Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sosyoloji Nedir?  Sosyoloji, “insanın toplumsal yaşamının, insan grupları ile toplumlarının bilimsel incelemesidir”. (Giddens, 2008:38),  modern toplumlarda.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Sosyoloji Nedir?  Sosyoloji, “insanın toplumsal yaşamının, insan grupları ile toplumlarının bilimsel incelemesidir”. (Giddens, 2008:38),  modern toplumlarda."— Sunum transkripti:

1 Sosyoloji Nedir?  Sosyoloji, “insanın toplumsal yaşamının, insan grupları ile toplumlarının bilimsel incelemesidir”. (Giddens, 2008:38),  modern toplumlarda insan gruplarının ve toplumsal yaşamın sistematik ve planlı olarak çalışılması” (Browne,1998:1)  “insan toplumlarının ve toplumu oluşturan gruplardaki insan davranışlarının bilimsel olarak incelenmesidir” (Kornblum ve Smith 2008:4)

2 Sosyoloji Nedir?  Sosyoloji makro düzeyde toplumsal kurumların ya da toplumların yapısını ve de ğ işimini, mikro düzeyde grupları, gruplar arasındaki etkileşimi ve toplumsal rolleri inceler (Kornblum, 2008:5-6).  Yüz yüze etkileşim hâlindeki gündelik davranışların incelenmesine genellikle mikrososyoloji, siyasal sistem ya da ekonomik düzen gibi büyük ölçekli toplumsal düzenlerin çözümlenmesine ise makrososyoloji adı verilir (Giddens, 2008:60).

3 Sosyolojinin Önemi: Kültürel farklılıklar hakkında, bizim toplumsal dünyayı birçok bakış açısından görebilmemizi sa ğ layan bir farkındalık sa ğ lar. Kendi kendimizi aydınlatabilmemizi, kendimizi daha iyi anlayabilmemizi sa ğ lar. İ çinde bulundu ğ umuz toplumu analiz ederken kendimizi daha sa ğ lıklı bir yerde konumlamamıza yardımcı olur. Tarihi, siyasi ve ekonomik ilişkilerin arkasında cereyan eden toplumsal olayları anlamamızı kolaylaştırır.

4 SOSYOLOJ İ N İ N TEMEL KAVRAMLARI  Toplum: Toplum, belirli bir kültürü ve bir takım toplumsal kurumları paylaşan insanlar arasındaki ilişkilerden meydana gelir. Başka bir deyişle toplumu oluşturan şey bireylerden çok bireylerin arasındaki ilişkiler, paylaştıkları de ğ erler ve davranış kalıplarıdır.  Toplumsal Grup: üyeleri arasında ortak amaç ve çıkarlar olan, üyelerinin karşılıklı ilişki içinde oldu ğ u ve bir süreklili ğ i olan insan toplulu ğ udur (Özkalp, 2007:257). Toplumsal gruplara örnek olarak aile, bir sınıftaki ö ğ renciler, arkadaşlar, bir iş yerinde birlikte çalışan insanlar verilebilir.

5 Toplumsal Rol: her statüdeki insanın belirli bir şekilde davranmasını bekler ve bu davranış rol olarak adlandırılır. Roller, toplumdaki statüye uygun hak ve ödevlerden meydana gelir. Bütün insanlar bir takım statülere (anne, ö ğ retmen, sınıf annesi, komşu, polis vs) sahip olur ve bunların hepsi kendi rolünü içinde taşır. Rol Çatışması: Toplum içerisinde birçok role sahip olan bireyin bu rollerinden birinin başka bir rolüyle çatışması.

6 Rol Çatışmasına Örnek: bir baskında suçluların arasında kendi çocu ğ unu gördü- ğ ünde rol çatşması yaşayacaktır. iyi bir baba gibi davranırsa iyi bir polis gibi dav- ranmamış olacak, iyi bir polis gibi davranırsa iyi bir baba gibi davranmamış olacaktır (Coser, 1983:86-87).

7  De ğ er: De ğ erler, davranışlarımızı yargılarken ve hayattaki amacımızı seçerken başvurdu ğ umuz; toplumsal olarak paylaşılan, amaçlarımızı ve davranışlarımızı belirlemede bize neyin do ğ ru, neyin yanlış oldu ğ unu söyleyen standartlardır (Coser, 1983:69; Bozkurt, 1999:93). De ğ erler toplumdan topluma de ğ işebilir.  Örnek: Alçakgönüllülük mütevazilik bir toplumda de ğ erliyken, rekabetçi bir toplumda mütevazilik bir zayıflık göstergesi olabilir.

8 Norm: Normlar, belirli durumlarda insanların nasıl davranmaları gerekti ğ i konusunda yaptırımı olan beklentilerdir (Bozkurt, 1999:101). Normlar, de ğ erlere dayalı olarak geliştirilen kurallardır. Örne ğ in toplumun önemli de ğ erlerinden biri dürüstlükse, yalan söyleme davranışı yaptırımı olan kurallarla engellenmeye çalışılır. 3’ gruba ayrılır.

9 1-) Halk Yordamı Normlar: nispeten zayıf normlardır. Uygun kıyafet giymek, yeme ğ i düzgün yemek, selam verilince almak gibi kurallarda görülür ve yaptırımları şiddetli de ğ ildir. 2-) Örfi Normlar: Örfler toplumun güçlü ve önemli normlarıdır, toplumun üyeleri tarafından toplumun devamlılı ğ ı için bu normlara uyulmasının şart oldu ğ u düşünülür ve yaptırımları son derece a ğ ırdır. Yamyamlık, ensest ya da cinayet, örfe örnek verilebilir.

10 3-)Yasalar: Yasalar, toplumun siyasal otoritesi tarafından tasarlanan, sürdürülen ve dayatılan yazılı normlardır. Yasalar, hız sınırını aşmaktan vergi ödememeye, uygun olmayan yerlere çöp dökmekten cinayete kadar birçok davranışa ilişkin yaptırımı olan kurallardır. Yaptırım: toplumun üyelerinin normlara uymasını sa ğ lamak için kullanılan, kurala aykırı davranılması hâlinde öngörülen sonuçtur. Başka bir deyişle toplumsal olarak onaylanan standartlara uyumu sa ğ lamak için kullanılan araçlardır. Yaptırımlar, beklentilere uyan davranışların ödüllendirilmesi gibi olumlu ya da beklentilere uymayan davranışların cezalandırılması gibi olumsuz olabilir (Marshall, 1999:810).

11 Toplumsal Olgu: Toplumsal gerçeklik olarak da adlandırılan toplumsal olgu, toplumsal olayların tekrar etmesiyle do ğ an, mekandan ve zamandan ba ğ ımsız kavramlardır. Örnek 1: Ahmet ile Ayşe’nin evlenmesi bir toplumsal olayken evlilik bir toplumsal olgudur. Örnek 2: Ali’nin işsiz olması toplumsal bir olgu de ğ ildir. Ama toplumda işsizlik belli başına bir durum/problem arz ediyorsa bu bir toplumsal olgudur.

12 Toplumsallaşma (Sosyalleşme): Bireylerin üyesi oldukları topluma ait de ğ erleri, tutumları, bilgi ve becerileri, kısacası o toplumun kültürünü ö ğ rendikleri etkileşim süreci toplumsallaşma olarak adlandırılır. Birey, do ğ umundan itibaren aile, ö ğ retmenler, arkadaşlar, meslektaşlar gibi davranışlarına yön veren di ğ er insanlarla etkileşime girerek toplumsal rolleri, norm ve de ğ erleri ö ğ renir. Toplumsallaşmanın iki fonksiyonu vardır, bunlardan biri benli ğ in gelişmesini sa ğ lamak, ikincisi ise kültürün bir nesilden di ğ er nesle aktarılmasını sa ğ lamaktır. Toplumlar, de ğ erlerini, toplumsal davranışlarını, kültürel miraslarını nesilden nesle aktararak kendilerini yeniden üretirler (Coser vd.,1983:106). Toplumsallaşma aracılı ğ ıyla her toplum, her yeni neslin o toplumun de ğ erlerini ve normlarını ö ğ renerek büyümesini, böylece toplumun kendisinden bekledi ğ i davranışları yerine getirmesini sa ğ lar.

13 Anna Örne ğ i: (Kingsley Davis) Çalışmadaki çocuklardan biri olan Anna, gayrimeşru bir çocuktu ve annesi bu nedenle do ğ du ğ u günden beri onu tavan arasında saklamıştı. Anna di ğ er insanlarla nadiren karşılaşmış ve çok düşük düzeyde bakım görmüştü. Altı yaşında bulundu ğ unda Anna konuşamıyor, yürüyemiyor ve kendi kendine yemek yiyemiyordu. Kendisine yönelik konuşmalara cevap, davranışlara tepki vermiyordu, bu nedenle başlangıçta sa ğ ır ve kör oldu ğ u zannedilmişti. Anna’nın gördü ğ ü fiziksel ve zihinsel zarar kolaylıkla onarılamamış, dört yıllık e ğ itimden sonra Anna zar zor yürüyebilir, birkaç kelime konuşabilir ve oyuncak bebe ğ ine ilgi gösterir hale ancak gelebilmişti. 11 yaşınnda öldü ğ ünde Anna ancak 2 ya da 3 yaşında bir çocu ğ un seviyesine ulaşabilmişti (Coser, 1983:107). Bu örnek toplumsallaşma sürecinin toplum açısından oldu ğ u kadar bireyin gelişimi açısından da son derece önemli bir süreç oldu ğ unu göstermektedir.

14 SOSYOLOJ İ K İ MGELEM (SOSYOLOJ İ K BAKIŞ AÇISI) Wright Mills’in ortaya attı ğ ı sosyolojik imgelem (imagination) kavramsallaştırması, yaşamlarımızın (bireysel), toplumsal ve tarihsel boyutları arasındaki ba ğ lantıları göz önünde bulundurmayı ifade eder. Sosyolojik imgelem bizim yalnızca bireyi ilgilendirir görünen pek çok olayın gerçekte daha geniş sorunları/anlamları yansıttı ğ ını görebilmemizi sa ğ lar.

15 Kahve Örne ğ i: Kahve sadece bir içecek de ğ ildir. Sosyolojik imgelem yoluyla kahve içmenin bir çok anlamı olabilir. 1-) gündelik toplumsal etkinliklerimizin bir parçası olarak simgesel bir de ğ er taşır. Toplumsal bir etkileşimin ve törenin sembolü olarak görünür. Bir fincan kahvenin kırk yılı hatırı vardır gibi 2-) Keyif verici bir maddedir. 3-) Ekonomik ve ve toplumsal ilişkiler kümesinin içinde yer almak.

16 4-) Siyasal bir içerik kazanması. Üçüncü dünya ülkelerinde en çok üretilmesi fakat birinci dünya ülkelerinde en fazla tüketilmesi kahvenin ülkeler arası ba ğ ımlılı ğ ın bir göstergesi olması. 5-) Kültürler arası de ğ işimin göstergesi. Batı kökenli bir içecek olmamasına ra ğ men Kahvenin Avrupa’nın sömürge politikaları neticesinde Afrika’dan, Güney Amerika’dan Avrupaya taşınması gibi.

17 Sosyolojik İ mgelem Örnek 2: Boşanma kişisel bir sorun gibi görünse de boşanmanın bir toplumda yaygınlık kazanmış olması bizleri sosyolojik imgelem vasıtasıyla boşanmanın bir tür toplumsal sorun oldu ğ u gerçe ğ ine götürür. İ şsizlik, başörtüsü sorunu, vs. de Sosyolojik imgelem yoluyla toplumsal bir problem olarak algılanılabilir.

18 Sosyolojide İ lk Kuramcılar 1-)Auguste Comte: ( ) “sosyoloji” kavramını icat etmiş ve sosyolojide pozitivist sosyoloji olarak bilinen gelene ğ i kurmuştur. Bu nedenle bazı çevrelerde Comte sosyolojinin kurucusu ola- rak kabul edilir.

19 Sosyolojide Comte tarafından geliştirilen pozitivist yaklaşım toplumsal yaşamın do ğ al yaşama benzer bir nesnel gerçekli ğ i oldu ğ u yönünde temel bir varsayıma dayanır. Bu aç›dan pozitivizm do ğ a bilimlerinde kullanılan niceliksel bilgiye dayalı bilimsel yöntemin sosyal bilimlerde de kullanılabilece ğ ini savunur. Bu yönteme göre yalnızca gözlenebilen, ölçülebilen ve sınıflanabilen olguların bilimsel bir gerçekli ğ i vardır ve toplum hakkındaki do ğ ru gerçekler ancak bilimsel yöntemlerle keşfedilip analiz edilebilir. Comte fiziksel dünyada oldu ğ u gibi (örne ğ in, yer çeki- mi yasası), toplumsal dünyada da olayları temellendiren belirli toplumsal yasalar oldu ğ una inanıyordu. Bu nedenle do ğ a bilimsel yöntemlerle bu yasaların keşfedilebilece ğ ine ve topluma daha iyi yön verilebilece ğ ini savunuyordu. Bu ba ğ lamda Toplumsal Fizik terimini ilk kullanan düşünür Auguste Comte’dur.

20 Auguste Comte toplumu evrimci bir bakış açısıyla açıklar ve geliştirmiş oldu ğ u evrimsel modelle insan düşüncesi ve insan toplumlarının üç temel aşamadan geçerek ilerledi ğ ini dile getirir. Buna 3 aşama yasası denir. 1-)Teolojik Aşama: insan düşüncesi her şeyi do ğ aüstü güçlerle açıklamaya çalışır. 2-)Metafizik Aşama: insan düşüncesi sosyal veya fiziksel tüm olgu ve olayları soyut güçlerle açıklamaya çalışır.

21 3-) Pozitif Aşama: insan düşüncesi nihayet bütün olgu ve olayları bilimsel (evrensel yasalara dayalı) olarak açıklamaya çalışır. Comte’a göre bu aşamada insan düşüncesi pozitif bilim sayesinde do ğ aüstü ve soyut güçleri reddederek gözlemlenebilen olgular arasındaki mevcut ilişkileri açı ğ a çıkarmaya ve bu ilişkileri evrensel yasalar içerisinde sistemleştirmeye çalışır. Ulaşılabilecek en üst aşamadır. Din ve metafizi ğ in yerini pozitivizm almıştır.

22 2-) Emile Durkheim ( ): Durkheim toplumu bir bütün oluşturmak amacıyla farklı işlevler üstlenmiş parçalardan oluşan biyolojik bir organizmaya benzetir. Bu açıdan da toplumun onu oluşturan bireylere indirgenemeyecek nitelikte ba ğ ımsız bir gerçekli ğ i oldu ğ unu düşünür. Durkheim çalışmalarında toplumun bireylerden ba ğ ımsız bir gerçekli ğ i oldu ğ unu savunmakla kalmaz ayrıca bireylerin üstünde (yani bireylerden daha önemli) ve üzerinde bir gerçekli ğ i oldu ğ unu da savunur. Toplumun bireyler üzerinde kolektif nitelikteki toplumsal olgular (gerçeklikler) aracılı ğ ı ile yaptırım gücüne sahip oldu ğ unu vurgular.

23 Durkheimde Sosyoloji: Örnek: 11 Kişiden oluşan bir futbol takımını var eden şey 11 tane bireyin bir araya gelmesi de ğ ildir. Önemli olan bireyler arasındaki ilişkilerdir. Tek tek bir futbolcunun anlamı yoktur ama 11 kişiden olan bir takımın sosyolojik anlamı vardır. Dolayısıyla takım bireylere indirgenemez ve futbol takımının (olgu bazında) birey üstü bir gerçekli ğ i vardır.

24 işlevselci bir toplum modeli benimseyen Durkheim için toplumsal düzen ve dayanışma bir toplumun işlevsel öncelikli gereksinimlerinin en başında gelmektedir. Ona göre toplumda düzen ve dayanışmanın kayna ğ ı işbölümü ve uzmanlaşmadır. İ ş bölümü arttıkça bireylerin birbirlerine olan ba ğ ımlılı ğ ı da artmaktadır. Durkheim evrimci işlevselci bir bakış açısı sergiledi ğ i Toplumsal işbölümü adlı çalışmasında hem toplumsal düzen ve dayanışmanın hem de toplumsal de ğ işmenin sırasıyla mekanik ve organik adı altında iki farklı ideal tipinden söz eder.

25 Mekanik Dayanışma:  benzeşmeye dayalı basit bir iş bölümünün oldu ğ u geleneksel toplumlarda söz konusudur. Bu düzen ve dayanışma tipinde kolektif bilinç ve kolektif kimlik bireysel bilinç ve kimliklerden daha güçlü ve baskındır.  Organik Dayanışma: farklılaşmaya dayalı karmaşık bir iş bölümü ve uzmanlaşmanın oldu ğ u modern toplumlarda söz konusudur. (Sanayi tipi toplumun oluşmasını sa ğ layan dayanışma modeli).

26 Durkheim’in İ ntihar İ ncelemesi:  psikolojik nedenlere ba ğ lı bireysel bir eylem gibi görünen intiharın bile aslında nasıl toplumsal nedenlere ba ğ lı bir toplumsal olgu oldu ğ unu intihar oranlarındaki de ğ işmeleri inceleyerek kanıtlamaya çalışır. Buna göre farklı toplumsal koşullara sahip gruplarda intihar oranları da farklılaşmakta ve özellikle hızlı toplumsal de ğ işmelerin yaşandı ğ ı dönemlerde intihar oranları de ğ işmektedir. Bu da intiharın toplumsal nedenlere ba ğ lı bir toplumsal olgu oldu ğ unu göstermektedir.  Durkheim intiharı bütünleşme ve düzenleme şeklinde iki ba ğ ımsız de ğ işkenle açıklar. Bir toplumda her iki de ğ işkenin aşırı düzeyde ya da yetersiz düzeyde bulunması intihara yol açar.

27 Durkheim toplumsal gruplarla güçlü bir biçimde bütünleşen, istek ve hedefleri toplumsal normlar tarafından düzenlenen insanların intihara kalkışma olasılıklarının daha düşük oldu ğ una inanıyordu. Bütünleşme ile düzenlemenin görece var olmasına ya da olmamasına ba ğ lı olarak dört tür intiharı tanımlamıştır.

28 1-)Bencil İ ntiharlar: Toplumla düşük biçimde bütünleşme ile nitelenir ve birey yalıtılmış ya da bir grupla olan ba ğ ları zayıflamış ya da kopmuş oldu ğ unda gerçekleşir. Örne ğ in dini gruplar arasındaki (katolikler) intiharların nispeten düşük olması. 2-) Anomik İ ntihar: Bir toplumsal düzenlemenin olmadı ğ ı durumlar yol açar. İ nsanların toplumdaki hızlı de ğ işme ya da istikrarsızlık yüzünden ‘normsuz’ kaldıkları anomik toplumsal koşullara gönderme yapmaktadır.

29 Normlar ve İ stekler için sabit bir referans noktasının ortadan kalkması kişinin koşulları ile istekleri arasındaki dengeyi bozabilir. **Anomik: Süreklilik duygusunu kaybetmekte olan, kişisel ve toplumsal yükümlüklerini ve ba ğ larını yitirme durumunda olan bireyin yaşadı ğ ı ruhsal boşlu ğ a denir.

30 3-) Özgecil İ ntihar: Bir bireyin ‘aşırı bütünleşmesi’ durumunda –toplumsal ba ğ ların çok güçlü oldu ğ u- ve toplumu kendisinden daha de ğ erli tuttu ğ unda gerçekleşir. Böyle bir durumda, intihar ‘daha yüce bir iyilik’ için bir fedakarlık haline gelir. Japon kamikaze pilotları ya da islamcı intihar komandoları özgecil intihar örneklerindendir.

31 4-) Kaderci İ ntihar: Bireyin yaşamının toplum tarafından gere ğ inden çok düzenlendi ğ inde ortaya çıkan intihar türüdür. Bireyin baskı altında tutulması, kader ya da toplum karşısındaki güçsüzlük duygusuna yol açar ve bireyin intiharına yol açar.

32 3-) KARL MARX ( ) Sosyolojide on dokuzuncu yüzyılda Karl Marx tarafından geliştirilen ve tarihsel materyalizm olarak bilinen teorinin önemli bir etkisi olmuştur. Marx, görüneni de ğ il görünenin ardında yatan toplumsal dinamikleri açı ğ a çıkarmayı amaçlayan eleştirel bilim yaklaşımına yakın bir bilim anlayışına sahiptir.

33 Marx’ın materyalist tarih felsefesine göre insanların varlıklarını bilinçleri belirlemez aksine toplumsal varlıkları bilinçlerini belirler. Ona göre insan yaşayabilmek için öncelikle yiyecek, giyecek, barınacak yer ve benzeri materyal şeyler üretmek zorundadır. Ancak Marx’a göre insan bunu ancak toplumsal emek aracılı ğ ı ile yapabilen ve bu sayede hem kendini hem de toplumu üretebilen sosyal bir varlıktır.

34 Marx’ta Toplumsal De ğ işme: Marx’a göre toplumlar bugüne kadar (Sanayi Devrimi toplumuna kadar) 4 de ğ işik aşamadan geçerek son aşamaya yani komünist aşamaya geçecektir. Bunlar; 1-) İ lkel Komünal Toplum 2-) Köleci Toplum 3-) Feodal Toplum 4-) Kapitalist Toplum 5-) Komünist Toplum

35 İ lkel Komünal Toplum:Komünist eşitlikçi toplumdur. Özel mülkiyetin olmadı ğ ı bu toplumda toplum sınıf merkezli inşa edilmemektedir. Köleci Toplum: Köle sahibi olanlarla köle konumunda olanlardan oluşan bir toplum düzeni mevcuttur. Özel Mülkiyetin ilk tohumları bu toplumda atılmaktadır. Feodal Toplum: Toprak sahipleri ile serflerden oluşan toplum biçimidir.

36 Kapitalist Toplum: Tüccar ve zanaatkarların (Burjuva) ortaya çıkmasıyla son bulan Feodal Toplumdan sonra ortaya Çıkmış toplum şeklidir. Kapitalist üretim biçimine sahip olan bu toplumda üretim araçlarına sahip olanlar (Burjuva) ve bu araçlardan mahrum olanlar(Proleterya/ İ şçi sınıfı) toplumun temel dinamiklerini oluşturmaktadır.

37 Komünist Toplum: Burjuva Sınıfına karşı İ şçi sınıfının yapaca ğ ı devrimle geçilecek nihai toplum biçimidir. Sınıfların olmadı ğ ı, herkesin yetene ğ ine göre üretti ğ i ve herkesin ihtiyacına göre üretimden pay alaca ğ ı ekonomik bir düzenin oldu ğ u toplumdur. *** Marx’ ta toplumsal de ğ işme ilkel toplumdan köle toplumuna geçişte oldu ğ u gibi evrimsel bir süreçle geçilebilece ğ i gibi Kapitalist toplumdan Komünist topluma geçişte görüldü ğ ü gibi devrimle de olabilir.

38 Toplumu de ğ iştiren en önemli unsur insanların benimsedikleri düşünceler ya da inançlar de ğ il. Bunun yerine, toplumsal de ğ işmenin birincil nedeni ekonomik etkilerdir. İ lkel komünist toplumlar hariç di ğ er bütün toplumlarda sınıflar mevcuttur. Dolayısıyla Marx’a göre ‘bütün insanlık tarihi, sınıf çatışmalarının tarihidir’.

39 Toplumsal Sınıf Analizi: Marx’ta toplumsal de ğ işme kendi ifadesiyle farklı üretim biçimleriyle karakterize edilen diyalektik bir süreç izler. Bu diyalektik de ğ işme sürecine göre toplumsal tarih çelişkiler taşıyan bir süreçtir ve bu bakımdan her üretim biçimi kendi içinde taşıdı ğ ı çelişkiler tarafından başka bir üretim biçimine dönüşür. Marx tarihsel gelişme sürecinde ortaya çıkan son çelişkili üretim biçimi olarak tanımladı ğ ı burjuva (veya kapitalist) üretim biçimine özel bir önem atfeder.

40 Kapitalist üretim biçiminde/ Kapitalist toplumda iki tür sınıf vardır. Bunlar; Üretim araçlarına sahip olan Burjuva ve bu üretim araçlarından mahrum kalan Proleterya yani işçi Sınıfıdır. Marx’a göre kapitalist üretim tarzının çelişkileri sonucunda Kapitalist toplum işçi sınıfının yapaca ğ ı devrimle son bulacak ve yerine sınıfsız komünist toplumlara geçilecektir.

41 MAX WEBER ( ): Weber pozitivistlerin aksine sosyolojide do ğ a bilimlerinde kullanılan yöntem ve kavramların aynısının kullanılmasına karşı çıkmaktadır. Ona göre düşünebilme yetisine sahip olan insan toplumsal yaşamda başkalarının düşüncelerini ve tepkilerini de hesaba katarak hareket eden kültürel bir varlıktır. Kültürel varlıklar olarak biz insanlar toplumsal yaşamda genellikle belirli de ğ erlere yönelik olarak hareket ederiz. Bir başka ifadeyle toplumsal yaşamda genellikle başkalarına yönelik olarak belirli anlamlar taşıyan eylemlerde bulunuruz.

42 İ şte bu açıdan Weber’e göre insan eylemi ‘toplumsaldır’ ve bu nedenle toplumsal eylemi açıklamaya yönelik her çalışmanın öncelikle toplumsal eylemi temellendiren anlamı anlaşılır kılması gerekmektedir. Marx’tan farklı olarak tarihin materyalist yorumunu reddetmiş ve sınıf savaşını, Marx’ın düşündü ğ ünden daha az önemli diye görmüştü. Weber’e göre ekonomik etkenler önemlidir ama düşünce ve inanç da aynı şekilde toplumsal de ğ işme üzerinde etkilidir.

43 Weber’in sosyolojik bakış açısının önemli bir bileşeni, ideal tip düşüncesidir. İ deal tipler, dünyayı anlamak için kullanılabilen kavramsal ya da analitik modellerdir. İ deal tipler sabit referans noktaları hizmeti görürler. Weber sosyolojik analizinin temeli olarak gördü ğ ü ideal tipleri bütün çalışmalarında kullanır. Dolayısıyla Weber’de ideal tip bir anlamda sosyolojik bir metodolojidir.

44 Toplum analizinde toplumsal eylemleri ve buna paralel olarak toplumsal ilişkileri ve toplumsal oluşumları da tipleştirir. Toplumsal eylemi analiz etmek üzere geliştirdi ğ i eylem tipolojisinde Weber geleneksel, duygusal, de ğ erle ilişkili akılcı ve amaçsal akılcı olmak üzere dört toplumsal eylem tipinden söz eder. Toplumsal oluşum tipolojisinde de otorite ve örgüt tiplerinden söz eder. Burada da Weber toplumsal eylem tipolojisine büyük ölçüde paralel olarak geleneksel otorite, karizmatik otorite ve yasal-ussal otorite olmak üzere ideal tipte üç otorite ve örgüt biçiminden söz eder.

45 1-)Geleneksel Otorite: De ğ erler ve inançların otoriteyi belirledi ğ i bir otorite çeşididir. Önderlerin inançları kutsal sayılmaktadır. Geleneksel otorite de sadakat esas alınır. Ço ğ unlukla babadan o ğ ula geçmektedir. Dolayısıyla yönetimde akrabaları, tanıdıkları, yakınları gözetme şansı bulunmaktadır.

46 2-) Karizmatik Otorite: Meşruiyetini ola ğ anüstü olaylardan almaktadır. Yani karizmasından almaktadır. Liderin karizmatik özelliklere sahip olması ona karşı ba ğ lılı ğ ı arttırmaktadır. Kritik zamanlarda mevcut sistem işlemez hale gelmektedir. Bu buhranlı dönemlerden kurtulmak için karizmatik liderler ortaya çıkarılır. Karizmatik lider kurulu olan düzeni yıkar. Yeni yaşam yolları açmaya çalışır. Eski sistemi yıkarak başka bir sistem ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Kendisi öldü ğ ü zamanda arkasından gelenler onun koymuş oldu ğ u sistemi kutsallaştırırlar. Böylece bu sisteme karşı gelme imkansızlaşır.

47 3-) Yasal/Ussal Otorite: Yasal otorite de ise insan önemli de ğ ildir. Önemli olan bulundu ğ u pozisyondur. İ nsanlar görevleri gere ğ i bir takım işleri yapmaları gerekmektedir. Otoritenin yapısı yasal kurallar etrafında de ğ işmektedir. Her türlü işler, yönetmelikte yazan kurallara ba ğ lanmaktadır. Kadrolar belirlenmektedir. Bu da kurallar sayesinde olur. Kurallar konularak ona göre otorite sa ğ lanmaya çalışılır. Yasal otorite modern toplumlarda hakim olan bir otorite tarzıdır.

48 WEBER’de Ussallaşma: Weber’e göre aklcı/rasyonel eylem açıkça belirlenmiş bir amaca kilitlenmiş ve bu amaca ulaşmayı sa ğ layacak en uygun araçları seçmiş hesaplı ve planlı düşünmeye dayalı bir eylem tipidir. Bilimin, modern teknolojinin ve bürokrasinin gelişimi Weber tarafından toplu bir biçimde ussallaşma, toplumsal ve ekonomik yaşamın etkinlik ilkelerine göre ve teknik bilgiye dayanarak düzenlenmesidir.

49 Sanayi toplumlarında insanların hurafe, din, töre ve uzun süredir varolan alışkanlıklarına dayanan geleneksel inançlardan uzaklaşmışlar ve bunun yerine aklı ön plana çıkarmışlardır. Weber bürokraside de aynı mantı ğ ın işlemesi neticesinde insanlar daha çok akılcı ve ussal davranmaya başladı ğ ını dile getirir.

50 Böyle bir toplumda (Sanayi toplum ve kapitalist toplum) egemen olan şey, Marx’ın inandı ğ ı gibi sınıf savaşımı de ğ il, bilim ile bürokrasinin gelişmesidir.  Fakat Weber Ussal/yasal yöntemlerle gelişen ça ğ cıl toplumların katı yasalara ve kurallara ba ğ ımlı işlemesini demokrasi adına olumsuz de ğ erlendirmektedir. Esneksiz yasaların bürokraside uygulanması Weber’in Demir Kafes diye nitelendirdi ğ i katı bürokratik anlayışı yansıtmaktadır.

51 Benzer şekilde Weber, ussallaşmanın sonuçları konusunda bütünüyle iyimser de ğ ildi. Toplumun her alanını düzenlemeye kalkarak insan ruhunu yok edecek bir sistem diye ça ğ cıl toplumu eleştirmektedir.


"Sosyoloji Nedir?  Sosyoloji, “insanın toplumsal yaşamının, insan grupları ile toplumlarının bilimsel incelemesidir”. (Giddens, 2008:38),  modern toplumlarda." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları