Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Osmanlı Devletinin kurumlarının oluşmasında özellikle geçmişteki Türk-İslam Devletlerinin büyük bir önemi vardır. Osmanlı Devleti tımar, lonca, ihtisap.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Osmanlı Devletinin kurumlarının oluşmasında özellikle geçmişteki Türk-İslam Devletlerinin büyük bir önemi vardır. Osmanlı Devleti tımar, lonca, ihtisap."— Sunum transkripti:

1 Osmanlı Devletinin kurumlarının oluşmasında özellikle geçmişteki Türk-İslam Devletlerinin büyük bir önemi vardır. Osmanlı Devleti tımar, lonca, ihtisap gibi kurumları bu devletlerden miras almıştır. Klasik dönemde Osmanlı ekonomisinde üç ana ilke etkili olmuştur. İaşecilik, Fiskalizm ve Gelenekçilik. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

2 İaşecilik: Bu ilkeye göre reayanın refahını sürekli kılmak için öncelikle piyasalardan istenilen kalitede, uygun fiyata, yeterli miktarda mal bulunmalıdır. Bu nedenle Osmanlı ekonomisinde üretime büyük önem verilmiştir. Gelenekçilik: Bu ilke, sosyal ve iktisadi ilişkilerde mevcut dengeleri korumayı ve var olan düzeni bozacak değişme eğilimlerini engellemeyi ifade eder. Fiskalizm: Hazineye ait gelirleri mümkün olduğu kadar yüksek düzeye çıkarmak ve ulaştığı düzeyin altına inmesini engellemeyi amaçlıyordu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

3 A. Klasik Dönemde Ekonomik Yapı a. Merkez Maliyesi: Gelir ve gider hesaplarının tutulduğu bu teşkilatın başında Sadrazama karşı sorumlu olan Baş Defterdar bulunurdu. Rumeli Defterdarı olarak da bilinen Baş Defterdar ın yönetiminde hazinenin gelir ve gider hesaplarının tutulduğu ve koordinasyonun sağlandığı bürolar vardı. Rumeli ve Anadolu Eyaletlerinin dışında kalan eyaletlerde baş defterdara bağlı taşra defterdarlıkları kurulmuştu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

4 Merkezdeki maliye dairelerinde çalışan memurlar hazineden maaş almayıp, geçimlerini kayıtlar ve tescillerden alınan vergi ve harçlarla sağlarlardı. (Bu durum ileride rüşvetin yaygınlaşmasına yol açacak.) b. Tımar Sistemi: Devlet, bazı bölgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maaş karşılığı olarak askerlere veya devlet görevlilerine ayırırdı. Bu gelir kaynağına DİRLİK denilirdi. Dirlikler 3'e ayrılmıştı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

5 1-Tımar: 3-20 bin akçe yıllık vergi geliri olan dirliklerdir. 2-Zeamet: Geliri bin akçe arsındaki dirliklerdir. 3-Has: Geliri 100 bin akçeden fazla dirliklerdir. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

6 Tımar sahipleri ilk 3 bin, Zeamet sahipleri ise ilk 20 bin akçesini kendi geçimleri için ayırırlardı. Buna KILIÇ HAKKI denirdi. Tımar sahipleri geri kalan gelirin her 3 bin akçesi, zeamet ve has sahipleri ise her 5 bin akçesi için tam teçhizatlı bir atlı asker yetiştirmek ve gerektiğinde bunlarla birlikte savaşa katılmak zorundaydı. Bu askere CEBELÜ denirdi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

7 Dirlik sahipleri kendisine verilen toprakları köylüye dönümlük topraklar halinde dağıtır ve hasat zamanında köylünün yetiştirdiği ürünün vergisini(öşür yada haraç) alırlardı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

8 Tımar sisteminde toprağın; 1-Mülkiyeti DEVLETE, 2-Vergisi DİRLİK SAHİBİNE, 3-Kullanım hakkı KÖYLÜYE aittir. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

9 TIMARLI SİPAHİ HANGİ DURUMLARDA TOPRAĞI KÖYLÜDEN GERİ ALABİLİRDİ? 1-Toprağı sebepsiz yere terk edenlerden, 2-Sebepsiz yere 3 yıl üst üste ekmeyenlerden, 3-Sebepsiz yere vergisini vermeyenlerden. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

10 TIMARLI SİPAHİNİN KÖYLÜYE KARŞI GÖREVLERİ NELERDİR? 1)-Köylünün güvenliğini sağlamak, 2)-Köylünün tohum, gübre vb. ihtiyaçlarını temin etmek, 3)-Köylünün vergisini en kolay şekilde ödemesini sağlamak. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

11 DİRLİK (TIMAR) SİSTEMİNİN YARARLARI NELERDİR? 1)- Devlet, Merkezden toplanması son derece zor vergileri böylece toplamış oluyor, 2)- Devlet bazı görevlilerine maaş vermekten kurtuluyor, 3)- Devlet asker yetiştirmekten kurtuluyor, 4)- Devlet toprakları boş kalmadığından üretim artıyor ve 5)- Tımarlı sipahiler bulundukları yerlerde güvenliği sağlıyordu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

12 c. Vakıf Sistemi: Türk-İslam Devletlerinde olduğu gibi Osmanlılarda da servet ve mülkiyetin toplumun tüm katmanlarına mümkün olduğunca eşit yayılmasına ve halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına büyük önem verilirdi. Bunu gerçekleştirmek için Vakıf Sistemi kullanılmıştır. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

13 Vakıf, İslam hukukuna göre, bir mü’minin alın teri ile kazandığı malından bir bölümünü, insanların hayrına olacak bir iş için ebediyen tahsis ve tevkif etmesidir. Vakıf, İslam hukukuna göre, bir mü’minin alın teri ile kazandığı malından bir bölümünü, insanların hayrına olacak bir iş için ebediyen tahsis ve tevkif etmesidir. Vakıflar yoluyla şehir, kasaba, köy gibi yerleşim merkezlerinde cami, medrese, yol, çeşme vb. bir çok yapı vakıflar yoluyla yapılmış, böylelikle devlete imar konusunda yapılacak fazla bir şey kalmamıştır. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

14 Ayrıca vakıflar sayesinde mahalleler maddi sıkıntıya düştüğünde desteklenmiş, arazilerin aşırı parçalanması önlenmiş, emekli maaşları verilmiş, lonca üyeleri için sigorta güvencesi sağlanmış, şehir duvarları ve kaleler inşa edilerek savunmaya katkıda bulunulmuştur. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

15 Nakit para, Kira geliri getiren gayrimenkuller ve vakıfa ait olan arazilerden elde edilen gelirler vakfın maddi kaynaklarını oluştururdu. Vakıf gelirleri, 16. Asırda, bütçe gelirlerinin % 12 kadarını oluşturmaktaydı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

16 B. Üretim Yapısı Osmanlı Devleti, iaşecilik ilkesi gereği, ihtiyaç duyulan her türlü malın karşılanması için tarımsal ve sınai üretime büyük önem vermiştir. Tarımsal üretim Tımar Sistemi çerçevesinde, Sınai üretim de Loncalar çerçevesinde gerçekleştirildi. Devlet, üretimde sürekliliğin sağlamak adına, tarım topraklarının mülkiyetini kişilere bırakmaz, kişiler ancak muhafaza görevini üstlenir ve üretim yapardı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

17 Tarım üretiminden alınan mahsulleri kaza merkezinde satın almak, işlemek ya da satmak kasaba esnafının tekelindeydi. Devlet, üretim-tüketim dengesini korumaya önem verirdi. Üretimde ilk hedef yurtiçi ihtiyacın sağlanmasıydı. İhtiyaç fazlası ise ihraç edilirdi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

18 Osmanlı ekonomisinde “eşitlikçi eğilim” de etkili olmuştu. Bu eğilime göre: Tarım, Madencilik, Sanayi, Ticaret ve Esnaflıkta kaynakların bölüşümde büyük farklılıkların oluşmasını önlemek esastı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

19 a. Tarım Üretimi: Tarımsal üretimin temeli Tımar Sistemiydi. Hububat üretimi önemliydi. Şehirlerin çevresinde bağcılık, bahçecilik ve sebzecilik yapılırdı. Tarım için sulama kanalları kurulmuştu. Sulamasını kendi imkanlarıyla yapanlardan yarım öşür vergisi (%5) alınırdı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

20 Konargöçerler ise Hayvancılık yaparlardı. Koyun, Keçi, Sığır, Manda, At ve Katır gibi hayvanlar besleniyordu. Ordunun et ihtiyacı İstanbul, Bursa ve Edirne gibi büyük şehirlerin et tüketiminin fazla oluşu, dericilik ve dokuma sanayi’nin gelişmiş olması, canlı hayvan ve hayvan ürünleri satışı hayvancılığı önemli kılıyordu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

21 b. Sınai Üretim: Sanayi, Lonca adı verilen esnaf teşkilatının elindeydi. Selçuklu dönemindeki Ahiler, Osmanlı kuruluş döneminin sonlarından itibaren askeri-siyasi özelliklerini kaybederek esnaf teşkilatına dönüşmüş ve geleneklerini bu alanda devam ettirmişlerdir. Her loncada aynı mesleğe mensup esnaf bir araya gelmişti. Kentler büyüdükçe işbirliği ve uzmanlaşma derinleşmiş, lonca sayısı artmıştı. Loncalar, üretilen malın kalitesi, miktarı ve fiyatının belirlenmesinde söz sahibiydi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

22 Sanayi sistemi; deri işlemeciliği, ipekli ve yünlü dokumacılıkta olduğu gibi hayvancılık, pamuklu dokumacılık ve tarımla yakın ilişki içindeydi. Gemi inşa sanayisi de devletin bizzat organize edip işlettiği büyük sanayiye örnek olarak verilebilir. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

23 Tarım ve Hayvancılığa Dayanan Sanayiler: Dokuma Sanayii: Lifli bitkileri ham madde olarak kullananlar, yünlü kumaş üretenler, İpekli dokumacılar olarak üçe ayrılırdı. Anadolu’nun her tarafı ve Suriye’de yaygındı. (Bursa ve Bilecik’te İpekli ve Kadife, Ankara’da Sof) Deri Sanayii: Edirne, İstanbul, Kayseri, Ankara, Bursa, Konya yaygındı. Halıcılık Sanayii: Uşak, Gördes, Kula, Milas, Ladik (Denizli) halıcılığı meşhurdur. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

24 Osmanlı ekonomisi 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar batı’nın fabrika üretimine karşı başarıyla direnmiştir. Pahalı fakat kaliteli olan Osmanlı malları, kalitesiz fakat ucuz olan Avrupa mallarına, bir süre için, Avrupa’da bile tercih edilmiştir. 19. Yüzyıldan itibaren Avrupa mallarının Osmanlı pazarında rağbet görmesi Osmanlı sanayisinin çökmesine neden olmuştur. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

25 Madencilik ve Maden Sanayii Osmanlılar madeni para ve savunma sisteminin ihtiyaçlarına göre madenciliğe önem vermişlerdir. Tarım aletleri, ev gereçleri, savaş aletleri üretilirdi. Gülle ve top döküm fabrikaları açılmış, 17. yüzyılda oluşan para ihtiyacına paralel olarak, Rumeli ve Anadolu’da kapanmış olan maden ocakları yeniden açılmış ya da yenileri faaliyete geçmiştir. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

26 C. Tüketim Osmanlı Devletinde geliri çok olan insanlar tüketime daha fazla yönelmişlerdir. Başkent İstanbul tüketimin en yoğun olduğu yerdi. Anadolu’dan ve Rumeli’den un, et, tahıl gibi temel gıda maddeleri düzenli olarak İstanbul’a getirilirdi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

27 Dış ülkelerden gelen lüks malların tüketimi 17. yüzyıldan itibaren artmaya başlamıştı. Ancak lüks tüketim şehir halkı ve yönetici kesimde kabul görürken, kırsal kesimde yaygınlaşmamıştı. İhtiyaç malları ve ham maddeler şehirlerdeki “Kapan” adı verilen toptancı hallerine getirilirdi. Burada “Kapan Emini” adını taşıyan görevlilerce eşit olarak satıcılara ve imalatçılara belli fiyattan dağıtılırdı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

28 Böylece malın satış noktalarına tek elden dağıtımı sağlanıyor ve aracısız olarak tüketiciye ulaştırılarak fiyat artışı engelleniyordu. Fazla gelen ürünler ise ihtiyaca göre eyalet ve sancaklara gönderiliyordu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

29 D. Ticaret ve Ulaşım Osmanlılarda zengin ve hareketli bir ticaret hayatı vardı. Ekonominin ticaret kesimini ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan biri, sanatkârların ürettiklerini dükkânlannda pazarlamasıdır. (Yani Esnaflık) Bunlardan biri, sanatkârların ürettiklerini dükkânlannda pazarlamasıdır. (Yani Esnaflık) Diğeri ise yurt içi veya yurt dışında satma amacıyla mal getirmek veya götürmektir.(Yani İhracat ve İthalat) Diğeri ise yurt içi veya yurt dışında satma amacıyla mal getirmek veya götürmektir.(Yani İhracat ve İthalat) 4- OSMANLI EKONOMİSİ

30 Osmanlı tüccarları yurt dışında ticaret kolonileri de kurmuşlardır. Devlet de her zaman ticareti özendirmiş ve tüccarları korumuştur. Bu amaçla şehir ve büyük kasabalarda han, bedesten gibi ticaret merkezleri; yol üzerlerinde ve yerleşim merkezlerinde ise hanlar ve kervansaraylar yaptırılmıştır. Ülke düzenli ve güvenli bir yol ağıyla örülmüştür. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

31 Osmanlılar, Bizans ve Anadolu Selçuklularından devraldıkları yol, kervansaray, köprü, han gibi ulaşım tesislerini korumuş ve yenilerini eklemişlerdi. İç ulaşımda deve, at ve çeşitli tekerlekli araçlar kullanılıyordu. İstanbul, İzmir, Antalya, Alanya, Trabzon, Sinop gibi limanlar kara yollarının bitiminde bulunuyordu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

32 Anadolu’nun coğrafi konumunun elverişliliği deniz ulaşımını teşvik ediyordu. Selçuklulardan beri Kırım, Avrupa, Mısır ve Suriye limanlarıyla Kuzey, Batı ve Güney Anadolu limanları arasında yoğun bir ticaret vardı. Osmanlı Devleti, İstanbul’un fethinden sonra denizciliğe daha çok önem verdi. Karadeniz’de Azak, Kefe, Akkerman gibi Kuzey Karadeniz limanları 15. yüzyıl sonunda fethedildi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

33 Kanuni zamanında donanmanın Kuzey Afrika’yı fethetmesi Akdeniz Hakimiyetini getirdi. Karadeniz, Marmara ve Kızıldeniz’de de tam manasıyla hakimiyet sağlanmıştı. Ticaret yolları savaş malzemesi naklinde de kullanılıyordu. Mesela Karadeniz limanları İran’da savaşan ordulara Tuna buğdayını, Macaristan’da savaşan ordulara da top güllesi ve demir’i nakletmekte önemli idi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

34 E. Para ve Finansman Sistemi Osmanlı ekonomisi madeni para sistemine dayanıyordu. Devlet, altın ve gümüşün takı ve eşya olarak değil, para olarak kullanılmasını amaçlıyordu. Ülkedeki altın ve gümüş miktarının değişmesi ekonomik dengelerin bozulmasına yol açıyordu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

35 Bu nedenle ülkeye değerli maden girişi teşvik edilmiş, çıkışı ise yasaklanmıştı. Maden darlığı durumunda paranın içindeki bakır oranı çoğaltılarak veya paranın kenarları kırpılarak devalüasyon gerçekleştiriliyordu. Bu durum isyanlara yol açardı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

36 Paraların basıldığı darphaneler üçer senelik dönemler için iltizam (açık arttırma) sistemiyle kiraya verilen işletmelerdi. Para basılması için gerekli olan sikke kalıpları mahalli darphanelere İstanbul’dan gönderilirdi. Ülkede kullanılan yabancı paralar tartıya alınır, karşılığında Osmanlı parası verilirdi. (Bir miktar karla) 4- OSMANLI EKONOMİSİ

37 19. Yüzyıla kadar madeni paralar kullanan Osmanlılarda yassı ve yuvarlak paralara “Sikke”, gümüşten kesilen sikkelere “Akçe” ve altından kesilen sikkelere “Akçe-i Hasene” denirdi. Zamanla ekonomik şartların değişmesi sonucu akçe değer kaybetmiş ve 18. Yüzyıldan itibaren kullanılamaz hale gelmişti. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

38 Tanzimat döneminde, 1839’da çıkarılan “Kaime” adlı kağıt para, karşılığı olmayan bir para olup, bono olarak düşünülmüştü. 1844’te “Mecidiye” adıyla yeni bir para çıkarıldı. 100 kuruş = 1 Osmanlı lirası olarak belirlendi. 1844’te “Mecidiye” adıyla yeni bir para çıkarıldı. 100 kuruş = 1 Osmanlı lirası olarak belirlendi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

39 F. Esnaf Birlikleri (Lonca): Osmanlı toplumunda esnaflar LONCA adı verilen teşkilatlara sahiptiler. Her esnaf muhakkak bir loncaya kayıtlı olur, loncasının koruması ve denetimi altında bulunurdu. Bugünkü tabipler odası, mimarlar odası, şoförler cemiyeti gibi OSMANLI EKONOMİSİ

40 Dükkân açma hakkına GEDİK denilirdi. Gedik'e sahip olmak için sırasıyla çıraklık ve kalfalık yapıp, ustalık belgesini almak gerekirdi Gedik'e sahip olmak için sırasıyla çıraklık ve kalfalık yapıp, ustalık belgesini almak gerekirdi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

41 Loncaların başlıca görevleri şunlardı: 1- Üye sayısını, üretilen malların kalitesini, fiyatını belirlemek, 2- Esnaf arasındaki haksız rekabeti önlemek, 3- Esnaf ile devlet arasındaki ilişkileri düzenlemek, 4- Üyelerine kredi vermek. Her loncada yaşlılardan meydana gelen 6 kişilik bir "ustalar kurulu" vardı. Bunların en yaşlısı başkan olur ve ŞEYH adını alırdı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

42 Şeyh: Çıraklık ve ustalık törenlerini yönetir ve cezaların uygulanmasını sağlardı. Kethüda: Loncayı dışarıda temsil eder, hükümetle ilişkileri düzenlerdi. Nakib: Şeyhi temsil eder, esnafla şeyh arasında aracılık yapardı. Yiğitbaşı: Disiplin işleri ve esnafa hammadde dağıtımını yapardı. Ehl-i Hibre: İki kişiydiler. Mesleğin sırlarını bilen, malların kalitesi bildiren, fiyat belirleyen uzman. (Bilirkişi) 4- OSMANLI EKONOMİSİ

43 Bu 6 kişiden oluşan Lonca kurulunun dışında bir de Lonca teşkilatıyla ilgili devlet görevlileri de vardı. Bunlar: Kadı: Lonca birliklerinin en üst makamıydı. Esnaf arasındaki anlaşmazlıkları çözümler ve yukarıda belirtilen altı kişilik kurulun seçilmesini onaylar veya görevden alırdı. Muhtesib: Çarşı ve pazar denetlemesi yapardı. Satılan mal ve fiyatları kontrol ederlerdi.(Zabıta) 4- OSMANLI EKONOMİSİ

44 Lonca Teşkilatında Esnaf ikiye ayrılırdı: a) Üreticiler: Hammaddeyi işleyerek, işlenmiş madde haline getiren esnaflardır. Örneğin: Bakırcı, kılıççı, fırıncı, kuyumcu, demirci gibi. b) Hizmet Erbabı: Toplum için gerekli bir hizmeti yapan esnaftır. Örneğin: Berberler, hammallar, tellaklar gibi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

45 G. Narh Sistemi Sanayi alanında üretim, arz talep dengesi içinde gerçekleştirildi. Üretim ihtiyaçla sınırlı tutulduğundan plânlı yapılır ve üretilen malın fiyatı tüketici göz önüne alınarak belirlenirdi. Bu fiyat belirleme işlemine: narh vermek denirdi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

46 Yani Narh, bir mal veya hizmet için resmi makamların tespit ettiği fiyatlara denmektedir. Günümüzde, devletçe, ekmek, et, şeker, tekel maddeleri, petrol gibi bazı tüketim mallarına narh konduğu halde, Osmanlı Devleti’nde her türlü mal ve hizmet narha tabi olmuştur. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

47 Günün şartlarına göre, kazalarda bulunan kadılar tarafından verilen narhlar, yine kendileri tarafından tutulan şer ‛ iyye sicillerine işlenmiştir. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

48 Fiyatların tespit ve tanzimi başta kadıların görevi olmakla birlikte, kadının başkanlığında toplanan bir komisyon tarafından yapılırdı. Bu komisyona âyân, ulemâ ve esnaf da katılmakta idi. Narh tespitinde büyük bir itina gösterilirdi. Fiyatı tespit edilen mallar genellikle gıda ve zorunlu ihtiyaç maddelerinden oluşuyordu. Tespit edilen fiyatlar kadılar tarafından sicillere geçirildikten sonra, münadiler tarafından halka duyurulurdu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

49 Narh tespitleri, mevsimlere bağlı olarak yapılabildiği gibi, esnafın müracaatı ile veya kadının uygun görmesi üzerine de yapılabilirdi. Esnaf yetkilileri ile görüşülmeden narh fiyatları verilmez, bunun yanında esnafın lonca içerisinde kendi başlarına tayin ettikleri fiyattan satış yapmalarına da müsaade edilmezdi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

50 Narh için idarî makamlara başvuran sadece tüketici zümresi olmaz, lonca halinde örgütlenmiş esnaf da zaman zaman ham maddelere veya mamullere narh konmasını talep ederdi. Bunun sebebi de esnaf arasında rekabeti önlemek ve haksız kazancın önüne geçmekti. Kendi aralarında ittifaka varan esnaf, kararlarını ortaklaşa mahkemeye bildirerek tescil ettirirlerdi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

51 Narh fiyatı tespit edilirken, *günün para değeri, *mahsulün az veya çokluğu, *mevsimlik üretimin durumu, *askerî veya siyasî sebeple mal temininin güçlüğü de dikkate alınırdı. Fiyat tespitinin hesaplanmasında, *üreticinin satış fiyatı, *nakil masrafları ve *lonca erbabına bırakılacak kâr da göz önünde bulundurulurdu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

52 H. Osmanlı Ekonomisinde Meydana Gelen Gelişmeler 16. Yüzyılın sonlarından itibaren yoğun savaşlar ve Celali İsyanları Anadolu’da üretimin düşmesi ve taşrada devletin otoritesini kaybetmesi sonucunu doğurmuş, vergiler azalmış ve ilk bütçe açıklarıyla düşük değerli para basımına sebep olmuştu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

53 1580, 1600 ve 1648’de art arda yapılan devalüasyonlar devleti müsadere sistemini işletmek zorunda bırakmıştı. Tımarların rüşvetle dağıtılır olması, aşırı nüfus artışı, fetihlerin durması, Tımarların vakıf ve özel mülkiyete geçmesi ile toprak yetersizliği Tımar Sisteminin bozulmasına neden olmuştu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

54 Gelişmiş ateşli silahlara sahip Avrupa orduları karşısında Sipahilerin yetersiz kalmaları devletin Tımarlı Sipahileri yavaş yavaş geri hizmete almasına sebep olmuş, bunun yanında acil para ihtiyacı sebebiyle İltizam Sistemi’nin yaygınlaşması Tımar sisteminin çözülüşünü hızlandırmıştır. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

55 1695’e gelindiğinde, devletin nakit ihtiyacının giderilememesi devlete ait Mukataa denilen maden, orman, tuzla vb. işletmelerin kişilere ömür boyu kiralandığı malikane sisteminin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Bu sistem seksen yıl içinde Osmanlı finans sistemine hakim olmuş ve devletin gelirlerini % 1400 arttırmıştı. Sağlanan bu artış malikane olarak verilen işletmelerin çok kâr getirmesinden kaynaklanmıyordu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

56 Malikane Sistemi 18. asır boyunca devam etti. Ancak 1774 K. Kaynarca Antlaşmasının maliyeye getirdiği ağır yük nedeniyle (s.tazminatı) 1775’te Esham adı verilen senetler piyasaya sürülerek iç borçlanma başladı. Esham, mukataaların yıllık karlarının paylara ayrılarak, bu payların satılması işlemiydi. Malikane sistemi ise, zamanla ayanlığın güçlenmesine ve büyük toprak sahiplerinin ortaya çıkmasına neden oldu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

57 Osmanlı ekonomisinin bozulmasında dış gelişmelerde etkili olmuştur. Coğrafi Keşifler sonucu özellikle İspanyollar, Peru ve Meksika’nın altın ve gümüş kaynaklarına hakim olup, bu zenginlikleri Avrupa’ya taşıdılar. XVI. yüzyılda İngiltere İmparatorluğu İspanya üzerindeki siyasi kontrolü sayesinde Amerika’dan taşınan kıymetli madenlerle ekonomik yönden oldukça güçlendi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

58 Osmanlıların elinde tuttuğu Baharat ve İpek yolu eski önemini kaybetti. Yeni keşfedilen yerlerden getirilen yeni tür bitkiler (tütün, pamuk …) Avrupa’daki tarım kesimine yeni üretim kaynakları sağladı. İspanya’dan başlayıp Akdeniz çevresinde görülmekte gecikmeyen enflasyon Osmanlı ülkesine de olumsuz biçimde sıçradı. Bütün bunlar Osmanlı devletindeki ticari üstünlüğün Avrupa karşısında kaybedilmesine neden olacaktır. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

59 Ayrıca Osmanlı topraklarında kervan yolları boyunca faaliyet gösteren halk ve zanaatkârlar işsiz kaldı. Bu durum, Osmanlı Devleti'nde ekonomik sıkıntılara ve Celali İsyanları'na zemin hazırlamıştır. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

60 Osmanlı İmparatorluğu, ticaret faaliyetlerini yeniden geliştirebilmek için Avrupalı devletlere geniş kapitülasyonlar vermek zorunda kaldı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

61 I. Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme Dönemi Klasik dönemde durağan seyreden nüfus, 19. yüzyılda iyileşen yaşam koşulları ve göçler ile artış göstermiştir. Nüfus artışı ve ekonomik yapıdaki değişim kentleşmeyi de hızlandırmıştır. Önemli liman kentleri, demir yollarının geçtiği kentler ve diğer yerleşim alanlarında nüfus artışı yaşanmıştır. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

62 Tüketim 19. Asırda Dış Borçlanma, tüketim alışkanlıklarını ve giyim kuşamdaki değişimi hızlandırdı. İthal edilen ürünler Zengin- fakir bütün halk tarafından kullanılmaya başlandı. Yaşamda ve giyimde Avrupai stil özellikle başkentte yayıldı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

63 Anadolu’ya uzak olan bu yeni kültür, Anadolu’da sınırlı yayılım gösterdi. Bu süreçte, Bedesten, Arasta, Pazaryeri gibi geleneksel tüketim mekanlarının yerinin batı tarzı dükkan ve alışveriş merkezleri almaya başladı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

64 Ticaret Osmanlı ekonomisi, Kapitülasyonlara rağmen, yabancı mallarla uzun süre mücadele etmiş, ancak yünlü kumaş, kağıt ve maden sanayii kapitülasyonlardan olumsuz etkilenmişti. Osmanlı ekonomisine yıkıcı darbe Sanayi Devrimiyle gelmiştir. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

65 Sanayi Devrimiyle, Osmanlı Devleti, Avrupalı devletler için bir hammadde kaynağı haline geldi. Devlet, hem dış ticaret antlaşmaları, hem de dış borçlanma yoluyla Avrupalı devletlerin denetimi altına girdi. 1838’de İngiltere ile yapılan Balta Limanı Ticaret Antlaşması Osmanlı ülkesini batının bir açık pazarı ve yarı sömürgesi haline getirdi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

66

67 Sanayi Sanayi Devrimiyle birlikte Avrupa’ya karşı rekabet gücünü kaybeden Osmanlı Devleti çöküş sürecine girmiştir. Osmanlı Devleti tedbir olarak ithal ürünlerden aldığı vergiyi arttırmış, ancak kapitülasyonlar sebebiyle istediği sonucu alamamıştı. Çöküşü durdurmak için Avrupa’dan ustalar getirilmeye, fabrikalar kurulmaya ve Avrupa’ya öğrenci gönderilmeye çalışılmıştır. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

68 Bu dönemde açılan fabrikalara -Feshane, -İzmit Çuha Fabrikası, -Hereke Kumaş Fabrikası, -Veliefendi Basma Fabrikası, -Bursa İpek Fabrikası ve -Zeytinburnu Demir Fabrikası örnek gösterilebilir. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

69 1860’lı yılların ortasında kurulan Islah-ı Sanayi Komisyonu, 1873’e kadar çalışmalarını sürdürmüş, özel sektörü teşvik ederek nispi bir başarı kazanmıştır. 1897’de çıkan Teşvik Kanunu ile yeni kurulacak fabrikalar 10 yıl süreyle vergiden muaf tutulmuştur. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

70 Meşrutiyetle birlikte sanayide yerli atılımlar gerçekleştirilmek istenildiyse de, oldukça sınırlı girişimleri Osmanlı ülkesindeki gayrimüslimler yaptılar. Yapılan yatırımların çoğu Avrupa Sanayisini besleyecek hammaddelerin limanlara sevkiyatını kolaylaştıracak altyapı hamlelerinden ibaret kaldı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

71 Tarım Bu dönemde tarım üretimini arttırmak, ürünleri çeşitlendirmek, dış talebi olan ürünlerin üretimini teşvik etmek, tarımı modernleştirmek için Ziraat ve Sanayi Meclisi, Ziraat Meclisi ve Nafıa Hazinesi kuruldu yılında çıkarılan Arazi Kanunnamesi ile toprak mülkiyeti pekiştirildi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

72 Gerekli yolların yapılması ve nehirlerin ulaşıma elverişli hale gelmesi, kredi dağıtılması, vergi yükünün hafifletilerek bölgeler ve kişiler arasında dağıtımın adilleştirilmesi için programlar hazırlandı. Üretim alanları genişletilmeye, ticari değeri yüksek ürün üretilmeye çalışıldı. Modernleşmeye yönelik tedbirler uygulanarak geçici gümrük muafiyetleri ve vergi indirimleri sağlandı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

73 Uygulanan bu tarım politikası sonucu, ucuz Osmanlı ürünlerine Avrupa’dan gelen talep tarımda genişlemeye yol açmıştır. Tarım, Avrupa’nın hammadde ihtiyacını karşılamaya dönük hale gelmiştir. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

74 Yabancı Yatırımlar 19. Yüzyılda Osmanlı Devletinde yabancı sermaye yatırımları artış gösterdi. Yabancı yatırımlar daha çok demiryolları, limanlar, fenerler, su, havagazı, tramvay, elektrik hizmetleri ve madenler gibi Avrupa Sanayicisi ve Tüccarının çıkarlarına yönelik alanlarda yoğunlaştı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

75 Ulaşımda, İstanbul başta olmak üzere, İzmir, Selanik, Şam ve Beyrut gibi şehirlerde toplu taşıma sistemi kuruldu. İlk Osmanlı Anonim Şirketleri de faaliyete geçmeye başladı. 1843’te Fevaid-i Osmaniye Vapur Kumpanyası, 1851’de Şirket-i Hayriye 1851’de Şirket-i Hayriye kuruldu. Tuna ve Bağdat Valiliklerince de nehir ulaşımına yönelik atılımlar yapıldı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

76 1872’de İstanbul Tramvay Şirketi kurularak İstanbul’da Atlı Tramvaylar ile raylı ulaşım için ilk adımlar atıldı. Demiryolları ise 1860’dan itibaren hizmete girmeye başladı. Teknolojik ve parasal yetersizlik nedeniyle bu yollar Avrupalı devletler tarafından inşa edildi. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

77 Kilometre Garantisi adı altında Avrupalı Devletlere ek ödeme yapma garantisi verilmişti. Bu garanti demiryolu geçen vilayetlerin Aşar vergisi gelirleri idi. Bu gelirleri Avrupalı şirketlerin bizzat kendileri halktan topladılar. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

78

79 Osmanlı Devleti demiryollarından merkezi otoritenin artması, üretilen tarım ürünlerinin limanlara kolayca ulaştırılması ve asker sevkiyatının kolaylaşması gibi yararlar beklerlerken, Avrupalı devletler bu işe Osmanlı coğrafyasını daha kolayca sömürme fırsatı olarak baktılar. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

80 Demiryolu güzergahları üzerindeki taş ve maden ocakları bedelsiz olarak İngiliz, Fransız, Belçika, Avusturya ve Alman şirketlere devrediliyor. Avrupalılar, dolambaçlı güzergahlar çizerek daha fazla yerüstü ve yer altı kaynaklarımızı sömürüyorlardı. Ayrıca bu yatırım yabancılara nüfuz bölgesi kurma imkanını da veriyordu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

81 Para ve Bankacılık 19. Yüzyılda, ticaret hacminin artmasıyla, reformları finanse etmek için harekete geçildi. Bütçe açıklarını kapatıp, para ihtiyacını karşılamak için 1840’da bastırılan ilk kağıt paramız: “Kaime” 1863 senesine kadar kullanıldı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

82 Devletin iç borç aldığı Galata Bankerlerine banka kurma izni verilmesiyle 1847’de Bank-ı Dersaadet kuruldu. Ancak bu banka Kırım Savaşı öncesi iflas etti. 1888’de ise, köylüye kredi vermeyi amaçlayan Memleket Sandıkları geliştirilerek, Ziraat Bankası kuruldu. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

83 İç ve Dış Borçlar 1838 yılında İngiltere ile yapılan anlaşma ile Osmanlı Devleti, bağımsız dış ticaret politikası izleyebilme imkânını kaybetti. Ekonomik alanda bankacılık faaliyetleri de başladı. Bütçeler daha ciddi yapıldı ise de büyük açıklar verdi. Bu açıkları kapatmak için devlet iç ve dış borçlanma yoluna saptı. 4- OSMANLI EKONOMİSİ

84 İlk defa 1854'de borç para alındı. Aslında daha 1850 yıllarında iç kaynaklar tükenme noktasına geldi. Devlet aldığı dış borçların taksitlerini bile ödeyemedi. Bunun üzerine 1881 yılında Düyûn-ı Umumiye idaresi adıyla bir komisyon kuruldu. Bu komisyon, Osmanlı ekonomisini tamamen kontrol altına aldı. Bu ekonomik çöküş, devletin yıkılışına kadar sürdü. 4- OSMANLI EKONOMİSİ


"Osmanlı Devletinin kurumlarının oluşmasında özellikle geçmişteki Türk-İslam Devletlerinin büyük bir önemi vardır. Osmanlı Devleti tımar, lonca, ihtisap." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları