tanımalarını sa ğ lamıştır. Var olan do ğ al eşitsizlikler ise toplumsal eşitsizlikleri yaratmaz; tam tersine insanlar arasındaki sevginin, dayanışmanın güçlenmesine neden olur. 13

14 Özgürlü ğ ün do ğ al olması, insanların kendilerini başkalarında görebilmelerinden, birbirlerini “yoldaş olarak” tanıyabilmelerinden kaynaklanır. İ nsanların konuşma yetene ğ i, karşılıklı birbirini tanımalarını ve konsensüsü sa ğ lar. Bu yüzden, iyi toplum do ğ aya ve akla uygun olandır. Bu toplumda yönetenler ve yönetilenler farklılaşması yoktur. Siyasal iktidar, insanları bir koyun sürüsü konumuna indirgeyememiştir. 14

15 Özgürlükten Gönüllü Kullu ğ a Ancak bu özgürlük durumu ortadan kalkmış, insan tiranın hükmü altına girmiştir. Bu durumun sorumlusu öncelikle özgürlü ğ ünü koruma duygusunu yitiren halktır. Ama bu insanların korkaklı ğ ı ya da alçaklı ğ ından de ğ ildir: “ İ ki kişi tek kişiden çekinebilir; on kişinin de çekinmesi olasıdır. Fakat bin kişi, bir milyon kişi, bin kent, e ğ er kendilerini tek bir kişiye karşı koruyamıyorlarsa bu korkaklık de ğ ildir.” 15

16 Demek ki bugün halkın boyun e ğ mesi, onun yalnızca özgürlü ğ ünü de ğ il, özgürlük istencini de yitirmiş oldu ğ unu gösterir. “Halklardır kendilerini teslim edenler, daha do ğ rusu kendilerini ezdirenler… Kendi kendini kulluklaştıran, kendi bo ğ azını kesen halk, özgürlük ve kulluk seçene ğ i karşısında ba ğ ımsızlı ğ ını terk edip boyunduru ğ u kabul etmiş ve bu kötü duruma razı olmak şöyle dursun onu arzulamıştır.” 16

17 Özgürlükten Gönüllü Kullu ğ a Üstelik, yeniden özgür olabilmek için tirana karşı koymak, onunla savaşmak bile gerekmez. İ nsanlar özgür olmayı isteyip tirana kulluk- kölelik etmemeye karar verdikleri an tiranlık kendili ğ inden yok olacaktır: “E ğ er siz vermediyseniz, (tiran) sizi gözetledi ğ i bu kadar gözü nereden buldu? Sizden almadıysa, nasıl oluyor da sizleri dövdü ğ ü bu kadar çok eli olabiliyor? Kentlerinizi çi ğ nedi ğ i ayaklar sizinkiler de ğ ilse, bunları nereden almıştır? Sizin tarafınızdan verilmiş olmasa, üzerinizde nasıl iktidarı olabilir?” 17

18 Özgürlükten gönüllü kullu ğ a Bu durumda yapılması gereken şey, tirana destek olmamaktır: “E ğ er onlara hiçbir şey verilmezse, onlara hiçbir şekilde boyun e ğ ilmezse, savaş ve vuruşmaya gerek olmadan tiranlar çıplak ve zayıf kalırlar; artık onlar hiçbir şey de ğ ildir; ya da tıpkı su ve besi bulamayıp kuru ve ölü bir dal durumuna dönüşen bir kök gibidirler”. Oysa tersi bir davranış, halkını sömüren, ezen tiranın daha da güçlenmesine neden olur: “Tiranlar ya ğ maladıkça daha çok şey üzerinde hak iddia edip daha çok isterler, yakıp yıktıkça da onlara daha çok şey verilir ve daha çok hizmet edilir; böylece tiranlar her şeyi yok edip yıkmak için daha çok güçlenirler ve gittikçe daha güçlü ve daha zinde olurlar.” 18

19 Siyasal iktidarın kökeni Siyasal toplumun varlı ğ ını, nedenini prensin ya da tiranın volontarizmine (istenççili ğ ine), hükmetme arzusuna ba ğ layan anlayışı terk etmiştir. Machiavelli’de siyasal iktidarı, devleti belirleyen prensin volontarizmidir. La Boétie ise prensin volontarizmi yerine efendisine, prensine hizmet etmeyi, kölelik etmeyi isteyen kulların volontarizmini koymuştur: 19

20 Siyasal iktidar ilişkilerinin kurumsallaşması için halkın özgür olma de ğ il, kul köle olma istencine sahip olması gerekmektedir. İ ktidar, yönetenlerin de ğ il, yönetilenlerin volontarizminden kaynaklanmaktadır. 20

21 Siyasal iktidarın kökeni Hem Machiavelli, hem de La Boétie için, otorite, ancak uyrukların kabul etmesiyle kurulur. Ancak Machiavelli prense uyruklarının rızasını zorla elde edebilece ğ ini ö ğ retirken, la Boétie halka reddetmesinin ne denli güçlü bir şey oldu ğ unu göstermiştir. Ancak halk gerçekten de o kadar güçlü de ğ ildir. Siyasal iktidar bir kez kurulup yerleşti mi, halk bu büyük gücünü psikolojik olarak tümüyle yitirir.  “Boyunduruk altında do ğ up da özgürlü ğ ün gölgesini bile göremeyip köle olmanın ne kadar kötü bir şey oldu ğ unu anlayamayan insanların hoş görülmeleri” ya da “ba ğ ışlanmaları” gerekir. 21

22 Siyasal iktidarın kökeni İ nsan bir “zoon politikon” de ğ ildir. Başka bir deyişle siyasal toplum do ğ al de ğ il yapay bir olgudur. Kötü bir yazgı, bir kaza sonucu siyasallaşan insan siyasetin getirdi ğ i ba ğ ımlılık ilişkisine girer. La Boétie, bu kazanın nasıl oldu ğ unu, tarihsel örneklerden yola çıkarak açıklamaya çalışır. 1. Kuvvet yolu: Bazı insanlar zor, baskı, şiddet kullanarak di ğ erleri üzerinde egemenlik kurar. (Sparta ile Atina’nın silah zoruyla Büyük İ skender’e boyun e ğ mesi örne ğ inde oldu ğ u gibi.) 2. Hile yolu: Halkın başkalarının kurnazlı ğ ı sonucu ya da kendi kendini aldatarak özgürlü ğ ünü yitirmesidir. (Dionysios’un Siraküzalılara önce kral, sonra tiran olması gibi) 3. Halkın nedensiz yere kendini kul köle kılması: Halkın kendini boyunduruk altına sokacak siyasal iktidar kurumunu yaratmasıdır. (Yahudilerin kendilerine bir kral seçmiş olması örne ğ indeki gibi) 22

23 Siyasal iktidarın kökeni La Boétie, insanların şu ya da bu şekilde özgür toplumdan siyasal topluma geçmiş olduklarını varsayar. Bu evre, siyasal iktidarın ilk aşamasıdır. Siyasal toplum, “hükmetme-boyun e ğ me” ilişkileri üzerine kurulmuştur. Ama varlı ğ ını sürdürmek için gücünü pekiştirmesi yani “buyurma-onama” ilişkilerinin do ğ ması gerekir. Siyasetin özünü anlamak için bu onamayı, yani gönüllü kulluk olgusunun nasıl ve neden oluştu ğ unu ortaya koymak gerekir. 23

24 Gönüllü kullu ğ un nedenleri Gönüllü kullu ğ un yerleştirilip sürdürülmesinde önemli rol, hükmetme gücünden buyurma gücüne dönüşen siyasal iktidar tarafından oynanır. Gönüllü kullu ğ un iki nedeni bu gerçekten kaynaklanır: 1. Bugünkü kavramlarla “ideolojik koşullandırma” birinci nedendir. La Boétie bunları görenekler, alışkanlıklar ya da e ğ itim olarak adlandırır. Bu türden kültürel ve ideolojik yapıların etkisiyle ilk oluşan siyasal iktidara bir şekilde boyun e ğ me konumunda olan insanlardan sonra gelen ikinci kuşak boyun e ğ meyi sürdürür. 24

25 Gönüllü kullu ğ un nedenleri “ İ lk başlarda, kuvvetle alt edilmişlikten dolayı ve zorlama nedeniyle hizmet edildi ğ i bir gerçek. Fakat bundan sonra gelen kuşak, özgürlü ğ ü hiç görmeyip tanımadı ğ ından dolayı, pişmanlık duymadan hizmet eder ve ondan öncekilerin zorla yaptıklarını seve seve yerine getirir. Boyunduruk altında do ğ an insanlar kulluk, kölelik içinde büyütülüp e ğ itilirler. Bu insanlar daha ileriye bakmadan do ğ dukları gibi bir yaşamı sürdürmekle yetinirler ve bulduklarından başka hakları ve malları olabileceklerini düşünmediklerinden de öte, do ğ umlarındaki durumu do ğ al durumları olarak kabul ederler”. 25

26 Bu nedenle, siyasal iktidarı yıkmaya yönelik herhangi bir eyleme kalkışmazlar. Böyle bir eylemin gerektirdi ğ i özgür düşünceden ve iradeden yoksundurlar; kurulu düzeni sevip benimser ve sürdürdükleri yaşamın dışında yaşam biçimlerinin olabilece ğ inin farkına varmadan yaşarlar. 26

27 Gönüllü kullu ğ un nedenleri La Boétie, insanı iki ayrı ve kaşıt do ğ aya sahip olabilen tek yaratık olarak algılar. Siyasal iktidarla birlikte birinci insan do ğ ası yerini ikinci insan do ğ asına bırakır ve böylece “yeni insan”, yozlaşıp benli ğ ine yabancılaşmış, özgürlü ğ ünü unutup köleli ğ i benimsemiş insan gerçekleşir. ◦ İ nsanın do ğ asının çift oluşu ve birinden di ğ erine geçişin bulunması, gönüllü kulluk olgusunu düşünülebilir, somut bir olgu durumuna getirir. Çünkü do ğ ası gere ğ i özgür olan insan kullu ğ u ancak bu geçiş sayesinde kabul edebilir. 27

28 Yozlaşma öylesine büyüktür ki, insan do ğ asındaki özgürlü ğ ü anımsayamamaktadır bile. Gönüllü kulluk, insanın boyun e ğ meye rıza göstermekle kalmayıp, kullu ğ u sevip ona gönülden ba ğ lanmasıdır. Böylece benli ğ ini yadsımış da olur. 28

29 Gönüllü kullu ğ un nedenleri İ nsan, kulluk etme alışkanlı ğ ı nedeniyle bu durumu kendisinin özgürce seçti ğ i kanısına kapılsa bile, gerçekte insan do ğ asındaki de ğ işikli ğ i yaratan siyasal iktidardır. ◦ Daha önceden, bir şekilde belirmiş olan siyasal iktidar, insanları çeşitli yöntemlerle yozlaşmaya, yani kullu ğ u seçmeye, arzulamaya koşullandırır. E ğ itim, görenekler, alışkanlıkların yaratılması ile oluşan bu ikinci do ğ a birincisini unutturacak kadar güçlüdür. Bu nedenle, özgürlük bir kez kayboldu mu artık onu yeniden ele geçirme olasılı ğ ı da ortadan kalkar. 29

30 Konuşmayı kendi tekelinde toplayan siyasal iktidar, ona ideolojik söylem biçimi vererek ilk önce iktidarın do ğ allı ğ ı, meşrulu ğ u ya da gereklili ğ i üzerinde genel bir kanının oluşmasını, ardından kurulu düzenin bireylerce benimsenip onanmasını sa ğ lar; gönüllü kullu ğ u yaratır. Yönetilenler bu “hegemonya” altında, körü körüne ba ğ ımlılı ğ a alışmış, köleliklerini sevip sürdürme iste ğ iyle donatılmışlardır. 30

31 Gönüllü kullu ğ un nedenleri 2. Gönüllü kullu ğ un ikinci nedeni, “güçsüzleşme”dir. Özgürlü ğ ünü yitiren halk alçaklaşır, korkaklaşır ve “bir kadın gibi güçsüzleşir”. Artık, insanlar özgürlü ğ e kavuşmak için herhangi bir şey yapabilecek durumda de ğ ildirler. Tiranlar (iktidarlar) halkı bu duruma itmek ve orada tutmak için ellerinden geleni yaparlar. “A ğ ızlarına çalınan iki parmak bal ile cezbedilen halklar”, içine itildikleri kullu ğ a gönülden ba ğ lanıp onu kendi arzularıyla sürdürürler. Bunun için de iktidar çeşitli yöntemlere başvurur: 31

32 a. Halkın zevk ve e ğ lenceye düşürülmesi, boş şeylerle oyalanmaya yönlendirilmesi: ◦ “Tiyatrolar, oyunlar, e ğ lenceler, gösteriler, acayip hayvanlar, madalyonlar, tablolar ve di ğ er uyuşturucular eski halklar için kulluklaşmanın yemi, özgürlü ğ ü yitirmenin bedeli, tiranlı ğ ın araçlarıdır». 32

33 Gönüllü kullu ğ un nedenleri b. İ ktidarın “paternalist-popülist” bir görünüm alarak halka belli maddi çıkarlar sa ğ laması: Yönetimin eli açık davranışları, halkın gözünü boyamayı ve onun iktidara daha sıkı ba ğ lanmasını sa ğ lar. Yiyecek içecek da ğ ıtılması, para ba ğ ışlanması, şölenler düzenlenmesi gibi uygulamalar, tiranın halkı sömürerek elde ettiklerinin ufak bir bölümünü halka geri vermesinden başka bir anlam taşımaz. 33

34 “Özgürlü ğ üne yeniden kavuşmak amacıyla çorba tasını terk etmeyi akıl edemeyen” halk, yalnızca kısa dönemdeki çıkarını gözetti ğ inden iktidarın kulu kölesi olur ve sömürü mekanizmasının içine iyice gömülür. 34

35 Gönüllü kullu ğ un nedenleri c. Siyasal iktidar yeni “halk kültürü”nün cehaleti yaygınlaştırıcı bir nitelik taşımasına özen gösterir: Gönüllü kullu ğ un sürdürülmesine katkıda bulunan halkın cehalet, bilgisizlik içinde tutulmasıdır; bunun için “insanların kendilerini tanımalarına ve tiranlıktan nefret etmelerine yardımcı olacak” bilge kişilerin, aydınların iktidar tarafından sınırlandırılıp denetlenmesi gerekir. 35

36 Gönüllü kullu ğ un nedenleri d. Cehaleti yaygınlaştırmak amacıyla hurafeler yayıp halkı saçma sapan inançlara iten din adamlarının etkinli ğ i, yani dinin siyasete alet edilmesi de gönüllü kullu ğ u sürdürmek için başvurulan bir yöntemdir. Siyasal iktidar ile din arasındaki yakın ilişkiyi göz önüne sererken dinin bir çeşit toplumsal uyuşturucu işlevi gördü ğ ünü vurgular: 36

37 “Tiranlar, dini koruyucu olarak ön plana koymayı arzular ve hatta mümkünse, kötü yaşamlarına destek olması için birkaç tanrısallık örne ğ inden yararlanırlar”. 37

38 Gönüllü kullu ğ un nedenleri e. Gönüllü kullu ğ un tam olarak gerçekleşmesi için insanların iktidara fiziksel ve duygusal olarak ba ğ lanmaları önemlidir. Ancak yeterli de ğ ildir. Son koşul, “hükmetmenin sırrının ve işleme aracının, tiranlı ğ ın deste ğ inin ve temelinin” kurulması, yani bugünkü kavramlarla, siyasal iktidarın kurumsallaşması, merkezileşmesi ve egemen devlet olarak belirmesidir. 38

39 Devlet mekanizması La Boétie’nin zamanında egemenlik kavramı henüz bilinmemektedir. Ancak siyasetin do ğ asını çözümlemeye çalışırken, egemenli ğ in de do ğ asını kavrayıp açıklı ğ a kavuşturur. ◦ Kendisinden sonra gelen düşünürler, Bodin ve Hobbes egemenlik kavramının ortaya çıkmasında ve anlaşılmasında önemli adımlar atarlar. Ancak La Boétie, devlet gücü (egemenli ğ i) kuramını tiranlı ğ a karşı kuran Bodin ve Hobbes’tan farklı olarak, bu gücün do ğ ası gere ğ i, ister istemez tiranlı ğ ı içerdi ğ ini düşünür. 39

40 Bu nedenle, La Boétie için, iktidarın babadan o ğ ula geçmesi ya da halkın seçimiyle belirlenmesi bir şeyi de ğ iştirmez. Yönetime geliş yöntemi ne olursa olsun iktidarın özü tiranlıktır ve tiranlık kalır. Ona göre tiran egemenden, tiranlık ise kurumsallaşmış merkezi siyasal iktidardan başka bir şey de ğ ildir. 40

41 Devlet mekanizması Söylev’in başlarında tiranı “iki gözü, iki eli ve bir bedeni” olan sıradan bir insan olarak tanımlar. Ancak hemen sonra, bu insanın kendisine halk tarafından verilmiş bir sürü göze, ele ve aya ğ a sahip oldu ğ unu açıklar. Böylece tiranın görünen bedeni dışında bir başka bedeni daha belirir. ◦ Bir benzeri bulunmayan bu beden, hem di ğ er insanlardan ayrıdır hem de her şeyi görüp her şeyi yapabildi ğ inden bütün insanları kendi içinde tutmaktadır. Kısacası bu, siyasal beden, yani devlettir. 41

42 Devlet mekanizması Tiranın tek başına olmadı ğ ı gibi, salt kaba güce dayanmadı ğ ını da ortaya koyar: “Tiranı koruyanlar atlı insan bölükleri, yaya insan sürüleri ya da silahlar de ğ ildir. İ lk bakışta inanmak istenmez, fakat gerçektir: Tirana destek olan ve tüm ülkeyi kulluk altında tutan hep dört ya da beş kişidir. Her zaman için beş ya da altı kişi tiranın gözüne girmiş, gerek kendilerinden gelen istekle gerek tiranını ça ğ ırmasıyla ona yaklaşmış ve böylece gaddarlıklarının,e ğ lencelerinin yoldaşı, zevklerinin pezevengi ve ya ğ maladıklarının orta ğ ı olmuşlardır… Bu altı kişinin de çıkar sa ğ ladı ğ ı altı yüz kişisi vardır… Bu altı yüz kişi, buyrukları altında altı bin kişiyi tutarlar… Bundan sonra gelenler çok daha fazla kalabalıktır.” 42

43 Devlet mekanizması Böylece, tiranın hükmetme gücünün, onun kişisel yetene ğ inden ya da topluma saldı ğ ı korkudan de ğ il, ardındaki devlet aygıtından kaynaklandı ğ ını ortaya koyar. ◦ Yani tiran, bu aygıtın en üst düzeyini işgal etmekte ve bu konumundan dolayı egemen olarak belirmektedir. Tam anlamıyla “bir” olan tiranın kendisi de ğ ildir; “Bir” tiran ile “yardakçılarının” bütünüdür; yani Kilise’den ya da herhangi bir aşkın güçten ba ğ ımsız, iktidarın ilkesi (auctoritas) ile kullanımını (potestas) kendi özünde “bir”leştirmiş olan egemen devlettir. 43

44 Devlet mekanizması La Boétie, gönüllü kullu ğ un gizinin burada yattı ğ ını açıklar: Devletin oluşturdu ğ u bu mekanizmadan dolayı her insan, içinde bulundu ğ u hiyerarşik düzey ne olursa olsun kendini, devlet erkini kişili ğ inde somutlaştıran tiran ile özdeşleştirerek bir başkasının efendisi olmayı arzular. ◦ Böylece insanlar, “büyük tiranın altında kendilerini küçük tiranlar yapabilmek için çevresinde toplanıp onu desteklemeye başlarlar”. Sonuç olarak tiranlık, tüm toplumu baştan aşa ğ ı kapsayan toplumsal bir olgu durumuna dönüşür. Hükmetme arzusu, bir tür kitle psikolojisi oluşturur. İ nsanın belli kişiler karşısında kendini “bir” olarak algılayabilmesinden dolayı hükmetme ve buyurma, ba ğ ımsızlık ile özgürlükten çok daha fazla önem kazanır. 44

45 Devlet mekanizması Böylece, devlet bir kez kuruldu mu, artık yıkılamaz. Yönetilenlerin köleliklerini sanki özgürlermişçesine yaşamaları ve kendilerini tiranla özdeşleştirmeleri nedeniyle, halk tiranın simgeledi ğ i devlete karşı çıkmamaktadır. İ nsanlar, kurumsallaşmış siyasal iktidarın ortaya çıkmasıyla birlikte bir kısır döngü içine girmişlerdir. Köleli ğ e gönülden ba ğ landıkları için kendilerini özgürlü ğ e kavuşturacak bir eylemde bulunamazlar. 45

46 Özgürlü ğ e kavuşmanın yolu Bu kısır döngüye ra ğ men, küçük de olsa bir çıkış yolu vardır: Kulluk istenci, özgür düşünme ve akıl yürütme yetisi ellerinden alınmış insanların zihnine yerleştirilmiştir. İ nsanlar, siyasal iktidar mekanizmasının ideolojik koşullandırmasıyla, bir anlamda “ergin olmama” durumuna indirgenmişlerdir. Öyleyse özgürlü ğ e kavuşmanın yolu, gönüllü kulluk anlayışının zihinlerden sökülüp atılmasıdır. Yani özgür olmak için ideolojinin dışına çıkmak gerekir; bu durum insanın bilimle güçlenmiş aklını kendi başına kullanarak düşünce üretmesi ve düşüncesinin özgür olmasından ötürü de özgürlü ğ ü bilip sevmesi demektir. 46

47 Özgürlü ğ e kavuşmanın yolu Ancak La Boétie ’nin özgürlü ğ ü de ğ il sevmek, anımsamaktan bile yoksun olan halktan bir beklentisi yoktur. “Her dönemde di ğ er insanlardan daha iyi do ğ muş bazı kişiler bulunur. Bunlar boyunduru ğ un a ğ ırlı ğ ını hissedip sürekli ondan kurtulmaya çalışırlar… Kendili ğ inden iyi bir kafa yapısına sahip olan bu kişiler, kafalarını e ğ itim ve bilgiyle daha da sa ğ lamlaştırmışlardır. Bu kişiler, özgürlük yeryüzünde tümüyle yok olsa bile, özgürlü ğ ü düşleyerek, hissederek ve hala onun tadını duyarak kölelikten (ki bu süslenip püslense de, yine) en ufak bir tat alamazlar.” 47

48 Özgürlü ğ e kavuşmanın yolu Bir çeşit “entelektüel” elitizmini benimser ve bütün umudunu ba ğ ımsız düşünebilen birkaç aydına ba ğ lar. Ancak bu aydınların da bilgisiz halk yı ğ ınlarını özgürlü ğ ü sevmeye yöneltmeleri çok zordur. Çünkü devlet toplumu kurdu ğ u ba ğ ımlılık ilişkileri zinciriyle ve yeniden üretti ğ i hakim ideolojiyle sürekli bir denetim altında tutmakta ve bireylerin erginleşmesini engellemektedir. 48

49 Özgürlü ğ e kavuşmanın yolu Buna ra ğ men Söylev, aydınların çeşitli eylemlere kalkışarak ve hatta özgürlük u ğ runda ölmeyi ve öldürmeyi göze alarak halkın üzerine serpilmiş ölü tozunu silkelemelerini ve en azından zihinlerde kurulu düzene ilişkin bazı soru işaretleri yaratmalarını salık vermektedir. Bu yönüyle, iki yüzyıl öncesinden, Aydınlanma’ya ışık tutmaktadır. 49

50 Kaynak: Mehmet Ali A ğ ao ğ ulları, Levent Köker, Tanrı Devletinden Kral-Devlete, Ankara: İ mge Kitabevi yayınları, 4. baskı, 2004, s


"DEVLET İ KT İ DARININ SORGULANMASI Etienne de la Boétie (1530-1563) Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev 1." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları