Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Cilt ve Saç Bakımı Uygulamaları I Öğr. Gör. Gizem DOĞANEL Bu ders taslak bir şekilde oluşturulmuş olup öğrenciler için sunulmuştur. Fikri mülkiyet hakları.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Cilt ve Saç Bakımı Uygulamaları I Öğr. Gör. Gizem DOĞANEL Bu ders taslak bir şekilde oluşturulmuş olup öğrenciler için sunulmuştur. Fikri mülkiyet hakları."— Sunum transkripti:

1 Cilt ve Saç Bakımı Uygulamaları I Öğr. Gör. Gizem DOĞANEL Bu ders taslak bir şekilde oluşturulmuş olup öğrenciler için sunulmuştur. Fikri mülkiyet hakları ve atıf konusunda müracaat aşamasındadır.

2 Saç ve Saçlı Deri

3 Saç; saçlar beynimizi saklayan kafatasımızın derisinden uzanan, keratin moleküllerinin sıkı bağlarla birbirine bağlanarak oluşturduğu, çok katmanlı, oldukça karmaşık bir biyolojik yapıdır.

4

5 Saçın İnsan Vücudundaki Önemi Saçlar kafatasımızın bir travmayla karşılaşması halinde, bu travmanın şiddetini en aza indirebilecek esnekliği sağlayan uzantılardır. Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın soğuktan korurlar. Saç kafatasımızın derisini korur ve vücut ısımızı dengeler. Saç, oluşumundaki keratin, tırnakta da bulunan oldukça dayanıklı bir maddedir.

6

7 Saçlı Deri Beslenmesi Saç teli saç kökünden çıkar. Saç kökü kafa derisinin yağ tabakasına gömülmüştür ve en uçta kalan kısmına “saç soğanı” denir. Saç soğanında ayrıca saça rengini veren melanin pigmentini oluşturan melanosit hücreleri de bulunur. Saç soğanının en alt kısmında dermal papilla denen damar yumağı bulunur. Bu yapı saçların büyümesi ve beslenmesi için çok önemlidir. Saç beslenmesi bu damarlar yoluyla gerçekleşir.

8 Beslenmenin Saç Üzerindeki Etkisi Saç teli dermal papillada bulunan kılcal damarlar ile beslenir. Saç teli dışarıdan kullanılan doğru bakım ürünleriyle beslenirken saç kökü kanda bulunan oksijen ve besin maddeleri ile beslenir. Bu nedenle meyve, sebze ve yağsız et yenmesi, ayrıca şeker tüketiminin azaltılması gerekmektedir.

9 Saç sağlığında rol oynayan hücrelerin üretiminin azalması dengesiz beslenme ile doğru orantılıdır. Dengesiz beslenme sonucu saç telinin oluşmasını sağlayan hücrelerin üretimi düşmektedir. Vitaminlerden ; çinko, demir, selenyum, bakır, kalsiyum gibi oligo element ve aminoasit eksikliği saç dökülmelerine neden olur. Özellikle diyet yapılmaya başladığında bu gibi vitamin eksiklikleri kişilerde gözlenmektedir.

10 VİTAMİNLER A vitamini Saç tellerinin gelişiminde yardımcı bir vitamindir, ayrıca saçlı deri üzerinde de faydalı etkisi vardır. Karaciğer, süt ürünleri, yağlı balık, yumurta, ıspanak, marul, kırmızı renkli meyve ve sebzelerde bolca bulunan bir vitamindir.

11 B4 vitamini Saç folikülü için çok gerekli bir vitamindir. Patates, lahana, yumurta sarısında, meyvelerde, domates ve ette bulunur.

12 B5 vitamini Saçların sağlıklı uzaması ve saç tellerinin güçlenmesi için önemli bir vitamindir. Karaciğerde, yer fıstığı, brokoli, hububatlar, karnıbahar ve avokadoda bulunan bir vitamindir.

13 B6 vitamini Saçların canlı ve parlak görünümü için gereklidir. Kırmızı ette, balıkta, yumurta sarısında, patateste, kuruyemişte, muzda, lahanada ve ıspanakta bulunan önemli bir vitamindir.

14 H vitamini Saçların dökülmesini önlemek için gerekli vitaminlerdendir. Yapısında saç teli için önemli bir madde olan kükürt taşır. Sakatatlardan karaciğerde ve böbrekte, yumurta sarısında, kuruyemişlerde, süt ve süt ürünlerinde bulunur.

15 Folik asit (B9) Saçlara canlılık ve parlaklık kazandırır. Karaciğerde, lahanada, ıspanak, brokoli ve kuruyemişte bulunur.

16 E vitamini Kan dolaşımında yararlı bir vitamindir. Foliküllerin canlanmasını sağlar. Bitkiler,yağlar,yağlı tohumlar,mısır,fındık,soya,tüm buğday kaynaklı ürünler, bazı et ve sütlü ürünlerde bulunur.

17 F Vitamini Saç teli ve saçlı deri sağlığı için gerekli bir vitamindir. Bitkisel yağlarda, kuruyemişlerde ve avokadoda yoğunlukla bulunan bir vitamindir.

18 MİNERALLER Selenyum Brezilya fındığı, böbrek, kabuklu deniz hayvanları ve Kuzey Amerika buğdayında bulunan bir eser elementtir. Kepek önleyici şampuanların yapısına sıklıkla eklenir. Antioksidandır.

19 Demir Saç köklerini besleyici bir mineraldir. Eksiliğinde saçlarda zayıflama ve dökülme gözlenir. Karaciğerde, cevizde, ette ve yumurta sarısında bulunmaktadır.

20 Çinko Yağ üretimini dengeleyici bir mineraldir. Deniz ürünlerinde (Balık, karides vb), karaciğerde, kırmızı ette, tavuk etinde, bademde, süt ve süt ürünlerinde bulunmaktadır.

21 ÇİNKO VE SAÇ DÖKÜLMESİ İnsanlarda akut çinko eksikliği gelişmesi durumunda ilerleyici saç dökülmesi meydana gelebilmektedir. Kronik çinko eksikliğinde ise saç büyümesi yavaşlamakta ve yaygın saç dökülmesi ile sonlanabilmektedir. Saç hastalıklarında çinko eksikliği temel neden olarak kabul edilmemekte ancak esaslı bir rolü olabileceği üzerinde durulmaktadır.

22 İstatistiklere göre saçların dökülmesi erkeklerin yüzde 57’sini kapsayan bir sorundur. 25 yaş civarındaki erkeklerin yüzde 25’inin saçı azda olsa dökülmeye yüz tutmaktadır. Bu 50'li yaşlardaki erkekler arasında yüzde 50 seviyelerine çıkmaktadır.

23 Saçlardan her gün 50 ila 100 saç teli dökülmektedir. Her insanda ortalama 120 bin adet civarında saç teli vardır. Erkeklerin yaklaşık yüzde 60'ı saç dökülmelerinden şikayetçidir. Saç telinin uzaması ayda ortalama 1,5 cm’dir.

24 Sağlıklı bir saç telinin taşıyabileceği ağırlık yaklaşık 100 gramdır. Sağlıklı bir saç teli 0,1 milimetre çapındadır. Gün geçtikçe saç foliküllerinde daralma saç tellerinde incelme olmaktadır. 20li yaşlardaki genç bir kişide saç foliküllerinin yüzde 90'ı üretken seviyededir. Yaşlanma arttıkça üretkenlik azalır.

25 SAÇ SAĞLIĞINI DOĞRUDAN ETKİLEYEN BESİNLER Saç sağlığını korumanın yolu düzenli ve dengeli beslenmekten geçmektedir. Tüm sağlığı etkileyen dengesiz ve düzensiz beslenme, saç sağlığı üzerinde de olumsuz etkisini göstermektedir. Sağlıklı ve dökülmeyen saçlara sahip olabilmek için beslenmede protein, çinko, B 12 vitamini, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Bu besinlerin eksikliği saç sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

26 SAÇ SAĞLIĞINI BOZAN EN ÖNEMLİ BESLENME HATASI Beslenme hataları içinde yapılan en önemli yanlışlardan biri, hızlı kilo kaybını sağlayacak düşük mineral ve vitamin içeren diyetlere yönelmektir. Bireyler kilo vermek için düşük kalorili diyetlere yönelerek, bazal metabolizmanın altında beslenmektedir. Bu yöntem kısa sürede zayıflama sağlamakta fakat sağlık üzerinde olumsuz birçok rahatsızlığın da baş göstermesine neden olmaktadır. Hızla dökülen, cansız, çabuk kırılan saç telleri de bu düzensiz beslenmenin bir sonucu olarak kendini göstermektedir.

27 SİGARA VE ALKOL KULLANIMININ SAÇ SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Rutin alkol ve sigara alımı kişinin sağlıksız bir yaşam tarzını seçtiğinin de göstergesidir. Sigara ve alkol tüm sağlığı etkilediği gibi, saç sağlığını da olumsuz yönde etkiler. Düzenli ve sağlıklı beslenmek, alkol ve sigara kullanmamak, saç sağlığını da olumlu yönde etkileyecektir. Özellikle sigara kullananlarda saçların erken beyazladığı görülmüştür. Ayrıca, sigara saçlarda yağlanmaya kırılmaya ve özellikle beyaz saçlarda renk değişikliğine de neden olmaktadır.

28

29 Saçın Bölümleri ve Morfolojisi Saç İki Bölümdür: 1) Saç kökü: Saç teli saç kökünden çıkar. Saç kökü kafa derisinin yağ tabakasına gömülmüştür ve en uçta kalan kısmına “saç soğanı” denir. Saç soğanında ayrıca saça rengini veren melanin pigmentini oluşturan melanosit hücreleri de bulunur. Saç soğanının en alt kısmında dermal papilla denen damar yumağı bulunur. Bu yapı saçların büyümesi ve beslenmesi için çok önemlidir. Her bir saç kökü, iç ve dış olmak üzere iki kılıf tarafından çevrelenmiştir. Saç kökünün çevresinde ayrıca saçı kayganlaştıran sebum salgılayan sebase bezleri de bulunur. 2) Saç gövdesi: Saçın derinin dışında kalan kısmına “saç gövdesi” denir. Saç gövdesi keratine dönüşmüş ölü hücreler, bunları bir arada tutan maddeler ve sudan oluşmuştur.

30 Bir saç teli yapısı 3 tabakadan oluşur: -Pul tabakası(Kutikula)dış kabuk, -Lif tabakası (Korteks) Orta kısım, -İlik hücreleri (Medülla) iç kısım.

31 Saçın Yapısı

32

33 Saçlar ve Özellikleri

34 Saç Tipleri Saç ve saçlı derideki yağ bezlerinden salgılanan sebum (yağ) miktarına göre saçlar; - normal, - kuru - ince telli - kepekli - yağlı saç tipi olarak sınıflandırılırlar. Genetik özellikler de saç tipini belirler.

35

36 Normal Saçlar : Normal Saç, saçın yapısını teşkil eden tüm maddelerin (nem, sebum, protein) dengede olduğu parlak, canlı ve sağlıklı bir saç türüdür. Normal Saç’ın güzelliğini ve sağlığını korumak için düzenli bir bakım yeterlidir.

37 Normal Saç Özellikleri: Saç kalın ve yoğun hissedilir. Bu tip saç yeni yıkandığın da ve şekillendirildiğinde güzel bir parlaklığa sahiptir. Normal saç, uç bölgesinde ekstra kremleme gerektirebilir.

38

39 Kuru Saçlar : Saçta kuruluk derideki yağ bezleri ve dış etkilere bağlıdır. Çok sık fön kullanmak, rüzgar ve ısı değişimleri, perma veya boya, saç ve saç derisine olumsuz etkiler yaparak kuru saçlara neden olur. Kuru saçlar parlamaz, bakımsız ve mat bir görünüme sahip olurlar.

40 Kuru Saç Özellikleri: Kafa derisinde ki yağ bezeleri, saç gövdesini kaplayacak kadar yeterli yağ üretmezse ve suyun buhurlaşmasını önleyemezse, bu kuru saça neden olur. Saç boyama, perma yapma veya ısıyla saçları şekillendirme uygulamaları da normal saçın kurumasına yol açabilir. Çünkü bu işlemlerle saç yapısı zarar görür ve nemi etkin bir şekilde tutmakta başarılı olamaz. Hasar görmüş saç zayıftır, kolayca kırılır, sertleşir ve çatal uçlar oluşur. Kuru saç, orta yaşlarda saçlar aklaşmaya başlarken de oluşabilir. Çünkü vücut doğal olarak daha az yağ üretir.Güneşte kalma ve klorlu su da saçı kurutabilir.

41

42 İnce telli saç Özellikleri: İnce saç çoğu zaman gevşek görünür hacimsizdir. Her zaman yağlı olmaya bilir, daha az saç teli vardır ya da saçın hacmi azdır. Saç her zaman dolgun değildir ve parmaklarınız arasında belirgin şekilde hissedilmez. İnce saç, kimyasal veya mekanik işlemlerle çok fazla zorlanmamalıdır. Bu durumda daha kolay kırılabilir.

43

44 Kepekli Saç Özellikleri: Kepek hiper keratinleşme yani aşırı keratin oluşumu adı verilen bir durumdur. Bunun anlamı kafa derisi hücrelerinin çok hızlı yaşlanması ve keratinleşmenin çok hızlı gerçekleşmesidir. Genellikle cilt hücreleri düzenli olarak yaşlanır ve düşer ya da fırça ile temizlenir fakat aynı anda çok fazla hücre yaşlanırsa, bunlar birbirlerine yapışmış pullar ya da parçacıklar oluştururlar. Fırçalamakla veya şampuanla yıkanarak temizlenemezler.

45

46 Yağlı Saçlar Genetik özellikler dışında hormon düzensizlikleri, dış faktörler ve stres gibi durumlar yağ bezlerinin fazla çalışmasına ve dolayısıyla yağlı saçlara neden olabilir. Saçlarınız yağlıysa, onları ılık suyla ve yağlı saçlara uygun bir şampuan kullanarak yıkayın.

47 Yağlı Saç Özellikleri: Saçın dolgun görünüşü ve gövdesi harap olmuştur, çünkü ağır saç gövdesi kafa derisine yapışıp kalmıştır, kökler saçı kaldırmamaktadır. Hormon faaliyetlerinin yükseldiği (ergenlik, gebelik gibi de) dönemlerde ağır egzersiz yapıldığında güneş de fazla kalındığın da veya çeşitli bakım ürünleri saçınızda kalarak saçlara ağırlık verdiği zamanlarda harekete geçen aşırı yağ üretimi nedeni ile sorunlar ortaya çıkabilir. Çok yağlı, saçın her gün yıkanması gerekir.

48

49 Saç Sağlığını Olumsuz Etkileyen Faktörler -Beslenme -Stres -Hava şartları (Rüzgar,soğuk hava, vs) -Saçları Çok Fırçalamak -Saçları Sıkı Tokalarla Bağlamak -Saçlara Çok Fazla Sıcaklık Vermek -Saçların Güneş Işınlarına Maruz Kalması -Saçların Klorlu veya Tuzlu Suya Maruz Kalması -Saçlara Kimyasal İşlem Yaptırmak -Saçları Çok Yıkamak

50

51 Saç ve Saçlı Deri İnceleme Yöntemleri Saçta Teşhis Saç ve saçlı deriyi gözlemlerken saçın dokusunu, cinsini, durumunu, esnekliğini, saçın gözeneklerini iyi tetkik etmek gerekir. Saç ve saçlı deri incelemeleri mutlaka aydınlık ortamda yapılmalıdır ki doğru tespitlerde bulunulabilsin.

52 Gözle izlenimler: Mat Pelteleşmiş Solmuş renk Çatallaşmış uçlar Dokunma ile izlenimler: Kuru Çatlak Pütürlü Islakken süngerleşmiş Kırık uçlar

53 Tarama esnasında: Esneklik yok Saç keçeleşir (özellikle ıslakken) Genel göstergeler: Emiş gücü yüksektir (su, permanant, dekolore, saç boyaları ve şekillendiricileri daha çok emer) Saç geç kurur Alkali ortamda kabarma fazladır (özellikle permanantda tehlike arz eder) Dökümü ve esnekliği azalır (permanantda ve şekillendirildiğinde saç dayanıklı olmaz).

54 Yönelteceğimiz değişik sorular da saç ve saçlı deriyi teşhis etmemize yardımcı olur. Örneğin: Permanant yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız en son ne zaman? Saç rengini açtırdınız mı? Açtırdıysanız en son ne zaman? Kına ve rastık yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız en son ne zaman? En son ne ne zaman kestirdiniz? Defrize yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız en son ne zaman?

55 Saçı ve Saçlı Deriyi İncelerken Kullanılan Araç Gereçler Wood lamb Bilgisayarlı saç analiz cihazı Mikroskop Elektron mikroskobu Biyopsi Patoloji Direkt mikroskop

56 Wood Lamb Wood ışığı, 365 mm dalga boylu bir ultraviole- A ışığıdır. Nikel oksitli filtresi olan özel lambalar ile elde edilir. Bu ışık ile deri lezyonlarının incelenmesi, karanlık bir odada yapılır.

57 Bazı hastalıklarda Wood ışığı muayenesi ile şu sonuçlar alınır: Mikro sporum infeksiyonları -Parlak yeşil Favus (kellik) -Mat yeşil Trikofiton tonsurans infeksiyonları -Yok Trikofiton violaceum infeksiyonları -Yok Tinea versikolar -Sarı-yeşil Eritrazma- Mercan kırmızısı Psödomonas intertrigosu -Sarımsı veya mavimsi yeşil Psoriasis - Kırmızı (bazen)

58 Bilgisayarlı Saç Analiz Cihazı

59 Mikroskop: Mikroskop altında izlenimler: Pul tabakası kalkmış veya yok olmuştur.

60 Biyopsi: Genellikle elektron mikroskobu, immünofloresan veya kültür için rutin histolojik preparat hazırlamakta olup trefin ile küçük deri parçaları alınır. Keskin, tek kullanımlı 2–6 mm çapında zımba biyopsi aletleri kullanılır. Bu şekilde alınan 4 mm’den küçük çapta biyopsiler için sütur koymak gerekmez.

61 Patoloji: Biyopsi ve patoloji cilt doktorları tarafından yapılmaktadır.

62 Deri Tanımı, Yapısı ve Ekleri

63

64 CİLT(DERİ) NEDİR? Cildimiz, vücudumuzun dış yüzeyini kaplayan, kendini yenileyen ve sürekli nefes alan yaşayan bir organımızdır. Bir diğer tanım olarak deri veya cilt; insanlar ve hayvanların vücutlarını kaplayan en üst katman olup, altında barındırdığı kas ve organları koruyan ve doku tabakalarından oluşan bir örtü sistemi organıdır.

65

66 Cildimiz üç ayrı tabakadan oluşur. Üst deri (epidermis) -Stratum corneum -Stratum lucidum -Stratum granulosum -Stratum spinosum -Stratum germinativum Orta deri (dermis) -Papiller Katman -Retiküler Katman Alt deri (Subkutan Tabaka )

67

68 Cilt yapısı 3 ana bölümde incelenir Epidermis Tabakası 5 tabakadan oluşur: Stratum Corneum (boynuzsu katman): Balık pulu gibi birbirlerine sıkıca yapışan ve devamlı olarak alttan gelen yeni hücrelerce yenilenen bir katmandır. Bu hücreler bir proteinli madde olan keratini içerir. Bu katmanın yüzeyi asidik bir madde ile kaplıdır. Stratum Lucidum (şeffaf katman): Bu katman küçük ve şeffaf hücrelerden oluşur. Vücutta kıl olmayan yerlerde bulunur. Stratum Granulosum (granüllü katman):Dikenli hücreler katmanı üzerinde iki üç sıra ip şeklinde hücrelerden yapılmış Stratum Granulosum bulunur. Buradaki hücreler atrofye (zayıflamış) olmuş durumdadır. Hücreler arasında köprüler bulunmaz. Stratum Spinosum (dikenli katman):Bazal katmanın üzerinde deri yüzeyine paralel olarak yerleşen 6–7 sıra polygonal (dikenli) hücrelerden yapılmış katmandır. Bu hücreler birbirine prostoplazmik (hücre zarı) uzantılarla bağlıdırlar. Hücreler arası boşluklarda lenf bulunur.

69 Stratum Germinativum (temel katman): Bu katman devamlı olarak yeni hücreler yapar ve üst katmanlara yollar. Bu katmanda yer alan bir başka önemli hücre tipi melanositlerdir. Bu hücreler MELANİN adı verilen koyu renkli pigmentleri yapar. Melanin, dış ortamdan cilde gelen zararlı ultra viyole ışınlarının daha alt katmanlardaki hassas hücrelere ulaşmasını engeller. Bu ışınlar, hassas hücreleri yok edebilirler. Siyah ırk insanlarında bu pigment daha fazla miktarda bulunur. Yaz aylarında ve karlı ortamlarda güneş ışınları nedeni ile bu pigment yapımı artar ve cilde daha koyu bir renk verir. Epidermis katmanındaki hücreler doğar, yaşar ve ölürler yani dökülürler. Yaşlanan hücreler cilt yüzeyinden dökülür. Yeni hücreler temel katmanda yapılmaya devam eder. Yeni yapılan hücreler gelişir, yeni hücreler yapmak üzere bölünür ve sonunda 2 haftalık bir yolculuk ile en üst katmandan dökülen hücrelerin yerini alırlar. Bu yer değiştirme işlemi yaşam boyunca sürer. Yaşlanma ile birlikte hücrelerin dökülme ve yerine geçme işlemleride yavaşlar.

70 Dermis Tabakası Bu bölüm, bağ dokunun ön planda olduğu ve damardan çok zengin bir katmandır. Çok sayıda kan ve lenf damarı yanı sıra, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri (Sebase Bezler), kıl folikülleri ve bazı yardımcı yapılar bulunur. Bu katman cilde tatbik edilen maddeleri emen katmandır. Bu katmanda yapılan yağ (sebase) ve ter cildin asidik örtüsünü oluşturur. Sebase bezlerin aşırı çalışması sivilce ve siyah noktaların oluşumuna neden olurlar.

71 Dermis 2 tabakadan oluşur: Papiller Katman: Çok önemli cilt yapıları olan KOLLAJEN ve ELASTİN liflerinin bol bulunduğu bir katmandır. Kollajen ve elastin cilde esnekliğini, gerginliğini veren protein yapısındaki liflerdir. Her hangi bir şekil değişikliğinde, cildin tekrar eski şeklini almasını sağlarlar. Altaki katmanlarda hücre ve damarların gelişmesi için uygun ortam yaratırlar. Retiküler Katman: Bu katman yağ doku hücrelerinin, kan ve lenf damarlarının, yağ bezlerinin, ter bezlerinin, kıl foliküllerinin ve bu kılların hareketini sağlayan errector pilli kasların bulunduğu katmandır.

72 Subkutan Tabaka Cildin en içte kalan kısmıdır. Besleme, salgılama ve ısı değişiminin sağlandığı katmandır.

73 DERİNİN FONKSİYONLARI

74 DERİNİN GÖREVLERİ: -Koruma görevi -Depo görevi -Isı denetim görevi -Boşaltım görevi -Emilim görevi -D vitamini sentez görevi -Duyu görevi -Solunum görevi -Estetik görevi

75 Koruma görevi: Deri vücudun dış yüzeyini saran, dış etkilere karşı koruyan, dayanıklı ve kendini yenileme özelliği olan, iç organlarla dış ortamı birbirinden ayıran ve koruyan örtüdür. Depo görevi: Alt deri ve deri altı tabakası lenf ve kan damarları yönünden zengindir. Bu nedenle deri, kan, su, suda eriyen maddeler,yağ ve karbonhidrat deposudur.(Derinin %60-70’i sudur.)

76 Isı denetim görevi : soğuk havalarda otonom sinir sisteminin etkisi ile kıl kası faaliyete geçerek deri yüzeyinin porların kapanmasına neden olur ve böylece soğuk havanın vücuda girmesini engeller. Sıcakta ise ter kaybı ile vücut ısısının bir kısmı vücut dışına atılır. Böylece vücut ısısı dengede kalmış olur.

77 Boşaltım görevi: deri ile günde 500 ml su kaybı olmaktadır. Terle birlikte birçok metabolizma artığı maddeler dışarı atılır. Böylece böbreklerin yükü azalır. Emilim görevi: yağ ve yağda eriyen bazı maddeler deri tarafından emilir. Isı ve nem emilimini kolaylaştırır. Bazı gazlar (civa, iyot, aseton,alkol, buharları emilen gazlar arasındadır.), vitaminler,hormonlar da deri yoluyla emilebilir.

78 D vitamini sentez görevi: D vitamininin ön maddesi deride bulunur. Güneş ışınlarının etkisi ile kullanılabilir hale gelir. Duyu görevi: Dermise yerleşen duyu sinirlerinin epidermise ulaşan alıcı uçları ile ağrı,ısı, sıcak, soğuk, temas gibi duyuları alabilir. Solunum Görevi: Porlardan alınan oksijen,dermisin üst tabakasındaki kılcal damarlar vasıtasıyla karbondioksit ile yer değiştirir. Buna deri solunumu denir.

79 Estetik görevi: İnsanın güzel görünümünü sağlıklı bir cilt verir. Deri altı tabakası derinin altında yastık oluşturarak, derinin düzgün görünmesini sağlar.

80 Cildi Koruyan Fizyolojik Parametreler Asit Manto (Cildin Asit Koruyucu Mantosu): Cildin üzerindeki terin buharlaşması sırasında geriye kalan yağ asitleri, diğer asitler ve suda çözünen kimyasal elementler tarafından oluşur. Bu doğal koruma sistemi (asit koruyucu mantosu) enfeksiyonları önleyerek hastalık yaratan virüslerin de yaşama şansını azaltır. Cildi tüm dış etmenlerden ve hava koşullarından korumayı sağlar. Sağlıklı bir cildin asit koruyucu mantosu, organik bir rahatsızlık veya uygun olmayan bakım maddeleri, kötü hava koşulları gibi nedenlerle bozulursa pH değeri rahatlıkla baz değere dönüşür, bunun sonucunda da çeşitli cilt rahatsızlıkları oluşur (örneğin, egzama, hassasiyet). Cildin asit ve alkali içeriği pH diye adlandırılan bir kavramla ifade edilir. Bu değer bir ölçüdür ve vücudun değişik yerlerinde farklı değerlere sahip olabilir. Bu değer 0–14 arasında bir skala ile ölçülür.

81 Asit değeri: 0–7, Baz değeri: 7–14, Nötr: 7 değerdedir.

82 pH ölçüsü bakım maddelerinin asit, nötr, alkali olup olmadığını tespit eder. İnsan cildi üzerinde ürünün tesirinin ölçülebilmesi için bu son derece önemlidir. İnsan cildinin normal pH değeri 4.2 ila 6 arasında asit değeridir. Bu nedenle ciltte bakım kremleri yumuşak bir asit değeri gösterir. Cilt temizleme maddeleri olarak kullanılan kısa süreli etkili temizleme sütlerinin pH değeri nötrdür. Tonikler ise 5.5 asir değere göre ayarlanmıştır. Ciltte alkali değere sahip hiçbir ürün kullanılmamalıdır. Cildin pH değerinin yapısını bozar, cildi kurutur. Bunlara örnek; sabun, kolonya gibi alkali özellikte maddelerdir.

83 Lipit Manto: Deri yüzeyinde asit manto ile birlikte bulunan koruyucu bir örtüdür. Yağ bezleri salgısı sebum ile epidermisin yüzeysel katlarının salgılarından ortaya çıkar. Hafif yağlı homojen bir nitelik taşır. Epidermisin yumuşaklığını sağlar, nem kaybını önler. Asit manto lipid (yağ) manto ile birlikte bakterilere karşı sağlam bir koruyucu engel oluşturur (yağ-ter). Ter alt katlardan gelen yağla (sebum) birlikte bir film tabakası (doğal kozmetik) oluşturur. Buna kozmetik ve tıpta “dışa doğru koruyucu mantosu” denir. Bu tabakaya vücuda faydalı bakteriler yerleşerek dıştan gelen zararlı bakterilere karşı hazır bulunur. Bu faydalı tabakanın korunması, cildin sık sık temizlenerek ve yeni filmin meydana gelmesine imkan vermekle mümkündür.

84 Nem Faktörü: Vücudumuzun %70’i sudur ve bu su miktarının %13’ü epidermiste bulunur.Olgunlaşmış deride ise bunun yarısı kadar su ihtiva eder. Deri her yönüyle hidrofil (su emen) bir kumaş gibidir. Ciltteki su kaybının sonucu cildin kuruması, çatlaması ve sonuçta kırışmasıdır. Biyolojik yaşlılıkta bu uzun bir süreç içinde oluşur. Dış etkenler örneğin güneş nem dengesini bozduğu için cilt normal fizyolojik sürecinden daha çabuk yaşlanır.

85 CİLDİ YIPRATAN FAKTÖRLER 1. Dış Etkenler a) Güneş ışınları (UV-A, UV-B, UV-C) b) Rüzgar c) Soğuk-sıcak-kuru hava d) Kireçli su Bunlar ciltte su kaybına, kurumaya ve bunlara bağlı olarak ciltte pullanma ve çatlamaya yol açabilirler.

86 2. Kimyasal Maddeler, Alkaliler (Sabunlar, Deterjanlar, Şampuanlar) Cildimizin 1 cm karesinde 1 milyon bakteri vardır, bu cilt florasını meydana getirir. Sabun bu cilt florasını bozar. Sabun yağ asitlerini alkali tuzlarından olup, cilt pH’ını alkaliye kaydıran ve cildin hirolipid yapısını bozan bir maddedir. Ayrıca, sudaki Mg ve Ca iyotlarını çöktürerek cildin kurumasına, incelmesine ve pul pul dökülmesine yol açar. Yağlı ciltlerdeki yağ salgısını arttırır, gözenekleri kapatarak sivilce, komedon, mantar ve pişiklerin oluşmasına yol açar. Cilt temizliğinde en önemli olay cildin nem ve yağına dokunmadan temizlemektir.

87 3. Makyaj Artıkları: (Boyalı, kokulu malzeme, saç boyaları, pudra, fondöten) Cilt gözeneklerini kapatarak cildin oksijenlenmesine engel olurlar. 4. Sigara, Alkol, Kafein: Kan akımının azalmasına neden olurlar. Cildin beslenmesini engellerler.

88 5. Stres, Yaşam Tarzı, Çalışma Ortamı, Uykusuzluk Çeşitli hormon salımlarını değiştirir. Hormonal dengesizlikler oluşur, bunlara bağlı ciltte kuruma, yağlanma veya sivilce oluşumu görülür.

89 6. Yanlış Beslenme: Dengesiz beslenme ve vitamin eksiklikleri cildin dayanıklılığını azaltır. Çabuk yıpranmasına neden olur. 7. Hava Kirliliği Egzoz gazı, havadaki kimyasal buhar ve asitler (kurşunlu, sülfürlü atıklar) gibi maddeler cildin tahrişine ve yıpranmasına yol açar.

90 CİLT SAĞLIĞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER Cilt aşağıdaki etkenlere bağlı olarak değişik oranlarda yaşlanır: - Stres, -İhmal ve dış etkenler, -Aşırı güneş / UV ışınları, -Rüzgar, tuzlu su ve kirli hava -Fizyolojik ve psikolojik bozukluklar -Ani ve aşırı kilo kaybı -Kullanılan ilaçlar, -Dengesiz- kötü beslenme, -Aşırı alkol, sigara cildin görünümünü bozar.

91 CİLT TÜRLERİ

92 Cilt Tipleri : -Kuru cilt -Yağlı cilt -Normal cilt -Karma cilt -Yaşlı cilt -Akneli cilt -Hassas (Kuperozlu) cilt

93 Kuru Cilt Kuru cilt tipi, ince gözenekli ve düzgün yüzeyli, hassas bir yüzeye sahiptir. Ciltte gözle görülür pullanma ve aşırı gerginlik hissi vardır. Kuruluk nedeniyle dışarıdan gelen etkilere karşı tepki gösterir. ve hassasiyet oluşur. Cilt olgunlaştıkça yağ eksikliği nedeniyle kurur ve kırışıklıklar da artar. Cilt üzerinde, pullanmalar ve kılcal damarlar(kızarıklıklar) yüzeyde görülebilir. Bakım uygulanmadığı takdirde cilt esnekliğini kaybeder ve kırışıklıklar derinleşir.Bu cilt tipinde komedon'a(siyah nokta)rastlanmaz.

94

95 Yağlı Cilt Yağlı cilt, gözeneklerin oldukça açık olduğu, parlak görüntüye sahip bir cilttir. Cilt yapısı kaba ve parlak görünür. Ciltte sürekli yağlanma vardır. Yağ bezlerinin fazla çalışması nedeniyle bu ciltler siyah nokta(komedon) ve sivilce(iltihaplı sivilce) oluşumuna eğilimlidir.

96

97 Normal cilt: Normal cilt tipi, genç yaşlarda düzgün, narin ve pembemsi bir görüntüye sahiptir. Cilt düzgün, nem ve yağ bakımından dengelidir. Siyah nokta(komedon)görülmez. Yaşın ilerlemesiyle gerginlik hissi de artar ve ilk kırışıklıklar oluşmaya başlar. Cilt canlılığını kaybetmeye başlar.

98

99 Karma Cilt Karma ciltlerde farklı cilt bölgesi mevcuttur. T bölgesi(alın, burun, çene) yağlı, bu kısımlarda gözenekler açık, siyah nokta(komedon) vardır. Bu bölgede cilt daha kalındır ve fazla yağ üretir. Yanak kısımlarında ise cilt daha normal ya da kurudur. Kuru olan yanak bölgesinde gerilme hissi daha fazladır. akdeniz insanının cilt tipidir. Karma cilt bazen ters karma olarak karşımıza çıkar. T bölgesi kuru yada normal, yanak bölgesi yağlı olarak görülebilir. Ters karma cilt tipine çok ender olarak rastlanır.

100

101 Yaşlı cilt: Vücut yaşlandıkça faaliyetler yavaşlar ve hücre yenilenme hızı düşer.Hücrenin, yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Ölü hücreler kat kat yığılarak sonuçta cilde kaba bir görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışmaları ise derin çizgilere ve gevşemeye neden olur. Sürekli bir nemlendirici kullanılmazsa deri kurur ve kırışır.

102

103 Yaşlı cilt genellikle elastik değildir. Bunun tespiti için yüz ya da boyunda küçük bir alan baş parmak ve işaret parmağı arasında fazla sıkıştırılmadan ileri çekilmelidir. Eğer cilt bırakıldığında hemen ilk haline dönüyorsa elastikiyeti mevcuttur. Eğer normal durumuna daha yavaş dönüyorsa elastik değildir.

104 Akneli cilt: Ergenlik döneminde hormonların fazla çalışmasından dolayı yağ bezleri fazla yağ salgılar ve ciltte problemler görülür. Sivilce, akne, siyah nokta ve cilt üzerinde parlak bölgelerin oluşumu yetişkinlik dönemine kadar devam edebilir. Bu nedenlerden dolayı cildin erken yaşlarda bakımı çok önemlidir.

105

106 Hassas (Kuperozlu) cilt: Bu tür ciltlerde, cilt yüzeyinde yanmalar, kızarıklıklar, kılcal damar çatlakları, güneşten dolayı oluşmuş lekeler görülür. Ciltte dış etkenlerden kaynaklanan hassasiyet oluşabileceği gibi yanlış ürün kullanımından kaynaklanan kızarıklıklarda görülebilir. Cilt ısı farklılıklarından aşırı derecede etkilenir.

107

108 CİLT YAŞLANMASI Yaşlanma, hücrelerden organlara kadar tüm yapılarda fonksiyonların giderek azaldığı/yavaşladığı bir süreçtir. Canlı organizmanın büyüme ve gelişmesinde zamanla meydana gelen gerilemelerin toplamı ve fonksiyonel açıdan yeteneklerin azalması olarak da tanımlanabilir.

109 Yaşlılıkla meydana gelen değişikliklerde fiziksel, psikolojik, biyolojik, sosyal yaşlanmanın iç içe olduğunu söylemek mümkündür. Dolayısıyla, biyolojik, psikolojik ve sosyal yaşın iç içe geçmesi ve birbirini etkilemesi, kişinin gerçek yaşam sürecini belirlemektedir.

110 YAŞLANMAYA BAĞLI OLARAK DERİ VE EKLERİNDE MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER Deri yaşlanması iki olgunun sonucudur; 1.İntrensek (kronolojik) Yaşlanma: Bu tür yaşlanma sadece zamana bağlı olarak oluşan değişiklikleri içerir. 2.Foto Yaşlanma: Çevresel etkilere, özellikle de güneş harabiyetine bağlı olarak gelişen yaşlanma sürecidir.

111 Kronolojik yaşlanma özellikle derinin fonksiyonlarında fizyolojik değişikliklerle karakterize olup, kaçınılmaz evrensel bir olaydır. Bunun aksine foto yaşlanma ise ne evrensel ne de kaçınılmazdır. Foto yaşlanma güneşe maruz kalan deride oluşan morfolojik ve fizyolojik değişikliklerle karakterizedir.

112 1. İNTRENSEK YAŞLANMANIN ÖZELLİKLERİ Klinik olarak zamana bağlı kronolojik yaşlı deri, kuru ve soluk görülür. İnce kırışıklıklar mevcuttur. Laksisite bir ölçüde artmış ve bir dizi iyi huylu tümör oluşmuştur. Histolojik olarak bu tip yaşlanmada en önemli ve çarpıcı değişiklik ise dermo epidermal bileşkenin düzleşmesidir. Bunun sonucu olarak dermis ve epidermis arasındaki yüzey küçülmüştür. Öyle ki, bu küçülmeden dolayı derinin her iki tabakası arasında iletişim ve besin maddelerinin transferi azalmıştır.

113 EPİDERMİS Hücre yenilenmesi azaldığından epidermis incelmektedir. Kronolojik yaşlanmada ilk gözle görülür değişiklik, stratum corneumda rastlanır. Ortalama kalınlığı değişmemekle birlikte stratum corneumun bariyer işlevini sağlayan nötral lipitlerin oluşum hızı azalmaktadır.

114 DERMİS Dermiste kollajen ve elastin miktarı ile birlikte mast hücresi ve fibroblastların sayı ve hacimlerinin azalması deride kırışıklık ve elastisitenin azalmasıyla sonuçlanmaktadır. Kronolojik yaşlanma neticesi gelişen işlemsel fonksiyonel değişiklikler, yara iyileşmesinin de azalmasına neden olur. Çünkü keratinosit ve fibroblastların çoğalma ve kapasitesi azalmıştır, sitokin üretimi yavaşlamıştır, kollajen ve elastik lif sentezi düşmüştür. Bunun yanında yaşlı deride kuruluk sık rastlanan ve beklenen bir bulgu olmakla birlikte düşünülenin aksine dermiste su içeriği artmaktadır.

115 YAĞ DOKUSU Deri altı yağ dokusu genel olarak puberteden 70 yaşa kadar sabit bir oranda artar. Ancak, bu artış özellikle kadınlarda belirgin olmak üzere bölgesel farklılıklar gösterir. Örneğin yüz ve el sırtlarında az, karın ve kalçalarda fazladır. Yaşlılarda bu doku yüz, el, sırtı, ayak bileği civarı ve ayak tabanında incelme ile birlikte ayak problemlerini de beraberinde getirmektedir

116 2. FOTO YAŞLANMA Yaşlanmada evrensel faktörler derinin yapısal ve işlevsel bütünlüğünü giderek daha çok etkiler. En önemli çevresel faktörlerden biri olan ultraviyole ışınlarının etkisi ile deride foto yaşlanma adı verilen bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Kronolojik yaşlanmadan oldukça farklı gelişen bu tablo klinik olarak da deride kabalaşma, kırışıklık, benekli pigmentasyon, gevşeklik, telenjiektazi vb. değişikliklerle kendini gösterir. Foto yaşlanmayı, kronolojik yaşlanmadan ayıran en önemli farklardan biri de önlenebilir olmasıdır.

117 YAŞLILIKTA İNSAN DERİSİNDE AZALAN FONKSİYONLAR - Hücre yenilenmesinde,- İmmün cevaplarda, - Bariyer fonksiyonunda,- Isı ayarlanmasında, - Kimyasal arınmada,- Ter salgılanmasında, - Hislerin algılanmasında,- Yağ salgılanmasında, - Mekanik korunmada,- D vitamini üretiminde, - Yara iyeleşmesinde,- DNA onarımında azalma.

118 YAŞLI CİLDE BAKIM ÖNERİLERİ Günümüzde yaşlı popülasyonunun giderek arttığı ve bu bireylerin yaşamlarını sosyal açıdan eskiye oranla daha aktif geçirme isteğinde olduklarını görmekteyiz. Bu yüzden de sağlıklı ve güzel bir görünüşe sahip deri ve eklerinin varlığı oldukça önem taşımaktadır. Bu nedenle deri ve eklerinde oluşan yaşlanmayı geciktirmeye yönelik tedbirlerin alınması, yaşlılık dönemine ait deri ve eklerindeki kronolojik ve foto yaşlanmanın tanınması ve düzeltilmesi günümüzde oldukça güncellik kazanmıştır.

119 Yaşama, bir evrim süreci olarak baktığımızda, değişme ve alışmanın yaşam boyu sürdüğünü söyleyebiliriz. Her dönemin kendine özgü sorunları ve güzellikleri vardır. Yaşlılığın üstünlüğü bu dönemde de kişinin kendi gereksinimlerini ve en önemlisi dünyayı daha iyi tanıyor olmasıdır. Elde ettiği deneyimler ve zamanında kazandığı iyi yaşam alışkanlıkları, uygun bakım kozmetiklerinin doğru kullanımı yaşam boyu sürecek öğrenme, keşfetme dürtüsüne yön verecektir.

120 Bu nedenle deri ve eklerinde meydana gelecek değişikliklerle mücadeleye yardımcı olacağına inandığımız çözüm önerilerini şu şekilde sınıflayabiliriz. 1.Koruyucu (profilaktif) önlemler, 2.Tedavi edici (terapötik) yöntemler.

121 1- Koruyucu Önlemler: Öncelikli olarak sağlıklı güzel görünüşe sahip bir yaşamın sürdürülmesi için kimyasal açıdan ele alınması gereken tedbirler vardır. İnsanın sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürmesi için yaşamsal öneme sahip eser elementlerin ve vitaminlerin alınması, düzenli ve dengeli beslenme, çevresel kirlenmeyle hava, su ve topraktan gelen toksik elementlerin vücuda girişinin ve birikmesinin önlenmesi, radyasyon ve çevresel etkilerle dokulara zarar vererek doku tahribatına ve değişikliğe neden olan maddelerin (oksidanların) zararlarının önlenmesi gerekmektedir.

122 Güneş koruyucuları; ultraviyole radyasyonunun foto yaşlanma ve cilt kanseri gibi zararlı etkilerinden insan cildini korumak ve güneş duyarlılığı ile fototoksisiteyi azaltmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Küçük yaşlardan itibaren güneş koruyucuların sürekli ve düzenli kullanımı yaşlanmayı geciktirici ve önleyici bir yöntemdir. Ancak bu alışkanlığın sonradan değil küçük yaşlardan itibaren edinilmesi gerekir. Bunun için de eğitim yaşındaki gençlere güneş güvenliği kavramı aşılanmalıdır.

123 Cildi koruyan, canlandıran, besleyen, enerji ve elastikiyet kazandıran kozmetik ürünlerin kullanımı da yaşlanmaya karşı alınacak önlemlerde etkilidir.

124 1.Tedavi Edici Yöntemler: a)Kozmetik Yöntemler  Retinoik asit içeren kozmetik ürünler,  C Vitamini veya soya izoflavinleri içeren kozmetik ürünler,  AHA veya PHA içeren kozmetik ürünler,  Mikrodermabrazyon

125 b)Dermatolojik / Tıbbi Yöntemler  Tüm kimyasal peelingler (Fenol, TCA, AHA),  Lifting,  APTOS

126 c)Cerrahi Yöntemler  Korreksiyon,  Lifting operasyonu

127 d)Diğer Yöntemler  Botox,  Doldurma (Filling metodu: kollagen, Hyaluronik asit vb.)

128 Cildi İnceleme Yöntemleri Cildin Gözlemlenmesi: Cilt teşhisi yaparken cildin makyajsız ve natürel olması gerekir. Cilt çıplak gözle teşhis edilirken şunlara dikkat edilmelidir: Cildin tipine göre a) Yağ durumu b) Nem durumu c) Gözeneklerin durumu Cildin yapısına göre a) Kırışıklık durumu b) Elastikiyet c) Cilt kalınlığı d) Cildin tonusu (kas gerilme) e) Kasların şişme durumu f) Hassasiyet

129 Cilt bozukluklarına göre a) Komedon b) Sivilceler c) Pigment lekeleri d) Yaşlılık lekeleri vb.

130 Cildi İncelerken Kullanılan Araç Gereçler Lup (Büyüteç Lambası) Lup, yansımasız bir ışıkla büyütme sağlayarak ciltteki kusurları analiz etmeye yarar. Lamba özellikle siyah ve beyaz noktaların çıkarılması ve sivilcelerin temizlenmesi sırasında yardımcı olur.

131 Cilt Dürbünü: Cilt dürbünü cilt incelemek için kullanılan gelişmiş bir büyüteç lambasıdır. Tek yönlü bir büyüteç aynası ile estetik uzmanı müşterinin cildini incelerken aynı zamanda müşteri de aynada kendisini görebilir. Buzlu camın ardına yerleştirilen ve aynayı çevreleyen ışık çemberi yüzü çok iyi aydınlatır.

132 Wood Lamb: Wood lambası estetik uzmanı tarafından cildin durumunu tespit etmek için kullanılır. Oda karanlık olmalıdır. Cilt Durumunun Wood Lambla Belirlenmesi: Kalın corneum tabakası = Beyaz flüoresan Ciltte ölü hücreler = Beyaz noktalar Normal ve sağlıklı cilt = Mavi-beyaz Yeterli nemi olmayan cilt = Mor flüoresan Susuz cilt = Açık leylak Nemli cilt = Parlak flüoresan Yağlı bölgeler ve comedonlar = Oranj Pigmentasyon ve koyu noktalar = Kahverengi Derinin renk bozuklukları =Kahverengi Wood lamba bakılırken cilt analizi yapılan kişi ışık kaynağına bakmamalıdır

133 Bilgisayarlı Cilt Teşhis Cihazı:

134 KLASİK MASAJ MANİPÜLASYONLARI

135 Masaj, Vücuttaki yumusak dokular üzerine yapılan sistematik ve bilimsel el hareketleridir. Masajın hemen hemen tüm dünyada eski bir geçmişe sahip olduğu bilinmektedir.Başlangıç tarihi M.Ö yıllarına kadar giden masajın en eski uygulamasının bu dönemlerde Çin ve Hindistan’da yapıldığını kaynaklardan öğrenmekteyiz. Hint kültüründe masajın çok ayrı bir yeri vardır.Hindistan’ın koruyucu tanrısı “Vişnu’nun karısı Lakşmi’yi kocasının ayaklarına masaj yaparken tasvir eden heykeller vardır. Kayıtlar Eski Çin’de 5000 yıl öncesinden beri kullanılan bir masaj ve egzersiz sisteminin bulunduğunu göstermiştir. İran, Mısır ve japonya’daki eski medeniyetlerin halkları masaj sanatını kozmetik amaç için kullandılar. Vücut ve deriye güzelleşmek için yağ ve parfüm sürüldüğü zaman tedavi edici özelliklerde kazandıklarını keşfettiler. M.Ö. 2000’li yıllarda Mısırlılar sağlığı geliştirme ve hastalıkları gidermede masajdan yararlandılar.

136 Antik dönemde Ege uygarlıklarında zeytin yağıyla karıştırılan güzel kokulu otlarla masaj yağları hazırlanırdı.Homeros (İ.Ö 1000) ünlü İliada, Odessa destanlarında kahramanların yıkandıktan sonra vücutlarını güzel kokulu yağlarla oğduklarını belirtmiştir. M.Ö. 500 yıllarında Yunan tarihçi Heredot egzersiz ve masajın hastalıkların tedavisinde kullanıldığından, masaj manipulasyonlarından olan Öfloraj ve Friksiyondan bahsetmektedir. Bu tarihlerde öfloraj hakkındaki prensipler belirlenmeye başlandı. Bu yıllarda masaj kalpden uzağa doğru yapılıyordu. Uygulanan tedavi boyunca değiştiriliyordu. Masajın başlangıcında hafif, sonrasında daha derin ve daha çabuk, sonlarına doğru ise daha yavaş manipulasyonlar yapılıyordu. M.Ö.( )’ de Hipokrat ise omuz çıkıkları ve kas yırtıklarından sonra friksiyon; kabızlıkta ise yoğurma tarzında hareketleri önermiştir. Hipokrat, bu tarihlerde dolaşım sisteminin tam anlasılamamış olmasına rağmen öflorajın kalbe doğru yapılmasının daha yararlı olacağını ileri sürdü. Eczacılığın babası sayılan, kimine görede tarihteki ilk spor hekimi kabul ediln Romalı Gallen (M.S ) Gladyatörlere karşılaşma öncesi ve sonrasında “yağla kızarana dek ovarak masaj yapmıştır. Gallen masaj hareketlerinin yönünün kas lifleri yönünde olması gerektiğini de belirtmiştir.

137 Dönemin ünlü Türk tıp bilgini İbni Sina (M.S ) da masajın yararlarından söz etmiştir.Beş kitapdan oluşan El kanun Fit Tıp isimli serinin ilk kitabı olan Külliyat’ta beden eğitimi ve sağlıklı yaşamla ilgili görüşlerine yer vermiştir.Sağlığın korunması için egzersiz yapmanın ve beraberinde masajın yararlarına değinmiştir. Ortaçağ Avrupa’sında karanlık bir engizisyonun sürdüğü dönemde masaj yasaklanmış, Rönesansla birlikte yeniden kullanılmaya başlanmıştır. 18.y.y ‘da masaj teknikleri daha da gelişmeye başlamış ve bu konuda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Çeşitli görüşlerin olduğu bu dönemde Peter Henry Ling ve Metzger’in çalışmaları ile İsveç Masajı oluşturulmuş, uygulama teknikleri, endikasyonları ve kullanılan masaj hareketleri ( öfloraj, friksiyon, petrisaj, tapotmen) belirlenmiştir. Bunlardan sonra Amerika’da Mitchell ve Kellogg, İngiltere’de Cyriax ve Mennel masaj üzerine çalışmışlardır. Batıda ilk olarak masaj hakkındaki Çin yapıtları Fransızca’ya çevrilmiştir. Günümüz masaj terminolojisinin büyük ölçüde Fransızca olmasının nedeni budur. Daha sonraları çeşitli araştırmacılar masaj teknikleri üzerinde çalışarak, farklı amaçlar için uygulanabilecek farklı masaj tekniklerini geliştirmişlerdir. Günümüzde en çok kullanılan masaj tekniği Klasik Masajdır. Bu teknik Ling ve Metzger’den sonra Albert Hoffa tarafından geliştirilerek bugün uygulanan klasik masajın temelini oluşturmuştur.

138 Hoffa masaj manipulasyonlarını öfloraj ( sıvazlama), friksiyon (dairesel hareketler), petrisaj (yoğurma), Tapotmen (vurma) ve Vibrasyon (Titreştirme) olarak beş ama grupta ele almıştır. Hoffa’nın geliştirdiği klasik masaj manipulasyonları, diğer masaj tekniklerininde temelini oluşturmuştur. KLASİK MASAJIN GENEL PRENSİPLERİ Masör: Masaj yapmayı meslek olarak seçen erkeklere denir. Masöz: Masaj yapmayı meslek olarak seçen bayanlara denir. Masör ve masözün elleri iri, kuvvetli, her iki elini de eşit derecede kullanabilmelidir. Eller soğuk ve nemli olmamalıdır. Masör ve masöz temiz ve bakımlı olmalıdır. Ayrıca kişiliği oturmuş ve güvenilir olmalıdır. Masör ve Masözün Kıyafeti: Sade, temiz rahat hareket etmeye izin verecek şekilde olmalıdır. Kısa kollu üniformalar en pratik olanlarıdır. Masaj odası: Her zaman temiz, kişiyi rahatlatacak şekilde sade döşenmiş olmalıdır. Oda sıcaklığı C arasında olmalıdır. En önemli faktörlerden biri de odanın gürültü ve ışık durumudur.Işık mankenin gözüne direkt olarak gelmeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Ayrıca gevşemeyi sağlayacak uygun bir müzik de etkili olabilir.

139 Masaj masası: Ne fazla sert nede fazla yumuşak, mankenin rahatlıkla yatabileceği ve masörün de fazla güç harcamadan, yorulmadan çalışabileceği şekilde olmalıdır. Yükseklik masörün boyuna göre değişşe de standart ölçüler cmdir. Masa alanı için en uygun ölçüler ise 90x190 cmdir. Ayrıca masörün elinin altında bir adet 15x50cm silindir yastık ve iki adet 25x50cm dikdörtgen destekleme yastıkları bulunmalıdır. Masaj süresi: Tam masajlar dk yerel masajlar ise dk sürebilir. Bu süre hiç kuşkusuz mankenin fiziğine ve endikasyona bağlıdır. Masaj manipülasyonlarının sertliği: Masaj yapılan herkesin doku bulguları ve acıya dayanıklılığı değişik olduğu için bu konuda bir kural vermek olanaksızdır. Ancak genel bir ifadeyle “masaj gereği kadar yumuşak, yeteri kadar sert olmalıdır” denilebilir. Masajda kullanılan kaydırıcılar: Masaj sırasında masör ile mankenin derisi arasındaki sürtünmeyi azaltmak için bazı yağlar ve kremler kullanılmaktadır. Masajda en sık kullanılan yağlar şunlardır:

140 Vazelin veya mineral yağlar (Vazeline alerjisi olanlar için) Kold krem (uygulama rahatlığından dolayı tercih edilebilir) Kakao yağı ( deri beslenmesine ihtiyaç duyulduğu durumlarda) Bebek yağı Talk pudrası( nemli ve aşırı yağlı bazı ciltlerde) Badem yağı Susam yağı Kekik yağı Fıstık yağı ve aromatik yağlar ve karışımlar da kullanılabilir. Sabun cildi kuruttuğu için pek tercih edilmez. MASAJIN KULLANIM AMAÇLARI 1- Estetik ve güzellik amacıyla 2-Ağrıyı azaltmak için 3-Kasları egzersize hazırlamak 4-Egzersiz sonrası kasların toparlanmasına yardımcı olmak 5- Kişiye psikolojik yönden destek olmak 6-Diğer tedavilerin etkinliğini artırmak amacıyla kullanılabilir.

141 KLASİK MASAJ MANİPÜLASYONLARI 1- Öfloraj: Sıvazlama Yüzeyel Öfloraj Derin Öfloraj 2-Friksiyon: Dairesel hareketler 3-Petrisaj: Yoğurma Pincing: Cimdikleme Wringing: Burarak yoğurma Rolling: Yuvarlama 4-Presyon: Baskı 5-Perküsyon: Tapotment: Vurma-Darbeleme Hacking: El kenarıyla vurma Clapping: Avuçiçiyle vurma Slapping: Parmakiçiyle vurma Tapping: Parmakların uç kısmıyla vurma Beating: Yarı açık yumruklama Pounding: Tam yumruklama 6-Vibrasyon: Titreşim Shaking: Sallama, Silkeleme

142 Yüzeyel Öfloraj : Klasik masaja öflorajla başlanır ve öflorajla bitirilir. Tek elle, iki elle, el sırtıyla ve parmaklarla yapılır. Yüzeyel öflorajda uygulanan basınç çok azdır ve hareketin hızı sabittir. K.masajda el temasını kesmemek amacıyla ve ara maddelerin eşit dağıtılması için yapılır. Yüzeyel Öflorajın sedatif(yatıştırıcı), ağrı giderici ve kas spazmını azaltıcı etkisi vardır. Derin Öfloraj: Öfloraj kalp yönüne doğru derin basınçla uygulanırsa buna derin öfloraj denir.Hareketin yönü kas liflerine ve kalbe doğrudur. Yüzeyel venlerde kan akımı hızlanır. Metabolitlerin vücuttan atılımı hızlanır. Kılcal damarlardaki sıvı birikimleri venöz boşluklara itillerek lenf dranajına yardımcı olur. Ayrıca pasif ısınmayı sağlar Sırt masajında derin öfloraj

143 Friksiyon Friksiyon:(Dairesel hareketler ): Belirli bölgeler üzerine basınçla yapılan küçük dairesel hareketlerdir. Baş parmak, parmak uçları ve iki elle desteklenerek yapılabilir. Friksiyonda derinin kayması istenmez. Kas içindeki nodülleri dağıtmak, yapışık deriyi ve derin yapıların yapışıklıklarını açmak amacıyla yapılır.

144 Uyluk masajında petrisaj (wringing) (sıkıştırma):Çift elle eller birbirine ters yönde hareketlendirilerek yoğurma yapılır. Petrisaj( yoğurma ): Masajın en kuvvetli manevrasıdır. Tek el veya iki elle yapılan yoğurma hareketleriyle kas sıkıştırılır ve esnetilir. Kas tıpki bir hamurun yoğurulmasına benzer tarzda hareket ettirilir. Petrisaj, öflorajın tersine yüzeyel fasyayı ve onun altındaki dokuları hedef alır. Yoğurma hareketi kasların dinlendirilmesinde ve atıkların uzaklaştırılmasında son derece etkilidir. Kan dolaşımında hızlanma, ve vazodilasyon görülür. Deride kızarıklık, deri esnekliğinde artma ve yapışık dokularda çözülme görülür.

145 Boyun masajında pincing(cimdikleme) Dar sahalarda kullanılır. Kaslar baş parmak ve işaret parmağı arasında sıkıştırılarak yoğurulur. Rolling (yuvarlama) Kaslar her iki el karşılıklı olarak yukarı aşağı hareketlendirilerek yoğurulur. Kalça ve kol kaslarına uygulanabilir.

146 Sırt bölgesinde presyon uygulaması Presyon(Baskı): Baskı uygulayarak kasların gerginliğini gidermek ve mankeni rahatlatmak için yapılır. Avuçiçi, el sırtı ve parmaklarla yapılabilir.

147 Hacking: Elin dış kenarıyla ardarda yapılan vuruşlardır. Omuz bölgesi, uyluk ve baldırda sıklıkla kullanılır. Perküsyon-Tapotment(Vurma): Kaslara uyarı verilerek, şok etkisi ile kasları canlandırmak için yapılır. Perküsyonda, diğer masaj manipülasyonlarında olduğu gibi dolaşımı artırıcı bir etki beklenmez. Damarlarda önce bir daralma ve ardından genişleme olur. Kasılıp genişme sonrasında kas aktivitesinde hafif bir artma beklenir. Vuruşlar esnasında dokularda kasılmalar gözlenebilir.

148 Clapping: Sağ ve sol el kubbe biçimine getirilmiştir. Avuçiçlerinde sıkılaşan havayla beraber ritmik vuruşlar yapılır. Slapping: Parmakların iç kısımları bilek hareketleri ile vücuda çarptırılarak uygulanır. Daha çok deri uyarısı istendiği durumlarda yapılır.

149 Tapping: Parmakların uç kısmıyla yapılan darbeleme şeklidir. Tempolu olarak dokuya uyarı verilir. Beating: Yarı açık durumdaki yumrukla ve elin kenar kısımlarıyla uygulanır. Pounding: Tamamen sıkılmış yumrukla ve omuz hareketleriyle yapılır. Masajın en sert manipülasyonudur. Kalın kas yapısına sahip bölgelere uygulanır.

150 Vibrasyon(Titreştirme): El veya parmaklarla yapılan titreşim hareketidir. Kas gerginliğini gideren ve ağrıyı azaltan özelliği vardır. Shaking(Sallama): Vibrasyona göre daha uzun frekanslarla yapılan hareketlerdir. Şekilde görüldüğü gibi bütün kolun sallanması gibi yapılabilir.


"Cilt ve Saç Bakımı Uygulamaları I Öğr. Gör. Gizem DOĞANEL Bu ders taslak bir şekilde oluşturulmuş olup öğrenciler için sunulmuştur. Fikri mülkiyet hakları." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları