Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DÜŞÜNCEYİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK YASİN AYTEKİN. Gizemi Uyandırmak.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DÜŞÜNCEYİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK YASİN AYTEKİN. Gizemi Uyandırmak."— Sunum transkripti:

1 DÜŞÜNCEYİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK YASİN AYTEKİN

2 Gizemi Uyandırmak

3 Modern dünyada ne kadar zeki olursak olalım,görünenle görünmeyeni birbirinden ayıran örtünün arkasına asla geçemeyiz. Tabi kendimizi eksilen tarafından öne sürülen yola teşvik etmediği sürece;gizemlere,hayallere..sorular onları ilk ortaya atanların zihinlerini ne kadar meşgul ettiyse günümüzde hala o kadar merak uyandırırlar. Örneğin;Biz neyiz?Zeka nedir)Yaşamın amacı ne? Biz hala kendi kişisel dönüşümümüz için araçlar arıyoruz.Maddesel ihtiyaçlarımız karşılansa bile çoğumuz,kendimizi maddesel dünyaya sıkışık görüyoruz.Kendimizi çaresiz hissediyoruz.Yani yarınlara hazırlıyoruz.

4 DÜŞÜNCEYİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK  Boşluk/Olanaksız Yaşam/Ölüm İlkesi  Sözcük:Hiçbir şeyden bir şey  Bedendeki Akıl:Hareket Arzusu  Atalet:Gizemi Uyandırmak  Yaşam:Akıldaki Beden  Sonsuz Dölleme:Güç Bizle mi?  Benim zamanım Senin zamanın:Herşey Mümkün  Anlam ve Belirti:Yüce Birleşme  Yapı ve Güzellik

5 BOŞLUK:OLANAKSIZ YAŞAM/ÖLÜM İLKESİ

6 Burada anlatılan,her şeyin ayrılmaz bütünlüğü.. Yani cennetin dünyadan,aklın bedenden,iradenin kadercilikten,yaşamın ölümden ve içeride ve dışarıda ortaya koyduğumuz bir sınır çizgisinin,bir ulusun bir adanın bir bölgenin,her şey dahil bütün ikili kavramları,tüm zıtlıkların birbirinden ayrı oldukları düşüncesi başlıca gerçek değildir. Ancak,biz bu sırrı farkında olmadan içimize gömmeyi sürdürüyoruz.Her şeyi gördüğümüz gibi varsayıyoruz.Bu yalnızca insanlar için temel bir gerçek değil,aynı zamanda evrenin varoluşuna dair derinlerde yatan bir sırdır. Birinin temel özünden saklanması;Yaratanın kusursuz bir gerçeği,ve biz,bu gerçeğe inandığımız sürece işe yarar.eğer bir saniye hatta bir salise buna inanmaktan vazgeçer ve bilincimizin neyi durdurduğunu görmesine izin verirsek bizi kandıran hilenin ortaya çıktığını görürüz.

7 SÖZCÜK:HİÇBİR ŞEYDEN BİR ŞEY

8 “Bence evren,kodla,kozmik bir kodla yazılmış bir mesajdır.ve bilim adamının işi bu kodu çözümlemektir” Fizikçi Heinz PAGELS Bilgi bizim yetkisizliğimize bakmadan gerçekliğimizi değiştirir.Düşüncelerimizi ve sözlerimizi yönlendirir ve şekillendirir.Kelime haznemizi güçlendirir.Bilginin sırrı söz.Bu da araştırarak okuyarak olur. Şimdi düşünün bir sözcük bizi nasıl incitir.Aslında bu bir sır değildir.Objektif bir şekilde dışarıda yaşadığımız fiziksel dünyayı,fiziksel dünyayla ilişkili diğer gerçeklerin oluşturduğu büyük bir sistemin yalnızca bir parçasıdır.Fiziksel olmayan bir bilim insanının dünyalar konusunda bunları görmezden geleceğini düşünebiliriz.Ama bu yalnızca sopa ve taşların kemikleri kırabileceğine inanmak kadar ciddi bir hatadır. Hiç bir şey den bir şey çıkarmaktır..

9 BEDENDEKİ AKIL:HAREKET ARZUSU

10 Belki insanlar olarak bizim ilkel içgüdümüz dünyayı ayırmak,bir şeylerin arasına mesafe koymaktır.Toprağın,havanın ve suyun,nesnelerdeki temel ve ayrı unsunlar olduğu ilk olarak Yunan Simyagerler tarafından M.S. 450 yılında belirtildi.Onlar,dünyadaki herşeyin bu temel maddelerin farklı bileşimlerinden oluştuğunu söylemişler.Bu elementleri evrendeki doğal ortamlarına göndererek dönüştüler ya da bileşimlerinden ayırdılar. Örneğin;En hafif element olan ateş doğal olarak gökyüzüne ulaşır.Ateşten ağır ama sudan hafif olan hava;su ve topraktan yükseğe çıkar,ama yıldızlara ulaştığı tahmin edilen ateş kadar yükselemez.Su doğal yerine,havanın altına yükselir ama toprağın üzerinde yüzer.

11 Son maddesel element toprak ise materyal maddeler için temel oluşturur.Bu doğal bir yasadır. Canlılar doğal olarak yaşaya gelmek için bir şeyler kullandılar,ancak bu element neydi? Eski simyagerler bunu yaşamın birleşik özü;beşinci element dediler.Yeni simyagerler ise arzu ile teşvik edilen ruh diyorlar. Arzunun kuralları her şeyi kontrol ediyor ve arzuyla çalışmak için arzunun dört oluşumu olduğunu açıklamışlar.  Düşünme-zaman:Düşünürsek zaman oluruz  Hissetme-boşluk:Hissedersek boşluk oluruz.  Duygulanma-enerji:Duygulanırsak enerji oluruz.  Sezme-hareket:Sezersek hareket oluruz.

12 ATALET-GİZEMLİ DİRENİŞ

13 “Düşünüyorum o halde varım” yoksa varım o halde düşünüyorum mu.. Ya da bizler düşünce ve varoluş olmadan bir evrenin var olmayacağını madde ve aklın birbirine bağlı olduğunu söyleyebiliriz.Aklın maddeyi etkilediğini biliyoruz.Bu parmağımızı her kaldırdığımızda olur.Aklımızın maddeye dokunduğunu hissederiz.Hepimiz kafamızda bir akıl olduğundan eminiz. Ancak şaşırtıcı olan aklın beyinde var olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıtı olmamasıdır.Bilimin nesnel kanıtlarla ilgilendiğini ve aklında nesnel bir varlık olduğunu düşünürsek bu pek mümkün değildir. Aklın varlığını kanıtlamak için şu soruyu sorduğumuzda biraz yaklaşırız:Madde aklı etkiler mi?

14 Aslında düşündüğümüz bir yumurta yere çarptığında maddenin maddeyi etkilediğini gözlemleriz.Ya da alkol ve ağrı kesicinin zihnimizi ve ağrıya dayanma gücümüzü etkilediğini görürüz.İşte bu maddenin aklı etkilediğine inanma eğilimini sağlar. Yaradılış Nedir? Ya da yaradılıştan önce yaratılmayan nedir? Bu soruları sormak bizi karşıt teze götürebilir.Yaratılış ne değildir? Bu bir işi yaratmaya çalıştığımızda karşımıza çıkan tipik bir engeldir.Yani bir şey oluştuğunda onun karşıtı da olur. Örneğin:Birkaç gün önce aklımıza gelen iyi bir fikri düşünün.Peki bu fikir aklınıza ilk geldiği anda,yeni bir fikrin işe yaramama olasılığını da düşündünüz mü? Yaradılış bir şeyi belirginleştirir,onu gölgelerden çıkarır,ayrım yapar,önceden görünmeyen bir şeyi gösterir.Ta ki buzun suya suyun buza dönüşüm teorisini anlayıncaya kadar.

15 YAŞAM:AKILDAKİ BEDEN

16 Ben bir bedenim.En azından kendim hakkında bir kimlik görüyorum.Yaşayan fiziksel bir obje olarak düşündüğümde öyle.. Ama aynı zamanda bana yalnızca bir bedenden ibaret olmadığımı söyleyen sezgilerim var.Ve ben kendimi görüp hissettiklerimin ötesinde derin bir yerde duygularımdan,düşünce,hislerimden ibaret olmadığını da biliyorum. Daha önce bölümlerde de dediğimiz gibi bilim insanının standart modeline inanırsak biz sadece bir deneyimiz. Bizler büyük şeylerin küçük şeylerden meydana geldiğini sanırdık.Felsefeci Newton’un yüzlerce yıl önce dikkatli bir biçimde işlediği(yer-zaman)mekanik evren bahçesinde çapalanmış yolları,sulama kanallarını takip ederek,gelişi güzel hareket ettiğini açıklamış. Yine yunan filozoflar dan Democnitus’un bir felsefesi; “Yaşayan sistemlerin daha basit moleküllerin izlediği ölü mekanik yollarla yapılan kalıplardan oluştuğu”nu öne sürmüş.

17 SONSUZ DÖLLENME:GÜÇ BİZLEMİ?

18 “Yaşam neydi?Kimse bilmiyordu Belki yaşam formuna girdiği anda,kendinden haberdardı; Ama ne olduğunu bilmiyordu” FİZİKÇİ Thomas MAN Kader gücü görünmez bir yaratanın aralıksız döngüsü bizi ayakta tutuyor.Öyleyse hiçbir irademizin ya da karar verme yeteneğimizin olmadığına inanabiliriz. Ama bu doğru mu?Bizler okyanusla suyun varlığından bihaber yaşayan balıklar gibi tamamen soyut bir güce sahip olan robotların daha gelişmişi değil miyiz?Belki doğru gibi görünen tercihleri seçersek direnç hissetmeyiz.Zamanın içerisinde körü körüne ilerleriz.Ancak yanlış tercihleri seçersek sonunda acı çekeriz.Yani okyanusta bir balığı ya da rüzgarı,farklı diyarlara uçuran bir güç ile itilip duruyoruz. Fizikçi Hoyle ya göre bilimin hiçbir kanıtı yok,devamlı üretmek tek yanıt.İte süre gelen başarı nesillerin kamçılanışı gibi çılgınlığa ve cinsel dürtülere,isterse endüstrinin öğütme ağının esası gibi.

19 Bu gün,insanların Darwin biyolojik evrim teorisinin her türlü varlığın hayatta kalmasına ya da soyunun tükenmesinin garanti altına alındığına ve açıkladığına ve doğal seçimin ya da tahribatı garantilediğine inanıyorlar. Doğal seçim teorisi,yaratıkların bir tür içinde çeşitli karakterist özelliklere sahip olduklarına çoğunun iyi bir kısmının da muhtemelen nötr ya da kötü olduğunu varsayıyor.Çevrelerine uyumlu özelliklere sahip yaratıklar hayatta kalırken çevreye uyum sağlamayan özelliklere sahip türlerin soyu tükeniyor.Böylece güçlü olan hayatta kalır fikri çıkıyor. Darwin den 30 yıl sonra 1830 yılında bilim insanları Darwin teorisindeki fikirleri zaten biliyorlardı ama o dönemde bu fikrin popüler değildi.Çünkü o dönemde toplumun onlara ihtiyacı olmamıştı.Endüstriyel çağla beraber Darwin teorisi faydalı ve dolayısıyla popüler olmaya başladı.Kurumlar hayatta kalmak için ürünlerini geliştirmeleri gerektiğine inanıyorlar.

20 BENİM ZAMANIM SENİN ZAMANIN:HERŞEY MÜMKÜN

21 Einstein’in izafiyet teorisine göre madde yer ve zamandan bağımsız olamaz.Eğer üçünden biri (madde-yer-zaman) varsa,diğer ikisi de vardır.Yer maddenin var olması,madde zamanın var olması ve zaman yerin var olması için gereklidir.Üçü birbirine bağlıdır. Gözlem zaman gerektirir.Aslında,gözlem zamanın doğasında önemli bir rol oynar.Gözlem ya da gözlemci olmadan zamanın var olmayacağını söyleyebiliriz lerin popüler düşüncesi “kendi gerçeğini yaratmak” Yeni çağ ofarizması olarak doğada yer alıyor.Fizikçiler O zamana kadar Kuantum fiziğinin gerçek olaylar için olasılıkları tahmin ettiğini farketmişti.Öyleyse gerçek olayları ne belirliyordu? Örneğin;bir bozuk parayı havaya fırlatıp avucunuza düştüğü anda diğer elinizle kapadığınız bazı sorular oluşur.

22 Birinci olay için yani ikinci olay için tura olasılığı sizin parayı izleyen gözlemcilerin aklındadır.Elinizi açtığınızda bu iki olaydan biri ortaya çıkar.Bu bilinmeyeni ortaya çıkarma eylemi yer ve zamanda gerçekleşir.ancak Kuantum fiziği böyle işlemiyor.1.olay;dönen paralel ve 2.olay;dönen anti paralel olur.Yani manyetik alanın yönüne bağlı olarak elektronun döngü ekseni yönündeki iki muhtemel gözlemdir.

23 ANLAM VE BELİRTİ:YÜCE BİRLEŞME

24 Fizikçiler genelde olup biteni “mantık” çerçevesinde açıklamayı severler.Öyle ise düşünenin gerçeğe dönüşmesinde patlama fikrini önlemek için bir fizikçi Kuantum fiziğinin paralel evreler ya da sayısız dünya teorisini icat etti.Buna göre gözlemci bir olayın oluşmasında sebep olamaz.Bunun yerine gözlemci gözlemlediği nesne ile etkileşime girer ve eğer nesne pek çok olası sonuca sahipse gözlemci de kendini farklı bir paralel dünya da her bir sonucu gözlemlerken bulur. Einstein’in bir keresinde bu paralel evrenin teorisini üreten Princeton üniversitesi fizikçisi Hugh Everet ‘e göre bir farenin yalnızca gözlemleme yoluyla dünyayı nasıl değiştirebildiğini hayal edemediğini söylemişti.

25 Hugh Everet ise fare ile değişenin evren olmadığını,evren ile değişenin fare olduğunu söylemişti.Geçmişe tek bir yol izlemek yerine fare paralel evrenlerde pek çok yol izliyor.Fare ile ilerleyip peynir ararken her yok yeni ve kıyaslanabilir bir geçmişe bölünüyor.Farenin gittiği gibi bizde ilerliyoruz.

26 YAPI VE GÜZELLİK:YÜCE BİRLİK VE RUH

27 Bu son bölüm yüce benlik ve ruh kavramlarını ele alan bir konu. Ömür bir yolculuktur.Yuvarlak bir seyahattir.Başladığımız nokta da sonlandırır.İnsan ruhunun doğasının farkındalığı olmadan bu yolculuk korkutucu görünebilir.Ancak doğanın farkındalığı ile bu seyahat gözlemlerimizde can kazanır ve güzelleşir.Bu gözlem yalnızca gözlemlerimizde gördüğümüz ışığı kullanarak dışarıda değil,akıl gözümüzle görebildiğimiz ışığı kullanarak içimizde oluşur. Örneğin;ruh,madde,benlik,öz ve bilinç kavramları iki fiziksel obje hayal ederek tanımlanabilir.biri kemanda görebileceğimiz titreşen bir tel diğeri gerçek dünyanın görüntülerini yansıtan bir ayna,ruh telin titreşimlerine benzerdir.Telin sonsuz uzunlukta olduğunu ve ısı hava ya da yalnızca boşluğun dalgalanmasıyla titrediğini düşünebiliriz.

28 Onun titreşimi ruhun hareketlerini temsil eder. Sıradan madde atalete sahip olur.İteriz,çekeriz o direnir.İtip çektiğimizde kendi üzerimizde bir başka hissederiz.Newton buna etki ve tepki demiş.Işıkta madde üzerinde itici ve çekici bir güç yaratabilir.Ancak ışık partikülleri eylemsiz bir güce sahip değildir.Objeleri iten ya da çeken ışığı görebiliriz.(bir lazerin bir demir parçasını kesmesi ya da hasarlı retinayı iyileştirmesi gibi)Ancak objelerin ışığı itip çektiğini göremeyiz.Fizikte buna itilebilme ve çekilebilme yetkisi eksikliğine ışığın her hangi bir duran kütleye yoksunluğu diyor. Duran kütle,eylemsiz kütle demenin bir başka yoludur.Bir obje bir noktada durup kendi işine baktığı anda bile varlığını sürdürür.Işığın eylemsiz olma gibi bir şeyle ilgisi bile olamaz.O her zaman hareket halindedir.

29 Bir düşünceyi gerçeğe dönüştürmek her zaman kolay değildir.Dilerim bu okuduklarımız hayallerimizi gerçeğe dönüştürmemize yardımcı olur. SAYGILARIMLA,


"DÜŞÜNCEYİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK YASİN AYTEKİN. Gizemi Uyandırmak." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları