Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SEMİNERİMİZE HOŞ GELDİNİZ (6 Saat). Bu SEMİNERDE vaazlarda hadis seçimi ve kullanımına ilişkin esaslar ile bir konu ile ilgili hadislerin hangi kaynaklardan.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SEMİNERİMİZE HOŞ GELDİNİZ (6 Saat). Bu SEMİNERDE vaazlarda hadis seçimi ve kullanımına ilişkin esaslar ile bir konu ile ilgili hadislerin hangi kaynaklardan."— Sunum transkripti:

1 SEMİNERİMİZE HOŞ GELDİNİZ (6 Saat)

2 Bu SEMİNERDE vaazlarda hadis seçimi ve kullanımına ilişkin esaslar ile bir konu ile ilgili hadislerin hangi kaynaklardan bulunabileceği açıklanacaktır.

3  1. Vaazlarda hadis seçiminde ilkeler  2. Muteber hadis kaynaklarını seçme ve kullanma

4  MÜTEVATİR VE SAHİH hadis kullanmak hadis ilminde temel ilkedir.

5

6  1. Hz. Muhammed’in Beşerî Yönü  2. Hz. Muhammed’in Peygamberlik Yönü  3. Hz. Muhammed’in Tebliğ ve Tebyin Görevi  4. Hz. Muhammed’e İtaat

7  1. Hz. Muhammed’in Beşerî Yönü  قُلْ مَا كُنْتُ بِدْعًا مِنَ الرُّسُلِ وَمَا اَدْرى مَا يُفْعَلُ بى وَلَا بِكُمْ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰى اِلَیَّ وَمَا اَنَا اِلَّا نَذيرٌ مُبينٌ (Ahkâf 46/9)  “De ki: ‘Ben (Allah’ın) elçilerin(in) ilki değilim ve (onların tümü gibi) ben de bana ve size ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyuyorum çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım.” (Ahkâf 46/9)

8  1. Hz. Muhammed’in Beşerî Yönü  Furkân 25/7–11 ve İsrâ 17/90–93  Peygamberler neden meleklerden değil de insanlardan seçilmiştir?  İsrâ 17/94-95 ve En’âm 6/8-9  Mü’minûn 23/24

9  Hâlbuki ilahî buyrukların hayata geçirilmesi için peygamberlerin örnek alınması bir zarurettir. Bir meleği örnek almak ise mümkün değildir.

10  Hz. Ömer (r.a.)’ den nakledilen bir hadiste Resulullah(s.a.v.)ın şöyle dediği rivayet edilir: “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi hakkımda aşırı övgülerde bulunmayın. Şurası muhakkak ki ben bir kulum. Benim için, ‘Allah’ın kulu ve elçisi.’deyin.” (Buharî, Enbiya, 48)

11  “Ben Abdullah oğlu Muhammedim. Allah’ın kulu ve peygamberiyim. Beni Allah’ın bana verdiği mevkinin üstüne çıkarmanız hoşuma gitmiyor.” buyurduğu rivayet edilmiştir.(Buharî, et-Târîhu’s-Sağîr,C 1, s. 11.)

12  “De ki: Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır.’demiyorum. Ben gaybı da bilmem.Size ‘Ben bir meleğim de demiyorum.’ Ben sadece,bana gönderilen vahye uyuyorum…”(En’âm 6/50)

13  Peygamberleri diğer insanlardan ayıran en temel özellik onların vahiy almalarıdır.  “Muhammed, Allah’ın Resulüdür…” (Fetih 47/29)  “…Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder…” (İbrahim 14/11)  “(Peygamber), bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.” (Hâkka 44-45)

14  TARTIŞALIM  Ayetlere göre Hz.Peygamberi diğer insanlardan ayıran en belirgin özellik nedir?  Hz. Muhammed’in vahiy alan bir insan olmasıyla örnekliği arasında nasıl bir ilişki vardır?  “…O, Allah’ın elçisi ve bütün peygamberlerin sonuncusudur… “(Ahzâb 33/40)

15  “Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız.”(A’râf 7/6)  “De ki: Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?’ De ki:Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz? De ki: Ben şahitlik etmem. De ki: O, ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” (En’âm 6/19)

16  Tebliğ; sözlükte “taşımak, götürmek, ulaştırmak” anlamlarına gelir.  “…Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” (Nûr 25/54)  “Ey Peygamber! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et.Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni (inanmayan) insanlardan koruyacaktır. Allah, hakikati inkâr eden insanları doğru yola iletmez.” (Mâide 5/67)

17  “…Sana düşen ancak mesajı tebliğ etmek, duyurmaktır; hesabı görmek ise bize aittir.” (Ra’d 13/40)  Tebliğ ve güvenilirlik ilişkisinin vahyin insanlara iletilmesi açısından önemini tartışınız.  “Size Rabb’imin buyruklarını tebliğ ediyorum. Ben sizin iyiliğinize çalışan, sizi uyaran güveneceğiniz bir insanım.” (A’râf 7/68)

18  Aşağıdaki ayetleri Hz. Peygamberin tebliğ metodu açısından değerlendiriniz.  “O hâlde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde zor (ve baskı) kullanacak biri değilsin.”(Gâşiye 21-22)  “Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin.O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. ”(Kâf 46/45)  “Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen,  sadece tebliğdir…” (Şûrâ 42/48)

19  Peygamberlerin görevlerinden biri de “tebyin”dir. Tebyin; beyan etmek, açıklamak, izah etmek ve gerçeği ortaya koymak demektir. Bütün peygamberler, söz ve davranışlarıyla bunu yerine getirmişlerdir.  “(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.” Nahl 16/44)

20  “Hz. Peygamberin hayatı, Kur’an’ın yaşanmış hâlidir.” sözünü değerlendiriniz.  “İşte, o peygamberler, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O(Kur’an), bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.” (En’âm 6/90)

21  Peygamberlerin görevlerinden biri de “teşri”dir. Teşri; kanun ve hüküm koymak anlamına gelir. Peygamberler, yaşadıkları toplumda ortaya çıkan sorunlara çözümler getirmişlerdir. Onların tebliğ ve tebyin görevlerinin yanı sıra teşri sorumluluklarıda vardır.  “…O (Peygamber); onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlarkurtuluşa erenlerdir.” A’raf 7/157)

22  “Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve elçisine çağrıldıkları zaman mümin olanların sözü, ‘İşittik ve itaat ettik.’ demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse ve Allah’tan korkup ondan sakınırsa işte ‘kurtuluşa ve mutluluğa’ erenler bunlardır.” (Nûr 24/51-52)

23  Allah’a itaat, emir ve yasaklarına uymakla olur. Kur’an’da, “Kim peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur…”(Nisâ 4/80) buyrulmuştur.  Hz. Peygamberden sonraki dönemlerde itaat, onunla gelen vahyi dikkate alıp önemsemektir.Onun aracılığı ile gelen Kur’anî ilkelere onun yaptığı gibi saygı duymak, inanmak ve onları canlı tutmaktır. Ayrıca onun sünnet olarak isimlendirilen uygulamalarını örnek almak ve yaşatmak da ona itaatin gereğidir.

24  “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. De ki:Allah’a ve Peygambere itaat edin...” (Âl-i İmrân 3/31- 32)  “…Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse onu altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.”(Nisa 4/13)

25  “Kendisine hidayet (doğru yol) bahşedildikten sonra Peygamber ile bağını koparan ve müminlerin yolundan başka bir yola sapana gelince, onu kendi tercih ettiği yolda bırakacak ve ona cehennemi tattıracağız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası!” (Nisâ 4/115)

26  “Hz. Peygambere itaat niçin gereklidir?”  1………………  2………………  3………………

27  “Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. Hayır! Rabb’ine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.”(Nisa 4/64-65)

28  “Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” (Ahzâb 33/36)

29

30  1. Hadis İlminin Konusu ve Önemi  2. Hadis İlminin Temel İslam Bilimleri ile İlişkisi  3. Hadis İlminin Temel Kavramları  3.1. Hadis  3.2. Sünnet  3.3. Eser

31  3.4. Haber  3.5. Râvi  3.6. Rivayet-Mervi  3.7. Sened-İsnad  3.8. Metin  3.9. Tarîk-Tabaka  Cerh ve Ta’dil

32  Hadis ilmi, Hz. Peygamberle ilgili rivayetleri senet ve metin yönüyle inceleyen, hadisleri değişik biçimleriyle değerlendiren ve bu değerlendirmenin usul ve kaidelerini belirleyen ilim dalıdır. Hadis ilminin amacı bize, Hz. Peygamberin söz, fiil, hâl ve vasıflarını bildirmektedir. Bu özelliği ile “İlmü’r- Rivâye”, “İlmü’l-Ahbâr” ve “İlmü’l-Âsâr” gibi isimlerle de anılmaktadır. Hadis ilmi, “Rivayetü’l- Hadis” ve “Dirayetü’l-Hadis” olmak üzere iki alt disiplinden oluşmaktadır.

33  Rivayetü’l-Hadis ilmi, Hz. Peygamberin söz, fiil ve takrirleriyle ilgili rivayetlerin belirlenmesini ve sonraki nesillere aktarılmasını konu edinir. Bu rivayetler; câmi, sünen, müsned ve mu’cem gibi hadis kitap türleri içerisinde toplanmışlardır. Dirayetü’l-Hadis ilmi ise hadisin sened ve metninin incelenmesi ile ilgili kuralları tespit eder ve hadisin gerçekten Hz. Peygambere ait olup olmadığının ölçülerini belirler. Hadis usulü olarak da bilinen bu ilim dalının amacı, rivayetin şartları ve çeşitlerini, râvilerin taşıması gereken özellikleri belirlemek ve hadis metinlerini incelemektir.

34  Hz. Peygamber yaşayan Kur’an’dır. Hadis ilmi, Hz. Peygamberi tanıtmakla, aslında Kur’an’ı tanıtmış olmaktadır. Çünkü Hz. Muhammed’in hayatı Kur’an’ın uygulanmasından ibarettir. Bu durumda hadis ilmi Kur’an’ın ilk ve en güvenilir tefsirini bize aktarma görevini de üstlenmiştir. “Gerçek şu ki Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve onu her daim anan kimseler için Allah’ın elçisi güzel bir örnektir.” (Ahzâb 33/21)

35  Temel İslam Bilimlerinin her biri Kur’an’ın ve hadislerin doğru bir şekilde anlaşılmasının üzerinde durur. Örneğin; fıkıh ilmi, Kur’an’ın uygulama ile ilgili ayetlerini, kelam ilmi ise itikadî konularla ilgili ayetlerini incelemektedir. Bu ilim dalları ayetleri incelerken öncelikle Hz.Peygamberin açıklama ve uygulamalarına başvururlar.Özetle hadis ilminin doğrudan ya da dolaylı etkilemediği hiçbir İslam bilim dalı yoktur.

36  Fıkıh: Kur’an-ı Kerim’de ibadet, muamelat gibi konuları içeren ayetlerin yorumlanmasında fıkıh ilminin en güvenilir kaynağı hadislerdir.  Tefsir  İslam Tarihi ve Siyer  Kelam  Dil Bilimleri

37  “Hadis kavramları ilmi” (İlm-i Mustalahi’l-Hadis) adı altında hadis usulünün bir alt kolu olarak incelenmektedir.  3.1. Hadis: “Hadis” ( حديث )kelimesi sözlükte,“yeni olan”, “sonradan meydana gelen”,“söz” ve “haber” anlamlarında kullanılır. “Hadis” kelimesi başlangıçta, “Hz.Peygamberin sözü” anlamında kullanılmıştır. hadis bir ilim dalı hâline geldikten sonra bu kavram; “Hz. Peygamberin sözleri, fiilleri ve takrirleri” olarak tarif edilmiştir.

38  3.2. Sünnet: “Sünnet” sözlükte “yol, gidişat, hâl, tavır, yaşam biçimi, çığır, kanun” gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Sünnet kelimesinin çoğulu “sünen”dir. Sünnet kelimesi İslam öncesi Cahiliyye Döneminde; “ataların yolu, örf ve âdetleri, örnek uygulamaları” anlamında kullanılmaktaydı.  Sünnet, Kur’an’da; “yaşam tarzı, Allah’ın âdeti, değişmeyen kanunu, yasası” anlamlarında da kullanılır.

39  “Sünnet” kavramı başlangıçta yalnızca “Hz. Peygambere ait olan uygulamaları”; “hadis” ise “Hz. Peygamberin sözlerini” ifade etmek için kullanılıyordu. Bu anlamda “sünnet”e Hz. Peygamberin yaşam biçimi diyebiliriz. Hadis ise uygulamayla ilgili olsun ya da olmasın Hz. Peygamberle ilgili aktarılan rivayetleri kapsamaktaydı.  “Hz. Peygamberden aktarılan söz, davranış ve takrirlerin tümü” sünnet veya hadis olarak isimlendirildi.

40  “Sünnet”; Hz. Peygamberin sözlerinden oluşan “Kavlî / sözlü sünnet”, Hz. Peygamberin davranışlarından oluşan “fiilî sünnet” ve Hz. Peygamberin karşılaştığı olaylar karşısında susarak takındığı tavrı ifade eden “takrirî sünnet” olmak üzere üç bölümden oluşur.

41  3.3. Eser:“Eser” kelimesi sözlükte, “meydana getirilen şey, alamet, iz ve belirti” anlamlarında kullanılmıştır. Hadis ilmine ait bir terim olarak “eser”, “hadis” ile eş anlamlıdır. İmam Nevevî’nin; “Haber ister merfû, ister mevkûf, ister maktû’ olsun hadisçiler nazarında hepsi de eserdir.”

42  3.4. Haber: Haber sözlükte; “bir konuyu duyurmak, hakkında bilgi aktarmak” demektir. Çoğulu “ahbar” olarak kullanılır. “Hadis” terimiyle eş anlamlı olan kullanımı yaygındır. Bu şekli ile Hz. Peygamberin hadislerine “haber” denmiştir;“mütevâtir haber” ve “âhâd haber” olarak ikiye ayrılmaktadır.  “Haber” ve “eser” kavramlarını daha çok sahabe ve tabiin sözleri için; “hadis” kavramını ise Hz. Peygamberin sözleri için kullananlar da olmuştur.

43  3.5. Râvi: Sözlükte, bir haberi anlatan, nakleden kimseye râvi denir. Çoğulu “ruvât”tır. Bir hadis terimi olarak “râvi”, “hadisi senedi ile usulüne uygun olarak nakleden kimse” demektir. Kendisinden hadis rivayet edilen, râvinin hadis aldığı hocasına ise “şeyh” denir. râvide “akıl, zabt, adalet” ve“Müslüman” olma şartı aranır.  Akıl, râvinin temyiz kudretine sahip olması; zabt, râvinin hadisi duyma, anlama, ezberleme ve unutmadan koruyabilme özelliklerini taşıması; adalet ise, ilahî emir ve yasaklara uyan, hak, hukuk gözeten bir kişi olması demektir.

44  Rivayet-Mervi: “Rivayet” sözlükte, “bir haberi nakletmek, su taşımak” gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Bir hadis terimi olarak “rivayet”; “Hz. Peygambere ait söz, fiil ve takrirleri nakletme, aktarmak” demektir. Aktarılan habere ise “mervî” denir. “Rivayetü’l-Hadis” ifadesi ise hadislerin çeşitli yollarla aktarılması anlamında kullanılır. Rivayet; sünnet, hadis, eser, haber gibi birbirine yakın ve hatta eş anlamlı kelimelerin hepsini ifade edebilecek bir kavramdır. “Kâle Rasulullah fîmâ kâl ev kemâ kâl”  قال رسولُ اللهِ فيماَ قَالَ أَو كما قَال ))gibi ifadeler kullanılmaktadır.

45  3.7. Sened-İsnad: Sened sözlükte; “dayanılan, güvenilen şey, belge” anlamlarında kullanılır. Bir hadis terimi olarak “sened”, hadisi nakleden râvilerin isim zinciridir. Senette yer alan râviler zinciri ile sözü Resulullaha kadar dayandırmaya “isnad” denir. Abdullah b. Mübarek (öl.181 H)’in dediği gibi “İsnad dindendir.”  İsnad senedin uzunluğuna göre “âli isnad” ve “nâzil isnad” olarak ikiye ayrılmıştır.

46  Hadisin senedinde kopukluk olmadan mümkün olduğunca az râviyle Hz. Peygambere ulaşmasına “âli isnad”; daha çok râvi ile ulaşmasına ise “nâzil isnâd” denir. ‘‘Âli isnad” “nâzil isnad”a tercih edilir.

47  3.8. Metin: “Metin” hadiste, râviler zincirinden sonra gelen, Hz. Peygamberin sözünün yer aldığı kısımdır. Aslında hadis metinden ibarettir. Sened yalnızca o metnin Hz. Peygambere ait olup olmadığını belirlememize yardımcı olur.

48  3.9. Tarîk-Tabaka: “Tarîk” sözlükte; yol anlamındadır. Bir hadis terimi olarak seneddeki râvilerin isimlerinin sırayla zikredildiği kısma “tarîk” denir. Bu anlamda “sened” ve “isnad” kavramlarıyla eş anlamlıdır. “tarîk” bazen ana senedin farklı kollarını ya da bir râviden sonraki ayrışan kollarını ifade etmek için de kullanılır. Hadis kitaplarında yer alan “Bu hadis bu tarîkten hasendir.” gibi ifadelerle kast edilen budur. Bu anlamda kullanılan bir diğer terim ise “vecih”tir.

49  “Tabaka” ise aynı dönemde yaşamış, birbirine yaşça yakın olan râvilerin oluşturduğu gruplara denir. Örneğin, “sahabe tabakası”, “tabiin tabakası”, “etbâu’t-tâbiin tabakası” gibi.  Cerh ve Ta’dîl: Sözlükte “cerh”, “yaralamak, kınamak” gibi anlamlarda kullanılır. Bir hadis terimi olarak “cerh”; bir râvinin adalet ve zabt yönünden eksik olduğunun, bu nedenle de rivayetlerinin kabul edilemeyeceğinin belirlenmesidir. Cerh edilmiş râviye “mecruh” denir.

50  “Ta’dîl” ise sözlükte, “doğrultmak, düzeltmek, bir kimsenin suçsuzluğunu açıklamak, adaletini bildirmek” gibi anlamalara gelir. Bir hadis terimi olarak ise râvinin adalet ve zabt sıfatlarını taşıdığını, rivayetlerinin güvenilir olduğunu belirlemektir. Ta’dîl edilmiş râvi, sika (güvenilir), sebt (sağlam) ve hüccet (delil) gibi olumlu vasıflarla anılır. Râvileri bu yönleriyle araştırıp tetkik eden ilme “cerh ve ta’dil ilmi” denir.

51  Cerh ve ta’dîl ilminde bir râvinin güvenilmez olduğunu gösteren on kusura “Metâin-i Aşere” (on suçlama noktası) denir. Bu kusurlardan birine veya birkaçına sahip olan râvinin rivayetleri kabul edilmez. Bu on kusurun beşi râvinin adaleti beşi de zaptıyla ilgilidir.  Râvinin adaleti ile ilgili olan tenkit noktaları şunlardır: râvinin hadis rivayetindeki yalancılığı, râvinin günlük yaşamında yalancılıkla itham edilmesi, râvinin İslam’ın emir ve yasaklarına uyma konusundaki gevşekliği, râvinin yeterince tanınmaması, râvinin bidat ehlinden olması.

52  Râvinin zabtı ile ilgili olan tenkit noktaları ise şunlardır: râvinin rivayetlerinde çok yanlış yapması, râvinin dikkat etmesi gereken yerlerde gaflet göstermesi, râvinin hadisin sened ve metninde doğru sanarak hata yapması, râvinin sika (güvenilir) râvilerden birine muhalif olarak rivayette bulunması, râvinin hafızasının zayıf olması.

53

54  HADİS TARİHİ

55  1. Hz. Muhammed Devrinde Hadis  2. Sahabe Döneminde Hadis  3. Tabiîn Döneminde Hadis  4. Hadislerin Tedvini ve Tasnifi  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri

56  4.2. Temel Hadis Kaynaklarının Tasnifi  5. Hadis Usulünün Oluşum Dönemi  6. Hadiste Şerh ve Yorum Dönemi  7. Kütüb-i Sitte Müellifleri  8. Türkçeye Çevrilen Temel Hadis Kaynakları

57  Veda Hutbesi'nde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Burada bulunanlar, buraya gelmeyenlere de duyursun. Olur ya burada bulunan, tebliğ ettiğini kendisinden daha iyi anlayıp kavrayacak birisine nakleder.”(Buharî,Hac,133)  a. Medine Vesikası:  b. Dine Davet Mektupları:  c. Çeşitli Siyasi Vesikalar:  d. Dinî ve Hukuki Bildirimler:  e. Dinî Gruplarla Mektuplaşma:

58

59

60  SON SAHABİ: EBÜ’T-TUFEYL (öl. 100/719) Uhut Savaşı’nın yapıldığı (H 3/M 625) yılında doğdu. Resul-i Ekrem’i Veda Haccı’nda Kâbe’yi tavaf ederken gördüğünü bizzat belirtmiştir. Hz. Ali’ye yakınlığı ve ona duyduğu sevgi ile bilinen Ebü’t- Tufeyl savaşlarda onun yanında yer almış, Hz.Ali’nin ölümünden sonra Mekke’de yaşamıştır. Ebü’t-Tufeyl Âmir el-Leysî hicri 100 yılında Mekke’de vefat etti.

61  Orijinal olarak günümüze kadar gelebilmiş en eski hadis mecmuası, Ebu Hureyre’nin kendisine yazdırdığı yüz otuz sekiz hadisi derleyen Hemmam b. Münebbih (öl.101/719)’in Sahife-i Sahiha’sıdır.  Sahabelerden yaklaşık elli tanesi hadisleri daha hz. Peygamber zamanında yazıyorlardı.  On binlerce sahabe arasından sadece bin üç yüz kadar sahabenin rivayetlerinin hadis kaynaklarında nakledildiği görülür.

62  Binden fazla rivayet eden sahabilere çok rivayet edenler anlamında müksirûn denilir.Müksirûndan kabul edilen sahabe, rivayet ettikleri hadis sayısına göre sırasıyla şu şekilde tespit edilmiştir: Ebu Hureyre, Abdullah b. Ömer, Enes b. Malik, Hz. Aişe, Abdullah b. Abbas, Cabir b. Abdullah, Ebu Said el-Hudrî.Beş yüzden fazla rivayeti olan sahabiler ise Abdullah b. Mesud, Abdullah b. Amr, Hz.Ömer ve Hz. Ali’dir.

63  Kaynaklarda hadis yazan sahabiler arasında Semüre b. Cündeb (öl. 59/678), Abdullah b. Abbas (öl. 68/688) Abdullah b. Ömer (öl. 73/692) ve Enes b. Malik (öl. 93/711) gibi sahabilerin adları da yer almaktadır.  Hz. Peygamberin Yemen’e vali tayin ettiği Amr b. Hazm (öl. 53/673), Peygamberimizin dinin emir ve yasakları, zekât, diyet ve ceza konularını içeren idari ve siyasi talimatlarını muhafaza etmiştir. Yine sahabeden Cabir b. Abdullah (öl. 78/697) Peygamberimizin hacla ilgili söz ve uygulamalarını derlemiştir.

64  Hicri I. yüzyılın ortalarından itibaren hadis uydurma girişimlerine karşı bir yandan isnad araştırması gündeme geldi.  Bir hadis öğrenmek, râviyi tanımak, hadisi Peygamberimize en yakın râvisinden öğrenmek ve varsa hadisle ilgili tereddütleri gidermek için yapılan bu ilim yolcukları (er-rıhle fi talebi'l-ilm) tabiîler döneminde oldukça yaygınlaşmıştır.

65  Tabiinin ileri gelenlerinden Hüşeym b. Beşir (öl.183/779) ilim yolculuğunu şöyle anlatır: “Ben Kûfe’de iken Basra’da bir hadis rivayet edildiğini işitsem, kalkıp hemen Basra’ya giderdim. Basra’da iken Kûfe’de bir hadis rivayet edildiğini işitsem hemen kalkıp oraya gider, hadisi kaynağından dinlerdim.” (Kûfe ile Basra arası yaklaşık 350 km'dir.)

66  Tabiîn, hadislerin biraraya getirilmesinde (tedvininde) etkin bir rol oynamışlardır.  Said b. el-Museyyib (öl. 94/713), Said b. Cübeyr (öl. 95/714), Şa’bî (öl. 104/722) gibi önde gelen tabiîler, hadisleri yazmışlar ve yazılarak yayılmasını teşvik etmişlerdir.  Tabiîn neslinin hadis ilmine en büyük katkıları ise hadislerin tedvin ve tasnifinde üstlendikleri roldür.

67  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri: Tedvinin kelime anlamı, derleme, bir araya toplayıp kitap hâline getirmektir. Hadislerin yazılarak korunması konusunda bir kanaat oluşunca hicri I. asrın sonlarında Emevî halife Ömer b. Abdülaziz valilere, tanınmış âlimlere, Medine halkına ve Medine valisi Ebu Bekir b. Hazm (öl. 120/738)’a hadislerin tedvini için bir emir göndermiştir.

68  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri:Ömer b. Abdulaziz ve İbn Şihab ez-Zührî dışında Said b. Cübeyr, Said b. el-Müseyyib ve Şube b. el-Haccac da tedvinde önemli katkıları olan hadis âlimleri arasında yer alırlar.  Hadislerin tedvininden sonra hadislerin tasnif aşaması başlamıştır. Tasnifin kelime anlamı, sınıflamak, sınıflara ayırmaktır.

69  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri: Hadislerin zabt ve tespitinde Hz. Aişe gibi kadın sahabilerin de büyük hizmeti olmuştur. Bu kadınlardan birisi tabiînden Amre bint Abdurrahman’dır. Amre, Hz.Aişe’nin terbiyesinde yetişmiş bir kadındır. Bundan dolayı Hz. Aişe’nin rivayetlerini en iyi bilenlerden birisi olarak Hz. Aişe’den ve birçok sahabeden hadis rivayet etmiştir. Onun bu rivayetleri başta kütüb-i sitte olmak üzere bütün hadis kitaplarında yer almaktadır

70  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri:Zührî gibi birçok âlim Hz. Aişe’nin hadislerini ondan sorup öğrenmişlerdir. Halife Ömer b. Abdülaziz, Medine Valisi İbn Hazm’a öncelikle Amre’nin rivayetlerini yazmasını emretmiştir. Amre, H 106’da 77 yaşında Medine’de vefat etmiştir.

71  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri:Mekke’de İbn Cüreyc (öl. 150/767), Basra’da Said b. Ebi Arube (öl. 156/773) ve Hammad b. Seleme (öl. 167/784), Kûfe’de Süfyan es-Sevrî (öl. 161/778), Horasan ve Merv’de Abdullah b. Mubarek (öl. 181/797), Rey’de Cerir b. Abdulhamid (öl. 188/804), Şam’da Velid b. Müslim (öl. 195/811) tasnif çalışmasını yapan ilk âlimler arasında sayılırlar.

72  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri:  HADİSLERİ TASNİF EDEN ESERLERİN YÖNTEMLERİ  Konu Bablarına Göre Tasnif (Ale’l-Ebvâb) 1. Cami:İnanç,ibadet,ahlak, adab,tefsir, tarih,yerlerin ve kişilerin fazileti gibikonularda rivayetleri içeren en kapsamlı hadis eserleri. 2. Musannef:Peygamberimiz, sahabe ve tabiînden gelen ahkâmla ilgili bütün rivayetleri fıkıh konularına göre sınıflandıran eserler.

73  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri:  3. Sünen:Ahkâma dair sadece Peygamberimizden gelen rivayetleri fıkıh konularına göre tertip eden eserler. Sünenler çoğunlukla temizlik konusuyla başlar, sonra sırasıyla ibadet, muamelat ve ukûbât konularına yer verirler.  Râvilerine Göre Tasnif (Ale’r-Rical):  1. Müsned: Hadisleri râvilerine göre sıralayan eserler. Sahabiler faziletlerine göre sıralanarak rivayet ettikleri hadisler isimlerinin altına yazılır.

74  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri  2. Mu’cem:Hadisleri râvi adlarına, râvilerin yaşadığı şehirlere, râvilerin kabilelerine ya da müellifin hocalarının isimlerine göre tertip edilmiş eserlerdir. Tasnif döneminden günümüze ulaşan en eski hadis mecmuası, Yemenli Ma'mer b. Raşid (öl.153/770)’in el ‑ Câmi’ isimli eseridir. Bu eserde; Peygamberimiz, sahabe ve tabiinden nakledilen bin altı yüz civarında rivayet, konularına göre düzenlenmiştir.

75  4.1. Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri: İlk hadis mecmualarından biri de Rebi’ b. Habib el-Basrî (öl. 170/787)’nin bin kadar rivayeti konularına göre düzenlediği el-Câmiu’s-Sahih adlı eseridir.  Maliki mezhebinin kurucusu İmam Malik (öl. 179/795)’in derlediği el-Muvatta adlı eseri de bu dönemde tasnif edilen eserlerdendir. İçinde Peygamberimiz, sahabe ve tabiînden nakledilen bin yedi yüz civarında rivayet bulunan bu eser, musannef türünün de ilk örneği sayılmaktadır.

76  4.2. Temel Hadis Kaynaklarının Tasnifi:  1. el-Câmiu’s-Sahîh: Muhammed b. İsmail el-Buharî (öl. 256/870)  2. el-Câmiu’s-Sahîh: Müslim b. Haccac el-Kuşeyrî (öl. 261/874)  3. es-Sünen: Ebu Davut, Süleyman b. Eş’as es-Sicistânî (öl. 275/888)  4. es-Sünen: Muhammed b. İsa et-Tirmizî (öl. 279/892)  5. es-Sünen: Ahmed b. Şuayb en-Nesâî (öl. 303/915)  6. es-Sünen: İbn Mace, Muhammed b. Yezid el-Kazvînî (öl. 273/886)

77  4.2. Temel Hadis Kaynaklarının Tasnifi:  Buharî ve Müslim’in el-Câmiu’s-Sahih adlı eserleri, sahih hadisleri toplamayı amaç edindiklerinden iki sahih kitap anlamında “Sahihayn” olarak adlandırılırlar ve bu sebeple de İslam dünyasında en çok tanınan hadis kitaplarıdır. Kütüb-i sittenin sünen türündeki diğer dört kitabı ise ahkâma dair hadisleri fıkıh bölümlerine göre tertip eden eserlerdir.

78  4.2. Temel Hadis Kaynaklarının Tasnifi:Buharî ve Müslim, kitaplarında topladıkları hadislerin sağlam ve güvenilir olduğunu belirtmek için eserlerine “el-Câmiu’s- Sahih” (sahih hadisleri toplayan) adını vermişlerdir.  Bazı âlimler, İmam Mâlik’in “el-Muvatta’”, İmam Ahmed b. Hanbel’in “el-Müsned” ve Darimî’nin “es-Sünen”inin sahih hadisleri ihtiva etmedeki başarıları nedeniyle bu üç kitabı da Kütüb-i Sitte’ye eklemişler ve sahih hadisleri toplayan bu eserlerin tümüne “dokuz hadis kitabı” anlamında “Kütüb-i Tis’a” adını vermişlerdir.

79  a. Rivayetü’l-Hadis: Rivayet bakımından hadisleri ele alan bu kısım, Peygamberimize atfedilen söz, eylem ve davranışların bilinmesini, kaydedilmesini ve rivayetini konu edinmektedir. Hadis tarihinin ilk iki yüzyılında yoğun olarak görülen hadis faaliyeti budur.  b. Dirayetü’l-Hadis: Hadisleri dirayet (yetkinlik) yönünden ele alan bu kısım ise rivayetlerin şartlarını, çeşitlerini, hükümlerini, râvilerin durumunu, rivayetlerin sınıflarını ve bu konuları içeren eserleri araştıran bir ilim dalıdır.

80  Hadisleri kaynağı, râvi sayısı, râvilerinin güvenilirlikleri, senedleri bakımından değerlendiren kuralların ele alındığı ve açıklandığı bu hadis yöntem bilimine “hadis usulü” denilir. Hadis usulüne dair ilk sistematik ve müstakil eser, Hasen b. Abdurrahman er ‑ Râmehürmuzî (öl.360/971)’nin el ‑ Muhaddisu’l-Fâsıl Beyne’r-Râvi ve’l-Vâi isimli eseridir.

81  Daha sonra sırasıyla Hâkim Neysâbûrî (öl. 405/1014)’nin Marifetu Ulûmi’l-Hadis ve Hatip el- Bağdâdî (öl. 463/1071)’nin el-Kifâye fi İlmi’r- Rivâye adlı eserleri gelir.  Hadis usulü ile ilgili sonraki dönemde yazılan eserlerden bazıları da şunlardır: - Kadı İyaz (öl. 544/1149): el-İlma‘ - Osman b. Abdurrahman eş-Şehrezûrî (öl. 643/1245): Ulûmu’l-Hadis (Mukaddimetu İbn Salah)

82 - Şerefuddin en-Nevevî (öl. 676/1277): et-Takrîb ve’t- Teysîr - İbn Hacer el-Askalânî (öl. 852/1448): Nuhbetu’l- Fiker fî Mustalahi Ehli’l-Eser - Celâleddin es-Suyûtî (öl. 911/1505): Tedrîbu’r-Râvî - Cemaleddin el-Kâsımî (öl. 1332/1914): Kavâidu’t- Tahdîs - Tahir el-Cezâirî (öl. 1338/1920): Tevcîhu’n-Nazar

83  Şerh; bir şeyi açmak, açıklamak, genişletmek ve yorumlamak anlamlarına gelir. Başta Kur’an ve hadis olmak üzere diğer ilimlere ait kitaplar gerektiğinde şerh edilerek yorumlanmıştır. Kur’an’ı açıklayan kitaplar tefsir diye adlandırılırken hadisleri çeşitli açılardan açıklayan eserler de hadis şerhleri olarak isimlendirilmiştir.  Hicri dördüncü asır sonunda şerh etme başladı. hadislerin senedlerindeki râvilerin cerh ve ta'dîl bakımından durumlarının belirlenmesi, hadisin anlamının, garip ya da birbirine zıt görünen kelimelerinin açıklanması ve hadislerden hükümler çıkarılması oluşturmaktadır.

84  İlk bağımsız şerh çalışmaları hicri dördüncü yüzyıldan itibaren Hattâbî (öl. 388/998)’nin Me’âlimü’s-Sünen adlı eseriyle başlamıştır. Ebu Davut’un es-Sünen’ine yazılmış bu şerhten itibaren başta Buharî ve Müslim’in el ‑ Câmiu’s-Sahih adlı eserleri üzerine çok sayıda şerhler yazılmıştır.  İbn Hacer el-Askalanî (öl. 852/1449)’nin Buharî şerhi olan Fethu’l-Bâri ve İmam Nevevî (öl. 676/1277) ’nin Müslim şerhi olan el-Minhâc fî Şerhi Sahîh-i Müslim b. Haccâc’ı şerh çalışmalarının en meşhurlarıdır.

85  Bu dönemde yapılan çalışmalar sadece şerhler değil, bunun yanında sahih hadis kitaplarının kıstaslarına uygun olan ancak onlarda yer almayan hadisleri içeren müstedrekler, hadis kitaplarındaki bir hadisi güçlendirmek için yapılan çalışmaları içeren mustahreçler, kullanım kolaylığı için hadislerin çeşitli açılardan alfabetik derlemeleri olan etraf kitapları bu dönemde yapılan çalışma türlerindendir. Yine tahriçler, hadis cüzleri, kırk hadis derlemeleri ve ş kitapları da bu dönemde yazılmış eser türlerinden bazılarıdır.

86  Şerh döneminde yapılan diğer bazı çalışmalar:  1-Mustahreçler:Hadis kitaplarındaki hadisleri güçlendirmek için yapılan çalışmaları içeren eserler.  2-Müstedrekler:Sahih hadis kitaplarının kriterlerine uygun olduğu hâlde onlarda yer almayan hadisleri toplayan eserler.  3-Etraf Kitapları:Kullanım kolaylığı için hadisleri çeşitli açılardan alfabetik olarak derleyen eserler.

87  4-Tahriçler: Çeşitli eserlerde yer alan ancak kaynağı verilmeyen hadislerin kaynağını araştıran eserler.  5-Hadis cüzleri/derlemeleri:Ahkâm hadislerini veya herhangi bir konudaki hadisleri derleyen eserler.  6-Kırk Hadisler (Erbaûn): İbadet, ahkâm, ahlak, cihad vb. konularda kırk hadis derlemeleri.

88  7-Ş Kitapları:Peygamberimizin fiziki ve ruhi özelliklerini, ibadet ve yaşayışını, giyim ve kuşam tarzını anlatan eserler.  8-Rical Çalışmaları:Herhangi bir hadis kitabındaki râvileri inceleyen eserler.  Şerh ve yorum dönemi hadis tarihinin son aşamasıdır.

89

90  1-Muhammed b. İsmail el-Buharî (öl.256/870): Asıl adı Muhammed olan Buharî, hicri 194 yılında Buhara’da doğdu. Babası İsmail, Buharî henüz çocukken vefat etti ve onun hadise dair birçok kitabı oğluna intikal etti. Müslim,Tirmizî ve Ebu Hatim gibi hadis âlimleri Buharî’nin öğrencileri arasında yer aldı. Hicri 256 yılının Ramazan Bayramı gecesi Semerkant yakınlarındaki Hartenk’te vefat etti.

91  Buharî’nin en bilinen eseri el-Câmiu’s-Sahih olmakla birlikte onun tarih ve hadis alanında çok sayıda başka eserleri de vardır. Buharî’nin el- Câmiu’s-Sahih’i, tekrar edilen hadisler çıkarıldıktan sonra yaklaşık dört bin kadar hadis içermektedir. Buharî hadis ve tarih dışında ata binmek ve ok atmak gibi savaş sporları ve şiir gibi sanatlarla da uğraşmış bir âlimdir.

92  2-Müslim b. Haccac el-Kuşeyrî (öl. 261/874): Müslim b. Haccac, hicri 204 yılında Nişabur’da doğmuştur. Babası Haccac da hadis rivayetiyle uğraşan şeyhler arasındadır. Tirmizî başta olmak üzere birçok muhaddise de dersler vermiştir. Geçimini ticaretle sürdüren Müslim, hicri 261 yılında Nişabur’da vefat etmiştir. Müslim’in tekrar olmaksızın yaklaşık üç bin otuz üç hadis ihtiva eden el-Camiu’s-Sahih adlı meşhur eseri dışında yine hadis ve tarih alanında birçok eseri daha vardır.

93  3-Ebu Davut Süleyman b. Eş’as es-Sicistânî (öl. 275/888): Hicri 212 yılında Sicistan’da doğan Ebu Davut, aslen Yemen’in Ezd kabilesine mensup, vakıfları olan zengin bir aileye mensuptur. Tarsus’ta yirmi yıl kaldı. Seyahatlerinde oğlunu da yanında götürerek onun da hadis hafızı olmasını sağladı. Ahmed b. Hanbel’den çeşitli fıkhî konuları öğrendi ve bunları bir kitapta topladı. Kütüb-i Sitte müelliflerinden Tirmizî ve Nesaî de onun öğrencileri arasındadır.

94  Hayatının sonlarında Abbasi halifesinin davetiyle gittiği Basra’da hicri 275 yılında vefat etmiştir.  Züht hayatıyla tanınan Ebu Davut’un dört bin sekiz yüz hadis ihtiva eden es ‑ Sünen’i en meşhur eseri olmakla birlikte dinî ilimlerin birçok alanında yirmiye yakın eserinin olduğu bilinmektedir.  4-Muhammed b. İsa et-Tirmizî (öl. 279/892): Tirmizî, hicri 209 yılında Orta Asya şehirlerinden Tirmiz’de doğdu. Tirmizî, temel dini öğreniminden sonra hadis ilmi üzerinde yoğunlaştı.

95  Buharî, Müslim ve Ebu Davut gibi hadis âlimlerinden dersler aldı. Hadis ilminde en yüksek dereceye ulaşanlara özgü olan hadis hafızı unvanına sahip nadir kişilerdendir. Ömrünün sonlarına doğru gözlerini yitiren Tirmizî, züht ve dindarlığı ile tanınmıştır. Hicri 279 yılında Tirmiz’de vefat etmiştir.  Tarih ve hadis alanlarında birçok eser yazan Tirmizî’nin en meşhur eseri, es ‑ Sünen diye bilinen el ‑ Camiu’s-Sahih’tir. Bu eserde üç bin dokuz yüz altmış iki hadis mevcuttur.

96  BİLİYOR MUYDUNUZ?  Tirmizî es-Sünen olarak da bilinen el-Camiu's-Sahih adlı eserinin ilim dünyasına çıkışını şu şekilde anlatmıştır: "Ben bu Cami-i Kebir'i yazıp bitirince, onu ilkin Hicaz âlimlerine gösterdim. Hepsi de beğendiler. Daha sonra alıp Irak âlimlerine götürdüm. Onlar da ağız birliğiyle eseri övdüler. Nihayet Horasan diyarı âlimlerine takdim ettim. Onlar da memnun oldular, bilahare eseri ilim âlemine sundum. Bu eser kimin evinde bulunursa orada konuşan bir Peygamber vardır.“ (Şah Veliyyullah Dehlevî, Büstanu'l-Muhaddisin, s. 197.)

97  5-Ahmed b. Şuayb en-Nesaî (öl. 303/915): Nesaî, hicri 214 yılında Horasan bölgesindeki Nesâ adlı şehirde dünyaya geldi. İslam ordularının savaşlarına katıldı ve zaman zaman burada askerlere hadis dersleri de verdi. Kadılık da yapmış olan Nesaî, Şam’da Emevî halifeleri yararına hadis uydurması için kendisine yapılan baskılara karşı koyduğu için çeşitli eziyetlere maruz kaldı ve bu nedenle Mekke’ye gitti.

98  Hicri 303 yılında Mekke’de vefat etti ve burada defnedildi. Nesaî’nin es- Sünen diye meşhur olmuş el ‑ Müctebâ’sı dışında yine hadis alanında birçok eseri vardır.  6-İbn Mace, Muhammed b. Yezid el-Kazvînî (öl. 273/887): İbn Mace, hicri 209 yılında Kazvin’de doğdu. İbn Mace hicri 273’te vefat etmiştir. Hafızası kuvvetli bir muhaddis olan İbn Mace’nin en bilinen eseri es-Sünen’i dışında tarihle ilgili başka eserleri de bulunmaktadır.

99  Sahih-i Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi I-XII, (çev.:Ahmed Naim – Kamil Miras), Diyanet İşleri Reisliği, İstanbul,  Sahih-i Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi Kılavuzu (hzl.: Mücteba Uğur, M. Cemal Sofuoğlu), Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara,  Ömer Ziyaeddin Dağıstanî, Zübdetü’l-Buharî I-III, İstanbul,  Sahih-i Buharî ve Tercemesi I-XVI (çev.: Mehmed Sofuoğlu), Ötüken Neşriyat, İstanbul,

100  Sahih-i Buharî ve Tercemesi İndeksi (hzl.: Hikmet Tekin), Ötüken Neşriyat, İstanbul,  Sahih-i Müslim ve Tercemesi I-VIII (çev.: Mehmed Sofuoğlu), İrfan Yayınevi, İstanbul,  Sahih-i Müslim Tercemesi ve Şerhi I-XII, (Ahmet Davudoğlu) Sönmez Neşriyat, İstanbul,  Sünen-i Ebu Davut Tercemesi, (çev.: İbrahim Koçaşlı), Millî Gazete Yayınları, İstanbul,  Sünen-i Ebu Davut Terceme ve Şerhi I-XVI (çev.: Hüseyin Kayapınar, Necati Yeniel ve Kazım Sağlam), Şamil Yayınevi, İstanbul,

101  Sünen-i Tirmizî, Tercemesi I-VI (çev.: Osman Zeki Mollamehmetoğlu), Yunus Emre Yayınları, İstanbul.  Sünen-i Tirmizî, (çev.: Abdullah Parlıyan), Konya,  Sünenü’n-Neseî I-VIII (çev.: A. Muhtar Büyükçınar, Ahmet Tekin, Ö. Faruk Harman, Yaşar Erol), Kalem Yayınevi, İstanbul,  Sünen-i İbn Mace Tercemesi ve Şerhi I-X (çev.: Haydar Hatipoğlu), Kahraman Yayınları, İstanbul,  Hadis Külliyatı Kütüb-i Sitte I-XVIII (çev.: İbrahim Canan), Akçağ Yayınları,

102  el-Muvatta I-II, (çev.: Ahmet Muhtar Büyükçınar ve diğerleri), Al-Tuğ Yayınları, İstanbul,  el-Müsned el-Fethü’r-Rabbâni Tertibi I-VI (çev.: Rıfat Oral-Süleyman Sarı), Ensar Yayıncılık, Konya,  Sünen-i Darimi I-VI, (çev.: Abdullah Aydınlı), Madve Yayınları, İstanbul, 1996.

103  1. Ale’l-Ebvab Türü Yazılmış Hadis Eserleri  1.1. Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. İbrahim Canan, Akçağ Yayınları İstanbul.  1.2. el Muvatta İmam Malik  1.3. el-Musannef, Abdürrezzâk b. Hem mâ m (211/827)  1.4. Sahih-i Buhari ve Muslim  1.5. Sünenler  2. Mucemul Mufehris Hadis (Concordance) 8 cilt, M. Fuad Abdulbaki, Çagrı Yayınları.  3. Riyazu’s Salihin, (8 Cilt) Erkam yayınları.

104  4- Hadis, İmam Hatip lisesi, Ders Kitabı, 2010, Ankara.  5- İ. Lütfi ÇAKAN, Hadis Usülü, İfav Yay. İstanbul,  6- İ. Lütfi ÇAKAN, Hadis Edebiyatı, İfav Yay. İstanbul, 2005.

105 HAZIRLAYAN VE SUNAN MEVLANA TAŞKAYA ULUDERE İLÇE VAİZİ


"SEMİNERİMİZE HOŞ GELDİNİZ (6 Saat). Bu SEMİNERDE vaazlarda hadis seçimi ve kullanımına ilişkin esaslar ile bir konu ile ilgili hadislerin hangi kaynaklardan." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları