Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 EKONOMİ 1. Atatürk diyor ki; Ekonomik bakımdan güçsüz olan bir millet, yoksulluktan kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, refaha ve mutluluğa kavuşamaz;

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 EKONOMİ 1. Atatürk diyor ki; Ekonomik bakımdan güçsüz olan bir millet, yoksulluktan kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, refaha ve mutluluğa kavuşamaz;"— Sunum transkripti:

1 1 EKONOMİ 1

2 Atatürk diyor ki; Ekonomik bakımdan güçsüz olan bir millet, yoksulluktan kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, refaha ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal hastalıklardan yakasını kurtaramaz. Ülke yönetimindeki başarı, ekonomik yönden sahip olduklarının derecesiyle orantılıdır. 2

3 3 MODÜL:1 EKONOMİDE ÜRETİM VE SANAYİ 3

4 4 A- EKONOMİDE KULLANILAN TEMEL KAVRAMLAR Ekonomi nedir? Ekonominin çok sayıda tanımı yapılabilir. Bunlardan bazıları şu şekildedir. Sınırlı kaynaklar ile sınırsız insan ihtiyaçlarını karşılanmak için çaba sarf eden bilim dalına “ekonomi” denir. İş hayatındaki kişileri ve toplumu incelemek suretiyle maddi refahı artırma yolları arayan bilim dalına “ekonomi” denir. 4

5 5 Eğer insanlar gerek duydukları her şeyi elde edebilecek sınırsız kaynaklara sahip olsalardı, ekonomi gibi bir bilime ihtiyaç olmazdı. Çünkü ekonomi esas olarak miktarı kısıtlı olan şeylerle ilgilenir. 5

6 6 Ekonomi genel olarak ikiye ayrılır: Kayıt Dışı Ekonomi Ekonomik faaliyetlerin, fiilen gerçekleşmiş olmasına rağmen, bu faaliyetlerle ilgili kayıtların tutulmaması olarak nitelendirilen kayıt dışı ekonomi, kamu idarelerinin denetimi dışında kalan her türlü ekonomik işlem ve faaliyetlerdir. 6

7 7 Kayıt dışı ekonomi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunlarından biridir. Dünyada ve ülkemizde kayıt dışı ekonomi konusunda net rakamlar verilememekle birlikte tahminler yapılmaktadır. Bu tahminlere göre, ülkemizde kayıt dışı ekonominin GSMH’ye* oranı yaklaşık olarak %30-35 civarındadır. ABD, AB ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde ise bu oran yaklaşık %10-15’dir. 7

8 8 Kayıt İçi Ekonomi Kayıt içi ekonomi, resmi kayıtlara giren, kanuni belgelerle belgelendirilen, yetkili kamu organlarınca normal kurallar çerçevesinde kontrol edilen ve milli gelir hesaplamalarında dikkate alınan ekonomik işlem ve faaliyetlerin tamamıdır. 8

9 9 İhtiyaç nedir? Karşılandığı zaman sevinç ve mutluluk veren, karşılanmadığı zaman acı ve üzüntü veren duygulara “ihtiyaç” denir. Önem düzeyine göre ihtiyaçlar ikiye ayrılır: Zorunlu İhtiyaçlar : İnsanların yemek, içmek gibi devamlılık gösteren temel ihtiyaçlarıdır. Lüks İhtiyaçlar : Karşılanmadıkları zaman, zorunlu ihtiyaçlar kadar acı vermeyen ihtiyaçlardır. İyi giyinmek, otomobil sahibi olmak gibi. 9

10 10 Ekonomik ihtiyaçlar, yer ve zamana göre büyük farklılıklar gösterebilir. Örneğin gelişmiş ülkelerdeki bir işçi için otomobil satın almak doğal bir gereksinim olarak düşünüldüğü halde, az gelişmiş bir ülkedeki bir işçi için bu ihtiyaç lüks olabilir. 10

11 11 İhtiyaçların değişmesine neden olan diğer etkenler ise şu şekilde sıralanabilir; Kişinin karakter özellikleri, Fizyolojik etkenler, Yaşanan doğal çevre, Eğitim düzeyi, Toplumsal etkenler, Kültürel etkenler, Politik etkenler, İnançlar, vb. 11

12 12 Mal nedir? İhtiyaçları karşılayan ve fiziksel özelliğe sahip olan temel unsurlara “mal” denir. Diğer bir tanıma göre; insanların ihtiyaçlarını doğrudan veya dolaylı olarak karşılamaya yarayan her şeye “mal” denir. 12

13 13 Hizmet nedir? İnsanların soyut ihtiyaçlarını karşılayan ve insana fayda sağlayan kavrama “hizmet” denir. Hizmetler de mallar gibi üretilebilirler. Ancak hizmetler, mallar gibi stoklama özelliğine sahip değildir. Hizmetlerin ancak süreleri uzatılabilir. Hizmet yalnızca emek ile değil sermaye malları ile de sağlanır. 13

14 14 Fayda nedir? Bir mal veya hizmetin ihtiyaçları karşılama özelliğine “fayda” denir. Her malın faydalı olması istenir. Ancak, bu her zaman mümkün olmaz. Örneğin, sigaranın sağlığa zararlı olduğu bilindiği halde ekonomik anlamda fayda sağladığı için kıt mallara dahil edilir. Televizyon, buzdolabı gibi cihazların madde olarak varlığı, sağladığı fayda olmasaydı hiç bir işe yaramazdı. 14

15 15 Kıymet nedir? Bireylerin kişisel ihtiyaçlarına, gelir ve kültür düzeylerine göre mal ve hizmetlerden sağlayacakları faydaya verdikleri öneme “kıymet” (değer) denir. Tüketiciler mal ve hizmetlere, onların kendilerine sağladıkları fayda oranında değer (kıymet) verirler. Bazı durumlarda, faydası çok olan bir takım mal ve hizmetlere az, faydası düşük olan mal ve hizmetlere ise daha fazla önem verildiği görülür. 15

16 16 Servet nedir? Bireylerin ve toplumların sahip olduğu mal stokuna “servet” denir. Her ulusun ekonomisi, önceki dönemlerde topladığı mallardan oluşan küçük veya büyük bir mal stokuna sahiptir. Buna “ulusal servet” denir. Her ülke ekonomisinin amacı; stoklanabilecek mallarının miktarını artırarak, geleceğini güvence altına almaktır. 16

17 17 B- ÜRETİM VE ÜRETİM ELEMANLARI Üretim nedir? Hammaddeleri mamul mallara çevirmek amacıyla, üretim elemanları bir araya getirme süreci ve işlemine “üretim” denir. Ekonomide ihtiyaçlarımızı gideren mal ve hizmetlerin sürekli bulunabilmesi ve onlardan yeterli faydayı elde etmemizin temeli üretime dayanmaktadır. Her bir üretim elemanın miktarı sınırlı olduğu için, üretilebilecek şeylerin de bir sınırı vardır. 17

18 18 Üretim Elemanları Nelerdir? Para, ekonomik bir kaynak değildir, yalnızca bir semboldür. Kendi başına herhangi bir fayda sağlamaz. İnsanların ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılacak kaynaklara üretim elemanları diyoruz. 18

19 19 Başlıca Üretim Elemanları Şunlardır: TOPRAK (DOĞA), SERMAYE, GİRİŞİMCİ (MÜTEŞEBBİS), EMEK (İŞ GÜCÜ), TEKNOLOJİ (ÜRETİM YÖNTEMİ). 19

20 20 1-TOPRAK (DOĞA) İnsani olmayan, yeryüzünün altında ve üstünde bulunan bütün doğal kaynakları içerir. Tarımsal arazi, inşaat arazisi, madenler ve cevherler, nehirler, ormanlar, okyanuslar ve atmosfer ile buralarda bulunan her türlü kaynak akla gelmelidir. 20

21 21 2-SERMAYE Halk dilinde sermaye, kişilerin tüm varlıklarını içine alan servet karşılığı olarak veya çoğu kez “para” anlamına gelir. Ekonomistler ise, sermayeyi tanımlarken, para anlayışından uzaklaşarak, daha çok mal ile ilgili anlam yüklemişlerdir. Ekonomi biliminde sermaye; doğada serbest biçimde bulunmayan sonradan üretilen üretim araçları olarak da tanımlanır. 21

22 22 Hukuki bakımdan sermaye; harcanmasına gerek kalmadan gelir sağlayabilen unsurlardır. Örneğin, elimizdeki bir tahvil, herhangi bir faaliyet yapmadan bir süre sonra belirli bir getiri sağlayacaktır. Asıl önemli olan nokta, ekonominin konusu olan sermayenin para olarak ifade edilebilen bir unsur olmadığıdır. Ancak, paranın satın alabileceği mal ve hizmetler sermaye olarak kabul edilmelidir. 22

23 23 3-GİRİŞİMCİ (MÜTEŞEBBİS) Bir ekonomik faaliyeti düşünen, plânlayan ve etkin bir şekilde yürüten, diğer üretim faktörlerini bilinçli bir şekilde koordine ederek üretime katan güce “girişimci” (müteşebbis) denir. Diğer bir tanıma göre ise; parasını kâr getireceğini düşündüğü bir projeye yatırarak risk alan kişiye “girişimci” (müteşebbis) denir. 23

24 24 4-EMEK (İŞ GÜCÜ) Çalışanların, bir işte ortaya koydukları bedensel veya zihinsel çabalara “emek” (işgücü) denir. Üretim faktörleri arasında en önemlisidir. Çünkü, emek (insan) olmadan diğer üretim faktörlerinin hiçbir anlamı yoktur. 24

25 25 5-TEKNOLOJİ (ÜRETİM YÖNTEMİ) Çok sayıda tanımı olmakla birlikte, ekonomistler teknolojiyi; “Yeni bir mal üretme, bilinen malları geliştirme yöntemi” veya, “Mal ve hizmetleri üretmek için uygulanan her türlü yöntemler” olarak tanımlamaktadır. 25

26 26 Girişimcinin Özellikleri Nelerdir? İşletmenin kurulma kararını verir. İşletmeyi bizzat yönetir veya yönetecek olanları tayin eder. İşletmede alınan kararların sonucuna katlanır ve bu kararların riskini taşır. İşletmenin nasıl yürütüleceğini planlar, işletmenin sürekliliğini ve kârlılığını sağlamak yönünde etkin kararlar alır. İşletmenin sürekliliğini sağlamak için yeni pazarlar bulur. 26

27 27 C-TÜRKİYE’DE SANAYİ HAREKETLERİ Sanayi nedir? İşletmelerin, makineler kullanarak, mekanik ve kimyasal metotlarla, çeşitli maddelerden mal ve hizmet üretmeleri faaliyetlerine “sanayi” (endüstri) denir. Hammaddelerin değişikliğe uğratılması yoluyla, maddi servetler üretilmesine yarayan iktisadi etkinliklerin tümüne “sanayi” (endüstri) denir. 27

28 28 Sanayi Hareketlerinin Safhaları Ülkemizde sanayileşme hareketlerinin başlangıcı, temeli ve alt yapısını oluşturan, sanayimizin gelişmesine yön ve hız veren faaliyetleri şu şekilde sıralayabiliriz: KÜÇÜK SANAYİ (EL SANAYİ), EV SANAYİ, İMALAT SANAYİ, BÜYÜK SANAYİ. 28

29 29 1-Küçük Sanayi (El Sanayi) Sanayileşme hareketinin ilk safhası ve başlangıcı sayılmaktadır. En belirgin özelliği; üretimin sınırlı sayıda ve el becerileriyle yapılmasıdır. Sermayesi ve işçisi az olan küçük işletmeler şeklindedir. 29

30 30 Tüketici kitlesi azdır. Bu bakımdan fazla gelişme gösterememiştir. Sanayideki büyük gelişmeler, rekabet ve teknik gelişmelere ayak uyduramadıkları için genellikle faaliyetlerini devam ettiremezler. 30

31 31 2-Ev Sanayi Müteşebbisler adına ve onların verdikleri araç-gereçlerle evlerde yapılan faaliyetleri kapsamaktadır. Sanayideki büyük gelişmeler, rekabet ve teknik gelişmelere ayak uyduramamaları sonucunda genellikle faaliyetlerini devam ettiremezler. 31

32 32 3-İmalat Sanayi Sanayi denince genellikle akla imalat sanayi gelir. Fabrikalaşmanın yeni başladığı, ancak yetersiz kaldığı dönemlerde, üretimin bir kısmı el emeği ile yapılmaktaydı. Ancak, Cumhuriyet döneminden günümüze kadar imalat sanayinde ciddi gelişmeler olmuştur. 32

33 33 İmalat sanayi üç ana bölümde incelenebilir: Tüketim Malları Sanayi, Ara Mallar Sanayi, Yatırım Malları Sanayi. 33

34 34 4-Büyük Sanayi Büyük çaptaki ekonomik faaliyetleri ifade eder. Kısaca, üretim araçlarının üretilmesidir denebilir. Büyük sanayi, tüketiciye en uzak ve tüketim malları üreten sanayi dallarını besleyen grup niteliğindedir. 34

35 35 Türkiye’de Sanayi Hareketleri Cumhuriyet Öncesi Dönemde Sanayi Hareketleri yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu, sanayi yönünden dünyanın ileri gitmiş ülkelerinden birisi olarak görülüyordu. Bazı lüks maddeler hariç, bütün sanayi ürünleri İmparatorluk sınırları içinden karşılanıyordu. 35

36 36 Özellikle, çinicilik, dokumacılık ve gemi yapımı gibi sanatlar çok ileri bir düzeye yükselmişti. Tekstil ürünleri, silahlar, deri ve cam eşya ihraç ediliyor ve tersanelerde Venedikliler için savaş ve ticaret gemileri yapılıyordu. 36

37 37 Osmanlı İmparatorluğu devrinde göze çarpan sanayi faaliyetleri şu şekilde özetlenebilir: Kömür ve Tersane İşleri, Savaş Sanayi, Dokuma ve Halı Sanayi, Maden Çıkarılması, El Sanatları, Mimari, vb. 37

38 38 Osmanlıda Sanayinin Gerilemesi Osmanlı İmparatorluğu sanayisi, 19. yüzyılın başlarına kadar, kendi yağı ile kavrulmuştur. Ancak, 18. yüzyılda İngiltere’de başlayan ve diğer Batı Avrupa ülkelerine de yayılan sanayi atılımına çeşitli nedenlerle ayak uyduramayınca, imparatorluğun ev ve el imalatına dayanan küçük sanayi kuruluşları yavaş yavaş kapanmaya başlamıştır. 38

39 39 Bu duruma, kapitülasyonlar ve uygulanan yetersiz sanayi politikaları da eklenince, çöküşün önü alınamamıştır. Yapılan reklamlar ve batı kültürünün etkisiyle yabancı mallara karşı olan talebin artması da bu süreçte etkili olmuştur. Avrupa giysilerinin devlet tarafından resmen kabul edilmesi sonucunda, pamuk ve ipek sanayi büyük zarar görerek çok sayıda tesis kapanmıştır. 39

40 40 Gerekli kredilerin sağlanamaması ve bu krediyi sağlayacak milli bankaların bulunmaması da sürecin hızlanmasına katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak; Türkler, sanayini kurabilecek ve devam ettirebilecek bilgi ve beceriye ulaşamamış, bundan dolayı da büyük sanayi kuruluşları kurmak mümkün olmamıştır. 40

41 41 Cumhuriyet Döneminde Sanayi Hareketleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı’dan ekonomik olarak iflas etmiş bir ülke devraldı. Ülke ekonomisi; insan gücü, sanayi, tarım, dış borçlar, ulaşım, milli üretim vb. konularda perişan bir durumda idi. Mevcut kaynaklar önemli ölçüde ordunun emrine verilmiş ve savaşlar sonucunda bu kaynaklar da tükenmişti. 41

42 42 Ülkemiz, tüm kaynakları tükenmiş, sanayisi olmayan, tarım alanında çok geri, yoksul bir ülke görünümünde idi. Mevcut işletmelerin çoğu yabancıların elindeydi ve bu sermaye sahipleri de ülkeyi terk ediyorlardı. Ülkenin bu olumsuz ortamdan kurtulması için nasıl bir ekonomi programı uygulanacağını belirlemek amacıyla 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında “İzmir İktisat Kongresi” düzenlendi. 42

43 43 İzmir İktisat Kongresi’nde Alınan Kararlar İzmir İktisat Kongresine; çiftçi, sanayici, tüccar ve işçi temsilcilerinden oluşan 1135 delege katıldı. Kongrede özetle şu kararalar alındı: Özel girişimcilerin desteklenmesi, Yatırımcılara kredi sağlayacak bankaların kurulması, Hammaddesi yurt içinde olan endüstri kollarının kurulması, Günlük tüketim mallarına öncelik verilmesi, Önemli kuruluşların millileştirilmesi ve limanlarımızda kabotaj* hakkımızın kullanılması. 43

44 44 Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomik alanda atılan bazı adımlar şunlardır: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk bütçesi, 1 Mart 1924’de 120 milyon Lira olarak yürürlüğe girmiştir. 3 Ağustos 1924’de “Türkiye Cumhuriyeti” sözcükleri ile 10 kuruşluk ilk madeni para basılmıştır. “Türkiye Cumhuriyeti” sözcükleri ile basılan ilk altın para ise 5 Ekim 1925’de basılan 5 Lira’dır. 44

45 yılında 1 Amerikan Doları 167 Kuruş, 1 Alman Markı ise 44 Kuruş idi. 1924’te Zirai Birlikler ve Zirai Kredi Kooperatifleri yasaları çıkarıldı. Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Okulları ve Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı. Mahsulün onda birinin vergi olarak ödenmesi demek olan “aşar vergisi” 1925 yılında kaldırıldı. 45

46 'te çıkarılan bir kanunla köylülere bedelini yirmi yılda ödemek üzere toprak dağıtıldı yılında çıkan bir yasa ile tarım işlerinde kullanılacak makineler için teşvikler ve istisnalar uygulandı. 46

47 47 Ekonomik gelişim açısından ulaşım ağının kurulması gerekiyordu. Yabancıların elinde bulunan demiryolları devletleştirilerek, yeni demiryollarının yapımına önem verildi. 47

48 ’da ‘Kabotaj Kanunu’ çıkarılmış ve kabotaj hakkı yabancıların elinden alınarak, Türk deniz ticaretinin ve taşımacılığının gelişmesi sağlandı. 48

49 ’de Denizyolları İşletmesi kuruldu. 1937’de deniz işletmeciliği ve bankacılık işletmelerine yardımcı olmak amacı ile Deniz Bank kurulmuştur. 49

50 50 6 Ekim 1926 Kayseri’de açılan uçak fabrikası, 1934’de 6 avcı uçağı üretti ve bu uçaklardan biri 50 dakikada Ankara’ya uçtu. 1929’da İstanbul–Berlin arasında tarifeli uçak seferleri başladı. Yurt içinde ise ilk olarak, 1933’de Ankara– İstanbul arasında tarifeli uçak seferleri başladı. 50

51 51 11 Eylül 1926’da Ankara’da otomatik telefon hizmete girdi. 1929’da İstanbul-Ankara, 1937’de Ankara–Adana arasında telefon görüşmeleri başladı. 51

52 52 Cumhuriyetin ilk on bir yılında açılan şeker fabrikaları: Alpullu Şeker Fabrikası (1926), Uşak Şeker Fabrikası (1926), Eskişehir Şeker Fabrikası (1933), Turhal Şeker Fabrikası (1934). 52

53 53 Cumhuriyetin ilk yıllarında açılan diğer fabrikalar şunlardır: Bursa dokumacılık fabrikası (1927), Bünyan dokuma fabrikası (1927), Ankara çimento fabrikası (1928), Ford Şirketi ile bir otomobil montaj fabrikası (1929). 53

54 54 17 Nisan 1934’te Birinci Beş Yıllık Sanayi Planının kabul edilmesi ile birlikte, devlet iktisadi hayata girerek işletmeciliğe başlamış ve ülke genelinde planlı sanayileşmeye geçilmiştir. 54

55 55 Bu dönemde açılan fabrikalar şunlardır: Bakırköy Bez Fabrikası (1934), Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934), Kayseri Bez Fabrikası (1935), Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası (1935), Paşabahçe Cam Fabrikası (1935), Çubuk Barajı (1936), 55

56 56 İzmit Birinci Kağıt Fabrikası (1936), Nazilli Basma Fabrikası (1937), Ereğli Bez Fabrikası (1937), Gemlik Suni ipek Fabrikası (1938), Divriği Demir Madeni İşletmesi (1938), Bursa Merinos Fabrikası (1938). 56

57 57 Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan milli bankalar şunlardır: Türkiye İş Bankası (1924), Türkiye Sanayi ve Maadin* Bankası (1925), T.C. Merkez Bankası (1930), İller Bankası (1933), Sümerbank (1933), Etibank (1935), Halk Bankası (1938). 57

58 58 MODÜL:2 EKONOMİDE ÜRETİM VE SANAYİ 58

59 59 A-PARA Para nedir? Devletçe bastırılan, üzerinde itibari değeri yazılı olan, mal ve hizmetlerin değiştirilmesinde kullanılan, kağıt ya da metal ödeme aracına “para” denir. 59

60 60 Paranın İşlevleri Şunlardır: 1-Para, bir değişim (mübadele) aracıdır: Piyasadaki mal ve hizmetlerin en kolay şekilde el değiştirmesini sağlar. Paranın olmadığı zamanlarda insanlar ihtiyaçları için mal takası yapıyorlardı. Günümüzde aynı durumun olduğunu var sayarsak, paranın önemi daha iyi kavranacaktır. 60

61 61 2-Para, bir değer ölçüsüdür: Mal ve hizmetler arasında, değişim oranının belirlenmesinde para, “en gerçeğe” yakın değerin bulunmasını sağlar. Eğer karşılıklı mal değişimi yapılsaydı, ürünlerin gerçek değerlerini bulup bulmadığı konusunda şüpheler oluşurdu. 61

62 62 3-Para, servet biriktirme aracıdır: Üretilen malların tüketilmeyen kısımlarının biriktirilmesi konusunda kolaylık sağlar. Eğer para kullanılmayıp karşılıklı mal değişimi yapılsaydı, çalışanların tasarruf yapması da söz konusu olmazdı. 62

63 63 4-Para, ödemeleri erteleme aracıdır: Ticari hayatta çoğu zaman ödemeler günü gününe yapılamaz. Ödemelerin ertelenmesi de, çek ve senet gibi değerli kağıtlarla (para) üzerinden yapılmaktadır. Eğer para olmasaydı, satışların çekle senetle veya taksitle yapılması mümkün olmayacaktı. 63

64 64 Paranın Özellikleri Nelerdir? Kabul Edilirlik Özelliği, Değerin İstikrarı Özelliği, Uzun Ömürlü Olma Özelliği, Taşınabilirlik Özelliği, Bölünebilirlik Özelliği, Tek Biçimlilik Özelliği. 64

65 65 Devalüasyon nedir? Sabit döviz kuru uygulanan sistemlerde, hükümetin aldığı bir kararla, resmî döviz kurunun yükseltilmesidir. Diğer bir deyişle ulusal paranın döviz karşısında değerinin düşürülmesidir. (Bu olayın tersine revalüasyon* adı verilir.) Enflasyonun yüksek olduğu, ödemeler dengesinin bozulduğu ülkelerde uygulanır. 65

66 66 Değişken kur sistemlerinde, kurlar arz ve talebe bağlı olarak yükseldiği ve bu yükseliş devletin müdahalesi ile olmadığı için devalüasyon terimi kullanılmaz. Genellikle resmî döviz kurları, Amerikan Doları veya EURO cinsinden ifade edildiği için, devalüasyona gitmek isteyen ülke, bu dövizlerin kur fiyatını artırır. Buna bağlı olarak ta diğer dövizlerin fiyatı da artar. 66

67 67 Devalüasyon niçin yapılır? Devalüasyon yapılmasının başlıca nedeni, dış ödemeler bilançosu açıklarını gidermektir. Dış ticaret bilançosunu iyileştirici etkiler iki kanaldan ortaya çıkar: İthalat giderlerinde daralma, İhracat gelirlerinde artış. 67

68 68 Devalüasyon yoluyla ithal malların fiyatları ulusal para cinsinden yükselir. Bu da ithalatı azaltıcı bir etki yapar. Böylece döviz tasarrufu sağlanmış olur. Öte yandan, yerli mallar yabancı para cinsinden ucuzlar. Bu yolla hem yabancı sermayenin yurt içine girişi, hem de ihracat gelirlerinin artışı sağlanır. Ülkeye döviz akışını sağlayan bu iki olumlu etki, dış ödemeler açığının kapanmasını sağlar. 68

69 69 Enflasyon nedir? Enflasyon deyince aklımıza ilk gelen, günlük hayatta çokça kullandığımız mal ve hizmetlerin fiyatlarının artmasıdır. (Enflasyonun tersine deflasyon* denir) Enflasyonun tam karşılığı; fiyatların genel düzeyinin sürekli bir artış eğilimi göstermesi ve paranın değerinin düşmesidir. Sadece bazı malların fiyatlarının sürekli artması ya da tüm malların fiyatlarının bir sefer artması enflasyon değildir. (TCMB) 69

70 70 Enflasyonun sebepleri nelerdir? Devletin karşılıksız para basması. Maliyetlerdeki artışlar, yüksek faiz ve devalüasyon. Bütçe açıkları. İthal malların fiyatlarında yükselme. Bankaların krediyi genişletmesi. Tasarrufların yatırımdan çok olması. 70

71 71 Enflasyonun Sonuçları Nelerdir? Gelir dağılımında adaletsizlik oluşur. Tasarrufta azalma, tüketimde artış olur. Paradan kaçış; gayrimenkul, altın gibi yatırım araçlarına yönelme olur. İthalatı kısmak için devalüasyon yapılması zorunluluğu oluşur. Üretimin artmaması sonucu istihdam olumsuz yönde etkilenir. Dış ödemeler dengesi bozulur. Sanayi yatırımları azalır. GSMH düşer. 71

72 72 B-KREDİ Kredi nedir? Tüketicinin, ödeme gücünü aşan satın alma işlemlerini hemen yapabilmesi için, gerekli olan paranın belirli bir faiz oranı ile ödünç olarak verilmesine “kredi” denir. Kredi; eldeki para ile gelecekte ele geçecek paranın değiştirilmesi veya para ile ödeme vaadinin değiştirilmesi anlamına da gelir. 72

73 73 Kredinin Genel Şartları Nelerdir? Genel olarak, kefil/kefiller, ipotek, gelir beyanı, hayat sigortası istemekle birlikte; Bankalar, kredi vermek için; Kişiye, Zamana ve Kredinin çeşidine göre değişiklik şartlar belirlerler. Uygun şartları taşıyan müşterilerin kredi isteklerini yerine getirirler. 73

74 74 Kredinin faydaları nelerdir? Kredi, milli serveti meydana getiren tüketim ve sermaye malları stokunun en verimli ve faydalı şekilde kullanılmasını sağlar. Kredi, tasarruf paralarının ekonomiye kazandırılmasını sağlar. Kredi, satışları artırır. 74

75 75 Kredi, işletmelerin kurulması, sıkıntı içinde olan işletmelerin yaşaması ve büyümesi için kaynak oluşturulmasına imkan sağlar. Kredi, bankalardaki tasarruflardan büyük kitlelerin yararlanması için önemli bir araçtır. Kredi, tasarrufu, ödüllendirmek suretiyle teşvik eder. 75

76 76 Kredi Çeşitleri Nelerdir? Krediler genel olarak ikiye ayrılır: Vadelerine göre krediler, Kullanma amaçlarına göre krediler. 76

77 77 Vadelerine Göre Krediler: Kısa vadeli krediler: Vadesi bir yıldan az olan kredilerdir. Orta vadeli krediler: Vadesi 1-5 yıl arası olan kredilerdir. Uzun vadeli krediler: Vadesi 5 yıldan fazla olan kredilerdir. 77

78 78 Kullanma Amaçlarına Göre Krediler: Tüketim kredileri: Tüketim ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı kullanılan kredilerdir. Üretim kredileri: Üretime yönelik kullanılan kredilerdir. Yatırım kredileri: Herhangi bir konuda yatırım yapmak amaçlı kullanılan kredilerdir. İşletme kredileri: İşletmelerin devamını sağlamaya yönelik kullanılan kredilerdir. 78

79 79 Kredi Veren Kurumlar Banka nedir? Faizle para alınıp verilebilen, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve bunun dışındaki diğer bazı ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluşlara “banka” denir. Banka kelimesi; İtalyanca, para bozma gişesi, para bozma yeri anlamına gelen banca kelimesinden dilimize geçmiştir. 79

80 80 Bankaların yaptığı işlemler nelerdir? Kullanılmayan paraların ekonomiye girişini sağlamak, Kredi vererek ekonomiye katkı sağlamak, Vatandaşı yatırıma yönlendirmek, Ödemelerde aracılık etmek, Kiralık kasa hizmeti vermek, Senet tahsili yapmak, Para nakli yapmak. 80

81 81 Türkiye’deki Banka Çeşitleri İşlevine göre bankalar beşe ayrılır*: Emisyon Bankaları, İş ve Ticaret Bankaları, Ziraat Bankaları, Sanayi Bankaları, Kalkınma ve Yatırım Bankaları. Bankalar, kanuni açıdan ikiye ayrılır: Kamu (Devlet) Bankaları, Özel Bankalar. 81

82 82 Diğer Kredi Veren Kuruluşlar Tarım Kredi Kooperatifleri: Çiftçilere yönelik kredi veren kuruluşlardır. Esnaf Kefalet Kooperatifleri: Küçük esnaflara yönelik kredi veren kuruluşlardır. 82

83 83 C-FİYAT Fiyat nedir? Bir mal veya hizmetin parasal ifadesine “fiyat” denir. Herhangi bir mal veya hizmetin değeri, o ekonomide geçerli olan ortak değer ölçüsü para ile fiyata dönüştürülür. Fiyat istikrarı, ulusal ekonomilerin vazgeçilmez unsurudur. Ülkemizde fiyat istikrarını “Merkez Bankası” sağlar. 83

84 84 Rekabet nedir? En geniş anlamıyla rekabet; piyasada kıt olanı paylaşmak veya bir ödül elde etmek amacıyla, belli kural ve kısıtlamalar çerçevesinde, temel özgürlüklerin ve insan haklarının garanti altına alındığı ve hiçbir ayrıcalığın olmadığı bir ortamda, birden fazla oyuncu arasında yapılan bir yarıştır. 84

85 85 Tekel Piyasalar (Eksik Rekabet Piyasası) Bir malın piyasasında fiyat; alıcı ve/veya satıcılardan biri veya birkaçı tarafından belirleniyorsa bu piyasaya “tekel piyasası” denir. Piyasada tek satıcı mevcuttur. Başka satıcıların piyasaya girişini önleyen ciddi engeller vardır. Fiyat tek taraflı olarak belirlenir. Rekabetin olmayışı, üretimde verimsizliğe ve yüksek maliyetlere yol açar. 85

86 86 Tam Rekabet Piyasası Piyasada çok sayıda alıcı ve satıcı mevcuttur. Alınan ve satılan ürünlerin miktarları piyasanın toplam hacmine kıyasla çok küçük olduğu için, bunlardaki bir değişme piyasayı etkilemez. Arz edilen mal ve hizmetlerin özellikleri ve kaliteleri birbirine çok yakındır. Satıcıların ve alıcıların piyasaya girişi ve çıkışı tamamen serbesttir. Hiçbir firma, sattığı ürünün fiyatı üzerinde tek başına kontrol gücüne sahip değildir. 86

87 87 Arz nedir? Bir mal ve/veya hizmeti üretenlerin veya elinde bulunduranların satmaya hazır oldukları miktara “arz” denir. Arzın oluşması için, bir mal stokunun satışı söz konusu olmalıdır. Arzın oluşması için, malın pazara sunulması gereklidir. 87

88 88 Arza Etki Eden Faktörler Nelerdir? Piyasaya sunulan mal ve hizmetlerin fiyatı. Üretim kaynaklarının fiyatındaki değişimler. Piyasaya sunulan mal ve hizmetlerle ilgili olan diğer mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişimler. Verimlilik ve maliyet. Pazardaki üretici firma sayısı. Moda ve üretim teknolojideki değişimler. 88

89 89 Talep nedir? Belli bir dönemde belli bir fiyat düzeyinde, insanların piyasada satın alabileceği mal miktarına “talep” denir. Diğer bir deyişle, belirli bir dönemde, belirli bir maldan, parayla desteklenmiş satın alma arzusuna “talep” denir. 89

90 90 Talebe Etki Eden Faktörler Nelerdir? Malın kendi fiyatı, Diğer malların fiyatları, Gelir dağılımı, Zevkler ve tercihler, Nüfus ya da alıcıların sayısı, Hane halkının ortalama geliri, Fiyatlar ve gelirler hakkındaki bekleyişler. 90


"1 EKONOMİ 1. Atatürk diyor ki; Ekonomik bakımdan güçsüz olan bir millet, yoksulluktan kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, refaha ve mutluluğa kavuşamaz;" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları