Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 SÜRMENE TARİHİ VE COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ. SÜRMENE TARİHİ Sürmene ile ilgili tarihi bilgilere M.Ö 8 yy.kadar rastlanmaktadır.Coğrafyacı Skllax’ın kitabında.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 SÜRMENE TARİHİ VE COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ. SÜRMENE TARİHİ Sürmene ile ilgili tarihi bilgilere M.Ö 8 yy.kadar rastlanmaktadır.Coğrafyacı Skllax’ın kitabında."— Sunum transkripti:

1 1 SÜRMENE TARİHİ VE COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

2 SÜRMENE TARİHİ Sürmene ile ilgili tarihi bilgilere M.Ö 8 yy.kadar rastlanmaktadır.Coğrafyacı Skllax’ın kitabında Pseron Limen olarak adı geçen Sürmene Bizans döneminde Sourmania,Osmanlı kaynaklarında Humurgan olarak adlandırılır. Bilim çevrelerine bu güne kadar yerleşen bilginin aksine Sürmene ve çevresinin tarihi “Yunanlı Kolonistler”le değil, onlardan çok daha öncesinden başlamıştır.Sürmene ve çevresiyle ilgili yapılan araştırmalar Antik Yunanlıların bölgeye gelmesinden önce yörede otoktan yerel halklar bulunduğunu göstermektedir. M.Ö 600 yılların başında İskitlerin hakimiyetine giren bölge, İskitlerin egemenliklerini kaybetmesiyle birlikte yerel halkların kontrolü altındadır.Ünlü tarihçi Ksenephon,Anabasis adlı eserinde bölgede yaşayan bu yerli halklardan bahsetmektedir.M.Ö 401 yılında doğu seferinden dönen bir Yunan ordusunun Bayburt üzerinden Sürmene yaylalarına varmaları ve Madur(*) tepesinden denizi görmeleri Anabasis adlı eserde anlatılmaktadır.

3 İranlıların bölgeyi işgal ettikleri dönemde Pont Kapodokyası denilen bu bölgede Tibarenler,Makronlar,Çan(Tzan)lar,Haldiler yaşamakta ve İran’a vergi vermekteydiler. Strabon, Trabzon Dağlarında yaşayan Sanni/Tzan/ Canların eski çağlarda Makronlar diye anılan halk olduğu kaydeder. Yine Romalı idareci Arrianus kaleme aldığı bölge hakkındaki raporunda Ofi nehrinin Tzan/Canlarla Kolkh’lar arasındaki sınırı teşkil ettiğini yazmaktadır. Bu bilgileri, Ksenophon’un verdiği bilgiler ve Ksenophon’un izlediği yol konusundaki tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde Makron’ların Trabzon Rize sınırını teşkil eden Iyidere ile Yomra/ Kalafka Deresi arasındaki bölgede yer alan Of/Soplaklı, Sürmene/Manahos,Araklı/Karadere,Yanbolu Deresi vadilerinde ve daha yoğun olarak ta bu vadilerin orta ve yüksek kesimlerinde kurulmuş köylerde yaşadıklarını söyleyebiliriz. M.Ö 293 yılında kurulan Anadolu’nun milli devleti Pontos’un başkenti Amasya idi.Kıyılardaki Yunan sömürgelerini benimsemeyen bölgenin yerli halkları Anadoluya önem veren Pontos’un egemenliğine girdi.M.Ö 63 yılında Pontos’un yıkılmasıyla birlikte Roma kontrolüne giren Sürmene ve çevresi Roma İmparatorluğunun “Karadeniz Kapodokyası “eyaletine bağlanır.

4 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Karadeniz Bölgesi Bizans egemenliğine girer. 12. asırda 40 bin Kuman ailesi, Gürcistan üzerinden göç ederek Doğu Karadeniz'e yerleşmişlerdir. Bu Kuman aileleri daha sonra Hıristiyanlaşmışlardır ama Türklüklerini asla unutmamışlardır. 1280'li yıllarda Çepni Türkleri büyük bir kitle olarak Doğu Karadeniz Bölgesi'ne yerleştiler.Kuman Türklerine ait bölgemizde bir çok ize rastlanmaktadır.Bu gün Sürmene’nin Aşağı Kumanit(Aşağı Çavuşlu),Yukarı Kumanit (Yukarı Çavuşlu) köy adlarının Kumanlar’dan kaldığı bilinmektedir.Yine Yağmurlu (Cimilit) köyünde Kumbasar mahallesinin adının Kumanlar’dan geldiği bilinmektedir. Kumanların tüm Karadeniz'e damgasını vuran izi ise adeta milli çalgımız haline gelen “Kemençe”dir.Doğu Karatenizin Türkleşmesinde en önemli rol oynayan Oğuz boylarıyla birlikte Kuman-Kıpçaklardır.Bölgemizde yaşayan insanlarımızın fiziki özelliklerinde Kıpçak Türklerinin izleri,sosyal hayatı oluşturan geleneklerde Oğuz Türklerinin derin izleri görülür.

5 Trabzon’un fethinden sonra,Rum İmparatorluğundan alınan topraklar Trabzon Sancağı adıyla Amasya sancağı ile birlikte Vilayet-i Rum’a bağlanarak teşkilatlandırılmıştır.Boş araziler tımar açma yoluyla Balkanlardan ve Anadolu’dan getirilen Türklerle iskan edilmiştir. 1486 tarihli Trabzon Sancağı Mufassal Tapu Tahrir Defterinde bir zeamet olarak organize edilmiş bulunan Sürmene Nahiyesi 25 köy,69 yerleşim birimi ve 28 tımara bölünerek kaydedilmiştir. 16.yy Tapu tahrir defterinden anlaşıldığına göre iskana ve sosyal gelişmelere bağlı olarak idari organizasyonda bazı düzenlemeler yapılmıştır.Trabzon Sancağı ise 1535 ten sonra Erzurum vilayetine bağlanmıştır.1582 yılında Padişah III.Murat döneminde eyalet ve sancaklar yeniden düzenlenirken Trabzon ve Batum Sancağı birleştirilerek Trabzon-Batum Eyaleti kurulmuştur.

6 1583-84 tarihini taşıyan Tapu Tahrir Defterinde (TKGMA 29) yer alan Sürmene Nahiyesi,köy,mezra ve yayla kayıtları 17.ve 18 yy.larla karşılaştırıldığında yeni köylerin kurulduğu,ancak nahiye sınırlarında bir değişiklik olmadığı görülür. Osmanlı Devletinin merkezi otoritesindeki zayıflama 19. yy başlarında Sürmene’de de görülmektedir. Sürmene’nin Balıklı (Civra) köyünde doğan bölgenin son Baş Tımar Ağası Hacı Yakup Ağa’nın oğlu olan MEMİŞ AĞA 1819 yılından itibaren Osmanlı Hükümeti tarafından Ayan Ağalığına kabul edilerek görevlendirilir. 1824 Tarihi itibariyle Memiş Ağa’nın Ayan Ağa’lığı yeni yetkilerle daha güçlü konuma getirilerek komşu yerleşim alanlarının idaresi de Memiş Ağa’ya devredilir. 1846 yılında Yüzbaşı rütbesi verilerek silahlı kuvvetlerinin bölgedeki temsilcisi olur. 1854 yıllarında asker kaçaklarını yakalayıp teslim etmekle Osmanlı hükümeti tarafından görevlendirilir. Hacı Yakupoğlu Memiş Ağa Konağı Memiş Ağa tarafından Yüzbaşı rütbesi ile ödüllendirilip Silahlı Kuvvetlere katılmasından on yıl sonra kendileri tarafından yaptırılmıştır

7 19.yy.da Osmanlı Devletin de yapılan düzenlemeler sonucu taşra teşkilatında önemli değişmeler olmuştur.Tanzimat uygulamaları sonucunda Trabzon beş Sancaktan oluşan bir vilayet konumu kazanmıştır.1864 Vilayet Nizamnamesinin yerine konan 1871 tarihli İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesiyle nahiyelere yerel yönetim statüsü verilmekte idi.Ayrıca iki etnik grup aynı köyde yaşasa bile ayrı bir muhtarlık ve köy statüsünde idari olarak organize edilmekte idi. Sürmene de bu esasa göre Gölonsa Köyünde Gölonsa-i İslami,Gölonsa-i Rumi,Helanikte Helanik-i İslami,Helanik-i Rumi ayrı muhtarlıklar olarak organize edilmiştir. Sürmene 1869 yılında Trabzon Merkez Sancağına bağlı Of kazası içinde bir nahiyedir.1869-1870 yıllarında Of’a bağlı bir nahiye olan Sürmene 1871 tarihinde merkez kaza olan Trabzon’a bağlanmış ve 1873 tarihinde kaza olmuştur. Sürmene kaza olduğu zaman merkezi bu günkü Araklı kasabasıydı.Fakat daha doğuda Humurgan da oluşan çarşı oldukça büyük olduğu için, Sürmene belediyesi 1876 yılında burada kurulmuştur.

8 Sürmene kazasının tarih içinde beş ayrı yerde kurulmuş olduğunu görürüz.Bunların ilki bu günkü Araklı ilçe merkezinin bulunduğu yerdir.Daha sonra bu gün Araklı ilçesine bağlı Buzluca/Canayer köyünde kurulmuş olduğunu gördüğümüz Sürmene,1458 yılında doğudaki Zeytinli/Halanik köyünün sahil kesimine taşınmıştır.Halanik’teki Sürmene’nin 1832 de yıkılmasından sonra 1838-1840 larda Araklı burnundaki Konakönü’ne,Birinci Dünya Savaşında seferberlik ilanından sonra (1915) buradan bu gün modern Sürmene’nin kurulmuş olduğu Humurgan köyüne taşınmıştır. Birinci dünya savaşında Kafkas cephesinin çökmesinin ardından Karadeniz sahilşnde ilerleme kararı alan Ruslara karşı yöre halkı kendi iradeleri ile Batumdan itibaren direniş göstermişlerdir.Sürmene’den İsmailçebioğlu Hacı Mehmet Ağanın oğlu Yusuf ve Petekli köyünden Çolak İsmail Ağa silahları kendinden yüzer kişilik gönüllü müfrezeleri oluşturarak cepheye gitmişlerdir. Rusların ilerlemesi karşısında önemli savunma hatlarından biride Of- Baltacı deresi olmuştur.Baltacı deresi muharebelerine Of’un bütün köylerinden ve Sürmene’nin her yanından gelen köylüler gönüllü olarak katılmışlardır.Ancak bu cephede çözülünce Sürmene ahalisi muhacir çıkmak zorunda kalmış,Ruslar 30 Mart 1916’da Sürmene’yi işgal etmişlerdir.

9 Rus işgali ile birlikte Sürmene’nin devlet daireleri Orduya taşınmış ve bir müddet burada ikamet edilmiştir.2 yıllık bu işgal döneminde Sürmene’nin sosyal ve iktisadi hayatı akamete uğramıştır. Muhacirlik dönüşünde Sürmene ahalisinin İstiklal Mücadelemize katkıları devam etmiştir.Kulaçzade Ahmet Bey Erzurum kongresine katılarak Sürmene’yi temsil etmiştir. 25 Şubat 1918’de Rus işgalinden kurtulan Sürmene ; Merkez Karadere,Dağbaşı (1932),Güneşera (1929),Küçükdere(1943)nahiyelerinden oluşmakta iken 1953 yılında yapılan yeni bir düzenlemeyle Karadere ve Dağbaşı nahiyeleri Sürmene’den ayrılarak Araklı ilçesi oluşturulmuştur. *Madur dağı ifadesi M.BİLGİN’e aittir.

10 SÜRMENE’NİN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ Tarihi kaynaklarda mor renkli toprakları,suyu,tabii güzellikleri olan yer –belde anlamına gelen Sürmene ilçemiz(Surmania=güzellik )Trabzon’un 39 km doğusunda yer almaktadır.(Sarp sınır kapısına 140 km mesafede) Aşağı Çavuşlu ile Çamburnu mevkii arasında 10 km’lik kıyı şeridine sahiptir.İlçe sınırları güneyde Gümüşhane’ye ulaşırken batıda Araklı doğuda Of,güneyde Köprübaşı güneydoğuda Dernekpazarı ilçeleriyle komşudur.Fiziki coğrafya ile tipik bir Karadeniz şehridir.Güneyde Soğanlı dağlarının kıyıya dik yamaçlarla inerek son bulduğu (falez kıyı şekli)kuzey cephesinde yarım ay şekilli körfezin kenarında yer tutmuştur.Şehrin büyük bölümü deniz dolgusu üzerinde geliştiğinden giderek körfez özelliğini kaybetmektedir. Birbirine paralel akarsu ağı oluşturan (batıdan doğuya doğru) Küçükdere,Manahos Deresi,Soğuksu,Kastel Deresi,Çamburnu Suyu Karadenize dönük yamaçlardan kaynak suları ile doğar, yağmurlarla beslenirler.Bu derelerin açtığı derin vadiler ile parçalanmış engebeli yüksek arazide kır meskenleri dağınık görünüşe sahiptir.

11 Denize komşuluğu ikliminin mutedil olmasını sağlamıştır.Her mevsimi yağışlı nemli ılıman iklimde kış mevsiminde meydana gelen föhn ler (kıble rüzgarı) ılık kışlara,karla kaplı günlerin azlığına olumlu etki yaptığından bu kıyılarda turunçgil yetişmesine imkan verir.Yağış isteği fazla çay,mısır,fındık ve turunçgil dışında bir çok tarla bitkisi ve meyvede yetiştirilebilmektedir. Sürmene’yi merkez kabul edersek yağış miktarına bağlı olarak doğuda Of ilçesinde çay,batıda Araklı ve Asrinde fındık tarımı egemen olmaktadır.Yaz ayları sıcak ve aşırı nemli olduğundan yaylacılık faaliyeti önem kazanır.Deniz mevsimi üç ayı geçemediğinden deniz turizmi maalesef gelişme imkanına sahip değildir. Doğal bitki örtüsü ormanlar 1950’den sonra çay tarımının yaygınlaşması ile büyük tahribata uğramıştır.Köy mezra,yayla meskenlerinde çoğunlukla ahşap malzeme kullanılmıştır.Cumhuriyet öncesinde de Sürmene gemi yapımı,kereste ve balmumu üretim yeri olarak ta tanınıyordu

12 Aşırı eğimli arazide ormanların tahrip edildiği alanlarda zaman zaman oluşan ani sağanak yağışlar sel taşkınlarına,heyelanlara ve can kaybına yol açmaktadır. Kıyı balıkçılığı,hamsi avı eski bolluğunu kaybetse de yöremizin önemli gelir kaynağıdır.gelecekte değerlendirilmeyi bekleyen kültür balıkçılığı ve arıcılık potansiyeli yüksektir.yaylacılık ve hayvancılık asırlardan beri geleneksel metotlarla sürdürülmektedir. Geleneksel bakırcılık sanatı tarih olmuştur.Kemençe, şimşir kaşık üretimi devam etmekte,bıçakçılık sanatı el yapımından atölye tipine dönüşerek Sürmene’nin tanıtımını üstlenmiştir. Tarım alanlarının yetersiz doğumların fazla ve sanayinin istihdam gücünün zayıf olmasından dolayı göç veren bir bölgede homojen bir nüfus yapısına sahip durumdayız.Bunu kültürel özelliklerinde belirgin olarak görebilmekteyiz.

13 YARARLANILAN KAYNAKLAR *SÜRMENE-Sürmene Belediyesi Kültür Yayınları *Sürmene Tarihi,Kültür,İnsan-Mehmet BİLGİN *Anadolu’nun Milli Devleti Pontus-Mahmut GOLOĞLU *Trabzon Tarihi Sempozyumu-Trabzon Belediyesi Kültür Yayınları

14 HAZIRLAYANLAR İbrahim ŞAHİN-Sürmene TMLTarih Öğretmeni-Müdür Yrd Metin HAMZAÇEBİ-Sürmene Lisesi Tarih Öğretmeni Mehmet KOÇOĞLU-Sürmene Lisesi Coğrafya Öğretmeni SÜRMENE-2007


"1 SÜRMENE TARİHİ VE COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ. SÜRMENE TARİHİ Sürmene ile ilgili tarihi bilgilere M.Ö 8 yy.kadar rastlanmaktadır.Coğrafyacı Skllax’ın kitabında." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları